sezgin baran korkmaz'ın yurt dışına çıkışı operasyondan önce serbest bırakılması
t24 haberine göre; sbk holding ve yönetim kurulu başkanı sezgin baran korkmaz'a yönelik 30 aralık 2020 tarihinde başlatılan, 10 kişinin gözaltına alındığı, aralarında korkmaz'ın da bulunduğu 9 kişinin arandığı operasyonun yankıları devam ediyor.
operasyondan kısa süre önce yurt dışına çıkış yasağı kaldırılan ve yurt dışına giden korkmaz'ın, istanbul başsavcılığı'nın aldığı karar ve başvurulurlarla bu imkanı elde ettiği ortaya çıktı. 6 kasım'da, yargıtay'a 27 kasım'da üye seçilen istanbul başsavcısı irfan fidan henüz görevindeyken, korkmaz'ın malvarlıklarına el koyma kararı, istanbul başsavcılığı tarafından resen kaldırıldı. istanbul 7. sulh ceza hakimliği de başsavcılığın başvurusu üzerine, 17 kasım'da, korkmaz hakkındaki yurt dışına çıkış yasağını kaldırdı.
kaynak
cüneyt özdemir'in yönelttiği soruları cevaplayan sezgin baran korkmaz, basında yer alan bütün iddialara gerçeği yansıtmadığını ve 04 ocak 2021 tarihinde türkiye döneceğini beyan etti.
ilgili röportaj ; cüneyt özdemir'in sezgin baran korkmaz röportajı
operasyondan kısa süre önce yurt dışına çıkış yasağı kaldırılan ve yurt dışına giden korkmaz'ın, istanbul başsavcılığı'nın aldığı karar ve başvurulurlarla bu imkanı elde ettiği ortaya çıktı. 6 kasım'da, yargıtay'a 27 kasım'da üye seçilen istanbul başsavcısı irfan fidan henüz görevindeyken, korkmaz'ın malvarlıklarına el koyma kararı, istanbul başsavcılığı tarafından resen kaldırıldı. istanbul 7. sulh ceza hakimliği de başsavcılığın başvurusu üzerine, 17 kasım'da, korkmaz hakkındaki yurt dışına çıkış yasağını kaldırdı.
kaynak
cüneyt özdemir'in yönelttiği soruları cevaplayan sezgin baran korkmaz, basında yer alan bütün iddialara gerçeği yansıtmadığını ve 04 ocak 2021 tarihinde türkiye döneceğini beyan etti.
ilgili röportaj ; cüneyt özdemir'in sezgin baran korkmaz röportajı
devamını gör...
24 mart 2021 fahrettin koca tweeti
her şeyden önce akplidir. sonra sağlık bakanı. şaşırtmamış, kendine yakışanı yapmıştır.
devamını gör...
vatandaş
tahsin yücel romanıdır.
“dünyanın en döküntü ismine sahiptir şaban baş…”
insanlardan çekinerek yürür yollarda, hep sırtını dayayacağı bir duvar vardır sanki peşi sıra yürüyen… senin gibi biridir o ama, bir haksızlıkla karşılaştığında bir değişiklik olur ki onda, dışarıdan bakınca anlayamazsın belki ama içten içe patlamaya hazırlanan, ilk parti lavları dilinin yardımıyla ağzının içinde dolaştıran bir volkan bulunur bedeninde ve birden o artık bir telefon kulübesine ihtiyacı olmayan bir kahramana dönüşür.
telefon kulübesine ihtiyacı yoktur ama yine de benzer bir ortama ihtiyaç duyar, ordan çıktığı anda yapması gerkeni yapmıştır artık. umumi tuvaletler onun dönüşümünü sağladığı yerlerdir. hela duvalarına kapılarına yazılarını yazmaya başlar ve daha az kötü kokmayan köşelerine sinmiş yazı yazmakta olan köşe yazarlarından daha etkili olmaya başlar vatandaş volkan baş, ya da şaban baş.
bir isyan hareketidir vatandaş’ın yaptığı ve bunnu tüm içtenliğiyle bir meslektaşına anlatır. vatandaş hem sözü dinlenen, yazdıkları merak edilen, hela ücretlerine zam yapılmasına neden olabilecek kadar popüler bir adam olurken bir yandan da sakıncalı bir yazara dönüşür.
tahsin yücel’in 5 yaprağa sığdırmayı umduğu bu öykü, zamanla kendi kalıplarını kırarak bir romana dönüşmeyi başarmıştır. ben hala bu romanın öyküsünün tahsin yücel’e yazımının ise vatandaş’a ait olduğuna inanıyorum. şimdi bu yazıyı okuduktan sonra, çalıştığın yerin tuvaletine gidip vatandaş imzalı bir yazı arayabilirsin, bir umumi tuvalete gidip 50 kuruşa müthiş bir eleştiri yazısı okumayı umabilirsin ya da gider kitabı alırsın ve vatandaş’la tanışırsın. sonra, yani bu kitabı okuduktan sonra tuvalet kapılarındaki yazılara bakışın değişecektir…
“dünyanın en döküntü ismine sahiptir şaban baş…”
insanlardan çekinerek yürür yollarda, hep sırtını dayayacağı bir duvar vardır sanki peşi sıra yürüyen… senin gibi biridir o ama, bir haksızlıkla karşılaştığında bir değişiklik olur ki onda, dışarıdan bakınca anlayamazsın belki ama içten içe patlamaya hazırlanan, ilk parti lavları dilinin yardımıyla ağzının içinde dolaştıran bir volkan bulunur bedeninde ve birden o artık bir telefon kulübesine ihtiyacı olmayan bir kahramana dönüşür.
telefon kulübesine ihtiyacı yoktur ama yine de benzer bir ortama ihtiyaç duyar, ordan çıktığı anda yapması gerkeni yapmıştır artık. umumi tuvaletler onun dönüşümünü sağladığı yerlerdir. hela duvalarına kapılarına yazılarını yazmaya başlar ve daha az kötü kokmayan köşelerine sinmiş yazı yazmakta olan köşe yazarlarından daha etkili olmaya başlar vatandaş volkan baş, ya da şaban baş.
bir isyan hareketidir vatandaş’ın yaptığı ve bunnu tüm içtenliğiyle bir meslektaşına anlatır. vatandaş hem sözü dinlenen, yazdıkları merak edilen, hela ücretlerine zam yapılmasına neden olabilecek kadar popüler bir adam olurken bir yandan da sakıncalı bir yazara dönüşür.
tahsin yücel’in 5 yaprağa sığdırmayı umduğu bu öykü, zamanla kendi kalıplarını kırarak bir romana dönüşmeyi başarmıştır. ben hala bu romanın öyküsünün tahsin yücel’e yazımının ise vatandaş’a ait olduğuna inanıyorum. şimdi bu yazıyı okuduktan sonra, çalıştığın yerin tuvaletine gidip vatandaş imzalı bir yazı arayabilirsin, bir umumi tuvalete gidip 50 kuruşa müthiş bir eleştiri yazısı okumayı umabilirsin ya da gider kitabı alırsın ve vatandaş’la tanışırsın. sonra, yani bu kitabı okuduktan sonra tuvalet kapılarındaki yazılara bakışın değişecektir…
devamını gör...
wright kardeşler
her ne kadar havacılığa olan büyük katkılarıyla ünlü olsalar da, dönemlerinde havacılığın gelişmesine büyük darbe de vurmuş olan kardeşler.
icat ettikleri uçuş yöntemi için patent alırken, "uçacak herhangi bir aracın yapacağı yan yatma hareketi için, kanat burma yöntemi yerine başka yöntemler de kullanılabilir" şeklinde çok genel bir ifadeyi patentlerine eklettiler. bu nedenle kendilerinden sonra, hangi yöntemle uçuş sağlarsa sağlasın, havacılık alanında çalışan herkesle davalık oldular. bu nedenle uzun yıllar boyunca havacılık alanında kimse bir yenilik yapamadı. patentin geçerlilik tarihi 1917'de sona erene dek de, kimse bu konuda rahat bir nefes alamadı.
icat ettikleri uçuş yöntemi için patent alırken, "uçacak herhangi bir aracın yapacağı yan yatma hareketi için, kanat burma yöntemi yerine başka yöntemler de kullanılabilir" şeklinde çok genel bir ifadeyi patentlerine eklettiler. bu nedenle kendilerinden sonra, hangi yöntemle uçuş sağlarsa sağlasın, havacılık alanında çalışan herkesle davalık oldular. bu nedenle uzun yıllar boyunca havacılık alanında kimse bir yenilik yapamadı. patentin geçerlilik tarihi 1917'de sona erene dek de, kimse bu konuda rahat bir nefes alamadı.
devamını gör...
bir insanın boş biri olduğunu anlama yöntemi
haddinden fazla özgüvene sahip,
sormadan tavsiye ve eleştiride bulunmaya kalkan, düşünmeden konuşan,
her konuda fikri olup sürekli biliyorum diyen,
sadece menfaati olduğu insana saygı gösteren ikiyüzlü kişiler, kesinlikle boş ve zehirlidirler.
sormadan tavsiye ve eleştiride bulunmaya kalkan, düşünmeden konuşan,
her konuda fikri olup sürekli biliyorum diyen,
sadece menfaati olduğu insana saygı gösteren ikiyüzlü kişiler, kesinlikle boş ve zehirlidirler.
devamını gör...
yazarların peynir tercihi
kaşar ve hellim peyniri.
devamını gör...
doğru söylüyor dedirten şarkı sözleri
yaz dostum, güzel sevmeyene adam denir mi?
yaz dostum, selam almayana yiğit denir mi?
yaz dostum, altı üstü beş metrelik bez için
yaz dostum, boşa geçmiş ömre yaşam denir mi?
yaz tahtaya bir daha, tut defteri kitabı
sarı çizmeli mehmet ağa, bir gün öder hesabı
yaz tahtaya bir daha, tut defteri kitabı
sarı çizmeli mehmet ağa, bir gün öder hesabı
yaz dostum, yoksul görsen besle kaymak bal ile
yaz dostum, garipleri giydir ipek şal ile
yaz dostum, öksüz görsen sar kanadın kolunu
yaz dostum, kimse göçmez bu dünyadan mal ile..
yaz dostum, selam almayana yiğit denir mi?
yaz dostum, altı üstü beş metrelik bez için
yaz dostum, boşa geçmiş ömre yaşam denir mi?
yaz tahtaya bir daha, tut defteri kitabı
sarı çizmeli mehmet ağa, bir gün öder hesabı
yaz tahtaya bir daha, tut defteri kitabı
sarı çizmeli mehmet ağa, bir gün öder hesabı
yaz dostum, yoksul görsen besle kaymak bal ile
yaz dostum, garipleri giydir ipek şal ile
yaz dostum, öksüz görsen sar kanadın kolunu
yaz dostum, kimse göçmez bu dünyadan mal ile..
devamını gör...
bir rehineye mektup
antoine de saint-exupéry tarafından esasında yakın dostu léon werth'in trente-trois jours -otuz üç gün- romanına önsöz olarak kaleme alınan eser, romanın yayımlanması mümkün olmayınca saint-exupéry tarafından hayli değiştirilmiş. werth metinde isimsiz bir dost haline bürünmüş ve fransız halkının bir temsili vaziyetine gelmiş. çok sevdiği dostu léon werth, aynı zamanda saint-exupéry'nin küçük prens (kitap)'ı da ithaf ettiği isim. kitap, kırmızı kedi yayınevi tarafından basılmış, turuncu kitaplar serisinde yer alıyor, dolayısıyla ebat olarak minik bir kitap.
gezgin, esir, mülteci gibi kavramlarla ilgili bakış açımı derinleştiren bir kitap oldu. saint-exupéry'nin dostluğa ve insan ilişkilerine bakışı içimi tam anlamıyla kıpır kıpır etti. yazarın eserlerinde zaman zaman rastladığım mistik yanı seviyorum, bu kitap da bundan nasibini almış diyebilirim. en nihayetinde doğu mistisizmi yok ancak rüzgarla gelen bir çiçeğin kokusu gibi duyuyorum yine de. yazar bu metinde yaşamıyla, seyahat ettiği ülkeler ve deneyimleriyle ilgili bilgilere de değiniyor. bu nedenle yazarı çok küçük bir pencereden de olsa tanımak ve anlamak için birinci elden güzel bir kaynak niteliğinde.
iki kitabı tesadüfen ardı ardına okuyunca sadık hidayet'in diri gömülen (kitap) isimli öykü kitabındaki fransız esir isimli öyküden ayrı düşünemez oldum bu kitabı. talih. fransız esir, bu eseri tamamlayıcı nitelikte benim için. hatta öyle ki, aynı kişi düşünülerek yazıldığını dahi iddia edebilirim. fakat bir yerde aynı kişidir, mevzu bahis aynı halk ve maruz kalınan aynı acımasızlıktır.
devrimci öncüler, hangi partiye mensup olurlarsa olsunlar, insanların değil de (insanı özüne göre tartmazlar) semptomların peşine düşerler. rakip hakikatler onlara birer salgın hastalık gibi görünür. varlığı şüpheli bir semptom uğruna, bulaşıcı hastalık taşıyan kişi karantinaya gönderilir. mezara.
kaynak: bir rehineye mektup - antoine de saint-exupéry, s. 36-37, 2018, kırmızı kedi yayınevi.
gezgin, esir, mülteci gibi kavramlarla ilgili bakış açımı derinleştiren bir kitap oldu. saint-exupéry'nin dostluğa ve insan ilişkilerine bakışı içimi tam anlamıyla kıpır kıpır etti. yazarın eserlerinde zaman zaman rastladığım mistik yanı seviyorum, bu kitap da bundan nasibini almış diyebilirim. en nihayetinde doğu mistisizmi yok ancak rüzgarla gelen bir çiçeğin kokusu gibi duyuyorum yine de. yazar bu metinde yaşamıyla, seyahat ettiği ülkeler ve deneyimleriyle ilgili bilgilere de değiniyor. bu nedenle yazarı çok küçük bir pencereden de olsa tanımak ve anlamak için birinci elden güzel bir kaynak niteliğinde.
iki kitabı tesadüfen ardı ardına okuyunca sadık hidayet'in diri gömülen (kitap) isimli öykü kitabındaki fransız esir isimli öyküden ayrı düşünemez oldum bu kitabı. talih. fransız esir, bu eseri tamamlayıcı nitelikte benim için. hatta öyle ki, aynı kişi düşünülerek yazıldığını dahi iddia edebilirim. fakat bir yerde aynı kişidir, mevzu bahis aynı halk ve maruz kalınan aynı acımasızlıktır.
devrimci öncüler, hangi partiye mensup olurlarsa olsunlar, insanların değil de (insanı özüne göre tartmazlar) semptomların peşine düşerler. rakip hakikatler onlara birer salgın hastalık gibi görünür. varlığı şüpheli bir semptom uğruna, bulaşıcı hastalık taşıyan kişi karantinaya gönderilir. mezara.
kaynak: bir rehineye mektup - antoine de saint-exupéry, s. 36-37, 2018, kırmızı kedi yayınevi.
devamını gör...
cem uzana hapis şoku
fazla aktif olmadığı için değerini bulamamış yazar arkadaşımız. ilk nickaltını açarak daha fazla entry girmesini temenni ediyor,sevgiler ve saygılar diyorum.
devamını gör...
sözlükte yokken gelen çok şey kaçırıyorum hissi
kafa sözlük'ü yuva bellemiş junkielerde görülen bir rahatsızlık. sözlükte olunmadığı anlarda herkesin hunharca eğlendiği, eğlenceli başlıklarda dostlukların başladığı hissi minnoş kalbime ağır geliyor. ben yokken eğlenmeyin bir daha.
devamını gör...
hafızada yer kaplayan gereksiz bilgiler
evet ne olursa olsun unutamadığımız ve en konsantre olmamız gereken zamanlarda karşımıza çıkan bilgiler. ben henüz 10 yaşlarındayken her sene akrabalarımız yurtdışından yazları izne gelirdi. bir süre sonra kendi aralarında bazı ufak tefek anlaşmazlıklar kavgalar olurdu. her seferinde bu kavgaları bitirmek ve dikkatleri üzerine çekmek için ananem bayılma numarası yapar kendisini bir şekilde hastaneye attırırdı. bu gereksiz ve boş bilgiyi nedense bir türlü unutamıyorum.
devamını gör...
genel kültürün ortamlarda hava atmak dışında hiçbir işe yaramaması
kişiliği oluşturan genel kültürdür. kişiliği oturmamış insanda sağlıklı kararlar veremez, sağlıklı karar veremeyen insanda koyun gibi güdülmeye mahkumdur.
devamını gör...
burcunu soran kişiye burçlara inanmıyorum demek
yahu anladık çok zekisin. bi sen akıllısın. aferin burçlara inanmıyormuş. dünyayı kurtardın şu an inanmayarak.
söyle geç işte burcunu ne şov yapıyosun.
söyle geç işte burcunu ne şov yapıyosun.
devamını gör...
gombe şempanze savaşı
gombe ulusal parkında, iki şempanze topluluğu arasında 70'lerde yaşanmış olan bir savaş. sanırsam 4 yıl sürmüş. şimdi zamanında bu 2 şempanze topluluğu böyle birlikte, mutlu-mesut yaşıyormuş. sonra adını hatırlayamadığım bir etolog kadın, bir bakıyor ana bu işte bi iş var. bunların araları çok soğuk. yani bölünüyorlar. birkaç ay içinde bir topluluk gitti farklı bir bölgeye yerleşti. bunlar da 10 kişi, ama dişiler de var. diğer toplulukta 20'den çok kişi vardı dişiler de dahil.
sonra savaş başladı, 4 yıl sürdü. ha savaş nasıl başladı, öncelikle şu 10 kişi olan topluluğun adı kahama, 20'den çok olanları unuttum. neyse ben bunlara manyaklar diyeceğim siz anlayın işte. işte bu manyaklar topluluğundan birkaç erkek, kendi halinde yemek yiyen, karnını doyuran kahamalılardan bir erkeği kasten öldürüyorlar. yani bu manyaklar, ey kahama kahama, geldin ömrün sonuna diyerekten mazlumlara saldırmışlar.
bir de bakın sayın yazarlar, ben bu topluluğa neden manyaklar diyorum biliyor musunuz, evet biliyorsunuz topluluğun adını unuttuğum için, ama başka bir sebep daha var, çünkü bunlar mazlum kahamalı kardeşimizi katlettikten sonra, çığlık-çığlığa kutlama yapıyorlar. adeta 700'cü golünü kutlayan ronaldo gibi! bu mazlum ölünce, ardından, kahamalılardan başka birini öldürmüşler. hatta bıkmamış manyaklar, gidip kahamalıların liderlerinden birini de öldürmüşler. evet sevgili yazarlar, şempanzelerin lideri de varmış. adeta maymunlar cehennemi, kurtlar vadisi: gombe.
bakın, bu kadar katliam yaptıktan sonra gidip, yaşlı, dede, bir ayağı çukurda olan yaşlı bir kahamalıyı öldürmüşler. üstelik bu dede olan şempanze, anlatılana göre çok iyi biriymiş. düşmanlarına bile yardım edermiş. hainmiş la bu.. yok değil, sadece iyi biri yani yaşlı sonuçta, bir ayağım çukurda diyerek sevap kazanmak istemiş garibim.
uzun bir zaman sonra, kahamalılardan genç bir şempanzeyi de öldürdü manyaklar topluluğu. geriye 2 erkek kaldı, birisi de çocuk felciydi, sakattı. şempanzelerden nefret ettim bu manyaklar topluluğu yüzünden. genç-yaşlı demeden katletmişler. bakın sevgili yazarlar, uzak durun bu şempanzelerden. ben ne desen beklerim bu asırda, 2'ci gombe şempanze savaşı falan çıkar mazallah. neyse. kahamalılarda 3 dişi vardı, manyaklar topluluğu bir tanesini öldürdü. yani şaşırmayın, yaşlıya, gence acımayan, kadına neden acısın? adı-üstünde, "manyaklar topluluğu".
daha sonra, bu manyaklar topluluğundan olan erkekler, kahamalılardan diğer dişileri dövdüler daha sonra da kayboldu bu dişiler.
bu arada, geriye 2 erkek kaldığını söylemiştim kahamalılardan onlara noldu? bir tanesi, kahamalıların liderlerindendi, kendini savunamadan öldürdüler onu. diğer sakat olan şempanzeyi de öldürdüler ama onun cesedi kayboldu ve bir daha hiç bulunamadı. zaten kahamalılardan tüm erkekler ölünce dişilere göz dikti bu manyaklar topluluğu.
sonuç olarak, kahamalılardan tüm erkekler öldürüldü, dişilerden bir kişi öldü, diğerlerini dövdüler ve daha sonra dişiler kayboldu. manyaklar topluluğundan sadece 1 tane şempanze öldü. savaşı manyaklar topluluğu kazandı.
manyaklar topluluğu bölgeyi ele geçirdi kahamalıların bölgesini sonra olaylar olaylar..
son olarak:
olaylara tanıklık eden etolog kadının anlattığına göre,
1. genç olan kahamalı şempanzenin ölümü: manyaklar topluluğu maymunlarından biri, bu genç şempanzenin yüzünde bir yara açmış daha sonra da yara'dan fışkıran kanı içmek için bir nevi elini bu genç mazlum şempanzenin yüzüne sokmuş.
2. manyaklar topluluğundan olan yaşlı bir şempanze vardı. o da kahamalılarda yer alan yaşlı şempanze gibi iyi kalpli ve sakin biriydi. fakat, manyaklar topluluğu daha ilk kez kahamalılardan birini öldürdüklerinde o da ordaydı. bu manyaklar topluluğundan olan yaşlı şempanze, kahamalılardan yemek yemeye çalışan şempanzenin bedenine (tabii bu şempanze yere düştükten sonra) bilmem kaç kiloluk bir taş ile vurmuş. manyak yani, manyak.
3. manyaklar topluluğunun liderinin idolü (çocuk olduğu zamanlarda), kahamalılardan olan o yaşlı dede şempanzeymiş. fakat aralarında savaş başladığında, bu lider, zavallı yaşlı gorilin titreyen yaralı bedenine art-arda saldırarak vurmuş.

vay be..
sonra savaş başladı, 4 yıl sürdü. ha savaş nasıl başladı, öncelikle şu 10 kişi olan topluluğun adı kahama, 20'den çok olanları unuttum. neyse ben bunlara manyaklar diyeceğim siz anlayın işte. işte bu manyaklar topluluğundan birkaç erkek, kendi halinde yemek yiyen, karnını doyuran kahamalılardan bir erkeği kasten öldürüyorlar. yani bu manyaklar, ey kahama kahama, geldin ömrün sonuna diyerekten mazlumlara saldırmışlar.
bir de bakın sayın yazarlar, ben bu topluluğa neden manyaklar diyorum biliyor musunuz, evet biliyorsunuz topluluğun adını unuttuğum için, ama başka bir sebep daha var, çünkü bunlar mazlum kahamalı kardeşimizi katlettikten sonra, çığlık-çığlığa kutlama yapıyorlar. adeta 700'cü golünü kutlayan ronaldo gibi! bu mazlum ölünce, ardından, kahamalılardan başka birini öldürmüşler. hatta bıkmamış manyaklar, gidip kahamalıların liderlerinden birini de öldürmüşler. evet sevgili yazarlar, şempanzelerin lideri de varmış. adeta maymunlar cehennemi, kurtlar vadisi: gombe.
bakın, bu kadar katliam yaptıktan sonra gidip, yaşlı, dede, bir ayağı çukurda olan yaşlı bir kahamalıyı öldürmüşler. üstelik bu dede olan şempanze, anlatılana göre çok iyi biriymiş. düşmanlarına bile yardım edermiş. hainmiş la bu.. yok değil, sadece iyi biri yani yaşlı sonuçta, bir ayağım çukurda diyerek sevap kazanmak istemiş garibim.
uzun bir zaman sonra, kahamalılardan genç bir şempanzeyi de öldürdü manyaklar topluluğu. geriye 2 erkek kaldı, birisi de çocuk felciydi, sakattı. şempanzelerden nefret ettim bu manyaklar topluluğu yüzünden. genç-yaşlı demeden katletmişler. bakın sevgili yazarlar, uzak durun bu şempanzelerden. ben ne desen beklerim bu asırda, 2'ci gombe şempanze savaşı falan çıkar mazallah. neyse. kahamalılarda 3 dişi vardı, manyaklar topluluğu bir tanesini öldürdü. yani şaşırmayın, yaşlıya, gence acımayan, kadına neden acısın? adı-üstünde, "manyaklar topluluğu".
daha sonra, bu manyaklar topluluğundan olan erkekler, kahamalılardan diğer dişileri dövdüler daha sonra da kayboldu bu dişiler.
bu arada, geriye 2 erkek kaldığını söylemiştim kahamalılardan onlara noldu? bir tanesi, kahamalıların liderlerindendi, kendini savunamadan öldürdüler onu. diğer sakat olan şempanzeyi de öldürdüler ama onun cesedi kayboldu ve bir daha hiç bulunamadı. zaten kahamalılardan tüm erkekler ölünce dişilere göz dikti bu manyaklar topluluğu.
sonuç olarak, kahamalılardan tüm erkekler öldürüldü, dişilerden bir kişi öldü, diğerlerini dövdüler ve daha sonra dişiler kayboldu. manyaklar topluluğundan sadece 1 tane şempanze öldü. savaşı manyaklar topluluğu kazandı.
manyaklar topluluğu bölgeyi ele geçirdi kahamalıların bölgesini sonra olaylar olaylar..
son olarak:
olaylara tanıklık eden etolog kadının anlattığına göre,
1. genç olan kahamalı şempanzenin ölümü: manyaklar topluluğu maymunlarından biri, bu genç şempanzenin yüzünde bir yara açmış daha sonra da yara'dan fışkıran kanı içmek için bir nevi elini bu genç mazlum şempanzenin yüzüne sokmuş.
2. manyaklar topluluğundan olan yaşlı bir şempanze vardı. o da kahamalılarda yer alan yaşlı şempanze gibi iyi kalpli ve sakin biriydi. fakat, manyaklar topluluğu daha ilk kez kahamalılardan birini öldürdüklerinde o da ordaydı. bu manyaklar topluluğundan olan yaşlı şempanze, kahamalılardan yemek yemeye çalışan şempanzenin bedenine (tabii bu şempanze yere düştükten sonra) bilmem kaç kiloluk bir taş ile vurmuş. manyak yani, manyak.
3. manyaklar topluluğunun liderinin idolü (çocuk olduğu zamanlarda), kahamalılardan olan o yaşlı dede şempanzeymiş. fakat aralarında savaş başladığında, bu lider, zavallı yaşlı gorilin titreyen yaralı bedenine art-arda saldırarak vurmuş.

vay be..
devamını gör...
iyi, kötü ve çirkin
italyanca bilen arkadaş söylemişti. filmin orijinal adı olan il buono, il brutto, il cattivo da:
il buono=iyi
il brutto=çirkin
il cattivo=kötü
bu durumda ingilizcesi de the good, the ugly and the bad olmalı ama nedense "the good, the bad and the ugly" olarak çevrilmiş, belki kulağa bu şekilde daha iyi geldiği için veya başka bir nedeni var bilemedim. olması gereken the good, the ugly and the bad kulağa o kadar hoş gelmiyor gibi veya bana öyle geliyor.
il buono=iyi
il brutto=çirkin
il cattivo=kötü
bu durumda ingilizcesi de the good, the ugly and the bad olmalı ama nedense "the good, the bad and the ugly" olarak çevrilmiş, belki kulağa bu şekilde daha iyi geldiği için veya başka bir nedeni var bilemedim. olması gereken the good, the ugly and the bad kulağa o kadar hoş gelmiyor gibi veya bana öyle geliyor.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
devamını gör...
sezen aksu’nun bir sürü erkeği sevmesi
hepsini ayrı ayrı çok seviyor olmasından kaynaklanan durum.
kimini dostu, kimini arkadaşı, kimini gönül arkadaşı, kimini ona ekleyen, kimini ona ihtiyaç duyan, kimini yakını, kimini merak uyandıran vb.
sezen aksu, gönlü sevgi dolu bir kadın.
niye tek bir adamı sevsin, niye tek bir şekilde sevsin. gönlünün zekatını veriyor. yanlış anlayanlar utansın.
kimini dostu, kimini arkadaşı, kimini gönül arkadaşı, kimini ona ekleyen, kimini ona ihtiyaç duyan, kimini yakını, kimini merak uyandıran vb.
sezen aksu, gönlü sevgi dolu bir kadın.
niye tek bir adamı sevsin, niye tek bir şekilde sevsin. gönlünün zekatını veriyor. yanlış anlayanlar utansın.
devamını gör...
khepri
adı 'doğmakta olan' anlamına gelen mısır tanrısıdır.
devamını gör...

