29 aralık 2020 dsö’den covid-19'dan daha şiddetli olabilecek salgın uyarısı
kötü günler geride kaldı, sırada daha kötü günler var demek isteyen dsö uyarısı.
covid-19 salgınındaki ölüm oranlarının ortaya çıkan diğer hastalıklara kıyasla düşük olduğunu vurgulayan dsö acil durumlar programı direktörü ryan, "gelecekte daha da şiddetli olabilecek bir salgına karşı hazırlanmalıyız" dedi.
--- alıntı ---
basın toplantısında soruları cevaplayan dsö acil durumlar programı direktörü mike ryan, günümüz dünyasının bilim ve aşılar konusunda ileri bir safhada olduğunu vurguladı.
ryan, covid-19 salgınının şiddetli olduğunu ve küresel çapta hızla yayıldığını belirterek "muhakkak ki bu salgın en büyük olanı değil. bu virüs çok bulaşıcı, insanları öldürüyor ve pek çok kişiyi sevdiklerinden mahrum ediyor" ifadelerini kullandı.
covid-19 vaka sayısının dikkate alındığında salgındaki ölüm oranlarının ortaya çıkan diğer hastalıklara kıyasla düşük olduğunu vurgulayan ryan, "bu bir uyarı alarmıdır. gelecekte daha da şiddetli olabilecek bir şeye (salgına) karşı hazırlanmalıyız" uyarısında bulundu.
--- alıntı ---
kaynak
covid-19 salgınındaki ölüm oranlarının ortaya çıkan diğer hastalıklara kıyasla düşük olduğunu vurgulayan dsö acil durumlar programı direktörü ryan, "gelecekte daha da şiddetli olabilecek bir salgına karşı hazırlanmalıyız" dedi.
--- alıntı ---
basın toplantısında soruları cevaplayan dsö acil durumlar programı direktörü mike ryan, günümüz dünyasının bilim ve aşılar konusunda ileri bir safhada olduğunu vurguladı.
ryan, covid-19 salgınının şiddetli olduğunu ve küresel çapta hızla yayıldığını belirterek "muhakkak ki bu salgın en büyük olanı değil. bu virüs çok bulaşıcı, insanları öldürüyor ve pek çok kişiyi sevdiklerinden mahrum ediyor" ifadelerini kullandı.
covid-19 vaka sayısının dikkate alındığında salgındaki ölüm oranlarının ortaya çıkan diğer hastalıklara kıyasla düşük olduğunu vurgulayan ryan, "bu bir uyarı alarmıdır. gelecekte daha da şiddetli olabilecek bir şeye (salgına) karşı hazırlanmalıyız" uyarısında bulundu.
--- alıntı ---
kaynak
devamını gör...
anneni mi çok seviyorsun babanı mı sorunsalı
eskiden tanıdığım bir babanın, her daim çocuklarına sorduğu soru.
artık o baba yaşamıyor.
belki de öleceği içine doğdu ve o yüzden bu soruyu sürekli sordu.
bir anne olarak, hiç bir zaman çocuklarım beni çok sevsin diye bir derdim olmadı.
çok mutlu olsunlar istedim sadece.
kendilerine yetsinler istedim, arkadaşları olsun istedim.
ben hayatlarından uzağa gidince, yalnız kalmasınlar istedim.
beni hayatlarının merkezi yapsınlar istemedim hiç.
beni önemsesinler, benim onları önemsediğim kadar, bu bana yeter.
çok sevmesinler, güzel sevsinler.
artık o baba yaşamıyor.
belki de öleceği içine doğdu ve o yüzden bu soruyu sürekli sordu.
bir anne olarak, hiç bir zaman çocuklarım beni çok sevsin diye bir derdim olmadı.
çok mutlu olsunlar istedim sadece.
kendilerine yetsinler istedim, arkadaşları olsun istedim.
ben hayatlarından uzağa gidince, yalnız kalmasınlar istedim.
beni hayatlarının merkezi yapsınlar istemedim hiç.
beni önemsesinler, benim onları önemsediğim kadar, bu bana yeter.
çok sevmesinler, güzel sevsinler.
devamını gör...
marmara denizi'ndeki salyaların kolera salgınını başlatabilecek olması
bu saatten sonra bu ülke vatandaşına insan gibi ölebilmek için tek seçenek kalıyor: intihar etmek.
devamını gör...
güne ingilizce bir söz bırak
i wish it was all a dream, i wish....
devamını gör...
emekli koca sendromu
erkeğin emekliliğinden sonra evde daha çok vakit geçirmesi ile kadınlarda yaşanan psikolojik kökenli rahatsızlıktır.
her kültürde farklı etkilerle yaşansa da japonlara ait bir hastalık olarak bilinir. öyle ki eşi emekli olan yaşlı japon kadınların büyük bir kısmında döküntü, astım, ülser, yüksek tansiyon gibi fizyolojik rahatsızlıklara da sebep olur.
temel sebep olarak eşinin tüm gün işte olması ile evinde kendisine özel bir hayat kuran japon kadın, eşi emekli olduktan sonra strese girmektedir. japonyada söz konusu fizyolojik şikayetler ile gelen kadınlara doktorların ilk sorduğu soru eşinin yakında emekli olup olmadığıdır.
bilgi için kaynak
her kültürde farklı etkilerle yaşansa da japonlara ait bir hastalık olarak bilinir. öyle ki eşi emekli olan yaşlı japon kadınların büyük bir kısmında döküntü, astım, ülser, yüksek tansiyon gibi fizyolojik rahatsızlıklara da sebep olur.
temel sebep olarak eşinin tüm gün işte olması ile evinde kendisine özel bir hayat kuran japon kadın, eşi emekli olduktan sonra strese girmektedir. japonyada söz konusu fizyolojik şikayetler ile gelen kadınlara doktorların ilk sorduğu soru eşinin yakında emekli olup olmadığıdır.
bilgi için kaynak
devamını gör...
mahlassızım
tanımlarımı şer bir şekilde artı yağmuruna tutmuştur. seviliyorsun. ayrıca çok ta kaliteli yazar.
devamını gör...
en son alınan iltifat
sesin mükemmel.
devamını gör...
ev ile iş arasının 3 dakika olması
bakkal, kasap gibi mahalle demirbaşlarının çoğunun yaşadığı durumdur.
çok da güzel bir şeydir.
çok da güzel bir şeydir.
devamını gör...
lisede yaşanmış en garip olay
tuvaletteki yangın alarmı sigara içince ötüyor, erkekler tuvaletinde sürekli sigara içenler oluyordu. sigara içenlerden biri de alarm ötmesin diye söküp pisuvara atmış. istiklal marşı'nda müdür "kimin yaptığını bulacağım" falan diyordu :d tahmin edebileceğiniz üzere bulamadı.
ilginç olansa ben edirne'nin en iyi anadolu lisesinde okudum. liseye başlayana kadar böyle olaylar sadece meslek lisesinde oluyor sanıyordum...
bulgaristan göçmeni bir matematikçimiz vardı. bir gün bahire adındaki öğretmen ile bir şey konuşarak merdivenden iniyorlardı. bahire hoca düştü. matematikçi de "bakire hoca düştü yardım edin" diye bağırmıştı.
bilgisayar dersinde hoca herkesin yapması için bir görev verdi, kendisi de oturdu bilgisayarın başına. müzik dinlemek için kulaklık taktı ama bilgisayara takmayı unutmuş, erik dalı dinletmişti bütün sınıfa. kendisi fark edene kadar bayağı zaman geçmişti :d
felsefe öğretmeni seminere gittiği için yedek müdür yardımcısı girdi derse (o da felsefe öğretmeniydi). felsefe kitabında her ünite öncesi birkaç soru oluyor. soruların 2-3 tanesi inançla ilgiliydi, bütün sınıf bana baktı. hoca da niye sana bakıyorlar deyince mecburen açıklamak zorunda kaldım, müslüman değilim dedim. önce bana "niye" dedi, "inancın var mı?" dedi. daha cevap bile verememiştim ki ne dese beğenirsiniz, "3 kuruşluk ders için dinimi satamam" :ddddd.
sınıf arkadaşlarım festivalde içki çok pahalı olduğu için bulgaristan'dan bira getirecek birini arıyorlardı ve sınıf grubuna yazdılar. aradıklarını da sınıf grubunda buldular.
bir kere de arkadaşımla kantinden köfte alıyorduk. arkadaşım bozuk para verdi, kadın parayı alırken açıkta olan turşu kabının içine düşürdü. sonra kadın parayı turşuların arasından aldı ve o turşuları köfteye koydu...........
ilginç olansa ben edirne'nin en iyi anadolu lisesinde okudum. liseye başlayana kadar böyle olaylar sadece meslek lisesinde oluyor sanıyordum...
bulgaristan göçmeni bir matematikçimiz vardı. bir gün bahire adındaki öğretmen ile bir şey konuşarak merdivenden iniyorlardı. bahire hoca düştü. matematikçi de "bakire hoca düştü yardım edin" diye bağırmıştı.
bilgisayar dersinde hoca herkesin yapması için bir görev verdi, kendisi de oturdu bilgisayarın başına. müzik dinlemek için kulaklık taktı ama bilgisayara takmayı unutmuş, erik dalı dinletmişti bütün sınıfa. kendisi fark edene kadar bayağı zaman geçmişti :d
felsefe öğretmeni seminere gittiği için yedek müdür yardımcısı girdi derse (o da felsefe öğretmeniydi). felsefe kitabında her ünite öncesi birkaç soru oluyor. soruların 2-3 tanesi inançla ilgiliydi, bütün sınıf bana baktı. hoca da niye sana bakıyorlar deyince mecburen açıklamak zorunda kaldım, müslüman değilim dedim. önce bana "niye" dedi, "inancın var mı?" dedi. daha cevap bile verememiştim ki ne dese beğenirsiniz, "3 kuruşluk ders için dinimi satamam" :ddddd.
sınıf arkadaşlarım festivalde içki çok pahalı olduğu için bulgaristan'dan bira getirecek birini arıyorlardı ve sınıf grubuna yazdılar. aradıklarını da sınıf grubunda buldular.
bir kere de arkadaşımla kantinden köfte alıyorduk. arkadaşım bozuk para verdi, kadın parayı alırken açıkta olan turşu kabının içine düşürdü. sonra kadın parayı turşuların arasından aldı ve o turşuları köfteye koydu...........
devamını gör...
alt sınıfın ayaklanmasını engellemenin yolu
(bkz: george orwell 1984)
devamını gör...
yoksunluk sendromu
bağımlı olunan her hangi bişeyin olmaması durumunda yaşanan sendrom.
bu bir eylemde olabilir,alkolde
uyuşturucu da olabilir,sevgili de
kimisinde psikolojik ve atlatılması kolay yaşanabilirken kimisinde fiziksel ve yıkıcı bir şekilde yaşanır.
psikolojik ve tıbbi destek alınmalıdır.
bu bir eylemde olabilir,alkolde
uyuşturucu da olabilir,sevgili de
kimisinde psikolojik ve atlatılması kolay yaşanabilirken kimisinde fiziksel ve yıkıcı bir şekilde yaşanır.
psikolojik ve tıbbi destek alınmalıdır.
devamını gör...
rusya
rus topraklarının moskova prensliği merkez alınarak birleşmesinin ardında, tahta 1462'de çıkan ve “büyük" olarak bilinen iii. ivan yatar. iii. ivan, herhangi bir çatışmaya girmeden rusya'yı tatarlardan kurtarır. 1472'de sophia palaiologina'yla evlenerek ve arkasından resmi belgelere iki başlı kartal sembolünü ekleyerek imparatorluk iddialarının temelini atar. iii. ivan çarlığı sırasında moskova prensliğine büyük novgorod cumhuriyeti dahil, kuzeybatının prensliklerini ve litvanya savaşlarıyla batıdaki rus topraklarını katar. çok yoğun diplomatik faaliyetlerde de bulunur ve imparatorluk, macaristan, moldavya, danimarka, osmanlı imparatorluğu, venedik cumhuriyeti ve papalık devletiyle ilişkileri sıklaştırır. bazı prikazylerin (bakanlıklar) kurulması ve rusya'nın ilk yazılı kanun kitabı olan sudebnik'in derlenmesiyle devletin merkezi örgütlenmesine katkıda bulunur. döneminin son yıllarında, bir diğer temel sorun olan, kilise ile devlet arasındaki ilişkilerin düzeltilmesi için girişimlerde bulunur. uzun zaman kiev'e bağlı olan rus ortodoks kilisesi zamanla kiev'den kopar. metropolit güvenlik nedenleriyle ikametgâhını kiev'den moskova'ya nakleder. 1495'te büyük prens metropolit simeon'u atayınca şehrin önemindeki artışın altı çizilmiş olur. bu yıllarda, bazılarının sadece incil modeline dönüşle ve kilise mülkiyetinin tasfiyesiyle mümkün olabileceğini düşündüğü derin manevi yenilenme isteği giderek güçlenir. bir yanda nestjazatelj (fakirlik yanlıları) varken öbür tarafta büyük kilise toprak sahiplerinin çıkarlarını temsil eden ıosif yanlıları (ıosifljane, yani maddeten de güçlü kilisenin teorisyeni ıosif volockij yanlıları) konumlanır. iii. ivan başta, kilise topraklarını sekülerleştirmek ve dolayısıyla yaratmakta olduğu yeni memurlar sınıfına dağıtılacak bol miktarda toprak edinmek için fakir kilise yanlılarını desteklemeyi dener, ama 1503'te ıosif yanlılarının merkezi hükümetin güçlenmesine sundukları destekten yararlanmaya karar verir ve kilise içinde onların zaferini kolaylaştırıp kilise topraklarının genişlemesini sınırlamakla yetinir.
devamını gör...
psikolojik şiddet
duygusal istismar da denir. genelde güç olarak bir diğerinden daha güçlü kişilerce zayıf olanlara onları bastırmak, sindirmek, ezmek için uygulanır.
kimi zaman karşıdaki insanı kışkırtmak için, bir şeylerden vaz geçirmek için, belki sadece baskı altında tutmak için, egolarını güçlendirmek ya da komplekslerini gizlemek için denetimi altındaki veya sadece ilişki halinde bulunduğu kişilerce uygulanan duygusal şiddettir.
azarlama, kışkırtma, korkutma, küfür ve hakaret etme, sürekli eleştirel tavırlar sergileme, başkalarıyla iletişimini, giyimini, kontrol altında tutmaya çalışma, sürekli gözlem altında tutup her hareketini yargılama gibi devamlılığı olan psikolojik baskı uygulama tutumdur.
genellikle aile içinde, iş yerlerinde, duygusal ilişki içinde olan insanlar arasında rastlanır. bir çok insanın mağdur olduğu ama bazı zorunluluklardan dolayı sesini çıkaramadığı aslında sanıldığının aksine oldukça tehlikeli olan şiddet biçimidir.
ilginçtir ki çoğu zaman çok normal karşılanır. aile içinde babanın anneye, annenin ya da babanın çocuklara hatta bazen çocukların anneye babaya uyguladığı bu baskılama aile içi anlaşma, aileyi bir arada tutma gibi güzellemeler yapılarak göze hoş gösterilmeye çalışılır.
işyerlerinde yöneticilerin ya da üstlerin çalışanlara genelde egolarını palazlamak için yaptığı bu şeyin adı artık ast üst ilişkisi olarak algılanmakta.
hatta artık bu durum toplum içinde birbirini tanımayan insanlar tarafından bile birbirine uygulanan bir tutum haline gelmiştir. psikolojik şiddetle büyümüş insanlar ilk fırsatta buldukları ilk kişiye bunu uygulamaya koyulur. bu onların beyninde o kadar normal bir form kazanmıştır ki yaptıklarının başkasının haklarına tecavüz olduğunu algılayamazlar bile. ayrıca toplum içinde hemen taraf bulur bu kişiler kendilerine çünkü bu şekilde büyümüş yetişmiş ve bunu normal tavır olarak algılamış bir çok insan vardır. haliyle tavırlardaki aşırılık onlara normal gelir. toplum içinde minik minik kabul görmüş bu şiddetin fanları taşıdığı bayrağın vehametini kavrayamaz. neyse efem malesef sağlıklı ilişkiler kurmak artık gitgide zorlaşmıştır. malum sağlıklı insan pek kalmadı.
psikolojik şiddet, saptandığında ve gerekli şartların yerine gelmesi halinde eziyet ve tehdit suçu olarak yorumlanır ve cezai işlem uygulanır.
ama burası türkiye kocadır yapar, patrondur para veriyor ezerlerle geçiştirilir. pek karşılığı yoktur.
kimi zaman karşıdaki insanı kışkırtmak için, bir şeylerden vaz geçirmek için, belki sadece baskı altında tutmak için, egolarını güçlendirmek ya da komplekslerini gizlemek için denetimi altındaki veya sadece ilişki halinde bulunduğu kişilerce uygulanan duygusal şiddettir.
azarlama, kışkırtma, korkutma, küfür ve hakaret etme, sürekli eleştirel tavırlar sergileme, başkalarıyla iletişimini, giyimini, kontrol altında tutmaya çalışma, sürekli gözlem altında tutup her hareketini yargılama gibi devamlılığı olan psikolojik baskı uygulama tutumdur.
genellikle aile içinde, iş yerlerinde, duygusal ilişki içinde olan insanlar arasında rastlanır. bir çok insanın mağdur olduğu ama bazı zorunluluklardan dolayı sesini çıkaramadığı aslında sanıldığının aksine oldukça tehlikeli olan şiddet biçimidir.
ilginçtir ki çoğu zaman çok normal karşılanır. aile içinde babanın anneye, annenin ya da babanın çocuklara hatta bazen çocukların anneye babaya uyguladığı bu baskılama aile içi anlaşma, aileyi bir arada tutma gibi güzellemeler yapılarak göze hoş gösterilmeye çalışılır.
işyerlerinde yöneticilerin ya da üstlerin çalışanlara genelde egolarını palazlamak için yaptığı bu şeyin adı artık ast üst ilişkisi olarak algılanmakta.
hatta artık bu durum toplum içinde birbirini tanımayan insanlar tarafından bile birbirine uygulanan bir tutum haline gelmiştir. psikolojik şiddetle büyümüş insanlar ilk fırsatta buldukları ilk kişiye bunu uygulamaya koyulur. bu onların beyninde o kadar normal bir form kazanmıştır ki yaptıklarının başkasının haklarına tecavüz olduğunu algılayamazlar bile. ayrıca toplum içinde hemen taraf bulur bu kişiler kendilerine çünkü bu şekilde büyümüş yetişmiş ve bunu normal tavır olarak algılamış bir çok insan vardır. haliyle tavırlardaki aşırılık onlara normal gelir. toplum içinde minik minik kabul görmüş bu şiddetin fanları taşıdığı bayrağın vehametini kavrayamaz. neyse efem malesef sağlıklı ilişkiler kurmak artık gitgide zorlaşmıştır. malum sağlıklı insan pek kalmadı.
psikolojik şiddet, saptandığında ve gerekli şartların yerine gelmesi halinde eziyet ve tehdit suçu olarak yorumlanır ve cezai işlem uygulanır.
ama burası türkiye kocadır yapar, patrondur para veriyor ezerlerle geçiştirilir. pek karşılığı yoktur.
devamını gör...
sözlüğün 1.yılının gelip çatması
monoton hayatıma renk getiren,birbirinden değerli insanlar tanımama vesile olan sözlüğümüz çok yaşa.
devamını gör...
öz hakiki kafa sözlük
başlık esnaf lokantası kokuyor.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
" nankör insan, her şeyin fiyatını bilen hiçbir şeyin değerini bilmeyen kimsedir. "
oscar wilde .
oscar wilde .
devamını gör...
kargo açmak
terapi niteliğindedir. bu pandemi döneminde sık sık yaptığım eylem olmuştur.
devamını gör...
renkli mahlas alıp kendini üstün zannetmek
konuştuğum yazarlarda rastlamadığım durum.
devamını gör...


