yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek
dikkatle okunması hatta ezberlenmesi gereken muazzam bir adnan yücel şiiri.
devamını gör...
erkek cinayetleri
farklı bir açıdan bakmak istediğim konu.
şöyle:
sevgili/eş cinayetine kurban giden ve sırf reddedildiği için öldürülen kadın sayısı ile mesela reddedildiği için öldürülen -varsa- erkek sayısını şöyle bir kıyaslarsanız, durumun neden kadınlar adına bu kadar vahim olduğunu ve sürekli "kadın cinayeti" olarak dillendirildiğini sanırım anlayabilirsiniz.
öyleyse neden ölüyor geri kalan erkekler?
iflah olmaz bir müge anlı izleyicisi olarak gözlemlediğim şey şu ki, kayıp diye aranan ve sonra ölü olarak bulunan birçok erkeği öldüren yine bir erkek çıkıyor. tabi istisnalar da çıkıyor, bunu göz ardı edemeyiz.
tabi ki cinayet denen şeyin cinsiyete göre değerlendirilmesi gerektiğini asla savunamam. giden bir canın, kadın ya da erkeğe ait olmasının bir farkı yok. hatta bitki ya da hayvana ait olmasının bile -en azından benim için- farkı yok. can candır ve her can sahibine tatlıdır. ancak şunu kabul etmemiz gerekir ki, ülkede engellenemeyen erkek ağırlıklı bir öfke sorunumuz var. bunun arkasında da eğitimsizlik sorunu var. eğitimsiz bir kadın genellikle eşi tarafından ezilmiş ve korkak bir profil çizerken, eğitimsiz erkekler kaba saba, vurmaya kırmaya meraklı profiller çiziyorlar.
bakınız
en ufak bir tatsızlıkta yanındaki erkekten ölümüne dayak yiyen kadınlar, en ufak bir anlaşmazlıkta mesela amca oğlu tarafından vurulup bir kenara atılan erkekler, karnesi kötü geldi diye babasının öfkesine kurban olan çocuklar, çoğunlukla bir erkek tarafından gözleri oyulup bacakları kırılan, yakılan hayvanlar vesaire... yok mu bunları yapan kadın? var ama sizce sayılar birbirine yakın mı? hiç sanmıyorum.
sorunumuz kadın cinayetlerinden ziyade erkeklerin öfke kontrolsüzlüğü... her şeyin başında bu var çünkü. hiçbir şeye tolerans gösteremeyen, anlayışsız, tahammülsüz bu insanların bir şekilde tedavi edilmesi gerekiyor çünkü bu insanların sadece kadınlara değil, diğer erkeklere, kediye köpeğe hatta genel olarak toplumdaki her şeye zarar verme potansiyelleri çok yüksek.
şöyle:
sevgili/eş cinayetine kurban giden ve sırf reddedildiği için öldürülen kadın sayısı ile mesela reddedildiği için öldürülen -varsa- erkek sayısını şöyle bir kıyaslarsanız, durumun neden kadınlar adına bu kadar vahim olduğunu ve sürekli "kadın cinayeti" olarak dillendirildiğini sanırım anlayabilirsiniz.
öyleyse neden ölüyor geri kalan erkekler?
iflah olmaz bir müge anlı izleyicisi olarak gözlemlediğim şey şu ki, kayıp diye aranan ve sonra ölü olarak bulunan birçok erkeği öldüren yine bir erkek çıkıyor. tabi istisnalar da çıkıyor, bunu göz ardı edemeyiz.
tabi ki cinayet denen şeyin cinsiyete göre değerlendirilmesi gerektiğini asla savunamam. giden bir canın, kadın ya da erkeğe ait olmasının bir farkı yok. hatta bitki ya da hayvana ait olmasının bile -en azından benim için- farkı yok. can candır ve her can sahibine tatlıdır. ancak şunu kabul etmemiz gerekir ki, ülkede engellenemeyen erkek ağırlıklı bir öfke sorunumuz var. bunun arkasında da eğitimsizlik sorunu var. eğitimsiz bir kadın genellikle eşi tarafından ezilmiş ve korkak bir profil çizerken, eğitimsiz erkekler kaba saba, vurmaya kırmaya meraklı profiller çiziyorlar.
bakınız
en ufak bir tatsızlıkta yanındaki erkekten ölümüne dayak yiyen kadınlar, en ufak bir anlaşmazlıkta mesela amca oğlu tarafından vurulup bir kenara atılan erkekler, karnesi kötü geldi diye babasının öfkesine kurban olan çocuklar, çoğunlukla bir erkek tarafından gözleri oyulup bacakları kırılan, yakılan hayvanlar vesaire... yok mu bunları yapan kadın? var ama sizce sayılar birbirine yakın mı? hiç sanmıyorum.
sorunumuz kadın cinayetlerinden ziyade erkeklerin öfke kontrolsüzlüğü... her şeyin başında bu var çünkü. hiçbir şeye tolerans gösteremeyen, anlayışsız, tahammülsüz bu insanların bir şekilde tedavi edilmesi gerekiyor çünkü bu insanların sadece kadınlara değil, diğer erkeklere, kediye köpeğe hatta genel olarak toplumdaki her şeye zarar verme potansiyelleri çok yüksek.
devamını gör...
alacahöyük
çorum’un alaca ilçesinde yer alan hititler'in önemli kültür ve sanat merkezidir. geçmişi hititlilerden de eskiye giden bu bölgede yapılan kazılar atatürk'ün emri ile 1935 yılında başlayarak ülkemizin ilk ulusal kazılarından biri olmuş ve kazılarda dört uygarlık katmanı açığa çıkarılmıştır.
kendi deneyimlerimden yola çıkarak aynı gün içinde hititler'in başkenti olan hatuşaş'ı gezdikten sonra arada yazılıkaya'yı da ziyaret ederek alaca höyük'e ulaşabilirsiniz. çok ilginç bir yerdir. hititler döneminden kalma ve hala kullanımda olan baraj bulunmaktadır. içindeki müzede buradan çıkarılan eşyaları görebilirsiniz. çevresi köy izlenimi vermektedir. yemek yiyecek bir yer bulamadığımızdan bizi evinde misafir edip, çay, tereyağı, yoğurt gibi şeyler ikram eden köylü çifte de buradan selam ederim. zamanınızı iyi planlarsanız buradan da çorum merkeze geçip oradaki büyük müzeyi de görebilirsiniz.
kendi deneyimlerimden yola çıkarak aynı gün içinde hititler'in başkenti olan hatuşaş'ı gezdikten sonra arada yazılıkaya'yı da ziyaret ederek alaca höyük'e ulaşabilirsiniz. çok ilginç bir yerdir. hititler döneminden kalma ve hala kullanımda olan baraj bulunmaktadır. içindeki müzede buradan çıkarılan eşyaları görebilirsiniz. çevresi köy izlenimi vermektedir. yemek yiyecek bir yer bulamadığımızdan bizi evinde misafir edip, çay, tereyağı, yoğurt gibi şeyler ikram eden köylü çifte de buradan selam ederim. zamanınızı iyi planlarsanız buradan da çorum merkeze geçip oradaki büyük müzeyi de görebilirsiniz.
devamını gör...
özgecan aslan
hala minibüste tek kalınca sürekli sağa sola dikkatlice bakındığım, rehberimde birini aramak için telefonumu hazırda bekletmemin nedenidir.
katilin/lerin cehennemde yanıyordur, sen rahat uyu.
katilin/lerin cehennemde yanıyordur, sen rahat uyu.
devamını gör...
hala ölmemesi bir türlü ölmemesi neden ölmemesi
herkesin aklına tek bir kişinin gelmesi.
devamını gör...
yagami light (yazar)
#1632024
l kardeşimiz zekiydi ama bir hatası vardı. işine duyguları karıştırdı. tabii yagami light yani ben de şimdi sevilmeyecek gibi değilim ama ne yaparsın yani dünyanın kurtulması adına birtakım fedakarlıklarda bulunduk. kıymetimiz bilinmedi.
watashi wa seigidesu!*
l kardeşimiz zekiydi ama bir hatası vardı. işine duyguları karıştırdı. tabii yagami light yani ben de şimdi sevilmeyecek gibi değilim ama ne yaparsın yani dünyanın kurtulması adına birtakım fedakarlıklarda bulunduk. kıymetimiz bilinmedi.
watashi wa seigidesu!*
devamını gör...
psikiyatrik problemlerin insanlara karizmatik gelmesi
ne yazık ki doğru olan tespit, günümüz gençlerinde bilhassa pek popüler, psikiyatrik rahatsızlık edinmeyen kalmadı gibi bir durum var, teşhis konması önemli değil, kendileri de bulabiliyor bir şeyler. kendisini bipolar sanan mı dersin, biosuna obsesif kompulsif bozukluk yazanlar mı dersin, en ufak bir olumsuz düşüncede aklına kendisinde anksiyete olduğunu düşünen mi dersin bıktık vallahi.
devamını gör...
sözlükteki kişilik vs gerçek kişilik
bende pek bir fark olmayan durum sizi bilemem tabi ki
devamını gör...
ve sonunda ikisi de ölür
adam sılvera'nın kaleme aldığı kitap gençlik kitabı olarak geçiyor. biraz distopik ögeler taşıyan kitap, bir kurum tarafından ölüm habercisi olarak geçiyor, mateo ve rufus'u ölüm habercisi ara ve o gün içinde öleceklerini söyler ama nasıl öleceklerini veya hangi saate öleceklerini söylemez. mateo ve rufus farklı sebeplerden ötürü aynı kurumun kurduğu son arkadaş uygulaması sayesinde yolları kesişir.
kitabın dili güzel olmasının yanında kurgusu da takdiri hakkediyor. ister istemez de kitap empati kurdurup sizin son gününüz bu gün olsaydı ne yapardınız sorusunu size sormayı da ihmal etmiyor, bu soru biraz klişe olsa da kitap farklı kurgulara yani birden fazla kişiyi de hikayesine katmış yan karakterlerin hikayesine de bakabiliyor, gözlemleyebiliyorsunuz. benim kendi düşüncem kitap bana hiç bir şey katmayan bir kitaptı tamamı ile vakit öldürmelik boş zamanınızda bakabileceğiniz bir kitap. benim elimde biraz sürünse de bitirdiğim bitirince de gerçekten bu kadar mıydı diye düşünmeden edemediğim kitap size hikayeyi anlatırken beklentiyi de yükseltiyor bana kalırsa o beklentiyi iyi kullanamadığını düşünüyorum. lgbti ögeler taşıyan kitap o yönden baya soft tatlı olsa da sanki yapmak için yaptı gibi bir duygu hissettirtti o yüzden de bazı şeyler samimiyetsiz gözüktü, kitap çevirisi de buna etkili olmuş olabilir bazı ingilizce kelimler türkçeye çevirince o duyguyu kaybetmiş anlamsız kalmış. ingilizce olarak okuyabilseydim kitabı yorumum daha farklı olabilirdi.
benim puanım 10/4
kitabın dili güzel olmasının yanında kurgusu da takdiri hakkediyor. ister istemez de kitap empati kurdurup sizin son gününüz bu gün olsaydı ne yapardınız sorusunu size sormayı da ihmal etmiyor, bu soru biraz klişe olsa da kitap farklı kurgulara yani birden fazla kişiyi de hikayesine katmış yan karakterlerin hikayesine de bakabiliyor, gözlemleyebiliyorsunuz. benim kendi düşüncem kitap bana hiç bir şey katmayan bir kitaptı tamamı ile vakit öldürmelik boş zamanınızda bakabileceğiniz bir kitap. benim elimde biraz sürünse de bitirdiğim bitirince de gerçekten bu kadar mıydı diye düşünmeden edemediğim kitap size hikayeyi anlatırken beklentiyi de yükseltiyor bana kalırsa o beklentiyi iyi kullanamadığını düşünüyorum. lgbti ögeler taşıyan kitap o yönden baya soft tatlı olsa da sanki yapmak için yaptı gibi bir duygu hissettirtti o yüzden de bazı şeyler samimiyetsiz gözüktü, kitap çevirisi de buna etkili olmuş olabilir bazı ingilizce kelimler türkçeye çevirince o duyguyu kaybetmiş anlamsız kalmış. ingilizce olarak okuyabilseydim kitabı yorumum daha farklı olabilirdi.
benim puanım 10/4
devamını gör...
maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz
yok, ben sterlinle alıyorum
sikke sikke aldığım da oluyor.
sikke sikke aldığım da oluyor.
devamını gör...
zazaca
hint-avrupa dil ailesinin iran dilleri grubunda bulunan kuzeybatı iran koluna bağlı bir dildir.
zazalar tarafından türkiye'nin doğusunda, tunceli, elâzığ, bingöl, siverek, erzincan ve varto'dan oluşan üçgende ve bitlis'in batısında mutki civarındaki köylerde konuşulur.
zazalar tarafından türkiye'nin doğusunda, tunceli, elâzığ, bingöl, siverek, erzincan ve varto'dan oluşan üçgende ve bitlis'in batısında mutki civarındaki köylerde konuşulur.
devamını gör...
güne bir söz bırak
"yüksek sesle bizi haksız bulup; alçak sesle hak vermişlerdi."
— bir idam mahkumunun son günü
— bir idam mahkumunun son günü
devamını gör...
yazarların kalitesinin radyoda çalan şarkılardan belli olması
abi bu şarkılar neee ?! hepsi mi birbirinden güzel, hepsi mi kaliteli parça olur. başladı başlayalı dinliyorum 1 dakika sıkılmadım. herkesin desteğine, emeğine, yüreğine sağlık.
içerisi şampiyonlar ligi....
içerisi şampiyonlar ligi....
devamını gör...
savant sendromu
zihinsel yada fiziksel engellerin sonucunda ortaya cikan, farkli alanlardan olusmus yeteneklerin gosterilmesi durumudur. genellikle otistik bireylerde rastalanmaktadir. tabi sadece otistik bireylerde gorulmemektedir, uzun sure psikolojik rahatsizliklar yasayan insanlarda bile gorulme olasiligi hayli yuksektir. bu tur insanlar genellikle sanat, bilim, muzik vb. alanlarda yetenekleri gelismistir. savantlarin en buyuk ortak ozellikleri ise, toplum icerisisinde iletisim sorunlari yasamalaridir. dolayisiyla kendilerini diger insanlardan soyutlayarak, sosyal izalasyona yonelip, kendi iclerine kapanmayi tercih ederler. yani asosyal yasam tarzini benimsedikleri soylenebilir de.
bu sendrom uzerine bilim adamlarin bir kac tez uretmisler; birinci teze gore bu dogustan gelen bir ozelliktir, hatta zihinsel engellerin bu yuzden ortaya ciktigi dusunulmektedir. bir diger teze gore ise, beynin alt yapisinda cok kucuk degisiklikler meydana gelir, bu degisiklikler ilerleyerek olmasi gereken insan beyninden ayrilir ve savant sendromu ortaya cikar... ve bir de olay sonucu ortaya cikan savant sendromu var ki buna edinilmis savant sendromu denilmektedir. bu sendroma gore; herhangi bir yaralanma/kaza sonucu (top carpmasi, dusme, basa alinan darbeler ve turevlerince olaylar) beynin belirli kesimine hasar birakip bu sendroma neden olabilmektedir.
bir cok savant sendromlu hastanin incelenmesiyle cok ilginc bir sonuc elde edilmis. bu sonuca gore, savantlarin bir cogunun beyninin sol kesiminin hasarli oldugu gorulmus. beyin sol bolumdeki hasari kapatmak adina sag bolumun daha fazla calistigini akabinde yeteneklerin ise bu sekilde ortaya ciktigi gorulmus. normal insanlar uzerinde de yapilan deneylerde de bu gorulmus. farkli tekniklerle, beynin sol yari kuresi devre disi birakilmis, sonrasinda sag yarim kurenin olmasi gerekenden daha fazla calistigi gozlemlenmis. hatta bu olaya "sol beyin hasari ve sag beyin telafisi" denilmis...
bu sendrom uzerine bilim adamlarin bir kac tez uretmisler; birinci teze gore bu dogustan gelen bir ozelliktir, hatta zihinsel engellerin bu yuzden ortaya ciktigi dusunulmektedir. bir diger teze gore ise, beynin alt yapisinda cok kucuk degisiklikler meydana gelir, bu degisiklikler ilerleyerek olmasi gereken insan beyninden ayrilir ve savant sendromu ortaya cikar... ve bir de olay sonucu ortaya cikan savant sendromu var ki buna edinilmis savant sendromu denilmektedir. bu sendroma gore; herhangi bir yaralanma/kaza sonucu (top carpmasi, dusme, basa alinan darbeler ve turevlerince olaylar) beynin belirli kesimine hasar birakip bu sendroma neden olabilmektedir.
bir cok savant sendromlu hastanin incelenmesiyle cok ilginc bir sonuc elde edilmis. bu sonuca gore, savantlarin bir cogunun beyninin sol kesiminin hasarli oldugu gorulmus. beyin sol bolumdeki hasari kapatmak adina sag bolumun daha fazla calistigini akabinde yeteneklerin ise bu sekilde ortaya ciktigi gorulmus. normal insanlar uzerinde de yapilan deneylerde de bu gorulmus. farkli tekniklerle, beynin sol yari kuresi devre disi birakilmis, sonrasinda sag yarim kurenin olmasi gerekenden daha fazla calistigi gozlemlenmis. hatta bu olaya "sol beyin hasari ve sag beyin telafisi" denilmis...
devamını gör...
direnç
birimi ohm olan devre elemanıdır.
(bkz: ohm kanunu)
(bkz: ohm kanunu)
devamını gör...
kadınların hoşlandığı erkek giyim tarzı
vücuduna sıkı sıkıya yapışmayan giyim tarzıdır.
devamını gör...



