normal sözlük dizi film kulübündeki tuhaf yayın
yayın bitince 'ne yaşadım lan ben' diye sorduran bir tuhaf geceydi.
devamını gör...
sözlüğü bırakmak
sorun sende değil sözlük, benim ailevi problemlerim var.
devamını gör...
geceye bir şarkı sözü bırak
bundan sonra her şeyi ben zamana bıraktım
kimselerde kızmasında akıl benden ıraktı
benim özlediğim mutluluk bayabi uzakta
ulaşabilmek imkansız her tarafta tuzak var
kimselerde kızmasında akıl benden ıraktı
benim özlediğim mutluluk bayabi uzakta
ulaşabilmek imkansız her tarafta tuzak var
devamını gör...
21 mayıs 2017 fenerbahçe olympiakos maçı
fenerbahçe erkek basketbol takımının; türk basketbol tarihinin kulüpler bazında en büyük başarısına, türk spor tarihinin de en büyük başarılarından birine imza attığı euroleague şampiyonluğunun geldiği maç. o zaman isim sponsorumuz da yok. 80-64 kazanıp tarihe geçmiştik. *
devamını gör...
sevmiyorsan saygı duy
"sevmiyorsan karışma" şeklinde kullanılması gereken cümle. bana mantıklı gelmeyen şeye saygı duymak zorunda olamam. çünkü herkes veya her düşünce saygıyı hak etmez. ancak sevmiyorsam ve başkaları seviyorsa onlara karışmamam gerekir, insanlar istediklerini yapmakta özgürler.
devamını gör...
jules verne
fransız yazar ve gezgindir.

bilim kurgu üstadlarından ve öncülerinden biridir ve benim akıl sağlığımı hatta hayatımı kurtaran insanlardan biridir. bu konuya tanımın sonuna doğru değineceğim.
öncelikle şunu anlatmak gerek: böyle bir ileri görüşlülük haddinden fazla bu dünya için. jules verne denizler altından 20000 fersah 1870 yılında yazdı. çok daha önceden denizaltı çalışmaları olsa da bahsettiği derinlik ancak hayal edilebilirdi o zamanlar. aya yolculuk 1865’te yazıldı, aya yolculuktan neredeyse bir asır önce. balonla beş hafta ve seksen günde devri alem sırasıyla 1863 ve 1872 yıllarında yazıldı. hepsi hayaldi gerçek oldu.
çoçukken ve daha sonraları jules verne’nün yazdıklarının bir bir gerçek olması ile içimde iki yıl okul tatilinin de gerçek olacağına dair bir umut oldu hep. ve bir virüs bu hayali de gerçek yaptı çok yakın bir zamanda.
gelelim benim hayatımı kurtarmasına. daha on yaşındayken bir hastalık yüzünden üç ay yatakta kaldım. yürüme yetimi nerdeyse tamamen kaybetmiş halde yatarken ve hayatım pamuk ipliğine bağlıyken o yatakta bana destek olan kişi jules verne’di. yattığım yerde bütün kitaplarını tekrar tekrar okudum. ve hayal gücüme ve hayatta kalma dürtüme kattıkları için büyük yazara çok büyük bir minnet borçluyum. şu an hayal dünyamın geniş olmasının ve hayatta olmamın nedenlerinden biri jules verne’dür. bir de kemalettin tuğcu. ama onun etkisi daha çok arabesk bir hava oldu bende.
bir gün jules verne ile karşılaşma şansım olursa bambaşka bir evrende saygılarımı ve minnetimi sunduktan sonra ona bir soru soracağım:
sen kahin misin?

bilim kurgu üstadlarından ve öncülerinden biridir ve benim akıl sağlığımı hatta hayatımı kurtaran insanlardan biridir. bu konuya tanımın sonuna doğru değineceğim.
öncelikle şunu anlatmak gerek: böyle bir ileri görüşlülük haddinden fazla bu dünya için. jules verne denizler altından 20000 fersah 1870 yılında yazdı. çok daha önceden denizaltı çalışmaları olsa da bahsettiği derinlik ancak hayal edilebilirdi o zamanlar. aya yolculuk 1865’te yazıldı, aya yolculuktan neredeyse bir asır önce. balonla beş hafta ve seksen günde devri alem sırasıyla 1863 ve 1872 yıllarında yazıldı. hepsi hayaldi gerçek oldu.
çoçukken ve daha sonraları jules verne’nün yazdıklarının bir bir gerçek olması ile içimde iki yıl okul tatilinin de gerçek olacağına dair bir umut oldu hep. ve bir virüs bu hayali de gerçek yaptı çok yakın bir zamanda.
gelelim benim hayatımı kurtarmasına. daha on yaşındayken bir hastalık yüzünden üç ay yatakta kaldım. yürüme yetimi nerdeyse tamamen kaybetmiş halde yatarken ve hayatım pamuk ipliğine bağlıyken o yatakta bana destek olan kişi jules verne’di. yattığım yerde bütün kitaplarını tekrar tekrar okudum. ve hayal gücüme ve hayatta kalma dürtüme kattıkları için büyük yazara çok büyük bir minnet borçluyum. şu an hayal dünyamın geniş olmasının ve hayatta olmamın nedenlerinden biri jules verne’dür. bir de kemalettin tuğcu. ama onun etkisi daha çok arabesk bir hava oldu bende.
bir gün jules verne ile karşılaşma şansım olursa bambaşka bir evrende saygılarımı ve minnetimi sunduktan sonra ona bir soru soracağım:
sen kahin misin?
devamını gör...
verdens verste menneske
trier ailesinin genç üyesi joachim trier'in son filmi.
filmin ingilizce adı the worst person in the world. 94. akademi ödülleri'nde yönetmene en iyi yabancı film kategorisinde adaylık getiren film oslo üçlemesi'nin son filmi olma özelliği taşıyor. 2006 yapımı reprise ve 2011 yapımı oslo 31. august filmlerinin ardından trier, pandemi sebebiyle çekimlerini ertelemek zorunda kaldığı projesiyle üçlemeyi tamamladı. filmekimi ve başka sinema kapsamında ülkemizde de gösterilen verdens verste menneske, üçlemenin ödül avcısı filmi aynı zamanda. palme d'or adayı oldu,* bafta'da yarışacak 13 mart'ta ardından da oscar kovalayacak dediğim gibi. başrolde oslo 31. august'tan da hatırladığımız renate reinsve var. cannes'da en iyi kadın oyuncu ödülünü de kaptı ablamız bu filmdeki göz dolduran performansıyla. son olarak joachim trier'in bu filmin senaryosu için yine eskil vogt ile çalıştığını (hemen hemen tüm filmlerinde olduğu gibi) söyleyerek teknik bilgileri tamamlayayım. eskil abi'ye dikkat bu arada. son filmi olan the innocents'i henüz izlememiş olsam da ilk filmi blind ile altın lale'yi aldığında listeme eklediğim bir isimdi ve senaristliği kadar yönetmenliği ile de konuşacağımızı düşünüyorum ilerleyen zamanlarda kendisini.
neyyyse, sonunda filme gelebildim; film bir kadın hikayesi. açıkçası benim için "bir joachim trier filmi" olmanın ötesinde bir anlam ifade edemedi. tabi ki sıradan bir film diyemem. özellikle kurgu açısından. anlatım dili tipik bir olay örgüsü anlatımı şeklinde tercih edilmemiş. film bölüm bölüm ilerliyor. geçişler oldukça başarılı. zaten hayatını parça parça yaşayan bir kadın olduğu için julie, tercihin bu şekilde yapıldığı aşikar ancak film kaygısını tam olarak gerçekleştirebilmiş mi? yok. bana göre net bir hayır bu sorunun cevabı. kadının varoluş çabasını, mücadelesini, mutsuzluklarını; umursamazlık, bencillik gibi maskelerin ardına gizlenerek gerçekleştirmeye çalıştığını "eril bir perspektiften" anlatmanın bilinçli bir tercih olduğunu görmemek için kör olmak lazım tamam kabul ediyorum ama şunu söylemezsem de ölürüm; güzel kardeşim bunu yapıyorsun, anladık, geçirdin meseleyi de ancak bunu bu kadar coşkulu bir dille yapamazsın ya... evet ilk bakışta rahatsız edici görünüyor ama söylemek istediğim perdenin arkasını gördüğünde de rahatsız etmeye devam ettiği... hayatının merkezine, kendini var etmek için mutlaka kendisinden başka şeyleri de koymak zorunda gibi görünen ama aslında öyle olmayan bir kadın portesini ters psikolojiden çizmek demek julie'yi bu kadar egzajere anlatmana meşruiyet kazandırmıyor. filme seçilen isimden de çok rahatsız oldum. izleyicim beni anlamayacak, o halde kör göze parmak sokmalıyım. hee salağım ya ben? amcası çok kızmıştır.*
6/10. 7 verilir aslında ama beklentim yüksekti, özür dilemiyorum.
filmin ingilizce adı the worst person in the world. 94. akademi ödülleri'nde yönetmene en iyi yabancı film kategorisinde adaylık getiren film oslo üçlemesi'nin son filmi olma özelliği taşıyor. 2006 yapımı reprise ve 2011 yapımı oslo 31. august filmlerinin ardından trier, pandemi sebebiyle çekimlerini ertelemek zorunda kaldığı projesiyle üçlemeyi tamamladı. filmekimi ve başka sinema kapsamında ülkemizde de gösterilen verdens verste menneske, üçlemenin ödül avcısı filmi aynı zamanda. palme d'or adayı oldu,* bafta'da yarışacak 13 mart'ta ardından da oscar kovalayacak dediğim gibi. başrolde oslo 31. august'tan da hatırladığımız renate reinsve var. cannes'da en iyi kadın oyuncu ödülünü de kaptı ablamız bu filmdeki göz dolduran performansıyla. son olarak joachim trier'in bu filmin senaryosu için yine eskil vogt ile çalıştığını (hemen hemen tüm filmlerinde olduğu gibi) söyleyerek teknik bilgileri tamamlayayım. eskil abi'ye dikkat bu arada. son filmi olan the innocents'i henüz izlememiş olsam da ilk filmi blind ile altın lale'yi aldığında listeme eklediğim bir isimdi ve senaristliği kadar yönetmenliği ile de konuşacağımızı düşünüyorum ilerleyen zamanlarda kendisini.
neyyyse, sonunda filme gelebildim; film bir kadın hikayesi. açıkçası benim için "bir joachim trier filmi" olmanın ötesinde bir anlam ifade edemedi. tabi ki sıradan bir film diyemem. özellikle kurgu açısından. anlatım dili tipik bir olay örgüsü anlatımı şeklinde tercih edilmemiş. film bölüm bölüm ilerliyor. geçişler oldukça başarılı. zaten hayatını parça parça yaşayan bir kadın olduğu için julie, tercihin bu şekilde yapıldığı aşikar ancak film kaygısını tam olarak gerçekleştirebilmiş mi? yok. bana göre net bir hayır bu sorunun cevabı. kadının varoluş çabasını, mücadelesini, mutsuzluklarını; umursamazlık, bencillik gibi maskelerin ardına gizlenerek gerçekleştirmeye çalıştığını "eril bir perspektiften" anlatmanın bilinçli bir tercih olduğunu görmemek için kör olmak lazım tamam kabul ediyorum ama şunu söylemezsem de ölürüm; güzel kardeşim bunu yapıyorsun, anladık, geçirdin meseleyi de ancak bunu bu kadar coşkulu bir dille yapamazsın ya... evet ilk bakışta rahatsız edici görünüyor ama söylemek istediğim perdenin arkasını gördüğünde de rahatsız etmeye devam ettiği... hayatının merkezine, kendini var etmek için mutlaka kendisinden başka şeyleri de koymak zorunda gibi görünen ama aslında öyle olmayan bir kadın portesini ters psikolojiden çizmek demek julie'yi bu kadar egzajere anlatmana meşruiyet kazandırmıyor. filme seçilen isimden de çok rahatsız oldum. izleyicim beni anlamayacak, o halde kör göze parmak sokmalıyım. hee salağım ya ben? amcası çok kızmıştır.*
6/10. 7 verilir aslında ama beklentim yüksekti, özür dilemiyorum.
devamını gör...
normal sözlük’te kankacılık
kankacılık lobisi as başkanı prezıdıntı olarak üye alımı açıktır.
edit: son 2 kişilik yer kaldi..
edit: son 2 kişilik yer kaldi..
devamını gör...
haklısın
tartışma esnasında (birkaç sefer söylemek suretiyle) karşıdakini çılgına çeviren, çemkirdikçe çemkirmesine sebep olan nefis kelime. yapıyorum bunu, evet. *
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
pandemi ilanından beri hiç izin kullanmadan çalışıyorum. hiç kelimesi altı çizili. her gün testi pozitif olan ya da temaslı olup katantinada olması gereken insanlarla muhatap oluyorum. ekmek parası diyip sabretmeye çalışıyorum. az önce iş yaptığımız biri, sizin oraya gelemem orası sağlıksız diyor. ama gelmek zorundasın diyorum. hayır pandemi var gelemem diyor.
lan g.t pandemi bi sana mı var diyemiyorum. ya da ben sadece beden sağlığımı değil akıl sağlığımı kaybetme pahasına her gün geliyorum ya diyemiyorum. senin canın kıymetli de benimki kıymetsiz mi diyemiyorum...
susmaktan içimde yangınlar çıkıyor. dışımda yansın diye, benzin döküp kendimi yaksam diyorum. 5 dakika sonra unutulacak bir eylemden öteye gidemeyecek diyorum.
galiba deliriyorum.
lan g.t pandemi bi sana mı var diyemiyorum. ya da ben sadece beden sağlığımı değil akıl sağlığımı kaybetme pahasına her gün geliyorum ya diyemiyorum. senin canın kıymetli de benimki kıymetsiz mi diyemiyorum...
susmaktan içimde yangınlar çıkıyor. dışımda yansın diye, benzin döküp kendimi yaksam diyorum. 5 dakika sonra unutulacak bir eylemden öteye gidemeyecek diyorum.
galiba deliriyorum.
devamını gör...
bilinen en şaşırtıcı tarihi bilgi
bir zamanlar pepsi isimli meşrubat markasının en güçlü donanmalardan birine sahip olması bendeki en ilginç tarihi bilgidir.
--- alıntı ---
pepsi nasıl zamanının en büyük 6. donanmasına sahip oldu?
soğuk savaş yıllarında, abd başkanı eisenhower’ın, sovyet vatandaşlarına, kapitalizmin komünizmden daha iyi olduğunu anlatmak için bir proje araması sonucu olarak 1959 yılında, amerikan hükümeti, moskova’da “amerikan ulusal fuarı” açmaya karar verdi. o zamanlar başkan yardımcısı olan richard nixon’ı bu işle görevlendirip rusya’ya yolladı. nixon, fuar esnasında sscb başkanı khrushchev ile muhabbet ederken, yanlarında bulunan pepsi’nin pazarlama müdür yardımcısı olan donald m. kendall, rus başkanın sıcaktan terlediğini fark etti ve ona bir bardak pepsi sundu. yukarıdaki fotoğraf o andan alınan bir karedir. ve o zamanlar için, pepsi adına büyük bir pr başarısına damga vurmuştur.
aradan yıllar geçti. donald kendall artık pepsi’nin başkanıydı. nixon’da abd’nin başkanı olmuştu. kendall, nixon ile arkadaşlıklarını kullanarak sovyetler birliğinde pepsi satmanın yollarını arıyordu. 1972 yılında sovyetler ve pepsi arasında anlaşma neredeyse imzalanmak üzereydi. pepsi, sovyetler birliği’nde satılan ilk batı ürünü olacaktı, fakat rusların ruble harici bir parası yoktu ve ruble ulusalarası piyasalarda geçerli bir para birimi değildi. bunun üzerine trampa yaparak pepsi’ye ödemeyi para ile değil votka ile yapacaklardı. ülkede satılan votkanın büyük kısmı zaten hükümet tarafından üretiliyordu ve stolichnaya votkası ile ödeme yapılmasına karar verildi.anlaşma sonucu pepsi, sovyetler birliği’nde satılan ilk batılı ürünü oldu.ellerinde çok fazla miktarda votka olan pepsi abd’de alkollü içkiler pazarına girdi, çünkü artık elinde satacak çok miktarda votka bulunuyordu.
