eyluling
ismi güzel bir moderatör olup oradaki ing ifadesine kafam takılıyor. bu "ing" ingilizcede fiilde yer alan bir durum ortacına mı işaret ediyor? yahut bu eyluling isimli kişinin "dokuz eylül üniv ingilizce" bölümünden mezun olduğunu mu ifade ediyor? ya da ilgili şahsın eylül ayında ingiltere'ye vardığına mi delalet etmekte? yoksa ismi eylül olup ingiliz kültürüne hayranlığına selam mı çakmakta? belki eylül ayında bu arkadaş "ing bank" isimli hollandalı kapitalist sermayenin tapınaklarından birinde işbaşı yaptığını mı göstermekte? bu da değilse istanbul civarındaki illerde eylül ayının ingiltere'deki sonbaharlara benzediğini mi bize ima etmekte. sherlock gibi kafamdaki sorulara cevaplar arıyor ve sanki buldum gibi. eee ne de olsa arayanlar bulamazken bulanların da hep arayanlar olduğunu da biliyoruz.
devamını gör...
abartılan ünlüler
murat övüç.
devamını gör...
libidosu yüksek kadın
hiç birinize pas vermem şu bendeki libido olmasa. kendimi (bkz: peygamber devesi) gibi hissediyorum aslında. ışim bitince basinizi koparmak istiyorum * .
devamını gör...
yakın arkadaşının sözlükte hangi yazar olduğunu bulmak
kendisi bana yanlış ipuçları vererek beni şaşırtmaya çalıştı baya. ama oturup online listesine baktığım zaman direkt buldum onu. bu mahlas tam onluk demiştim sonra tanımları da okuyunca emin oldum.**
devamını gör...
depresyona giren balık
evvel zaman içinde, kalbur saman içinde mini mini bir balık varmış. minik akvaryumunda bir balık arkadaşı ve elma salyangozuyla beraber mutlu mesut yaşarmış. günün birinde güzel mi güzel, tatlı mı tatlı ancak birazcık aptal olan değerli balık arkadaşını kaybetmiş, ancak yanında olan salyangozu hatırlayıp ben yalnız değilim, hayat üzülmek için çok kısa deyip yüzmeye devam etmiş. balığın hafızası da kısa vadeli olduğu için bir zaman sonra arkadaşını unutmuş bile. yine çok mutluymuş balık, hızlı hızlı yüzüyormuş akvaryumunda. günün birinde salyangoz içine çekilmiş, balık ilk başta uyudu herhalde demiş, baktı kafasını çıkarmıyor, gitmiş yanına, az biraz iteklemiş. sonra da öldüğünü fark etmiş, artık tamamen yalnız kaldığını anlayınca da depresyona girmiş. 5 dakika sonra yaşadığı her şeyi unutup yüzmeye devam etmiş.
bu hikayemin mesajı var mı bilmiyorum, açıkçası balığımın hayatını anlattım. hiçbir şey olmamış gibi yüzüyor. siz de sizi 5 dakikaya unutup yüzmeye devam edecek kişilere kendinizi kaptırıp hayatınızı harcamayın arkadaşlar.
t: bir yandan çok erdemli bir yandan da şerefsiz olan değerli balık arkadaş.
bu hikayemin mesajı var mı bilmiyorum, açıkçası balığımın hayatını anlattım. hiçbir şey olmamış gibi yüzüyor. siz de sizi 5 dakikaya unutup yüzmeye devam edecek kişilere kendinizi kaptırıp hayatınızı harcamayın arkadaşlar.
t: bir yandan çok erdemli bir yandan da şerefsiz olan değerli balık arkadaş.
devamını gör...
baş ağrısı tipleri
şakaklarda oluyorsa gerginliğe veya diş sıkmaya bağlı ağrı.
alın ve göz çevresinde oluyorsa göz kaslarını aşırı kullanma ve göz kırpma sorunlarına bağlı bir ağrı.
tek taraflı, kafayı adeta zonklatan ve ataklarla gelen bir ağrıysa migren ağrısı.
yüzde elektrik çarpması şeklindeyse trigeminal nevralji.
ense ve boyun kısmındaysa, tansiyon ve boyun fıtığından kaynaklı bir ağrı.
gece başlayan, uyku uyutmayan, sabahları ortaya çıkan, yatınca ve öne eğilince şiddetleniyorsa ciddi bir sorundan kaynaklı bir ağrı.
alın ve göz çevresinde oluyorsa göz kaslarını aşırı kullanma ve göz kırpma sorunlarına bağlı bir ağrı.
tek taraflı, kafayı adeta zonklatan ve ataklarla gelen bir ağrıysa migren ağrısı.
yüzde elektrik çarpması şeklindeyse trigeminal nevralji.
ense ve boyun kısmındaysa, tansiyon ve boyun fıtığından kaynaklı bir ağrı.
gece başlayan, uyku uyutmayan, sabahları ortaya çıkan, yatınca ve öne eğilince şiddetleniyorsa ciddi bir sorundan kaynaklı bir ağrı.
devamını gör...
natürmort
hareketsiz duran cansız doğa nesnelerinden (meyveler,objeler, sebzeler, eşyalar v.b) sadece birisiyle veya bir kaçı ile hazırlanan, içerisinde aksiyon olmayan kompozisyonun resmedilmesi olayıdır. ölü doğa anlamına gelen fransızca (natüre, morte) kelimelerden türkçemize geçmiştir.
modern sanatta önemli bir yeri vardır, dünyaya avrupadan yayılmıştır. osmanlıda ilk natürmort çalışmaları süleyman seyyid* tarafından yapılmıştır.
modern sanatta önemli bir yeri vardır, dünyaya avrupadan yayılmıştır. osmanlıda ilk natürmort çalışmaları süleyman seyyid* tarafından yapılmıştır.
devamını gör...
hüsn-ü aşk
günümüz türkçesiyle güzellik ve aşk, şeyh galip tarafından yazılan 2041 beyitten oluşan mesnevidir. eserin kahramanları güzellik (hüsn) ve güzelliğe yönelişin sonucu olan aşktır. bir kabilede bir kız bir de erkek çocuk doğar, erkeğe aşk kıza hüsn ismini verirler.
öğrenim zamanları gelince ikisi de edep okuluna giderler, bu okulda mollâ-yı cünun isimli büyük bir hoca vardır. bu sıralarda hüsn aşk'a aşık olur. ikisi zaman zaman mânâ gezinti yerine gidip sohbet ederler. bu gezinti yerinde suhan isimli bir mihmandâr (misafir ağırlayan kişi) vardır ki bu kişi her şeyi bilen çok büyük bir insandır.
fakat, hayret isimli kudretli bir kişi hüsn ile aşk'ın görüşmesine mani olur. aşk'ın gayret adında bir lalası vardır ve sonunda ikisi aşk'ın gidip hüsn'ü kabile büyüklerinden istemesi konusunda anlaşırlar. kabile büyükleri ise aşk'ın bu arzusuyla alay eder ve eğer hüsn'e kavuşmak istiyorsa (b: kalb ülkesine gidip kimyâ`yı alıp gelmesi gerektiğini söylerler. yolun ne denli zorlu ve korkunç olduğunu da anlatırlar,) aşk yolda dev, cin ve cadılarla karşılaşacak, ateşten bir denizden geçmek zorunda kalacaktır.
aşk ile gayret kalb ülkesine yola koyulurlar ve başlarından birçok badireler geçer. her badirede onları suhan kurtarır. mutlu sonla biten hikâyede; işin sonunda aşk'ın hüsn'ü kendinden ayrı sanmasının onu yanlış yollara düşüren şey olduğunu, aslında aşk'ın hüsn, hüsn'ün de aşk olduğunu, birlikte ikiliğin var olmayacağını aslın birlik olduğu mesajı ile karşılaşılır.
kahraman ve yerlerin isimlerinden hikâyenin sonucuna kadar neredeyse her unsur tasavvufi bir anlam taşımaktadır.
eserden bazı alıntılar...
gönül gamı anlatılamaz ama ateş gibidir; gizlenemez de.
gerçek inançtan haberin olsun; sana allâh’la bir peygamber yeter.
söz, gönüle de, cana da, harmana düşen şimşek gibidir; yandığı yerden ayrılmaması gerek.
ey gül-i rana..! ömrün beş mevsimi var: aşk, hasret, yalnızlık, vuslat ve hüzün. sahi, sen hangi mevsimdesin?
hüsn'ü görmek isteyen rûha aşk, safâ aynasını verir. rûh, aynada kendisini görür, hüsn'ü gördüm sanır ve candan vurulur.
sözün kısası şu ki gamı anlatmak azıcık lafla olmadığı gibi etraflıca anlatılsa da hulasa edilmesi mümkün değil. derd alemidir bu; ateşli gönlün kıvılcımları öylesine yıldızlardır ki göklerin haritası bile onları almaya kafi gelmez.
aşk'a âit sözler söylüyorsun, kimi arıyorsun bu sözleri duyacak, anlayacak!
her şey koşar, aslına ulaşır...
öğrenim zamanları gelince ikisi de edep okuluna giderler, bu okulda mollâ-yı cünun isimli büyük bir hoca vardır. bu sıralarda hüsn aşk'a aşık olur. ikisi zaman zaman mânâ gezinti yerine gidip sohbet ederler. bu gezinti yerinde suhan isimli bir mihmandâr (misafir ağırlayan kişi) vardır ki bu kişi her şeyi bilen çok büyük bir insandır.
fakat, hayret isimli kudretli bir kişi hüsn ile aşk'ın görüşmesine mani olur. aşk'ın gayret adında bir lalası vardır ve sonunda ikisi aşk'ın gidip hüsn'ü kabile büyüklerinden istemesi konusunda anlaşırlar. kabile büyükleri ise aşk'ın bu arzusuyla alay eder ve eğer hüsn'e kavuşmak istiyorsa (b: kalb ülkesine gidip kimyâ`yı alıp gelmesi gerektiğini söylerler. yolun ne denli zorlu ve korkunç olduğunu da anlatırlar,) aşk yolda dev, cin ve cadılarla karşılaşacak, ateşten bir denizden geçmek zorunda kalacaktır.
aşk ile gayret kalb ülkesine yola koyulurlar ve başlarından birçok badireler geçer. her badirede onları suhan kurtarır. mutlu sonla biten hikâyede; işin sonunda aşk'ın hüsn'ü kendinden ayrı sanmasının onu yanlış yollara düşüren şey olduğunu, aslında aşk'ın hüsn, hüsn'ün de aşk olduğunu, birlikte ikiliğin var olmayacağını aslın birlik olduğu mesajı ile karşılaşılır.
kahraman ve yerlerin isimlerinden hikâyenin sonucuna kadar neredeyse her unsur tasavvufi bir anlam taşımaktadır.
eserden bazı alıntılar...
gönül gamı anlatılamaz ama ateş gibidir; gizlenemez de.
gerçek inançtan haberin olsun; sana allâh’la bir peygamber yeter.
söz, gönüle de, cana da, harmana düşen şimşek gibidir; yandığı yerden ayrılmaması gerek.
ey gül-i rana..! ömrün beş mevsimi var: aşk, hasret, yalnızlık, vuslat ve hüzün. sahi, sen hangi mevsimdesin?
hüsn'ü görmek isteyen rûha aşk, safâ aynasını verir. rûh, aynada kendisini görür, hüsn'ü gördüm sanır ve candan vurulur.
sözün kısası şu ki gamı anlatmak azıcık lafla olmadığı gibi etraflıca anlatılsa da hulasa edilmesi mümkün değil. derd alemidir bu; ateşli gönlün kıvılcımları öylesine yıldızlardır ki göklerin haritası bile onları almaya kafi gelmez.
aşk'a âit sözler söylüyorsun, kimi arıyorsun bu sözleri duyacak, anlayacak!
her şey koşar, aslına ulaşır...
devamını gör...
bitcoin
yazmayayım yazmayayım diyorum da kendimi tutamadım en sonunda. yaklaşık 10 yıl önce yazılım firmasında çalışan bir arkadaşımın sistemenin hacklenmesi sonucu hackerların ağı kilitlemesi. açmak için bitcoin ödeme istemeleri ve arkadaşımın yuvarlak bir paraya olsun diye fazlaca bitcoin alıp kenarda 78 bitcoin kalan hesabınıa yıllarca girmeyip şifresini vs. unutması. kenarda hala duran bir 78 bitcoin var ama kapının anahtarı kayıp.
devamını gör...
feridun düzağaç şarkılarında geçen muhteşem sözler
kendimi arıyorken olmaktan korktuğum yerdeyim, sendeyim.
al beni, ne yaparsan yap!
al beni, ne yaparsan yap!
devamını gör...
eskiden sevilip şimdilerde nefret edilen şeyler
malum fiyatlardan dolayı alışverişe çıkmak.
devamını gör...
hababam sınıfı
rıfat ılgaz eseri hakkında şöyle bir yorumda bulunmuştur: "eskiden idamlar sabaha karşı yapılırmış. belli bir süre sonra idam yaklaştığında tüm dükkanlar açılmaya, esnaf satış yapmak için bağırıp çağırmaya başlamış.bunun üzerine aileler de o saatlerde sokağa çıkmaya başlamış ve idam vakitleri panayır havasına bütünmüş. sonuçta da ölen bir adama bakarak gülen bir halk görüntüsü oluşmuş.ben de çöken eğitim sistemini anlattım. hepimiz ölen bu sisteme bakarak güldük."
rıfat ılgaz, hababam sınıfına gülünmesi ile bu duruma gülünmesi arasında bir fark görmemiştir. tokat gibi yüzümüze çarpan gerçek de budur. aslında üstat, bizi bize anlatmıştır. her karakter, her olay aslında bir eleştiridir. farklı kültürden, farklı ekonomik düzeyden öğrencilerin, aynı yerde kalıp beraber kopya çekmesi toplumcu anlayışa bir atıftır aynı zamanda. hababam sınıfı'nda üç şeyin eleştirisi yapılmıştır: kopyanın, ezberin, uydurma saygının. rıfat ılgaz da röportajlarında ben komedi düşünmüyorum, yergi yapıyorum demiştir. bütün ülke izledik bu başyapıtı. güldük, eğlendik, bir kez olsun düşündük mü?
rıfat ılgaz, hababam sınıfına gülünmesi ile bu duruma gülünmesi arasında bir fark görmemiştir. tokat gibi yüzümüze çarpan gerçek de budur. aslında üstat, bizi bize anlatmıştır. her karakter, her olay aslında bir eleştiridir. farklı kültürden, farklı ekonomik düzeyden öğrencilerin, aynı yerde kalıp beraber kopya çekmesi toplumcu anlayışa bir atıftır aynı zamanda. hababam sınıfı'nda üç şeyin eleştirisi yapılmıştır: kopyanın, ezberin, uydurma saygının. rıfat ılgaz da röportajlarında ben komedi düşünmüyorum, yergi yapıyorum demiştir. bütün ülke izledik bu başyapıtı. güldük, eğlendik, bir kez olsun düşündük mü?
devamını gör...
alman koleksiyoncu
(bkz: manuel benguigui)'nin alışılmış dışında bir dile sahip olan roman türündeki eseridir. (bkz: yky) tarafından 2020 yılında (bkz: aysel bora) çevirisi ile okurla buluşan bu eser sanata düşkün olan bir alman subayın paris işgali sırasında başından geçenlere ve ruh halinin yansımalarını yansıtıyor.
dönemin tasvirinden daha çok; sanatın bir insan için kutsaliyeti, değeri gibi etkileri de tartışmaya açıyor. özellikle (bkz: hermann göring) ve romanımızın ana karakteri olan (bkz: ludwig)'in karakterinin bir potada olması bu tartışmanın çıkış kaynağı.
bir yerde sanat eserinin soyut değerinden daha çok onu elinde bulundurmanın verdiği fiziksel güce inanan göring diğer yanda sanatı kutsal bir tutkuyla karşılayan ludwig.
büyük bir titizlikle sanat eserlerinin peşinde olan karakterin süreç içindeki açmazları, düşündükleri ve okuyucuya yansıttırdıkları ile okumaya değecek bir eser. kitap kısa olması sebebiyle başlanılan gün bitirilmeye uygun.
ayrıca romanı okurken pek çok ünlü ressam hakkında doyurucu bilgiler edinebilir yahut ufak bir araştırma ile kolayca bilgi sahibi olabilirsiniz. (bkz: jan van eyk) (bkz: rogier van der weyden)(bkz: rembrandrt)(bkz: lucas cranach)(bkz: albrecht dürer)(bkz: gerard david)(bkz: françois boucher) ve nicesi...
dönemin tasvirinden daha çok; sanatın bir insan için kutsaliyeti, değeri gibi etkileri de tartışmaya açıyor. özellikle (bkz: hermann göring) ve romanımızın ana karakteri olan (bkz: ludwig)'in karakterinin bir potada olması bu tartışmanın çıkış kaynağı.
bir yerde sanat eserinin soyut değerinden daha çok onu elinde bulundurmanın verdiği fiziksel güce inanan göring diğer yanda sanatı kutsal bir tutkuyla karşılayan ludwig.
büyük bir titizlikle sanat eserlerinin peşinde olan karakterin süreç içindeki açmazları, düşündükleri ve okuyucuya yansıttırdıkları ile okumaya değecek bir eser. kitap kısa olması sebebiyle başlanılan gün bitirilmeye uygun.
ayrıca romanı okurken pek çok ünlü ressam hakkında doyurucu bilgiler edinebilir yahut ufak bir araştırma ile kolayca bilgi sahibi olabilirsiniz. (bkz: jan van eyk) (bkz: rogier van der weyden)(bkz: rembrandrt)(bkz: lucas cranach)(bkz: albrecht dürer)(bkz: gerard david)(bkz: françois boucher) ve nicesi...
devamını gör...
sözlük dergisi duyuruları
bugün dergimizi şerefflendiren yazarlarımız:
insanlığın yok oluşuna şahit olan şehir: kudüs ile mahallenizin_dişli_dişçisi ve eksik bir şey yazısı ile irem nur dağlıoğlu. bir solukta okunacak güzel yazılarına buradaki öne çıkan yazılardan ulaşabilirsiniz.
kategori sınırlaması olmadan her türden yazılarınızı, denemelerinizi, dışavurumlarınızı ve iç dökmelerinizi de [email protected] adresine gönderebilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.
insanlığın yok oluşuna şahit olan şehir: kudüs ile mahallenizin_dişli_dişçisi ve eksik bir şey yazısı ile irem nur dağlıoğlu. bir solukta okunacak güzel yazılarına buradaki öne çıkan yazılardan ulaşabilirsiniz.
kategori sınırlaması olmadan her türden yazılarınızı, denemelerinizi, dışavurumlarınızı ve iç dökmelerinizi de [email protected] adresine gönderebilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.
devamını gör...
koca adam olup hala yapılan şeyler
salıncağa binip hızlı hızlı sallanıp atlamak.
devamını gör...
korkuyu beklerken
oğuz atay'ın öykülerini topladığı kitabı. beyaz mantolu adam, unutulan, korkuyu beklerken, bir mektup, ne evet ne hayır, tahta at, babama mektup ve demiryolu hikâyecileri - bir rüya öykülerini ihtiva eder.
kitaba ismini de veren "korkuyu beklerken" herkesin daha bir gözünün önündedir ama "unutulan" da pek bir şahanedir.
"seni çok mu yalnız bıraktılar sevgilim?"
ayrıca atay'ın o meşhur "ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?" alıntısı da bu kitaptan işte. hatta son hikayenin son cümlesi.
kitaba ismini de veren "korkuyu beklerken" herkesin daha bir gözünün önündedir ama "unutulan" da pek bir şahanedir.
"seni çok mu yalnız bıraktılar sevgilim?"
ayrıca atay'ın o meşhur "ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?" alıntısı da bu kitaptan işte. hatta son hikayenin son cümlesi.
devamını gör...



