çoğu zaman sefkat ve sevgi konusunda kendisini ihmal eden kişidir. bugün öyle bir gün değil benim için. az önce çocuklarla fotoğraf çerçevesini düzenledik. kendi kendime eski günlerde belki daha mutluydum ama bu kadar olgun degildim dedim. söz verdim, her halimle barışık olmaya ve kendimi sevmeye çalışacağım. bakalım, hayırlısı.
devamını gör...

bir keresinde arkadaslarla oturuyoruz. hava kararmış ve eve gitmem gerekiyor. ama ortam nasıl güzel anlatmam. şakalar, espriler, kahkahalar havada uçusuyor. biz üç avanak sohbet ederken havanın karardığının farkına varmamışız tabii. bir de aydın'dan izmir' e döneceğim ve son otobüse kalmamam lazım çünkü daha aktarma yapacağım. annem aradı neredesin diye. ben de aklıma ilk gelen yalanı oldukça profesyonelce söylemiş bulundum. arkadaşlarım ben telefonu kapatır kapatmaz koyuverdiler kahkahayı ve o günden sonra lakabım* yalancı yarim'e çıktı. o günden beri arkadaşlarımın telefonunda dahi o şekilde kayıtlıyım ve yalandan nefret ettiğimi bildikleri için beni sinir etmek istedikleri zaman "yalancı yarim"derler.
devamını gör...

olm normal sözlük kim ki çöksün*. gariban sözlüğü lan burası.
devamını gör...

bende tam tersi olan durumdur.

gece olunca yaşama sevincim artıyor resmen. tabii türkiye koşullarında gece vakti çıkıp özgürce dolaşamıyorum ama yine de psikolojik olarak en iyi olduğum zaman dilimi. uyumaktan nefret ediyorum.

keşke insanlarda da güneş enerjisi ile enerji depolama özelliği olsaydı. swh

(bkz: insana güncelleme gelse istenecek özellik)
devamını gör...

besteci, söz yazarlığı, şarkıcılığının yanı sıra modern talking'in yapımcılığını da üstlenen vazgeçilmez diğer elemanı. modern talking'in şarkı sözlerini ingilizce yazan kişi. bu sayede plakları avrupa ve abd'de satış rekorlarına ulaşmış.
devamını gör...

durdurun şu uçağı!
inecek var!!!
devamını gör...

iğrenç mahlukat, şerefsiz pedofili. artık söyleyecek bir şeyimiz kalmadı. iğrençsiniz. iğreniyorum, tiksiniyorum. bir de kendi istedi diyor ya şaka gibi.
devamını gör...

çok sağlam bilgiler içeriyorsa (bkz: meja)
devamını gör...

günümüzde oldukça adını sık duyduğumuz terrarium , latince kökenli terra(toprak) ve aquarium (akvaryum) kelimelerinin birleşimiyle oluşan, fanus içinde bitki yetiştiriciliğidir. dilimizde " teraryum" olarak adlandırılır.

teraryum , bazı bitki türleri ve bazı hayvanlar için oluşturulmuş minyatür ekosistemdir. 1830’lu yıllarda ingiliz botanist nathaniel bagshaw ward tarafından ilk teraryum örnekleri yapılmıştır. londra’nın havasının nemli, tozlu ve kötü olmasından, bitkilerin hayatta kalma şansı olmuyormuş. tesadüfi bir şekilde kavanozların içindeki toprakta yeşeren bitkileri izleme olanağı bulan nathaniel bagshaw ward, onları korumak için bu kavanoz sisteminden mülhem olmuş ve kendi yöntemini geliştirmiştir.

dekoratif amaçlı, minik bahçe görünümüyle eve veya ofisin bir köşesine koyulacak teraryum ile görsel şölen yapılabilirsiniz. hobi amaçlı başlanılıp ileri de ticari olarakta yapılabilen eğlenceli bir iştir. yapımı da oldukça basittir. büyüklüğü tercihe göre değişen cam fanusun zeminine toprak, taş, renkli çakıl taşları da yerleştirip, üzerine çeşitli bitkiler (kaktüs, sukulent) dikilir ve küçük zarif objelerle de zenginleştirilir.
teraryum da her bitki yetişmeyeceği için birbirine uygun bitkiler ve uygun toprak kullanılmalıdır.
bitkiler çok fazla suya ihtiyaç duymadığından sulama kontrollü ve fısfıs ile yapılmalıdır. direk güneş ışığı almayan aydınlık ortamda olmalıdır.
teraryum da dikkat edilmesi gereken önemli bir konu da, fanusun camının buhar olmaması , yosun tutmaması ve bitkilerin yaprakları yanıp çürememesi için fazla sıcak ortamda bulundurulmamalıdır...


armut görünümlü terraryum
devamını gör...

favorilerimden biri
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

cehennemin tadını çıkarırdım. dinlere göre oraya gitmiş olması muhtemel olan insanların muhabbetlerinin çok iyi olduğunu düşünüyorum.
kurt cobain'e neden duvara god is gay yazdığını sorar güzelce de geyik yapardım mesela. cehennemden çıkmak için cidden hiçbir sebep bulamadım. konuşulabilir çok insan var cehennemde!
devamını gör...

yeraltı edebiyatının amiyane tabirle en 'temiz' kitaplarındandır ve iyi bir başlangıçtır. bataille'in şiddetli ruh halleri, bukowski'nin 'pislik'leri, burroughs'un madde kullanım yelpazesi olmadan görece 'normal'lenmiş bir norveç alt kültürü yaşantısıdır gözler önüne serilen. yaratıcı (yazar, şair, ressam, müzisyen) gençlerin hayatından olağan kareler gibi görünür olan biten. bir de güzel bir sarıcı, kapsayıcı atmosferi vardır. ne ara aldınız ne ara bitirdiniz fark etmeden kaptırıp gidebilirsiniz rahatça. yolculuktayken, kamptayken, dağda bayırdayken, ya da hayatınız çok hızlı akıyorken okunması çok keyif verebilir.
alışılageldik orta sınıf veya küçük burjuva hayatına, sadece yaşayarak tokat gibi yanıt veren bir avuç insan. yaptıkları, gittikleri yerlerdeki normcu insanlara yer yer şaşırtıcı, yer yer iğrendirici genelde 'görmezden gelinmesi gereken' bir yığın saçmalık ya da ahlaksızlık gibi görünür. işin eğlenceli kısmı da buradadır. okurken yer yer sesli kahkahalar attırabilir kişisine göre.
bu arada karakterlerin bu eğilimleri çoğu kimsenin zannettiğinin aksine zorlama bir marjinallik çabası, 'hadi şöyle olalım' diye üzerine düşünülüp kurulmuş bir planlı hareketten çok, beyaz zencilerin her şeysi gibi doğaçlamadır, içtendir öylece o an filizlenir ve uygulanır. üzerine ne ertesi gün ne de önceki gün konuşulmaz sadece 'yaşanır'

genelde öyküyü, olay akışı modunda aktarmayı sevse de yer yer aşağıdaki gibi paragraflara da yer vermiş ambjörnsen :

''o gece boyunca ılık bir bahar yağmuru yağdı. kaldırımlardaki it boklarının, hani şu sadık iyi dostlarımıza ait güzel atıkların arasından zikzaklar çizerek yürürken, ilkbaharın soyunma zamanı olduğunu düşünüyordum. durup sokaktaki ışığın güzelliğine, karanlığın yumuşak aurasına hayran oluyordum. kentin doğusuna doğru ilerlerken tüm duygularım şiirselleşmişti. her şeyi, evlerin cephelerini, arabaları, telefon kulübelerini, sosis satan büfeleri, tramvay raylarını gerilerdeki bir başka şeyin ifadesi, bir ruhun belki de tanrının mistik bir manifestosu olarak düşünüyordum. insan yaratıcılığının eseri, evet tamam. ama nereden geliyordu düşünceler, itkiler? ve niçin aramızdan yalnızca bazılarına doğuştan armağandı düş gücü? arayıp bulma tutkusu? çünkü böyleydik biz; çok uzaklarda çılgınlığın savanlarında çıktığımız yaşam boyu sürecek olan safaride, varlığına derinden inandığımız altın gergedanın peşinden koşan bir çete.''

birr alıntı da arka kapaktan:
---beyaz zenciler uyku tulumları, sırt çantaları veya bira kasalarıyla çingene hayatı yaşayan dumancılar, beyazcılar, asitçilerdir... beyaz zenciler şairdir, çılgındır, düş kurmayı ve küfretmeyi severler; onları en iyi polisler tanır! beyaz zenciler mahkum edildiğimiz rezil, yoz televizyon dizilerine benzeyen hayatlardan; eğitim, kariyer, başarı ve benzeri cüce düşüncelerden nefret ederler. beyaz zenciler sevgi edebiyatı yapmazlar, severler. bütün enerjilerini kendilerini garantiye almak için harcayanların hiçbir zaman anlayamayacağı kadar çok severler. beyaz zenciler gerçekten 'düzen karşıtı'dırlar, tüm ideallere ve ideolojilere karşı ihanet içindedirler. onlar toplum dışına atılmamışlardır, orada 'imkansızın kıyısında öfkeli ve eğri bir hayat' yaşamayı seçmişlerdir. ---
devamını gör...

