güzel gülmemek
benim de sahip olduğum durumdur. şişko olmamdan dolayı yüzüm de oldukça yağlı bu sebeple gülmek bana hiç yakışmıyor, güldüren de yok zaten.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının olabileceği renk
ben gri olurdum galiba.siyah ile beyaz arasına sıkışmış, kararsız ve tarafsız...
devamını gör...
namuslu kadın evinde oturur
bazı sorularım var.
ne derdiniz var bizimle? sizin takılmak istediğiniz kadınlar da evde oturursa siz birbirinizle mi takılacaksınız? neden sürekli namus kavramı kadın üzerinden işlemekte? bizim de biraz dağıtmaya, çalışmaya, hayatı dibine kadar yaşama hakkımız yok mu? neden tüm görevler kadınların üzerine yapışmış?
böyle başlıklar gördüğümde nefret ediyorum, içimde büyük bi öfke patlaması yaşıyorum. kibar, naif ve karşısındakini sorgulamadan birliktelik kurmak isteyen adamlara hasret kaldık (azınlıkta olanları ayrı tutuyorum). her şeyden önce insanız biz. söylemek istediğim çok şey var fakat son olarak böyle düşünen herkes için - kadın veya erkek- kendi pisliğinizde boğulun.
ne derdiniz var bizimle? sizin takılmak istediğiniz kadınlar da evde oturursa siz birbirinizle mi takılacaksınız? neden sürekli namus kavramı kadın üzerinden işlemekte? bizim de biraz dağıtmaya, çalışmaya, hayatı dibine kadar yaşama hakkımız yok mu? neden tüm görevler kadınların üzerine yapışmış?
böyle başlıklar gördüğümde nefret ediyorum, içimde büyük bi öfke patlaması yaşıyorum. kibar, naif ve karşısındakini sorgulamadan birliktelik kurmak isteyen adamlara hasret kaldık (azınlıkta olanları ayrı tutuyorum). her şeyden önce insanız biz. söylemek istediğim çok şey var fakat son olarak böyle düşünen herkes için - kadın veya erkek- kendi pisliğinizde boğulun.
devamını gör...
yoldaş abraham lincoln
kimin fake'i olduğu ortaya çıkana kadar favori yoldaşım.
devamını gör...
mebus paltosu
inanamıyorum dönmüş, herkes sığınaklara birazdan burası mizah sığınağına maruz kalacak. kaçın!
devamını gör...
normal sözlük yazarlarından aforizmalar
ölmekten son derece korkuyor çünkü henüz yaşayabilmiş değil.
franz kafka
franz kafka
devamını gör...
madame bovary
kendi tanımımı yazmadan önce ilk tanımın sallamasyon olduğunu söylemek isterim.
gustave flaubert tarafından yazılmış ve en sevdiğim kitap karakterlerinden birisini 'emma bovary'i ' anlattığı kitaptır.
madame bovary sakin, sorgulamayan kendisini seven monoton bir doktorla evlidir. oysa kendisi ihtiraslı sürekli heyecan tutku arayan bir kadındır. madam bovary kocasını aldattığı için ahlaksız kadın konumunda bir kadındır aynı zamanda. bu konuda bir şey söylemek istemiyorum herkes kafasında istediği yere koyabilir. ama flaubert ona ahklaksız kadın gözüyle bakmamamız için kitaba şöyle bir kısımı da eklemiş. (bundan sonrası eser miktarda spoiler içermektedir)
--! spoiler !--
noter ya da ona benzer birisiydi pek emin olamadım şimdi borcuna karşılık ona kendisi ile birlikte olması teklifinde bulunmuştu emma bu ahlaksız teklifi reddetmişti. emma ahlaksız bir kadın olsaydı bunu reddeder miydi ?
zaten kitabin sonlarinda emma mutsuzluğunda kimsenin suçunun olmadığını söylemişti. madam bovary benim en sevdiğim unutamayacağım kitap karakterlerinden birisidir muhakkak.
asla aradigini bulamamış emma'nın mutsuz hayatı ve emma için umutsuzca çırpınan charles'in acılı hayatı.
--! spoiler !--
gustave flaubert tarafından yazılmış ve en sevdiğim kitap karakterlerinden birisini 'emma bovary'i ' anlattığı kitaptır.
madame bovary sakin, sorgulamayan kendisini seven monoton bir doktorla evlidir. oysa kendisi ihtiraslı sürekli heyecan tutku arayan bir kadındır. madam bovary kocasını aldattığı için ahlaksız kadın konumunda bir kadındır aynı zamanda. bu konuda bir şey söylemek istemiyorum herkes kafasında istediği yere koyabilir. ama flaubert ona ahklaksız kadın gözüyle bakmamamız için kitaba şöyle bir kısımı da eklemiş. (bundan sonrası eser miktarda spoiler içermektedir)
--! spoiler !--
noter ya da ona benzer birisiydi pek emin olamadım şimdi borcuna karşılık ona kendisi ile birlikte olması teklifinde bulunmuştu emma bu ahlaksız teklifi reddetmişti. emma ahlaksız bir kadın olsaydı bunu reddeder miydi ?
zaten kitabin sonlarinda emma mutsuzluğunda kimsenin suçunun olmadığını söylemişti. madam bovary benim en sevdiğim unutamayacağım kitap karakterlerinden birisidir muhakkak.
asla aradigini bulamamış emma'nın mutsuz hayatı ve emma için umutsuzca çırpınan charles'in acılı hayatı.
--! spoiler !--
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
kürk versek..
bu sıcakta yanlış mı yaparız..
mevsim yaz sevgili yazar..
kaskolu bir çıkar bakalım..
bu sıcakta yanlış mı yaparız..
mevsim yaz sevgili yazar..
kaskolu bir çıkar bakalım..
devamını gör...
yazarların ocak ayı elektrik faturaları
yakında hepimizi bu amcamızın durumuna getirecek kol böre... aman, faturalardır.
devamını gör...
beğeni bildirimlerini kapatan yazar
öyle bir özellik olduğunu bile bilmiyorum. ama niye kapatayım canım? zaten kafa sözlüğe girince mutlu olma sebeplerimin basında geliyor. beğeni olmayınca da bir üzüntü geliyor. öyle işte.
devamını gör...
iyi biri olmak vs kötü biri olmak
öncelikle iki filozof gözünden bu durumu açıklamaya çalışayım
arendt'e göre kötülüğü seçenler bireysel olarak kendi yargılama kapasitelerinden vazgeçenlerdir. kötülük, düşünceye ve bir arada bulunma haline meydan okuyuştur. yani kötüyü seçen kendini sorgulamaz ve neden kötüyü seçtiğini düşünmez.
filozoflara göre kötülük insanlar arası bağa zarar verir.
nietzsche iyiyi, asil ve güçlü olarak tanımlıyor. kötüyü ise bayağılık, acizlik ve korkaklık olarak görüyor.
filozoflara göre kötüyü seçen insan hayatın korkunçluğu karşısında kendini korumak ve güvende hissetmek için bir anlam kozası örüyor. bu koza o kadar sert ki başka bakış açıları ve anlam dünyaları ile iletişime geçmiyor. bu insanların kendi doğruları ve iyileri var.
yani kötü olarak gördüğünüz birine iyiyi anlatamazsiniz çünkü onun iyisi farklıdır.
kötüyü ve iyiyi nasıl ki toplum belirliyor ise bu insanlar da kendi belirliyor.
arendt'e göre kötülüğü seçenler bireysel olarak kendi yargılama kapasitelerinden vazgeçenlerdir. kötülük, düşünceye ve bir arada bulunma haline meydan okuyuştur. yani kötüyü seçen kendini sorgulamaz ve neden kötüyü seçtiğini düşünmez.
filozoflara göre kötülük insanlar arası bağa zarar verir.
nietzsche iyiyi, asil ve güçlü olarak tanımlıyor. kötüyü ise bayağılık, acizlik ve korkaklık olarak görüyor.
filozoflara göre kötüyü seçen insan hayatın korkunçluğu karşısında kendini korumak ve güvende hissetmek için bir anlam kozası örüyor. bu koza o kadar sert ki başka bakış açıları ve anlam dünyaları ile iletişime geçmiyor. bu insanların kendi doğruları ve iyileri var.
yani kötü olarak gördüğünüz birine iyiyi anlatamazsiniz çünkü onun iyisi farklıdır.
kötüyü ve iyiyi nasıl ki toplum belirliyor ise bu insanlar da kendi belirliyor.
devamını gör...
9 kere leyla
bir ezel akay filmidir.

ilk defa sonunu göremediğim bir film ile ilgili tanım yazıyorum. filmi izlemek için binbir hevesle ekranın karşısına kurulan çoğu insan beni anlayacak ve bana hak verecektir.
filmin başrolünde haluk bilginer ve demet akbağ olunca insanda bir neredesin firuze hissiyatı uyanıyor elbette. en azından filmin bir şekilde o seviye ulaşacağını düşünüyor insan ama olmuyor işte. bazen hayat böyledir.
böyle güçlü bir oyuncu kadrosunun filmi kurtarabileceğine inandım ilk on dakika. ama sonra o oyuncuların da o kadar iyi oynamadığını fark ettim. sanki hepsinde “bitse de gitsek” havası vardı.
konu belki ilgi çekici olabilir ama ezel akay ezop olma hevesiyle masallar anlatırken zannederim amaçladığı şey izleyenleri ekran başında uyutmaktı bu filmde.
filmin otuz beşinci dakikasına doğru artık tamamen umudumu kaybedip kapattım ve bir daha da açmaya niyetim yok.
sanki dokuz kere leyla biraz fazla olmuş, üç kere leyla yetermiş. bazı şeyleri tadında bırakmak gerekir.

ilk defa sonunu göremediğim bir film ile ilgili tanım yazıyorum. filmi izlemek için binbir hevesle ekranın karşısına kurulan çoğu insan beni anlayacak ve bana hak verecektir.
filmin başrolünde haluk bilginer ve demet akbağ olunca insanda bir neredesin firuze hissiyatı uyanıyor elbette. en azından filmin bir şekilde o seviye ulaşacağını düşünüyor insan ama olmuyor işte. bazen hayat böyledir.
böyle güçlü bir oyuncu kadrosunun filmi kurtarabileceğine inandım ilk on dakika. ama sonra o oyuncuların da o kadar iyi oynamadığını fark ettim. sanki hepsinde “bitse de gitsek” havası vardı.
konu belki ilgi çekici olabilir ama ezel akay ezop olma hevesiyle masallar anlatırken zannederim amaçladığı şey izleyenleri ekran başında uyutmaktı bu filmde.
filmin otuz beşinci dakikasına doğru artık tamamen umudumu kaybedip kapattım ve bir daha da açmaya niyetim yok.
sanki dokuz kere leyla biraz fazla olmuş, üç kere leyla yetermiş. bazı şeyleri tadında bırakmak gerekir.
devamını gör...
normal sözlük'te kendi halinde yazan yazarlar
bu benimdir, tabiri caizse kendim çalıp kendim oynuyorum.
devamını gör...
brütüs
kahramanımdır. çünkü jül sezar denen hayırsızı öldürmüştür. bu arada 3 ay önce sezar hayırsızının 2065. ölüm yılına girdik, bu sebepten hepinizi kutlarım. brütüs, romalı siyasetçi ve konuşmacıydı. bazı kaynaklara göre sezar'ın evlatlık oğluyken, bazı kaynaklara göre öz oğludur. ayrıca sezar'ın en ünlü suikastçılarındandır. brütüs, insanlara göre zalim bir diktatörün hayatına son vermiş kahramanken, o zalim diktatöre* göre bir haindir.
brütüs'ün genelde babası olarak kabul edilen kişinin adı da brütüs'tür. hatta adları birebir aynıdır, brütüs'ün adı marcus junius brütüs iken, babası olarak kabul edilen kişinin adı da tıpatıp bu şekildedir. bu arada ilginç bir bilgi vereyim: brütüs'ün babası olarak kabul edilen brütüs isimli kişiyi, pompey yakalamış ve bu kişi haince idam edilmiştir. peki sizce pompey kim? sezar'ın kızının kocası ayrıca sezar'ın ilk dönem dostu olmuş kişi! kız doğum sırasında ölünce(ki doğacak olan evladı da kendisiyle birlikte ölmüştür), sezar ve pompey'in arası açılmış ve pompey, sezar'a düşman olmuştur.
yani efendiler, demem o ki, ultimate sezar(yani pompey), ultimate brütüs'ü(yani brütüs'ün babası olarak kabul edilen kişiyi) öldürmüş, ve orjinal brütüs de, orjinal sezar'ı öldürmüş. yani bir nevi, ultimate brütüs'ün intikamını orjinal sezar'dan almış. tabi sezar'ın hakkı sezar'a ona diyecek lafımız yok da, yahu ultimate sezar'ın hakkının ultimate sezar'a olması gerekmez mi ey brütüs. orjinalinden ne istedin. çakmasını öldürseydin ya.
neyse brütüs junior ve brütüs amcadan devam edelim. şimdi, brütüs amcayı, çakma sezar* öldürünce, brütüs, sen de mi pompey demiş, sezar bu konuda hiçbir hesap vermemiş. çünkü hani çakma sezar, bizim orjinal güllü sezar'a yakın ya, şimdi sezar'ın da hesap vermesi lazım. sonuçta kızının kocası adam. ama bir şey dememiş. brütüs de, bu adam benim babam diyerek babasının hakkını aramış. bir nevi, brütüs'ün hakkını brütüs aramış. brütüs, sezar'a karşı gelmiş. adam haklı, sonuçta babası ölmüş. adamın babasından, brütüs emmiden ne istiyorsunuz değil mi? sonra iç savaş çıktı(ki bu iç savaş 4 yıl sürdü).
bu arada arkadaşlar bu iç savaş döneminde, pompey de sezar'a karşı çıktı. çünkü pompey'in karısı yani sezar'ın kızı ölünce, pompey yavaş-yavaş sezar'a düşman oldu. ve brütüs de nedense pompey ile birlikte yer aldı. yani demek ki brütüs babasını çoktan unutmuş. yani sonuçta babasının katiliyle müttefik olacak kadar haysiyetsiz bir adammış brütüs.* pompey en sonunda m.ö. 48 yılında yenilince, brütüs sezar'a teslim olmuş, ki sezar da, brütüs'ü, "seni severim bilirsin" diyerek affetmiştir.
iç savaş sonrası orjinal sezarımızın mabadı hafiften kalktı arkadaşlar. yani artık devleti tek başına yönetmeye başladı. o zaman da diğer siyasetçiler dediler ki, ee biz neden varız? varlıklarını sorguladı adamlar. 200 siyasetçi filozof oldu ve hatta bir rivayete göre, "olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu" lafı da bu dönemde çıktı, ki tabi bu kısım şaka. daha sonra kendilerine kurtarıcılar adını veren birkaç senatör, sezar'a suikast düzenlemeyi planladı. m.ö. 44 yılında suikast başarıyla gerçekleşti ki, brütüs bu zaman başrolü üstlenmişti.
sonra bu kurtarıcılar denen suikastçılar affedildi. fakat halk ayaklandı, "biz malızz, bizden kimseye hayır gelmeez, diktatöre beddua ederiz ama ölünce onu mumla ararızz, neden böyleyiz biz de bilmiyoruuzz" nidaları eşliğinde isyan çıkardılar. bunun üzerine brütüs ve eniştesi olan ayrıca suikastçılar arasında yer alan gaius cassius longinus(yeni karakter açıldı) roma'yı terketmek zorunda kaldılar.
sonra augustus yani namıdiğer ağustos reis(ki sezar'ın üvey oğludur) kendini konsül yaptı. ve brütüs ve diğer komplocuları katil ilan eden bir yasa çıkardı. ve bunun üzerine ikinci bir iç savaş çıktı. brütüs ve cassius orduları m.ö. 42 yılında yenilince, brütüs gözünden akan bir damla yaş eşliğinde sahi, yüzümüz güldü mü bizim?.... deyip daha sonra acı bir tebessüm ederek intihar etti. evet bu kısım da şakaydı, bu şekilde intihar edilmez. öyle kuru kuruya intihar etti işte. ama şunun garantisini verebilirim: adam intihar ederken bundan daha fazlasını düşünmüştür. ulan adam diktatörü öldürdü, neye uğradığını şaşırdı. en talihsiz adamdır brütüs benim gözümde....
o değil de oğlum 1 adamı öldüreceksiniz hayvan gibi çullanmışsınız. elalem bir garip.
brütüs'ün genelde babası olarak kabul edilen kişinin adı da brütüs'tür. hatta adları birebir aynıdır, brütüs'ün adı marcus junius brütüs iken, babası olarak kabul edilen kişinin adı da tıpatıp bu şekildedir. bu arada ilginç bir bilgi vereyim: brütüs'ün babası olarak kabul edilen brütüs isimli kişiyi, pompey yakalamış ve bu kişi haince idam edilmiştir. peki sizce pompey kim? sezar'ın kızının kocası ayrıca sezar'ın ilk dönem dostu olmuş kişi! kız doğum sırasında ölünce(ki doğacak olan evladı da kendisiyle birlikte ölmüştür), sezar ve pompey'in arası açılmış ve pompey, sezar'a düşman olmuştur.
yani efendiler, demem o ki, ultimate sezar(yani pompey), ultimate brütüs'ü(yani brütüs'ün babası olarak kabul edilen kişiyi) öldürmüş, ve orjinal brütüs de, orjinal sezar'ı öldürmüş. yani bir nevi, ultimate brütüs'ün intikamını orjinal sezar'dan almış. tabi sezar'ın hakkı sezar'a ona diyecek lafımız yok da, yahu ultimate sezar'ın hakkının ultimate sezar'a olması gerekmez mi ey brütüs. orjinalinden ne istedin. çakmasını öldürseydin ya.
neyse brütüs junior ve brütüs amcadan devam edelim. şimdi, brütüs amcayı, çakma sezar* öldürünce, brütüs, sen de mi pompey demiş, sezar bu konuda hiçbir hesap vermemiş. çünkü hani çakma sezar, bizim orjinal güllü sezar'a yakın ya, şimdi sezar'ın da hesap vermesi lazım. sonuçta kızının kocası adam. ama bir şey dememiş. brütüs de, bu adam benim babam diyerek babasının hakkını aramış. bir nevi, brütüs'ün hakkını brütüs aramış. brütüs, sezar'a karşı gelmiş. adam haklı, sonuçta babası ölmüş. adamın babasından, brütüs emmiden ne istiyorsunuz değil mi? sonra iç savaş çıktı(ki bu iç savaş 4 yıl sürdü).
bu arada arkadaşlar bu iç savaş döneminde, pompey de sezar'a karşı çıktı. çünkü pompey'in karısı yani sezar'ın kızı ölünce, pompey yavaş-yavaş sezar'a düşman oldu. ve brütüs de nedense pompey ile birlikte yer aldı. yani demek ki brütüs babasını çoktan unutmuş. yani sonuçta babasının katiliyle müttefik olacak kadar haysiyetsiz bir adammış brütüs.* pompey en sonunda m.ö. 48 yılında yenilince, brütüs sezar'a teslim olmuş, ki sezar da, brütüs'ü, "seni severim bilirsin" diyerek affetmiştir.
iç savaş sonrası orjinal sezarımızın mabadı hafiften kalktı arkadaşlar. yani artık devleti tek başına yönetmeye başladı. o zaman da diğer siyasetçiler dediler ki, ee biz neden varız? varlıklarını sorguladı adamlar. 200 siyasetçi filozof oldu ve hatta bir rivayete göre, "olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu" lafı da bu dönemde çıktı, ki tabi bu kısım şaka. daha sonra kendilerine kurtarıcılar adını veren birkaç senatör, sezar'a suikast düzenlemeyi planladı. m.ö. 44 yılında suikast başarıyla gerçekleşti ki, brütüs bu zaman başrolü üstlenmişti.
sonra bu kurtarıcılar denen suikastçılar affedildi. fakat halk ayaklandı, "biz malızz, bizden kimseye hayır gelmeez, diktatöre beddua ederiz ama ölünce onu mumla ararızz, neden böyleyiz biz de bilmiyoruuzz" nidaları eşliğinde isyan çıkardılar. bunun üzerine brütüs ve eniştesi olan ayrıca suikastçılar arasında yer alan gaius cassius longinus(yeni karakter açıldı) roma'yı terketmek zorunda kaldılar.
sonra augustus yani namıdiğer ağustos reis(ki sezar'ın üvey oğludur) kendini konsül yaptı. ve brütüs ve diğer komplocuları katil ilan eden bir yasa çıkardı. ve bunun üzerine ikinci bir iç savaş çıktı. brütüs ve cassius orduları m.ö. 42 yılında yenilince, brütüs gözünden akan bir damla yaş eşliğinde sahi, yüzümüz güldü mü bizim?.... deyip daha sonra acı bir tebessüm ederek intihar etti. evet bu kısım da şakaydı, bu şekilde intihar edilmez. öyle kuru kuruya intihar etti işte. ama şunun garantisini verebilirim: adam intihar ederken bundan daha fazlasını düşünmüştür. ulan adam diktatörü öldürdü, neye uğradığını şaşırdı. en talihsiz adamdır brütüs benim gözümde....
o değil de oğlum 1 adamı öldüreceksiniz hayvan gibi çullanmışsınız. elalem bir garip.
devamını gör...
kumla
bursada bulunan, büyük kumla ve küçük kumla olarak ikiye ayrılmış yazlık beldedir. en son hatırladığım * çay bahçesi diye tabir edilen mekanlar vardı*.
devamını gör...
dibe vurmuş insanlara tavsiyeler
bu baslikta yazan hicbir seyi ciddiye almayin.
devamını gör...
her şeyi içine atan insan
sorgulama gereken durumdur. anlatacağı zaman kimsenin anlamayacağını, kimsenin can kulağıyla dinlemeyeceğini bilir. bazen anlatılmaması daha iyi olur, çözümlenebilecek bir durumu yoksa eğer sessiz sessiz acısını çeker. çoğu hastalığın başlıca sebebi stres sıkıntıdır, insanlar bu denli içine attıklarından hep bir şekilde hastalık olarak patlak verir. yazabiliyorsanız yazın, anlatabiliyorsanız anlatın, kabullenip daha güzel yarınlar istiyorsanız kabullenin. içinize atmayın, tüm o sıkıntılar içerisinde yapayalnız kalıp devam etmek çok zordur.
devamını gör...


