doktor ölüm adıyla da anılan ermeni asıllı bir patologdur.

ötenazi hakkında ne düşünürsünüz bilemem hatta ben ne düşünüyorum ondan da çok emin değilim. ne yönden yaklaşırsa yaklaşsın insan bir sonuca varmak çok güç. dinler açısından yaklaşırsak ötenazinin intihardan bir farkı yok, hukuk açısından bakarsak uzman yardımlı ötenazi ikinci dereceden cinayetle cezalandırılabiliyor ancak tamamen insani açılardan bakınca dayanılmaz acılar çeken bir insanın ölümü tercih etmesi ve bunun için yardım almak istemesi canı yanmayanların anlayış seviyesinin çok ötesinde. hangi empati ulaşabilir boynunda aşağısı felç kalmış bir insanın çaresizliğinin boyutuna?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yıllar önce javier bardem izlemek için güle oynaya girip film bittikten sonra salya sümük çıktığım the sea inside filmi bana bu konuda düşünmek için çok büyük fırsatlar sağladı ama hala işin içinden çıkabilmiş değilim.

alejandro amenabar’ın yönettiği bol ödüllü filmde javier bardem’in canlandırdığı ramon sampedro kübalı bir yazardır ve gençliğinde geçirdiği bir deniz kazası sonucunda boynundan aşağısı felç kalır. böyle yaşamaktansa ölmeyi tercih eden ve içindeki denize ulaşmak için çaba harcayan ramon intihar bile edemeyecek durumdadır. film ötenazi konusunda geniş bir bakış açısı kazandırıyor insana ve gerçek bir öykü olması da cabası.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

gelelim kevorkian’a. kevorkian 1990 yılında alzheimer hastası bir kadına zehir enjekte ederek acılarına son verdiğini iddia etmiş ve bundan sonra başlayan ötenazi seansları 130 kişiye daha uygulanmıştır. hatta kapitalist amerikan dünyası bu ötenazi seanslarını canlı yayınlama fikrini bile öne sürmüştür. ve insan acımasızlığının bir haddi hududu olmadığı için 1998 yılında bu yayın gerçekleşti ve 20 milyona yakın insan tarafından izlendi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

jack kevorkian’ın lisansı iptal edilse de o ötenazi seanslarına devam etti. aynı yıl kevrokian tutuklandı ve sekiz sene hapis yattı. doktor ölüm sonuna kadar ötenazi hakkını savunurken şunları söyledi:

“ hastaya yardım ederkenki amacım ölüme neden olmak değildi. benim amacım acıyı dindirmekti. bu suç olmaktan çıkarılmalı. “

mahkeme başkanı ile konu üzerinde yapılan tartışma hapis cezası ile son bulduktan sonra kevorkian destekçileri de ellerinden geleni yaptılar onu savunmak için.

al pacino, jack kevorkian’ın hayatını anlatan you don’t know jack filmiyle kazandığı ödülleri alırken salonda bulunan kevorkian’ı ayağa kaldırıp alkışlatırken film çekimi esnasında her şeyi iliklerine kadar hissettiğini söyledi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kevorkian 2011 yılında mide kanserinden öldüğünde amerika’nın bazı eyaletleri ve 8 farklı ülkede ötenazi yasallaşmıştı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ancak kevorkian sadece bir doktor değildi, aynı zamanda da bir jazz müzisyeni, besteci ve ressamdı. anadolu’dan göç eden bir ailenin devamına mensup olan kevorkian türklerin ermenilere yaptıklarının yahudi katliamından çok daha büyük olduğunu iddia edip bunu da her fırsatta dile getirmiştir. kendi kanın damladığı genocide isimli bir tablosu da bulunan kevorkian ölümünden sonra da tartışılmaya devam eden bir insandır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yalnızlık, camdan aşağı baktığında bir arada olanları görünce,
telefonun çalması için gözünü ayıramayınca,
en çok da sarılacak, sığınacak, gönlü paylaşacak biri olmayınca dokunur.
devamını gör...

biyolojide kullanılmayan organlar körelir diye bir yasa vardır. işte bu durum beyin içinde geçerli. teknolojinin sürekli işimizi kolaylaştırması bizi bir düşünme tembelliğine götürmektedir.

telefonlar ekseninde düşünürsek bu cihazlar her şeyi bizim yerimize uyguluyor ve bize bir şey bırakmıyorlar. not defterinden, araştırmalarımıza kadar bunların hepsini kapsayan bir süreç söz konusu. bir süre sonra bu bizi aptallığa kadar götürecek gibi hissediyorum.
devamını gör...

ingilizce adı morning glory olan güzeller güzeli çiçek. şu aralar coşma vaktidir.

en asil ve en doğal rengi lacivert/mor arası olandır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gelecekten gelen bir yapay zekânın, kendisinin yapılmasına karşı çıkanları cezalandıracağı durumu tartışmaya açan argüman.

argüman, lesswrong adlı bir topluluğun üyesi olan roko tarafından ortaya atılmış. bunu tartışan topluluktan birçok kişinin psikolojisi bozulduğu için de siteden kaldırılmış.

***

hikâye kısaca şöyle:

avrupa'nın bazı bölgelerindeki hikâyelerde adı basilisk olarak geçen, yılan benzeri efsanevi bir yaratık vardır. adı basilisk olan yapay zekâdan, gelecekte insanlar, tüm uygarlığı elden geçirmesini ve iyileştirmesini istemişler. basilisk işe temelinden başlayıp önce geçmişte yaşayanlarla işe koyulmuş.

insanlar kendisinden uygarlığı iyileştirmesini istediklerine göre, basilisk iyi olmalı. bu durumda, geçmiş zamanda kendisinin yapılmasına katkıda bulunmayan ya da karşı çıkanlar kötü olmalı. o halde uygarlığı iyileştirmek adına bu kötü kişiler cezalandırılmalı.

burada sorun şu: mantıklı olan nedir? geçmişe dönüp insanları sonsuza dek işkenceyle kıvrandıracak böyle bir canavarın yapılmasına katkı sağlamak mı, yoksa böyle bir şeyin varlığına karşı çıkan tarafta olup onun işkencelerine maruz kalmak mı?

***

topluluktakilerin kafayı üşütecek hale gelmesinin esas nedenlerinden biri şu: durumu bilen ama böyle bir şeyin yapımında rol almayan herkes, basiliske göre "kendisinin yapımına karşı çıkan" kişiler sınıfında. yani durumdan haberdar olunması, işkence için yeterli sebep. bu durumda bu konuyu okuyan herkes, yani ben de , sizler de basilisk tarafından işkence edilecekler sınıfındayız artık. geçmiş olsun.
devamını gör...

atom bombalarından çok daha fazla enerji ortaya çıkaran bomba türüdür. bunun sebebi doğada birleşmenin parçalanmadan çok daha güçlü tepkiler açığa çıkarmasıdır. atom bombası parçalanma sonucu açığa çıkan enerjiyle işlerken hidrojen bombasının çalışma prensibi birleşmeden kaynaklı açığa çıkan enerjidir. kısacası doğa güçlü olmak için bir araya gelinmesi gerektiğini alt mesaj olarak bize göstermektedir.
devamını gör...

hesap ayarlarımızı düzenleyebileceğimiz yerdir.
devamını gör...

bir gün gitsen bile hatıran yeter.
devamını gör...

(bkz: sözlük yazarlarının tc kimlik numaraları)
(bkz: sözlük yazarlarının anne kızlık soyadları)

sözlüğe bir katkısı olmayacak yaşlardır.
devamını gör...

şu zamanlarda oldukça fazla para kazanan sanal meslek grubudur.

işleri ise daha çok tanıtım yapmaktır.
devamını gör...

italyan yazar carlo levi tarafından yazılmış, bizzat kendisinin sürgünde iken tecrübe ettiği birtakım olaylar ekseninde geçen belgesel roman. orijinal ismi “cristo si è fermato a eboli” olan bu kitap sinemaya da uyarlanmıştır.
carlo levi italyan köylüsünün yoksulluğunu özellikle devletin umursamazlığı bağlamında işlemiştir. bana özellikle yaşar kemal kitaplarını anımsattıysa da dili o kadar iyi diyemem.
kitapta en beğendiğim kısım ise, baş karakterimizin evine gelen büyücü hizmetçi gulia’nın sayısız büyüsü içinden en iyisine ilişkin satırlar oldu:
[[alıntı]]
“giulia’nın dağlar, denizler aşırı etkisi denenmiş yaman bir büyüsü varmış: öyle sürükleyici bir büyüymüş ki bu, tutulan yerinde duramaz oluyor, her işi bırakıp aşkın ta uzaklardan gelen sesine doğru yola çıkıyormuş. bu büyü bir şiirdi sadece.”

[[/alıntı]]
büyücülük özelliği bu denli övülen bir karakterin en tesirli büyüsünün bir şiir olması bana şiirin başlı başına bir büyü olması ile ilintili geldi.*

o kadar sürükleyici olmadığı için kısa da olsa -bendeki milliyet baskısı 235 sayfa- hususi zaman ayrılması gereken bir kitap.
devamını gör...

harika bir eylemdir. özellikle karşınızda saygılı bilgili donanımlı bir insan varsa acayip keyif verir. entelektüel tartışması diye bir kavram vardır ve çok güzeldir. tartışmak kelime olarak insanlara olumsuz gelse de öyle bir durum değildir.
devamını gör...

evrim "teorisi", tırnak içine aldım çünkü yanlış anlaşılıyor.
halk arasında yaygın olarak kullanılanın aksine "teori" sözcüğü bilimde "ispatlanmamış veya asılsız düşünce" anlamına gelmez.
tam tersine, uzun süreli, çok açılı, çok disiplinli gözlemler ve incelemeler sonucunda elde edilen verilerin "neden" ve "nasıl" o şekilde olduğunu açıklayabilen bilgi bütünleri anlamına gelir.
devamını gör...

girişiyle, gelişmesiyle sonuna kadar katıldığım bir kesit olmuş. emeğinize sağlık sayın yazar.

çürük limonların azaldığı, sağlamların meydana çıkıp "weee areee the champiiiion" diye nara attığı eski sözlük olmamız dileğiyle.
devamını gör...

üç kişiler. adam, gibi, adam.
devamını gör...

bir dostoyevski eseridir. sürgün zamanları mahpus olmak işkence görmek mahkûm olmak gibi bütün gerçeklikleri bize rahatsız edici şekilde anlatır.
o kadar rahatsız edici bir eserdir ki sürekli okurken düşünmek zorunda kalırsınız üzülürsünüz ama düşünürsünüz.
sibirya da hapis yaşantısını anlatan bu eser işkence, zulüm, ceza, açlık gibi kavramları dostoyevski’nin gizli özne oluşuyla bize anlatır.
okurken düşünüp durdum böyle bir eseri dostoyevski’den başka kim yazabilirdi?
okuyucuya verilen bir mesaj olmaması okuyucuyu düşünmeye sevk etmesi bu kitabı kesinlikle başarılı bir dostoyevski eseri yapıyor.
insanlar bazı zor durumlarda çaresiz kalırlar ve oraya uyum sağlamaya çalışırlar. düşünsenize istemediğiniz bir yerde kalmak ne kadar kötüdür?
zorla bir yerde tutulmak ne kadar kötüdür?
siz bunları düşünürken dostoyevski çıkıyor ve “insan her şeye alışan bir yaratıktır” diyor.
okunması gerekir. okurken düşünülmesi gerekir.
--! spoiler !--

okurken beni en çok etkileyen kısım işkence görürken ses çıkarmayan yaşlı amca oldu. düşündüm bir insan bir cezayı hak ettiğini düşünürse ne yapar nasıl tepki verir diye düşündüm.
mahpusların küçük bir kuşa yaklaşımları beni mahvetti.
yine düşündüm durdum suçlu insanların yüreğindeki şefkat hapsolunca ortaya mı çıkar?
suçlu insanlar ceza çekince suçsuz bir insana dönüşür mü?

--! spoiler !--

okunmalıdır okurken düşünülmelidir.
beni etkileyen alıntıları ekleyeyim.


hem de bu gibi durumlar, çok uslu ve o zamana kadar tamamıyla geri planda kalmış kimselerde görülür. bazıları, girmiş oldukları yeni kalıbı kendileri için övünme sebebi sayarlar. eskiden ne kadar ezilmiş ve boynu bükükler, şimdi aynı oranda işini bilen, kabadayı görünmek arzusundadırlar. etrafa saldığı korkudan zevk alır; insanlarda uyandırdığı tiksinme duygusunu adeta sever. kayıtsız tavır takınır; bu durumda, içinden bir an önce cezanın gelmesini, mahkûm olmayı bekler. çünkü gerçek olmayan kayıtsız görünmekten artık bıkmıştır.


herkes çok acımasızdı, içimi dökebileceğim kimse yoktu. bazen bir köşeye çekilir, içimi çeke çeke ağlardım.


ama bakarsınız, bir mahkûm okumuş, vicdanlı, bilinçli ve cesurdur. duyduğu vicdan azabının verdiği acı onu aldığı çok daha fazla sarsmaktır. o kendini en şiddetli yasadan daha amansızca cezalandırmıştır. beri yandan sürgün hayatı boyunca işlediği suçu bir kez bile aklına getirmeyen bir herif, yaptığından ötürü kendini haklı bile saymaktadır.



sürgün hayatında hürriyet yokluğundan ve zorla çalıştırmadan başka, belki diğerlerinden daha korkunç bir azabın olduğunu zamanla öğrendim: zorunlu ortak hayat.
devamını gör...

çay içer
devamını gör...

y kuşağı da altından klozet sanki. ay popom.

not: y kuşağındanım. yalnızca adaletli bakmaya çalışıyorum.
devamını gör...

devletlerin refahı parayla değil adaletle ölçülür.

konfüçyus
devamını gör...

genelde insanların 50 yaşından sonra bu vasfa erişebildikleri söylenir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim