beğenilen tanımlara basılması gerekmektedir, beleş şey sonuçta. yalnız beğenmeme butonu da olmalı diye düşünmekteyim. o zaman daha özen göstererek tanım girilir bence.
devamını gör...

ilk kez xix. yüzyılda avusturyalı nörolog (bkz: sigmund freud) tarafından ortaya koyulan oedipus kompleksi; çocukluk döneminde, ebeveynlerden birini diğer ebeveynden kıskanma şeklinde ortaya çıkan durumdur.

aynı adlı mitten adını alan kuram babasını öldürüp annesi ile evlenen oedipus'tan ilham alır. freud, kendisinin de geçirdiğini savunduğu bu evreyi “anneme tutkunluğumu ve babama duyduğum kıskançlığı kendimde yakaladım” şeklinde açımlar.

neo-freudcu dönemde ise freud'un öğrencisi (bkz: carl gustav jung) tarafından erkek ve kız çocuk ayrımı yapılarak, kız çocukları için (bkz: elektra kompleksi) kavramı kullanılmaya başlanır.
devamını gör...

canim linkin park’in 2003 yilinda yayinladigi meteora albumundeki, yillar gecse de eskimeyen, bir oturusta en az 6 kere dinledigim muthis sarkisi.

klibini izlerken buradan kendini kizin yerine koymayan, onunla birlikte uzulmeyen yoktur.

jay-z ile olan numb encore versiyonu da guzeldir fakat orijinal halinin yeri ayridir.

bir zamanlar ulkemizde duzenlenen rock’n coke festivalindeki performansi da buraya birakiyorum, rip chezzy.
devamını gör...

neden evlenmediniz?" sorusuna "dünyada beni hak edecek kadar şanslı biri yok!" diyerek beni benden almış can sanatçıdır. kendisini ilk defa ziller ve ipler şarkısıyla tanımıştım. günümüze de ince göndermeler olan bir şarkıdır.

...bir ileri iki geri
birilerinin elinde ipleri...

devamını gör...

olayları akışına bırakmak,
etliye sütlüye karışmamak
devamını gör...

tekrar edilemezdir. başa sarılamazdır. çünkü o kız söylemişti, başa sar diyerek yükselen bir çağlayan taşıyordu içinde. yükseldikçe kuvvet katıyor, alçağa daha yakın. hiç düşmeyecek bir yaprağa hayatını teslim edeni hatırladım. bazı romantik hikayelerin insan hayatından beslenmiyormuş gibi uzak ve çiğ bir yanı vardır. onlar sadece okumak için, yaşamaya uygun değillerdir. acılar eşit. asla yarıştırmamalıyızdır. heyecanlar birbirinden üstün değil, sesimizi kısmamalıyızdır. yer kayıyor zannetmek, ne yazık, zemine tutunamayan ayaklarken.
devamını gör...

yanılmıyorsam einstein'ın sözüydü. "dehanın yüzde biri hünerse, yüzde doksan dokuzu terdir."

bir şeyi istiyorsanız ve çaba harcıyorsanız, o konuda muhakkak iyi bir noktaya gelirsiniz.
devamını gör...

sevgili sokak lambam,
sana bu sözleri gecenin bir sonunda, sabahın bir başında ve bir milletin kış uykusunda yazıyorum. biliyorum hatırlanmaya değmeyecek sözler söyledik. biliyorum anadilimiz olsan sevgiyi tarihin tozlu sayfaları öksürte öksürte boğdu. ama ne diyebiliriz ki?

sevgili sokak lambam, bir hikaye yazacağın zaman giriş cümlenin ne olduğu önemlidir. ama nereye vardığın hep daha önemli olmuştur. o süreçte yaşadıkların değildir mühim olan. gösterişli bir finalin yoksa havai fişek patlatmazlar. sen tamam korkarsın havai fişeklerden bilirim. ama bütün büyük başarılar bir ışık ve gürültü cümbüşüyle kutlanır. alışmalısın. çünkü sen sen bu hikayenin demirbaşısın.

sevgili sokak lambam, bir gün yorulursam senin altında dinleneceğimi söyledim. senin ışığında yazıp okuyacak ve günü senle selamlayacaktım. ama bu dünya b-612 değil ve yola çıkarsam yorulduğumda geri dönemeyeceğimi anladım çünkü bu tüm yaptıklarımızı çöpe atmak olur.
devamını gör...

sözlük yazarlarının şu aralar kafayı bozduğu konudur:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

entrymi girmeden mağazaya uğradım. şıkır şıkır yeni bir rozetim oldu. ohhh ayrılık acısını böyle böyle atlatıyorum yeminle. çok mutluyum ya. delisin franklin. dolu dolu nice senelere, küfürlü, küfürsüz yanındayım buddy.
devamını gör...

kalça anlamına gelir. aynı zaman ünlü şarkıcı elvis presley'in lakabıdır. elvis the pelvis.
devamını gör...

bırakınız öpüşsünler, bırakınız sevişsinler. çok hoşunuza gittiyse göz ucuyla bakıp yolunuza devam edin. ayy evrupa bugün polislerle onur haftasında sokaklarda dans ediyo, bizdeki tartışmalara bakın. seviiiim tansiyon aletimi getir!
devamını gör...

ailesinden gördüğünü uygulayan çocuktur. önce ailenin eğtilmesi gerekir.
devamını gör...

her zaman tek başına olduğunuzdur
devamını gör...

sevmediğim insan tipi. tersini de sevmem; sürekli ciddiyet, sürekli asık surat... her şeyin yeri, sırası var. nerede nasıl davranması gerektiğini bilen insanla her yola gidilir.
devamını gör...

1 aralık 1928'de arap alfabesinden vazgeçilip latin harfleri kabul edilmiştir, çünkü arapça, türkçe kelimeleri yazmak için uygun değildi ve o dönem ne yazık ki birçok arapça sözcük halk tarafından kullanılıp türkçe kelimeler geri plana atılıyordu. türkçe kelimelerin daha sık kullanımı, okuma yazma oranının artması için yeni bir alfabe gerekliydi ve latin alfabesi türkçe'nin yapısına daha uygundu.

tabii ki yeni bir alfabeye geçilse de alışkanlıklardan kurtulmak zahmet gerektiren ve hemen gerçekleşmeyen bir durumdu. bu yüzden 1932'de türk dil kurumu kuruldu ve amacı ''türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek'' olarak kayda geçti. yani amaç, türkçeyi, farsça, arapça unsurlardan kurtarmaktı.

1930'lardaki dilde sadeleşme çabalarını daha yakından görebilmek için o yıl yayınlanan bazı gazeteleri incelemiştim ve dikkatimi çeken bazı kısımları paylaşmak istiyorum:

son posta, 27 eylül 1932 tarihli gazete'de ''türk dilinin hakir kalmasına müsaade etmeyeceğiz!'' adlı başlıkta dil inkılâbından bahsedilmekle birlikte okurlara öz türkçe maniler de paylaşılmış. ayrıca, ''on altıncı asırdayız. osmanlı padişahları ecnebi kanile bulaşa bulaşa türklükten çıkmışlardır, türkleri hakir görmeye başlamışlardır'' sözlerinin ardından ''fakat artık bu bilmiştir, saray yıkıldığı gibi saray lisanı da yıkılacaktır!'' vurgusu yapılmış. yani türk dil kurumunun da desteğiyle öz türkçeyi ortaya çıkarıp yabancı dillerin etkisini en aza indirmek için büyük bir çaba gösterileceği ve bunun gerekliliğinden, saray lisanı olan arapçanın artık kullanılmayacağından bahsedilmiş. bunun başarılacağına dair büyük bir inanç hâkimmiş o dönemlerde.

10 ağustos 1934 türkdili gazetesi'ni incelediğimde ise ''mütehassıs, tetkikat, tesviye'' gibi kökeni arapçaya dayanan kelimeler radarıma takıldı. cümlelerin asla anlaşılmayacak bir şekilde yazıldığını düşünmüyorum. dilde tam anlamıyla sadeliğe ulaşılamasa da bir anda dile yerleşmiş şeyleri kaldırmak zordur, yani dilde sadeleşme çabası görülüyor fakat tam anlamıyla başarılı olunduğunu söylemek güç.

not: gazeteleri incelerken bu siteden yararlandım. tanımım ve incelemem ise tamamen bana aittir.
devamını gör...

hep bu anı bekledim. n'oldu paşinyan?
devamını gör...

herhangi bir konu üzerinde sizin gibi düşünmeyen kişilere karşı verilen agresif tepkiler; sözlükte, sosyal medyada ya da en genel tanımıyla insanlarla yüzyüze olmadığımız alanlarda kontrol edilemeyecek kadar artıyor.

siz o konuyu çok düşünmüş, çok sorgulamış olabilirsiniz ama hepimizin farklı bakış açıları, farklı yaşanmışlıkları var. sizinle taban tabana zıt düşünen kişinin sizden az sorguladığını tam olarak bilemezsiniz. insan gibi çok yönlü düşünebilen ve birçok farklı duygusu olan canlılar için tek doğru olabileceğini düşünmüyorum. dinler, siyasi görüşler, tutulan takımlar vs. herkesin kendi ölçütleriyle karar verdiği seçimler. siz ne kadar özgürseniz karşınızdaki de o kadar özgür.

bunu kabul etmemek internet ortamında linç kültürünü de beraberinde getiriyor. internette olan bir olay çok hızlı yayılıyor ve silinmeyecek şekilde kalıyorken birkaç klavye hareketiyle sonucunu düşünmeden istediğimizi yapabiliyoruz. düşünmeden yapılan bu eylemlerin sonunda zarar gören, zorbalığa uğrayan hatta intihar eden birçok insan oluyor. bunu dert edinen insanlar da var aslında aklıma gelen ilk örnek 196sekiz youtube kanalında armağan çağlayan'ın birçok internet figürüyle röportaj yapması.(belki bu kanalın asıl amacı internet zorbalığını bitirmek değildir ama en azından benim için etkisi var diyebilirim.) bu videolar izlediğinde, karşındakini dinlediğinde kendini enes batura hak verirken buluyorsun. sadece dinlemek gerekiyor. her konuyla ilgili ahkâm kesmek gerçekten çok kolay ama insancıl değil.

"everyone you meet is fighting a battle you know nothing about. be kind. always."
tanıştığın herkes, hakkında hiçbir şey bilmediğin bir savaş veriyor. nazik ol.her zaman.


devamını gör...

şuraya iliştireyim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim