çay kaşığı ile verilen zammın, kazan kepçesiyle geri alınacağının göstergesi olan durum. ya ne bekliyordunuz ki? en basitinden tuvalet kağıdına bakın, neydi ne oldu?
devamını gör...

ikisi de mevcut şartlarda başarılı işler yapmaktadır fakat saçma bir karşılaştırmadır. istanbul ve ankara hiçbir açıdan denk değildir ki başkanlarını yarıştıralım.
devamını gör...

orhan pamuk'un kitapları arasında en dikkat çekeni. orhan pamuk okumaya kara kitapla başlamak en doğrusu olduğundan kara kitap ile başladım. normalde cevdet bey ve oğullarını ya da sessiz evi öneriyorlar.
özgün bir kitap.
ana tema insanların kendisi olamaması
kurgusunda 33 yaşında avukat olan galip'i karısı rüya, bir gece mektupla terkediyor. karısını istanbul sokaklarında ararken karısı rüya'nın üvey kardeşi ve ünlü köşe yazarı celal salik'in de kaybolduğunu öğrenerek ikisini de arama yolculuğuna başlıyor. bu arama yolculuğu bizim aramalarımız gibi olmuyor. galip kimseye haber vermiyor kayıplardan hatta küçük yalanlar da söylüyor.
kitabın bütün kurgusu "arayış" ama eşini değil sanki galip kendisini arıyor gibi.
rüya kaybolduğunda galip ilk önce rüyanın önceki ilişkisine gidiyor. orada bulmayı umuyor, bulacağından da emin.
kitap atıf, referans konusunda "bence" oldukça zengin. bu durum okur olarak keyif veriyor. örneğin dantenin ilahi komedya kitabının cehennem bölümünden bir referans var. pavyon sahnesinde decamerondan alıntı var. kendi edebiyatımızdan iz sürme konusunda ince memedin topal alisine atıf var. marcel proust'un kayıp zamanın izinde kitabını anlatmaya lüzum yok sanıyorum.
binbirgece masallarıyla ortak biraz zira galip rüya'yı ararken küçük küçük hikayeler anlatıyor her bölümünde. mantıku't-tayr (kuşların dili) bir arayış hikayesi olduğundan benzediğini söylüyorlar (ki mantıku't-tayr'ı okumadığımdan bilgim yok), hüsn-ü aşk aynı aileden olan iki kişi birbirine aşık oluyor tıpkı rüya ve galip gibi.
şeyh galip hüsn-ü aşk'ı yazarken mesneviden etkilendiğini söylüyor. yani ustası celalettin rumi.
kitapta da galip celal'i usta olarak görüyor.
benim kitapta altını çizdiğim not aldığım birçok yer var. ama en çok etkileyen bölüm şüphesiz 1. kısımın 15. bölümü.
kitap bence defalarca okunmaya değer ki ben öyle yapacağım. iyi ki okumuşum.
sadece sabırlı okurlar için öneririm.
devamını gör...

yorgun ve güçsüz düşen kimselere denmektedir.
devamını gör...

insanın azıcık bitinin kanlandığını görünce olayların nerelere gittiğinin delilidir.
nietzche'nin bu durumu anlatan çok efsane bir sözü vardı ama şimdi hatırlayamadım böylesi bir başlık için google yapamam ama en azından insanların azıcık ayrıcalık tanındığında neler yapabileceğini gözler önüne seren en güzel delillerden biridir.
devamını gör...

insanlar bu konuda sandığımızdan daha acımasızdır kıymetli okuyucu.bizler de insan olduğumuza göre aynı acımasızlığı içimizde barındırırız.

aşk derken, bir insanın başka bir insana duyduğu her tür duygusal çekim kast ediliyorsa eğer; bu, çoğunlukla ego işidir. çok nadirdir hiç bir karşılık gözetmeden birini sevebilmek. doğal olarak ,karşılık beklemiyorum diyen biri çoğu zaman doğruyu söylemiş olmaz. herkes biraz kendi için sever diğerini ve en iyi ihtimalle karşıdakinin iyiliği ve huzurunun da ancak kendi yanında bulunmasına bağlı olduğunu düşünür.

not: işbu ileti, yazarın saçma sapan aforizmalarını içerir. çok da ciddiye alınmamalıdır.
devamını gör...

bazı kişilerde eylem haline gelmesi için okumanın bile yeterli olabileceği açılmış ha bu başlıktır. ya da karşınızda kaşınan biri de yeterlidir.

uyku tutmadığı zamanlarda, lafın lafı açtığı gecelerde, 5 yıl önceki bir olay aklınıza gelir de, hele bir de“keşke böyle deseydim” kısmına geçiş yaptıysanız tüm vücudu ele geçiren, anlamsız bir durum haline gelmektedir.
devamını gör...

1969 yapımı memduh ün'ün yönettiği duygu sağıroğlu'nun senaryosunu yazdığı türk sinamasının az bilinen sert filmlerinden bir tanesidir.
başrollerde cüneyt arkın, fatma girik, firuzan * ve bilal inci oynamaktadır. filmin konusuna gelecek olursak:
ahmet (cüneyt arkın), komşusu hamza(behçet nacar) tarafından öldürülür. karısı ıraz (fatma girik) cinayeti ihbar etse de ispatlayamaz. ahmet’in geride bıraktığı oğlu alide (cüneyt arkın) hamza’yı öldürerek hapse girer. hapishaneden çıkan ali, bu kan davasını bitirmek ister ama nafile...
bu filmde türk sinemasında gelip geçmiş en sert, en istismarcı, en kestirilemeyen sahnelerden birisi vardır . ali'nin kanlısının(bilal inci), onun annesi rolündeki yaşlı, başörtülü ıraz'a (fatma girik), intikam olsun diye tecavüz ettiği an ve sonrasında ıraz'ın intiharı ile senaryonun yol değiştirip farklı yollara sapması ve çok değişik intikam yöntemleri ile az bilinen şahane türk filmleri klasmanına girmeyi sonuna kadar hakediyor.
ayşe'nin(firuzan)'ın en başta erkek gibi silah kullanıp biraz daha olan küçük abisinden daha çok intikam hırsı ile yanması ali ile tanıştıktan sonra ona aşık olması çok klişe gelsede bu filmde bu kadarcıkta olsundur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

milföy hamuru...
devamını gör...

bir dönem çok izlediğim bir tlc programıdır.

çağımızın en büyük hastalıklarından biri olan obeziteden mustarip insanların hayatta kalmaya kadar vermeleri üzerine tuhaf doktor nowzaradan’dan yardım istemeleri konu edilir.

dublajlı izlediğiniz zaman nowzaradan’ın boynuna astığı ve altından olduğu iddiaları ile bir dönem gündem olan stetoskopu ile kapıyı açıp “ melaabaaa” diyerek içeri girmesi dikkat çekici ve eğlenceli olsa da hemen ardından 300 kiloyu aşmış hastaya “ bir aya kalmaz ölürsün” demesi arasındaki tezat çarpıcıdır.

yukarıda bir tanımda da söylendiği gibi bu tür bir obezite sorunu ile uğraşanların büyük bir çoğunluğu ya cinsel istismara uğramış ya da ihmal edilmiş insanlardan oluşmaktadır. yemek yemeyi bir kaçış, bir unutma yöntemi olarak kullanan insanlardan.

ve bu insanlar sürekli nowzaradan’ın houston, texas’ta bulunan hastanesine gelmek için günler süren acılı ve sancılı yolculuklar yapmak zorunda kalır.

ailelerinden biriler sürekli olanlara yemek getirir. sürekli fast food kaçakları yaşanır bu yardıma ihtiyaç duyan insanların hayatında.

başarılı olanların sonraki hallerini gösteren bir program daha yapılmış olsa da başarısız olanların akibetini tahmin etsek de kesin olarak emin olamayız asla.
devamını gör...

genelleme yapmayı her ne kadar sevmesem ve anlamsız bulsam da yedi ceddi karadenizli bir kadın olarak bunu yapacağım sanırım. karadenizli kadınlar çok güçlü olurlar. baskın karakterleri vardır. çalışkandırlar. ailesine oldukça bağlıdırlar. ekseriyetle beyaz tenlidirler. bizim ailedeki kadınlar genel olarak da güzeldir. ben erkek olsam kesinlikle karadenizli bir kız ile evlenirdim.*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bilateral hiler lenfadenopati, ateş ve eritema nodozum ile karakterize sarkoidoz ilişkili sendromdur.
devamını gör...

başarılı olduğum bir konuda beni desteklediğini sanarken arkamdan ''onu herkes yapar çok önemli bir şey değil'' dediğini duyduğum an.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yıllardır birçok sözlükte yazdım. nickaltına bu kadar düşkün sözlük yazarları ilk defa görüyorum. sadece nickaltı yazılmasına da değil bu arada.

neyse kimlere ne anlatıyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çok güzel bir candan erçetin şarkısı.
devamını gör...

(bkz: kendi kendine eğlenmek)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aşı olmak hastalığa yakalanmayı önlemese de hafif atlatmayı saglıyor. aşı olmak hastaneye yatmayı, yogun bakımlık olmayı engelliyor. gözlemledigim bu sekilde ve buna cok eminim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim