irish republican army
temellerini 1916 yılında irlanda'nın büyük kısmını britanya yönetiminden çıkaracak olan olayları başlatan irish volunteer army'den alan ayrılıkçı hareket. o yıllarda irlanda cumhuriyetçileri büyük bir kitle olmasalar da yaklaşık 3000 kişilik gönüllü birliğiyle easter rising olarak anılan ayaklanmada dublin'i ele geçirmeyi başarırlar, şehrin geri alınması sırasında britanya kuvvetlerinin sivil-ayrılıkçı ayırt etmeden tüm şehri ateş altına alması, tutuklamalar, infazlar ve cumhuriyetçilerin teslim olmasının ardından liderlerinin idam edilmesi (bkz: leaders of sixteen) ayaklanmaya katılmayan irlanda'lıların tepkisini çeker.
1917 yılında sinn fein'de örgütlenen cumhuriyetçiler partinin hedefinin irlanda'nın bağımsızlığı olduğunu ilan ederler. ardından partinin liderleri tutuklanır. bu olaylara tepki olarak halkın ve işçi partisinin desteğini alan sinn fein 1918 britanya genel seçimlerinde büyük başarı elde eder. ancak sinn fein vekilleri westminster'a gitmeyi reddeder ve dublin'de irlanda parlamentosunu kurarak bağımsızlık ilan ederler.
bağımsızlık ilanından sonra irlanda'daki bütün britanya kuvvetleri işgalci kabul edilir ve bu kuvvetlere bağlı birlikler ve onlar için çalışan irlandalılar sistematik olarak saldırıya uğrar. michael collins'in emriyle irish volunteer army üyerlerine yaptırılan suikastler parti içerisinde rahatsızlığa sebep olur ve bu birlikler tekrar organize edilerek irish republican army ismini alır.
1919 yılında bağımsız irlanda parlamentosu yasaklanır ve irlanda'yı kontrol altına alabilmek için winston churchill'in oluşturduğu birinci dünya savaşı gazilerinden oluşan deneyimli birlikler ada'da konumlandırılır (bkz: black and tans). 1921 yılına kadar ira'in izlediği gerilla taktiklerinin başarılı olması, britanya kuvvetlerine ve egemenliğine karşı boykot başlatılması ( ticaretin durdurulması, asker ve malzeme taşımanın reddedilmesi, özellikle britanya'ya bağlı devlet kurumları yerine irlanda parlamentosundan arda kalan yerel yönetimlere ait mahkemelerin kurulması (bkz: dail courts) gerginliği arttırır. son olarak collins'in 13 ingiliz ajananını (bkz: cairo gang) bir gün içerisinde öldürtmesiyle, britanya'ya bağlı askerler croke park'taki futbol maçını basarak etrafa rastgele ateş ederler ve 14 kişiyi öldürürler (bkz: bloody sunday.)
katliamın ardından irlanda'da sıkı yönetim ilan edilir. londra'da hazırlanan yasa ile irlanda protestanların yoğun olduğu kuzey'de belfast'ta ve katoliklerin yoğun olduğu güney için ise dublin'de olmak üzere britanya'ya bağlı 2 yerel meclis kurulmasına izin verir. ancak cumhuriyetçiler bu yasadan memnun olmaz ve ira yeni bir ayaklanma başlatır ((gbkz: the wind that shakes the barley) isimli filme konu olan olaylar bu noktadan sonra başlar). olayların kontrolden çıkmaya başlaması üzerine britanya barış ister ve michael collins'in de içerisinde bulunduğu heyet anglo-irish treaty'i imzalar. antlaşmaya göre adada imparatorluğa bağlı özgür irlanda devleti (bkz: dominyon) kurulurken kuzey irlandanın bu devletin bir parçası olmayacağı kabul edilir.
antlaşmanın ihanet olduğunu düşünen bir kısım ira ve sinn fein üyesi karşı çıkarlar ancak antlaşma mecliste ufak bir farkla kabul edilir. antlaşmadan yana olan ira üyeleri irish national army (ina) olarak resmi üniforma giyerlerken karşı olanlar ira ismiyle mücadeleye devam etme kararı alır. britanya kuvvetlerinin çekildikleri bölgelerde ina ve ira kuvvetleri silah ve mevzileri kimin alacağına dair çekişmeye başlarlar.
antlaşmaya karşı olan sinn fein ve ira'nın önde gelen isimlerinden eamon de valera ülkeyi gezerek halkı antlaşmayı reddetmeye çağırır ;
"ıf they accepted the treaty, and if the volunteers of the future tried to complete the work the volunteers of the last four years had been attempting, they would have to complete it, not over the bodies of foreign soldiers, but over the dead bodies of their own countrymen. they would have to wade through ırish blood, through the blood of the soldiers of the ırish government and through, perhaps, the blood of some of the members of the government in order to get ırish freedom"
"antlaşmayı kabul ederlerse ve geleceğin gönüllüleri, son dört yılın gönüllülerinin yapmaya çalıştıkları işi tamamlamaya çalışırlarsa, bunu yabancı askerlerin bedenleri üzerinden değil, kendi vatandaşlarının bedenleri üzerinden yapmalı. irlandanın özgürlüğünü elde etmek için irlandalı kanının, irlanda hükümet askerlerinin kanın ve belkide bazı hükümet üyelerinin kanın üzerinden geçmeleri gerekecek."
1922' de antlaşmaya karşı olan ira üyeleri ülkenin çeşitli şehirlerini ve hükümet binalarını işgal ederek britanya'yı antlaşmayı bozmaları için tahrik etmeye çalışırlar. aynı yıl yapılan seçimlerde halkın büyük çoğunluğu antlaşmadan yana tavır alır ve de valera destek kaybederken michael collins mecliste daha fazla güç kazanır. ira'nın tahriklerinden rahatsız olan britanya collins'e problemleri çözememesi halinde adayı tekrar işgal edebileceklerine dair bir ultimatom verir. bunun üzerine collins dublin'de ira tarafından işgal edilen yüksek mahkeme binasını top atışına tutar ve iç savaşı başlatır.
hükümet güçleri kısa süre içerisinde dublin'i kontrol altına alırlar ancak ülkenin genelinde büyük bir direnişle karşılaşırlar. ira militanları sayıca fazladır ve savaş konusunda deneyimlidirler, hükümet güçleri ise britanya'dan aldıkları ağır silahlara sahiptir ancak büyük kısmı acemi askerlerden oluşmaktadır. konvansiyonel savaşı kaybetmeye başlayan ira açıktan savaşmayı bırakarak tekrar gerilla taktiklerine geri döner. köşeye sıkışan ira'nın ateşkesi kabul edeceğini düşünen collins görüşmelere gitmek üzere yola çıktığında pusuya düşürülerek öldürülür. collins'in ölümü çatışmaları şiddetlendirir ve ülkede sıkı yönetim ilan edilir, meclisten geçen yasayla ordu artık vatandaşları askeri mahkemeye çıkartıp idam edebilme yetkisine sahiptir. bunun üzerine ira yasanın lehine oy veren vekillere karşı suikastlar düzenlemeye başlar.
1923'e gelindiğinde ingiliz asıllı irlanda vatandaşlarına, hükümet çalışanlarına ve onların mal varlıklarına ira'nın saldırıları devam etmektedir. hükümet kuvvetleri ise ira üyelerini tutuklamak yerine yakaladıkları yerde infaz etmeye başlamıştır. terör taktikleri ve savaştan bıkan halkın ira'ya desteği gün geçtikçe azalmaya başlar. koyu katolik olan irlanda'da kilise bilinen ira üyelerinin cenazelerini kaldırmayı reddeder. ira'nın o dönem lideri olan liam lynch'in öldürülmesinin ardından seçilen yeni lider frank aiken ise militanlara silah bırakma emri verir ve yenilgi kabul edilir. bu sırada seçimlerde aşırı sağcı olan cumann na ngaedheal isimli antlaşma yanlısı milliyetçi parti birinci olarak çıkmış ve hükümet kurmuştur. iç savaşın bitmesiyle birlikte ira üyeleri büyük ölçüde tutuklanmıştır ve çoğu 1924 yılına tahliye edilir.
savaş sonrası serbest bırakılan ira üyeleri sağcı hükümet karşısında komünizm ve sosyalizme yönelmiştir, bu dönemde sovyetler birliğinden ideolojik ve maddi destek almışlar karşılığında bu ülke için irlanda ve britanya'da müttefiklere karşı casusluk faaliyeti gerçekleştirmiştir. 1926 yılına gelindiğinde de valera tarafından antlaşma karşıtı fianna fail partisi kurulur. 1932 yılında fianna fail iktidara gelir ve ilk yıllarında ira'ya karşı yumuşak bir tutum sergiler. bu dönemlerde büyük buhran'ın etkisiyle ira halk arasında tekrar popüler hale gelir ve üye sayıları hızla artar. 1935 yılında ira, hükümetin hala britanya'ya karşı tam bağımsızlık için yeterli mücadeleyi göstermediğine inanarak çeşitli eylemlere girişir. bankya soygunları ve işlenen cinayetler üzerine 1936 yılında de valera örgütü yasadışı ilan eder. 1937 yılında de valera hazırladığı yeni anayasa ve takip eden referandumla özgür irlanda devletine son vererek irlanda cumhuriyeti'ni kurar. ira, bağımsız cumhuriyetin ira'nın silahlı mücadelesi yerine siyasi arenada kazanılmasıyla halkın desteğini tekrar kaybeder.
cumhuriyetin kurulmasından sonra örgüt üyeleri dikkatlerini katolik azınlığın ezildiği britanya yönetimindeki kuzey irlanda'ya çevirir. 1939 yılında britanya'ya savaş ilan ederek bu ülkeye karşı büyük bir bombalama eylemi başlatır. ikinci dünya savaşı'nın başlamasıyla nazi almanyası adına britanya'da birçok sabotaj eylemi gerçekleştirirler. beklentileri nazilerin desteği ile kuzey irlanda'nın britanya yönetimininden kopartılmasıdır ancak savaşı almanların kaybetmesiyle birlikte bu plan suya düşer.
1950'li yıllara gelindiğinde kuzey irlanda'da tekrar gerilla eylemlerine başlarlar ancak başarılı olamazlar. 1960 yıllarda marksizimin etkisi altınadaki örgüt içerisinde iki grup oluşur, marksist ideolojiye inanan üyeler kuzey irlanda için çözümün siyasi olabileceğine inanırken diğer grup bunun sadece silahlı mücadele ile yapılabileceğini savunur. zaman içerisinde örgüt içerisindeki bu ayrılık derinleşir ve 1969 yılında marksist offical irish republican army ve provisional irish republican army olmak üzere ikiye ayrılır.
1917 yılında sinn fein'de örgütlenen cumhuriyetçiler partinin hedefinin irlanda'nın bağımsızlığı olduğunu ilan ederler. ardından partinin liderleri tutuklanır. bu olaylara tepki olarak halkın ve işçi partisinin desteğini alan sinn fein 1918 britanya genel seçimlerinde büyük başarı elde eder. ancak sinn fein vekilleri westminster'a gitmeyi reddeder ve dublin'de irlanda parlamentosunu kurarak bağımsızlık ilan ederler.
bağımsızlık ilanından sonra irlanda'daki bütün britanya kuvvetleri işgalci kabul edilir ve bu kuvvetlere bağlı birlikler ve onlar için çalışan irlandalılar sistematik olarak saldırıya uğrar. michael collins'in emriyle irish volunteer army üyerlerine yaptırılan suikastler parti içerisinde rahatsızlığa sebep olur ve bu birlikler tekrar organize edilerek irish republican army ismini alır.
1919 yılında bağımsız irlanda parlamentosu yasaklanır ve irlanda'yı kontrol altına alabilmek için winston churchill'in oluşturduğu birinci dünya savaşı gazilerinden oluşan deneyimli birlikler ada'da konumlandırılır (bkz: black and tans). 1921 yılına kadar ira'in izlediği gerilla taktiklerinin başarılı olması, britanya kuvvetlerine ve egemenliğine karşı boykot başlatılması ( ticaretin durdurulması, asker ve malzeme taşımanın reddedilmesi, özellikle britanya'ya bağlı devlet kurumları yerine irlanda parlamentosundan arda kalan yerel yönetimlere ait mahkemelerin kurulması (bkz: dail courts) gerginliği arttırır. son olarak collins'in 13 ingiliz ajananını (bkz: cairo gang) bir gün içerisinde öldürtmesiyle, britanya'ya bağlı askerler croke park'taki futbol maçını basarak etrafa rastgele ateş ederler ve 14 kişiyi öldürürler (bkz: bloody sunday.)
katliamın ardından irlanda'da sıkı yönetim ilan edilir. londra'da hazırlanan yasa ile irlanda protestanların yoğun olduğu kuzey'de belfast'ta ve katoliklerin yoğun olduğu güney için ise dublin'de olmak üzere britanya'ya bağlı 2 yerel meclis kurulmasına izin verir. ancak cumhuriyetçiler bu yasadan memnun olmaz ve ira yeni bir ayaklanma başlatır ((gbkz: the wind that shakes the barley) isimli filme konu olan olaylar bu noktadan sonra başlar). olayların kontrolden çıkmaya başlaması üzerine britanya barış ister ve michael collins'in de içerisinde bulunduğu heyet anglo-irish treaty'i imzalar. antlaşmaya göre adada imparatorluğa bağlı özgür irlanda devleti (bkz: dominyon) kurulurken kuzey irlandanın bu devletin bir parçası olmayacağı kabul edilir.
antlaşmanın ihanet olduğunu düşünen bir kısım ira ve sinn fein üyesi karşı çıkarlar ancak antlaşma mecliste ufak bir farkla kabul edilir. antlaşmadan yana olan ira üyeleri irish national army (ina) olarak resmi üniforma giyerlerken karşı olanlar ira ismiyle mücadeleye devam etme kararı alır. britanya kuvvetlerinin çekildikleri bölgelerde ina ve ira kuvvetleri silah ve mevzileri kimin alacağına dair çekişmeye başlarlar.
antlaşmaya karşı olan sinn fein ve ira'nın önde gelen isimlerinden eamon de valera ülkeyi gezerek halkı antlaşmayı reddetmeye çağırır ;
"ıf they accepted the treaty, and if the volunteers of the future tried to complete the work the volunteers of the last four years had been attempting, they would have to complete it, not over the bodies of foreign soldiers, but over the dead bodies of their own countrymen. they would have to wade through ırish blood, through the blood of the soldiers of the ırish government and through, perhaps, the blood of some of the members of the government in order to get ırish freedom"
"antlaşmayı kabul ederlerse ve geleceğin gönüllüleri, son dört yılın gönüllülerinin yapmaya çalıştıkları işi tamamlamaya çalışırlarsa, bunu yabancı askerlerin bedenleri üzerinden değil, kendi vatandaşlarının bedenleri üzerinden yapmalı. irlandanın özgürlüğünü elde etmek için irlandalı kanının, irlanda hükümet askerlerinin kanın ve belkide bazı hükümet üyelerinin kanın üzerinden geçmeleri gerekecek."
1922' de antlaşmaya karşı olan ira üyeleri ülkenin çeşitli şehirlerini ve hükümet binalarını işgal ederek britanya'yı antlaşmayı bozmaları için tahrik etmeye çalışırlar. aynı yıl yapılan seçimlerde halkın büyük çoğunluğu antlaşmadan yana tavır alır ve de valera destek kaybederken michael collins mecliste daha fazla güç kazanır. ira'nın tahriklerinden rahatsız olan britanya collins'e problemleri çözememesi halinde adayı tekrar işgal edebileceklerine dair bir ultimatom verir. bunun üzerine collins dublin'de ira tarafından işgal edilen yüksek mahkeme binasını top atışına tutar ve iç savaşı başlatır.
hükümet güçleri kısa süre içerisinde dublin'i kontrol altına alırlar ancak ülkenin genelinde büyük bir direnişle karşılaşırlar. ira militanları sayıca fazladır ve savaş konusunda deneyimlidirler, hükümet güçleri ise britanya'dan aldıkları ağır silahlara sahiptir ancak büyük kısmı acemi askerlerden oluşmaktadır. konvansiyonel savaşı kaybetmeye başlayan ira açıktan savaşmayı bırakarak tekrar gerilla taktiklerine geri döner. köşeye sıkışan ira'nın ateşkesi kabul edeceğini düşünen collins görüşmelere gitmek üzere yola çıktığında pusuya düşürülerek öldürülür. collins'in ölümü çatışmaları şiddetlendirir ve ülkede sıkı yönetim ilan edilir, meclisten geçen yasayla ordu artık vatandaşları askeri mahkemeye çıkartıp idam edebilme yetkisine sahiptir. bunun üzerine ira yasanın lehine oy veren vekillere karşı suikastlar düzenlemeye başlar.
1923'e gelindiğinde ingiliz asıllı irlanda vatandaşlarına, hükümet çalışanlarına ve onların mal varlıklarına ira'nın saldırıları devam etmektedir. hükümet kuvvetleri ise ira üyelerini tutuklamak yerine yakaladıkları yerde infaz etmeye başlamıştır. terör taktikleri ve savaştan bıkan halkın ira'ya desteği gün geçtikçe azalmaya başlar. koyu katolik olan irlanda'da kilise bilinen ira üyelerinin cenazelerini kaldırmayı reddeder. ira'nın o dönem lideri olan liam lynch'in öldürülmesinin ardından seçilen yeni lider frank aiken ise militanlara silah bırakma emri verir ve yenilgi kabul edilir. bu sırada seçimlerde aşırı sağcı olan cumann na ngaedheal isimli antlaşma yanlısı milliyetçi parti birinci olarak çıkmış ve hükümet kurmuştur. iç savaşın bitmesiyle birlikte ira üyeleri büyük ölçüde tutuklanmıştır ve çoğu 1924 yılına tahliye edilir.
savaş sonrası serbest bırakılan ira üyeleri sağcı hükümet karşısında komünizm ve sosyalizme yönelmiştir, bu dönemde sovyetler birliğinden ideolojik ve maddi destek almışlar karşılığında bu ülke için irlanda ve britanya'da müttefiklere karşı casusluk faaliyeti gerçekleştirmiştir. 1926 yılına gelindiğinde de valera tarafından antlaşma karşıtı fianna fail partisi kurulur. 1932 yılında fianna fail iktidara gelir ve ilk yıllarında ira'ya karşı yumuşak bir tutum sergiler. bu dönemlerde büyük buhran'ın etkisiyle ira halk arasında tekrar popüler hale gelir ve üye sayıları hızla artar. 1935 yılında ira, hükümetin hala britanya'ya karşı tam bağımsızlık için yeterli mücadeleyi göstermediğine inanarak çeşitli eylemlere girişir. bankya soygunları ve işlenen cinayetler üzerine 1936 yılında de valera örgütü yasadışı ilan eder. 1937 yılında de valera hazırladığı yeni anayasa ve takip eden referandumla özgür irlanda devletine son vererek irlanda cumhuriyeti'ni kurar. ira, bağımsız cumhuriyetin ira'nın silahlı mücadelesi yerine siyasi arenada kazanılmasıyla halkın desteğini tekrar kaybeder.
cumhuriyetin kurulmasından sonra örgüt üyeleri dikkatlerini katolik azınlığın ezildiği britanya yönetimindeki kuzey irlanda'ya çevirir. 1939 yılında britanya'ya savaş ilan ederek bu ülkeye karşı büyük bir bombalama eylemi başlatır. ikinci dünya savaşı'nın başlamasıyla nazi almanyası adına britanya'da birçok sabotaj eylemi gerçekleştirirler. beklentileri nazilerin desteği ile kuzey irlanda'nın britanya yönetimininden kopartılmasıdır ancak savaşı almanların kaybetmesiyle birlikte bu plan suya düşer.
1950'li yıllara gelindiğinde kuzey irlanda'da tekrar gerilla eylemlerine başlarlar ancak başarılı olamazlar. 1960 yıllarda marksizimin etkisi altınadaki örgüt içerisinde iki grup oluşur, marksist ideolojiye inanan üyeler kuzey irlanda için çözümün siyasi olabileceğine inanırken diğer grup bunun sadece silahlı mücadele ile yapılabileceğini savunur. zaman içerisinde örgüt içerisindeki bu ayrılık derinleşir ve 1969 yılında marksist offical irish republican army ve provisional irish republican army olmak üzere ikiye ayrılır.
devamını gör...
sonra döndüm ve dedim ki
zeki müren de bizi görebilecek mi?
devamını gör...
firavun'un denizin yarıldığını gördüğü halde hz musa'yı takip etmeyi bırakmaması
aklımın ermediği hadise. koca firavunsun, koca ülkeyi yönetecek zekan var, sen git mal gibi ortadan ikiye yarıldığını gördüğün denize dal. halbuki bir durup düşünse belkide iman edip oracıkta mümin olacak. demek ki hırs insanı kör ediyor diye düşünüyorum. yazık etmiş kendine.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının okumakta olduğu kitaplar
cengiz aytmatov-gün olur asra bedel
devamını gör...
sözlüğün sabah okunabilir öğleden sonra çekilmez olması
aynen ya bende sabah okuyorum keyifli oluyo özellikle bazı bilgi içerikli paylaşımlar okumak çok zevkli oluyor. içimden iyiki bu platformdayim falan diyorum . en azından birşeyler öğrenmek mutlu ettiği için. ancak bazı başlıklar çok bunaltiyo . endiselenmeme neden oluyo. ya sözlüğün kalitesi bozulur da bişey olursa diye . özellikle sürekli yazarlar hakkında başlık açmak bana pek mantıklı gelmiyo k.bakmasin arkadaşlar sonuçta burası bir sözlük . sözlüğe giren halk napsın yazar ın zevklerini bilmem nelerini. tabi açılabilir en azından bazı konularda kendimizi ifade etme şansı buluruz ancak fazlası sıkar aga yaa.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ses tonları
hristiyan olsaydı da kusarken karaciğerinden çıkan vibrasyon sesini duysaydık.
devamını gör...
hayatının sonuna kadar tek bir kitap okuma şansın olsaydı
oblomov
devamını gör...
covid yalanına inanmıyorum
bunu yakinlari ölenlere söylesene delikanli.
devamını gör...
bu kadar takipçiyi hak ediyor muyum sorusu
niye hak etmeyeyim ki? demek ki okumayı seviyorlar yazdıklarımı.
hem hadi dört beş tanesi öylesine takip etti.
68 kisi de öylesine takip etmez ya hani.* *
hem hadi dört beş tanesi öylesine takip etti.
68 kisi de öylesine takip etmez ya hani.* *
devamını gör...
yemek yapabilen erkek
marifet yemeği yapmakta mı, uyarsın tarife yaparsın.
diyelim çok maharetli değilsin,
önünde sonunda bir ritim tutturursun.
kadını erkeği olur mu yemek yapmanın?
sen yemeği yaptığın gibi gönül yapabiliyor musun ondan haber ver.
t: erkektir işte.
diyelim çok maharetli değilsin,
önünde sonunda bir ritim tutturursun.
kadını erkeği olur mu yemek yapmanın?
sen yemeği yaptığın gibi gönül yapabiliyor musun ondan haber ver.
t: erkektir işte.
devamını gör...
yapay zeka bilinç kazanabilir mi sorunsalı
üzerinde düşünmek için güzel bir soru.
aslında tek başına, mekanik bir alet, bir yazılım olarak düşündüğümüzde, herhangi bir yapay zekânın bilinç kazanması konusu epey tartışmalı hale gelebilir. ancak ben işe dahil edilmesi gereken bir konu daha olduğu görüşündeyim: yapay dokular ve sinir ağları.
bugün biliyoruz ki 3 boyutlu yazıcılarla canlı hücrelere sahip çeşitli organlar elde edilebiliyor. ayrıca robotlara hissetme ve acıya tepki verme konularının öğretildiği birtakım projeler de var. her ne kadar tüm bunların robotların kendilerini tehlikelere karşı savunabilmesi ve meydana gelebilecek mekanik yahut elektronik bozulmaların önüne geçmek amacıyla yapıldığı söylense de, hissedebilmeyi öğrenen ve kendiliğinden öğrenme yeteneği olan bir alet bana biraz tehlikeli gibi görünüyor.
bundan yıllar önce bir program izlemiştim. ışığa tepki veren bir robot yapılmıştı. ampul nereye götürülürse robot başını o tarafa çevirerek onu takip ediyordu. ampulü elinde tutan kişi onu bir anda robota doğru hızla yaklaştırdığında, robot irkilmiş gibi bir hareketle gözlerini kapatıp başını başka bir yöne doğru çevirdi. herhangi birimizin, gözüne aşırı ışık gelmesi durumunda yapabileceği bir hareket...
tabi ki bunu ışığa duyarlı sensörler ve birtakım kodlar aracılığıyla yapabilirsiniz. bu bir canlılık belirtisi olmak zorunda değil. fakat yapay dokularla, robotların hissetmesini sağlarsanız ve tüm bunları birbiriyle birleştirirseniz bunun sonu ne olur, kestirebiliyor musunuz?
diyoruz ki "bir yapay zekâ, ancak ona kodlanan bilgileri bilebilir." peki, kodlayıcıların her zaman iyi niyetli olacağına güvenme şansımız var mı? örneğin hissetme gücüne sahip bir yapay dokuyu bağladığınız bir robota, acımasızlık hissinin iyi, merhametin kötü olduğunu kodlarsanız, bu robot bir insanla karşılaştığında ona nasıl davranır, bir fikrimiz var mı? elysium adlı filmde gördüğümüz, şu türden bir yaratığa bu dediğim yazılımı yükleyerek onu polis, gardiyan, doktor falan yapsanız, sonuçları ne olur? sahip olduğu bu "yarı bilinç" ile aslında bir insana asla uygulamaması gereken acımasızca yöntemlerin iyi bir şey olduğunu "düşünerek" eyleme geçerse dünya nasıl bir yer olur?
bir de, kendiliğinden öğrenebilen yapay zekâların sınırlarını bilmiyoruz. kendiliğinden öğreneceği şeyler, sadece bizim ona verdiğimiz konulardan ibaret mi olacak, yoksa bir noktadan sonra tamamen kendi isteğiyle, etrafında görüp duyduğu her şeyi öğrenmeye başlayabilecek mi? bu noktada da bu kodları yazan kişilere ne kadar güvenebileceğiz?
örneğin fedor adlı robotun silah kullanmayı öğrenmesi epey tartışma yaratmıştı. video linki
bilinci falan geçtim, bir robota neden silah kullanmayı öğretirsiniz ki? bu robot ne için lazım olacak? bu soruların cevapları oldukça sıkıntılı yerlere çıkıyor gibi geliyor bana.
sorular, sorular...
neyse... izlememiş olan varsa ex machina (film) tavsiyemdir; izleyiniz.
aslında tek başına, mekanik bir alet, bir yazılım olarak düşündüğümüzde, herhangi bir yapay zekânın bilinç kazanması konusu epey tartışmalı hale gelebilir. ancak ben işe dahil edilmesi gereken bir konu daha olduğu görüşündeyim: yapay dokular ve sinir ağları.
bugün biliyoruz ki 3 boyutlu yazıcılarla canlı hücrelere sahip çeşitli organlar elde edilebiliyor. ayrıca robotlara hissetme ve acıya tepki verme konularının öğretildiği birtakım projeler de var. her ne kadar tüm bunların robotların kendilerini tehlikelere karşı savunabilmesi ve meydana gelebilecek mekanik yahut elektronik bozulmaların önüne geçmek amacıyla yapıldığı söylense de, hissedebilmeyi öğrenen ve kendiliğinden öğrenme yeteneği olan bir alet bana biraz tehlikeli gibi görünüyor.
bundan yıllar önce bir program izlemiştim. ışığa tepki veren bir robot yapılmıştı. ampul nereye götürülürse robot başını o tarafa çevirerek onu takip ediyordu. ampulü elinde tutan kişi onu bir anda robota doğru hızla yaklaştırdığında, robot irkilmiş gibi bir hareketle gözlerini kapatıp başını başka bir yöne doğru çevirdi. herhangi birimizin, gözüne aşırı ışık gelmesi durumunda yapabileceği bir hareket...
tabi ki bunu ışığa duyarlı sensörler ve birtakım kodlar aracılığıyla yapabilirsiniz. bu bir canlılık belirtisi olmak zorunda değil. fakat yapay dokularla, robotların hissetmesini sağlarsanız ve tüm bunları birbiriyle birleştirirseniz bunun sonu ne olur, kestirebiliyor musunuz?
diyoruz ki "bir yapay zekâ, ancak ona kodlanan bilgileri bilebilir." peki, kodlayıcıların her zaman iyi niyetli olacağına güvenme şansımız var mı? örneğin hissetme gücüne sahip bir yapay dokuyu bağladığınız bir robota, acımasızlık hissinin iyi, merhametin kötü olduğunu kodlarsanız, bu robot bir insanla karşılaştığında ona nasıl davranır, bir fikrimiz var mı? elysium adlı filmde gördüğümüz, şu türden bir yaratığa bu dediğim yazılımı yükleyerek onu polis, gardiyan, doktor falan yapsanız, sonuçları ne olur? sahip olduğu bu "yarı bilinç" ile aslında bir insana asla uygulamaması gereken acımasızca yöntemlerin iyi bir şey olduğunu "düşünerek" eyleme geçerse dünya nasıl bir yer olur?
bir de, kendiliğinden öğrenebilen yapay zekâların sınırlarını bilmiyoruz. kendiliğinden öğreneceği şeyler, sadece bizim ona verdiğimiz konulardan ibaret mi olacak, yoksa bir noktadan sonra tamamen kendi isteğiyle, etrafında görüp duyduğu her şeyi öğrenmeye başlayabilecek mi? bu noktada da bu kodları yazan kişilere ne kadar güvenebileceğiz?
örneğin fedor adlı robotun silah kullanmayı öğrenmesi epey tartışma yaratmıştı. video linki
bilinci falan geçtim, bir robota neden silah kullanmayı öğretirsiniz ki? bu robot ne için lazım olacak? bu soruların cevapları oldukça sıkıntılı yerlere çıkıyor gibi geliyor bana.
sorular, sorular...
neyse... izlememiş olan varsa ex machina (film) tavsiyemdir; izleyiniz.
devamını gör...
şiirlerin var olma nedeni
sessiz çığlıklarımız olması.
"ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda " derken şair, ne güzel anlatmıştır şiirin iç dökme yeri olduğunu.
içimizde ne varsa hayata dair, dilimizden dökülemeyen ne varsa kalbimizden dökülür beyaz kağıda tek tek kelime kelime.haliyle bundan değil midir şairlerin şiirlerinde kendimizi buluşumuz?
sonuç olarak; insanın insanı anlamak istemediği bu çağda anlamak isteyene bir aracıdır şiir. iyi ki vardır.
"ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda " derken şair, ne güzel anlatmıştır şiirin iç dökme yeri olduğunu.
içimizde ne varsa hayata dair, dilimizden dökülemeyen ne varsa kalbimizden dökülür beyaz kağıda tek tek kelime kelime.haliyle bundan değil midir şairlerin şiirlerinde kendimizi buluşumuz?
sonuç olarak; insanın insanı anlamak istemediği bu çağda anlamak isteyene bir aracıdır şiir. iyi ki vardır.
devamını gör...
narsisistik kişilik bozukluğu
narsizm'in genel anlamı sigmund freud dediği gibi "kendimize duyduğumuz sevgiyi anlatan bir kelime" olarak geçer.
narsist kişiler, aslında bir ikilem içinde hayatlarına devam ederler; bir yandan kendilerini çok seven ve büyüklenmeci duygular ve düşüncelere sahipken, bir yandan da sevgiye ve övgüye aç gizlenmiş zayıf bir tarafları vardır. büyüklenmeci yapıyı daha rahat gözlemlerken, bu sevgiye aç kısımları gizlenmiştir. bu zayıflık onlarda utanç duygusunu yaratmaktadır ve depresyona sebep olabilir.
narsistik kişilik bozukluğuna sahip kişiler, ebeveynlerini genelde soğuk ve mesafeli olarak duygu ifade etmekten yoksun kişiler olarak tanımlarlar. bunun bir sonucu olarak da kendi duygularını ifade etmeyi öğrenmekten yoksun kalırlar ve deneyimsizlerdir.
narsist kişiler, aslında bir ikilem içinde hayatlarına devam ederler; bir yandan kendilerini çok seven ve büyüklenmeci duygular ve düşüncelere sahipken, bir yandan da sevgiye ve övgüye aç gizlenmiş zayıf bir tarafları vardır. büyüklenmeci yapıyı daha rahat gözlemlerken, bu sevgiye aç kısımları gizlenmiştir. bu zayıflık onlarda utanç duygusunu yaratmaktadır ve depresyona sebep olabilir.
narsistik kişilik bozukluğuna sahip kişiler, ebeveynlerini genelde soğuk ve mesafeli olarak duygu ifade etmekten yoksun kişiler olarak tanımlarlar. bunun bir sonucu olarak da kendi duygularını ifade etmeyi öğrenmekten yoksun kalırlar ve deneyimsizlerdir.
devamını gör...
insanların zamanla değişmesi
değişir. önce bakışını alır insanlar sonra gülüşünü ve sonra insana bakış açısını. sonra boş gözlerle bakarsın hayata.
devamını gör...
evernevergreen
tanımını yaptığı kitapları hemen bir köşeye not ettiğim bir yazar. alınacak listemi baya kabartmış bir yazar. beni heyecanlandıran bir yazar. sayesinde yeni dünyalara açılacağım bir yazar. profil fotosu da ayrıca çok tatlı bir yazar. sevdiğim bir yazar. canım yazar. teşekkürler efenim. *
devamını gör...
günün sözü
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
iş yoğunluğundan dolayı sabahtan beri sözlüğe girememiş, ne var ne yok diye bakamamıştım. şimdi oturup bilgisayarı açında 177 bildirim ve dün yazdığım nickaltı girisinden ötürü gelen, sıcacık geri dönüş mesajlarını gördüm.
burada oldukça yeni olmama, hiç tanınmıyor ve kimseyi tanımıyor olmama rağmen böyle sıcak bir ortamın insanı beklediğini görmek mutlu etti. burada öyle güzel insanlar var ki dertleri kimseyi eleştirip yargılamak değil, başka insanların görüşlerini öğrenip bu görüşlerde yer alan duygu durumuna göre fikir paylaşımında bulunmak. işte o insanlar iyi ki varlar.
bu tanıma karikatür bırakmayacağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. *
(bkz: o zaman dans)
burada oldukça yeni olmama, hiç tanınmıyor ve kimseyi tanımıyor olmama rağmen böyle sıcak bir ortamın insanı beklediğini görmek mutlu etti. burada öyle güzel insanlar var ki dertleri kimseyi eleştirip yargılamak değil, başka insanların görüşlerini öğrenip bu görüşlerde yer alan duygu durumuna göre fikir paylaşımında bulunmak. işte o insanlar iyi ki varlar.
bu tanıma karikatür bırakmayacağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. *
(bkz: o zaman dans)
devamını gör...
kafası koptuğu halde yaşayan hamam böceği
beyni olmadan bir ömür yaşayan insanlar var bu daha garip.
devamını gör...
bir insanın kendisine yapabileceği en büyük iyilik
değerli olduğunu fark etmek ve kabul etmek. aynı zamanda affetmenin, o kişiye ikinci hata şansı vermek olmadığını anlayıp kimse için üzüntü ya da öfke biriktirmeden kendi yoluna devam etmek.
devamını gör...
