1)evrenseldir ve her insan yaşayabilir.
2)bireyin algı ve düşüncesini etkiler.
3)yarattığı iç sıkıntısının tanımlanması güçtür.
4)genellikle tehlike habercisi,tehdide karşı uyarıcı ve koruyucudur.
5)belirsizlikleri ve bilinmeyeni bulma çabasıdır.
6)bir tehlikeye karşı hissedilen huzursuzluk ve gerilimdir.
7)benliğin bilinçli yönüyle algılanan ve kavranan bir durumdur.
8)otonom sinir sisteminin belirsiz oran bir tehdide tepki olarak faaliyete geçmesiyle,bireyin kendisini endişeli ve gergin hissetmesidir.
devamını gör...

genelde ergen kızlar bayilirlar bunlara.
devamını gör...

özledik dön slayt reyis. latifelerle birlikte ülkenin ekonomisini şaha kaldırışının tadı damağımızda kaldı. başka alanlara da el at.
devamını gör...

nankörlükle sonuçlanacak eylemdir. ne kadar memnun etmeye çalışırsanız o kadar üzülürsünüz.
devamını gör...

"otur da üniversite sınavına çalış."

demek için gelmiştim ama şöyle bir düşününce neden isteyeyim ki? şuan bulunduğum yer mevcut koşullarda olabileceğim en iyi yer.

sanırım hayatımda ilk defa, istediğim sonuca ulaşamamak benim yararıma oldu.

tanımlamak gerekirse: düşününce, vermemenin daha akıllıca gibi göründüğü öğüt.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne diyebilirim ki, kendi etmiş kendi bulmuş.

istanbul'da cezaevinden çıktıktan sonra corona virüs şüphesiyle yurda yerleştirilen kişi, 6. kattan çarşafla kaçmaya çalışırken düşerek öldü.

olay, 2 mayıs pazar günü saat 06.00 sıralarında maltepe mimar sinan erkek öğrenci yurdu'nda meydana geldi. corona virüs şüphesi bulunan pakistan uyruklu ali muhtar (36) maltepe cezaevi'nden çıkarıldıktan sonra il göç idaresi'ndeki işlemleri bitene kadar pandemi yurduna yerleştirildi.

muhtar, yurtta 2 gün kaldıktan sonra kaçmak için odalardan topladığı perde ve çarşafları birbirlerine bağladı. perde ve çarşaflara tutunarak 12'inci kattaki odasının penceresinden aşağı sarkan muhtar, 6'ıncı kata kadar indi.

muhtar, çarşafların kopması sonucu 6'ıncı kattan, yaklaşık 25 metre yükseklikten aşağı düştü. kanlar içinde yerde yatan muhtar'ı gören görevliler, durumu sağlık ve polis ekiplerine bildirdi.

kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri, ali muhtar'ın hayatını kaybettiğini belirledi. polis ve savcı incelemesinin ardından muhtar'ın cenazesi adli tıp kurumu'na sevk edildi.

buradan
devamını gör...

günlerce konuşmaz,yazmaz,aramaz,sormaz;sonra gelir bir "merhaba" der,yine o kazanır.
devamını gör...

ben şahsen sürekli sözlükle ilgili başlık görmekten hiç hoşlanmıyorum, bir sürü moderatör var, ne zaman yazsam anında cevap veriyorlar, derdiniz ne ise halledebilirsiniz,

kendinizce "orjinal" başlıklar açmak tanımlar girmek için buradasınız, sözlükle ilgili sorunların yeri burası değil bence, varsa bir sorun hemen cevap veriyorlar zaten, eğer yapamayacakları bir şeyse bunu admine vs ye iletip değerlendireceğiz demişlerdi bana ve gerçekten de yaptılar, sözlüğün formatına da eklediler, ben birebir bunu yaşadım, sözlükle ilgili her şeye alkış tutan biri de değilim bu arada...

fakat çarşaf çarşaf bana böyle yapılması, şöyle olması bilmemne diye başlıklar açılması buranın tabiatına aykırı, diğer sözlüklerde de varmı inanın bilmiyorum, hatırlamıyorum da ama, güya yazı yazmak için bir oluşuma katılıp, insanları zan altında bırakacak başlıklar atmak, sözlüğün yapısını bozuyor, bana hiç iyi niyetli gelmiyor,

"heilebilmemnesözlük" nick i de hiç masum değil, komik de değil... bu yaratıcılık da değil... sonraki nick de çok itici, böyle nickleri olanların genelde sulu seviyesiz tanımları oluyor, hiç şaşmıyor, ön yargılı olmayım diyorum, girip okuyorum, ama hep bel altı.. hep kaba saba laflar.. bazen beğendiğim tanımları da oluyor ama çok nadir, ben yine oyumu veriyorum, okumaya da devam ediyorum,

konuyu bilmiyorum ama, belki de açıklanmaması daha iyi olmuştur kendisi için...
devamını gör...

her gece yatmadan önce "allahım keşke benim canımı alıp ihtiyacı olan bir kuluna şifa niyetine bağışlasan" dediğim, ölümü iple çekip ne olacaksa olsun artık diyecek kadar bezmiş ruh halimin karşılığı başlıktır.
devamını gör...

radyoya tıklayınca radyo sayfasından tekrar sözlüğe geri dönecek bir buton olabilir. bir tek bende mi böyle oluyor bilmiyorum. belki de ayrı bir sekmede açılırsa sorun çözülebilir.
devamını gör...

2. dünya savaşında alman ss birliklerinin zulmünü ve baskısını anlatan bir ilya ehrenburg romanı.
devamını gör...

"ulan, lan" kelimelerinin kökü "evlat, erkek evlat" manasındaki "oğlan" sözüne dayanır.

kelimenin başındaki "o" sesi, zamanla "u"ya dönüşmüş, sonra da "ulan" ve "lan" şeklinde aşınmaya uğrayarak varlığını sürdürmüştür. (bkz: ali akar) (bkz: düşünen türkçe)
devamını gör...

ikinciye gümüş pipi üçüncüye bronz pipi denilip denilmediğini merak etmeme sebep olan başlıktır.

(sonrasına mansiyon pipi denir mi diye merak etmiyorum.)

edit : imla
devamını gör...

bazen görebilen bir çift göz, tutabilen eller, yürüyebildiğimiz ayaklardır. bazen baktığımızda görebildiğimiz anne ve babamız; bazen eşimiz, çocuklarımızdır. eğer sağlıklıysak, eğer sevdiklerimiz yanımızdaysa, en büyük zenginlik belirtisi budur elbet.
devamını gör...

evren hepimizin büyük evi. yaşam alanımız... keşfedilmiş milyarlarca sır ve keşfedilmeyi bekleyen belki de yine milyarlarca sır barındırıyor.

evren’in büyüklüğünü kelimelerle anlatmamız pek de mümkün değil. haliyle böylesine devasa büyük bir olgu, en az kendisi kadar devasa büyük olasılıkları da içerisinde barındırıyor. bizler insan olarak henüz görmediğimiz bir şeyin varlığını inkar edebilir miyiz ? yokluğuna kesin kanaat getirebilir miyiz ? işte evren; büyüklüğü sebebiyle keşfedilmesi hem kolay hem de zor olan bir yapıdır.

ilk olarak beyaz deliklerden başlayalım. adından da anlaşılacağı üzere var oluş şekli kara deliklerin tam tersi şekilde olduğu söylenebilir. hepimizin bildiği üzere kara delikler nesneyi, ışığı, aklınıza gelebilecek her şeyi içine çeker. beyaz delik ise kara deliklerine tam aksine dışarı iter. yani kara delik çekerken, beyaz delik itiyor. bahsetmiş olduğumuz beyaz delik yapısı henüz hiç kimse tarafından hiç bir yerde görülmedi, kayıt altına alınmadı. buna rağmen beyaz deliklerin de uzayda var olabileceği düşünülüyor. şöyle bir şey söylemek de gayet mümkün, madem kara delik içine bir şeyleri çektikçe büyüyorsa, beyaz delikler var olursa yuttuklarını aksi taraftan iteceği için hiçbir zaman büyüyemeyecekti ve yok olacaktı zamanla. ancak var olduğu ve büyüdüğü düşünülüyor yalnızca. yine de beyaz delik yapısının varlığı ihtimali bir hayli azalmış durumda.

solucan delikleri ise uzay-zaman düzlemini bir nevi delerek içinde bulunan cismi yalnızca bir kaç saniyede evren’in öteki ucuna, bilmediği başka bir tarafına gönderdiği düşünülen yapılardır. öbür ismi einstein-rosen köprüsü olan bu köprülerin var oluşunun gerekliliğini ünlü fizikçi albert einstein savunmuştur. yapılan araştırmalarda da sabit olduğu üzere halen görülmemiş veya yaşanılmamış olsa dahi bu yapının varlığının kuvvetli bir ihtimal olduğu düşünülmektedir. anlayacağınız ışınlanma işlemi gerçekleşiyor. fakat nereye gideceğimiz henüz bilinmiyor. nereye ışınlanacağımız kontrol edilebildiği taktirde insanlık için büyük fayda sağlayabilir. tabii önce var oluşunun kanıtlanması gerekli.

