18 şubat 2021 apartman boşluğu yayın
arkada neden striptiz kulübü müziği çalıyor? pandemi zamanı mekan mı kapattınız? @egm göreve!!11!!
devamını gör...
gereksiz abartılan şeyler
geçmişe yapılan güzellemeler.. ahh seksenler, doksanlar ne kadar güzeldi muhabbetleri.. fakirdik ama mutluyduk, aman ne güzel günlerdi gibi palavraları bırakalım artık.. insan, şimdi bulunduğu anda mutlu olacak bir şey bulamazsa geçmişteki mutlu anlara tutunurmuş, o zamanlardaki mutlu 1-2 anıya tutunmayı bırakmak ve bugünlerimizi mutlu anılarla doldurmak için çabalamak lazım.. oralardan açıkçası fazla ekmek çıkmıyor, çıksa da karın doyurmuyor..
devamını gör...
yazarların en türk özelliği
yöre ayırt etmeksizin türküleri çok sevmek, saz çalmak.
devamını gör...
anlatırken ağlarım diye anlatamadıklarımız
rahmetli esmeray'ın unutma beni şarkısının giriş sözleri ile tarif edilmiş his, olay ve durumlardır.
"boğazında düğümlenen hıçkırık olayım"
"boğazında düğümlenen hıçkırık olayım"
devamını gör...
daha sonra tekrar deneyiniz (yazar)
o bir trabzonlu
o bir anne
o mutlu güzel bir kadın
o tam laklak edilecek kız arkadaş
birde bugün doğum günü olan
candan cıvıl cıvıl bir yengeç
doğum günün kutlu olsun *
hemşommmm.*
tüm sevdiklerinle mutlu keyifli sağlıklı huzurlu bir ömrün olsun.
o bir anne
o mutlu güzel bir kadın
o tam laklak edilecek kız arkadaş
birde bugün doğum günü olan
candan cıvıl cıvıl bir yengeç
doğum günün kutlu olsun *
hemşommmm.*
tüm sevdiklerinle mutlu keyifli sağlıklı huzurlu bir ömrün olsun.
devamını gör...
1barfilozofu
şöyle bir baktım benden hiç uyarı almamış yazar.
ayrıca bazı konularda da güzel bilgi veriyor kendisi.
ayrıca bazı konularda da güzel bilgi veriyor kendisi.
devamını gör...
iskelet gölü (roopkund)
hindistan'ın uttarakhand eyaletinde bulunan himalaya dağları'nı oluşturan 7,120 m yüksekliğindeki trishul dağının eteğinde yer alan yaklaşık iki metre derinliğe sahip ve en yakın köye 4 – 5 günlük yürüme mesafesinde olan halk içindeki roopkund olarak adlandırılan bir buzul gölüdür.

yüzlerce insan kemiğinin gölde ve gölün etrafında dağılmış halde bulunması dışında engebeli bir manzara için pek de olağan dışı sayılmayan sert çakıl taşları ve yamaç molozları arasında yer alan mücevher gibi parıldayan bir su kütlesidir. 300 ile 800 civarındaki sayıda kişiye ait olan bu kemikler bir orman korucusunun onları ilk kez 1942 senesinde dünyaya duyurmasından bu yana büyük bir gizem oluşturmuştur. göl çevresinde bulunan kemikler üzerinde yapılan araştırmada kemiklerin bir çoğunun akdeniz bölgesinden olan insanlara ait olduğu ortaya çıkmıştır. bilinen en eski dna örneklerini barındırmaktadır.. yalnızca kemiklerin kendileri bile yeterince esrarengizdir.. kemikler belki de onlarca yüzlerce yılda çeşitli dönemlerde ölmüş görünen kadın erkek birçok genç yetişkine aittir.. civardaki köylerde dilden dile aktarılan sözlü hikayelerde ayrıca vardır.. insanların nasıl öldükleri bilinmemekle beraber efsanesi şu şekildedir.
göl, hint tanrıçası parvati’nin bir tezahürü olan nanda navi’ye giden hac yolunun üzerindedir. yerel efsaneye göre, bir zamanlar uzak diyarlardaki krallardan biri nanda navi’yi kızdırdı. bunun üzerine, nanda navi de onun krallığının üzerine kuraklık gönderdi. tanrıçanın öfkesini yatıştırmak için kral maiyeti ile birlikte günümüzde uttarkant devleti olarak bilinen roopkund’dan geçen bir hac yolculuğuna çıktı. ancak aptal kral hac yolculuğunda dansçıları ve gereksiz diğer lüks eşyaları da yanına alarak nanda navi’nin hiddetini daha da şiddetlendirdi. efsaneye göre, nanda navi kral ve maiyetinin başına korkunç bir dolu fırtınası gönderdi. ve kim var kim yoksa hepsini öldürdü.
hikaye gerçeklerden çok uzak gibi görünse de araştırmacılar kurbanlarından bazılarının kafataslarında künt cisim travmasının yol açabileceği çatlaklara benzer bulgular saptadı.. ölenlerin çoğunun nasıl ölmüş olduklarına dair şu anki en iyi tahmin ise..
gölün yukarı kesimindeki sırtta bazıları ölüme yol açabilecek kadar büyük dolu kütleleri içeren korkunç bir fırtınaya yakalandılar. kurbanların çoğu muhtemelen fırtınaya maruz kalmaktan ve hipotermiden öldü.. ve cesetleri göle ve göl çevresine yuvarlandı.. çünkü vücutları ya tepeden aşağı yuvarlandı ya da kalıntıları yamaçta sık görülen mini çığlarla yamaçtan aşağıya doğru indi..
gidip görülmesi gereken nadir güzelliklerden sadece biridir..

yüzlerce insan kemiğinin gölde ve gölün etrafında dağılmış halde bulunması dışında engebeli bir manzara için pek de olağan dışı sayılmayan sert çakıl taşları ve yamaç molozları arasında yer alan mücevher gibi parıldayan bir su kütlesidir. 300 ile 800 civarındaki sayıda kişiye ait olan bu kemikler bir orman korucusunun onları ilk kez 1942 senesinde dünyaya duyurmasından bu yana büyük bir gizem oluşturmuştur. göl çevresinde bulunan kemikler üzerinde yapılan araştırmada kemiklerin bir çoğunun akdeniz bölgesinden olan insanlara ait olduğu ortaya çıkmıştır. bilinen en eski dna örneklerini barındırmaktadır.. yalnızca kemiklerin kendileri bile yeterince esrarengizdir.. kemikler belki de onlarca yüzlerce yılda çeşitli dönemlerde ölmüş görünen kadın erkek birçok genç yetişkine aittir.. civardaki köylerde dilden dile aktarılan sözlü hikayelerde ayrıca vardır.. insanların nasıl öldükleri bilinmemekle beraber efsanesi şu şekildedir.
göl, hint tanrıçası parvati’nin bir tezahürü olan nanda navi’ye giden hac yolunun üzerindedir. yerel efsaneye göre, bir zamanlar uzak diyarlardaki krallardan biri nanda navi’yi kızdırdı. bunun üzerine, nanda navi de onun krallığının üzerine kuraklık gönderdi. tanrıçanın öfkesini yatıştırmak için kral maiyeti ile birlikte günümüzde uttarkant devleti olarak bilinen roopkund’dan geçen bir hac yolculuğuna çıktı. ancak aptal kral hac yolculuğunda dansçıları ve gereksiz diğer lüks eşyaları da yanına alarak nanda navi’nin hiddetini daha da şiddetlendirdi. efsaneye göre, nanda navi kral ve maiyetinin başına korkunç bir dolu fırtınası gönderdi. ve kim var kim yoksa hepsini öldürdü.
hikaye gerçeklerden çok uzak gibi görünse de araştırmacılar kurbanlarından bazılarının kafataslarında künt cisim travmasının yol açabileceği çatlaklara benzer bulgular saptadı.. ölenlerin çoğunun nasıl ölmüş olduklarına dair şu anki en iyi tahmin ise..
gölün yukarı kesimindeki sırtta bazıları ölüme yol açabilecek kadar büyük dolu kütleleri içeren korkunç bir fırtınaya yakalandılar. kurbanların çoğu muhtemelen fırtınaya maruz kalmaktan ve hipotermiden öldü.. ve cesetleri göle ve göl çevresine yuvarlandı.. çünkü vücutları ya tepeden aşağı yuvarlandı ya da kalıntıları yamaçta sık görülen mini çığlarla yamaçtan aşağıya doğru indi..
gidip görülmesi gereken nadir güzelliklerden sadece biridir..
devamını gör...
türklerin uzman olarak doğduğu konular
uzman olarak doğmadığımız bir konu olduğunu düşünmüyorum. biz doğuştan her şeyi biliriz. bakın bilmesek de biliriz.
devamını gör...
banyoya girmeye üşenmek
kçük depresif sorunlara işaret eden bir davranış.ama yenmesi zor değil pes etmeyin.
devamını gör...
50 yaşında adamın 6 yaşında kız ile nişanlanması
aynı adam, kız çocuğu 9 yaşına geldiğinde onunla evlenmiştir.
devamını gör...
kafa sözlük
ekşi sözlük'teki cıvıklıktan kaçanların sığındığı bir platformken, son zamanlarda ekşi sözlük'te yazar olamayan cıvıkların toplandığı mecra olmaya doğru koşan platform.
buradan moderasyona sallamak çok kolay ama maalesef reelde işler olması gerektiği gibi olmuyor. yazar profilimiz belli. yazarların %90'ı boş-beleş, soru sormayan, araştırmayan, merak etmeyen yurdum insanı. bu "yazarların" herhangi bir sözlük formatını anlayabilmeleri mucize iken bunlardan formata uygun, bilgi içeren entry girmelerini beklemek akut optimistlik olur. bu entryi okumayı burada bırakıp sol frame'e bir göz atın, demek istediğimi anlayacaksınız.
gerçek hayatta görünmez olan kişiler sanal ortamda anonimliğe güvenerek görünür oluyorlar. bir kaç etkileşime girince de bütün dünyanın, onların ne tür müzik dinlediğini, hangi rengi sevdiğini, burçlar hakkında yorumlarını, en sevdiği yara izini merak ettiğini sanıyorlar. canım sözlük'ümüzün forum sayfasına dönmesinin sebebi budur.
bütün ürünlerde olduğu gibi bu üründe de bir arz talep dengesi var. kafa sözlük'teki sayısı 100'ü geçmeyen mükemmel yazarların ürettiği, akıl süzgecinden geçirdiği, emek vererek ürettiği bilgi dolu entryler bu yüzden etkileşim alamıyor. çünkü boş-beleş insan bunları okumuyor bile. "yuvarlak şeyler" diye bir başlık açılacak ki, boş-beleş tayfa, bu başlık altına yuvarlak olan şeyleri yazıp kendini zeki hissedecek, kimisi de "meme, popo" yazıp seksten ne kadar iyi anladığını belirtecek.
sayın arkadaşlar; sözlük'te yazar olma kriteri +100 iq olmadıktan sonra forum başlıkları da olacak, trol de olacak, cinsiyetçi başlıklar da olacak. şahsen, arz-talep dengesinin boş-beleş tayfa lehine bu kadar bozulduğu bir ortamda moderasyonun şahane bir iş çıkardığını düşünüyorum. bana kalsa sözlük'ün %90'ı uçurulmalı ve kaliteli içerik üreten bir avuç yazar, whatsapp grubundan hallice bir ortamda yazmalı. maalesef bu şekilde olmuyor. biraz sabır gerekiyor sadece. yeter ki bu entryi okuyan güzel insanlar, siz, burayı terk etmeyin. kaliteli içerik üretin. biraz sabır. elinizde sihirli değneğiniz yok ama muhteşem tespitleriniz ve bilgi birikiminiz var. ben sözlük'ün geleceğinden ümitliyim.
buradan moderasyona sallamak çok kolay ama maalesef reelde işler olması gerektiği gibi olmuyor. yazar profilimiz belli. yazarların %90'ı boş-beleş, soru sormayan, araştırmayan, merak etmeyen yurdum insanı. bu "yazarların" herhangi bir sözlük formatını anlayabilmeleri mucize iken bunlardan formata uygun, bilgi içeren entry girmelerini beklemek akut optimistlik olur. bu entryi okumayı burada bırakıp sol frame'e bir göz atın, demek istediğimi anlayacaksınız.
gerçek hayatta görünmez olan kişiler sanal ortamda anonimliğe güvenerek görünür oluyorlar. bir kaç etkileşime girince de bütün dünyanın, onların ne tür müzik dinlediğini, hangi rengi sevdiğini, burçlar hakkında yorumlarını, en sevdiği yara izini merak ettiğini sanıyorlar. canım sözlük'ümüzün forum sayfasına dönmesinin sebebi budur.
bütün ürünlerde olduğu gibi bu üründe de bir arz talep dengesi var. kafa sözlük'teki sayısı 100'ü geçmeyen mükemmel yazarların ürettiği, akıl süzgecinden geçirdiği, emek vererek ürettiği bilgi dolu entryler bu yüzden etkileşim alamıyor. çünkü boş-beleş insan bunları okumuyor bile. "yuvarlak şeyler" diye bir başlık açılacak ki, boş-beleş tayfa, bu başlık altına yuvarlak olan şeyleri yazıp kendini zeki hissedecek, kimisi de "meme, popo" yazıp seksten ne kadar iyi anladığını belirtecek.
sayın arkadaşlar; sözlük'te yazar olma kriteri +100 iq olmadıktan sonra forum başlıkları da olacak, trol de olacak, cinsiyetçi başlıklar da olacak. şahsen, arz-talep dengesinin boş-beleş tayfa lehine bu kadar bozulduğu bir ortamda moderasyonun şahane bir iş çıkardığını düşünüyorum. bana kalsa sözlük'ün %90'ı uçurulmalı ve kaliteli içerik üreten bir avuç yazar, whatsapp grubundan hallice bir ortamda yazmalı. maalesef bu şekilde olmuyor. biraz sabır gerekiyor sadece. yeter ki bu entryi okuyan güzel insanlar, siz, burayı terk etmeyin. kaliteli içerik üretin. biraz sabır. elinizde sihirli değneğiniz yok ama muhteşem tespitleriniz ve bilgi birikiminiz var. ben sözlük'ün geleceğinden ümitliyim.
devamını gör...
kürşat ayvatoğlu'nun arabada kokain içmesi
işte bunlar hep (bkz: kimyasal islamcı).
devamını gör...
uyku kalitesini yükselten şeyler
rahat bir vicdan, sağlıklı bir vücut ve güzel bir yastık olarak düşündüğüm şeylerdir.*
devamını gör...
iş görüşmesi için odada 1 saat bekletilmek
randevu saati geçmişse o iş yerinden hayır beklemeksizin bırakın gitsin , belkide o sizi kaybetti.
devamını gör...
yengeler cumhuriyeti
2017 yılında iletişim yayınları tarafından yayımlanan tanıl bora ve mustafa ciftci kitabı. kitapla ilgili tanıtım için
buradan
kitapta yenge kavramının sırf cinselliği ya da evin gelini olmadığı yönünde pek çok bilgi ve örnek de mevcut. türkiye'de futbolcularin seksi eşlerine yenge denilmesi, televizyon dizilerindeki yengelerin incelenmesi, semra özal'ın yengelik makamı, yenge kelimesinin etimolojik bağlantıları, ülkemizdeki cinsiyet rolleri üzerinden yenge kavrami ve buna paralel erkeklik olgusu farklı kişiler ve farklı anlatım tarzıyla verilmeye çalışılmış.
buradan
kitapta yenge kavramının sırf cinselliği ya da evin gelini olmadığı yönünde pek çok bilgi ve örnek de mevcut. türkiye'de futbolcularin seksi eşlerine yenge denilmesi, televizyon dizilerindeki yengelerin incelenmesi, semra özal'ın yengelik makamı, yenge kelimesinin etimolojik bağlantıları, ülkemizdeki cinsiyet rolleri üzerinden yenge kavrami ve buna paralel erkeklik olgusu farklı kişiler ve farklı anlatım tarzıyla verilmeye çalışılmış.
devamını gör...
ölmeden önce yapılacak bir şey
arabada rammstein'ın benzin adlı şarkısını son ses açarak benzinciye girmek.
gib mir benziinnn!!1!!1!
gib mir benziinnn!!1!!1!
devamını gör...
je m'en vais
çekip gitmenin en hüzünlü hali olan vianney şarkısı. güzel ve çirkin'e yapılan gönderme özenle dikilmiş gibi uymuş şarkıya. aslında tam olarak kalan kişinin hiç burada bile olmayışının bilincine varıldıktan sonra gitmekten geliyor şarkının özü. yani bir noktada aslında hiç burada olmayan birinden ne kadar gidilebilir ki ve nefretten ziyade acı besler insanı. et la belle n'est jamais sage.
kafamda dönüp duruyor uzun metrajlı bir filmin görüntüleri
senin güzel benim ise çirkin (canavar) olduğum
ama güzel hiçbir zaman bilge değildir
ne zaman çıkıp hatanın sende olduğunu
ve beni sevmeyi hiç beceremediğini söyleyeceksin?
senin ve senin gibilerin cehenneme kadar yolu var
ben gidiyorum.
kafamda dönüp duruyor uzun metrajlı bir filmin görüntüleri
senin güzel benim ise çirkin (canavar) olduğum
ama güzel hiçbir zaman bilge değildir
ne zaman çıkıp hatanın sende olduğunu
ve beni sevmeyi hiç beceremediğini söyleyeceksin?
senin ve senin gibilerin cehenneme kadar yolu var
ben gidiyorum.
devamını gör...
kürtçeden türkçeye geçen şarkılar
kürtçe eserleri türkçe okuyan sanatçılar: celal güzelses, mukim tahir, kel hamza, cemil cankurt gibi sanatçılardır. bu isimlere zamanla mahmut güzelgöz, kazancı bedih, birecikli nuri sesigüzel, ibrahim tatlıses, burhan çaçan, izzet altınmeşe gibi sanatçılar eklenmiştir.
şimdi de “derlenen” parçalara bir göz atalım. öncelikle şivan perwer’den başlayalım:
“de lorî ” adlı parçayı güler ışık yıllarca kulaklarımıza “şey yani ” olarak fısıldadı.
daha çok ilyas salman‘ın oynadığı yeşilçam filmlerinden aşina olduğumuz ve ibrahim tatlıses’in “bir mumdur iki mumdur” adlı parça aslında yılar önce “mumik” olarak biliniyor, dinleniliyordu.
“hinê bînin li destê kin” adlı parça da bu coğrafyada gelinin kına gecesinde söylenen ve gelinin annesi tarafından gözyaşları eşliğinde dinlenilen “kınayı getir anne” olarak çevrilmişti.
“di dinê de sê tişt hene” adlı parça da sonraları ibrahim tatlıses tarafından “bu dünyada üç şey vardır” olarak dillendirilmişti.
yine , “lawo destê min berde” adlı parçasını yurdun muhtelif sanatçıları “makaram sarı bağlar” diye dillendirmişlerdi.
türk sinema tarihinin belki de en acıklı filmlerini yapan ve küçük emrah olarak ünlenen, seksenli yıllarda filmleri izlenen her evde gözyaşlarının sel olup aktığı filmlerden bildiğimiz “ben yetim, ben öksüz” adlı parçayı, şivan perwer ondan çok daha önce ” lê dotmam” olarak okumuştu.
yine “peşmerge” adlı parçasını ibrahim tatlıses, kendisini de katarak “zurnacı ibo dayı” olarak bir güzel söylemiş. canê canê”yi şivan perwer tanıttıktan sonra ibrahim tatlıses de gazinolarda, düğün salonlarında “caney caney” olarak okumuştur.
heycanê mukrîyanî’nin söylediği vakit insanın içinden bir şeylerin kopup gittiğini fark ettiğimiz “ez kevokim” adlı parçayı zamanın tatlıses’i olan celal güzelses “hele yar zalim yar” şeklinde değiştirerek kulaklarımızın kirini silmeye yetmemişti.
bazı kaynaklara göre zahid brifkani’nin bazı kaynaklara göre ise anonim bir kirdkî (zaza) olduğu söylenen “leyla ” parçasını da, özcan deniz alıp bir güzel söyledi. üstelik özcan deniz, ünlü dengbêjlerden şakiro’nun öz yeğenidir.
bir dönem dillere düşen ve bülent serttaş’ın dillendirdiği “ağlama yar” adlı parça aslında “seyran mengî” dir. bu parçanın aslının süryanice olduğunu ve yıllar sonra kürtlerin şarkıyı kürtçeye çevirdiğini de söyleyenler vardır.
yine sahneye izzet altınmeşe çıkar. “lê nazê ” adlı parçayı “naze ” olarak seslendirir , “lê xanimê” yı da “le hanım” olarak müzikseverlere seslendirmiştir.
anonim olarak bilinen ve hemen hemen her halayda mutlaka müziğiyle halay çekilen bir başka parça da “lorke lorke”dir. ve sahneye yine tanıdık bir isim çıkar: ibrahim tatlıses.
“cotkar” isimli kürtçe eser tahsin taha tarafından söylenip, biliniyordu. mehmet özbek, eseri alıp “beyaz gül, kırmızı gül” diye çevirmişti.(5)
yine gülistan perwer’den bildiğimiz (daha önce söyleyen de olmuştur) “zara” adlı parçayı, günümüzün sinemacısı, ve “çok yönlü kişiliğiyle” bilinen, mahsun kırmızıgül “öleyim” olarak çevirmiş ve bizlere dinletmişti.
hızlarını bir türlü alamayan mümtaz sanatçılarımızdan olan ceylan ve azer bülbül, şivan perwer’in “xanê û xwedêde” adlı parçasını kendilerine göre çevirmişlerdi. ceylan bu parçayı : “ben anayım” olarak, azer bülbül ise bu parçayı : “ben babayım” olarak cinsiyet isteklerine göre şekillendirmişlerdir.
yine anonimlerden olan
“çavit civana leyla” parça: “çavuş kızı leyla” olarak
“lo berde” adlı parça: “makaram sarı bağlar” olarak
“lorke lorke” adlı parça: “diyarbakır güzel bağlar” olarak
“sînemê” adlı parça: “zap suyu” olarak
“esmera min” adlı parça: “kibar yarim esmerim” olarak çevrilmiştir.
kemal sunal’ın bir filminde seslendirdiği ve türkçe’ye“ay akşamdan ışıktır” olarak çevrilen parçanın aslı da “edlê yemman” adlı parçadır.
yine ilyas salman’ın filmlerinden birinde bu tepe kumlu tepe adlı şarkının da aslı nabikeve adlı parçadır.
türk halk müziği topluluğu’nun korosunda sıklıkla söylenen “toycular” adlı parça da nizamettin ariç’in de söylediği porzerîn adlı şarkı olduğunu belirtmek lazım.
daha fazlası var mı bilemem ama şimdilik bu kadarını derleyebildim burda asla bir art niyet olmadığını belirtmek isterim sadece bilgi amaçlı girilmiş tanımdır.https:buradan
anormal bir olay değildir tam tersi normaldir bunu paylaşmak kadar normal bir şey yok. ayrıca kürtçe şarkıların türkçeye uyarlanması hoşuma gider ama nerdeyse hiçbirinin kime ait olduğu belirtilmemiş, bildiğimiz çalıntı yoksa öbür türlü ancak gurur duyabilirim. paylaşma amacımda kesinlikle art niyet değil farkındalık yaratmak eğer bunlar yapılacaksa kime ait olduğu da yazılmalıdır eser altına.
şimdi de “derlenen” parçalara bir göz atalım. öncelikle şivan perwer’den başlayalım:
“de lorî ” adlı parçayı güler ışık yıllarca kulaklarımıza “şey yani ” olarak fısıldadı.
daha çok ilyas salman‘ın oynadığı yeşilçam filmlerinden aşina olduğumuz ve ibrahim tatlıses’in “bir mumdur iki mumdur” adlı parça aslında yılar önce “mumik” olarak biliniyor, dinleniliyordu.
“hinê bînin li destê kin” adlı parça da bu coğrafyada gelinin kına gecesinde söylenen ve gelinin annesi tarafından gözyaşları eşliğinde dinlenilen “kınayı getir anne” olarak çevrilmişti.
“di dinê de sê tişt hene” adlı parça da sonraları ibrahim tatlıses tarafından “bu dünyada üç şey vardır” olarak dillendirilmişti.
yine , “lawo destê min berde” adlı parçasını yurdun muhtelif sanatçıları “makaram sarı bağlar” diye dillendirmişlerdi.
türk sinema tarihinin belki de en acıklı filmlerini yapan ve küçük emrah olarak ünlenen, seksenli yıllarda filmleri izlenen her evde gözyaşlarının sel olup aktığı filmlerden bildiğimiz “ben yetim, ben öksüz” adlı parçayı, şivan perwer ondan çok daha önce ” lê dotmam” olarak okumuştu.
yine “peşmerge” adlı parçasını ibrahim tatlıses, kendisini de katarak “zurnacı ibo dayı” olarak bir güzel söylemiş. canê canê”yi şivan perwer tanıttıktan sonra ibrahim tatlıses de gazinolarda, düğün salonlarında “caney caney” olarak okumuştur.
heycanê mukrîyanî’nin söylediği vakit insanın içinden bir şeylerin kopup gittiğini fark ettiğimiz “ez kevokim” adlı parçayı zamanın tatlıses’i olan celal güzelses “hele yar zalim yar” şeklinde değiştirerek kulaklarımızın kirini silmeye yetmemişti.
bazı kaynaklara göre zahid brifkani’nin bazı kaynaklara göre ise anonim bir kirdkî (zaza) olduğu söylenen “leyla ” parçasını da, özcan deniz alıp bir güzel söyledi. üstelik özcan deniz, ünlü dengbêjlerden şakiro’nun öz yeğenidir.
bir dönem dillere düşen ve bülent serttaş’ın dillendirdiği “ağlama yar” adlı parça aslında “seyran mengî” dir. bu parçanın aslının süryanice olduğunu ve yıllar sonra kürtlerin şarkıyı kürtçeye çevirdiğini de söyleyenler vardır.
yine sahneye izzet altınmeşe çıkar. “lê nazê ” adlı parçayı “naze ” olarak seslendirir , “lê xanimê” yı da “le hanım” olarak müzikseverlere seslendirmiştir.
anonim olarak bilinen ve hemen hemen her halayda mutlaka müziğiyle halay çekilen bir başka parça da “lorke lorke”dir. ve sahneye yine tanıdık bir isim çıkar: ibrahim tatlıses.
“cotkar” isimli kürtçe eser tahsin taha tarafından söylenip, biliniyordu. mehmet özbek, eseri alıp “beyaz gül, kırmızı gül” diye çevirmişti.(5)
yine gülistan perwer’den bildiğimiz (daha önce söyleyen de olmuştur) “zara” adlı parçayı, günümüzün sinemacısı, ve “çok yönlü kişiliğiyle” bilinen, mahsun kırmızıgül “öleyim” olarak çevirmiş ve bizlere dinletmişti.
hızlarını bir türlü alamayan mümtaz sanatçılarımızdan olan ceylan ve azer bülbül, şivan perwer’in “xanê û xwedêde” adlı parçasını kendilerine göre çevirmişlerdi. ceylan bu parçayı : “ben anayım” olarak, azer bülbül ise bu parçayı : “ben babayım” olarak cinsiyet isteklerine göre şekillendirmişlerdir.
yine anonimlerden olan
“çavit civana leyla” parça: “çavuş kızı leyla” olarak
“lo berde” adlı parça: “makaram sarı bağlar” olarak
“lorke lorke” adlı parça: “diyarbakır güzel bağlar” olarak
“sînemê” adlı parça: “zap suyu” olarak
“esmera min” adlı parça: “kibar yarim esmerim” olarak çevrilmiştir.
kemal sunal’ın bir filminde seslendirdiği ve türkçe’ye“ay akşamdan ışıktır” olarak çevrilen parçanın aslı da “edlê yemman” adlı parçadır.
yine ilyas salman’ın filmlerinden birinde bu tepe kumlu tepe adlı şarkının da aslı nabikeve adlı parçadır.
türk halk müziği topluluğu’nun korosunda sıklıkla söylenen “toycular” adlı parça da nizamettin ariç’in de söylediği porzerîn adlı şarkı olduğunu belirtmek lazım.
daha fazlası var mı bilemem ama şimdilik bu kadarını derleyebildim burda asla bir art niyet olmadığını belirtmek isterim sadece bilgi amaçlı girilmiş tanımdır.https:buradan
anormal bir olay değildir tam tersi normaldir bunu paylaşmak kadar normal bir şey yok. ayrıca kürtçe şarkıların türkçeye uyarlanması hoşuma gider ama nerdeyse hiçbirinin kime ait olduğu belirtilmemiş, bildiğimiz çalıntı yoksa öbür türlü ancak gurur duyabilirim. paylaşma amacımda kesinlikle art niyet değil farkındalık yaratmak eğer bunlar yapılacaksa kime ait olduğu da yazılmalıdır eser altına.
devamını gör...

