yazar: sabahattin ali
yayım yılı: 2013
eser, türk edebiyatının önde gelen isimlerinden sabahattin ali'nin canım dediği eşi aliye'ye ve ruhum diye hitap ettiği kızı filiz'e zorlu günlerinde yazdığı duygu ve özlem dolu mektuplarından derlenerek okuyucuya aktarılıyor.
yayım yılı: 2013
eser, türk edebiyatının önde gelen isimlerinden sabahattin ali'nin canım dediği eşi aliye'ye ve ruhum diye hitap ettiği kızı filiz'e zorlu günlerinde yazdığı duygu ve özlem dolu mektuplarından derlenerek okuyucuya aktarılıyor.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "nymphe" tarafından 16.11.2020 18:49 tarihinde açılmıştır.
1.
sabahattin ali'nin eşi aliye ve kızı filiz'e yazdığı mektupların bulunduğu bir kitaptır. (bkz: sabahattin ali)
daha önce, acaba sabahattin ali nasıl bir eştir, nasıl bir babadır diye düşündüyseniz bu kitabı okuyabilirsiniz.
daha önce, acaba sabahattin ali nasıl bir eştir, nasıl bir babadır diye düşündüyseniz bu kitabı okuyabilirsiniz.
devamını gör...
2.
aliye hanıma yazılmış olan ilk mektuplar oldukça romantik ve bir o kadar da özlem içeriyordu daha sonrasında evlilik telaşı, bir an önce kavuşma düşüncesi, maddi zorluklar, kızı filiz'in doğumu ve filiz'in yaşadığı hastalık durumu yazılan mektupların daha çok kaygı ve endişeye doğru yol aldığını gösteriyordu.
başkasına ait mektupları okumak gerçekten garip bir his oluşturuyor mektupları yazarken nasıl ortamlarda bulundukları akıllarından neler geçtiğini tahmin etmeye sürüklüyor
başkasına ait mektupları okumak gerçekten garip bir his oluşturuyor mektupları yazarken nasıl ortamlarda bulundukları akıllarından neler geçtiğini tahmin etmeye sürüklüyor
devamını gör...
3.
sevengül sönmez'in çabaları ile hazırlanan eser sabahattin ali'nin eşi aliye ve kızı filiz'e 1935-1948 yıllarında yazmış olduğu mektuplardan oluşmakta. mektuplarda bir baba, sevgili, eş olan sabahattin ali'yi daha çok seviyorsunuz. ne yaşarsa yaşasın nerede olursa olsun kızına ve eşine olan sevgisi içinizi ısıtıyor.
devamını gör...
4.
sabahattin ali'yi biraz daha yakından tanımamıza imkan veren bir kitaptır. romanlarını farklı bir bakış açısıyla değerlendirmemizi sağlar. tarihsiz olan bir mektubunda eşine der ki:
"pek az misafirliğe gitmek ve pek az misafir çağırmak istiyorum. bir sürü fesat ve dedikoducu insanlarla ahbaplık edip ne olacak sanki? biz birbirimize yeteriz, değil mi?.."
"pek az misafirliğe gitmek ve pek az misafir çağırmak istiyorum. bir sürü fesat ve dedikoducu insanlarla ahbaplık edip ne olacak sanki? biz birbirimize yeteriz, değil mi?.."
devamını gör...
5.
hayal edin;nişanlınız ile düğün arifesindesiniz. sürekli evrak gönderiyorsunuz birbirinize. mektuplaşarak üstelik. kimisi doğru kimisi yanlış...hatta bazen tekrar tekrar gönderiyorsunuz aynı evrakları
sonra sevdiğiniz adam mektuba
... bu gibi işler beni hiç üzmez. çünkü sana ait işlerdir. bu can sıkıcı kırtasiyeciliğin bizi birleştirmek için olduğunu düşündükçe can sıkıntısı falan kalmıyor. sana ait olan herşey gibi bu da bana güzel geliyor. "
yazmış.
aliye hanım öyle şanslı kadınmış ki mektupları okurken benim bile kalbim çarptı. sabahattin ali bu dünyaya gelmiş en güzel detaylardan biri bence. aliye hanım'ın, filiz'in ve bizlerin şanssızlığı böyle ince ruhlu bir adamı çok erkenden acı bir şekilde kaybetmiş olmak.
sonra sevdiğiniz adam mektuba
... bu gibi işler beni hiç üzmez. çünkü sana ait işlerdir. bu can sıkıcı kırtasiyeciliğin bizi birleştirmek için olduğunu düşündükçe can sıkıntısı falan kalmıyor. sana ait olan herşey gibi bu da bana güzel geliyor. "
yazmış.
aliye hanım öyle şanslı kadınmış ki mektupları okurken benim bile kalbim çarptı. sabahattin ali bu dünyaya gelmiş en güzel detaylardan biri bence. aliye hanım'ın, filiz'in ve bizlerin şanssızlığı böyle ince ruhlu bir adamı çok erkenden acı bir şekilde kaybetmiş olmak.
devamını gör...
6.
bazen sıradan şeyler insanı hüzünlendirmeye yeter. bir bakış, bir melodi, ağır ağır yürüyen bir kaplumbağa mesela; acaba ne zamandan beri yollardadır?..
sabahattin ali'nin canı aliye'ye ve ruhu, bir tanecik kızı filiz'e yazdığı mektuplar, o sıradan fakat sıcacık mektuplar da insanı hüzünlendirmeye yeter. belki de ali'nin o feci, hak etmediği sonunu bildiğimizdendir bu. onu can yoldaşı aliye'den, ateşi çıksa endişeden dört döndüğü yavrusu filiz'den, sevdiği ilkbahardan ayıran o sonu düşünür hüzünleniriz. ''ihtiyarlığımda çekilmez biri olacağım hakkındaki iltifatına teşekkür ederim. ama bu tahminin doğru çıkmayacak sanırım. çünkü ihtiyarlayacağımı kim söyledi? hep genç kalacağım.'' sözünün doğru çıkmasına hüzünleniriz.
sıkıntılarla geçmiş bir hayat.. ilkbaharı çok seviyor diye kendisine gül bahçesi vadedilmemiş nihayetinde, mahkemelerde acaba bu sefer kaç ay yatacağım endişesiyle geçmiş günleri. kendi deyimiyle dünyada rahat yaşamak için aptal olmak gerektiğini bildiği halde aptal olmaktansa rahatsız bir yaşam sürmeyi tercih etmiş. bir kadınla tanışmış, mehtaplı gecelerde benim de bayıldığım ay ışığının altında yürüyüş yaparken kendisine eşlik etmesini isteyecek değerde bir kadınmış bu kişi; aliye.
mektuplaşmışlar, birbirlerine içlerini, düşüncelerini, fikirlerini, duygularını açmışlar. sabahattin ali, yazdığı öykü ve şiirleri göndermiş aliye'ye. nahif benliğini kelimelere dökmüş, biz okuyanlara da bıkmadan o güzel sözlerin hepsinin altını teker teker çizmek düşmüş.
içinde müthiş bir neşe, kibarlık fakat aynı zamanda hüzünlü, belki umutsuz bir yön var. en azından 1935'ten 1948'e kadar yazdığı mektuplardan bunu hissettim. sonlara doğru o felaket sonu bildiğimden dolayı gözlerim dolmadı değil. o son mektubu okumak, ve mektubun fazlaca sıradan olması, veda bile edememesi dokundu belki de. gerçi vedalardan da nefret ederim. fakat ''allahaısmarladık'' bile diyememesi haksızlık gibi geldi.
zaten bakarsanız, hakkında inceleme yazılamayacak bir derleme bu kitap. bu kadar sıradan fakat aynı zamanda çok özel mektuplar hakkında ne yazıp çizebiliriz? adam düşünmüş, hissetmiş, sevmiş, merak etmiş, endişelenmiş, yazmış. bize sadece okuduktan sonraki duygu ve düşüncelerimizi paylaşmak düşer.
sabahattin ali'nin canı aliye'ye ve ruhu, bir tanecik kızı filiz'e yazdığı mektuplar, o sıradan fakat sıcacık mektuplar da insanı hüzünlendirmeye yeter. belki de ali'nin o feci, hak etmediği sonunu bildiğimizdendir bu. onu can yoldaşı aliye'den, ateşi çıksa endişeden dört döndüğü yavrusu filiz'den, sevdiği ilkbahardan ayıran o sonu düşünür hüzünleniriz. ''ihtiyarlığımda çekilmez biri olacağım hakkındaki iltifatına teşekkür ederim. ama bu tahminin doğru çıkmayacak sanırım. çünkü ihtiyarlayacağımı kim söyledi? hep genç kalacağım.'' sözünün doğru çıkmasına hüzünleniriz.
sıkıntılarla geçmiş bir hayat.. ilkbaharı çok seviyor diye kendisine gül bahçesi vadedilmemiş nihayetinde, mahkemelerde acaba bu sefer kaç ay yatacağım endişesiyle geçmiş günleri. kendi deyimiyle dünyada rahat yaşamak için aptal olmak gerektiğini bildiği halde aptal olmaktansa rahatsız bir yaşam sürmeyi tercih etmiş. bir kadınla tanışmış, mehtaplı gecelerde benim de bayıldığım ay ışığının altında yürüyüş yaparken kendisine eşlik etmesini isteyecek değerde bir kadınmış bu kişi; aliye.
mektuplaşmışlar, birbirlerine içlerini, düşüncelerini, fikirlerini, duygularını açmışlar. sabahattin ali, yazdığı öykü ve şiirleri göndermiş aliye'ye. nahif benliğini kelimelere dökmüş, biz okuyanlara da bıkmadan o güzel sözlerin hepsinin altını teker teker çizmek düşmüş.
içinde müthiş bir neşe, kibarlık fakat aynı zamanda hüzünlü, belki umutsuz bir yön var. en azından 1935'ten 1948'e kadar yazdığı mektuplardan bunu hissettim. sonlara doğru o felaket sonu bildiğimden dolayı gözlerim dolmadı değil. o son mektubu okumak, ve mektubun fazlaca sıradan olması, veda bile edememesi dokundu belki de. gerçi vedalardan da nefret ederim. fakat ''allahaısmarladık'' bile diyememesi haksızlık gibi geldi.
zaten bakarsanız, hakkında inceleme yazılamayacak bir derleme bu kitap. bu kadar sıradan fakat aynı zamanda çok özel mektuplar hakkında ne yazıp çizebiliriz? adam düşünmüş, hissetmiş, sevmiş, merak etmiş, endişelenmiş, yazmış. bize sadece okuduktan sonraki duygu ve düşüncelerimizi paylaşmak düşer.
devamını gör...
7.
kalbimi dağlayan yegane kitaptır. mektup okumayı sevmezdim ta ki sabahattin ali'ye duyduğum sevgi nüksedip tüm kitaplarını okumayı alışkanlık haline getirene kadar. hala mektup okumayı sevmem ama ah o mektuplar. gözlerim doldu bile. o eşe duyulan aşk, çocuğa duyulan sevgi ancak mektuplarda bu kadar özünde ve fazlasıyla gösterilebilir. o güzel adamın mücadelesi ve koşturması... ve o mücadelede yenik düşürülmesi. okuyunuz, okutunuz, sizi çok etkiler, size iyi insan tanımlarını verir ve sizi iyi bir insana çevirir. iyi insanları unutmayın, unutturmayın o iyi insanları, sabahattin ali'yi, aliye'sini, filiz'ini.
devamını gör...
8.
erken yaşta aramızdan ayrılması hep bir yara olarak kalacak olan sabahattin ali'nin yazmış olduğu mektup türünde yer alan eser;
yayıma ise sevengül seven tarafından hazırlanmış ve 2013 yılında basılmıştır.
nişanlılık döneminden itibaren başlayan mektuplarda onun iç dünyası, nişanlısına duyduğu aşk, hayata dair düşünceleri, yaşadığı zorlukları sağaltma biçimi ve hisleri galiba mektupların ortak özelliğini oluşturuyor.
kitap bitince bir kez daha yazacağım.
uzunca mektubunu aldım.
hikâyelerimin seni bu kadar
bana yakınlaştırabildiğini görünce onları daha çok sever oldum.
bu sefer bir de şiir kitabı gönderiyorum.
içindeki yazılar kısmen
felaket zamanlarımın mahsulüdür.
kısmen de onu takip eden
heyecanlı devreleri yâd ettirir.
bundan sonra, senin tatlı arkadaşlığının bana daha az meyus, daha neşeli yazılar yazdıracağını sanıyorum.
yayıma ise sevengül seven tarafından hazırlanmış ve 2013 yılında basılmıştır.
nişanlılık döneminden itibaren başlayan mektuplarda onun iç dünyası, nişanlısına duyduğu aşk, hayata dair düşünceleri, yaşadığı zorlukları sağaltma biçimi ve hisleri galiba mektupların ortak özelliğini oluşturuyor.
kitap bitince bir kez daha yazacağım.
uzunca mektubunu aldım.
hikâyelerimin seni bu kadar
bana yakınlaştırabildiğini görünce onları daha çok sever oldum.
bu sefer bir de şiir kitabı gönderiyorum.
içindeki yazılar kısmen
felaket zamanlarımın mahsulüdür.
kısmen de onu takip eden
heyecanlı devreleri yâd ettirir.
bundan sonra, senin tatlı arkadaşlığının bana daha az meyus, daha neşeli yazılar yazdıracağını sanıyorum.
devamını gör...
