epiktetos
kölelikten filozofluğa uzanan bir hikâyesi var.
epiktetos, yaşadığı tüm zorluklara rağmen, pozitif olmayı, kişinin kendi kontrol alanı dışında gerçekleşen şeylerden dolayı kendini kahretmemesi gerektiğini öğütler.
ayrıca marcus aurelius'un da hocasıdır.
amerikalı savaş pilotu james stockdale, kuzey vietnam'da savaşırken uçağı vuruluyor ve esir düşüyor.
hücrede tek başına 4 yıl toplamda 8 yıl kalıyor.
bu süre zarfında çok sayıda işkenceye maruz kalıyor ama onunla birlikte olan çoğu arkadaşı hayatta kalmayı başaramazken o başarıyor.
ve bunu da üniversitedeyken aldığı bir derste öğrendiği "epiktetos öğretileri"ne bağlıyor.
epiktetos, yaşadığı tüm zorluklara rağmen, pozitif olmayı, kişinin kendi kontrol alanı dışında gerçekleşen şeylerden dolayı kendini kahretmemesi gerektiğini öğütler.
ayrıca marcus aurelius'un da hocasıdır.
amerikalı savaş pilotu james stockdale, kuzey vietnam'da savaşırken uçağı vuruluyor ve esir düşüyor.
hücrede tek başına 4 yıl toplamda 8 yıl kalıyor.
bu süre zarfında çok sayıda işkenceye maruz kalıyor ama onunla birlikte olan çoğu arkadaşı hayatta kalmayı başaramazken o başarıyor.
ve bunu da üniversitedeyken aldığı bir derste öğrendiği "epiktetos öğretileri"ne bağlıyor.
devamını gör...
türkiye'nin sakin şehirleri
italyanca citta (şehir), ingilizce slow (yavaş) kelimelerinin birleşmesiyle ortaya çıkan cittaslow, sakin şehir anlamına geliyor. 1999 yılında italya'da ortaya çıkmış bu kavram, günümüzde 30 ülkeden 264 şehir sakin şehir unvanı taşıyor.
sakin şehir hareketinin amacı ise; şehirlerin özgünlüklerini ve mimarı yapılarını korumak, kimliklerini kaybetmemek, ekolojik dengeyi sağlamak için çalışmalar yapılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artırılması hedeflenmektedir.
belirlenen kriterlere göre bir yerleşim yeri sakin şehir statüsüne kavuşuyor, o kriterler ise;
- çevre politikaları
- kent yaşamının kalitesi
- nüfusunun 50 binin altında olması
- şehrin yemekleri, kültürü ve müziği gibi faaliyetler
- şehrin sosyal uyumu.
- şehrin altyapı politikaları
- geleneksel zanaatkarlar varlığı
- misafirperverlik
türkiye'den ise 18 adet şehrimiz sakin şehir unvanına sahiptir, o şehirler ise;
1- (bkz: seferihisar) / izmir (ilk sakin şehrimiz - 2009)
2- (bkz: akyaka) / muğla
3- (bkz: gökçeada) / çanakkale (dünyanın ilk ve tek sakin adası)
4- (bkz: yenipazar) / aydın
5- (bkz: taraklı) / sakarya
6- (bkz: vize) / kırklareli
7- (bkz: perşembe) / ordu
8- (bkz: yalvaç) / ısparta
9- (bkz: halfeti) / şanlıurfa
10- (bkz: şavşat) / artvin
11- (bkz: uzundere) / erzurum
12- (bkz: göynük) / bolu
13- (bkz: gerze) / sinop
14- (bkz: eğirdir) / ısparta
15- (bkz: mudurnu) / bolu
16- (bkz: köyceğiz) /muğla
17- (bkz: ahlat) / bitlis
18- (bkz: güdül) / ankara (en son sakin şehrimiz - 2020)
sakin şehir hareketinin amacı ise; şehirlerin özgünlüklerini ve mimarı yapılarını korumak, kimliklerini kaybetmemek, ekolojik dengeyi sağlamak için çalışmalar yapılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artırılması hedeflenmektedir.
belirlenen kriterlere göre bir yerleşim yeri sakin şehir statüsüne kavuşuyor, o kriterler ise;
- çevre politikaları
- kent yaşamının kalitesi
- nüfusunun 50 binin altında olması
- şehrin yemekleri, kültürü ve müziği gibi faaliyetler
- şehrin sosyal uyumu.
- şehrin altyapı politikaları
- geleneksel zanaatkarlar varlığı
- misafirperverlik
türkiye'den ise 18 adet şehrimiz sakin şehir unvanına sahiptir, o şehirler ise;
1- (bkz: seferihisar) / izmir (ilk sakin şehrimiz - 2009)
2- (bkz: akyaka) / muğla
3- (bkz: gökçeada) / çanakkale (dünyanın ilk ve tek sakin adası)
4- (bkz: yenipazar) / aydın
5- (bkz: taraklı) / sakarya
6- (bkz: vize) / kırklareli
7- (bkz: perşembe) / ordu
8- (bkz: yalvaç) / ısparta
9- (bkz: halfeti) / şanlıurfa
10- (bkz: şavşat) / artvin
11- (bkz: uzundere) / erzurum
12- (bkz: göynük) / bolu
13- (bkz: gerze) / sinop
14- (bkz: eğirdir) / ısparta
15- (bkz: mudurnu) / bolu
16- (bkz: köyceğiz) /muğla
17- (bkz: ahlat) / bitlis
18- (bkz: güdül) / ankara (en son sakin şehrimiz - 2020)
devamını gör...
cv'ye normal sözlük’te yazarım diye bilgi girmek
son derece normaldir.
şimdi sessiz sakin takıldığımıza bakmayın 5 seneye buralar arsa misali değerlenecek.
yoldaş 10 yıl ileriyi gören bir plan yapmış.
bu kadar planlı programlı bir sözlüğün yazarı olmak cv ye yazılacak bir şeydir.
gaza geldik.
ayrıca insan kaynakları kafa sözlükte çaylaksa sizi işe alabilir.
şimdi sessiz sakin takıldığımıza bakmayın 5 seneye buralar arsa misali değerlenecek.
yoldaş 10 yıl ileriyi gören bir plan yapmış.
bu kadar planlı programlı bir sözlüğün yazarı olmak cv ye yazılacak bir şeydir.
gaza geldik.
ayrıca insan kaynakları kafa sözlükte çaylaksa sizi işe alabilir.
devamını gör...
en sevdiğin kişinin en sevdiği olmamak
insanı üzen bir durumdur.
devamını gör...
cahil kesimin aşırı anlam yüklediği şeyler
(bkz: din)
devamını gör...
yazarlar bugün bir kelime olsa olacakları kelime
yıkık
t:yıkılmış olan.
t:yıkılmış olan.
devamını gör...
makro fotoğrafçılık
makro fotoğrafçılık günlük hayatımızda rastladığımız, dikkatimizi bile çekmeyen veya görmeye pek alışık olmadığımız detayların yanı sıra çiçek, böcek veya diğer canlıların 1:1 veya daha büyüterek kadraj içine alarak fotoğraf üretilmesine verilen isimdir. genel olarak doğa fotoğrafçılığı içinde yer aldığı düşünülür ama doğadaki canlılar dışında da fotoğraflındığı için ( örneğin su damlası, duman vb) ayrı bir fotoğraf dalı olarak değerlendirilmelidir. makro fotoğrafı diğer fotoğraflar gibi çarpıcı yapan detaylar kompozisyon, renk uyumu ve tabii ki tekniktir. öncelikle teknik ekipmanda prime lensler veya zoom lensler makro için uygundur. bunun yanında close-up filtreler, uzatma tüpleri, halkalar, körükler, objektifi ters bağlama aparatları ( en yaygın olanı 18-55 mm lensi ters bağlamaktır) kullanılsa da hiçbir zaman bir prime lens ile elde edilen görüntü kalitesi elde edilmez. buna ek olarak ring ve twin flaşlar, yüksek iso da düşük gren oluşturan orta düzey bir makina, monopod ve tripodlar ile uzaktan tetikleyicilerin yanı sıra doğada olumsuz hava şartlarında makinayı koruyacak ekipmanda yanınızda bulundurulmalıdır. genelde diyafram olarak 9-11 tercih edilen çekim tarzında odak uzaklığını iyi ayarlamak, eğer canlı çekiyorsak canlının davranış biçimine bağlı olarak 1/250sn , 1/400 sn altına enstantane hızını düşürmemek (kabaca ıso ya yüklenerek elde edersiniz) başarılı kareler elde etmenizi sağlar.
yeni başlayanlar için model durduğu için güzel kareler elde edebileceği bir fotoğraf dalıdır.
not: unutmazsam yakında bir çektiğim kareyide örnek olarak buraya eklerim.
yeni başlayanlar için model durduğu için güzel kareler elde edebileceği bir fotoğraf dalıdır.
not: unutmazsam yakında bir çektiğim kareyide örnek olarak buraya eklerim.
devamını gör...
gençlerin hobi sahibi olmayışı
devamını gör...
biz böyleyiz
caner özyurtlu'nun çekip de keyif almadığım bir filmi yok sanırım, filmlerinde sanat yönetmenliğini kim yapıyorsa hepsi de hakkını veriyorlar. başarılı ve başarısız noktaları arasındaki fark çok da keskin değil, bu yönü ile büyük bir eleştiriyi hak etmiyor.
filmde emrah ve neziş kesinlikle rollerinin haklarını verip, öyle bir oynamışlardı ki sanki gerçek hayatta emrah ve neziş vardı. filmde oyunculuğun ve rolün hissiyatını veren, dinamik tutan, gülümseten en iyi ikiliydiler.
filmin sonunda yaşananların bir döngü içerisine girecek olması ve klişe sonlarla bitmemesi beni çok sevindirdi. her filmde her aşk mutlu bitiyor klişesi artık baymıştı, hayatın gerçek çizgisinden bu yönüyle uzaklaşmamış olması çok güzeldi.
film bir kez daha berrak tüzünataç'ın canlandırdığı emre karakteri ile bana gösterdi ki; yaş kaç olursa olsun bir şeylerden kaçmak adına yapılan her eylem kişiyi o yönde çok çocukça gösteriyor. filmde aşırı absürt karakterler de yoktu. her yerde gördüğümüz, görebileceğimiz, dolaylı veya doğrudan tanıdığımız insanlardı. en azından bana yabancı olan herhangi bir karakter yoktu ortada. o yüzden de değişik olmuş.
tunç bey'in canlandırmasını yapacak olan tiyatrocu adamın herhangi bir şekilde kılık kıyafet değiştirmeden olduğu gibi gelmesi de taktiri hak ediyor. çünkü genellikle diğer film ve dizilerde bu tür durumlarda kılık değiştiriliyor. beğendim bunu.
yan rollere odaklanacak olursak eğer, eşlerin rolleri de çok güzeldi. mesela burak altay'ın canlandırdığı eş davranışı her yerde var. kendisi adına söz hakkı doğmaz, eşi ne derse onu onu yapar, her iş eşinin onayı doğrultusunda yapılır vs.
aynı şekilde candaş, efsun'un canlandırdığı ''medeni insan''ın tamamlanması için vardı.
bir gece yarısı gelen itiraflar da güzeldi. film her şeyi bir anda vermek yerine veya bir öncesi bir de şu an gitmek yerine böyle taze taze, belli bir düzende bütün sırlarını bize açmış olması beni filmden sıkılmamam için daha da çok kendisine bağladı.
film biraz fransız film tadını verse de kendi içerisinde orijinalliğini koruyup, türk sineması adına tat bırakan bir film olmuş. be-ğen-dim!
filmde emrah ve neziş kesinlikle rollerinin haklarını verip, öyle bir oynamışlardı ki sanki gerçek hayatta emrah ve neziş vardı. filmde oyunculuğun ve rolün hissiyatını veren, dinamik tutan, gülümseten en iyi ikiliydiler.
filmin sonunda yaşananların bir döngü içerisine girecek olması ve klişe sonlarla bitmemesi beni çok sevindirdi. her filmde her aşk mutlu bitiyor klişesi artık baymıştı, hayatın gerçek çizgisinden bu yönüyle uzaklaşmamış olması çok güzeldi.
film bir kez daha berrak tüzünataç'ın canlandırdığı emre karakteri ile bana gösterdi ki; yaş kaç olursa olsun bir şeylerden kaçmak adına yapılan her eylem kişiyi o yönde çok çocukça gösteriyor. filmde aşırı absürt karakterler de yoktu. her yerde gördüğümüz, görebileceğimiz, dolaylı veya doğrudan tanıdığımız insanlardı. en azından bana yabancı olan herhangi bir karakter yoktu ortada. o yüzden de değişik olmuş.
tunç bey'in canlandırmasını yapacak olan tiyatrocu adamın herhangi bir şekilde kılık kıyafet değiştirmeden olduğu gibi gelmesi de taktiri hak ediyor. çünkü genellikle diğer film ve dizilerde bu tür durumlarda kılık değiştiriliyor. beğendim bunu.
yan rollere odaklanacak olursak eğer, eşlerin rolleri de çok güzeldi. mesela burak altay'ın canlandırdığı eş davranışı her yerde var. kendisi adına söz hakkı doğmaz, eşi ne derse onu onu yapar, her iş eşinin onayı doğrultusunda yapılır vs.
aynı şekilde candaş, efsun'un canlandırdığı ''medeni insan''ın tamamlanması için vardı.
bir gece yarısı gelen itiraflar da güzeldi. film her şeyi bir anda vermek yerine veya bir öncesi bir de şu an gitmek yerine böyle taze taze, belli bir düzende bütün sırlarını bize açmış olması beni filmden sıkılmamam için daha da çok kendisine bağladı.
film biraz fransız film tadını verse de kendi içerisinde orijinalliğini koruyup, türk sineması adına tat bırakan bir film olmuş. be-ğen-dim!
devamını gör...
günün sözü
......
anahtar gibi sadece kaybolduğunda aranan biri olmak istemiyorsan, 'nasıl olsa paspasın altındadır' rahatlığını vermeyeceksin kimseye.
......
anahtar gibi sadece kaybolduğunda aranan biri olmak istemiyorsan, 'nasıl olsa paspasın altındadır' rahatlığını vermeyeceksin kimseye.
......
devamını gör...
hayatın bir eşya olsaydı
bir defter. kiminin bir şeyler yazdığı, kiminin bir şeyler karaladığı, kiminin sayfalarını kopardığı...
içini açıp bakmadığınız sürece hiçbir şey ifade etmeyen ama içinde dünyalar saklı olan bir defter..
içini açıp bakmadığınız sürece hiçbir şey ifade etmeyen ama içinde dünyalar saklı olan bir defter..
devamını gör...
20 mart 2021 türkiye'nin istanbul sözleşmesi'nden ayrılması
nasıl bir vicdan bu, hele buna sevinen insanlar görüyorum twitter'da falan içlerinde kadınlar da var üstelik... hiç mi korkmuyorsunuz, şahsen ben artık öncesinden daha çok korkuyorum. 77 günde 79 kadın öldürülmüş.
sinirimden hâlâ uyuyamadım.
sinirimden hâlâ uyuyamadım.
devamını gör...
hediyeleşmek
sözlükteki yazarlarla kitap ekseninde yaptığımız güzel olay.
kitap hediyeleşmesi yaptığımız yazarlar olarak, memleketin ancak okuyup, yazmakla kurtulacağına inanıyoruz.
kitap hediyeleşmesi yaptığımız yazarlar olarak, memleketin ancak okuyup, yazmakla kurtulacağına inanıyoruz.
devamını gör...
köpek korkusu olan yazarlara tavsiyeler
eskiden benim de köpek korkum vardı. fobi gibi değil de; daha çok çekince gibi, köpek yaklaştıkça ufaktan ufaktan uzaklaşıyordum.
bir gün parkta dolaşırken su içen bir köpek gördüm ve aklıma daha önce köpekler hakkında öğrendiğim bir bilgi aklıma geldi.
bilgi, köpeğe doğru elimi okşar gibi uzattığımda köpeğin gelip kendini sevdireceği yönündeydi.
suyunu içen köpekçiğe elimi uzattım tırsak şekilde. baktım geliyor. gitsem mi kalsam mı derken beni gafil avladı ve yumuşacık kafasını avucumun içinde gezdirmeye başladı. hayatımda bu kadar mutlu olduğum an sınırlıdır.
sürüyle dolaşanlara yaklaşmıyorum tabii. siz de yaklaşmayın.
t: tavsiyeler verilen başlık.
bir gün parkta dolaşırken su içen bir köpek gördüm ve aklıma daha önce köpekler hakkında öğrendiğim bir bilgi aklıma geldi.
bilgi, köpeğe doğru elimi okşar gibi uzattığımda köpeğin gelip kendini sevdireceği yönündeydi.
suyunu içen köpekçiğe elimi uzattım tırsak şekilde. baktım geliyor. gitsem mi kalsam mı derken beni gafil avladı ve yumuşacık kafasını avucumun içinde gezdirmeye başladı. hayatımda bu kadar mutlu olduğum an sınırlıdır.
sürüyle dolaşanlara yaklaşmıyorum tabii. siz de yaklaşmayın.
t: tavsiyeler verilen başlık.
devamını gör...
trombomodulin
endotel membranına bağlı bir protein olup trombini bağlar böylelikle damarda akan kanın pıhtılaşmasını engeller.
devamını gör...
uyuyan güzel
işler yolunda gitmeyince peri bireyler tarafında uyutulan, insan olmadığını düşündüğüm prenses. tabii peri bireyi kandırıp uyuyormuş gibi yapmış da olabilir.
(bkz: sinsirella)

(bkz: sinsirella)

devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
senin dediğin olsun o yoldan git
benim izim yok iznim var tarafımdan
ama bilseydim sulamazdım çiçekleri
çayın altını kapatıp saklanırdım
ışıkları açmazdım hiç geceleri
rüyalarında yatardım yıldızlarda
bahçe duvarımı iki kat yüksek
içimi iki kat daha katı örerdim
bilseydin beni inan ki iyi bilirdin
ben seni senden çok severdim
benim izim yok iznim var tarafımdan
ama bilseydim sulamazdım çiçekleri
çayın altını kapatıp saklanırdım
ışıkları açmazdım hiç geceleri
rüyalarında yatardım yıldızlarda
bahçe duvarımı iki kat yüksek
içimi iki kat daha katı örerdim
bilseydin beni inan ki iyi bilirdin
ben seni senden çok severdim
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
tezimi yönetim kuruluna sunmak için okula gidip, mezun olup çıkmak. kimliğimi falan hep aldılar sözlük.
ben daha 2 aylığına tatile gitmeye karar veren danışmanıma, kütüphaneye falan imzalatmam gereken belgeler var sanıyordum, iki hafta önce elektronik sisteme geçmişler gerek yokmuş onlara artık.
baya baya mezun oldum.
ben daha 2 aylığına tatile gitmeye karar veren danışmanıma, kütüphaneye falan imzalatmam gereken belgeler var sanıyordum, iki hafta önce elektronik sisteme geçmişler gerek yokmuş onlara artık.
baya baya mezun oldum.
devamını gör...
hakkari'de bir mevsim
romanda istanbul'dan hakkari'nin bir köy okuluna atanan öğretmenin bir dönem boyunca yaşadıkları, hissettikleri, başından geçenler anlatılmış.
olaylar pirkanis köyünde geçmekte.
eserin kahramanı olan asker-öğretmen kendi deyimiyle bir çeşit sürgündedir.
romanda oraya yolunu kaybederek bir tekne ile geldiğini belirtiyor.
köye gelince okulun çok eski olduğunu, çocukların hiç kitabı ve defterinin olmadığını görüyor.
onlara kitap defter almak için şehre inip resmi kurumlardan yardım istese de kimse onu ciddiye almaz. orada bir süryani kitapçı ile tanışır çocuklara kitap alır.
bir gün köyde çocukları etkileyen bir salgın başlar. dilekçe yazıp bakanlığa haber verse de yollar kardan kapalı olduğundan kimse gelmez.
köyde ölümler artar ama kimse gelemez, doğunun acı gerçekleriyle tanışmış olur.
bir gün köye bir müfettiş gelir ve öğretmeni tebrik eder bu zamana kadar burada nasıl kaldın diye.
sonra okul kapanır ve oradan ayrılıp kendisini bekleyen teknesine(!) doğru gider.
eser sadece olay akışı şeklinde klasik bir roman değildir.
iç konuşma, bilinç akışı gibi teknikler kullanılır.
romanın bazı bölümleri birkaç cümleden oluşur ve kısa bir hikaye tarzındadır. bu bölümleri edgü'nün bir hikayesi gibi düşünebiliriz. karanlık bir hava hakimdir.
gizemli olaylar vardır bizi sürekli içine çeker.
edgü'nün hikayeleri zaten minimalist tarzdadir. romandaki
ferit edgü gerçek yaşamında paris ve istanbul'da yaşamış biri olarak hakkari'de gördüklerinden çok etkilenmiştir.
bu doğu izlenimleri onun eserlerine çokça yansımıştır. yazdığı 3 romanın ikisi doğuda geçmektedir. birçok öyküsü de doğu ile ilgilidir.
kimse adlı romanı da hakkari'de bir mevsim adlı romanın iç diyalog tekniğiyle yazılmış halidir aslında. daha sanatsal ve teknik açıdan ağır bir romandir.
son olarak söylemek istediğim şey edgü'nün diğer yazarlardan ayrılan en önemli özelliği dilidir.
onun eserlerinde fazla tek bir sözcük bulanamaz.
özellikle türkçe sözcükler kullanmakta da çok hassastır.
olaylar pirkanis köyünde geçmekte.
eserin kahramanı olan asker-öğretmen kendi deyimiyle bir çeşit sürgündedir.
romanda oraya yolunu kaybederek bir tekne ile geldiğini belirtiyor.
köye gelince okulun çok eski olduğunu, çocukların hiç kitabı ve defterinin olmadığını görüyor.
onlara kitap defter almak için şehre inip resmi kurumlardan yardım istese de kimse onu ciddiye almaz. orada bir süryani kitapçı ile tanışır çocuklara kitap alır.
bir gün köyde çocukları etkileyen bir salgın başlar. dilekçe yazıp bakanlığa haber verse de yollar kardan kapalı olduğundan kimse gelmez.
köyde ölümler artar ama kimse gelemez, doğunun acı gerçekleriyle tanışmış olur.
bir gün köye bir müfettiş gelir ve öğretmeni tebrik eder bu zamana kadar burada nasıl kaldın diye.
sonra okul kapanır ve oradan ayrılıp kendisini bekleyen teknesine(!) doğru gider.
eser sadece olay akışı şeklinde klasik bir roman değildir.
iç konuşma, bilinç akışı gibi teknikler kullanılır.
romanın bazı bölümleri birkaç cümleden oluşur ve kısa bir hikaye tarzındadır. bu bölümleri edgü'nün bir hikayesi gibi düşünebiliriz. karanlık bir hava hakimdir.
gizemli olaylar vardır bizi sürekli içine çeker.
edgü'nün hikayeleri zaten minimalist tarzdadir. romandaki
ferit edgü gerçek yaşamında paris ve istanbul'da yaşamış biri olarak hakkari'de gördüklerinden çok etkilenmiştir.
bu doğu izlenimleri onun eserlerine çokça yansımıştır. yazdığı 3 romanın ikisi doğuda geçmektedir. birçok öyküsü de doğu ile ilgilidir.
kimse adlı romanı da hakkari'de bir mevsim adlı romanın iç diyalog tekniğiyle yazılmış halidir aslında. daha sanatsal ve teknik açıdan ağır bir romandir.
son olarak söylemek istediğim şey edgü'nün diğer yazarlardan ayrılan en önemli özelliği dilidir.
onun eserlerinde fazla tek bir sözcük bulanamaz.
özellikle türkçe sözcükler kullanmakta da çok hassastır.
devamını gör...
sevgili ile aynı evde yaşamak
fıkralara konu olan olaydır.
"mehmet ile handan öğrenci olup, aynı evi paylaşmaktadırlar. bir gün handan ve mehmet, mehmet'in annesini yemeğe davet ederler. mehmet'in annesi akşam yemeği süresince handan'ı uzun uzun süzer ve aslında handan'ın çok alımlı ve güzel bir kız olduğunu, acaba aralarında ev arkadaşlığından daha ileri bir boyutta bir ilişkinin mevcut olup olmadığını merak eder. annesinin aklını okumuşcasına mehmet annesine der ki;
"ne düşündüğünü biliyorum ama emin ol ki sadece ev arkadaşıyız, ötesi yok."
akşam yemeğinden sonra mehmet'in annesi evine döner. aradan bir iki gün sonra handan der ki:
- "mehmet, annen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesini bulamıyorum."
mehmet yanıtlar:
- "annemin almış olabileceğini tahmin etmiyorum ama ben yine de kendisine bir mektup yazayım" der.
oturur ve yazar: "anneciğim, gümüş çorba kasesini sen aldın demiyorum ama almadın da demiyorum. fakat konu şu ki; sen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesi kayıp. sevgilerle, oğlun mehmet."
bir hafta sonra mehmet'in annesinden mektup gelir: "sevgili oğlum; handan'la yatıyorsun demiyorum ama yatmıyorsun da demiyorum. konu şu ki; handan kendi yatağında yatıyor olsaydı, gümüş çorba kasesini çoktan bulmuş olurdu. sevgilerle, annen."
"mehmet ile handan öğrenci olup, aynı evi paylaşmaktadırlar. bir gün handan ve mehmet, mehmet'in annesini yemeğe davet ederler. mehmet'in annesi akşam yemeği süresince handan'ı uzun uzun süzer ve aslında handan'ın çok alımlı ve güzel bir kız olduğunu, acaba aralarında ev arkadaşlığından daha ileri bir boyutta bir ilişkinin mevcut olup olmadığını merak eder. annesinin aklını okumuşcasına mehmet annesine der ki;
"ne düşündüğünü biliyorum ama emin ol ki sadece ev arkadaşıyız, ötesi yok."
akşam yemeğinden sonra mehmet'in annesi evine döner. aradan bir iki gün sonra handan der ki:
- "mehmet, annen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesini bulamıyorum."
mehmet yanıtlar:
- "annemin almış olabileceğini tahmin etmiyorum ama ben yine de kendisine bir mektup yazayım" der.
oturur ve yazar: "anneciğim, gümüş çorba kasesini sen aldın demiyorum ama almadın da demiyorum. fakat konu şu ki; sen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesi kayıp. sevgilerle, oğlun mehmet."
bir hafta sonra mehmet'in annesinden mektup gelir: "sevgili oğlum; handan'la yatıyorsun demiyorum ama yatmıyorsun da demiyorum. konu şu ki; handan kendi yatağında yatıyor olsaydı, gümüş çorba kasesini çoktan bulmuş olurdu. sevgilerle, annen."
devamını gör...