bilim adamlarinca yapilan arastirmalara gore,iki cinsinde beyinlerinin isleyis mekanizmalarinin oldukca farkli oldugu saptanmis. zihinsel olarak oldukca farkliyiz . bununla birlikte cinsiyetlerin getirdigi hormonel farkliliklarda soz konusu. ayrica biz kadinlar fıtrat itibariyle duygularimizi daha yogun sekilde yasariz, hatta cogu zaman mantik kadar hislerimizle de kararlar verebiliriz. bu noktada da erkeklerden ayriliriz kisacasi. cunku erkeklerde bu durum tam karsitidir,daha yuzeysel dusunurler,olaylara daha mantiksal yaklasirlar... iste bu gibi etkenlerin toplaminda zaman zaman iletisim de sorunlar yasayabiliyoruz .her iki cinsiyetinde artilari ve eksileriyle birbirlerini cok guzel tamamladiklarini dusunuyorum ben. ortak paydamiz aslinda cinsiyetlerimizden ote once insan oldugumuz. sonrasinda kendi cinsimizi digerinden ustun gormezsek eger, anlamak veya anlasilmak hic de zor olmayacak gibi...
devamını gör...

neredeyse her yemeğe eklenebilen, tat veren, aroma katan müthiş bir sebze. ayrıca;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1978 doğumluyum. benden yaşlı amcalara selamlar.

hadi bakem kahvaltıyı yaptık, ilaçları içelim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ben sandim ki, eğer biraz daha senin istediğin gibi biri olursam beni seversin. kendime yaptığım en küçük düşürücü davranışımdı bu...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne yapsınlar sürekli üzülünce dolar mı düşüyor?
belki düşer. üzülün lan!
devamını gör...

biten şampuanı su ile çoğaltmak
devamını gör...

normal bir insan türü.

küçüklüğümden beri erkeklerle daha iyi anlaştım çünkü ilgi alanlarımız her zaman daha çok benzeşiyordu. pek öyle yemek yapayım (yapmayı biliyorum, o ayrı), örgü öreyim (bak bunu bilmem), modadan bahsedeyim insanı olmadım hiçbir zaman. küçükken deli gibi bir araba tutkum vardı mesela. bir dergi vardı almanca (das auto olabilir ismi, çok net hatırlamıyorum). sürekli onu alır, dili anlamasam da resimlere bakardım özenerek.

evcilik oynamayı değil futbol oynamayı severdim. yengeç, kertenkele yakalayarak kızları korkutmak hoşuma giderdi.

söylemesi ayıp, o zamanlar ağzım da çok bozuktu ve kendim gibi küfredenlerle birlikteyken daha rahat oluyordum.

birazcık büyüyünce (16 yaş civarı ve sonrasında birkaç sene) bilardo (3 top) oynamayı çok sevmeye başladım. kızlar genellikle amerikan oynadığından ben erkeklerle 3 top oynardım. okey, king, batak gibi kahve oyunlarına bayılırdım. benim gibi 3-4 kız arkadaşım daha vardı. kahveye bile giderdik sürekli. zaten maçları da kaçırmazdım. sınıfın erkek futbol takımına zorla kendimizi aldırmıştık 2 kız.

daha fazla uzatmıyorum ama biliniz ki bir kadının sürekli erkeklerin içerisinde olmasının nedeni çoğunlukla, art niyetli kişilerin zanlarından oldukça uzaktır. insanlar, yanındayken rahat oldukları kişilerle arkadaşlık etmeyi tercih ederler.

bu arada, hiçbir kız arkadaşımdan da kazık falan yemedim. kız arkadaşların da hakkını yemeyelim. hep öcü gibi görülürler ama hepsiyle de gayet güzel ilişkilerim oldu bu zamana dek. yani en azından benim arkadaşlık ilişkilerim için "erkekler daha güvenilir" diye bir şey yok kesinlikle.
devamını gör...

bir kasa buz gibi bira eşliğinde ufak bir tekne ile denizin ortası. karşımda güzel bir manzara ve sessizlik arada belki huzurlu deniz sesi. gelen olursa da insan uzaylı farketmez ikram ederim bir bira takılırız.
devamını gör...

benim gibi köleler için geç olan, ama başarılar diliyorum güzel olacağına eminim. olsun yaa otomatik kapanma yaparım uykuda dinlerim sabah kalkınca makinistte ne kral program yaptı hee derim duvara.(bkz: lol)
devamını gör...

evlenmeden önce bu hakkı iyi öğrenmeniz tavsiye olunur. hak sahibine bir malı kullanma ve semerelerinden yararlanma hakkını veren haktır. mülkiyetten farkı hak sahibinin tüketme hakkı bulunmamaktadır.
intifa hakkı (usus fructus) 4721 sayılı türk medeni kanununun 794 ile 822’nci maddeleri arasında düzenlenmiştir. kanununun “intifa hakkı ve diğer irtifak hakları” başlıklı bölümünde intifa hakkının; taşınırlar, taşınmazlar, haklar veya bir mal varlığı üzerinde kurulabileceği, intifa hakkının sahibinin hakkın konusu olan malı zilyetliğinde bulundurma, yönetme, kullanma ve ondan yararlanma yetkilerine sahip olduğu belirtilmektedir.
intifa hakkı konusu, kurulması ve sona ermesine ilişkin hükümler türk medeni kanununda düzenlenmiş olmasına karşın bir sözleşme ile kurulması nedeniyle kanunun emredici hükümlerine aykırı olmamak şartıyla borçlar kanununun 26’ncı maddesi gereğince taraflar sözleşmenin içeriğini özgürce belirleyebilirler.
devamını gör...

genel olarak vandallık olarak görsem bile arada gülümsetebilen yazılar. fotoğrafı bulamadım şimdi ama ayazağa'da görmüş olduğumuzu anımsıyorum duvara meşhur çarşı bestelerinden birinin son sözleri yazılmıştı:

"inönü'de dersin soran olursa"

eve gidene kadar beste dilimden düşmemişti mırıldanıp durmuştum da millet uzaylıymışım gibi bakmıştı.* daha beteri o zamana kadar benden sıfır fanatiklik gören hatta herhangi bir takım tuttuğumu bile bilmeyen arkadaşlarımın iki sene dilinden kurtulamamıştım. sonra oraya işim düşüp de hiç gitmedim ama umarım silinmemiştir.
devamını gör...

en uzun yol; insanın içiymiş. yani bu dünyada var olmamızın en büyük sebeplerinden biri kendimize dönmek mi? kendimizi incelemek, kendimizi öbek öbek ayırmak, kendimizi sentezlemek, ayrıştırmak… yolun sonundaki amaç; öz’e ulaşmak mı?
….
iç dünyamda yürüdüğüm yol çıkmaz sokak gibi… benim bir sonum yok. bana düşen gitmek. hiçbir yerde kalıcı olamadım. yolun sonunda nereye varacağımı bilmeden gitmek istedim.

yola devam ettikçe öğrenmeye devam. acımaya, ağlamaya, gülmeye, hüzünlenmeye, en çok da heyecanlanmaya devam. yanlış yapa yapa doğruyu, biriktirdiğim doğrulardan iyi insan olmayı öğrenmeye devam.

kimi zaman muntazaman ipe dizilmiş boncukların ipe dair başlattığı isyanı benimseyip darmadağın olacağım kimi zaman damlaya damlaya göl olacağım.

yol uzun, belirsiz, ıssız, bazen kimsesiz, bazen çiçekli. dış dünyaya faydalı bir birey olabilmek için iç dünyadaki yolculuğu keyifli kılmak önemli. kabuğuma girmeyeceğim. kabuğuma girersem çıkamayacağımı biliyorum. o yüzden yola devam. en uzun yolda… içimde bir şarkı…

“ kendimi arıyorken olmaktan korktuğum yerdeyim…”
devamını gör...

turizm çalışanları

her sezonda çalışıyorlar bir sezon tatile gitseler bütün kış aç kalacaklar.
devamını gör...

bir claude lévi-strauss kitabıdır.

yaşadığı ve bizimle paylaştığı bir anıdan hareketle uyarmak isterim ki ilk cümlede geçen ve herkese çok tanıdık geldiğine emin olduğum o ikonik isim bir kot markası değil yirminci yüzyılın en etkili düşünürlerinden birinin adıdır.

mit ve anlam isimli bu kitap beni korkutan kitaplardan biriydi aslında çünkü düşünürlerin yazdığı kitapları, kullandıkları kavramları, anlatmaya çalıştıkları fikirleri anlamakta zorluk çekiyorum. o kadar bilgili bir insan olmadığım için bir cehalet korkusu alıyor beni ve bu korkuyla birlikte anlayacağım varsa da anlayamıyorum yazılanları.

yapılsalcılık ve kaos üzerine anlattıları benim gibi kendini felsefe cahili bir okur için bile oldukça anlaşılır. sanki bir ilkokul çocuğun karşısına almış da bir hikaye anlatıyormuş gibi davranmış claude lévi-strauss.

bu kitaptan sonra bir aydınlanma yaşamadım elbette ama birçok şeyi daha iyi anlayabildiğimi fark ettim. en azından mitlere daha farklı bir açıdan ve daha derin bir mantıkla bakmayı öğrendiğimi söyleyebilirim. eğer hayalinizdeki kütüphaneyi kurma niyetinde iseniz bu kitabı listeye ekleyin.
devamını gör...

t: 1879'da bodrum'da doğmuş, 1953'te vefat etmiş, türk edebiyatının en özgün şairlerinden biri. en bilinen yönü ağır bir hicivci olmasıdır. zaten şiirinde kendisi de söyler: "kazanlara bir kulp takar geçerim." affı yoktur.
bir beytiyle başlayarak vira bismillah diyorum ve sözü üstada bırakıyorum: "ulu tanrım ölü müsün, diri mi? / isa gibi yoksa üçün biri mi?"

azab-ı mukaddes'ten kendi aktarımıyla:
"bir gün, kadıköy'den köprüye geçecektim. cebimde vapur bileti alacak kadar param yoktu. hamlet'i fenerbahçe'de beş kuruşa satarak yol parası edindim."

bir kıtası:
"kuru laflar ile endişemi ihmal etme,
kulak asmaz davula dinleyen elbette kösü.
bu mudur ahsen-i takvim* ile metheylediğin,
bu mu insan diye halk ettiğin eşek sürüsü." üstada çoğu zaman hak vermemek elde değil.

seyran adlı şiirinden:
"akıl dedikleri bu yırtık yelken
hava bekler, kim bu rüzgarı çeken?
sabahçılık, akşamcılık der iken
ayılmaya vakit, zaman kalmadı.
....
nuh gemiden vapura dedi peki,
duman tüttü attı yelken, küreği.
hacı bektaş bulut gibi dedi ki:
hangimizin işi duman olmadı?

ali deyip bir noktaya gittiler,
mevlana'nın neyzen'ine yettiler.
hepsi birden kalkıp sema ettiler
dediler ki: böyle devran olmadı."

bir şathiyesinden (değil mi? adlı):
"bozuktur düzenin, olmazsın akort,
tavşana kaç dersin tazıya aport*,
haham, papaz, hoca ettikçe zart zurt
alay eder güler, isyan edersin."

meşhur "sahne-i ömrümden nefsi-i emmareye hitabım" adlı şiirinden yine meşhur bir dörtlük:
"feleğin uğradımsa vartasına*,
sıçayım ağzının ta ortasına;
bunu yazsın cihan da hartasına*;
kıtaat* u biharını* s**eyim!"

hayatından enstantaneler:
"borç g**ümden akıyor, lutf u kerem* ağzımdan,
menba u munsabını* anlamayan bir lağımım!
bir elim ağzımı tutsa, bir elim de kıçımı
birleşirdi o zaman belki sürurumla* gamım!"
devamını gör...

senin almaya cesaret edemediğin riskleri alanlar, senin yaşamak istediğin hayatı yaşarlar. *
devamını gör...

evlenmeden çocuk sahibi olmayı çocukları allah baba gönderiyor diye bildiğimden çok öfkeliydim. bana evlenmeden çocuk vermez inşallah diye de dua ederdim.
devamını gör...

temiz çarşaf kokusu. oda parfümlerinin bazıları.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim