allah
islam inancı olanların tanrısı.
devamını gör...
zort yazsa 30 beğeni alacak yazarlar
xx kromozomlu yazarlardır.
devamını gör...
çavdar tarlasında çocuklar
edebi değerinin yanında arkadaş seçiminde size mükemmel bir "turnusol" olabilecek kitap. şu kitabı sevmeyen ve yerde yere vuran insanlar şahsi kanaatimce çok sıkıcı insanlar.
bilirsiniz işte insanlar düşünsel ve davranışsal olarak ayrışırlar. mesela markette x adlı arkadaşınızla geziyorsunuzdur ki yan reyondan birisi markette çalışan ve arkadaşınızın adaşı olan başka bir "x" beye sesleniyordur. arkadaşınız ise bu çağrıya "efenddddiiiiim" diye bağırarak yanıt veriyor, yan reyondaki adam ise o sırada derdini anlatmaya başlıyordur bile. ne kadar çocukça değil mi? üstelik 30 yaşındaysanız. fakat arkadaşınızı neden arkadaş olarak seçtiğinizi de anlatıyor aslında bu durum. bu kitabı sevmeyen kişi markette gezerken bu olaya tanık olan ve sizin gülüşmelerinize tanık olup, sizi ayıplayan kişi. o yüzden arkadaşınız değil ve o yüzden de bu kitabı ve karakteri sevmiyor zaten. yani demek istediğim o ki insanlar kafa yapıları olarak ayrılırlar. arkadaş seçerken buna göre seçeriz. ne diyordum? kitap da bu işe yarıyor işte. kullanın.
tanım: central park'taki yapay göl donduktan sonra içindeki ördeklerin nereye gittiğini düşünenlerin ve birbirlerini bulup arkadaş olanların kitabı. yalnız değiliz aslında.
bilirsiniz işte insanlar düşünsel ve davranışsal olarak ayrışırlar. mesela markette x adlı arkadaşınızla geziyorsunuzdur ki yan reyondan birisi markette çalışan ve arkadaşınızın adaşı olan başka bir "x" beye sesleniyordur. arkadaşınız ise bu çağrıya "efenddddiiiiim" diye bağırarak yanıt veriyor, yan reyondaki adam ise o sırada derdini anlatmaya başlıyordur bile. ne kadar çocukça değil mi? üstelik 30 yaşındaysanız. fakat arkadaşınızı neden arkadaş olarak seçtiğinizi de anlatıyor aslında bu durum. bu kitabı sevmeyen kişi markette gezerken bu olaya tanık olan ve sizin gülüşmelerinize tanık olup, sizi ayıplayan kişi. o yüzden arkadaşınız değil ve o yüzden de bu kitabı ve karakteri sevmiyor zaten. yani demek istediğim o ki insanlar kafa yapıları olarak ayrılırlar. arkadaş seçerken buna göre seçeriz. ne diyordum? kitap da bu işe yarıyor işte. kullanın.
tanım: central park'taki yapay göl donduktan sonra içindeki ördeklerin nereye gittiğini düşünenlerin ve birbirlerini bulup arkadaş olanların kitabı. yalnız değiliz aslında.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okuduğunda ağladığı kitaplar
bin muhteşem güneş
kürk mantolu madonna
icimizdeki şeytan
masumiyet muzesi
piraye
ezilenler
düşününce ilk alima gelenler bunlar.
kürk mantolu madonna
icimizdeki şeytan
masumiyet muzesi
piraye
ezilenler
düşününce ilk alima gelenler bunlar.
devamını gör...
bir dediği bir dediğini tutmayan insan
çok çok çok normal insandır.
yalancı değilse üst düzey insandır, gelişkendir, yerinde saymaz.
yalancı değilse üst düzey insandır, gelişkendir, yerinde saymaz.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...
sahip olunan en eski tarihli kitap
tanzimat - i -tanzimatın yüzüncü yıldönümü münasebetiyle; maarif matbaası, istanbul, 1940.
devamını gör...
asansör sessizliği
vakti zamanında hiç tanımadığım ve sırf susuyorum diye dayak yediğim için başkası ile asansöre bindiğimde yüreğim bin beş yüz atıyor.
durumu olan okuyabilir #647791.
durumu olan okuyabilir #647791.
devamını gör...
afyonu patlamak
genellikle sabahları tam uyanmadığımızı belirtmek için kullanılan bu deyim henüz zihnen, ruhen ve fiziken kendimize gelmediğimiz anlamında kullanılır.
konuşurken “daha afyonum patlamadan soru sordu” vs. şeklinde, henüz tam uyanamadığını belirtmek için kullanılır.
osmanlı zamanında afyon bağımlısı olan kişiler ramazan ayında afyon kullanamadığı için sahurda afyon maddesini bir yaprağa sarıp yutarlardı. sabah uyandıklarında midede eriyen yaprak açılır ve afyon mideye salınırdı. bu salınım esnasında insanda birkaç defa hapşırma olayı gerçekleşmektedir. halk arasında afyon kullandığı bilinen kişiler bu şekilde hapşırınca “afyonu patladı” deyimi kullanılmaktadır. afyonu patlamak deyimi geçmişten günümüze bu şekilde gelmiştir.
afyon bir uyuşturucu türü olup 4.murat zamanında yasaklanmıştır. hatta bu yasaktan sonra 4.murat halk içine karışıp afyon kullananları cezalandırmıştır. osmanlı zamanında oldukça çok kullanılan afyon ve farklı türlerde ki maddeler halk arasında yaygınlaşmıştır. özellikle istanbul süleymaniye tarafında afyon kullanımı için oluşturulan kahvelerin varlığından söz edilmektedir. esrar afyon gibi birçok uyuşturucunun halk arasında kullanılması yayıgınlaşınca ilk defa 4. murat tarafından bu maddeler yasaklanmıştır.
konuşurken “daha afyonum patlamadan soru sordu” vs. şeklinde, henüz tam uyanamadığını belirtmek için kullanılır.
osmanlı zamanında afyon bağımlısı olan kişiler ramazan ayında afyon kullanamadığı için sahurda afyon maddesini bir yaprağa sarıp yutarlardı. sabah uyandıklarında midede eriyen yaprak açılır ve afyon mideye salınırdı. bu salınım esnasında insanda birkaç defa hapşırma olayı gerçekleşmektedir. halk arasında afyon kullandığı bilinen kişiler bu şekilde hapşırınca “afyonu patladı” deyimi kullanılmaktadır. afyonu patlamak deyimi geçmişten günümüze bu şekilde gelmiştir.
afyon bir uyuşturucu türü olup 4.murat zamanında yasaklanmıştır. hatta bu yasaktan sonra 4.murat halk içine karışıp afyon kullananları cezalandırmıştır. osmanlı zamanında oldukça çok kullanılan afyon ve farklı türlerde ki maddeler halk arasında yaygınlaşmıştır. özellikle istanbul süleymaniye tarafında afyon kullanımı için oluşturulan kahvelerin varlığından söz edilmektedir. esrar afyon gibi birçok uyuşturucunun halk arasında kullanılması yayıgınlaşınca ilk defa 4. murat tarafından bu maddeler yasaklanmıştır.
devamını gör...
sevgi eksikliği
insanda anksiyete, şüphe, korku, kendini koruma, kendini sosyal hayattan çekme, kötü alışkanlıklar, yanlış ilişki tercihleri gibi sonuçlar doğuran eksikliktir.
aşağıdaki yazıda sevginin/şefkatin önemi konu alınmıştır, bu eksikliğin etkilerinin düşündüğümüzden fazla olduğunu ortaya koyar:
kendinizi ne sıklıkla yalnız hissediyorsunuz, sahip olduğunuzdan daha fazla şefkat arzuluyorsunuz? belki eşinizin veya partnerinizin sevgisini biraz daha göstermesini isterdiniz. belki de hayatınızdaki bazı kişilerin size karşı daha şefkatli olmasını sağlamayı başaramadınız, bu yüzden aldığınızdan daha fazla şefkat istemeye devam ediyorsunuz. bunlardan herhangi biri size tanıdık geliyorsa, cilt açlığı olarak bilinen yaygın bir sorunu yaşıyorsunuz demektir ve bu konuda yalnız değilsiniz. şunu bir düşünün:
* her dört yetişkinden üçü, "amerikalılar cilt açlığı çekiyor" ifadesine katılıyor.