çoklu evrenler kuramı ise içinde yaşadığımız evren’den sonsuz çoklukta ve aynı, farklı, benzer, alakasız, alakalı, sınırlı ve sınırsız evrenin var olduğunu savunuyor. bunun tezden çıkıp kanıtlanması ise hepimizin az çok anlayabileceği gibi çok çok zor bir durum. fakat kimse kesin olarak yoktur diye bir şey söyleyemiyor. konu bir evrenken bile sonsuz ihtimaller barındırıyorsa, çoklu evrenlerdeki ihtimallerin sonsuz kere sonsuz olduğu aşikar.

evrende var olduğu düşünülen, filmlere konu olan, bir çok tez yazılan, bir çok araştırması yapılan konulardan bir diğeri ve sonuncusu olarak bahsedebileceğimiz şey ise uzaylıların varlığı. bu soru ve bu düşünce belki de insanlık tarihinin en büyük konusu.

yalnız mıyız ?

bir bakıma uzaylıların varlığı kesin. çünkü dünyamızda uzayda bulunan bir gezegen. bizler de dünyada yaşayan canlılar olduğumuza göre; uzaylılar vardır diyebilir miyiz ? bence diyebiliriz...

evren’in büyüklüğü ve durumu göz önüne alındığında, en küçük ihtimallerle de olsa hesaplamalar yapılarak, sadece samanyolu galaksisinde dahi yaşayan binlerce canlı olduğu malumumuz. fakat dünya dışındaki yaşam konusu ne yazık ki hesaplamalar ile kanıtlanabilecek bir ihtimal değil.

başka bir evrende, başka bir galakside, başka bir gezegende, küçüklü büyüklü bir yaşamın bulunması çok da şaşırtıcı olmayacaktır esasında. belki şu an da bile yakınlardaki bir gezegenden izleniyor olabiliriz, kim bilir...
devamını gör...

muhtemelen konum atmış yazarlardır.
açalım navigasyonu bakalım bakalım.
devamını gör...

insanın sokakta gezerken yaşama zevkini kaybetmesine sebep olan gerçektir. tabii, günümüz konut sektöründekiler sadece cebindeki parasını önemseyen açgözlülerden oluştuğu için gayet anlaşılır bir durumdur. bunların bırakın esteteği ve güzelliği, yaptıkları binanın içinde oturacakların can güvenliğini dahi önemseyecek hali yok. şehrin dışında kalan köy ve gecekondular ise zaten apayrı bir dünya.

sadece konutlar değil aslında. parklar, yollar, bahçeler vs. de bir o kadar düzensiz ve çirkin. şehirde ağaçlar yok, her yer şişe ve çekirdek çöpleri içinde yüzüyor. üst tabakasından altına kadar çoğunluk bu zihniyette olduğundan kentleşme kültürü diye bir şey de olmuyor tabii. "barınacak evimiz olsun yeter" mantığından öteye gidemiyoruz. estetik, düzen ve temizlik hep sınıfta kalıyor.

efendim sonra neden türkiye'de yaşamak istemiyor bazıları? amerika ve avrupa'daki şehirleri gören insan sizce beğenir mi gökdelenlerin yanındaki gecekondu mahallelerini? beğenmeyecek tabii ki de.
devamını gör...

başlıklara "benim" diye atlamaktan hoşlanmasam da bu kez "evet, benim" yazabileceğim kişi.

bir ara resmen döşüyordum tanımları uzun uzun, duvar kâğıdı gibi. baktım ki insanlar okumaya üşeniyor, ben de tweet atar gibi yazmaya başladım artık.
devamını gör...

çocukluğumdan beri en sevdiğim aktivitelerden. sanki ağacın geçirdiği onlarca mevsime, dalına konan kuşlara sarılır gibi...

küçükken okul yolunda bir sürü ağaca sarıla sarıla okula gidermişim. hatta babam birinde kesilen bir ağacın kalan kök kısmına sarılıp ağladığımı ona üzülme diye teselli ettiğimi anlatır durur.

erenköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesine depresyon tedavisine sırf civardaki kocaman ağaçlara sarılmak icin gittim desem yalan olmaz. hastane civarındaki cadde ve sokaklarda dokusu pürüssüz ağaçların adını kime sorsam farklı bir şey dedi. ayrıca civarda öyle devasa ağaçlar var ki, gördüğüm an yanlarına koşarak gitmemek için heyecanımı zor zapt ediyorum.
sarılmak yeterince abes iken bir de koşarak sarılırsam, hastaneden kaçtığımı düşünebilirler.*

bir de salkım söğüt ve kavak ağacı tutkum var ki evlerden ırak. öldüğüm zaman bir salkım söğüt veya kavak dibine gömülmeyi çok isterim.

ağaçlara sarılın, sarılanları sevin.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim