lev nikolayeviç tolstoy
--- alıntı ---
"gerçek aşk daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir."
--- alıntı ---
sözünün sahibi insan. rus olduğunu söylememe gerek yoktur herhalde... belki de gelmiş geçmiş en iyi roman olan anna karenina'nın kaşifidir (bkz: kaşif)
kendisi gözümde gerçek denilen algoritmayı çözebilen nadir kişilerdendir. zekası büyüleyicidir. bir dostoyevski tutkunu olarak söyleyeyim: belki dostoyevski'den bile zekiydi. tabii bana kalsa dostoyevski daha güzel yazıyor, o ayrı... hayatı çözmüştür kendince tolstoy. hem acı verici olduğunun farkındaydı da hep. optimistliğinin altında yatan neden sosyeteye mensup olmasıdır diyecekler olacaktır, lakin haksızdırlar. tolstoy'un hayatı her ne kadar dostoyevski'ninki kadar olmasa da, bir trajedidir. shakespeare'in o güzide trajedileri gibi.
"gerçek aşk daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir."
--- alıntı ---
sözünün sahibi insan. rus olduğunu söylememe gerek yoktur herhalde... belki de gelmiş geçmiş en iyi roman olan anna karenina'nın kaşifidir (bkz: kaşif)
kendisi gözümde gerçek denilen algoritmayı çözebilen nadir kişilerdendir. zekası büyüleyicidir. bir dostoyevski tutkunu olarak söyleyeyim: belki dostoyevski'den bile zekiydi. tabii bana kalsa dostoyevski daha güzel yazıyor, o ayrı... hayatı çözmüştür kendince tolstoy. hem acı verici olduğunun farkındaydı da hep. optimistliğinin altında yatan neden sosyeteye mensup olmasıdır diyecekler olacaktır, lakin haksızdırlar. tolstoy'un hayatı her ne kadar dostoyevski'ninki kadar olmasa da, bir trajedidir. shakespeare'in o güzide trajedileri gibi.
devamını gör...
normal sözlük'te rastgele bildirim çıkması
geçiş sürecinde kesinti olmaması için eski ve yeni codebase'imiz bir süre aynı anda tam aktif konumda olduğu için olan durumdur. sözlük gibi o da normale dönecektir.
devamını gör...
3 merdiven sildim çalışmazsam açım diyen 66 yaşındaki hanımın otobüsten indirilmesi
belki çoğunuz gördü bu haberi, şöyle bir baktı, veya hiç ilginizi bile çekmedi ve geçti gitti hızlı akan ülke gündeminde.
asıl ülke gündemi tam da bu sayın yazarlar , ülkenin gerçeği bu.
-önce 65 yaş üstünü eve hapsediyorsun,
- sonra belirli saatlerde sokağa çıkmasına izin veriyorsun,
- daha da sonra toplu taşımayı kullanamazsın diyor ve bu görüntülerin yaşanmasına sebep oluyorsun.
buradan
resmi rakamlara göre 800 bin, ama gerçekte çok daha fazla sayıda 65 yaş üstü insan çalışmak zorunda bu ülkede.
ancak gelinen nokta işte bu.
yazık, söyleyecek çok da birşeyin kalmadığı durum.
asıl ülke gündemi tam da bu sayın yazarlar , ülkenin gerçeği bu.
-önce 65 yaş üstünü eve hapsediyorsun,
- sonra belirli saatlerde sokağa çıkmasına izin veriyorsun,
- daha da sonra toplu taşımayı kullanamazsın diyor ve bu görüntülerin yaşanmasına sebep oluyorsun.
buradan
resmi rakamlara göre 800 bin, ama gerçekte çok daha fazla sayıda 65 yaş üstü insan çalışmak zorunda bu ülkede.
ancak gelinen nokta işte bu.
yazık, söyleyecek çok da birşeyin kalmadığı durum.
devamını gör...
eskimeyen şeyler
içimizdeki çocuk.
hálâ halı sahaya giden 45 lik adamlar var.
ve hâlâ salıncak gördüĝünde salıncaĝa binen evli çocuklu kadınlar.
demek ki insan kaç yaşında olursa olsun o çocuk hiç büyümüyor.
hálâ halı sahaya giden 45 lik adamlar var.
ve hâlâ salıncak gördüĝünde salıncaĝa binen evli çocuklu kadınlar.
demek ki insan kaç yaşında olursa olsun o çocuk hiç büyümüyor.
devamını gör...
affetmek
allah'ın biz kullarına sürekli yaptığı eylem.
o yaratıcıyken affediyor biz affedemiyoruz.
affetmeyip zihnimizi kemiren öfkeyi harlı tutuyoruz. hiç akıl karı değil.
o yaratıcıyken affediyor biz affedemiyoruz.
affetmeyip zihnimizi kemiren öfkeyi harlı tutuyoruz. hiç akıl karı değil.
devamını gör...
mühendislerin kafadan kırık olması
tam bir genelleme olmasa da, kendi kendime yaptığım bir istatistik diyebiliriz. pek tabii bunları bir çok mühendisle arkadaş ve sevgili olmuş biri olarak söylüyorum:).
başlıyorum :
mesela kafaları hep karışıktır, ne istediklerine bir türlü karar veremezler. bu yüzden sizin aklınızı da karıştırırlar. hatta kendinizden şüphe etmenize bile yol açabilirler.
sürekli düşündükleri ve kendi içlerinde analiz yaptıkları için ,arka planda bir çok sekme açık kalmıştır.
beyin bu kadar çalışırken her şeyi kaldıramayıp error verir çoğu zaman. bir bakmışsınız saçma bir an da yalnız kalmak isterler. ya da zaten asosyal olan hayatlarını daha da izole edip içlerine kapanırlar.
sonra bir şeyi yaparken(bakın herhangi bir şeyi); sanki bir görev icra eder gibi, kitabına uygun ve kullanım kılavuzundaki talimatları yerine getirirmişçesine yaparlar. tamam düzgün ve eksiksiz gibi görünebilir ama duygusuz ve robotça olur.
bana göre dünyevi bir çok şeyden de bayağı uzaklar. bence bunun nedeni de; çevrede olan biten bir çok şeyin saçma ve zaaflarla ilgili olduğunu düşünmeleri ve komik bulmaları.(e.g : watsapp mesajlarına bakmazlar, çok fazla sosyal medyayla ilgilenmezler).
son olarak da kendilerince çoğu kişiden zeki olduklarını düşündükleri için etrafındakileri küçümseyip, içten içe salak olduklarıyla dalga geçerler.
başlıyorum :
mesela kafaları hep karışıktır, ne istediklerine bir türlü karar veremezler. bu yüzden sizin aklınızı da karıştırırlar. hatta kendinizden şüphe etmenize bile yol açabilirler.
sürekli düşündükleri ve kendi içlerinde analiz yaptıkları için ,arka planda bir çok sekme açık kalmıştır.
beyin bu kadar çalışırken her şeyi kaldıramayıp error verir çoğu zaman. bir bakmışsınız saçma bir an da yalnız kalmak isterler. ya da zaten asosyal olan hayatlarını daha da izole edip içlerine kapanırlar.
sonra bir şeyi yaparken(bakın herhangi bir şeyi); sanki bir görev icra eder gibi, kitabına uygun ve kullanım kılavuzundaki talimatları yerine getirirmişçesine yaparlar. tamam düzgün ve eksiksiz gibi görünebilir ama duygusuz ve robotça olur.
bana göre dünyevi bir çok şeyden de bayağı uzaklar. bence bunun nedeni de; çevrede olan biten bir çok şeyin saçma ve zaaflarla ilgili olduğunu düşünmeleri ve komik bulmaları.(e.g : watsapp mesajlarına bakmazlar, çok fazla sosyal medyayla ilgilenmezler).
son olarak da kendilerince çoğu kişiden zeki olduklarını düşündükleri için etrafındakileri küçümseyip, içten içe salak olduklarıyla dalga geçerler.
devamını gör...
bir tanrıya inanmadan kutsal kitapları okumak
fantastik kitap okumak gibidir
devamını gör...
yazarların en çok özlemini duyduğu şey
maskesiz yaşamak.*
devamını gör...
bir kitap yazsanız adı ne olurdu sorunsalı
yazsam mı yazmasam mı bilemedim ama yabancı sayılmazsınız.bundan yıllar yıllar önce henüz küçük bir çocukken öğretmenimin verdiği güzel yazılar yazıyorsun gazıyla böyle bir girişimde bulunmuştum. kitabımsı şeyin adı kaderin kaderi.*. eğer ilerde bir kitap yazacak olursam bu isimde olabilir* eleştiri babında .
devamını gör...
hoşlanılan kişinin de ve da bağlaçlarını ayırmaması
artık hoşlanmıyorumdur. bir sorunum kalmaz.
devamını gör...