* her zamankinden daha fazla amerikalı yalnız yaşıyor.
* her dört amerikalıdan biri, önemli konular hakkında konuşacak tek bir kişinin olmadığını söylüyor.
* amerikalı yetişkinler arasındaki yalnızlık son on yılda yüzde 16 arttı.
bu gerçekler, hem ihtiyaç duyduğumuz kadar sevgi görmediğimizi hem de daha fazlasını elde etme isteğimizi kabul eden cilt açlığının doğasını anlamamıza yardımcı oluyor. elbette normalde açlığı yemekle ilişkilendiririz - ama sırf yemek yemek istediğimiz için açlık hissetmeyiz. açlık hissediyoruz çünkü yemeğe ihtiyacımız var, tıpkı suya ihtiyaç duyduğumuzda susadığımız gibi ve uykuya ihtiyacımız olduğunda kendimizi yorgun hissettiğimiz gibi. vücudumuz düzgün çalışması için neye ihtiyaç duyduğunu bilir ve araştırmalar, şefkatin bu listede, yiyecek, su ve dinlenmenin hemen arkasında olduğunu göstermektedir.
yiyecek, su ve dinlenme eksikliğinin zararlı etkileri olduğu gibi, şefkat eksikliğinin de oldukça zararlı etkileri bulunmaktadır. yakın zamanda 509 yetişkinin katıldığı bir çalışmada, cilt açlığının yapısını ve bunun ilişkili olduğu sosyal, ilişkisel ve sağlık açıklarını inceledim. sonuçlar tutarlı ve çarpıcıydı. yüksek düzeyde cilt açlığı olan kişiler, orta veya düşük seviyelerde olanlara kıyasla birçok yönden dezavantajlıdır. özellikle, cilt açlığı daha az olan insanlarla karşılaştırıldığında, şefkatten yoksunluğu daha fazla hisseden insanlar daha az mutludur; daha yalnızdır; depresyon ve stres yaşama olasılıkları daha yüksektir; ve genel olarak sağlık durumları daha kötüdür. daha az sosyal desteğe ve daha düşük ilişki doyumuna sahipler. daha fazla duygudurum ve anksiyete bozuklukları ve daha fazla ikincil immün bozukluklar (genetik olarak kalıtımdan ziyade edinilenler) yaşarlar. duyguyu ifade etme ve yorumlama yeteneklerini bozan bir durum olan aleksitimi olma olasılıkları daha yüksektir. son olarak, meşgul veya korkudan kaçınan bir bağlanma tarzına sahip olma olasılıkları daha yüksektir; hayatlarında başkalarıyla güvenli bağlar kurma olasılıkları daha düşüktür.
bu bulgular, cilt açlığının tüm bu olumsuz koşullara neden olduğunu kanıtlamaz, yalnızca son derece şefkatten yoksun hisseden kişilerin bunları deneyimleme olasılığının diğerlerine göre daha yüksek olduğunu ortaya koyar. yine de bu insanlardan biriyseniz, bu bulgular muhtemelen şaşırtıcı gelmeyecektir. sevecen iletişim, sağlıklı bir yaşam için o kadar gereklidir ki, yeterince alamadığımızda acı çekeriz.
neyse ki cilt açlığının kalıcı bir durum olması gerekmiyor. her birimizin hayatımızda daha fazla şefkat kazanma kapasitesi var. bu arada, cep telefonunuzu bir kenara bırakın ve biriyle yüz yüze sevgi dolu bir anı paylaşın. cilt açlığı olanlar için çare, teknolojik çeşitlilik değil, insan temasıdır.
kaynak
aşağıdaki yazıda sevginin/şefkatin önemi konu alınmıştır, bu eksikliğin etkilerinin düşündüğümüzden fazla olduğunu ortaya koyar:
kendinizi ne sıklıkla yalnız hissediyorsunuz, sahip olduğunuzdan daha fazla şefkat arzuluyorsunuz? belki eşinizin veya partnerinizin sevgisini biraz daha göstermesini isterdiniz. belki de hayatınızdaki bazı kişilerin size karşı daha şefkatli olmasını sağlamayı başaramadınız, bu yüzden aldığınızdan daha fazla şefkat istemeye devam ediyorsunuz. bunlardan herhangi biri size tanıdık geliyorsa, cilt açlığı olarak bilinen yaygın bir sorunu yaşıyorsunuz demektir ve bu konuda yalnız değilsiniz. şunu bir düşünün:
* her dört yetişkinden üçü, "amerikalılar cilt açlığı çekiyor" ifadesine katılıyor.
* her zamankinden daha fazla amerikalı yalnız yaşıyor.
* her dört amerikalıdan biri, önemli konular hakkında konuşacak tek bir kişinin olmadığını söylüyor.
* amerikalı yetişkinler arasındaki yalnızlık son on yılda yüzde 16 arttı.
bu gerçekler, hem ihtiyaç duyduğumuz kadar sevgi görmediğimizi hem de daha fazlasını elde etme isteğimizi kabul eden cilt açlığının doğasını anlamamıza yardımcı oluyor. elbette normalde açlığı yemekle ilişkilendiririz - ama sırf yemek yemek istediğimiz için açlık hissetmeyiz. açlık hissediyoruz çünkü yemeğe ihtiyacımız var, tıpkı suya ihtiyaç duyduğumuzda susadığımız gibi ve uykuya ihtiyacımız olduğunda kendimizi yorgun hissettiğimiz gibi. vücudumuz düzgün çalışması için neye ihtiyaç duyduğunu bilir ve araştırmalar, şefkatin bu listede, yiyecek, su ve dinlenmenin hemen arkasında olduğunu göstermektedir.
yiyecek, su ve dinlenme eksikliğinin zararlı etkileri olduğu gibi, şefkat eksikliğinin de oldukça zararlı etkileri bulunmaktadır. yakın zamanda 509 yetişkinin katıldığı bir çalışmada, cilt açlığının yapısını ve bunun ilişkili olduğu sosyal, ilişkisel ve sağlık açıklarını inceledim. sonuçlar tutarlı ve çarpıcıydı. yüksek düzeyde cilt açlığı olan kişiler, orta veya düşük seviyelerde olanlara kıyasla birçok yönden dezavantajlıdır. özellikle, cilt açlığı daha az olan insanlarla karşılaştırıldığında, şefkatten yoksunluğu daha fazla hisseden insanlar daha az mutludur; daha yalnızdır; depresyon ve stres yaşama olasılıkları daha yüksektir; ve genel olarak sağlık durumları daha kötüdür. daha az sosyal desteğe ve daha düşük ilişki doyumuna sahipler. daha fazla duygudurum ve anksiyete bozuklukları ve daha fazla ikincil immün bozukluklar (genetik olarak kalıtımdan ziyade edinilenler) yaşarlar. duyguyu ifade etme ve yorumlama yeteneklerini bozan bir durum olan aleksitimi olma olasılıkları daha yüksektir. son olarak, meşgul veya korkudan kaçınan bir bağlanma tarzına sahip olma olasılıkları daha yüksektir; hayatlarında başkalarıyla güvenli bağlar kurma olasılıkları daha düşüktür.
bu bulgular, cilt açlığının tüm bu olumsuz koşullara neden olduğunu kanıtlamaz, yalnızca son derece şefkatten yoksun hisseden kişilerin bunları deneyimleme olasılığının diğerlerine göre daha yüksek olduğunu ortaya koyar. yine de bu insanlardan biriyseniz, bu bulgular muhtemelen şaşırtıcı gelmeyecektir. sevecen iletişim, sağlıklı bir yaşam için o kadar gereklidir ki, yeterince alamadığımızda acı çekeriz.
neyse ki cilt açlığının kalıcı bir durum olması gerekmiyor. her birimizin hayatımızda daha fazla şefkat kazanma kapasitesi var. bu arada, cep telefonunuzu bir kenara bırakın ve biriyle yüz yüze sevgi dolu bir anı paylaşın. cilt açlığı olanlar için çare, teknolojik çeşitlilik değil, insan temasıdır.
kaynak
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
işbu giri yayının akışta üstte kalması için atılmıştır.
sabitlemeyi yapmayan moderasyonu kınıyoruz*
sabitlemeyi yapmayan moderasyonu kınıyoruz*
devamını gör...
mehmet pişkin
devamını gör...
serial experiments lain
1998 çıkışlı 13 bölümlük işlediği konunun öncülerinden olması ve kurgusuyla çok acayip inanılmaz acayip anime. efsanevi metefor kullanımları ve efsanevi müziklere sahiptir.
çok çarpıcı ve gelmiş geçmiş en iyi kahin. bundan öte herhangi net bir ifade bu anime için söylenemez.
gerçekler bu kadar acı ve dayanılmaz olmasaydı sanat'ın tarihi bu kadar eskiye dayanır mıydı?
zaman içinde gerçeklerden kaçışa imkan sağlayan yeni bir ortam icat edildi.
gerçeklerin dayanılmazlığı sonucu sanat'ın yanında bir başka yol olarak ortaya çıkan sanal ortam insanların gerçeklerden, hayattan kaçışı için bir olanak sağladı. bu ise kendimize yabancılaşmamıza ve yeni kimlikler, yeni kişilikler yaratmamıza sebep oldu.
"rüyalar ve internet birbirine çok benzer. ikisi de bastırılmış bilinci özgürleştirir."* sanal ortamdaki alan insanların bastırılmış kişiliğinin dışa vurumu için bir olanaktı. sosyal ağ ile kişiliğimiz onlarca parçaya ayrıldı. sanal ortamdaki kişiliğimiz; bastırdığımız, daima özlem duyduğumuz, hayal kurarken karşımıza çıkan benliğimizdir. gerçeklerden kaçıştır. o; olmak istediğimiz ama olamadığımız, aynı zamanda olma imkanımız olmayandır. gerçek hayata karşı duyduğumuz korkunun ve içe atışın bir olanak bulup dışa aktarımı ve yeni kimlikler kazanışımızdır. bugün yediden yetmişe tüm insanların yaşadığı, kendimizi olamayacaklarımız gibi göstermek, kendimize yabancılaşmaktır bu.
insan sıfatını tam anlamıyla taşıyamayacak olan bedenimiz bizi kısıtlayan ve kendimizi gerçekleştirmede engel teşkil eden, aklın yanında aciz kalan bir eşya. bu eşya varlığımızı doğrulayan bir kimlik kartı. bundan dolayıdır ki varlık olarak düşüncelerimizden korkuyoruz ve onları gerçekleştirmiyoruz.
fakat sosyal ağ buna bir çözüm olanağı sundu. bunun sonucunda insan ve dünya neye evrildi? serial serial experiments lain 90'lı yıllarda bu kişilik çatışmalarını, tanrı-insan kavramlarını, insanın geleceği ve dünya ile sanal dünya arasındaki ayrımın ortadan kalkışını anlatan eşsiz bir yapım. animedeki lain karakteri insanlığın bir temsili. sanal dünyanın icadıyla uyanan yeni bir neslin.*
gerçekte yaşanan olaylara atıfla hatta onların üzerine kurgulanmış da diyebileceğimiz bilim kurgu alanının en önemli eserlerinden biri. defalarca defa izlenesi. animeyi kavrayabilmek ve kurguyu takip edebilmek çok çok zor ve efor isteyen bir şey. bilgi birikimi arttıkça alınacak zevkin de artacağını düşünüyorum. cidden üstüne kitaplar yazılacak tarzda bir anime.
animenin ayrıca matrix filmine büyük oranda esin kaynağı olması kuvvetle muhtemel.
fauux.neocities.org/ şu siteye de göz atmanız tavsiyemdir
çok çarpıcı ve gelmiş geçmiş en iyi kahin. bundan öte herhangi net bir ifade bu anime için söylenemez.
gerçekler bu kadar acı ve dayanılmaz olmasaydı sanat'ın tarihi bu kadar eskiye dayanır mıydı?
zaman içinde gerçeklerden kaçışa imkan sağlayan yeni bir ortam icat edildi.
gerçeklerin dayanılmazlığı sonucu sanat'ın yanında bir başka yol olarak ortaya çıkan sanal ortam insanların gerçeklerden, hayattan kaçışı için bir olanak sağladı. bu ise kendimize yabancılaşmamıza ve yeni kimlikler, yeni kişilikler yaratmamıza sebep oldu.
"rüyalar ve internet birbirine çok benzer. ikisi de bastırılmış bilinci özgürleştirir."* sanal ortamdaki alan insanların bastırılmış kişiliğinin dışa vurumu için bir olanaktı. sosyal ağ ile kişiliğimiz onlarca parçaya ayrıldı. sanal ortamdaki kişiliğimiz; bastırdığımız, daima özlem duyduğumuz, hayal kurarken karşımıza çıkan benliğimizdir. gerçeklerden kaçıştır. o; olmak istediğimiz ama olamadığımız, aynı zamanda olma imkanımız olmayandır. gerçek hayata karşı duyduğumuz korkunun ve içe atışın bir olanak bulup dışa aktarımı ve yeni kimlikler kazanışımızdır. bugün yediden yetmişe tüm insanların yaşadığı, kendimizi olamayacaklarımız gibi göstermek, kendimize yabancılaşmaktır bu.
insan sıfatını tam anlamıyla taşıyamayacak olan bedenimiz bizi kısıtlayan ve kendimizi gerçekleştirmede engel teşkil eden, aklın yanında aciz kalan bir eşya. bu eşya varlığımızı doğrulayan bir kimlik kartı. bundan dolayıdır ki varlık olarak düşüncelerimizden korkuyoruz ve onları gerçekleştirmiyoruz.
fakat sosyal ağ buna bir çözüm olanağı sundu. bunun sonucunda insan ve dünya neye evrildi? serial serial experiments lain 90'lı yıllarda bu kişilik çatışmalarını, tanrı-insan kavramlarını, insanın geleceği ve dünya ile sanal dünya arasındaki ayrımın ortadan kalkışını anlatan eşsiz bir yapım. animedeki lain karakteri insanlığın bir temsili. sanal dünyanın icadıyla uyanan yeni bir neslin.*
gerçekte yaşanan olaylara atıfla hatta onların üzerine kurgulanmış da diyebileceğimiz bilim kurgu alanının en önemli eserlerinden biri. defalarca defa izlenesi. animeyi kavrayabilmek ve kurguyu takip edebilmek çok çok zor ve efor isteyen bir şey. bilgi birikimi arttıkça alınacak zevkin de artacağını düşünüyorum. cidden üstüne kitaplar yazılacak tarzda bir anime.
animenin ayrıca matrix filmine büyük oranda esin kaynağı olması kuvvetle muhtemel.
fauux.neocities.org/ şu siteye de göz atmanız tavsiyemdir
devamını gör...
20 mart 2021 merkez bankası başkanı naci ağbal'ın görevden alınması
faizi artırmasına değil de görevden alınmasına saşıranlar anlatsa da dinlesek biraz.
devamını gör...
poğaçalardaki zeytin ve peynir miktarı
hamur miktarı + kabardıktan sonraki hacim/100. hadi gene kaptınız denklemi köftehorlar.
devamını gör...
spontane radyo yayını
selamlar. geldik dördüncü yayına, evet. vay be.
bu akşam ne yapacağız? bir konumuz var mı? yok! spontane'den emprovizeye geçiş mi yapacağız peki? neden olmasın. bir takım sorularımız var, sizlere soracağız. sizler bizlere soracaksınız, biz birbirimize soracağız. benim uzaylıyla birebir soruşan arkadaşım var onu da getireceğim, öbürünü de getireceğim ve burada bir sinerji yaratacağız.
her hafta olduğu gibi, bu akşam da 21.00'da sözlük radyosunda görüşmek üzere.
bu akşam ne yapacağız? bir konumuz var mı? yok! spontane'den emprovizeye geçiş mi yapacağız peki? neden olmasın. bir takım sorularımız var, sizlere soracağız. sizler bizlere soracaksınız, biz birbirimize soracağız. benim uzaylıyla birebir soruşan arkadaşım var onu da getireceğim, öbürünü de getireceğim ve burada bir sinerji yaratacağız.
her hafta olduğu gibi, bu akşam da 21.00'da sözlük radyosunda görüşmek üzere.
devamını gör...
işsiz kalmak
işsiz kalmanın en kötü yanı kendini değersiz, yetersiz hissetmektir. insan itiraf edemese de içten içe acaba ben problemli miyim, ben salak mıyım, dışardan acaba anormal mi gözüküyorum diye sorarmış. bir diğer kötü yanı da etraftaki insanların sana söylediği acı sözlermiş. bunları geçen gün abim sohbetimiz sırasında itiraf etti. bir mühendisin neredeyse iki yıllık işsizliği biteli daha çok az zaman oldu.
genç yaşta bir insanı bu kadar üzen sırtına taşıması bu kadar zor bir yükü bu ülke gençlerinin çoğuna yüklüyor ne yazık ki!
daha öğrenci olduğum için işsizlik ne demek yaşamadım. ama abimden ne kadar acı bir olay olduğunu gördüm.
çevredeki insanların eee sen de mühendislik yapmasan da olur marketlerde kasiyer aranıyor laflarına bile maruz kalmak bırakın onu kırmayı beni bile kırdı. kimse anlamak empati yapmakla uğraşmıyor onun yerine hor görmek küçümsemek sen de evde yatmaya alıştın galiba rahatlık seviyosun gibi laflara maruz kalmak, ben olsaydım ne yapardım bilmiyorum. son zamanlarda o kadar psikolojisi bozulmuştu ki bir kelime etsek bağırmaya başlıyordu sürekli kavga ediyoduk. şimdi işe başlayalı 3 hafta oldu. pamuk gibi oldu jscbdbxbcxxn...
allah kimseyi bu duruma düşürmesin. bizde türklerde bir atasözü var ya hani "düşene bir tekme de sen vur" işte bu söz bizim milletimizin karakterini yansıtıyor. biz güce tapıyoruz, makam mevki sahibi veya çok para kazanan birini görünce ahlakı kültürü umurumuzda değil saygıda kusur etmeyiz. ama düşen gördüm mü empati nedir bilmeyiz dur kıçına bir de ben vurayım diye sıraya gireriz.
velasımı kelam işsiz kalmak insanın hayatta sınanabileceği en zor sınavlardan birisidir. hele hele ülkemizde siyasetçi çocuklarının inanılmaz zeki olup onlarca gemiciklere onlarca sirkete 20'li yaşlarında ultra girişimci parlak zihinleri ile sahip olduğu yerde ben salak mıyım yetersiz miyim ben problemli miyim sorularını sordurur insana!!!
genç yaşta bir insanı bu kadar üzen sırtına taşıması bu kadar zor bir yükü bu ülke gençlerinin çoğuna yüklüyor ne yazık ki!
daha öğrenci olduğum için işsizlik ne demek yaşamadım. ama abimden ne kadar acı bir olay olduğunu gördüm.
çevredeki insanların eee sen de mühendislik yapmasan da olur marketlerde kasiyer aranıyor laflarına bile maruz kalmak bırakın onu kırmayı beni bile kırdı. kimse anlamak empati yapmakla uğraşmıyor onun yerine hor görmek küçümsemek sen de evde yatmaya alıştın galiba rahatlık seviyosun gibi laflara maruz kalmak, ben olsaydım ne yapardım bilmiyorum. son zamanlarda o kadar psikolojisi bozulmuştu ki bir kelime etsek bağırmaya başlıyordu sürekli kavga ediyoduk. şimdi işe başlayalı 3 hafta oldu. pamuk gibi oldu jscbdbxbcxxn...
allah kimseyi bu duruma düşürmesin. bizde türklerde bir atasözü var ya hani "düşene bir tekme de sen vur" işte bu söz bizim milletimizin karakterini yansıtıyor. biz güce tapıyoruz, makam mevki sahibi veya çok para kazanan birini görünce ahlakı kültürü umurumuzda değil saygıda kusur etmeyiz. ama düşen gördüm mü empati nedir bilmeyiz dur kıçına bir de ben vurayım diye sıraya gireriz.
velasımı kelam işsiz kalmak insanın hayatta sınanabileceği en zor sınavlardan birisidir. hele hele ülkemizde siyasetçi çocuklarının inanılmaz zeki olup onlarca gemiciklere onlarca sirkete 20'li yaşlarında ultra girişimci parlak zihinleri ile sahip olduğu yerde ben salak mıyım yetersiz miyim ben problemli miyim sorularını sordurur insana!!!
devamını gör...
eski mısırlıların antin kuntin işlerle uğraşması
başlığı görünce nedense kahkaha atasım geldi, ömrüne bereket sayın yazar.
devamını gör...


