deniz kabuğu. konum ağrı. koleksiyonun ne kadar değerli olduğunu siz düşünün işte.
devamını gör...

evsiz kalmaktır. annen gittikten sonra hangi yüreğe sığabilirsin daha? kim o kadar sevebilir kim öyle şefkatle sarabilir seni?
kalbini canlı canlı sökerler sanki. ya ne demek bir daha nefes alamaz dersin. annem bu; benim nefesim benim canım benim yoldaşım. insanın annesinin ölmesi bu kadar kolay mı be kardeşim!
isyan edersin. o nefes alamıyorken sen nefes alıyorsun. onun göremediği tüm renkleri görüyorsun. karanlığa gömülsün istediğin dünya yeşiliyle mavisiyle devam ediyor.
ya o gitti, dünya neden dönüyor!
devamını gör...

geçenlerde bir yazarımız çok güzel açıklamıştı. kim olduğunu hatırlamıyorum.
sevmediğimiz gözümüze batar. kalabalığın içinde eser miktarda olsa da onu görür, ona sinirleniriz.
(bkz: algıda seçicilik)
devamını gör...

hay senin dinini, günahını yesinler!
siz değil misiniz hezarfen'in kafasını kesen ve yine sizin barbar kafalarınızdaki kişiler değil mi ''bruno'yu'' roma meydanında diri diri yakan.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her şey söylenebilir sigara için ama ne söylense yalandır. neden sigara içildiğini anlamayanlara, neden sigaranın bırakılamadığını kavrayamayanlara ithaf ediyorum bu yazımı. sigara içenlerle ilgili binbir kötü yorum yapılır. başta kötü bir koku yaydığımızdan bahsedilir, ama o bize ait bir ten kokusudur ve biz o kokuyla mutluyuz. öleceğimiz söylenir ki anlaşılması en güç olan da budur. zira sigara içmeyenlerin ölümsüzlüğe ermediği isviçreli bilim adamlarının bile araştırmaya tenezzül etmediği bir konudur. peki o zaman anlatayım ben yine de ne var bu sigarada. bir öykü yazmak için oturduğumda illa ki bir paket sigaram olacak yanımda ( yedek bir paket daha tabii ki). düşündükçe sigaradan bir fırt çekeceğim ve fikirler üşüşecek beynime. ben bu yüzden içiyorum sigarayı. çok sıkıldığım zamanlar, elimdeki kitaba haksızlık yapmadan bir dal yaktığımda kitap daha da akıcı olmaya başlıyor. bu yüzden içiyorum.

sigarayla edebiyatın mutlak bir bağı vardır. sigara içenlerden rahatsız olanlar için söylüyorum elbette ki duman solumamak en doğal hakkınız. ama edebiyat ve sigara bağını göz ardı etmeyiniz.

edebiyatımızın en büyük isimlerinin sigarayla olan bağlarını sizinle paylaşacağım dumansız bir toplum olmaya hızlı adımlarla ilerlediğimiz şu biçare senenin son günlerinden birinde. öldürürken elimizin bile titremediği sabahattin ali. sabahattin ali’nin tütünle olan yakınlığı biraz daha aristokrat bir görüntü sergileyen pipo aracılığıyla olmuştur. ama en nihayetinde pipoda sigaranın avrupa görmüş hali değil midir? yazılarında mutlaka sigaraya ilişkin bir küçük olay vardır sabahattin ali’nin. bazen leit- motif olarak kullandığı da olmuştur.


şimdi anlatacağım isim ise türk edebiyatı’nın ince memet’i yaşar kemal. yaşar kemal de sigarayla haşır neşir olan yazarlarımızdandır. ancak o sigara yerine daha doğru bir şekilde cigara demektedir. yaşar kemal bir röportajında sigara ile ilgili şöyle bir anı anlatır ki ben bu anıyı okuduktan sonra yaşar kemal’in sigara içmesine şaşırmıştım. hüyükteki nar ağacı isimli kitabının ilk beş sayfasını kaybettiği için bu kitabı yazmaktan vazgeçen yaşar kemal, bu sayfaların anası tarafından sigara içmek isteyen komşulara sigara kağıdı olarak kullanılmak üzere verildiğini öğrenir. yıllar sonra o kitabın komşularının ciğerlerine giden ilk beş sayfasını yeniden yazar ve yayımlatır.


türk edebiyatının temel taşı ahmet hamdi tanpınar da sigara tiryakileri tayfasından. onunla ilgili kısmı ben yazmayacağım. üstadın öğrencisi olma şeref ve mutluluğuna erişmiş ahmet miskioğlu’nun satırlarıyla paylaşıyorum:tanpınar, geldi, masanın başına oturdu. sigara paketini çıkardı. büyük bir beğeniyle, insanı imrendiren bir biçimde sigarasını yaktı; derin derin çekti içine. konuşmaya başlamadan sevdiği öğrencilerine şöyle bir baktı. gerçekten seviyordu bizi, biz de onu çok seviyorduk. üç beş arkadaştan tek not tutan bendim. kalemim kâğıdım hazır, yazmaya başlayacağım artık. dedi ki;

«bir komedi oynuyoruz… ancak, aktörler değişiyor!..»



yangınların şairi metin altıok artık lanetlemeye bile dilimin varmadığı o meşum yangında hayatını kaybeden ve bence türk dilinin en büyük şairlerinden biri olan kişidir. orda ölümü beklerken bir elinde kendini savunmak için tuttuğu süpürge sapı -o resmi ne zaman görsem ağlarım- diğer elindeyse fikrine dayanak sigarasıyla bekler. bazen şiirlerini o sigara kağıdına karalar şair ki o karalamlar aydınlıktır sigaranın ucu kadar.


sondan bir önce de bir kadın yazarımızdan bahsedelim. dünya okurları tarafından geleceğe kalacak 50 yazar arasında gösterilen aslı erdoğan. son dönemin en iyi yazarı. ancak reklam peşinde koşmayan yazarımız, türk okurları tarafından pek iltifata layık görülmez nedense. kabuk adam romanını okurken sigara üstüne sigara içmiştim. sürekli tepeleme dolu kül tablalarından bahsettiği belki onlarca yazısını okudum aslı erdoğan’ın ve hem okuduklarımdan hem de içtiklerimden dolayı kendisine minnettarım.


ve kapanışı isminin bir harfini iddia sonucu kaybedecek kadar cesur ve hayalgücü kuvvetli olan, büyük insan cemal süreya ile yapıyorum. trt’de katıldığı bir programda elindeki sigarayı görmek beni anlatamayacağım kadar mutlu etmişti. ama onunla ilgili bir şey anlatmayacağım yalnızca bir şiirini buraya bırakıyorum, alırsınız;

eskiden birinci işimdi sigara içmek
şimdiyse içmemek birinci işim.



sigara ve edebiyat birbiriyle gönül bağı olan şeylerdir. bazen bir kitabı açtığınızda burnunuza bir sigara kokusu çarpar. rahatsız olmayın. yazarın parmaklarından gelmektedir o koku. ama kokudan rahatsız oluyorum diye bar bar bağıranlardansanız sigara içenleri koklamayın…
devamını gör...

bana aşk ver şarkısı ve klibi efsanedir. yaşını göstermeyen güzel kadınlar familyasındandır aynı zamanda.
devamını gör...

sevincini, üzüntünü, mutlu anlarını, başarılarını gizlemek zorunda kaldığın andır. etrafında belki çok insan vardır ama güvendiğin bir insan yoktur. *
devamını gör...

makyajsız daha güzelsin.
gerçekten doğruysa duyduğum en iyi iltifat.
devamını gör...

zaten dinlerde en anlamadığım en saçma bulduğum günah bu. tamam bak hırsızlığa günah dersin mesela bu çok doğal ya da insanlara zarar veren bir şeye günah dersin anlarım da ulan sevişmek nasıl günah olabilir? niye yani hiç kimseye zararı dokunmayan güzel bir eylem neden yasaklı kötü bir şeymiş gibi gösterilir?
devamını gör...

insanın annesi varken anne hasret çekmesi ne acı değil mi? her anne ile ilgili bir şey okuyunca, dinleyince sol tarafın sızım sızım sızlaması ne acı değil mi?
bir anneye bile hasret yaşadım, maalesef hiç annem olmadı. keşke beni seven, sarılınca sıcacık hissettiren bir annem olsaydı.
keşke olsaydı da elini ayağını her gün öpseydim. köşede otursaydı da ona yürekten bir kere olsa da sarılsaydım da rabbim o gün canımı alsaydı.
tüm annelerin ellerinden öperim, annelerinizin kıymetini biliniz.
devamını gör...

hayat kolay değildir ama insanlar bunu çok zor hale getirir. hep birlikte her şey güzel olabilecekken hep birileri çok daha fazlasını ister. imkansızlığı bir şekilde kabullensen de kibirleri, ihanetleri, umursamazlıkları görmezden gelemez insan. hayat yolunda birer taştır hepsi. ve bir gün anlarsın ki bu yol taşlardan örülmüştür.
devamını gör...

romatoid artrit ile pnömokonyoz(silika, kömür işçisi insanlarda) birlikteliği sonucu oluşan sendromdur.
devamını gör...

maalesef ki cevabı aynı olan sorudur. insanlar felan değişiyor sadece.
devamını gör...

doğusu ve batısı, kuzeyi ve güney’i arasında dağlar kadar fark barındıran büyükşehir statüsündeki il.

manda kaymağı, peynir çeşitleri ve kırmızı eti ile meşhurdur. eskiye göre azalma olsa da hayvancılık önemli geçim kaynakları arasındadır. istanbul’daki kırmızı etlerin büyük kısmının balıkesir’den gittiği söylenir. meşhur özerhisar ayranları da burada üretilmektedir.

her geçen gün organize sanayi bölgesi de büyümektedir. organize sanayii bölgesi, bilinen firmalara (kastamonu entegre ağaç sanayi, şişecam, işbir gibi) ait fabrikaların dışında diğer büyük firmalara da (kula yem, tınaz, esmen, yarış kabin gibi) ev sahipliği yapmaktadır. bu hareketliliğin istanbul-izmir otoyolu ile daha da fazla olması beklenmektedir.

öğrenci, memur ve asker şehridir. organize sanayi bölgesinin gelişmesiyle de nüfus artmaktadır.

merkezinde gezilip görülecek pek bir yer yoktur. marmara ve ege denizi kıyılarında bulunan ilçeleri (ayvalık, burhaniye, edremit, erdek, bandırma) özellikle yazları hem yazlıkçı nüfus hem de (daha çok) yerli turist ile epey kalabalıklaşmaktadır.

ve son olarak; keşke il merkezi edremit olsa dediğim şehirdir.
devamını gör...

onyekuru geri döndü! gol onyekuru! kuşlar korkmaya başlasaniz çok iyi edersiniz*

edit: 2yide attı çitlembik..
devamını gör...

her körpe yazarın başına gelebilecek absürt durumlar bunlar,* ileriye bak ve devam et. tünelin ucunda ışık var sayın yazar.*
devamını gör...

kıyasları artarak devam edeceği için sürekli mutsuz olacak insandır. biraz aynadakine göre yaşasa her şeyi halleder ama haberi yok enayinin. dünyada kıyas yapacak insan onun için hiç bitmeyecek.
devamını gör...

bir tespit.

anladığım kadarıyla insanlar bıktı. düşünsenize; bazı haber kanallarında her akşam siyasi tartışmalar var. haberlerde genellikle benzer konular yer alıyor. okullarımızda, iş yerlerimizde, hatta futbolda bile siyasetin varlığı hissediliyor. kutuplaşma deseniz adım başı... konuşanların, tüm bunların değişmesine katkısı olmuyor, olamıyor... senelerdir laf anlatmaya çalıştığınız eş, dost, akrabanızın hâlâ aynı argümanlarla aynı noktada durduğuna, size aynı kişileri aynı aşkla savunduğuna tanık oluyorsunuz, gücünüz tükeniyor vesaire...

siyasette bir şeyler değiştirmek için konuşma, anlatma eşiği çoktan geçildi bence. icraat olmadıkça isterseniz sabaha kadar konuşun. bu ülkede yıllardır yapılan ve hiçbir çözüm üretmeyen şey de bu zaten. icraat dediğim öyle sokaklarda eylem yapmak falan değil. siyaset bilimleri mezunlarının, yani gençlerin artık siyasete el atması, bu işleri aynı kişilere muhtaçmışız algısıyla devam ettirenlere fırsat vermemesi lazım. ne yazık ki onun önü de "zengin olmayanın siyasette işi ne" türü bir durumla kesilmiş.

bir başka icraat da şu olabilir; insanların tek tek kapısına, ayağına giden, bazı şeyleri anlatıp gözlerini açmaya çalışan partilerden bağımsız bir ekip. bizimki gibi "ben başta olayım", "hayır, lider ben olmalıyım" kavgaları peşinde koşan tiplerin çoğunlukta olduğu ülkelerde öyle bir ekip kurma işi de yaş. yapacağı işe değil, kendi makamına, mevkisine bakıyor herkes.

ne kalıyor geriye? içimizden sövüp sayıp hayatımıza devam etmek, dışarıda denk geldiğimiz insanlara bazı konular hakkında -varsa- bildiklerimizi anlatıp onları uyandırmaya çalışmak. burada yazıp, bir şeylere değinip olan biteni değiştirebilecek olsak bu çoktan başarılmış olurdu diye düşünüyorum. ekşi'de, ulu'da ve başka sözlüklerde de senelerdir yazılıp çiziliyor çünkü. fakat gördüğünüz gibi hâlâ aynı noktadayız. yazan da, okuyan da hep aynı kesim.

bu konuda, başlıkta da yazıldığı gibi, birçok farklı düşünce türü var. hepsine de saygım var. ancak kendi adıma konuşmam gerekirse, siyasetten de, ister bizimkiler, ister yabancılar olsun siyasetçilerden de bıktım usandım. duymak bile istemiyorum artık hiçbirini. elimden bir şey gelmedikçe sinir küpü oluyorum çünkü.
devamını gör...

evet o benim.. icabet edemediklerim olduysa affola..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim