henüz bir kişisel iletiniz yok
karmaya kıymayıp kişisel ileti almayı tercih etmemiş yazar profilinde karşılaşılan ifadedir.
devamını gör...
ekrem imamoğlu vs mansur yavaş
bir insandan asalet akar mi mansur yavas'tan akiyor iste. su ana kadar gereksiz hic bir diyaloga girdigi gorulmemis,tartisilir bir karari yok, gozden dusecek bir haraketi yok.farkli bir adam, yalaka degil oncelikle.
bana kalirsa turkiye'de an itibariyle bu ulke icin bir seyler yapabilecek tek adam o.
ekrem ımamoglu' na gelince, bazen sahalara oynuyor yalan degil. yaptiklarini ve yapacaklarini bir kenara birakayim, selahattin demirtas sempatizani olmasi nedeniyle benim gozumde bitmistir. birilerine yaranmak icin veya sirf birilerine karsi durmak icin birisini savunuyorsan eger o "birisinin" kim olduguna dikkat etmek gerek. belki savunulan, bu ulkenin gencecik sehitlerinin katilidir.
ı
bana kalirsa turkiye'de an itibariyle bu ulke icin bir seyler yapabilecek tek adam o.
ekrem ımamoglu' na gelince, bazen sahalara oynuyor yalan degil. yaptiklarini ve yapacaklarini bir kenara birakayim, selahattin demirtas sempatizani olmasi nedeniyle benim gozumde bitmistir. birilerine yaranmak icin veya sirf birilerine karsi durmak icin birisini savunuyorsan eger o "birisinin" kim olduguna dikkat etmek gerek. belki savunulan, bu ulkenin gencecik sehitlerinin katilidir.
ı
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
"ben bir göçmen kızı gördüm tuna boyunda" diye türkü söyleyesim vardı o gün, kadın göçmen değildi ama bana neydi? onun evine, daha sonra bizim olacak dediğimiz eve doğru yürüyordum, "ne istiyorsun gelirken alayım?" diye sormuştum, "ekmek al gel yeter, tamız biz zaten" demişti, zeki ve ince kadın.
dün gibi hatırlıyorum o arabanın bana çarpışını, ölüşümü, şaka gibi ama maalesef gerçek bu, biz biliyoruz siz bilmiyorsunuz.
sonrası kayıp, onu bir daha hiç görmedim, belki gelir / ve lütfen gelmesin / arasında yıllar geçti.
o ekmeği bile paylaşsam yeterdi bana, oysa o bunu bile bilemedi.
dün gibi hatırlıyorum o arabanın bana çarpışını, ölüşümü, şaka gibi ama maalesef gerçek bu, biz biliyoruz siz bilmiyorsunuz.
sonrası kayıp, onu bir daha hiç görmedim, belki gelir / ve lütfen gelmesin / arasında yıllar geçti.
o ekmeği bile paylaşsam yeterdi bana, oysa o bunu bile bilemedi.
devamını gör...
türkiye'de doğurganlık oranının düşmesi
ailelerin bilinçli adımlarından biri olarak görmekteyim. gelecek ne getirir bilemeyiz ama bir anne baba yavrusunun güzel, rahat bir yaşam sürmesini ister. ülkemizde her an ne olur bilmiyoruz, küçücük bedenlerin nasıl hunharca katledildiği , kırılan umutların, bol gözyaşının olma ihtimali var. bu korkuyla yaşanmaz ama kimse canından bir parçanın canına bir şey gelsin istemez. gelecek kaygısı olacak, ülkede haksızlıklara uğrayacak...
sağ olsun hükümet bunu fark edince suriyelilerin düzinelerce çocuk yapmasına karşı koymuyor. başımıza bela açacak iktidar bunun herkes farkında. yapmasınlar demiyorum ama her şeyin bir usulü var. hem başka ülkedesin hem de kafa rahat çocuk yapıyor, bunu ülkemin insanı bile yapmadı. allah yardımcımız olsun.
sağ olsun hükümet bunu fark edince suriyelilerin düzinelerce çocuk yapmasına karşı koymuyor. başımıza bela açacak iktidar bunun herkes farkında. yapmasınlar demiyorum ama her şeyin bir usulü var. hem başka ülkedesin hem de kafa rahat çocuk yapıyor, bunu ülkemin insanı bile yapmadı. allah yardımcımız olsun.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
günün güzel haberlerinden biri*. heyecandan ilk cümleyi yazıp kaydettim*. sevdiğim yazarlardan biri daha radyomuzda daha nolsun efenim. darısı benim başıma, derdim ama demiyorum çünkü sınavlarım var. hayırlı uğurlu olsun, pek fantastik çok güzel olacağına eminim*.
devamını gör...
yedi numara dizisi replikleri
en sevdiğim sahnelerden...
haydar: sana son defa soruyorum, bir daha da sormayacağım. 'benim bir parçamsın' ne demek armağan?
(armağan gitmek ister, haydar tutar ve soruyu tekrarlar.)
haydar: ne demek armağan?
armağan: kabul etmekten deliler gibi korktuğum, kırk kilide vurup sakladığım her şey demek. yitirdiğim çocukluğumdan saklı kalan masumiyet demek. bir türlü yol bulup da yüreğimden dilime gelmeyen o cümle demek. ben de seni seviyorum haydar demek, ben de seni seviyorum demek.'
haydar: sana son defa soruyorum, bir daha da sormayacağım. 'benim bir parçamsın' ne demek armağan?
(armağan gitmek ister, haydar tutar ve soruyu tekrarlar.)
haydar: ne demek armağan?
armağan: kabul etmekten deliler gibi korktuğum, kırk kilide vurup sakladığım her şey demek. yitirdiğim çocukluğumdan saklı kalan masumiyet demek. bir türlü yol bulup da yüreğimden dilime gelmeyen o cümle demek. ben de seni seviyorum haydar demek, ben de seni seviyorum demek.'
devamını gör...
ebu berkecan bin muazzama
bazen güzel konulara parmak basan ama başlık açarken yazım yanlışları yapan yazar. uyarmak için mesaj atmaya çalıştım ama mesaj alımı kapalı. kalemine nazar değmesin.
ikinci t: gençlere biraz öfkeli sanki.
üçüncü t: silinmemi istemiş, sonra kendisi silik yemiş. çelik ayna!!
ikinci t: gençlere biraz öfkeli sanki.
üçüncü t: silinmemi istemiş, sonra kendisi silik yemiş. çelik ayna!!
devamını gör...
2 haziran 2021 dolar kuru
keşke maaşımızı dolarla alsaydık. en azından her gün daha az maaş almazdık. **
devamını gör...
sekizinci kurban
andreas franz’ın yazdığı, orjinal adı das achte opfer olan bu eser ‘99 yılında çıkmış bir krimi romanıdır. andreas franzı tanımlarken bakış açımı köklü değişime uğratan bir şaheseri var demiştim. işte o eser bu anlatacağım kitaptır.
kitabın arkasından tercüme ediyorum:
tanınmayan bir şahıs frankfurt cinayet masasına incil’den absürt karanlık, belirsiz alıntılar gönderir. ilk akla gelen eşşek şakası yapıldığıdır. fakat aynı zamanda mide bulandıran bir cinayet işlendiğinde baş komiser julia durant arada bir bağlantının olmasından şüphelenir. cinayetlerin ardı arkası kesilmez ve her seferinde aynı imzayı taşır: kurbanların hepsi çıplak ve alınlarında kanla yazılmış 666 sayısı vardır. soruşturma sırasında polis organize suç, yolsuzluk ve gücün kötüye kullanılması bataklığında boğulur.
kitabı beğendiysen yum gözünü! spoi ama değil gibi de:
kitabın isminden de anlayacağın üzere tam olarak sekiz cinayet işlenir. haber verircesine cinayet işlenmeden önce mezara konulan çiçeklerden bir buket baş komiserin masasına gönderilir. tabi ki de notlarla. alıntısız olur mu hiç? o da var.
her seferinde aynı motif:
ölen kişinin boğazı kesilmiş, oradan akan kan ile alnına 666 yazılmış, genitalleri kesilip, göz hizasına denk gelecek şekilde kafasının yanına koyulmuş. yanında da ne var bil? incilden alıntı. hem de dün baş komisere giden çiçeğin içinde ki notun aynısı. wow dimi? yeap.
ilk kurban banka müdürü doktor matthäus
ikinci kurban emlakçı neuhaus
üçüncü kurban çocuk psikoloğu doktor winzlow
dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci kurbanlar ise tanınmış, bilinmiş, saygıdeğer insanlardan oluşuyor.
peki ya sekizinci kurban? işte onu söylersem büyüsü bozulur dostum. al oku yani, mis gibim roman.
kitapların, kadere inancımı körüklediğini düşünüyorum. misal bu kitap yazıldığında ben daha bebekliğimi yeni tamamlamış, çocuk olmuştum artık. asırlar sonrası* kitapçıda dolanırken yıllar önce yazılmış kitabı buldum. şansım varmış o gün ki bulmuşum bu muazzam romanı. bakış açısı nedir? nasıl değişir? detayları ile oturdum üzerine günlerce düşündüm. yetmedi okuduktan yıllar sonra geldim buraya tanımını yazdım. yetmezse daha da düşünürüm yıllar sonra napılabilir diye.
çok güzel bir kitap fakat yeniden açıp okumam. huyum değildir. yeni kitap keşfetmek, aynı kitabı tekrar okumaktan öndedir.
ihtiyacın olan kitabı bulup ruhuna dokundurabilmen dileği ile, cya.
kitabın arkasından tercüme ediyorum:
tanınmayan bir şahıs frankfurt cinayet masasına incil’den absürt karanlık, belirsiz alıntılar gönderir. ilk akla gelen eşşek şakası yapıldığıdır. fakat aynı zamanda mide bulandıran bir cinayet işlendiğinde baş komiser julia durant arada bir bağlantının olmasından şüphelenir. cinayetlerin ardı arkası kesilmez ve her seferinde aynı imzayı taşır: kurbanların hepsi çıplak ve alınlarında kanla yazılmış 666 sayısı vardır. soruşturma sırasında polis organize suç, yolsuzluk ve gücün kötüye kullanılması bataklığında boğulur.
kitabı beğendiysen yum gözünü! spoi ama değil gibi de:
kitabın isminden de anlayacağın üzere tam olarak sekiz cinayet işlenir. haber verircesine cinayet işlenmeden önce mezara konulan çiçeklerden bir buket baş komiserin masasına gönderilir. tabi ki de notlarla. alıntısız olur mu hiç? o da var.
her seferinde aynı motif:
ölen kişinin boğazı kesilmiş, oradan akan kan ile alnına 666 yazılmış, genitalleri kesilip, göz hizasına denk gelecek şekilde kafasının yanına koyulmuş. yanında da ne var bil? incilden alıntı. hem de dün baş komisere giden çiçeğin içinde ki notun aynısı. wow dimi? yeap.
ilk kurban banka müdürü doktor matthäus
ikinci kurban emlakçı neuhaus
üçüncü kurban çocuk psikoloğu doktor winzlow
dördüncü, beşinci, altıncı ve yedinci kurbanlar ise tanınmış, bilinmiş, saygıdeğer insanlardan oluşuyor.
peki ya sekizinci kurban? işte onu söylersem büyüsü bozulur dostum. al oku yani, mis gibim roman.
kitapların, kadere inancımı körüklediğini düşünüyorum. misal bu kitap yazıldığında ben daha bebekliğimi yeni tamamlamış, çocuk olmuştum artık. asırlar sonrası* kitapçıda dolanırken yıllar önce yazılmış kitabı buldum. şansım varmış o gün ki bulmuşum bu muazzam romanı. bakış açısı nedir? nasıl değişir? detayları ile oturdum üzerine günlerce düşündüm. yetmedi okuduktan yıllar sonra geldim buraya tanımını yazdım. yetmezse daha da düşünürüm yıllar sonra napılabilir diye.
çok güzel bir kitap fakat yeniden açıp okumam. huyum değildir. yeni kitap keşfetmek, aynı kitabı tekrar okumaktan öndedir.
ihtiyacın olan kitabı bulup ruhuna dokundurabilmen dileği ile, cya.
devamını gör...
misafir odası
eskiden cep telefonu yoktu, ev telefonları da her evde yoktu. hal böyle olunca catkapi insanları bir hayli fazlaydı. tam da bu insanlar için bulundurulan oda. koca bir nesil evinin bir odasını kullanamadı, giremedi bile.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
"canım çekiliyor gülüyorum, ağlamamam gerekiyorsa ağlamıyorum.. "
yalnız kalmak istedikçe insanlar benden bir şeyler bekliyorlar. yüreğim kanıyor benim, sadece yalnız kalmak istiyorum. ve delicesine ağlamak..
yalnız kalmak istedikçe insanlar benden bir şeyler bekliyorlar. yüreğim kanıyor benim, sadece yalnız kalmak istiyorum. ve delicesine ağlamak..
devamını gör...
akhisar
sen aydınlatırsın geceyi (film) isimli filmin çekildiği manisa ilçesidir. yönetmen onur ünlü, "akhisar öyle berbat bir yer ki her sokakta ayrı intihar etmek, her elektrik direğine yeniden kendini asmak istiyorsun." söyleminde bulunmuş.
devamını gör...
arkadaş grubundaki tek kız olmak
arkadaş grubumda bir tek ben varım zaten.
devamını gör...
şeker hastalığı belirtileri
ağız kuruluğu, sık idrara çıkma, ani kan şekeri düşmesi ve buna bağlı olarak titreme.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
devamını gör...
mouchette
robert bresson'un geroges bernanos’nun romanı olan mouchette’i 1967’de senaryolaştırıp sinema dünyasına hediye ettiği film ötesi şaheser. robert bresson, mouchette için tam bir sefalet ve acımasızlık’tır der. gerçekten sefaletide acımasızlığıda bu filmde hançer gibi kalbimize saplar. film aslında savaşın yıkımlarının eseri olan insanların sevgisizliği ve ruhsuzluğunu anlatarak başlar annesi yatalak olan mouchette abisi ve kundakta olan kardeşi ile annesinin başında olan ifadesizliği aslında bir çok ifade barındırmaktadır. mouchette ne okulda ne kasabada ne ailesinden kimseye sevgi gösterir soğuktur kendisini bile sevmez. okulda olan koro sahnesinde bunu çok çok iyi anlarız herkesin şarkı söyleyip eğlenirken mouchette'in öyle soğuk duruşundan. ailenin sefaleti savaş sonrasında olan durumları siyah beyaz bir etki ile gözümüze gözümüze sokar çıkmayacak şekilde yönetmen. küçük ayaklı büyük papuçlu bir kızdır mouchette ve onu hissederiz kalbimizde. aslında herkes acımasız herkes sevgisizdir mouchette'e karşı yatalak annesi hariç ama o sadece mouchette karşı değil kendisi giderse çocukları ne olacak diye düşünür. büyük papuçları ile yürüyemeyişiyle yüreğinize bir öküz oturur hele son sahnede kendisini suya bırakırken gözyaşlarınızı tutamayabilirsiniz.
klasik robert bresson tarzı iç çatışmalar ve karanlıkla dolu bir film ağlamak istiyorsanız izleyebilirsiniz efendim.
edit :ah tavşan sahnesi izleyip yazdığım için ağlarken yazmayı unutmuşum.
klasik robert bresson tarzı iç çatışmalar ve karanlıkla dolu bir film ağlamak istiyorsanız izleyebilirsiniz efendim.
edit :ah tavşan sahnesi izleyip yazdığım için ağlarken yazmayı unutmuşum.
devamını gör...
meja (yazar)
tanımlarını okuyunca keşke sosyal bilimci olsaymış, zevkle okurduk, tespitlerini beğenip favorilerdik diye içimden geçirdiğim yazar.
olsun kafa sözlük onsuz düşünülemez, sözlüğümüze ışık saçıyor.
sayısalcıysanız zaten en beğendiğiniz yazarlardandır.
ışığınız sönmesin efendim.
olsun kafa sözlük onsuz düşünülemez, sözlüğümüze ışık saçıyor.
sayısalcıysanız zaten en beğendiğiniz yazarlardandır.
ışığınız sönmesin efendim.
devamını gör...
kadınları aşağılayan atasözleri
atasözleri kıymetli tabii ama bazıları öyle çirkin, öyle can yakıcı ki bunları dilimizden silmek mümkünse aklımızdan da çıkarmamız gerek.
bir kaç örnek vermek gerekirse;
5 kız bir oğlanın yerini tutar mı? oğlansız evde duman tüter mi?
kız doğuran tez kocar.
oğlan doğuran övünsün, kız doğuran dövünsün.
15inde kız ya erde gerek ya yerde.
kızını dövmeyen dizini döver.
kızı kendi haline bırakırsan ya davulcuya kaçar ya zurnacıya.
dişi köpek kuyruk sallamazsa, erkek köpek peşinden gitmez.
yazmaya mecalim kalmadı artık. gerçekten toplumun yarısını oluşturan kadınların bu kadar aşağılanması hepimiz adına utanç verici. bunları hiç kullanmayın, mümkünse unutun hatta.
bir kaç örnek vermek gerekirse;
5 kız bir oğlanın yerini tutar mı? oğlansız evde duman tüter mi?
kız doğuran tez kocar.
oğlan doğuran övünsün, kız doğuran dövünsün.
15inde kız ya erde gerek ya yerde.
kızını dövmeyen dizini döver.
kızı kendi haline bırakırsan ya davulcuya kaçar ya zurnacıya.
dişi köpek kuyruk sallamazsa, erkek köpek peşinden gitmez.
yazmaya mecalim kalmadı artık. gerçekten toplumun yarısını oluşturan kadınların bu kadar aşağılanması hepimiz adına utanç verici. bunları hiç kullanmayın, mümkünse unutun hatta.
devamını gör...
kadın yazarlardan erkek yazarlara sorular
hazırsanız sorayım. benzer soruları başka bir sözlükte de sormuştum.
1- yaşadığınız birkaç kötü deneyim nedeniyle tüm kadınları aynı zannedip, sosyal medya üzerinde kadınlar hakkında genellemeler yaparken, yanlış yapıyor olabileceğiniz hiç aklınıza geliyor mu? bu yaptığınız genellemeler ve sürekli kadınlardan bir kazık yemeyi bekler halde olmanız nedeniyle mutsuz ilişkiler yaşıyor olabileceğinizi düşünüyor musunuz? hayatınızda kimseye kötülük etmediğiniz halde, mesela bir sözlükte açılan "bütün erkekler şeref yoksunudur" gibi bir başlığa üzülmez misiniz? eğer üzülürüm diyorsanız, aynısını kadınlara neden yapıyorsunuz?
2- kendinize kadınların gözüyle bakma şansınız yok. kendi gözünüzle kendinizi ya da yakın arkadaşlarınızı hep en iyi kalpli, en yakışıklı, en efendi olarak görüyor olmak size de tuhaf gelmiyor mu? kadınların sizi nasıl gördüğü hakkında bir fikre sahip değilken nasıl kendinizden bu kadar emin olabiliyorsunuz? belki sandığınız gibi biri değilsinizdir.
3- neden "kadınlar paradan başka şeye bakmaz." şeklinde son derece aptalca genellemeler yaparken, çoğunuz kadınları sadece seks oyuncağı olarak görüyor? bir insanı karakteri, yaşam tarzı, hayata bakış açısı için değil sadece ama sadece sevişmek için istemeyi etik buluyor musunuz? buluyorsanız, benzer şeyi yapan ve sizi sadece paranız için isteyen kadınlardan neden şikayetçisiniz? bulmuyorsanız, etik olmayan bir şeyi neden yapıyorsunuz?
4- kadınları asla kendini geliştirmeyen boş kafalı ve dedikoducu "kezbanlar" olarak yaftalarken, bunu yapanlardan kaçınız bir kadının karşısında sanat, bilim, teknoloji gibi konular hakkında çok iyi bir konuşma yapabilir? mesela içinizden kaç tanesiyle kuantum mekaniği hakkında konuşabilirim, kaçınız bana yapay zekâ hakkında hiç bilmediğim şeyler anlatabilir yahut kaçınız edebi eserleri çok anlamlı şekilde yorumlayabilir? sürekli başkalarından beklediğiniz şeylerin ne kadarını kendiniz yapıyorsunuz?
5- türkiye'de kadın olarak doğup yaşamak ister miydiniz? böyle bir şey olsaydı, türk erkekleri ile mutlu yaşayabileceğinizi düşünüyor musunuz?
***
ben cevapları merak etmiyorum. merak eden arkadaşlar için amme hizmeti olsun dedim. istediğiniz sorudan başlayabilirsiniz.
edit: burada söylediklerimi yapmayanlara hiçbir sözüm yok. ben genellemelere her zaman karşıyım. ön yargım da yok erkeklere karşı. gayet aklı başında, düzgün erkekler var bu ülkede. sorular, bu sorduklarımı yapanların, üzerinde biraz düşünmesi amacıyla soruldu. böyle davrananlar varsa aranızda, onların cevaplarını gerçekten merak etmiyorum. sadece düşünmelerini ve çifte standart davranışları bırakmalarını temenni ediyorum.
1- yaşadığınız birkaç kötü deneyim nedeniyle tüm kadınları aynı zannedip, sosyal medya üzerinde kadınlar hakkında genellemeler yaparken, yanlış yapıyor olabileceğiniz hiç aklınıza geliyor mu? bu yaptığınız genellemeler ve sürekli kadınlardan bir kazık yemeyi bekler halde olmanız nedeniyle mutsuz ilişkiler yaşıyor olabileceğinizi düşünüyor musunuz? hayatınızda kimseye kötülük etmediğiniz halde, mesela bir sözlükte açılan "bütün erkekler şeref yoksunudur" gibi bir başlığa üzülmez misiniz? eğer üzülürüm diyorsanız, aynısını kadınlara neden yapıyorsunuz?
2- kendinize kadınların gözüyle bakma şansınız yok. kendi gözünüzle kendinizi ya da yakın arkadaşlarınızı hep en iyi kalpli, en yakışıklı, en efendi olarak görüyor olmak size de tuhaf gelmiyor mu? kadınların sizi nasıl gördüğü hakkında bir fikre sahip değilken nasıl kendinizden bu kadar emin olabiliyorsunuz? belki sandığınız gibi biri değilsinizdir.
3- neden "kadınlar paradan başka şeye bakmaz." şeklinde son derece aptalca genellemeler yaparken, çoğunuz kadınları sadece seks oyuncağı olarak görüyor? bir insanı karakteri, yaşam tarzı, hayata bakış açısı için değil sadece ama sadece sevişmek için istemeyi etik buluyor musunuz? buluyorsanız, benzer şeyi yapan ve sizi sadece paranız için isteyen kadınlardan neden şikayetçisiniz? bulmuyorsanız, etik olmayan bir şeyi neden yapıyorsunuz?
4- kadınları asla kendini geliştirmeyen boş kafalı ve dedikoducu "kezbanlar" olarak yaftalarken, bunu yapanlardan kaçınız bir kadının karşısında sanat, bilim, teknoloji gibi konular hakkında çok iyi bir konuşma yapabilir? mesela içinizden kaç tanesiyle kuantum mekaniği hakkında konuşabilirim, kaçınız bana yapay zekâ hakkında hiç bilmediğim şeyler anlatabilir yahut kaçınız edebi eserleri çok anlamlı şekilde yorumlayabilir? sürekli başkalarından beklediğiniz şeylerin ne kadarını kendiniz yapıyorsunuz?
5- türkiye'de kadın olarak doğup yaşamak ister miydiniz? böyle bir şey olsaydı, türk erkekleri ile mutlu yaşayabileceğinizi düşünüyor musunuz?
***
ben cevapları merak etmiyorum. merak eden arkadaşlar için amme hizmeti olsun dedim. istediğiniz sorudan başlayabilirsiniz.
edit: burada söylediklerimi yapmayanlara hiçbir sözüm yok. ben genellemelere her zaman karşıyım. ön yargım da yok erkeklere karşı. gayet aklı başında, düzgün erkekler var bu ülkede. sorular, bu sorduklarımı yapanların, üzerinde biraz düşünmesi amacıyla soruldu. böyle davrananlar varsa aranızda, onların cevaplarını gerçekten merak etmiyorum. sadece düşünmelerini ve çifte standart davranışları bırakmalarını temenni ediyorum.
devamını gör...
2 şubat 2021 yök'ün yüz yüze eğitim talebi
üniversitelerde yüz yüze eğitime ne zaman geçileceği merak konusu olurken yükseköğretim kurulundan (yök) son dakika açıklaması geldi. yök, 2020-2021 bahar döneminde yüz yüze eğitime geçilmesine ilişkin sağlık bakanlığından "acil görüş" bildirilmesini istedi.
kaynak.
devamını gör...