z kuşağının normal sözlük'e girişinin yasaklanması gerekliliği
rahat bırakın çocukları. kafalarına göre takılsınlar.
devamını gör...
sakura
türkçesi ''kiraz çiçeği''dir. japonya'nın ulusal simgelerinden biridir hatta sakura döneminde hava durumundan sonra bir de sakura durumu verilir. sakura, dalında kısa kaldığından hayatın da gelip geçici olduğunu vurgulamaktadır.
araştırmalarıma göre japonya'da sakura zensen diye bir festival düzenleniyormuş. sakura zensen, kiraz çiçeklerinin açması demekmiş ve bu da japonlar için değişimi simgeliyormuş.
japonya'ya gidip sakuraların oluşturduğu o güzel manzarayı görmeyi o kadar çok istiyorum ki.
çiçekleri ağır ağır açar ama çok çabuk dökülür. hem hayatın başlangıcını yani baharı müjdeler, hem de kaçınılmaz sonunu simgeler. japonya'da baharın müjdecisi olmasına rağmen, daha solmadan en güzel halindeyken dallarından düşmesi sebebiyle edebiyatta ölüm ile yaşamın birlikteliğini ifade eder.
zıtlıklar yaşamın her anında birliktedir;
siyah ile beyaz gibi, iyi ile kötü gibi, yaşam ile ölüm gibi.
araştırmalarıma göre japonya'da sakura zensen diye bir festival düzenleniyormuş. sakura zensen, kiraz çiçeklerinin açması demekmiş ve bu da japonlar için değişimi simgeliyormuş.
japonya'ya gidip sakuraların oluşturduğu o güzel manzarayı görmeyi o kadar çok istiyorum ki.
çiçekleri ağır ağır açar ama çok çabuk dökülür. hem hayatın başlangıcını yani baharı müjdeler, hem de kaçınılmaz sonunu simgeler. japonya'da baharın müjdecisi olmasına rağmen, daha solmadan en güzel halindeyken dallarından düşmesi sebebiyle edebiyatta ölüm ile yaşamın birlikteliğini ifade eder.
zıtlıklar yaşamın her anında birliktedir;
siyah ile beyaz gibi, iyi ile kötü gibi, yaşam ile ölüm gibi.
devamını gör...
mika
beyrut doğumlu, çok yetenekli bir ingiliz müzik sanatçısı. grace kelly adlı hit şarkısının bulunduğu "relax, take it easy" albümüyle başlayıp on yılı aşkın zamandır devam eden müzik kariyerinde hayli akılda kalıcı parçalar üretmiş, sosyal sorunları ise özellikle vurgulamıştır.
devamını gör...
fotoğraf çekmeyi bilmeyen insan
fotoğraf çeken güzel çektiği için değil gören güzel gördüğü için güzeldir. bu yüzden fotoğraf çekmeyi bilmeyen insan diye bir şey yoktur. fotoğrafı güzel görmeyi bilmeyen insan vardır. size dünyanın en güzel fotoğrafı gibi gözüken bir fotoğraf kimisine hiç bir anlam ifade etmiyor olabilir. f değeri, pozlama, perspektif vesaire bunlar sadece birer faktördür. eğer bakan güzel görmeyi bilmiyorsa en iyi fotoğrafı yakalamak için gösterdiğiniz bütün çaba beyhudedir.
devamını gör...
başarısız yemek yapma anısı
lisedeyim. annem yok. mercimek köftesi yapmaya karar verdim. kuru oldu su kattım, cıvık oldu bulgur kattım. böyle böyle; un kat keloğlan, su kat keloğlan derken kilolarca mercimek köftesi oldu.
devamını gör...
normal sözlük'teki gruplaşmanın hissedilmeye başlanması
dünyadan haberim yok. gruplara da girmeyi düşünmüyorum.
devamını gör...
türkiye'nin en iyi dizisi
behzat ç.
devamını gör...
the rolling stones
t:rock grubu.
buradan erkin koray'dan esinlendikleri şarkıya ve daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.
buradan erkin koray'dan esinlendikleri şarkıya ve daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.
devamını gör...
okuduğun bölümü söylediğinde sorulan garip sorular
''yegenim mezun olunca ilk bizi tedavi eden de mi ? hahahahaha''
''bir kaç haftadır içim sıkılıyor sence nedendir ?''
''sizin psikologlardan farkınız ne ?''
''bir kaç haftadır içim sıkılıyor sence nedendir ?''
''sizin psikologlardan farkınız ne ?''
devamını gör...
sevilen filmlerin sevilen replikleri
-bir dakikan var mı?
+yaklaşık beş senem var (bkz: prison break)
+yaklaşık beş senem var (bkz: prison break)
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
sizler okuyasınız diye bütün bu yazdıklarım,
bu kelimeleri yan yana
satırları alt alta getirmem;
geçip karşısına sonra
ya kahrolmam, ya sevinmem,
sizler için bu didinmem...
sizler, garip şiirimi okuyanlar,
duyduklarımı duyanlar;
sözüm yok ölmüşlere ama...
gülecek benim gibi, benim gibi ağlayacaklar.
benden sonra da yaşayacaklar!
sizler için her şeye sırt çevirmem,
şu evim, işim, şu fakirliğim.
yok bileklerimde altın bileziğim,
ben para kazanmasını bilmem,
yalnız parmaklarımda bir kalem,
umutlu, umutsuz, kara haber, müjde,
inilti, çığlık, ne dersen de,
yavaş yavaş, azar azar,
gücümün yettiği, dilimin döndüğü kadar,
sizler için, ettiğim bütün lâflar…
ziya osman saba
bu kelimeleri yan yana
satırları alt alta getirmem;
geçip karşısına sonra
ya kahrolmam, ya sevinmem,
sizler için bu didinmem...
sizler, garip şiirimi okuyanlar,
duyduklarımı duyanlar;
sözüm yok ölmüşlere ama...
gülecek benim gibi, benim gibi ağlayacaklar.
benden sonra da yaşayacaklar!
sizler için her şeye sırt çevirmem,
şu evim, işim, şu fakirliğim.
yok bileklerimde altın bileziğim,
ben para kazanmasını bilmem,
yalnız parmaklarımda bir kalem,
umutlu, umutsuz, kara haber, müjde,
inilti, çığlık, ne dersen de,
yavaş yavaş, azar azar,
gücümün yettiği, dilimin döndüğü kadar,
sizler için, ettiğim bütün lâflar…
ziya osman saba
devamını gör...
anın fotoğrafı
kısımın doğum günüsü pastasııı.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
hangi şarkıyı istemişim hatırlamıyorum. sanki yıllar geçti. yaşlanıyorum galiba.
merakla dinliycem.*
merakla dinliycem.*
devamını gör...
arkadaşın ölmesi
düşündürür;
paylaştıklarınızı düşündürür,
kahkahalarınızı düşündürür,
"kalbini kırdım mı acaba? " diye düşündürür,
sizde kalan sırlarıyla düşündürür,
en zoru " yerinde ben de olabilirdim" deyip geride bırakacaklarınızı düşündürür.
paylaştıklarınızı düşündürür,
kahkahalarınızı düşündürür,
"kalbini kırdım mı acaba? " diye düşündürür,
sizde kalan sırlarıyla düşündürür,
en zoru " yerinde ben de olabilirdim" deyip geride bırakacaklarınızı düşündürür.
devamını gör...
dinlenme tesisinde unutulma fobisi
adı üstünde zorunlu ihtiyaç molası. yiyip içmek için belki otobüsten inmek istemeyebilirsiniz ama tuvalete gitmeniz gereken bir durum olduğu zaman bu tercih değil zorunluluk oluyor.
bir şarkı var her telefona sen çık her kapıya sen koş beni hatırla diye. işte her anons acaba benim otobüsüm mü algısı yaratan bir korkudur.
bir şarkı var her telefona sen çık her kapıya sen koş beni hatırla diye. işte her anons acaba benim otobüsüm mü algısı yaratan bir korkudur.
devamını gör...
normal sözlük'teki en havalı nick
ah allahım iki kişi beni yazmış. çok mutluyum çok bahtiyarım. yarın gidip kimliğimi değiştireceğim adımı soyadımı mesut bahtiyar yapacağım. dileyin benden ne dilerseniz. para istemeyin o ayrı.
devamını gör...
arjantin
bana "bugüne kadar ben et yememişim ki" dedirten ülke. arjantin'de muhteşem bir parilla yani ızgara kültürü var ama asıl olay kullanılan ette. artık havasından mı suyundan mı, patagonya'nın çayırlarından mıdır bilinmez et bildiğin lokum. daha da enteresanı kaliteli restorana da gitsen, esnaf lokantası da olsa, hatta süpermarketten bile alsan et her yerde kaliteli. ama sınırın bir adım ötesine git, şili'de kayış gibi oluyor o etler. daha da güzeli süper ucuz olması. mesela dananın sırt kısmı ki en pahalı ve lezzetli kısım bu, 30 tl civarıydı. aynı cins et türkiye'de o dönem 70 liraydı. tabi bunda biraz arjantin pezosunun dandik bir para birimi olması da etkili. dananın diğer kısımları daha da ucuz, domuz eti hepten ucuz. ayrıyetten eti coşturan chimichurri adında bir sosları var ki enfes. biftek dışında asado dedikleri kaburga konusunda uzman bu herifler. zaten konu üzerine cilt cilt yazmışlar. bunun dışında bütün latin amerika ülkelerinde bulabileceğiniz cazuela, empanada, a lo pobre gibi yiyecekler de mevcut. ha bir de unutmadan buenos aires'de çok güzel pizza yapıyorlar.
yalnız kahvaltı kültürü çok zayıf. yok gibi bir şey. kruvasan+kahve en standart kahvaltı. bir de arjantinlilerin kendilerine has bir sandviçi var. miga denen yumuşacık ekmekle yapılıyor. başka da alternatif yok. bir de bu herifler dulce de leche ile yatıyor, dulce de leche ile kalkıyor. sütten yapılan bir çeşit tatlı krema. ekmeğe falan sürülüyor.
bir de bu ülke muhteşem malbec şaraplarının anavatanı. tanen açısından zengin olduğu için kırmızı etle muhteşem bir ikili oluyor. işin bonusu şarabın çok ucuz olması. fiyatlar 10-100 tl arasındaydı ben oradayken, her fiyat skalasını denedim kötü ya da berbat dediğim tek bir şişe bile çıkmadı. ülkenin en sevdiğim bölgesi haliyle şarap memleketi mendoza olmuştu. ha bir de mate var. herkes, her yerde, her dakika mate içiyor. hatta mate otomatları kurmuş adamlar :) mate bir çeşit bitki, bunun çayını yapıyorlar, özel kupası ve pipetiyle içiliyor. kahve kadar olmasa da kafein açısından zengin.
arjantin ispanyolcasına gelince, yeni başlayan için zordur. alışması zaman alır, biraz kulak tırmalar. bu ülkenin insanları da cidden çok kafa. inanılmaz sıcak kanlılar ve hoşsohbetler. bir masaya oturduğunuzda gülmekten karnınıza ağrılar girmeden kalkamazsınız. kısacası güzel ülkedir. buzullarından bağlarına, patagonyasından şehirlerine kadar güzel memleket.
yalnız kahvaltı kültürü çok zayıf. yok gibi bir şey. kruvasan+kahve en standart kahvaltı. bir de arjantinlilerin kendilerine has bir sandviçi var. miga denen yumuşacık ekmekle yapılıyor. başka da alternatif yok. bir de bu herifler dulce de leche ile yatıyor, dulce de leche ile kalkıyor. sütten yapılan bir çeşit tatlı krema. ekmeğe falan sürülüyor.
bir de bu ülke muhteşem malbec şaraplarının anavatanı. tanen açısından zengin olduğu için kırmızı etle muhteşem bir ikili oluyor. işin bonusu şarabın çok ucuz olması. fiyatlar 10-100 tl arasındaydı ben oradayken, her fiyat skalasını denedim kötü ya da berbat dediğim tek bir şişe bile çıkmadı. ülkenin en sevdiğim bölgesi haliyle şarap memleketi mendoza olmuştu. ha bir de mate var. herkes, her yerde, her dakika mate içiyor. hatta mate otomatları kurmuş adamlar :) mate bir çeşit bitki, bunun çayını yapıyorlar, özel kupası ve pipetiyle içiliyor. kahve kadar olmasa da kafein açısından zengin.
arjantin ispanyolcasına gelince, yeni başlayan için zordur. alışması zaman alır, biraz kulak tırmalar. bu ülkenin insanları da cidden çok kafa. inanılmaz sıcak kanlılar ve hoşsohbetler. bir masaya oturduğunuzda gülmekten karnınıza ağrılar girmeden kalkamazsınız. kısacası güzel ülkedir. buzullarından bağlarına, patagonyasından şehirlerine kadar güzel memleket.
devamını gör...
baal
yakındoğu semitik mitolojisinden bir tanrı. tüm yakındoğu ve mezopotamya kültürlerinde bilinen ve tapınılan bir tanrı olmuştur. akkadlar babilliler kenan kartaca ve sümerde de tapınılmıştır.
sümerlerdeki konu biraz karışık sanırım çünkü enlil'in baal/bel ile alakalı olup olmadığı meçhul.
tabi baal denince akla gelen en ürkünç şey, hayır şevki diablo değil ona da değineceğim sdfkjg bu kartacalılar biliyorsunuz semitik. aranızdaki yabanilerin tarih bilgisi güneşte beklemiş coca cola gibi olduğu için bu konuyu biraz açayım... kartacalılar akkadlar babilliler kenanlılar falan hepsi semitik ırka mensuptur. yani bugünkü arapların dedeleri desem pek yanlış bir tanım olmaz. sümerler ayrı. onların afedersiniz ne poh oldukları meçhul racial anlamda...
işte bu baale tapınan semitik halklarda yaygın bir adet vardır. o da baale yenidoğan bebek kurban edilir ve ateşte yakılır. israil'de antik jerusalem (hieros solomon yani süleyman'ın kutsal kenti) yakınlarında ge hinnom vadisi vardır. işte burada o işi yaparlar. ge hinnom daha sonra hristiyanlık'ta gehenna, islam dininde ise cehennem olarak ortaya çıkar.
romalılar pön savaşları esnasında da kartacalıları aşağılamak için çocuk kurban ettiklerine atıf yaparlar. yakın zamana kadar bunun romalıların uydurduğu bir savaş propagandası sayılmaktaydı. lakin kartacada bir kutsal alanda yüzlerce bebek iskeleti mi ne çıktı o işin pek öyle olmadığı ve romalıların haklı olduğu anlaşıldı.
velhasıl baal ya da kuran'da geçen adı ile bel, semavi dinlerde hiç iyi anılmaz. hristiyanlık folklorunda baal demonlaştırılmıştır. islamda ise zaten puttur ve kötüdür.
2. binyılda ve erken demirçağında güçlü bir baal tapınımı yakındoğuda etkili olmuştur. daha geç sayabileceğimiz roma döneminde bile palmyra'da yerel halk yanlış hatırlamıyorsam yarhibol ve aglibol'den sonra baal shammon'a tapınmıştır.
diablo'da da lord of destruction pakedinde kaosun efendisi olarak anılan demondur ayrıca.
sümerlerdeki konu biraz karışık sanırım çünkü enlil'in baal/bel ile alakalı olup olmadığı meçhul.
tabi baal denince akla gelen en ürkünç şey, hayır şevki diablo değil ona da değineceğim sdfkjg bu kartacalılar biliyorsunuz semitik. aranızdaki yabanilerin tarih bilgisi güneşte beklemiş coca cola gibi olduğu için bu konuyu biraz açayım... kartacalılar akkadlar babilliler kenanlılar falan hepsi semitik ırka mensuptur. yani bugünkü arapların dedeleri desem pek yanlış bir tanım olmaz. sümerler ayrı. onların afedersiniz ne poh oldukları meçhul racial anlamda...
işte bu baale tapınan semitik halklarda yaygın bir adet vardır. o da baale yenidoğan bebek kurban edilir ve ateşte yakılır. israil'de antik jerusalem (hieros solomon yani süleyman'ın kutsal kenti) yakınlarında ge hinnom vadisi vardır. işte burada o işi yaparlar. ge hinnom daha sonra hristiyanlık'ta gehenna, islam dininde ise cehennem olarak ortaya çıkar.
romalılar pön savaşları esnasında da kartacalıları aşağılamak için çocuk kurban ettiklerine atıf yaparlar. yakın zamana kadar bunun romalıların uydurduğu bir savaş propagandası sayılmaktaydı. lakin kartacada bir kutsal alanda yüzlerce bebek iskeleti mi ne çıktı o işin pek öyle olmadığı ve romalıların haklı olduğu anlaşıldı.
velhasıl baal ya da kuran'da geçen adı ile bel, semavi dinlerde hiç iyi anılmaz. hristiyanlık folklorunda baal demonlaştırılmıştır. islamda ise zaten puttur ve kötüdür.
2. binyılda ve erken demirçağında güçlü bir baal tapınımı yakındoğuda etkili olmuştur. daha geç sayabileceğimiz roma döneminde bile palmyra'da yerel halk yanlış hatırlamıyorsam yarhibol ve aglibol'den sonra baal shammon'a tapınmıştır.
diablo'da da lord of destruction pakedinde kaosun efendisi olarak anılan demondur ayrıca.
devamını gör...
akustik kedicik
1960'larda kedilerin cia tarafından casusluk amacıyla kullanılmaya çalışıldığı proje. amaç, aynı dönemde yapılan diğer deneylerin çoğunda olduğu gibi, sovyetler birliği'ne ilişkin gizli bilgileri ele geçirebilmekti.
açlığa uyup kafasına göre yemek bulmaya gitmesin diye çeşitli ameliyatlardan geçirilen kedilerin kulaklarına mikrofon, kafatasına radyo vericisi, tüylerine de anten niyetine ince bir tel yerleştirilmiş.
ilk görev, arabanın altında kalan ilk "casus kedi" nedeniyle başarısız olmuş. projeye yaklaşık 20 milyon dolar harcanmış. fakat istendiği kadar faydalı bir proje olmadığı söylenmiş ve bunun nedeni olarak da kedilerin, istenen amaca uygun şekilde eğitilmelerinin zorluğu gösterilmiş. 7 yıl sonra da sonlandırılmış ve cia tarafından içeriği sansürlenerek yayımlanan belgelerle projenin varlığı doğrulanmış.
kim bilir neler ettiler zavallı hayvanlara...
***
projenin orijinal adı olan acoustic kitty, john mann albümünün adıdır aynı zamanda. link
açlığa uyup kafasına göre yemek bulmaya gitmesin diye çeşitli ameliyatlardan geçirilen kedilerin kulaklarına mikrofon, kafatasına radyo vericisi, tüylerine de anten niyetine ince bir tel yerleştirilmiş.
ilk görev, arabanın altında kalan ilk "casus kedi" nedeniyle başarısız olmuş. projeye yaklaşık 20 milyon dolar harcanmış. fakat istendiği kadar faydalı bir proje olmadığı söylenmiş ve bunun nedeni olarak da kedilerin, istenen amaca uygun şekilde eğitilmelerinin zorluğu gösterilmiş. 7 yıl sonra da sonlandırılmış ve cia tarafından içeriği sansürlenerek yayımlanan belgelerle projenin varlığı doğrulanmış.
kim bilir neler ettiler zavallı hayvanlara...
***
projenin orijinal adı olan acoustic kitty, john mann albümünün adıdır aynı zamanda. link
devamını gör...