istediğin kadar güzel ol faydası yok. o yine de gidip insta’da cıbıldak kadın sayfaları beğeniyor. kalbime bomba düştü resmen.
devamını gör...

coğrafi zenginlikleriyle bilinen frigya ile hint-avrupa istilası ile yunanlılar arasında bir çatışma çıkmış olmalı ki frigya kralı'nı eşek olarak aşağılamıştır bu mit.

kültürel çatışmalardan biri müzik yarışması hikayesiyle anlatılıyor;
apollon liriyle sahnede, marsyas ise athena'nın flüdüyle. bakın athena, atina'ya adını veren tanrıçadır. atina halkı dağın tepesine yerleşim kurarlar ama su yok. poseidon gelir çatalıyla dağı yarar su çıkar. ama yerleşimciler suyun tadına baktığında suyun tuzlu olduğunu anlarlar. daha sonra athena gelir ve onlara zeytinyağı getirir. burada poseidon çok arkaik bir tanrıdır. doğayla ilişkilidir. oysa athena kültürle ilişkilidir. kültür ve doğa hep çatışır. zaten poseidon hep agresif, öfkeli bir tanrıdır. zeus ile sürekli çatışır.
buradan anlıyoruz ki poseidon aslında ege coğrafyasında prehistorik bir ana tanrıçanın oğludur. orta asya'dan hint-avrupa istilası'yla gelenler (atı ilk evcilleştirenler) ege kıyılarına geldiklerinde buradaki tapınımı, kültürü değiştiriyorlar. (bkz: kurgan hipotezi)
işte muhtemelen frigya kralı da ege coğrafyasının yerlisi, otokton, hep oradalar. ama apollon sonradan gelmiş bir halkın tanrısı olarak frigya kralını eşek kulaklarıyla aşağılıyor.

zaten hikayeyi okuyunca apollon'un nasıl hilekar olduğunu anlarsınız. müzik enstrümanını ters tutup çalalım bir de diyor.
apollon neyi temsil ediyor? güneşi yani göksel bir tanrı. frigya kralını niye eşek kulaklarıyla cezalandırıyor? çünkü at varken eşek değersizdir. peki neden kral midas neden cezalandırılıyor? öyle zengin öyle zengin ki, offff. apollon tapınağı frigya kralı midas'ın sarayının yanında püüüühhh bir taş yığını sadece. hint-avrupa kökenli yunanlılar otokton anadolu krallığının kendilerinden daha zengin olmalarına dayanamıyorlar. tıpkı şimdiki "dünya bizi kıskanıyor" saçmalığı gibi bencilliklerinden, egosantrik fikirlerden öteye gidemiyorlar.
devamını gör...

bazı başlıklara girip full sinir olup çıkıyorum.
devamını gör...

salonum da müzik dinliyor.. sozlukle dertlesiyorum..
devamını gör...

pandemi başında kitap siparişleyemediğim için e-kitap sitelerine dadanmıştım mecburen. birçok kitabında ücretli e-book hali satılmıyor ücretsiz sitelere yönleniyor insan. öneri birkaç link:

hattusa
pdfdrive
turuz

normal kitap okumayı ekitaba tercih ettiğim için sevdiğim kitapları siparişleyip temin ediyorum şu sıralar. sevmediklerim için de aynı yazardan başka bir kitap alıyorum. emek sömürücü olmamak için böyle bir çözüm buldum.

not: bu ülkede insanlar kitap okusun da nasıl okursa okusun motivasyonuyla linkler paylaşılmıştır.
devamını gör...

doly parton tarafından bestelenen, 1974 yılında yine besteleyicisi tarafından seslendirilen efsane parçadır.

bir çok sanatçı tarafından coverlanan parça 1992 yılında çıkan the bodyguard soundtrack albümünde whitney houston yorumu ile efsaneleşmiş ve bir çok ödül almıştır.

parça size doly parton'dan gelsin
devamını gör...

birden bire gerçekleşen, bir anda içine düşülen, bazen hayatın dönüm noktalarını barındıran.
başımıza gelen beklenmedik durumlar.
çıkılan bir yolculuk.
devamını gör...

kitap aldım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim