şu adamın nickaltına entry girmeyin, sizden rica ediyorum. ne kadar çok nickaltına yazarsanız bu adamın o kadar mutlu oluyor bu adam, amacı da bu olsa gerek.
devamını gör...

dizboyu ahlaksızlık, kokuşmuşluk.
dolandırıcılık son yirmi yılda kaçıncı kez yeniden tanımlanıyor artık sayamıyorum.

2020 ekim ayında 116 kişi hayatını kaybettiği, 1034 kişinin yaralandığı izmir depremi'den etkilenen yurttaşlar için yurdun dört bir tarafından gönderilen gıda yardımlarının depolarda bekletilerek akp'li bergama belediyesi tarafından ramazan kolisine dönüştürüldüğü ortaya çıktı.


depremzedeler için elazığ, balıkesir, ısparta, gümüşhane gibi valiliklerden gelen gıda yardımlarının aylardır bergama belediyesi’nin tekstil fabrikası depolarında bekletildiğini ve ramazan kolisine dönüştürüldüğü ortaya çıktı.
...
bu erzaklar, belediye başkanının adını taşıyan torbalara konularak sanki belediye başkanının bir lütfuymuş gibi ramazan yardımı olarak dağıtılıyor.


yok artık ebesinin gümeci .
devamını gör...

karekök.
ne güzel çıkıyor dışarıya tam kare olunca.
eğlenceli bence.
devamını gör...

biraz önce spor yaparken bir denge hareketi yapıyordum. tek bacağın üzerinde dengede kalıp, diğer ayağı arkaya doğru uzatıp, iki elimizi de açarak dümdüz uzattığımız ve de aşağı doğru 4 aşamada inip, 4 aşamada kalktığımız bir hareket. *
neyse o sırada ilkokul yıllarım aklıma geldi.* bu bir cezaydı ama farkında olmadan dengede kalmayı da öğretiyordu, diye düşündüm. sonrasında cezanın bizim için anlamını. düşünsenize minicik beden yaptığı bir suçun karşılığında birçok insanın karşısında cezalandırılarak yıldırılmaya çalışıyor. tekrarlanmaması için bedeni bir acı egzersizi yaparken ruhu da başkalarının önünde küçük düşürülmeye maruz kalıyor.
sonrasında bu cezayı aldığım anları düşündüm sırayla. * ilk başlarda bu durum üzücü idi. yanlış yapmış ve cezalandırılmıştım. sonrasında ise cezaya kalktığımız arkadaşlarım ile birlikte fısıltı ile konuşulan ve gizli gülümsemelerin olduğu bir ana dönüştü. ve umursamaz olmuştum artık. utanca mı alıştım yavaş yavaş, utanmamayı mı öğrendim? üstelik okulda ve öğretmenimden öğrendim. hata yapınca ceza alacağımı, cezalar karşısında yanlıştan vazgeçmemeyi ve de bu durumu tekrarladıkça umursamaz olmayı.
bir yerde yanlış varmış, yanlışlıklar ise hayatımda normal olmuş. belki de bu yüzden şu an birçok yanlışı kanıksadık kimbilir. ve belki de yanlışlıkları düzeltme yöntemlerine susmayı. *
devamını gör...

3-5 istisna hariç herkes bi cool olma çabasında * yapmayın yemiyoruz böyle şeyleri. biliyoruz ki; ya aynı anda 2 veya daha fazlası kişiyi idare ediyorsunuz ya da yazan birileri yok o yüzden cool gibi olmaya çalışıyorsunuz.
devamını gör...

küçükken bizim sokağa da gelirdi. macun şekeri satardı.
geldiği an anneme seslenirdim, aşağı para atardı. ne güzel günlerdi. arada bir salıncakçı amca da gelirdi. bir de mısırcı amca versiyonu vardı bunların. ah ah, özlenen günler....

tanım: malını sokak sokak gezerek ve bazen yüksek ses kullanarak satan kimseler.
devamını gör...

saygı duyulmaması
sevgi esirgenmesi
ayrımcılık yapılması
kıyas
küçümsenme
duygusal açıdan korunmama....
devamını gör...

has yazar.
hızına yetişilmiyor
41 kere maşallah
birinci ol inşallah.
devamını gör...

resimag.com/p1/02d9155081f3.jpeg
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu parçayı çalmaya çalışıyorum.

devamını gör...

eksi de yazar mı bilmiyorum ama kendisi uludagsozlukte pek ciddiye alınmayan ve yoğun bir şekilde t**ak geçilen bir arkadaş.
devamını gör...

ah ah sevgili halkım siz bilmezsiniz bu chp e varya bu chp camileri ahıra , geneleve çevirmişti, biz kurtardık, aynı zamanda karne ile ekmek dağıtıyorlar di,biz geldik bolluk bereket oldu hatta ilk buzdolabı bizim sayemizde evlerinize girdi, ah ah bir bilseniz daha neler neler var.
bunlar olay değil ama bu söylemler yıllardır söyleniyor ve unutulacak sözler değil.
devamını gör...

