madem "insanlar okumuyor" diye sürekli dert yanıyoruz; o halde taşın altına elimizi koyalım denilip düzenlenmiş bir kampanya. ayda 2 paket sigara az içilse karşılanabilecek düzeyde; en önemlisi hiç tanımadığınız insanlara yardım ediyorsunuz, sıfır menfaat! kilometrelerce uzaktan birinin gülümsemesine, teşekkürüne, duasına sebep oluyorsunuz; bence katılmamak için bir sebep yok.
hep eleştirecek değiliz, bu defa bir eksiği düzeltelim.
devamını gör...

eleştiri bir haktır. hakaret ise suçtur; asla bir hak tanımında yer almaz. kimse bir başkasına sırf canı istedi diye hakaret edemez.
şöyle ki;
aslında eleştiri hem yapıcı hem de yıkıcı şekilde yapılır ancak olması gereken "yapıcı eleştiri" olduğu için bununla ilgili yorumumu yapacağım. beğenmediğimiz, kusur bulduğumuz bir özelliği "neden böyle düşündüğümüzü ve nasıl olsa daha doğru geleceğini" söyleyerek eleştirebiliriz. eleştirinin bir çözümü de olmalı ki yapıcı olsun, bir işe yarasın.
hakaretin ise elle tutulur bir yanı, daha iyiye götürme gibi bir amacı yoktur. mazereti olamaz, hiçbir şekilde bahane olarak gösterilemez.
devamını gör...

herkesin bir umut adını aradığı başlıktır.
devamını gör...

olmadı be arkadaşım, çok çabaladık ama olmadı. belki de kısmet değildi. ne yapalım?
devamını gör...

konuşan vapurlara bindir beni diyen insanlar.

sayelerinde vapurların konuştuğunu öğrendim, dillerini çözdüm.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel *


devamını gör...

burada kimse new york times çok satanlar listesine girmeyi beklemediğinden (onu istiyorsanız youtube instagram tiktok falan oraları deneyeceksiniz annem. ya da ekşi sözlüğe girip kendinizi ayda 10 bin dolar kazandığınıza inandıracaksınız) yazıp paylaşmak istiyordur sadece.
devamını gör...

buzul çağın sona ermesiyle insanlar nehir kenarlarında yerleşmiş ve tarıma başlamışlardır. böylece insanlar ilk defa tüketici konumdan üretici konuma geçmişlerdir. bazı hayvanlar evcilleştirilmiş ve ilk defa özel mülkiyet kavramı ortaya çıkmıştır. değiş-tokuş yine bu devirde görüldü. insanlar artık doğaya hükmetmeye başlamışlardır.
devamını gör...

kasap dükkanları ve asılı etler.hala tırsıyorum.
devamını gör...

kadın hakları üzerine çalışacak komisyona atanan üç tane taş gibi manitalardır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

www.google.com/amp/s/tr.eur...
devamını gör...

askerdeyken çok kez başıma gelmiş olaydı. kardan yollar kapanınca levazım gelemezdi. erzak tükenince bisküvi ile yaşamaya çalışırdık. hey gidi günler...
devamını gör...

1925-2000 yılları arasında yaşamış ingiliz yayıncı. allen & unwin adlı yayınevinin, babası stanley unwin'den sonraki yöneticisi. eğer the hobbit bugün varsa, biraz da bu eleman yüzünden. zira kendisi, hobbit'in yayınlanmadan önceki halini okuyarak eleştirisini yapan en önemli kişidir. hem de 10 yaşında. şöyle ki; birtakım tesadüfler sonucu hobbit'in, yayınlanmadan önceki bir daktilo nüshası susan dagnall isimli birine geçer. susan, kitabı okuyup çok beğenince, bir yandan tolkien'i kitabı tam manada bitirmeye teşvik ederken, diğer yandan da yayıncı stanley unwin'e kitabı basması yönünde telkinlerde bulunur. stanley, 'çocuk kitaplarını inceleyecek biri varsa, bu birisi de çocuk olmalı' minvalinde konuşarak, o sırada 10 yaşında olan rayner'a nüshayı verir ve ondan kitap bitiminde yazılı bir rapor ister. rayner ise bir şilinlik ücret karşılığında kitabı okur ve beğenir. 5-9 yaş arası için de uygundur, der. :)

kendisi daha sonradan birçok kitap da yazmış ve ayrıca tolkien hakkında birçok kısa belgesel hazırlamıştır.

kendisine 'eleman' falan dedik ama bence daha çok kişinin tanıması gereken biridir.

böyle küçük detayların bir araya gelerek büyük mucizeler oluşturmasına hayran birisi olarak, çok sevdim ben kendisini.

tolkien'in de dediği gibi; en bilgeler bile her sonu göremezler...
devamını gör...

sadece ermiş kitabını okuduğum yazardır. ben beğenilenin aksine çok sevemedim.
evet hayatın her alanıyla ilgili öğüt var, bir olay örgüsü olmadığı için çok keyif alamadım.
bu yazara ait kum ve köpük kitabı da var elimde. umarım aradığımı onda bulurum. yoksa sorunun bende olduğunu düşüneceğim.
devamını gör...

benim için beni mutlu eden cümleler yazmış, teşekkür ediyorum efendim.
ne zamandır biri nick altıma yazmış mı diye arada yokluyordum, akışta mahlasımı görünce mutlulukla okudum.
...
iyi ki varsınız sayın yazar. gönlümdeki sebebiyet verdiğiniz çiçeklerden gönderiyorum.
devamını gör...

empati kurun diyen değerli yazarlarımıza, öncelikle kendi ülkelerindeki vatandaşlarla "empati" kurmalarını tavsiye etmek istediğim başlık.

yüzlerce defa söyledim ve dilimde tüy bitti ama yine söylüyorum: bu ülkenin yeterince katili, sapığı, hırsızı varken bir de ithal ediyoruz yetmiyormuş gibi. o yüzden işe sokakta tek başına yürümek istediği zaman bile 4656565 kere düşünmek zorunda kalan kadınlarla empati kurarak başlayabilirsiniz mesela... sonra, 3000 liralık işte 500 liraya çalışan sığınmacılar ve kendine köle aradığı için bu ülkenin milyonlarca vatandaşı dururken sığınmacılara iş verenler yüzünden işsiz kalan vatandaşlarla, gençlerle empati kurun mesela... ya da bir eve 50 kişi doluşan sığınmacılar yüzünden fırlayan ev kiraları nedeniyle ne yapacağını şaşıran milyonlarca kiracı ile empati kurabilirsiniz mesela... mesela yani... mesela diyorum çünkü bu tatlı su hümanistlerinde empati kurma yeteneği olsa burunlarının dibindeki saçmalığı göremeyecek kadar kör olmazlardı zaten. kaldı ki daha bu, söz konusu güruhun içindeki şeriat meraklısı ve terörist popülasyonundan bahsetmedim bile. hayır, üç alırsın beş alırsın ama milyonlarca sığınmacıyı öylece alıyorsan amacın ülkedeki çoban açığını kapatmak falan değildir orası kesin.

bir de, ulan hadi bu ülkenin halkı umrunuzda değil bari gidip ülkelerinden buraya gelen o kadın sığınmacıların başına neler geldiğini araştırın hiç değilse. fuhuş sektörü için "kaynak" olarak görülüyor bu kadınlar bildiğiniz. işin içinde bizzat kendi ailelerindeki erkekler de var ayrıca. üstelik sayıca milyonlarca ve kayıtsız oldukları için başlarına gelenleri engelleyebilmeyi bırakın duymuyoruz bile. anca lütfedip ilgili stk raporlarını okursanız falan ama meslek elemanları bile okumaya tenezzül etmiyor o raporları (içeriden bildiriyorum).

bakın, bu ülkenin halkı patlama noktasına gelmiş durumda artık. zaten iç sorunlar canına yetiyor insanların. otobüs durağında saat soran insanlar bile hiçbir soru sormamama veya konuşma girişiminde bulunmamama rağmen oturup iki saat boyunca ülkedeki durumun ne kadar kötü olduğundan, yönetimin bir an önce değişmesi gerektiğinden bahsediyor içini dökercesine... boğazlarına kadar gelmiş insanların artık; dolmuşlar. her bindiğim belediye otobüsünde aynı memleket muhabbeti var alüminyum. ve güvenlikli sitelerinde oturan tuzu kuru birkaç burjuva hümanistinin dışında ülkenin çoğunluğu ne kadar büyük bir risk altında olduğumuzun farkında.

salağa anlatır gibi anlatmak gerekirse, ülke herkes için bir cehenneme dönmek üzere. buna ramak kaldı. bilmem anlatabiliyor muyum? (gerekli açıklamalar bile yapıldı aslına bakarsanız. anlayana tabii. hani taliban'la yakın bir islamiyet anlayışımız olduğu falan... ülke afganistan'a dönmek üzere. daha ne kadar açık anlatılabilir bilmiyorum.)

(bkz: tehlikenin farkında mısınız?)
devamını gör...

--! spoiler !--

ben orda, akşamına orospular dadanan
camlarında pis sinekler gezinen, ben orda
eskimiş bir tutuşla şarabını içiyor
kadınlarda oluyor kadınsız bakışlarla
başıyla öne düşmüş yüreğiyle beraber
ya tanrıya inanır ya da isyana.

kimseye vermiyor ki acılardan artarsa
kuytular çıkarıyor sevişmeler onlardan
bu nasıl bir bakış ki dünyaya intiharla
ya da hep kar yağıyor da düşünmesi siyahtan
öyle ya kim sevişirdi acıları olmasa
kim bakardı uzağa köpekleri saymazsam.

orası bir ölümdür şarabımı doyuran
ölünen yüzler gibi bir bütündür adamlar
vaftizi gün ışığında bir garip protestan
tanrısıyla sevişir, herkes bilir sevişmeyi o kadar
kim ne derse desin ben bu günü yakıyorum
yeniden doğmak için çıkardığım yangından.

edip cansever, phoenix

--! spoiler !--
devamını gör...

1000. tanımımı girdim, konfeti bekliyorum.
devamını gör...

en sevdiğim gülme şekli. zaman zaman hahaha şeklinde gülsem de bir türlü kopamadım.
devamını gör...

araştırmaları şu şekilde yapılan kurum: abi memnuna kaç yazıyım 77 yaz, mutlu olana da 50 yazıyım mı yok belli olur 47 yaz.
devamını gör...

21 haziran 1985 tarihinde doğmuş, gerçek ismi elizabeth woolridge grant olan amerikalı şarkıcı ve söz yazarıdır.
güzel bir sesi var.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim