turgut uyar
"sen nereye, ben oraya, adım adım.
insan sevdikçe iyileşiyor artık anladım."
"bana bir şey söyle ilkbahar gibi...
çiçek aç mesela, veya yağ rahmet olarak içime. veya gökkuşağı ol, sar ruhumu...
bir şey söyle,
sözü aşsın, öze değsin...
bir şey söyle yanındayım mesela?"
"bir tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
ettirmek istiyor musun demezler.
bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur."
ikinci yeninin öncü şairlerindendir. ayrılık, kavuşma, özlem gibi birçok konuyu en çok da insanı anlatan şiirler yazmıştır. bu sözler de sevdiklerimdendir.
insan sevdikçe iyileşiyor artık anladım."
"bana bir şey söyle ilkbahar gibi...
çiçek aç mesela, veya yağ rahmet olarak içime. veya gökkuşağı ol, sar ruhumu...
bir şey söyle,
sözü aşsın, öze değsin...
bir şey söyle yanındayım mesela?"
"bir tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
ettirmek istiyor musun demezler.
bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur."
ikinci yeninin öncü şairlerindendir. ayrılık, kavuşma, özlem gibi birçok konuyu en çok da insanı anlatan şiirler yazmıştır. bu sözler de sevdiklerimdendir.
devamını gör...
deizm
yaratıcı'nın olduğuna inanan fakat dinlerin yaratıcı'dan geldiğine inanmayan, inançtır deizm.
sorgulayıp dinden dönen çoğu insan kendini boşlukta hisseder, bu boşluğu doldurmak için dinleri reddeden ama yaratıcıyı kabul eden, yaratılışçı olan deizmin ilk kapısı çalınır. bir süre o boşluk doldurulduktan sonra tekrar sorgulamaya başlanınca anlar ki; ispatı olmayan, bilimsel olarak açıklanamayacak, var olması veya olmaması bir şeyi değiştirmeyecek bir yaratıcıya inanmış. ondan sonra dinleri reddeden ve yaratıcı'nın varlığını dahi reddeden ateizm'in kapısına dayanılır. yani uzun lafın kısası (bkz: teizm) ile (bkz: ateizm) ara geçişidir deizm.
sorgulayıp dinden dönen çoğu insan kendini boşlukta hisseder, bu boşluğu doldurmak için dinleri reddeden ama yaratıcıyı kabul eden, yaratılışçı olan deizmin ilk kapısı çalınır. bir süre o boşluk doldurulduktan sonra tekrar sorgulamaya başlanınca anlar ki; ispatı olmayan, bilimsel olarak açıklanamayacak, var olması veya olmaması bir şeyi değiştirmeyecek bir yaratıcıya inanmış. ondan sonra dinleri reddeden ve yaratıcı'nın varlığını dahi reddeden ateizm'in kapısına dayanılır. yani uzun lafın kısası (bkz: teizm) ile (bkz: ateizm) ara geçişidir deizm.
devamını gör...
canım kendim
canım kendim, seni herkesten daha çok seviyorum. önceliğim her zaman sensin. iyi ki varım. *
devamını gör...
evlilik
(bkz: öldürmeyip süründüren şeyler)
devamını gör...
yalnız tipler 23.00'dan sonra ne yapıyor sorunsalı
23.00'ten önce ne yapıyorsak aynısını yapıyoruz.
devamını gör...
iyi değiliz
en sık söylenen yalan zaten "nasılsın?" sorusuna verilen "iyiyim" cevabıdır. yoksa yok herkes bu kadar iyi olamaz bence bu ülkede kime sorsak iyi. tabiki aslında iyi değiliz.
devamını gör...
alfred adler
freudla kapışmaları film senaryolarına taş çıkarır, ufak bir araştırmanızı tavsiye ederim. ayrıca kendisi bireysel psikolojinin kurucularındandır.
devamını gör...
zaman bir algı mıdır yoksa gerçek mi sorunsalı
zaman algılarımızla tahayyül edebildiğimiz bir evren gerçeği, boyutudur. her canlı türü tarafından farklı algılanabildiği gibi, tahayyülden ziyade kendisini direkt bir boyut olarak değerlendirebilen varlıkların da olabileceği şüphesindeyiz. bilim-kurgu filmlerindeki zamanı eğip bükebilen canlılar bu şüphenin bir sonucu işte.
(bkz: arrival)
(bkz: arrival)
devamını gör...
norveç deyince akla gelenler
kapalı hava, bunu takip eden soğuk daha sonrasında kar, bunları takip eden depresyon hali ve sonuç olarak intihar etme düşünceleri.
devamını gör...
tanımlarını okuyarak bir yazara aşık olmak
hemcinsine aşık olma ihtimalini de düşünmelidir.
devamını gör...
badem çiçeği festivali
bademiyle ünlü muğla’nın datça ilçesinde 2018 yılından beri düzenlenen bir festivaldir. badem çiçeklerinin bahara erken merhabalarının kutlandığı festival bu sene pandemi nedeniyle online olarak gerçekleştirilecektir, tabi biz uzaktakiler için. ordakiler için nerdeyse hergün festival.
bu sene 12-14 şubat tarihleri arasında datça belediyesi’nin instagram ve facebook hesaplarından saat:14:00’te canlı bağlantılar olacakmış. güzel vakit geçirmek için izlenesi bence...
bu sene 12-14 şubat tarihleri arasında datça belediyesi’nin instagram ve facebook hesaplarından saat:14:00’te canlı bağlantılar olacakmış. güzel vakit geçirmek için izlenesi bence...
devamını gör...
küfür
dilin cilasıdır.
edit: sözlük içerisinde yasaksa etmeyiz elbet, türkçemiz sağolsun anlatım gücümüz kuvvetli.
edit: sözlük içerisinde yasaksa etmeyiz elbet, türkçemiz sağolsun anlatım gücümüz kuvvetli.
devamını gör...
altıncı hastalık
virüslerin yol açtığı, süt çocukluğu döneminde görülen hafif seyirli bir enfeksiyon hastalığı. 6 ay - 3 yaş grubu çocuklarda sık görülür. 2-3 gün süren ateş, en fazla 8 güne kadar uzar. özel bir tedavisi ve aşısı olmayan bir hastalıktır. hastalık bir haftada kendiliğinden iyileşir.
devamını gör...
vişneizm
#953469 koşa koşa nicaltına gitmek vardı değil mi? çünkü sistem böyle işliyor. yallah mallah diyor özelden e tabii sözlüktekiler verdiler özgüveni ablan star bebeğim tarzında dolaşıyor ortalıkta. kimlere sataşmadı ki burada.biraz tahammül edin diyorum yallah diyor. biz nelere tahammül ettik tecavüz fantezisi yazısını paylaşan zihniyet. onu bunu linç edersiniz sonra bana sataşıyor herkes tarakları. mafya gibiler bunlar yakında sedat peker gibi video da çekerler.sataşıp sataşıp rahatlamıyorlar da hiç ne çok öfke birikmiş içlerinde ay uzak olsunlar. geçiniz ben sıramı savdım bugün. acaba yarın kime?
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
çeşitli bahçelerin duvarlarından aşılan yayın.*
devamını gör...
goblin köpek balığı
mitsukurina owstoni olarak da bilinen, deniz ve okyanusların derinlerinde yaşayan ve zaman zaman 200 metreye kadar çıkabilen, nesli tehlikede olan bir köpekbalığı türüdür. başının üstünden öne doğru uzanan kılıcımsı bir çıkıntısı vardır. insanlarla neredeyse hiç temas etmez. bugüne kadar kaydedilen en büyük goblin 5.5 metre uzunluğundadır.
devamını gör...
çocukluk
ben çocukluğun tanımını bir hikaye ile birlikte yazmak istiyorum.**
güneş bulutların arkasına saklanmıştı bugün. rana ve annesi parka gitmek için çıkmışlardı evden ama rana hüzünlü bir şekilde ağır adımlarla ilerliyordu. çünkü güneş ona ışıklarını saçıp gülümsememişti. kapkara bulutlar kaplamıştı gökyüzünü yavaş yavaş çiseliyordu yağmur. sonra birden bir yağmur damlası kondu rana'nın burnun ucuna. rana gülümseyerek gökyüzüne baktı.
rana: anne bulutlar bana selam verdi.
annesi(gülümseyerek): peki sen onlara selam vermeyecek misin?
rana küçük sırt çantasından suluğunu çıkardı annesi şaşkındı. herhalde, sadece rana’nın size de merhaba bulutlar demesini bekliyordu.
rana suluğu açtı ve yere biraz su döktü annesi daha da çok şaşırdı.
annesi: rana ne yapıyorsun sen?
rana: bulutlara selam gönderdim anne bu su buharlaşarak onlara gidecek ve onlar da selamımı alacak.
annesi gülerek rana'nın başını okşadı ne kadar da güzel düşüncelerdi bunlar. parka doğru yürümeye devam ettiler yağmurun hızı da bir hayli artmıştı annesi geri mi dönsek acaba diye düşünüyordu ama rana'nın sevincini bozmak istemiyordu çünkü rana bir hayli memnundu bu durumdan.
rana: anne neden insanlar koşuyor?
annesi: yağmur yağıyor diye kızım.
rana: ama yağmurdan kaçılmaz ki.
annesi: ıslanmak istemiyorlar rana o yüzden de evlerine gidiyorlar
rana: ama hava sıcak olduğunda yağmurun yağmasını istiyor herkes.
annesi (biraz şaşkın bir tavırla ve gülümseyerek): herkes senin gibi düşünmüyor kızım. dedi.
parka varmışlardı yağmur yavaş yavaş azalıyor kara bulutlar dağılıyordu. parkta köpeğini gezdiren bir adam vardı ve rana'nın gözü onlara takılmıştı. rana adamın yanına doğru gitti.
annesi: rana nereye gidiyorsun? rana!
rana: siz köpeğinizi sevmiyor musunuz?
adam(şaşkınlıkla): o da nereden çıktı?
rana: insan sevdiğini bağlamaz ki.
adam şaşkınlıkla karşıladı durumu annesi de yanlarına gelmişti.
adam: sevmez olur muyum tabi ki seviyorum. kaçmasın diye tasmasını taktım. adın ne senin bakayım?
rana: adım rana ama zaten sizden kaçarsa o da sizi sevmiyor demektir.
adam daha çok şaşırmıştı annesi de adama selam verdi ve tanıştılar.
adam: kızınız çok akıllı hanımefendi adam rana’ya dönerek aslında biliyor musun haklısın rana hiçbir canlıyı zorla alı koyamayız ama ben onu daha iyi koşullarda bakmak için yanımda tutuyorum.
rana şansı sevmişti. köpeğin adı şanstı. rana şansın başını usulca okşadı ve sevdi. şans da kuyruğunu sallıyor ve patisini rana’ya doğru uzatıyordu. iyi anlaşmışlardı. şans da memnun görünüyordu halinden.
adam: bak ne diyeceğim rana ben her sabah şansı yürüyüşe çıkarıyorum sen de gelir onunla oynarsın olur mu?
rana bunu duyunca çok sevinmişti.
rana (büyük bir sevinçle olduğu yerde zıplayarak): yaşasın yeni bir arkadaşım oldu. dedi.
aradan zaman geçmiş parkta geçirilen güzel bir vakitten sonra eve doğru yola koyulmuştu rana ve annesi.
rana çok keyifli bir gün geçirmiş ve yeni bir arkadaş edinmişti. eve varmışlardı.
akşam babası işten geldiğinde rana babasına gününün nasıl geçtiğini, neler yaptığını anlattı. babası da şaşkınlığını gizleyemedi tabi. çok seviyordu rana'yı. rana babasının dizlerinde uykuya dalmıştı ama babası da rana’dan farksız değildi. çünkü derin düşüncelere dalıp gitmişti...
çocukluk anı yaşamaktı. yağmurun altında kolları açarak dönmek, güneşin bize gülüşünü çimlere uzanarak iliklerine kadar hissetmek, sonbaharda düşen yaprakları dağ gibi yapıp üzerine atlamaktı çocukluk. diğer canlıları da dost bilmekti çocukluk. meraklı olup sorgulamak, sevgi dolu olup paylaşmaktı çocukluk.
çocukluk sadece belli bir yaş grubuna ait değildi. çocukluk aslında içimizdeydi. büyüdükçe kimimiz onu her gün biraz daha derine gömüyor kimimiz ise yaşıyordu.**
güneş bulutların arkasına saklanmıştı bugün. rana ve annesi parka gitmek için çıkmışlardı evden ama rana hüzünlü bir şekilde ağır adımlarla ilerliyordu. çünkü güneş ona ışıklarını saçıp gülümsememişti. kapkara bulutlar kaplamıştı gökyüzünü yavaş yavaş çiseliyordu yağmur. sonra birden bir yağmur damlası kondu rana'nın burnun ucuna. rana gülümseyerek gökyüzüne baktı.
rana: anne bulutlar bana selam verdi.
annesi(gülümseyerek): peki sen onlara selam vermeyecek misin?
rana küçük sırt çantasından suluğunu çıkardı annesi şaşkındı. herhalde, sadece rana’nın size de merhaba bulutlar demesini bekliyordu.
rana suluğu açtı ve yere biraz su döktü annesi daha da çok şaşırdı.
annesi: rana ne yapıyorsun sen?
rana: bulutlara selam gönderdim anne bu su buharlaşarak onlara gidecek ve onlar da selamımı alacak.
annesi gülerek rana'nın başını okşadı ne kadar da güzel düşüncelerdi bunlar. parka doğru yürümeye devam ettiler yağmurun hızı da bir hayli artmıştı annesi geri mi dönsek acaba diye düşünüyordu ama rana'nın sevincini bozmak istemiyordu çünkü rana bir hayli memnundu bu durumdan.
rana: anne neden insanlar koşuyor?
annesi: yağmur yağıyor diye kızım.
rana: ama yağmurdan kaçılmaz ki.
annesi: ıslanmak istemiyorlar rana o yüzden de evlerine gidiyorlar
rana: ama hava sıcak olduğunda yağmurun yağmasını istiyor herkes.
annesi (biraz şaşkın bir tavırla ve gülümseyerek): herkes senin gibi düşünmüyor kızım. dedi.
parka varmışlardı yağmur yavaş yavaş azalıyor kara bulutlar dağılıyordu. parkta köpeğini gezdiren bir adam vardı ve rana'nın gözü onlara takılmıştı. rana adamın yanına doğru gitti.
annesi: rana nereye gidiyorsun? rana!
rana: siz köpeğinizi sevmiyor musunuz?
adam(şaşkınlıkla): o da nereden çıktı?
rana: insan sevdiğini bağlamaz ki.
adam şaşkınlıkla karşıladı durumu annesi de yanlarına gelmişti.
adam: sevmez olur muyum tabi ki seviyorum. kaçmasın diye tasmasını taktım. adın ne senin bakayım?
rana: adım rana ama zaten sizden kaçarsa o da sizi sevmiyor demektir.
adam daha çok şaşırmıştı annesi de adama selam verdi ve tanıştılar.
adam: kızınız çok akıllı hanımefendi adam rana’ya dönerek aslında biliyor musun haklısın rana hiçbir canlıyı zorla alı koyamayız ama ben onu daha iyi koşullarda bakmak için yanımda tutuyorum.
rana şansı sevmişti. köpeğin adı şanstı. rana şansın başını usulca okşadı ve sevdi. şans da kuyruğunu sallıyor ve patisini rana’ya doğru uzatıyordu. iyi anlaşmışlardı. şans da memnun görünüyordu halinden.
adam: bak ne diyeceğim rana ben her sabah şansı yürüyüşe çıkarıyorum sen de gelir onunla oynarsın olur mu?
rana bunu duyunca çok sevinmişti.
rana (büyük bir sevinçle olduğu yerde zıplayarak): yaşasın yeni bir arkadaşım oldu. dedi.
aradan zaman geçmiş parkta geçirilen güzel bir vakitten sonra eve doğru yola koyulmuştu rana ve annesi.
rana çok keyifli bir gün geçirmiş ve yeni bir arkadaş edinmişti. eve varmışlardı.
akşam babası işten geldiğinde rana babasına gününün nasıl geçtiğini, neler yaptığını anlattı. babası da şaşkınlığını gizleyemedi tabi. çok seviyordu rana'yı. rana babasının dizlerinde uykuya dalmıştı ama babası da rana’dan farksız değildi. çünkü derin düşüncelere dalıp gitmişti...
çocukluk anı yaşamaktı. yağmurun altında kolları açarak dönmek, güneşin bize gülüşünü çimlere uzanarak iliklerine kadar hissetmek, sonbaharda düşen yaprakları dağ gibi yapıp üzerine atlamaktı çocukluk. diğer canlıları da dost bilmekti çocukluk. meraklı olup sorgulamak, sevgi dolu olup paylaşmaktı çocukluk.
çocukluk sadece belli bir yaş grubuna ait değildi. çocukluk aslında içimizdeydi. büyüdükçe kimimiz onu her gün biraz daha derine gömüyor kimimiz ise yaşıyordu.**
devamını gör...
pare to dakri mou
1959 yılından bir mairi linta güzelliği, bir manolis hiotis bestesi. sözleri eftihia papagiannopoulou'ya ait. iki yıl sonra 1961'de aynı isimle çekilen dramatik bir filmin müziği olmuş yunanistan'da aynı zamanda. ilk yorumu yeterince güzel olan şarkı, trio kithara adlı grup tarafından aynı yıl daha caz türünde yeniden yorumlanarak amerika'da plaklara kaydedildi. günümüzde ise black sheep trio adlı müzik grubunun orijinalini unutturacak kadar güzel yorumladığı bir şarkı olarak yeniden kulaklarımızı şenlendirmekte.
mairi linta & manolis hiotis:
trio kithara yorumu:
black sheep trio:
sözlerinin türkçe tercümesi ise şöyle:
gözyaşımı al
gözyaşımı al
sana yoldaş olması için.
acımı al
acımı al
ve onu kalbine koy.
al ki hissedesin
aşkımın acısını
ve senin için nasıl
bir yıldır çile çektiğimi
al başımın dönüşünü
al başımın dönüşünü
beni deli eden
al bozulmuş sinirlerimi
al bozulmuş sinirlerimi
beni öldüren
al onları, sevdiğim
götür ve denize at
çünkü bulamıyorum
gece gündüz bir huzur
al dudaklarımı
al dudaklarımı
zehirlerin sızdığı
kalbimi al
kalbimi al
kurtların yiyip bitirdiği
ne yapayım şimdi
bu yaralı kalbimi
ve bir hayatı
amaçsızca işkence içindeki
mairi linta & manolis hiotis:
trio kithara yorumu:
black sheep trio:
sözlerinin türkçe tercümesi ise şöyle:
gözyaşımı al
gözyaşımı al
sana yoldaş olması için.
acımı al
acımı al
ve onu kalbine koy.
al ki hissedesin
aşkımın acısını
ve senin için nasıl
bir yıldır çile çektiğimi
al başımın dönüşünü
al başımın dönüşünü
beni deli eden
al bozulmuş sinirlerimi
al bozulmuş sinirlerimi
beni öldüren
al onları, sevdiğim
götür ve denize at
çünkü bulamıyorum
gece gündüz bir huzur
al dudaklarımı
al dudaklarımı
zehirlerin sızdığı
kalbimi al
kalbimi al
kurtların yiyip bitirdiği
ne yapayım şimdi
bu yaralı kalbimi
ve bir hayatı
amaçsızca işkence içindeki
devamını gör...