çiçek almadı diye eşinden ayrılan kadın
ben de büyüyünce bir demet ceset alınmadı bana diye...
ay devam ettiremedim cümleyi... böyle saçma bir şey olamaz çünkü. ama şöyle saçma bir şey olabilir ve oldu.
a a a a a-nı tayyymm!!
sene milattan önce 812. üniversitedeyim. çok ilginç bir arkadaşım var. ama yani öyle bir ilginçlik seviyesi ki her yeni güne acaba bugün ne yapacak, neyle bizi dumur edecek diye motivasyonla uyanıyoruz. yetkililer kendisini tanısa, nevi şahsına münhasır kalıbının sözlük anlamı olarak ad soyadını yazıp başkaca bir açıklama yapmaya gerek duymazlar, çok eminim bundan ben mesela. bu arkadaşımız bir gün okula geldi ben aşık olmaya karar verdim dedi ve aynı gün bölümden bir hanım ablamıza aşık oldu. üfff. hem nasıl aşk. deliriyor. biz de onun delirmesiyle deliriyoruz. günler haftaları, haftalar ayları doğuruyor, beyimizin aşkı büyüdükçe büyüyor. gariplikleri, saçmalıkları da öyle. artık öyle ki kendisinin bile boyunu aşacak seviyeye geliyor mevzular, müdahale etmek istiyoruz, elimizden bir şey gelmiyor.
zatıâlileri, çok mu uzadı senin saçın dedi diye göz ucuyla baktığı bir an kız, gidip ders arasında yıllardır kestirmediği saçlarını 3 numaraya falan vurduracak kadar şuurunu yitirdi. oğlum ne yapıyorsun kendine gel uyarılarımıza asla kulak asmayarak kızın canı sarıyer böreği istedi diye tarihi yarımadadan kimseye haber vermeden sarıyer'e gidip, börek soğumasın diye öğrenci bütçesiyle taksiyle okula dönüp 1 hafta falan aç gezmesine gönlümüz razı gelmese de kız börekten 2 parça alıp kalanını çöpe atınca (evet evet çöpe) trip atmak falan aklına gelmediği için dev tartışmalar yaşamaktan alıkoymadık kendimizi ama işe yaramadı tabi ki. öyleli bir aşık olma halinden söz ediyorum yani...
neyse tablo netleşmiştir bence biraz biraz, dolayısıyla asıl konuya girebilirim. şimdi bu arkadaşımız kızla sevgili olmayı başarmasının(!) sene-i devriyesini özel bir şey yaparak kutlamak istedi. yapma etme dedik, çok abartacağını bildiğimizden, tabiiiğğ ki dinlemedi ve hazırlıklara başladı. öğrenciyiz öğrenci. fakiriz. çok net. ailesinden aldığı haftalığı yettirmeye çalışan bir arkadaşımız bu. ne yaptı ne etti arkadaşlar, borç harç, istanbul'un en lüks otelinden suit bir oda ayırttı, otelin ödüllü restaurantında akşam yemeği rezervasyonu yaptırdı, keman sanatçısı falan gelecek masaya, dans edilecek o bu şu, ne kadar vıcık vıcık romantizm klişesi varsa hepsi tam tekmil. odaya gül yapraklarından tutun, kalpli ayıcıklara, evden taksiyle alıp, gözünü bağlayıp mekana getirmeye kadar falan... deliriyorum.
neyse büyük gün geldi çattı. neler yaşandığı bilmediğimiz, saatleri saydığımız bir gecenin sonunda ertesi günü ettik. makul bir saate kadar bekledik ve aradık. telefonlarımızı açmadı. müsait değiller herhalde diye düşünüp üstelemedik. pazartesi okula gelecek nasıl olsa. gelmedi. 1-2 gün daha geçti. ses verdi ama detay anlatmadı. bekledik allah bekledik. sonunda çıktı geldi.
abilerim, ablalarım kız ayrılmış bizimkinden o gece. yo yoo saçma klişeler bayık geldiği için değil. çok abarttığını düşündüğü için de değil. ne bileyim korktuğu için, bu ilişki nereye gidiyor diye düşündüğü için de değil. aklı eski sevgilisinde kalsa, başka birine aşık olmuş olsa, o otelde kötü anıları olsa yahu ne diyeyim daha, sen daha iyilerine layıksın diye düşündüğü için falan, yani her ve hangi bir saçma ya da normal ayrılık sebebi olsa bir şey demeyeceğim, vallahi de billahi de demeyeceğim. ama kız bundan "bana hediye almadın mı yani" diye sorup, "düşünemedim, çok haklısın, o kadar daldım ki bunları organize etmeye" şekline bir cevap aldığı için tartışıp ayrılmış. oteli falan terk etmiş yani. öyleli bir ayrılma hem de...
bizimki yaklaşık 1 yıl kızın peşinden koştu, barışmaya ikna etmeye çalıştı. kız ikna olmadı. şimdi evli barklı çocuğu falan var bizimkinin. ama lafı geçince içi hala cız ediyordur eminim. ne salakmışım diye düşündüğünden. ama yaptıkları için değil, yapmadıkları için. "ahhh ah o hediyeyi alacaktım..."
ilginç insanlar vardır! şeklinde sloganvari bitirsem yer mi? ı ıh di mi? piki.
ay devam ettiremedim cümleyi... böyle saçma bir şey olamaz çünkü. ama şöyle saçma bir şey olabilir ve oldu.
a a a a a-nı tayyymm!!
sene milattan önce 812. üniversitedeyim. çok ilginç bir arkadaşım var. ama yani öyle bir ilginçlik seviyesi ki her yeni güne acaba bugün ne yapacak, neyle bizi dumur edecek diye motivasyonla uyanıyoruz. yetkililer kendisini tanısa, nevi şahsına münhasır kalıbının sözlük anlamı olarak ad soyadını yazıp başkaca bir açıklama yapmaya gerek duymazlar, çok eminim bundan ben mesela. bu arkadaşımız bir gün okula geldi ben aşık olmaya karar verdim dedi ve aynı gün bölümden bir hanım ablamıza aşık oldu. üfff. hem nasıl aşk. deliriyor. biz de onun delirmesiyle deliriyoruz. günler haftaları, haftalar ayları doğuruyor, beyimizin aşkı büyüdükçe büyüyor. gariplikleri, saçmalıkları da öyle. artık öyle ki kendisinin bile boyunu aşacak seviyeye geliyor mevzular, müdahale etmek istiyoruz, elimizden bir şey gelmiyor.
zatıâlileri, çok mu uzadı senin saçın dedi diye göz ucuyla baktığı bir an kız, gidip ders arasında yıllardır kestirmediği saçlarını 3 numaraya falan vurduracak kadar şuurunu yitirdi. oğlum ne yapıyorsun kendine gel uyarılarımıza asla kulak asmayarak kızın canı sarıyer böreği istedi diye tarihi yarımadadan kimseye haber vermeden sarıyer'e gidip, börek soğumasın diye öğrenci bütçesiyle taksiyle okula dönüp 1 hafta falan aç gezmesine gönlümüz razı gelmese de kız börekten 2 parça alıp kalanını çöpe atınca (evet evet çöpe) trip atmak falan aklına gelmediği için dev tartışmalar yaşamaktan alıkoymadık kendimizi ama işe yaramadı tabi ki. öyleli bir aşık olma halinden söz ediyorum yani...
neyse tablo netleşmiştir bence biraz biraz, dolayısıyla asıl konuya girebilirim. şimdi bu arkadaşımız kızla sevgili olmayı başarmasının(!) sene-i devriyesini özel bir şey yaparak kutlamak istedi. yapma etme dedik, çok abartacağını bildiğimizden, tabiiiğğ ki dinlemedi ve hazırlıklara başladı. öğrenciyiz öğrenci. fakiriz. çok net. ailesinden aldığı haftalığı yettirmeye çalışan bir arkadaşımız bu. ne yaptı ne etti arkadaşlar, borç harç, istanbul'un en lüks otelinden suit bir oda ayırttı, otelin ödüllü restaurantında akşam yemeği rezervasyonu yaptırdı, keman sanatçısı falan gelecek masaya, dans edilecek o bu şu, ne kadar vıcık vıcık romantizm klişesi varsa hepsi tam tekmil. odaya gül yapraklarından tutun, kalpli ayıcıklara, evden taksiyle alıp, gözünü bağlayıp mekana getirmeye kadar falan... deliriyorum.
neyse büyük gün geldi çattı. neler yaşandığı bilmediğimiz, saatleri saydığımız bir gecenin sonunda ertesi günü ettik. makul bir saate kadar bekledik ve aradık. telefonlarımızı açmadı. müsait değiller herhalde diye düşünüp üstelemedik. pazartesi okula gelecek nasıl olsa. gelmedi. 1-2 gün daha geçti. ses verdi ama detay anlatmadı. bekledik allah bekledik. sonunda çıktı geldi.
abilerim, ablalarım kız ayrılmış bizimkinden o gece. yo yoo saçma klişeler bayık geldiği için değil. çok abarttığını düşündüğü için de değil. ne bileyim korktuğu için, bu ilişki nereye gidiyor diye düşündüğü için de değil. aklı eski sevgilisinde kalsa, başka birine aşık olmuş olsa, o otelde kötü anıları olsa yahu ne diyeyim daha, sen daha iyilerine layıksın diye düşündüğü için falan, yani her ve hangi bir saçma ya da normal ayrılık sebebi olsa bir şey demeyeceğim, vallahi de billahi de demeyeceğim. ama kız bundan "bana hediye almadın mı yani" diye sorup, "düşünemedim, çok haklısın, o kadar daldım ki bunları organize etmeye" şekline bir cevap aldığı için tartışıp ayrılmış. oteli falan terk etmiş yani. öyleli bir ayrılma hem de...
bizimki yaklaşık 1 yıl kızın peşinden koştu, barışmaya ikna etmeye çalıştı. kız ikna olmadı. şimdi evli barklı çocuğu falan var bizimkinin. ama lafı geçince içi hala cız ediyordur eminim. ne salakmışım diye düşündüğünden. ama yaptıkları için değil, yapmadıkları için. "ahhh ah o hediyeyi alacaktım..."
ilginç insanlar vardır! şeklinde sloganvari bitirsem yer mi? ı ıh di mi? piki.
devamını gör...
insanlara bu diye hitap etmek
kişi zamiri ve işaret zamiri arasındaki farkı bilmemekten de kaynaklanabilecek durumdur. *
devamını gör...
normlar hiyerarşisi
söz konusun piramitte alt kademede yer almakta olan norm,geçerliliğini üst kademede yer alan normdan almaktadır. bu sebeple üst kademedeki norma aykırı olamaz. bu kapsamda örnek olarak kanun anayasaya, yönetmelik de kanuna aykırı olamaz. hans kelsen'in görüşleri bu hiyerarşiye esas teşkil etmektedir.
devamını gör...
on erkek pankart taşırsa kadına şiddet tersine döner
şaka gibi bir ülke olmuşuz.
birilerini pankart taşımak için sokağa davet eden kişiyle, pankart taşıyanları göz altına alan aynı kişi.
hem de kadınları bile saçından sürükleyerek göz altına alan bir polis güçleri var!
aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadele komisyonu’nda konuşan içişleri bakanı soylu, “ne zaman 10 erkek eline alır bir pankart, gider de ‘biz emine bulut cinayetini şiddetle reddediyoruz’ derse mesele tersine döner”
soylunun ilgili açıklamaları
birilerini pankart taşımak için sokağa davet eden kişiyle, pankart taşıyanları göz altına alan aynı kişi.
hem de kadınları bile saçından sürükleyerek göz altına alan bir polis güçleri var!
aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadele komisyonu’nda konuşan içişleri bakanı soylu, “ne zaman 10 erkek eline alır bir pankart, gider de ‘biz emine bulut cinayetini şiddetle reddediyoruz’ derse mesele tersine döner”
soylunun ilgili açıklamaları
devamını gör...
simyacı
her ne kadar son yıllarda aşırı popüler olduğu için belli bir kesim tarafında anlaşılmadan sadece popüler olduğu için okunsa da asıl okumanın ve popülerlikten çok kitabın ne demek olduğunu bilen ve ona değer veren insanlar tarafından okunması gereken muhteşem bir kitap olduğu su götürmez bir gerçek. özellikle okurken insanın kendi benliği hakkında düşünmesini sağlayan, insanın kendini bulma arayışı sırasında nasıl bir yol kat etmesi gerektiğini anlatan ince ince işlenmiş her bir detay kitabı popüler olmaktan çok değer görmesi gereken bir eser olarak bizlere sunuyor. ayrıca bu kitabı hakkını vererek okuduğunuz zaman sanki yazıldığı dönemin aksine hangi dönemde okunursa okunsun o dönemin insanı için o dönem içerisinde hissettiklerine çok güzel bir şekilde ayak uydurabilen ender kitaplardan sadece bir tanesi. bir gün okumaya karar verirseniz mutlaka popüler olduğu için ya da sadece elinizde bulunan herhangi bir kitap olduğu için okumamaya dikkat edin. değer görmesi gereken sizi kendi benliğiniz hakkında düşündüren ve sizi benliğinize doğru kısa bir yolculuğa çıkaracak olan bir kitap gibi düşünerek okuyun.
not: insanın kendini bulma arayışını hiç bu kadar derinden herhangi bir kitapta okumamıştım.
not: insanın kendini bulma arayışını hiç bu kadar derinden herhangi bir kitapta okumamıştım.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
elimde 90 'lı yıllardan kalma iki adet taso ile hamağa uzanmak suretiyle nostaljinin uzay boşluğuna doğru spin atarak ilerleyeceğim radyo yayını. *
neşeli programcımız sevgili bengaripsengüzeldünyaumutlu bizi çocukluğumuza/ilk gençliğimize götürmeyi vaadediyor. üstelik yayında yabancı da yok, hepimiz çocukluk arkadaşıyız öyle değil mi ? şapkayı ters takan bahçıvan pantolonlu çocuklar cemiyeti üyeleri olarak hepimiz orada olacağız. saat geliyor, tik tak tik tak tik tak...
neşeli programcımız sevgili bengaripsengüzeldünyaumutlu bizi çocukluğumuza/ilk gençliğimize götürmeyi vaadediyor. üstelik yayında yabancı da yok, hepimiz çocukluk arkadaşıyız öyle değil mi ? şapkayı ters takan bahçıvan pantolonlu çocuklar cemiyeti üyeleri olarak hepimiz orada olacağız. saat geliyor, tik tak tik tak tik tak...
devamını gör...
öğretmenlerin yarım gün çalışıp 3 ay tatil yapması
öğretmen veya diğer mesleklere karşı insanların nefretini ve kinini anlamayacak olmama mı şaşsam yoksa bu tarz bir zihniyette olan insanların nasıl bir ailede büyüdüğünü mü sorgulasam bilemedim. kişiler meslekler ayrılmaksızın kendi üstlerine düşen görevlerini yaptıkları sürece ne kadar tatil veya ne kadar para aldıkları kimseyi ilgilendirmez. bir öğretmenden okuma yazma öğrendiğini, bir doktordan tedavi gördüğünü ve diğer nice meslek gruplarından bir şeyler öğrendiğini inkar etmeye çalışıyorsunuz ve sadece eleştiriyorsunuz. nankörlük yapacağınız konumda olmadığınızı ve en önemlisi devletin vermiş olduğu kararlara burnunuzu sokacak kadar kendinizi bir şey sanmanızı tavsiye etmem.
devamını gör...
en yakındaki kitabın 17. sayfasının 3. cümlesi
"oturdum."
kitabın en kısa cümlesine denk geldim. hâlbuki ne umutlarla açmıştım kitabı. belki de karşılaştığım cümleyle günüm değişecekti. "vay be nasıl da denk geldi" diyecektim. olmadı.
kitabın en kısa cümlesine denk geldim. hâlbuki ne umutlarla açmıştım kitabı. belki de karşılaştığım cümleyle günüm değişecekti. "vay be nasıl da denk geldi" diyecektim. olmadı.
devamını gör...

