her kafadan bir tanım
merhabalar sevgili romalılar,
bu sefer katılımcı bir radyo programı projesiyle karşınızdayız. büyük emekler vererek girdiğiniz tanımlarınızı, sözlük radyosunda kendi sesinizden duyurmaya ne dersiniz?
biliyoruz, her tanımınız çocuğunuz gibi.* yine de "ne güzel yazmışım be" dediğiniz bazı tanımlar var biliyoruz. bu tanımın / tanımların yayınlayacağımız programda yer almasını istiyorsanız, izlemeniz gereken yol şu:
1- başlık adını ve mahlasınızı da söylerek
tanımınızı okuyup, iki dakikayı geçmeyecek şekilde ses kaydını almak. *
2- ses kaydının sonunda, bir şarkı isteği yapmak
3- dilerseniz şarkıyı kimin için / neden istediğinizi söylemek *
4-bu ses kaydını [email protected] adresine mail olarak atmak.*
atacağınız ses kayıtlarını editlenmiş olarak yollama şansınız varsa, şu uykusuzkahve’nin yüzünü güldürürsünüz. *
gelen mailllerden derleyeceğimiz ses kayıtlarını, istek şarkılarla birleştirerek hazırlayacağımız programda yayınlamaktan büyük bir keyif duyacağız.
gelen tüm kayıtları yayınlamak için yoğun çaba sarfedeceğiz; ama talep çok yoğun olursa, kayıtları attığınız hafta yayınlayamayabiliriz. ondan sonra vay ben duymadım, vay haberim yoktu demeyin.
bu sefer katılımcı bir radyo programı projesiyle karşınızdayız. büyük emekler vererek girdiğiniz tanımlarınızı, sözlük radyosunda kendi sesinizden duyurmaya ne dersiniz?
biliyoruz, her tanımınız çocuğunuz gibi.* yine de "ne güzel yazmışım be" dediğiniz bazı tanımlar var biliyoruz. bu tanımın / tanımların yayınlayacağımız programda yer almasını istiyorsanız, izlemeniz gereken yol şu:
1- başlık adını ve mahlasınızı da söylerek
tanımınızı okuyup, iki dakikayı geçmeyecek şekilde ses kaydını almak. *
2- ses kaydının sonunda, bir şarkı isteği yapmak
3- dilerseniz şarkıyı kimin için / neden istediğinizi söylemek *
4-bu ses kaydını [email protected] adresine mail olarak atmak.*
atacağınız ses kayıtlarını editlenmiş olarak yollama şansınız varsa, şu uykusuzkahve’nin yüzünü güldürürsünüz. *
gelen mailllerden derleyeceğimiz ses kayıtlarını, istek şarkılarla birleştirerek hazırlayacağımız programda yayınlamaktan büyük bir keyif duyacağız.
gelen tüm kayıtları yayınlamak için yoğun çaba sarfedeceğiz; ama talep çok yoğun olursa, kayıtları attığınız hafta yayınlayamayabiliriz. ondan sonra vay ben duymadım, vay haberim yoktu demeyin.
devamını gör...
okumadan oylamak
ben yazmaya da okumaya da üşeniyorum o yüzden oylamışsam zaten kesin okumuşumdur.. kendinizi çok şanslı hissetmeniz lazım. buram buram emek alın teri ile okundu oylandı... teşekkürler.
devamını gör...
rüyada koşmaya çalışıp yerinde saymak
ne kadar çabalasam da bir kaç adımdan öteye gidemediğim durum.sanki ağır çekimde gibiyim.eskiye göre azalsa da dönem dönem yoklayan rüya.
devamını gör...
düğün çorbası
adını özel bir günden almış olan, et, un ve yoğurt katılarak yapılan, üzerine kızgın yağ dökülerek servis edilen sulu yemek.
devamını gör...
seni arkadaş olarak görüyorum
tipsizsin ama bunu sana söylemek istemiyorum demenin kibarcasıdır. bi kere en iyi sevgililer en iyi arkadaşlardan olur; her numarasını bilirsin! senden feromon kokusu alamadım dese daha bi inandırıcı olur.
devamını gör...
bir kadın bir erkek
emre karayel(ozan) ve demet evgar(zeynep)’ın rol aldığı, ilk olarak türkmax’ta yayınlanmaya başlayan, türk televizyon tarihinin en güldüren dizilerinden biri olarak gösterebileceğim dizidir.
devamını gör...
pompei
milattan sonra 79 yılında vezüv yanardağı'nın patlaması sonucu volkanik küller, lav ve erimiş kayaların altında kalan roma antik kentidir.
burada şehrin bir kısmını görebilirsiniz.
nasıl olduysa kısa bir zaman içerisinde unutulan şehir, 1500 yıllarda tekrar akıllara gelmiş ve orada kazı çalışmaları canlanmıştır.
hakkında birçok efsane bilgiye ulaşan pompeii'nin, akılda kalıcı olan iki efsanesi vardır;
- insanlar o patlamaya dek vezüv yanardağı'nın aktif bir volkan dağı olduğunu bilmiyorlardı. ta ki binlerce insan cesedi orada yok olana dek.
- söylenene göre olay, yunan mitolojisindeki volkanlar ve yanardağlar tanrısı vulcanus adına yapılan dini törenden bir gün sonra gerçekleşmişti. bu da olayı daha da efsaneleştirdi.
şimdi elde olan bilgilere göre vulcanus'ın öfkesi dinmemiş, yanardağ tekrar patlayacaktır.
burada şehrin bir kısmını görebilirsiniz.
nasıl olduysa kısa bir zaman içerisinde unutulan şehir, 1500 yıllarda tekrar akıllara gelmiş ve orada kazı çalışmaları canlanmıştır.
hakkında birçok efsane bilgiye ulaşan pompeii'nin, akılda kalıcı olan iki efsanesi vardır;
- insanlar o patlamaya dek vezüv yanardağı'nın aktif bir volkan dağı olduğunu bilmiyorlardı. ta ki binlerce insan cesedi orada yok olana dek.
- söylenene göre olay, yunan mitolojisindeki volkanlar ve yanardağlar tanrısı vulcanus adına yapılan dini törenden bir gün sonra gerçekleşmişti. bu da olayı daha da efsaneleştirdi.
şimdi elde olan bilgilere göre vulcanus'ın öfkesi dinmemiş, yanardağ tekrar patlayacaktır.
devamını gör...
regl ağrısı
yaklaşıyor yaklaşmakta olan..........
devamını gör...
devrim bize güldü geçti
bir turgut ulucan kitabıdır.
okur okumaz hayran kaldığım yazar turgut ulucan nergis kitabından sonra bana edebi bir iştahla oburca okuduğum bir kitap hediye ederek kütüphanemde kazanmaya başladığı saygın yeri daha da güçlendirdi.
mr.bean’in bir bölümünde bean tren seyahati yaparken karşısındaki adam okuduğu kitaba o kadar güler ki bean için yolculuk bir cehennem azabına döner. o bölümü izlediğimde insan okuduğu bir şeye bu kadar gülemez diye düşündüğümü hatırlıyorum ama bu kitabı okurken o zamanlar ne kadar yanıldığımı anladım. özür diliyorum.
romanda yozgat’ın akpınar köyüne konuk oluyoruz, aslında tam da olamıyoruz çünkü nedendir bilinmez yollar uzun zamandır kapalı. bu tuhaf durum elbette bizi meraklandırdığı kadar akpınar köylüsünü de meraklandırıyor. allahtan zabun lütfü var da köylüye neler olup bittiğini anlatıyor.
zabun lütfiye göre ülke yeni bir darbe mağduru olmuş ve askerler köylüye çok kızgın olarak geri dönmüşler. biz onlara demokrasi verdik, onlara koşa koşa menderes’e gittiler, bu sefer ümüklerini sıkacağız, derler.
sonra köyü alır bir telaş. camiyi yıkmayı düşünmeye kadar gider kendilerini kurtarma planları. herkes kendi bildiğince yol gösterir, çözüm önerir, kafa patlatır. ama yollar da açılmaz bu arada. asker ha geldi ha gelecek. ha güldü ha geçecektir.
mutlaka okunması gereken, hacimsiz ama dev bir kitaptır.
okur okumaz hayran kaldığım yazar turgut ulucan nergis kitabından sonra bana edebi bir iştahla oburca okuduğum bir kitap hediye ederek kütüphanemde kazanmaya başladığı saygın yeri daha da güçlendirdi.
mr.bean’in bir bölümünde bean tren seyahati yaparken karşısındaki adam okuduğu kitaba o kadar güler ki bean için yolculuk bir cehennem azabına döner. o bölümü izlediğimde insan okuduğu bir şeye bu kadar gülemez diye düşündüğümü hatırlıyorum ama bu kitabı okurken o zamanlar ne kadar yanıldığımı anladım. özür diliyorum.
romanda yozgat’ın akpınar köyüne konuk oluyoruz, aslında tam da olamıyoruz çünkü nedendir bilinmez yollar uzun zamandır kapalı. bu tuhaf durum elbette bizi meraklandırdığı kadar akpınar köylüsünü de meraklandırıyor. allahtan zabun lütfü var da köylüye neler olup bittiğini anlatıyor.
zabun lütfiye göre ülke yeni bir darbe mağduru olmuş ve askerler köylüye çok kızgın olarak geri dönmüşler. biz onlara demokrasi verdik, onlara koşa koşa menderes’e gittiler, bu sefer ümüklerini sıkacağız, derler.
sonra köyü alır bir telaş. camiyi yıkmayı düşünmeye kadar gider kendilerini kurtarma planları. herkes kendi bildiğince yol gösterir, çözüm önerir, kafa patlatır. ama yollar da açılmaz bu arada. asker ha geldi ha gelecek. ha güldü ha geçecektir.
mutlaka okunması gereken, hacimsiz ama dev bir kitaptır.
devamını gör...
gece yolculuğu
dünyada kimse yokmuş hissi veren huzurla güneşin doğuşunu izleyebildigin harika yolculuk
devamını gör...
saç müzesi
kapadokya avanos'da bulunan bulunan saç müzesi, 1998 yılında guinness rekorlar kitabı'na girmiştir.
nevşehir'e turistik seyahat için gelen fransız kadın, bir çömlek ustasına aşık olur ve ülkesine döneceği zaman hatıra kalması için bir tutam saçını ona verir. çömlek ustası galip usta, saçı mağara duvarına asar ve o günden sonra çömlekçiyi ziyarete gelen her kadın, dilek dileyerek saçlarını mağaraya bırakmaya başlar. günümüzde 16 bin kadının saçının sergilendiği müze, nevşehir'in en çok ziyaret edilen noktalarından biri haline dönüşmüştür.
nevşehir'e turistik seyahat için gelen fransız kadın, bir çömlek ustasına aşık olur ve ülkesine döneceği zaman hatıra kalması için bir tutam saçını ona verir. çömlek ustası galip usta, saçı mağara duvarına asar ve o günden sonra çömlekçiyi ziyarete gelen her kadın, dilek dileyerek saçlarını mağaraya bırakmaya başlar. günümüzde 16 bin kadının saçının sergilendiği müze, nevşehir'in en çok ziyaret edilen noktalarından biri haline dönüşmüştür.
devamını gör...
deniz salyası
bir kaç gündür gündemde olan organizmalar bütünü.
daha tıbbî terimle müsilaj diyelim biz ona.
şimdi efenim nedir bu marmarayı tehdit eden müsilaj dersek bir kaç yüzyıl geriye gitmemiz gerek. aslında müsilaj 18 yüzyıldan itibaren akdeniz'de görünen bir şey.
denizdeki canlıların yaşamları sonucu bazı ufacık algler çoğalır. bu algler aslında uysaldır. ama ortamdan rahatsız olurlarsa size salya sümük tükürürler. işte müsilaj aslında bu ortamda var olan alglerin yaşamlarına müdahale edilmesi sonucu tepki olarak bıraktıkları sıvılardır.
peki neden şimdi marmara'da hortladı derseniz hemen söyleyelim ki nerde çokluk orda bokluk düsturu ile hareket ediyorlar. alg bakıyor deniz suyu sıcaklık seviyesi artmış, bir daha bakıyor evsel ve sanayi atıkları yetersiz arıtımdan ötürü ortamlarına ortamlarına akıyor, bir daha bakıyor kii aşırı balıkçılık var sonra diyor tükürürüm böyle denizin içine diye isyan ediyor. bence en haklı organizmalardan biri.
neyse konu dağılmasın aslında bu müsilaj abiler iyi atıklardır ama bizim için değil. bitkiler için. bitkilerin su ve besin depolamasına yardımcı olurlar veya tohumları çimlendirmek için bu salya sümük abilere ihtiyaç vardır falan filan.
müsilaj istemiyorsanız temizliğe kendinizden başlayın. mesela ufacık, yarı çalışır beyninizi temizleyin. emin olun zamanla çevreyi de kirletmemeyi öğreneceksiniz.
daha tıbbî terimle müsilaj diyelim biz ona.
şimdi efenim nedir bu marmarayı tehdit eden müsilaj dersek bir kaç yüzyıl geriye gitmemiz gerek. aslında müsilaj 18 yüzyıldan itibaren akdeniz'de görünen bir şey.
denizdeki canlıların yaşamları sonucu bazı ufacık algler çoğalır. bu algler aslında uysaldır. ama ortamdan rahatsız olurlarsa size salya sümük tükürürler. işte müsilaj aslında bu ortamda var olan alglerin yaşamlarına müdahale edilmesi sonucu tepki olarak bıraktıkları sıvılardır.
peki neden şimdi marmara'da hortladı derseniz hemen söyleyelim ki nerde çokluk orda bokluk düsturu ile hareket ediyorlar. alg bakıyor deniz suyu sıcaklık seviyesi artmış, bir daha bakıyor evsel ve sanayi atıkları yetersiz arıtımdan ötürü ortamlarına ortamlarına akıyor, bir daha bakıyor kii aşırı balıkçılık var sonra diyor tükürürüm böyle denizin içine diye isyan ediyor. bence en haklı organizmalardan biri.
neyse konu dağılmasın aslında bu müsilaj abiler iyi atıklardır ama bizim için değil. bitkiler için. bitkilerin su ve besin depolamasına yardımcı olurlar veya tohumları çimlendirmek için bu salya sümük abilere ihtiyaç vardır falan filan.
müsilaj istemiyorsanız temizliğe kendinizden başlayın. mesela ufacık, yarı çalışır beyninizi temizleyin. emin olun zamanla çevreyi de kirletmemeyi öğreneceksiniz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
elim doluysa ışığı açmak için ayağımı kullanabilirim.
devamını gör...
kaçanın her zaman kovalanmaması
eskidenmiş kaçanın kovalandığı zamanlar.
günümüzde artan rekabet ve ulaşım kolaylığı, kaçanın sadece fırsatı kaçırmasına sebep olmakta.
z kuşağı iyi biliyor bunu ve bu kurallara göre göre oynuyorlar.
bu sorun biraz y kuşağını ilgilendiriyor.
z kuşağı bu döneme doğduğundan alışıklar yeni düzene
y kuşağı ise bir entegre olamadı tam olarak. ara dönem olarak kaldı.
çoğu hala kaçarsam, naz edersem gelir peşimden gibi düşüncelerde ama o işler geçeli çok oldu.
artık her şey çok hızlı ve insanlar sabırsız.
dediğim gibi kaçan fırsatı kaçırır, sonrada kafayı.
günümüzde artan rekabet ve ulaşım kolaylığı, kaçanın sadece fırsatı kaçırmasına sebep olmakta.
z kuşağı iyi biliyor bunu ve bu kurallara göre göre oynuyorlar.
bu sorun biraz y kuşağını ilgilendiriyor.
z kuşağı bu döneme doğduğundan alışıklar yeni düzene
y kuşağı ise bir entegre olamadı tam olarak. ara dönem olarak kaldı.
çoğu hala kaçarsam, naz edersem gelir peşimden gibi düşüncelerde ama o işler geçeli çok oldu.
artık her şey çok hızlı ve insanlar sabırsız.
dediğim gibi kaçan fırsatı kaçırır, sonrada kafayı.
devamını gör...
hızlı okuma
bu konuyla alakalı jim kwik’in limitless adlı kitabını okumuştum. okumanın bir alışkanlık olduğu kısımları kesinlikle doğru ama bu hızlı okuma meselesi çok büyük bir trick içeriyor içerisinde.
şöyle bir savı var beyefendinin: aslında önün bomboş ve sen 20’yle giden bir otomobilsin. odaklan, gözlerini aç ve göz takibi yap diyor. ama bunu yaparken geri dönme ve işte kendine normalde okuduğun hızın 2-3 kat arası bir tempo belirle.
iyi güzel hoş bunu o kitabı okurken yaptığında büyülü bir şekilde hızlı okuduğunu hissediyorsun.
ama bunu asla derslerinde yapamazsın. çünkü derslerin otoban değil; dapdar sokaklar ve eğer hızlı gidersen arabayı çarparsın. üstelik o dar sokakların tüm çıkmaz sokaklarını, binaların renklerini hangi binada ne var hepsini bilmen gerekiyor. o yüzden tüm bu kaydı 120’yle giderken yapamazsın. nerede kaç hızla gideceğini bilmek gerek; umarım anlatabilmişimdir.
edit:
tanım: başlık sahibinin tanımını silmesiyle başıma kalan başlıktır.
şöyle bir savı var beyefendinin: aslında önün bomboş ve sen 20’yle giden bir otomobilsin. odaklan, gözlerini aç ve göz takibi yap diyor. ama bunu yaparken geri dönme ve işte kendine normalde okuduğun hızın 2-3 kat arası bir tempo belirle.
iyi güzel hoş bunu o kitabı okurken yaptığında büyülü bir şekilde hızlı okuduğunu hissediyorsun.
ama bunu asla derslerinde yapamazsın. çünkü derslerin otoban değil; dapdar sokaklar ve eğer hızlı gidersen arabayı çarparsın. üstelik o dar sokakların tüm çıkmaz sokaklarını, binaların renklerini hangi binada ne var hepsini bilmen gerekiyor. o yüzden tüm bu kaydı 120’yle giderken yapamazsın. nerede kaç hızla gideceğini bilmek gerek; umarım anlatabilmişimdir.
edit:
tanım: başlık sahibinin tanımını silmesiyle başıma kalan başlıktır.
devamını gör...