aloe vera, kaktüse benzer görüntüsü ile kozmetik ürünleri de dâhil olmak üzere birçok ilaç tedavisinde kullanılan bir bitki türüdür. öbek şeklinde gelişen yaprak kısmı, büyüdükçe sivrileşir. kalın ve içi dolgulu olan yapraklardan elde edilen öz sıvısı, jel bir yapıya sahiptir.
dilini zor anlayabildiğim çiçektir ama çok severim kendisini.
devamını gör...

beyazlar geldiğinde bugünkü rhode island ve massachusetts civarında yaşayan, algonkin dili konuşan bir kızılderili kabilesidir.
topraklarına gelen ingiliz'lere iyi davrandılar. hatta meşhur şükran günü olayını gerçekleştiren kabiledir. beyazlara tarım ve balıkçılık yapmaları için yardım ettiler.
kızılderililerin böyle iyi davranması, ingiliz püritenlerin yerlileri hristiyan yapmaya çalışmalarını kolaylaştırdı. artık bazı kızılderililer hristiyan olmuştu ve beyazlar gibi yaşıyorlardı.
wampanoag reisi metacomet liderliğinde birçok kabile, beyazların yerli topraklarını ele geçirmesine ve yerlilerin beyazlara benzeyerek bir şekilde yok olacağını düşünerek savaş başlattılar. tarihe king philip savaşı diye geçen olaylarda, birçok kasaba yok edildiği halde, uzun süren savaş sonunda yenildiler.
önce ingilizler, sonra a.b.d hükümeti ile anlaşarak belli bölgede yaşamayı kabul ettiler. bugün massachusetts eyaletinde bulunan rezervasyonda yaşıyorlar.
devamını gör...

avrat?!dakika bir gol bir!
devamını gör...

genellikle yaraları dış etkenlerden korumak yara eksudasını ortamdan uzaklaştırmak amacıyla uygulanan bazen kullanılan malzemeye bağlı olarak yaraya ilaç uygulama veya yaranın iyileşmesini hızlandırmada yararlanılan kanıma bölgesine basınç uygulama yaralı bölgenin anatomik pozisyonunu koruma ve benzeri etkileri de olan aseptik malzeme ile yapılan yara bakımı uygulamalarıdır. pansuman.
devamını gör...

aynı anda farklı kararların uygulanması dahilinde karmaşa olacağını anlatan atasözü.

buna çok uzak olmayan bir örnek olarak mutfakta yapılan bir yemekte görmek mümkün.
yardım ediliyor zannedilirse de genelde ayak bağı olunur, bu yüzden mutfaktaki kişi etrafında kimse olmasın ister.
devamını gör...

geç de olsa keşfettiğim ve izlediğim kaliteli kanal.diğerlerine dayanamıyorum.
devamını gör...

bir turgut ulucan kitabıdır.

okur okumaz hayran kaldığım yazar turgut ulucan nergis kitabından sonra bana edebi bir iştahla oburca okuduğum bir kitap hediye ederek kütüphanemde kazanmaya başladığı saygın yeri daha da güçlendirdi.

mr.bean’in bir bölümünde bean tren seyahati yaparken karşısındaki adam okuduğu kitaba o kadar güler ki bean için yolculuk bir cehennem azabına döner. o bölümü izlediğimde insan okuduğu bir şeye bu kadar gülemez diye düşündüğümü hatırlıyorum ama bu kitabı okurken o zamanlar ne kadar yanıldığımı anladım. özür diliyorum.

romanda yozgat’ın akpınar köyüne konuk oluyoruz, aslında tam da olamıyoruz çünkü nedendir bilinmez yollar uzun zamandır kapalı. bu tuhaf durum elbette bizi meraklandırdığı kadar akpınar köylüsünü de meraklandırıyor. allahtan zabun lütfü var da köylüye neler olup bittiğini anlatıyor.

zabun lütfiye göre ülke yeni bir darbe mağduru olmuş ve askerler köylüye çok kızgın olarak geri dönmüşler. biz onlara demokrasi verdik, onlara koşa koşa menderes’e gittiler, bu sefer ümüklerini sıkacağız, derler.

sonra köyü alır bir telaş. camiyi yıkmayı düşünmeye kadar gider kendilerini kurtarma planları. herkes kendi bildiğince yol gösterir, çözüm önerir, kafa patlatır. ama yollar da açılmaz bu arada. asker ha geldi ha gelecek. ha güldü ha geçecektir.

mutlaka okunması gereken, hacimsiz ama dev bir kitaptır.
devamını gör...

öküzün dünyası, sürdüğü tarla kadardır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim