hz musa denizi yararken verilen ilk tepki
küfür yasak.
devamını gör...
kitap okuma alışkanlığını kaybetmek
körelmesine panzehir olarak sözlükte ve sözlük dışında gruplar var deneyiniz öyleyse. deneyenler dermanını buldu genelde.
malum sanal ya da gerçek çevre önemlidir bu hususta, davranışçı psikoloji de geçerliliğini koyuyan bir yaklaşım hâlâ.
salt burada takılmak da akışa bakıp "kitap okumak boş bir iş" gibi kıt bir anlayışa düşmekten öteye götürmez kanımca. kolay gelsin.
malum sanal ya da gerçek çevre önemlidir bu hususta, davranışçı psikoloji de geçerliliğini koyuyan bir yaklaşım hâlâ.
salt burada takılmak da akışa bakıp "kitap okumak boş bir iş" gibi kıt bir anlayışa düşmekten öteye götürmez kanımca. kolay gelsin.
devamını gör...
korkuyorum
"görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki,
bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyorum."
peyami safa
bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyorum."
peyami safa
devamını gör...
ukde bırakmak
çocuk yapıp cami önüne bırakmak gibi bir harekettir. tam bir üşengeç profili çizer.
devamını gör...
müslüman yazarlara sorular
musluman yazar olarak cevaplama sorumlulugu hissetmedigim sorulardir. ateist deist kuskularla soruldugunu da zannetmiyorum,koseye sıkıstırmak olsun sizinki.sahsi sorgulama,arastirma,gerekcelendirme surecimi dusununce karsılıklı soru-cevap metodunun pek bir faydasi olmamisti.istemekle baslayabilirsiniz,gercegin ardindaki hakikati gormeyi istemekle.
devamını gör...
ivanmilinski
her başlıkta karşınıza çıkabilecek yazardır. kendi tabiriyle sözlüğün kemik yazar kitlesini oluşturduğu, donanımlı olması ve sözlüğü amacı doğrultusunda kullandığı için kendisini takdir ediyor ve bir nickaltı klasiği olarak " iyi ki vardır, sürekli yazmaya devam etsindir" diyerek konuşmamı burada bitiriyorum.
devamını gör...
portakal hamamı radyo yayını
güzel konseptmiş.
ıvanmılınskı konuk olsun bence, sorularla biraz terletelim hamam sonuçta değil mi ?.
ıvanmılınskı konuk olsun bence, sorularla biraz terletelim hamam sonuçta değil mi ?.
devamını gör...
fransız kalmak
almanlar “ich versteh nur bahnhof” cümlesi ile tanımlar bu olayı. türkçe’ye birebir çevirirsek: “sadece tren garı anlıyorum.”
çok garip. herkes bi ülkeye eksik kalırken almanlar neden tren garını seçti acaba?
çok garip. herkes bi ülkeye eksik kalırken almanlar neden tren garını seçti acaba?
devamını gör...
ayı
1988 yılı fransız yapımı yönetmenliğini
jean jaques annaud'un senaristliğini gerard brach'ın üstlendiği belgesel tadında doğa, macera, dram filmidir.
başrolünü ayılar paylaşıyor diyebiliriz. hatta filmdeki erkek ayı başka filmlerde de rol almıştır. bunun dışında oyuncuları tcheky karyo, jack wallace'dir.
bill (jack wallace) ve (tom) tcheky karyo
batı kanada'da avlanan iki avcıdır. kaar adında yetişkin erkek bir ayının peşine düşerler. onlar kaar'ı izlerken bir yandan minnak bir toprak kayması sonucu anasını kaybeder. beni ilk duydulandıran sahne burasıdır. açıkçası görüntü kalitesi çok kötü bir kayıttan izledim filmi ama bugün gibi hatırlıyorum. yavru aynının kayalar arasında sağa sola koşturup annesini kurtarmaya çalışmasını.
yavru ayıyla kaar'ın yolu kesişir. ve onu takip etmeye başlar yavru. kaar bundan hoşlanmaz ve onu kendinden uzaklaştırır. ama yavrunun başka bir çaresi yoktur bir yetişkin ayıya muhtaçtır bu yüzden uzaktanda olsa kaar'ı hep takip eder.
avcılar kaar'ı sıkıştırır ve yaralar. yavru ayı bunu fırsat bilip yaklaşır ve onu yalamaya başlar. o an kurulur bağları ki ben oradada ağladım. yediklerinden yavruya da ayırmaya başlaması artık onu kabul ettiği anlamına gelmektedir.
avcılar vazgeçmez ve kaar'ı tekrardan sıkıştırır. kaar onları bozguna uğratır ama avcılar eli boş dönmez oradan. yavruyu yakalar ve yanlarında götürürler. onu kullanarak kaar'ı yakalamayı planlarlar.
beklemeye koyulan avcılar bir anlık boşluğa düşer ve bu tom'la kaar'ın burun buruna gelmesiyle sonuçlanır. kaar tom'a hiçbir şey yapmaz. yavruyu almaya geldiği çok bellidir. ve tom bu durumdan çok etkilenir. bill'in kaar'ı vurmasını engeller ve sessiz bir anlaşmayla kaar uzaklaşır. burasıda benim içimden bir şeyler koparmıştı.
avcılar bu takipten vazgeçer ve yavruyu saklarlar. yavru oraya buraya koştura koştura kaar'ı aramaya başlar. oradaki heyecanı ah ki ah beni bu bile duygulandırmıştır. derken bir puma yavruyu kovalamaya başlar nefesler tutulur ha yakaladı ha yakalayacak derken korku doruktayken bir kükreme evet kaar'dır bu. puma kaçar. kaar'la yavru kavuşur. o an ah o an farklı farklı duyguları yaşatır insana.
kar yağar, kan bağı olmayan ama çok derin can bağları olan bu ufak aile kış uykusuna yatar.
benim için çok fazla duygulu bir filmdi. tam bir belgesel tadındaydı. dediğim gibi görüntü kalitesi pek iyi değildi ama verdiği duygu bana yetti.
yine insanlar ve insanların bu dünyayı sadece kendinin sanması. kendi tasarrufunda düşünüp hayvanların canına sırf zevk uğruna gözlerini bile kırpmadan kastetmeleri. biz çok garip varlıklarız gerçekten.
jean jaques annaud'un senaristliğini gerard brach'ın üstlendiği belgesel tadında doğa, macera, dram filmidir.
başrolünü ayılar paylaşıyor diyebiliriz. hatta filmdeki erkek ayı başka filmlerde de rol almıştır. bunun dışında oyuncuları tcheky karyo, jack wallace'dir.
bill (jack wallace) ve (tom) tcheky karyo
batı kanada'da avlanan iki avcıdır. kaar adında yetişkin erkek bir ayının peşine düşerler. onlar kaar'ı izlerken bir yandan minnak bir toprak kayması sonucu anasını kaybeder. beni ilk duydulandıran sahne burasıdır. açıkçası görüntü kalitesi çok kötü bir kayıttan izledim filmi ama bugün gibi hatırlıyorum. yavru aynının kayalar arasında sağa sola koşturup annesini kurtarmaya çalışmasını.
yavru ayıyla kaar'ın yolu kesişir. ve onu takip etmeye başlar yavru. kaar bundan hoşlanmaz ve onu kendinden uzaklaştırır. ama yavrunun başka bir çaresi yoktur bir yetişkin ayıya muhtaçtır bu yüzden uzaktanda olsa kaar'ı hep takip eder.
avcılar kaar'ı sıkıştırır ve yaralar. yavru ayı bunu fırsat bilip yaklaşır ve onu yalamaya başlar. o an kurulur bağları ki ben oradada ağladım. yediklerinden yavruya da ayırmaya başlaması artık onu kabul ettiği anlamına gelmektedir.
avcılar vazgeçmez ve kaar'ı tekrardan sıkıştırır. kaar onları bozguna uğratır ama avcılar eli boş dönmez oradan. yavruyu yakalar ve yanlarında götürürler. onu kullanarak kaar'ı yakalamayı planlarlar.
beklemeye koyulan avcılar bir anlık boşluğa düşer ve bu tom'la kaar'ın burun buruna gelmesiyle sonuçlanır. kaar tom'a hiçbir şey yapmaz. yavruyu almaya geldiği çok bellidir. ve tom bu durumdan çok etkilenir. bill'in kaar'ı vurmasını engeller ve sessiz bir anlaşmayla kaar uzaklaşır. burasıda benim içimden bir şeyler koparmıştı.
avcılar bu takipten vazgeçer ve yavruyu saklarlar. yavru oraya buraya koştura koştura kaar'ı aramaya başlar. oradaki heyecanı ah ki ah beni bu bile duygulandırmıştır. derken bir puma yavruyu kovalamaya başlar nefesler tutulur ha yakaladı ha yakalayacak derken korku doruktayken bir kükreme evet kaar'dır bu. puma kaçar. kaar'la yavru kavuşur. o an ah o an farklı farklı duyguları yaşatır insana.
kar yağar, kan bağı olmayan ama çok derin can bağları olan bu ufak aile kış uykusuna yatar.
benim için çok fazla duygulu bir filmdi. tam bir belgesel tadındaydı. dediğim gibi görüntü kalitesi pek iyi değildi ama verdiği duygu bana yetti.
yine insanlar ve insanların bu dünyayı sadece kendinin sanması. kendi tasarrufunda düşünüp hayvanların canına sırf zevk uğruna gözlerini bile kırpmadan kastetmeleri. biz çok garip varlıklarız gerçekten.
devamını gör...
3 aylık bebeğini döverek öldüren baba
şimdi burda küfür yasak diyorlar ulan o.ç ulan şrfsz ne istedin 3 aylık bebekten. arkadaş kısassa kısas şart. tecavüz mü hadım. adam mı öldürme mi idam. hırsızlık mı el kesme.
devamını gör...
biraz mizah
*
makinist’in agzina sakiz olmus soz obegi.
yaptigin seyin mizah olmadigini bilsen iyiydi de neyse. keske beni karsina almasaydin, cok uzgunum senin icin.
makinist’in agzina sakiz olmus soz obegi.
yaptigin seyin mizah olmadigini bilsen iyiydi de neyse. keske beni karsina almasaydin, cok uzgunum senin icin.
devamını gör...
18 yaşında ölmek
18 "yaşadım" demek için çok erken bir yaş.
yaşamadım, ölene değin de yaşadım saymayacağım. belki yarın ölürüm bilmiyorum ama 18... çok erken. hiç görmediğim sokaklar, hiç binmediğim metrolar, hiç gezmediğim ülkeler, hiç yemediğim yemekler var. henüz kendi maaşımı da kazanmadım. onu gömmedim keyfimce.
yazıyla on sekiz, çok, çok erken.
yaşamadım, ölene değin de yaşadım saymayacağım. belki yarın ölürüm bilmiyorum ama 18... çok erken. hiç görmediğim sokaklar, hiç binmediğim metrolar, hiç gezmediğim ülkeler, hiç yemediğim yemekler var. henüz kendi maaşımı da kazanmadım. onu gömmedim keyfimce.
yazıyla on sekiz, çok, çok erken.
devamını gör...
yazarların psikolojik durumunun 3 kelime ile özeti
devamını gör...
zeugma
gaziantep-şanlıurfa arasında kalıntıları bulunan tarihi, antik kent.
bu antik kentte çıkarılan mozaikler gaziantep’te bulunan zeugma müzesi’nde sergilenmektedir.
(bkz: gaziantep’te gidince görülmesi gereken yerler)
daha fazlası için; www.kulturportali.gov.tr/tu...
bu antik kentte çıkarılan mozaikler gaziantep’te bulunan zeugma müzesi’nde sergilenmektedir.
(bkz: gaziantep’te gidince görülmesi gereken yerler)
daha fazlası için; www.kulturportali.gov.tr/tu...
devamını gör...
ahmet hakan vs supportgirl
supportgirl her devrin adamı değildir. mabada mabad demeyi düstur edinmiştir ayrıca bineceği uçağın biletini kimseye ödetmeyecek kadar omurga sahibidir. *
devamını gör...
sürekli tanım silmek
bağımlılığa dönüştüğünü düşündüğüm eylem. bir ara bende de vardı. sonra bir arkadaşım* taslak kaydetmemi önerdi. çok mantıklı geldi. neredeyse tüm başlıklarda taslağım var şu an. hem tanım girdim hem de kimseler görmedi.
devamını gör...
samsun’da sokak ortasında eşi tarafından şiddete uğrayan kadın
harbi harbi yozlaşmış gotham'a döndüğümüzü gösteren haber.
devamını gör...
çocukken yanlış anlaşılan ifadeler
ezanı allah okuyor sanırdım.
devamını gör...
normal sözlük'ün ekşi sözlük'ü geçecek olması
ekşi sözlük kurulduğu zamanlar, sözlükte inanılmaz nezih bir ortam vardı. misal ben takım elbisemi giyer, papyonumu takar, pipomu yakar ve internete bağlanma işlemini gerçekleştirdikten sonra ilim irfan sahibi yazarlarla birlikte yapılan bilgi bombardımanı sortilerine katılırdım.
o dönem bilgiye ulaşmak şimdiki kadar kolay değildi. meşakkatli süreçler gerektiriyordu ve pahada ağırdı. tabi hal böyle olunca kendinizi fantastik bir ortamda hissediyordunuz. karşıt görüşte olduğunuz insanlarla münazara yarışmaları tadında hasbihal ediyordunuz.
sözlüğe girip yeni şeyler okumayı iple çekiyor, heybenize doldurduğunuz yeni bilgilere sarılıp uyuyordunuz.
şimdi o dönemleri düşününce bunlar gerçek değilmiş gibi geliyor. o dönem güzel bir hayaldi ve yaşandı bitti.
altına dinamit koydular ve hepimiz göçük altında kaldık. kurtarabildiklerimizi kurtardık ve yıkıntıların arasından yürüdük gittik.
ekşinin ilk zamanları, bir sözlük nasıl olmalıdırın cevabıdır. lâkin bir daha asla öyle bir dönem yaşanmayacak. hiçbir sözlük o dönemdeki sinerjiyi yakalayamayacak. zira devir değişti, insanlar değişti, bakış açıları değişti. okumak, öğrenmek ve özgünlük dediğimiz kavramlar genel olarak ikinci plâna atılmış durumda.
bunda internetin bilgi çöplüğü haline gelmesi büyük rol oynuyor. gerçek olmasa dahi bilgiye ulaşmak kolay. çoklarınında önüne konanı gerçeklik süzgecinden geçirmeye ne isteği ne zamanı var. paylaş geç, yenisini bul. kısır bir döngü.
kafa sözlük böyle bir dönemde ortaya çıktı. bu dönemi sözlüklerin buhran dönemi olarak tanımlayabiliriz. böyle bir dönemde, bu dönemin şartlarına göre kendi yolunu bulmaya çalışıyor.
asla ideal sözlük olamayacak ancak iyi bir sözlük olacağına inanıyorum. zaten buna inanmasam pılımı pırtımı toplar giderim.
kafa sözlüğü diğer sözlüklerle mukayese etmeye gerek yok. zira o sözlükler öldü, sadece farķında değiller. kafa sözlük kendi meşrebince ne kadar devam edebilirse kazançtır. umarım bu çizgisi uzun yıllar boyunca korunur. yaptıkları iş kolay değil. canı gönülden başarılı olmalarını diliyorum.
hülasa; kafa sözlüğün kimseyi geçmeye ihtiyacı yok. yolunda yürüsün yeter. hatta bir arkadaşın söylediği gibi kaplumbağa gibi ilerlesin lakin zikzakları olmasın. bu kafi.
o dönem bilgiye ulaşmak şimdiki kadar kolay değildi. meşakkatli süreçler gerektiriyordu ve pahada ağırdı. tabi hal böyle olunca kendinizi fantastik bir ortamda hissediyordunuz. karşıt görüşte olduğunuz insanlarla münazara yarışmaları tadında hasbihal ediyordunuz.
sözlüğe girip yeni şeyler okumayı iple çekiyor, heybenize doldurduğunuz yeni bilgilere sarılıp uyuyordunuz.
şimdi o dönemleri düşününce bunlar gerçek değilmiş gibi geliyor. o dönem güzel bir hayaldi ve yaşandı bitti.
altına dinamit koydular ve hepimiz göçük altında kaldık. kurtarabildiklerimizi kurtardık ve yıkıntıların arasından yürüdük gittik.
ekşinin ilk zamanları, bir sözlük nasıl olmalıdırın cevabıdır. lâkin bir daha asla öyle bir dönem yaşanmayacak. hiçbir sözlük o dönemdeki sinerjiyi yakalayamayacak. zira devir değişti, insanlar değişti, bakış açıları değişti. okumak, öğrenmek ve özgünlük dediğimiz kavramlar genel olarak ikinci plâna atılmış durumda.
bunda internetin bilgi çöplüğü haline gelmesi büyük rol oynuyor. gerçek olmasa dahi bilgiye ulaşmak kolay. çoklarınında önüne konanı gerçeklik süzgecinden geçirmeye ne isteği ne zamanı var. paylaş geç, yenisini bul. kısır bir döngü.
kafa sözlük böyle bir dönemde ortaya çıktı. bu dönemi sözlüklerin buhran dönemi olarak tanımlayabiliriz. böyle bir dönemde, bu dönemin şartlarına göre kendi yolunu bulmaya çalışıyor.
asla ideal sözlük olamayacak ancak iyi bir sözlük olacağına inanıyorum. zaten buna inanmasam pılımı pırtımı toplar giderim.
kafa sözlüğü diğer sözlüklerle mukayese etmeye gerek yok. zira o sözlükler öldü, sadece farķında değiller. kafa sözlük kendi meşrebince ne kadar devam edebilirse kazançtır. umarım bu çizgisi uzun yıllar boyunca korunur. yaptıkları iş kolay değil. canı gönülden başarılı olmalarını diliyorum.
hülasa; kafa sözlüğün kimseyi geçmeye ihtiyacı yok. yolunda yürüsün yeter. hatta bir arkadaşın söylediği gibi kaplumbağa gibi ilerlesin lakin zikzakları olmasın. bu kafi.
devamını gör...
sevgiparçacığı (yazar)
bazı yazarları takibe alırsınız ve bazen bir tanım girer de acaba takipten çıksam mı ikilemine düşersiniz ya, bu ikileme hiç düşürtmemiş nadide yazarlardandır. tanımlarından yola çıkarak da ironiyi, mizahı ne kadar sevdiğini anlayabilirsiniz. takip edilip güzel güzel okunasıdır. vardır. var olsundur. *
devamını gör...