1989 yılında,sovyet halkı pepsi’yi sevmişti fakat ilk anlaşmanın süresi bitmek üzereydi iki taraf da anlaşmayı yenilemek istiyordu ama yine bir sorun vardı, pepsi 3 milyar dolarlık bir pazara ulaşmıştı ama rusların elindeki votka bu parayı ödemeyi karşılamıyordu.
ruble uluslararası piyasalarda geçerli olmadığı için ruslar soğuk savaştan birikmiş askeri malzemeler ile ödeme yapmayı teklif etti. pepsi anlaşmayı kabul etmek zorunda kaldı çünkü sovyetlerin ellerinde önerebilecek başka bir teklifleri yoktu. anlaşma sonucunda sovyetler, pepsi’ye 17 dizel deniz altı, 1 krüvazör, 1 destroyer, 1 fırkateyn verdi ve bunun sonucunda pepsi bir anda dünya’nın en büyük 6. donanmasına sahip oldu. daha sonra bu gemiler isveç’e götürülüp hurda parasına satıldı.
bu durum üzerine pepsi başkanı donald kendall, abd ulusal güvenliğine “gördüğünüz gibi rusları sizden daha iyi silahsızlandırıyoruz”diye açıklama yaptı.
buradan.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
pepsi nasıl zamanının en büyük 6. donanmasına sahip oldu?
soğuk savaş yıllarında, abd başkanı eisenhower’ın, sovyet vatandaşlarına, kapitalizmin komünizmden daha iyi olduğunu anlatmak için bir proje araması sonucu olarak 1959 yılında, amerikan hükümeti, moskova’da “amerikan ulusal fuarı” açmaya karar verdi. o zamanlar başkan yardımcısı olan richard nixon’ı bu işle görevlendirip rusya’ya yolladı. nixon, fuar esnasında sscb başkanı khrushchev ile muhabbet ederken, yanlarında bulunan pepsi’nin pazarlama müdür yardımcısı olan donald m. kendall, rus başkanın sıcaktan terlediğini fark etti ve ona bir bardak pepsi sundu. yukarıdaki fotoğraf o andan alınan bir karedir. ve o zamanlar için, pepsi adına büyük bir pr başarısına damga vurmuştur.
aradan yıllar geçti. donald kendall artık pepsi’nin başkanıydı. nixon’da abd’nin başkanı olmuştu. kendall, nixon ile arkadaşlıklarını kullanarak sovyetler birliğinde pepsi satmanın yollarını arıyordu. 1972 yılında sovyetler ve pepsi arasında anlaşma neredeyse imzalanmak üzereydi. pepsi, sovyetler birliği’nde satılan ilk batı ürünü olacaktı, fakat rusların ruble harici bir parası yoktu ve ruble ulusalarası piyasalarda geçerli bir para birimi değildi. bunun üzerine trampa yaparak pepsi’ye ödemeyi para ile değil votka ile yapacaklardı. ülkede satılan votkanın büyük kısmı zaten hükümet tarafından üretiliyordu ve stolichnaya votkası ile ödeme yapılmasına karar verildi.anlaşma sonucu pepsi, sovyetler birliği’nde satılan ilk batılı ürünü oldu.ellerinde çok fazla miktarda votka olan pepsi abd’de alkollü içkiler pazarına girdi, çünkü artık elinde satacak çok miktarda votka bulunuyordu.
1989 yılında,sovyet halkı pepsi’yi sevmişti fakat ilk anlaşmanın süresi bitmek üzereydi iki taraf da anlaşmayı yenilemek istiyordu ama yine bir sorun vardı, pepsi 3 milyar dolarlık bir pazara ulaşmıştı ama rusların elindeki votka bu parayı ödemeyi karşılamıyordu.
ruble uluslararası piyasalarda geçerli olmadığı için ruslar soğuk savaştan birikmiş askeri malzemeler ile ödeme yapmayı teklif etti. pepsi anlaşmayı kabul etmek zorunda kaldı çünkü sovyetlerin ellerinde önerebilecek başka bir teklifleri yoktu. anlaşma sonucunda sovyetler, pepsi’ye 17 dizel deniz altı, 1 krüvazör, 1 destroyer, 1 fırkateyn verdi ve bunun sonucunda pepsi bir anda dünya’nın en büyük 6. donanmasına sahip oldu. daha sonra bu gemiler isveç’e götürülüp hurda parasına satıldı.
bu durum üzerine pepsi başkanı donald kendall, abd ulusal güvenliğine “gördüğünüz gibi rusları sizden daha iyi silahsızlandırıyoruz”diye açıklama yaptı.
buradan.
--- alıntı ---
devamını gör...
iskandinav mitolojisi
iskandinav mitolojisi, kronolojik bir masal seti kabul edilebilir. bu masal setinin son hikayesi ise ragnarok olacaktır. yani bizim bildiğimiz adıyla kıyamet. ragnarok en çok vikingler için bilinen bir hikayedir. vikingler için bu efsanenin ne zaman gerçekleşeceği bilinmemekle beraber, gerçekleşeceğine kesin gözüyle bakılan bir kehanettir.
ragnarok kelimesinin kökeni eski nors diline dayanmaktadır. ragna ve rok kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. ragna; "tanrıların düzenleme gücü", rok ise "kader, yazgı, kıyamet" anlamlarını taşımaktadır. bu iki kelimenin birleşiminden ise kelime olarak ragnarok türemiş ve "tanrıların kaderi, tanrıların yazgısı" anlamını taşımaktadır. çok olmasa da eski bazı iskandinav mitlerinde "tanrıların alacakaranlığı" olarak da anlam kazanmıştır.
ragnarok tam olarak nedir diye soracak olursak, kainattaki herşeyin, iskandinav mitolojisine göre tanrıların bile sonu, felaketi şeklinde cevaplamamız mümkündür. bu tabir iskandinav mitolojisine göre herşeyden sonra gerçekleşecektir. kehanete göre ise ragnarok'un gerçekleşeceği zamanlarda, her yerde savaş, ölümler, adaletsizlikler ve katliamlar var olacaktır.
ragnarokun başlangıcında dünyamız üzerinde asla yaşanmamış şekilde çok büyük ve çok uzun bir kış başlayacaktır. bu kışın ismi ise fimbulvetr. yani iskandinav mitolojisine göre tabiri caizse "winter is coming". güneş dünyamızı artık ısıtmaya yetmeyecek, her yerde kar yağışları olacak ve dünyamız iliklere kadar donduran bir soğuğun etkisine girecek. bahsedilen bu amansız kış, arada hiç yaz olmaksızın üç veya dört kış kadar sürecek. tüm bunlar yaşanırken insanlar artık temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak hale gelmiş olacak. bu sebepten tüm ahlak kuralları ve yasalar işlevini yitirecek. yasasızlık, tek yasa olacak. çünkü gücü yeten yaşamaya devam edecek. yaşamaya devam etme mücadelesi herşeyden baskın hale gelecek.
kılıçların, ok ve yayların, baltaların zamanı geri gelecek. kardeş kardeşi, baba oğulu, oğul babayı öldürecek. iskandinav mitolojisine göre zamanın en başından beri güneş ve ay'ı avlamak için sürekli kovalayan, asla peşini bırakmayan skoll ve hati ismindeki iki kurt kardeş, ragnarok gerçekleştiği zaman başarıya ulaşacak ve güneş ile ay'ı yakalayıp tutsak etmiş olacak. gökyüzüne baktığımızda gördüğümüz irili ufaklı tüm yıldızlar kaybolmuş olacak ve gökyüzü sonsuz, uçsuz bucaksız ve amansız bir siyah perde olacak. kainatı ayakta tutan "yggdrasil" (idrasil), titreyecek ve dünya üzerinde tüm dağlar ve ağaçlar yerle bir olacak. çok büyük depremler yaşanacak. yaşanan depremler sonrasında "fenrir" tutsaklığına sebep olan zincirlerden yani gleipnir'den azad edilmiş olacak. midgard'ın devasa büyüklükteki yılanı "jormungand" yer kürenin karasal kısımlarına yaklaşacak. zehrini tüm dünyaya öylesine püskürtecek ki deniz ve karada ve havada yaşayan herşey yok olacak.
semada bir kapı açılacak ve bu kapıdan ateş devi "surtr" ve onun ordusu olan "muspelheim", kendi yerlerinden ayrılıp "bifrost" denilen bir meydanda savaşmaya gidecekler. surtr ve onun ordusu muspelheim ilerlemeye devam ettikçe üzerinde yürüdükleri köprü kararmaya başlayacak ve parçalanacak. "loki" tutsak edildiği yerde, prangalarından kurtulup "naglfar" adı verilen gemiyi sürmeye başlayacak. loki'nin ordusu hel'in hükümranlığını yaptığı topraklardaki tüm ölüler olacak. aynı zamanda "hel" loki'nin kızı, bunu belirtmekte fayda var.
tüm bunlar vuku bulurken "heimdall" elindeki boynuzu "gjallarhorn'u" üfleyecek. üflenen boynuz sayesinde tüm uyuyan tanrılar uykularından uyanacak. uyanan tüm tanrılar "vigrid" ismindeki cenk meydanında toplanacak. bu meydanda buz devleriyle savaşan savaşan tanrılar yenilecek ve hepsi son nefeslerini orada verecek. odin'in ordusu "einherjar" ve hel'in ordusu olan ölüler kendi aralarındaki savaşta hepsi ölecek. "odin" kurt fenrir'e saldırıp mızrağı gungnir'le direkt olarak kurdun üzerine atlayacak. ama odin yenilmekten geri kalamayacak ve kurt fenrir'in dişleri arasında can verecek. ardından odin'in oğlu "vitharr" intikam almak ve odin'in kanını yerde bırakmamak için fenrir'in üzerine saldıracak ve kurt fenrir'i orada öldürecek.
"thor" yanından asla ayırmadığı çekici "mjöllnir" sayesinde midgard'ın dev yılanı jormungand'a saldırıp öldürecek ancak yılanın savaş esnasında kendisine doğru attığı zehirden dolayı thor da ölecek. tek eli olan savaşçı "tyr", cehennem köpeği olan "garm"a doğru atılıp onunla savaşacak. diğer tüm çarpışmalarda olduğu gibi bu savaşın da galibi olmayacak ve ikisi birbirini öldürecek.
tüm bu çarpışmaların ve çatışmaların sonunda hayatta kalanlar sadece loki ve heimdall olacak. bu ikili de savaşırken can verecekler. ikisinin savaşından sonra skoll güneşimizi ve hati ise ay'ımızı yutacak. ve bundan sonra da surtr kılıcını havaya kaldırarak dünyayı yakacak ve savaş böylece son bulacak.
ragnarok kelimesinin kökeni eski nors diline dayanmaktadır. ragna ve rok kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. ragna; "tanrıların düzenleme gücü", rok ise "kader, yazgı, kıyamet" anlamlarını taşımaktadır. bu iki kelimenin birleşiminden ise kelime olarak ragnarok türemiş ve "tanrıların kaderi, tanrıların yazgısı" anlamını taşımaktadır. çok olmasa da eski bazı iskandinav mitlerinde "tanrıların alacakaranlığı" olarak da anlam kazanmıştır.
ragnarok tam olarak nedir diye soracak olursak, kainattaki herşeyin, iskandinav mitolojisine göre tanrıların bile sonu, felaketi şeklinde cevaplamamız mümkündür. bu tabir iskandinav mitolojisine göre herşeyden sonra gerçekleşecektir. kehanete göre ise ragnarok'un gerçekleşeceği zamanlarda, her yerde savaş, ölümler, adaletsizlikler ve katliamlar var olacaktır.
ragnarokun başlangıcında dünyamız üzerinde asla yaşanmamış şekilde çok büyük ve çok uzun bir kış başlayacaktır. bu kışın ismi ise fimbulvetr. yani iskandinav mitolojisine göre tabiri caizse "winter is coming". güneş dünyamızı artık ısıtmaya yetmeyecek, her yerde kar yağışları olacak ve dünyamız iliklere kadar donduran bir soğuğun etkisine girecek. bahsedilen bu amansız kış, arada hiç yaz olmaksızın üç veya dört kış kadar sürecek. tüm bunlar yaşanırken insanlar artık temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayacak hale gelmiş olacak. bu sebepten tüm ahlak kuralları ve yasalar işlevini yitirecek. yasasızlık, tek yasa olacak. çünkü gücü yeten yaşamaya devam edecek. yaşamaya devam etme mücadelesi herşeyden baskın hale gelecek.
kılıçların, ok ve yayların, baltaların zamanı geri gelecek. kardeş kardeşi, baba oğulu, oğul babayı öldürecek. iskandinav mitolojisine göre zamanın en başından beri güneş ve ay'ı avlamak için sürekli kovalayan, asla peşini bırakmayan skoll ve hati ismindeki iki kurt kardeş, ragnarok gerçekleştiği zaman başarıya ulaşacak ve güneş ile ay'ı yakalayıp tutsak etmiş olacak. gökyüzüne baktığımızda gördüğümüz irili ufaklı tüm yıldızlar kaybolmuş olacak ve gökyüzü sonsuz, uçsuz bucaksız ve amansız bir siyah perde olacak. kainatı ayakta tutan "yggdrasil" (idrasil), titreyecek ve dünya üzerinde tüm dağlar ve ağaçlar yerle bir olacak. çok büyük depremler yaşanacak. yaşanan depremler sonrasında "fenrir" tutsaklığına sebep olan zincirlerden yani gleipnir'den azad edilmiş olacak. midgard'ın devasa büyüklükteki yılanı "jormungand" yer kürenin karasal kısımlarına yaklaşacak. zehrini tüm dünyaya öylesine püskürtecek ki deniz ve karada ve havada yaşayan herşey yok olacak.
semada bir kapı açılacak ve bu kapıdan ateş devi "surtr" ve onun ordusu olan "muspelheim", kendi yerlerinden ayrılıp "bifrost" denilen bir meydanda savaşmaya gidecekler. surtr ve onun ordusu muspelheim ilerlemeye devam ettikçe üzerinde yürüdükleri köprü kararmaya başlayacak ve parçalanacak. "loki" tutsak edildiği yerde, prangalarından kurtulup "naglfar" adı verilen gemiyi sürmeye başlayacak. loki'nin ordusu hel'in hükümranlığını yaptığı topraklardaki tüm ölüler olacak. aynı zamanda "hel" loki'nin kızı, bunu belirtmekte fayda var.
tüm bunlar vuku bulurken "heimdall" elindeki boynuzu "gjallarhorn'u" üfleyecek. üflenen boynuz sayesinde tüm uyuyan tanrılar uykularından uyanacak. uyanan tüm tanrılar "vigrid" ismindeki cenk meydanında toplanacak. bu meydanda buz devleriyle savaşan savaşan tanrılar yenilecek ve hepsi son nefeslerini orada verecek. odin'in ordusu "einherjar" ve hel'in ordusu olan ölüler kendi aralarındaki savaşta hepsi ölecek. "odin" kurt fenrir'e saldırıp mızrağı gungnir'le direkt olarak kurdun üzerine atlayacak. ama odin yenilmekten geri kalamayacak ve kurt fenrir'in dişleri arasında can verecek. ardından odin'in oğlu "vitharr" intikam almak ve odin'in kanını yerde bırakmamak için fenrir'in üzerine saldıracak ve kurt fenrir'i orada öldürecek.
"thor" yanından asla ayırmadığı çekici "mjöllnir" sayesinde midgard'ın dev yılanı jormungand'a saldırıp öldürecek ancak yılanın savaş esnasında kendisine doğru attığı zehirden dolayı thor da ölecek. tek eli olan savaşçı "tyr", cehennem köpeği olan "garm"a doğru atılıp onunla savaşacak. diğer tüm çarpışmalarda olduğu gibi bu savaşın da galibi olmayacak ve ikisi birbirini öldürecek.
tüm bu çarpışmaların ve çatışmaların sonunda hayatta kalanlar sadece loki ve heimdall olacak. bu ikili de savaşırken can verecekler. ikisinin savaşından sonra skoll güneşimizi ve hati ise ay'ımızı yutacak. ve bundan sonra da surtr kılıcını havaya kaldırarak dünyayı yakacak ve savaş böylece son bulacak.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının almış olduğu en güzel iltifat
iyi ki aramıza katıldın, ekibin neşesi oldun.
mesai arkadaşımdan, bir saat önce aldığım iltifat.
bazen diyorum ki
iyi ki her zaman kendimi koruyorum.
iyi ki çer çöp insanlar yüzünden yılmıyorum neşeli olmaktan.
iyi ki yeni insanlar tanıyacağım ortamlar denk geliyor.
iyi ki karşıma beni anlayan insanlar denk geliyor.
iyi ki çer çöp çıkan insanlar, hemen hayatımdan yok oluyor.
ben bu iltifata daha neler neler yazarım ama işte nazar alırım diye korkuyorum.
repeat after me
maşallah, sübhanallah, barekallah.
mesai arkadaşımdan, bir saat önce aldığım iltifat.
bazen diyorum ki
iyi ki her zaman kendimi koruyorum.
iyi ki çer çöp insanlar yüzünden yılmıyorum neşeli olmaktan.
iyi ki yeni insanlar tanıyacağım ortamlar denk geliyor.
iyi ki karşıma beni anlayan insanlar denk geliyor.
iyi ki çer çöp çıkan insanlar, hemen hayatımdan yok oluyor.
ben bu iltifata daha neler neler yazarım ama işte nazar alırım diye korkuyorum.
repeat after me
maşallah, sübhanallah, barekallah.
devamını gör...
kitap okumanın zararları
şimdi siz kitap okumanın zararlarını anlatıyorum iyi dinleyin:
-kitap okursanız başınız ağrır düşünmeye başladığınızdan dolayı.
-kitap okursanız insanlarla daha az iletişim kurarsınız sohbetleri pek keyif vermediği için.
-kitap okursanız romantik hayalleriniz olur ve dünyaya toz pembe bakarsınız.
-kitap okursanız birileri sizle konuşurken sizi çok kibar ve sempatik bulabilir.*
-kitap okursanız etrafınızda yaşanan kötü şeylere kayıtsız kalamazsınız.
-kitap okursanız katı yürekleriniz pamuk kıvamına gelebilir.
bu sebeplerden dolayı saçma sapan bir iş yapıp kitap okumaya başlamayın. olur mu öyle şey.
-kitap okursanız başınız ağrır düşünmeye başladığınızdan dolayı.
-kitap okursanız insanlarla daha az iletişim kurarsınız sohbetleri pek keyif vermediği için.
-kitap okursanız romantik hayalleriniz olur ve dünyaya toz pembe bakarsınız.
-kitap okursanız birileri sizle konuşurken sizi çok kibar ve sempatik bulabilir.*
-kitap okursanız etrafınızda yaşanan kötü şeylere kayıtsız kalamazsınız.
-kitap okursanız katı yürekleriniz pamuk kıvamına gelebilir.
bu sebeplerden dolayı saçma sapan bir iş yapıp kitap okumaya başlamayın. olur mu öyle şey.
devamını gör...
biz bu noktada ekonominin kitabını yazdık
14 kasım 2021'de cumhurbaşkanının söylediği söz,
"biz bu noktada ekonominin kitabını yazdık. yazmaya devam ediyoruz."
dolar kuru 9.95 tl. 14 ekimde 9.13. bir ayda %8 değer kaybetmiş.
dolar artmaya devam etti.
benden gelen para birkaç gün idare etti.
5 kere tcmb müdahale etti ve 1 tl bile düşmedi.
katar'dan para haberi 1-2 gün oyaladı.
birçok ürüne %50'den fazla zam geldi.
hazine ve maliye bakanı faiz indirmeye bilir dedi ama
faiz indirildi. dünya'da faiz indiren tek ülke. ve günde 1 tl artmaya başladı.
hazine ve maliye bakanı cb gibi düşündüğünü, faiz attırmayacağını söyledi.
katar anlaşmasında dolar 22 tl, 24 tl olarak hesaplanmış söylentileri çıktı.
ekonomistlerin analizleri 19'u geçer, 20'yi geçer göstermeye başladı.
birçok kişi parasıyla doviz aldı. hatta kredi çekip döviz aldı.
20 aralık saat 17de dolar 18.20ydi.
o gece cb televizyonda yeni dövizli mevduatı yatırım aracını açıkladı. ekonomistler bu sistemi örtülü faiz diye açıkladı.
gece dolar 13.60. şimdi 12 tl ve düşmeye devam ediyor.
birileri tepeden sattı, iyi kazandı.
bu sürede al-sat ve kredilerle bankalarda kazandı.
bilemediğim başkaları da kazanmış olabilir.
orta halli, asgari ücret artışı kadar zam alamayacak insanlar 3 kuruş param erimesin diye döviz aldılar ve kaybettiler. vatandaşın bilmedigi kitabın adıydı. bilse belki ona göre davranabilirdi.
evet, tarihi olay yaşadık. 1,5 ayda vatandaşın parası nasıl alınırın kitabı yazıldı.
sanırım kitabın adı
"kasa her zaman kazanır"
ek:bir konuya açıklık getirmek istiyorum, ilk entry yanlış anlaşılmasın.
ben de dolar ve euro düşük olsun istiyorum. doların çıkması başta benzine ve ardından her şeye zam demek.
benim karşı olduğunu şey bir takım işlemlerle ve söylemlerle doları yükseltmek. insanlara daha da yükselecek hissi verip birden düşürmek.
"biz bu noktada ekonominin kitabını yazdık. yazmaya devam ediyoruz."
dolar kuru 9.95 tl. 14 ekimde 9.13. bir ayda %8 değer kaybetmiş.
dolar artmaya devam etti.
benden gelen para birkaç gün idare etti.
5 kere tcmb müdahale etti ve 1 tl bile düşmedi.
katar'dan para haberi 1-2 gün oyaladı.
birçok ürüne %50'den fazla zam geldi.
hazine ve maliye bakanı faiz indirmeye bilir dedi ama
faiz indirildi. dünya'da faiz indiren tek ülke. ve günde 1 tl artmaya başladı.
hazine ve maliye bakanı cb gibi düşündüğünü, faiz attırmayacağını söyledi.
katar anlaşmasında dolar 22 tl, 24 tl olarak hesaplanmış söylentileri çıktı.
ekonomistlerin analizleri 19'u geçer, 20'yi geçer göstermeye başladı.
birçok kişi parasıyla doviz aldı. hatta kredi çekip döviz aldı.
20 aralık saat 17de dolar 18.20ydi.
o gece cb televizyonda yeni dövizli mevduatı yatırım aracını açıkladı. ekonomistler bu sistemi örtülü faiz diye açıkladı.
gece dolar 13.60. şimdi 12 tl ve düşmeye devam ediyor.
birileri tepeden sattı, iyi kazandı.
bu sürede al-sat ve kredilerle bankalarda kazandı.
bilemediğim başkaları da kazanmış olabilir.
orta halli, asgari ücret artışı kadar zam alamayacak insanlar 3 kuruş param erimesin diye döviz aldılar ve kaybettiler. vatandaşın bilmedigi kitabın adıydı. bilse belki ona göre davranabilirdi.
evet, tarihi olay yaşadık. 1,5 ayda vatandaşın parası nasıl alınırın kitabı yazıldı.
sanırım kitabın adı
"kasa her zaman kazanır"
ek:bir konuya açıklık getirmek istiyorum, ilk entry yanlış anlaşılmasın.
ben de dolar ve euro düşük olsun istiyorum. doların çıkması başta benzine ve ardından her şeye zam demek.
benim karşı olduğunu şey bir takım işlemlerle ve söylemlerle doları yükseltmek. insanlara daha da yükselecek hissi verip birden düşürmek.
devamını gör...
whatsapp'ı silen insan
tam bir sene kullanmamışlığım var. lakin çalışma arkadaşlarınız size vebalı gözüyle bakıyor. resmen ötekileştirilip cancel karadeliğinin uçlarında buluyorsunuz kendinizi. bana inanmıyorsanız bir günlüğüne de olsa silmeyi deneyin. abartmadığımı anlayacaksınız.
hayatımda hiç kimseyi hiç bir yerden stalklamış insan değilim. istesem de stalklayamam zaten. zira hiç bir sosyal medya hesabım da yok. yemin ediyorum bunu söyleyince bana öcü gibi bakan insanlar oldu.
wp yi de sevgilimden ayrıldıktan sonra silmiştim. zira salak salak günde sekiz defa oradan resmine bakıp ağlamaktan gebereceğimi biliyordum. çok şükür bir sene sonra yükleyince öyle bir hıyarlık etmedim. tekrar yükleyeli 3 hafta kadar oldu. edeceğimi de sanmam bu saaten sonra.
hayatımda hiç kimseyi hiç bir yerden stalklamış insan değilim. istesem de stalklayamam zaten. zira hiç bir sosyal medya hesabım da yok. yemin ediyorum bunu söyleyince bana öcü gibi bakan insanlar oldu.
wp yi de sevgilimden ayrıldıktan sonra silmiştim. zira salak salak günde sekiz defa oradan resmine bakıp ağlamaktan gebereceğimi biliyordum. çok şükür bir sene sonra yükleyince öyle bir hıyarlık etmedim. tekrar yükleyeli 3 hafta kadar oldu. edeceğimi de sanmam bu saaten sonra.
devamını gör...
12 nisan tecavüz günü trendini başlatanların bulunması
valla biz de 18 yaşından küçüktük, z kuşağıyız hani o kadar yaşlı da değiliz ama, ne hayvana zarar verdik ne kadına. çocuksa çocuk, geleceğin potansiyel sapığı bunlar. umarım tutuklanıp hapse girerler.
devamını gör...
istanbul sözleşmesi istanbul'un yeniden işgal edilmesidir
vatandaşı olmasak komik ülke aslında...
devamını gör...

