kendi fikrim: yapılmalıdır. üslubu önemlidir. *
şöyle bir yönü var;
başından geçen travmatik olayları düşün. bunlara karşı yapılan kinayeli esprilere alınmak yerine gülebiliyorsan, travmanı atlatmışsın demektir.

bir yakınım bir kaza geçirmişti. durumuyla dalga geçerek yüzüne vurmasam, içinde besleyip büyütecek, hem daha geç atlatacak hem de zaman geçtikte travmanın izleri artacaktı. şuan kendi bile yeri gelince kendiyle dalga geçebiliyor ve yüzü gülüyor.
başka bir yakınım ciddi bir ameliyat geçirmişti, bize gerek kalmıyordu. o bol bol mizah konusu yapıyordu kendini.

din denmiş, yapalım hemen: 1 milyar kişinin kutsal gördüğü ineği, her gün başka bir 1 milyar kişi katlederek yiyor. daha komik bir şey mi var? illa ki diyorlardır: "bizim dinimiz kutsaldır, kimse dalga geçemez", e adam yedi senin kutsalını, artanını da çöpe sıyırdı.
4000 küsür aktif din var. gücenen sensin, tanrın değil.

kaldı ki mizah subjektif bir şeydir.
ayrıca tanımadığın birine de aklına gelen her mizahı yapmazsın zaten.
devamını gör...

muhammed bir koyun tüccarıydı. bir tüccarın malını satmak istemesi kadar doğal bir şey yoktur. pazar payını bölen bir ürünü devreden çıkarmasını böyle okuyabiliriz.
aynı örneği yakın dönemde rüşvet yiyebilmek için altın vergisini kaldıranlarda da gördük. iktidar her şeydir. iktidarı alan kuralları uygular. yoksa hangi hayvan pismiş temizmiş mevzusu değil. mevzu o olsa yağ ve şeker fabrikalarının atıklarıyla beslenen büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar hakkında da böyle yorumlar duyardık.

başlığa gelince. domuz eti yemiş yazarlardan birisi benim. kuzenimin eski nişanlısı gürcüydü ve her gürcistan'a gidişlerinde kilo kilo domuz eti ile gelirlerdi. ilk başta meraktan yedim. pastırma ve sosislerinden. bir birim domuz sosisi en az beş birim piliç ya da dana sosisinden daha doyurucu. ama pastırması... ben o kadar güzel bir et ürünü yemedim. aynı şeyi haşlama kavurma tarzı pişirilen domuz eti yemekleri için söyleyemeyeceğim. bu tarzlarda dana eti çok çok daha lezzetli.
devamını gör...

insan kendinden çıkanı bilmez mi? der susarım.
devamını gör...

akademik kariyerin başlangıcıdır.
devamını gör...

askerliğin bitmesinin üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin asla bitmeyen anıdır. askerlik ne kadar sürerse sürsün anılar asla bitmez. anlattıkça anlatasın gelir insanın. on sekiz gün bedelli yapan adamların 5 yıl anı anlatmışlığına şahit olunmuştur.

o yüzden anlatan içim eğlenceli dinleyenlerin çoğu içinse anlamsız ve sıkıcıdır. anlatılmamasında fayda vardır.

kurayı çekip gemlik askeri veteriner okulunda asteğmen olarak gönderildiğimde sade ve heyecansız bir askerlik geçireceğime inanmıştım, öyle olmalıydı. ama olmadı.

yüzlerce anı arasında en büyük kahramanlık gösterdiklerimden birini ömrüm boyunca unutmam mümkün olmayacak. askerliğimin bitmesine iki ay kala artık domino taşı asteğmen olmaktan kurtulmuş ve bir aydır yıldız taşıyan bir teğmen olmuştum.

veteriner hekim olan komutanım klinikte görevlendirilince de dünyalar benim olmuştu, çünkü o an itibariyle kısım amiri olmuştum ve yapacağım tek şey her fırsatta arazi olmaktı. ben de bunu layıkıyla yaptım.

bir gün gezip tozma fırsatı yakalayamadan bir emri imzalatmak için komutanımın yanına gitmem gerekti ve hemen kliniğe doğru yola çıktım. kliniğe geldiğimde askere binbaşının nerde olduğunu sordum:

iob: komutanım nerde?
asker: içeride komutanım.
iob: tamam ben onu bir göreyim.
asker: komutanım, şu an görmeyin isterseniz.
iob: oğlum işim gücüm var aç kapıyı.
asker-: komutanım, girmeyin bence içeri.
iob: oğlum sinirlendirme beni, aç kapıyı.
asker: emredersiniz komutanım.

bu saçma sohbetin üzerine asker kapıyı açtı ve ben içeri girince kör olmak istedim, askerliğe lanet ettim, beynime peş peşe balyoz darbeleri yedim. çünkü komutanımın kolu nerdeyse omzuna kadar ineğin makatında idi.

ben bayılmamak için kendimi tutmaya çalışırken komutanım kahkaha atıyordu bir yandan:

komutan: ne oldu teğmen?
iob: komutanım ne yapıyorsunuz?
komutan: ineği muayene ediyorum.
iob: komutanım, kolunuz hayvanın içindeydi.
komutan: ne yapayım, hayvana neyi olduğunu mu sorayım teğmen?
iob: haklısınız komutanım.
komutan: iyi misin teğmen?
iob: iyiyim komutanım.

bunun üzerine komutanım çok da şakacı olduğu için “ seni çok üzdüm, gel el sıkışıp barışalım” diyerek elimi sıkmasaydı belki anı bu kadar kötü kokmazdı.

ama komutan böyle bir şaka yapınca ben durur muyum? yapıştırdım cevabı:

emredersiniz komutanım!
devamını gör...

kuzey amerika'da yaşayan, siouan dili konuşan, missouri nehrine ve missouri eyaletine ismini veren bir kızılderili kabilesidir.
eskiden büyük göller civarında yaşarken algonkin dili konuşan kabilelerin saldırısıyla büyük kayıplar verdiler ve büyük ovalara kaçtılar. geldikleri bölgede beyazlarla ticaret yaparken hastalık kaptılar ve sayıları iyice düştü.
bu yüzden otoe, kansa, osage gibi kabilelerle birlikte yaşamaya başladılar. bugün hâla oklahoma'daki rezervasyonlarda beraber yaşıyorlar.
devamını gör...

ipsos araştırma şirketinin yaptığı “türkiye’nin en güvenilir ünlüleri” araştırmasında 4 yıldır en güvenilir kişi seçilen sanatçıdır.
devamını gör...

aşırı özgüven değil egodur o. kendi eksikliklerini,kırılmışlıklarını saklama yöntemi. bazen de sadece şımarıklık
devamını gör...

genelde başlıktaki kadar doğru yazılmayan yorumdur.
(bkz: başıma geleceklerden gogle paly sorumludur.)
devamını gör...

sevilen arkadaşa yöneltilen hâl hatır cümlesi. ha tabi nefret ettiğinize de söyleyebilirsiniz.
devamını gör...

evler ile ilgili en güzel tanımı şükrü erbaş yapmıştır.*

evlere dönelim, sırtımızın kamburu evlere, cılızlığımızın
görkemli korunaklarına,
yalnızlığımızın kalelerine dönelim.
devamını gör...

benim efendim. aynı zamanda çocukluğum olmasından mütevellit her şeyine aşığım.
devamını gör...

aslında az önce bu başlığa bir tanım girmiştim ve tanımda aynen şunu yazmıştım " hayal mayal yok, kalmamış yani"...

sayamadığım yıldızların altında düşündüm biraz bunu. sahi her hayalin gerçekleşmesi gerekir mi? hayal değil mi bu yahu? olsun ya da olmasın, aklımla ve kalbimle; düşünmüş ve kurmuşum. kime ne?

sonra karşımdaki küçük ışıkları gördüm. telefonum pek iyi çekemese de...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hemen hemen manzara bu. aşağı köyün yollarındaki ışıklar bunlar.

ben küçükken yazları babaannemin yanında kalırken bir süre sonra sıkılır ve annemleri isterdim. babaannem de beni susturabilmek için "eğer yeterince dua edersen şu karşında gördüğün ışıklar var ya, heh işte onlar annenle babana yolu gösterirler ve onlar da çabucak buraya gelirler" derdi. gerçi geçen yıllarda babaanneme sordum " ben küçükken bunları bunları derdin, hatırlıyor musun?" diye. "ne bilem gızım ben, sorsana bakem ben dün yediğim yemeğe hatırleyon mu?" dedi. güldüm...

ve şunu hayal ettim.
/acaba yeterince dua edersem sen de o ışıklar sayesinde çabucak yanıma gelir misin?/
devamını gör...

kendinden farklı düşüncelere sahip kişiyle medeni şekilde tartışarak ufkunu açmak istemiş olabilir. belki kendi görmediği noktaları o yazar fark etmiş o yüzden yazmıştır. ayrıca kimse sözlükte tanımadığı birinin attığı mesajla o kişinin fikirlerini kabullenmez.
devamını gör...

"son dört hanesi **** olan kredi kartınızın dönem borcu xxxx tl, asgari ödeme tutarı xxx tl'dir. son ödeme tari..."
sanki bütün ay karttan harcamayı ben yapmamışım, banka mesajıyla dolandırıldığımı öğrenmişim gibi hissettiren mesajlardır benim için.
devamını gör...

garibin çilesi mezarda biter.. vizelerimin bitmesinin üstünden daha bir hafta geçmesine rağmen mekanda oturup, not yazmaya başladım... *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yansımamızın mükemmel olmasını istiyoruz. ister internet yansıması olsun ister iş, ister kampüs. ailemize bile farklı bir kişiliğiz. her zaman diliminde farklı insanız.

kendimiz hakkında uygun gördüğümüz yansıma ile karışıyoruz zamanla. hangisi biz, hangisi hayalimiz bilemez oluyoruz.

o yüzden o gülümseyip, "ne önemi var tatlım zaten ben onu sevmiyordum" demeler. hafifçe sırıtıp, "terfi zaten senin hakkındı ahmetciğim" demeler.

bizi zayıf gösteren zaaflarımızı sakladıkça daha güçlü olacağımızı, oyunu kazanacağımızı öğretmişler, ya da kitaplardan öğrenmişiz.

herkes olmak istediğini saklıyor derinlerinde.

enteller hayvanlıklarını saklamak için "marmariste orman yandı çevre böhühühü" diyor, ben birini sevip öküz gibi aşık olmaktan kaçmak için kaba davranıyorum önüme gelene. mesele gayet açık.

maskeler düşerse çok pis zırlarız. popişimiz yemiyor buna. mutsuzken gülümseyip, "bu geceyi birlikte geçirelim canım" diyoruz. enteller de, "neden ozon tabakası delindi çok üzülüyorum" diyor.

bu alengirli işlerdeki tek şey ters ironimiz belki.
devamını gör...

mutlaka görüşelim canım ya
devamını gör...

axess reklamıdır.


tanım: beren saat denince aklımıza gelenleri paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...

üzgün kız olunca moral vermiyorlar üzgün ve güzel kız olunca veriyorlar acaba neden bana moral veren olmadı çirkin olduğumdan mi?. ingaa diye ağlayasım var.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim