kitap önerileri
martı jonathan livingston
devamını gör...
depresyona giren kişiye söylenmemesi gerekenler
-en kötüsünü sen yaşamıyorsun ki herkes ölsün o zaman.
-şükretmeyi öğren.
-rahat battığı için böyle oldun.
depresyondaki bir kimse bana destek olacak sözler lazım demiyor.
siz illa yardım etmek istiyorsanız elinden tutun. yok bir iyiliğiniz dokunmayacaksa da kötülük etmeyin. unutmayın doktor değilseniz dememe gerek var mı bilmiyorum.
-şükretmeyi öğren.
-rahat battığı için böyle oldun.
depresyondaki bir kimse bana destek olacak sözler lazım demiyor.
siz illa yardım etmek istiyorsanız elinden tutun. yok bir iyiliğiniz dokunmayacaksa da kötülük etmeyin. unutmayın doktor değilseniz dememe gerek var mı bilmiyorum.
devamını gör...
sen kimsin
türklerin kavga esnasındaki vazgeçilmez söylemi
-sen kimsin?
+asıl sen kimsin?
-sen kimsin ki bana sen kimsin diyorsun?
+sen kimsin de ilk bana sen kimsin diyorsun?
...
-sen kimsin?
+asıl sen kimsin?
-sen kimsin ki bana sen kimsin diyorsun?
+sen kimsin de ilk bana sen kimsin diyorsun?
...
devamını gör...
kimi insanların az konuşma nedeni
konuşmayı unutmuş biri olabilir. insan konuşmaya konuşmaya unutuyor haliyle ve konuşmak isteyince de kelimeler birbirine girebiliyor. bu da konuşma fobisini doğuruyor.
gerçekten acı bir durum.
gerçekten acı bir durum.
devamını gör...
biyoloji bölümünde okumak
herpetoloji(sürüngen bilimi) dersi alırken yüksek lisansta araştırma yapan bir grupla gezme fırsatım olmuştu. dağ, tepe gezmek; saha araştırması yapmak ve örnek toplamak zahmetli olsa da çok sevmiştim. doğanın içinde kaybolmak güzeldi.
canlılığı anlamak için ve daha derin araştırmalar yapmak için eğer ilgi varsa okunması gereken bir bölüm.
canlılığı anlamak için ve daha derin araştırmalar yapmak için eğer ilgi varsa okunması gereken bir bölüm.
devamını gör...
baklava vs profiterol
başlığı açan yarına felç uyanabilir. yaradanın gücüne gider, o parmakların tutmaz bir daha. bana damak tadı değişkendir, yok zevkler, renkler edebiyatı yapmayın. proferol, baklava reyizi gördüğü yerde utanıp mekana girmez, siz burada utanmadan versusunu yapıyorsunuz. yazıklar olsun, başka sözüm yok. sinirlendim lan ciddi ciddi.*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
soğukluğunu hissedebiliyorum
ne kadar arzuladığımı da
çıkan o ürpertici ses
onu da duyuyorum
ama yoksun
yakında tanışacağız nasılsa
başladığın işi ben bitireceğim
o cesaret bende yok mu
inanmıyorsun değil mi
o zaman çehov'u hatırla!
ne kadar arzuladığımı da
çıkan o ürpertici ses
onu da duyuyorum
ama yoksun
yakında tanışacağız nasılsa
başladığın işi ben bitireceğim
o cesaret bende yok mu
inanmıyorsun değil mi
o zaman çehov'u hatırla!
devamını gör...
siyahi bir erkek ile evlenmek
tanımlarda dönmesi muhtemel belaltı espri amacıyla açılsa bile ırkçılık, ayrımcılık kokan bir başlıktır. her evlilik gibi normal bir evliliktir. eksiğide yoktur fazlası da yoktur. farklı düşünenler için özgüven yuklemesi yapan tanıdık psikolog arkadaşım çoktur.
dipçe : bir dönem afroamerikan ev arkadaşı olan biri olarak söylüyorum. biraz az porno izleyin pc başında hasta oluyorsunuz.
dipçe : bir dönem afroamerikan ev arkadaşı olan biri olarak söylüyorum. biraz az porno izleyin pc başında hasta oluyorsunuz.
devamını gör...
misvak mizah dergisi
her şeyin kendine özgü, kendine bağlı, gündem yaratmak için işaret bekleyen alternatiflerini yaratan muktedirler tarafından sırtı sıvazlanıp cebine harçlık konan dergidir.
bu dergiyi okuyanların gerçekten oradaki saçmalıklara gülüp gülmediklerini merak ederim. sadece destek vermek için para verip alıyorlarsa bence sıkıntı yok.
mizah seviyesi ise aşağıdaki gibidir :
buradan
bu dergiyi okuyanların gerçekten oradaki saçmalıklara gülüp gülmediklerini merak ederim. sadece destek vermek için para verip alıyorlarsa bence sıkıntı yok.
mizah seviyesi ise aşağıdaki gibidir :
buradan
devamını gör...
yazarların adına başlık açmak
(bkz: nickaltı)
devamını gör...
b vitamini
b grubu vitaminleri nörolojik metabolizmada bulunan görevleri nedeniyle nöronal sağlığın sürdürülmesinde önemlidir. b grubu vitaminlerinin eksikliği spesifik nörolojik bozuklukların (görülen subakut kombine dejenerasyon, pellegra, demans gibi) oluşması ile sonuçlanır. ayrıca plazma b grubu vitaminlerindeki eksiklikler bilişsel fonksiyon bozukluklarının sebeplerinden biri olarak gösterilmektedir. yapılan bir çalışmada b vitaminleri desteğinin alzheımer başlangıcını geciktirdiği ve ilerleyişini yavaşlattığı kanıtlanmıştır. güncel klinik yaklaşımlar kognitif hasarın önüne geçebilmek için plazma b grubu vitaminleri düzeyinin düzenli kontrolünü ve eksikliği bulunan b grubu vitaminlerinin takviyesini önermektedir.
devamını gör...
hafızadan çıkmayan reklam jingleları
getiir bi mutluluk getir bi mutluluk
devamını gör...
herkes gider mi sorunsalı
insan kendinden gidiyor. bu durumda herkesin gitmesi de önemsiz kalıyor.
devamını gör...
san marco bazilikası
venedik san marco meydanı'nda bulunan, 5 kubbeden oluşan, bizans haç planı üzerine ayasofya esas alınarak yapılmış kilisedir. roma'ya giderken venedik'e sığınıp şehri kutsadığı düşünüldüğünden, aziz marko'nun şehrin koruyucu azizi olduğu kabul edilmiştir. azizin kemikleri venedikli tüccarlar tarafından mısır'dan kaçırılarak şehre getirilmiş ve saklanması için buraya koyulmuştur. bazilika'nın yapımı 828 yılında dükler sarayının yanında şapel olarak başlamış, daha sonra 978 yılında kapsamlı bir restorasyon geçirmiştir. 1094 yılında papa tarafından kutsanan kilise bugünkü haline ise 17. yüzyıla kadar süren eklemelerle gelmiştir.

kendi deneyimlerimden aktarmam gerekirse, ziyaret eden kişiler bazilikanın büyük bir kısmını ücretsiz olarak görebilirler. ancak bazı önemli eserleri görmek için ücret ödemek gerekiyor. mesela istanbul'dan götürülen atların orjinalleri de bu eserlerden biridir. görülmesi gereken heykel, mozaik ya da oymaların yanında benim ilgimi çeken ki sizin de ilginizi çekeceğini düşündüğüm üç eserle alakalı bilgi vermek isterim.
biliyorsunuz aziz marko'nun şehrin koruyucusu olarak benimsendiğinden tüccarlar tarafından kemiklerinin mısır'dan kaçırıldığını söylemiştik. kaçırılma olayı şöyle oluyor: venedikli tüccarlar çaldıkları kemikleri, bilerek bozulmuş domuz etlerinin içinde sandıklara koyuyorlar. müslümanlar ise hem iğrendiğinden hem de domuz eti murdar olduğundan bu sandıklara uzaktan bakıyor ama kontrol etmiyorlar. her ne kadar osmanlılardan kaçırıldığı söylense de bunun doğru olmadığı düşünülmektedir. işte bu kaçırılma olayı bazilikada mozaikler ile resmedilmiş. huzurlarınıza bırakırım.

bir diğer eser ise kopyaları bazilikanın girişinde, orjinali ise içerisindeki müzede görülebilecek istanbuldan kaçırılan 4 adet bronz at heykelidir. atların hava şartları ile bozulmaması için içeri almışlar.
atların hikayesi de şöyle; sultanahmet meydanı roma ve bizans döneminde büyük bir hipodroma ev sahipliği yapıyordu. hipodromun girişinde ise 4 adet bronz at heykeli vardı. bu heykellerin milattan önce yaşayan yunan heykeltraş lysippos'un eseri olduğu düşünülmektedir. bronz olarak bilinse de modern zamanda yapılan analizlerle heykellerin %98 bakır içerdiği saptanmıştır. işte 4. haçlı seferi ile yağmalanan istanbuldan kaçırılan bir çok eserin yanında bu heykeller de venedik'e götürülmüş ve san marco bazilikasının girişine konmuştur. daha sonra napolyon bonapart tarafından alınıp paris'e götürülse de 1815 yılında venedik'e iade edilmiştir.


istanbuldan götürülen eserlerden biri de four tetrarchs'dır (dörtlü yönetim heykeli). götürülen bu heykeldeki dört figürden birinin ayağı istanbul'dan taşınırken kırılmış olacak ki bu ayak 1960'lı yıllarda aksaray'da bir inşaat sırasında bulunmuştur. italyanlar ayağı istemiş ancak türk yetkililer. "önce siz çaldığınız heykeli iade edin." şeklinde cevap vermiştir. ayak günümüzde istanbul arkeoloji müzesi'nde sergilenmektedir. heykelin fotoğrafında olmayan ayağa ek yaptıkları görülmektedir.

kendi deneyimlerimden aktarmam gerekirse, ziyaret eden kişiler bazilikanın büyük bir kısmını ücretsiz olarak görebilirler. ancak bazı önemli eserleri görmek için ücret ödemek gerekiyor. mesela istanbul'dan götürülen atların orjinalleri de bu eserlerden biridir. görülmesi gereken heykel, mozaik ya da oymaların yanında benim ilgimi çeken ki sizin de ilginizi çekeceğini düşündüğüm üç eserle alakalı bilgi vermek isterim.
biliyorsunuz aziz marko'nun şehrin koruyucusu olarak benimsendiğinden tüccarlar tarafından kemiklerinin mısır'dan kaçırıldığını söylemiştik. kaçırılma olayı şöyle oluyor: venedikli tüccarlar çaldıkları kemikleri, bilerek bozulmuş domuz etlerinin içinde sandıklara koyuyorlar. müslümanlar ise hem iğrendiğinden hem de domuz eti murdar olduğundan bu sandıklara uzaktan bakıyor ama kontrol etmiyorlar. her ne kadar osmanlılardan kaçırıldığı söylense de bunun doğru olmadığı düşünülmektedir. işte bu kaçırılma olayı bazilikada mozaikler ile resmedilmiş. huzurlarınıza bırakırım.

bir diğer eser ise kopyaları bazilikanın girişinde, orjinali ise içerisindeki müzede görülebilecek istanbuldan kaçırılan 4 adet bronz at heykelidir. atların hava şartları ile bozulmaması için içeri almışlar.
atların hikayesi de şöyle; sultanahmet meydanı roma ve bizans döneminde büyük bir hipodroma ev sahipliği yapıyordu. hipodromun girişinde ise 4 adet bronz at heykeli vardı. bu heykellerin milattan önce yaşayan yunan heykeltraş lysippos'un eseri olduğu düşünülmektedir. bronz olarak bilinse de modern zamanda yapılan analizlerle heykellerin %98 bakır içerdiği saptanmıştır. işte 4. haçlı seferi ile yağmalanan istanbuldan kaçırılan bir çok eserin yanında bu heykeller de venedik'e götürülmüş ve san marco bazilikasının girişine konmuştur. daha sonra napolyon bonapart tarafından alınıp paris'e götürülse de 1815 yılında venedik'e iade edilmiştir.


istanbuldan götürülen eserlerden biri de four tetrarchs'dır (dörtlü yönetim heykeli). götürülen bu heykeldeki dört figürden birinin ayağı istanbul'dan taşınırken kırılmış olacak ki bu ayak 1960'lı yıllarda aksaray'da bir inşaat sırasında bulunmuştur. italyanlar ayağı istemiş ancak türk yetkililer. "önce siz çaldığınız heykeli iade edin." şeklinde cevap vermiştir. ayak günümüzde istanbul arkeoloji müzesi'nde sergilenmektedir. heykelin fotoğrafında olmayan ayağa ek yaptıkları görülmektedir.
devamını gör...
ohiyesa
charles alexander eastman'ın kızılderili adıdır. başlığı bu şekilde açmayı uygun gördüm zira bu isim onun hak edilmiş ismidir ve hikayelerinde kendisinden hep bu şekilde bahseder. ohiyesa bir kızılderili olarak şöyle bir önemi haiz; o kızılderili toplumunun zorunlu dönüşüm dönemlerine bir çocuğun ve genç bir adamın gözünden şahitlik etmiştir. çılgın at ve oturan boğa ile at sürmüş, onlarla birlikte beyaz şeytana karşı savaşmıştır. savaşta gösterdiği cesaret sebebiyle de lakota kabilesinin geleneksel rutini olan savaşçı tüyünü takmaya hak kazanmıştır. bu savaş sonrasında rezervasyon alanlarını görmüş, çılgın at'ın katledilişi sürecini yaşamış, oturan boğa'ya karşı yapılan sinsice komplonun ise bizzat şahidi olmuştur. -o konu ile ilgili (bkz: hayalet dansı)-
sonrasında açılan kızılderili okullarında yaşananlara da bizzat tanıklık etmiştir. -konuyla ufak bir fikriniz olması açısından şu tanıma göz atabilirsiniz #446927- bu süreçlerin hepsi karakterinin oluşumunda önemli bir rol oynamış ve yaşanan tüm bu olumsuz süreçler konusunda, kızılderililerin sesi haline gelmiştir. bir hristiyan okulunda okumuş olması ve sonrasında tıp eğitimi almış olması sebebiyle, yetiştiği ve içinde yaşamak zorunda kaldığı iki toplum arasında tutarlı analizler yapabilmiştir. bu analizlerinden en önemlisi mülkiyet hırsına dair yaptığı saptamadır ki, düğme iliklenesi bir tespit olduğunu söyleyebilirim. -onunla ilgili de şu tanıma göz atabilirsiniz #378675 -
rezervasyon alanlarının şartlarının düzeltilmesi için çok ciddi çalışmalar yapmış, ulusal ve yerel gazetelerde bu konuyu gündeme getirmiş ancak yetersiz sonuçlar alabilmiştir. ayrıca rezervasyon alanlarında ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklarla da bir doktor olarak bizzat mücadele etmiştir. yazdığı kitaplar ise tarihe not düşülmesi açısından ziyadesi ile etkili olmuştur. türkiye'de en bilinen eseri ''kızılderilinin çocukluğu'' * adlı kitabıdır. bu kitap, çocukluk dönemi anlamında yayınlanan ilk kızılderili otobiyografilerinden birisi olma özelliği ile dikkat çeker ve ziyadesiyle değerlidir. bunun haricinde;
red hunters anda animal people
old indian days
the soul of the ındian: an interpretation
indian child life
indian heroes and great chieftains
the indian today: the past and future of the red american
adlı kitaplarıyla da zülfü yâre dokunmuştur. tabi burada çocukluk dönemlerini anlattığını ve otobiyografi özelliği taşıyan iki eseri çok daha samimi geliyor ve herkes tarafından okunabilir. diğerleri ise meseleye ilginiz varsa okumanız gereken kitaplar. aksi taktirde sıkıcı bulabilirsiniz.
başlığı kızılderili adı ile açtığımıza göre, kendisinin geleneksel kıyafetleri ile çekilmiş bir fotoğrafını koymak daha isabetli olur sanırım *
sonrasında açılan kızılderili okullarında yaşananlara da bizzat tanıklık etmiştir. -konuyla ufak bir fikriniz olması açısından şu tanıma göz atabilirsiniz #446927- bu süreçlerin hepsi karakterinin oluşumunda önemli bir rol oynamış ve yaşanan tüm bu olumsuz süreçler konusunda, kızılderililerin sesi haline gelmiştir. bir hristiyan okulunda okumuş olması ve sonrasında tıp eğitimi almış olması sebebiyle, yetiştiği ve içinde yaşamak zorunda kaldığı iki toplum arasında tutarlı analizler yapabilmiştir. bu analizlerinden en önemlisi mülkiyet hırsına dair yaptığı saptamadır ki, düğme iliklenesi bir tespit olduğunu söyleyebilirim. -onunla ilgili de şu tanıma göz atabilirsiniz #378675 -
rezervasyon alanlarının şartlarının düzeltilmesi için çok ciddi çalışmalar yapmış, ulusal ve yerel gazetelerde bu konuyu gündeme getirmiş ancak yetersiz sonuçlar alabilmiştir. ayrıca rezervasyon alanlarında ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklarla da bir doktor olarak bizzat mücadele etmiştir. yazdığı kitaplar ise tarihe not düşülmesi açısından ziyadesi ile etkili olmuştur. türkiye'de en bilinen eseri ''kızılderilinin çocukluğu'' * adlı kitabıdır. bu kitap, çocukluk dönemi anlamında yayınlanan ilk kızılderili otobiyografilerinden birisi olma özelliği ile dikkat çeker ve ziyadesiyle değerlidir. bunun haricinde;
red hunters anda animal people
old indian days
the soul of the ındian: an interpretation
indian child life
indian heroes and great chieftains
the indian today: the past and future of the red american
adlı kitaplarıyla da zülfü yâre dokunmuştur. tabi burada çocukluk dönemlerini anlattığını ve otobiyografi özelliği taşıyan iki eseri çok daha samimi geliyor ve herkes tarafından okunabilir. diğerleri ise meseleye ilginiz varsa okumanız gereken kitaplar. aksi taktirde sıkıcı bulabilirsiniz.
başlığı kızılderili adı ile açtığımıza göre, kendisinin geleneksel kıyafetleri ile çekilmiş bir fotoğrafını koymak daha isabetli olur sanırım *
devamını gör...
telefonla konuşurken evi turlamak
arkadaşlarımla özellikle hicligindansi ile günde 638373 saat konuştuğumuz için sürekli yaptığımdır.
devamını gör...
kafamıza göre diye program yapalım ünlüleri konuk edelim sözlükten soru soralım
benjamin'in kredi çekmesine sebebiyet verecek mükemmel fikir.
devamını gör...
