yavaş konuşan insan
ciddiye alamadığım mıymıntı insan.
devamını gör...
moore yasası'nın sonu
çok uzak olmayan bir gelecekte gerçekleşeceği öngörülen durum. hatta bazılarına göre çoktan başladı süreç.
genel anlamıyla moore yasası, aynı x miktarda para ile 1,5 yılda bir 2 kat güçlü işlemci satın alabileceğinizi ya da işlemci gücünün sürekli olarak üstel şekilde artacağını öngörür. uzun bir süre de dediği gibi olmuştur.
ancak kuantum mekaniği üzerine çalışmalar detaylandıkça bu kanunun da bir sonu olabileceğini tahmin etmek uzun sürmedi.
elektronik devreler genellikle 1 ve 0 tabanlı, yani ikili sayı sistemine göre hareket ederler. elektronik bir devrede akım dediğimizde aklımıza gelmesi gereken şey elektronların hareketi olur. ikili sayı sisteminde 1'i "devrede akım var" ve 0'ı da "akım yok" gibi düşünebilirsiniz yahut 1 "evet" ise 0 "hayır"dır şeklinde... bilgisayar kullanırken yaptığımız her işlemin temelinde bu yatar. bu bilgi bir kenarda dursun, az sonra lazım olacak.
işlemcilerin gücü, transistörün icadıyla hızla arttı. bilgisayarlar da yine bu icat sayesinde oda boyutlarından masa üstü hatta cep boyutlarına kadar inebildi. günümüzde transistörlerin boyutları da oldukça küçülmüş durumda. örneğin 1 nanometre yani 0,000000001 metre boyutunda transistör yapmayı başardı bilim insanları. peki bu transistör işlemcimizi öncekilerden daha güçlü yapabilir mi? bundan daha küçük bir transistör yapabilir miyiz ve yaparsak ne olur?
yukarıda verdiğim bilgiye geri dönelim. bir devrede elektronların hareketi, akımı sağlar demiştim.
şimdi gözünüzde şöyle bir manzara canlandırmanızı istiyorum: siz bir elektronsunuz. 2 yanı duvar olan dar bir yolunuz var. o kadar dar ki, ucu ucuna sadece siz sığıyorsunuz ve o yolda ileri geri gidip gelebiliyorsunuz. eğer yol sizin sığabileceğinizden daha dar olursa ne olur? o yolda hareket edemezsiniz ve dolayısıyla yol hiçbir işinize yaramaz. fakat siz bir elektrondunuz ve kuantum tünelleme özelliğiniz var. yani duvarların arkasına geçebiliyorsunuz. o halde voila! duvar olsa da olmasa da istediğiniz hedefe doğru yürüyebilirsiniz ve sorun ortadan kalkar, öyle değil mi? söz konusu olan elektronik bir devreyse, hayır değil!
burada sıkıntı şu; heisenberg belirsizlik ilkesi, bir parçacığın yerinin ve hızının aynı anda kesin bir şekilde bilinemeyeceğini söyler. tünelleme olayından da bahsettik az önce. elektronun düzenli akışı, sistemin 1 ve 0'larının çalışması için gereklidir. ancak elektrondan daha küçük bir transistör yaparsanız, elektron sürekli olarak transistörden dışarı sızmalar yapar, düzenli/kontrollü hareket bozulur ve artık devre doğru şekilde çalışamaz. sistem kısa devre yapar.
***
"o zaman işin çakallığına kaçarım ben de. limit boyutta bir transistör yapıp, bu transistörlerden çok daha fazla kullanarak işlemci gücünü yine yükseltirim" diyorsanız, yasanın karşılaştığı ikinci soruna adım atmış olursunuz. işlemci gücünü artırmaya çalıştıkça, harcanan enerjideki artışla birlikte ortamdan uzaklaştırılması gereken ısı miktarında da artış olur. dolayısıyla siz ne kadar çok transistörü bir arada çalıştırırsanız, devrenin ısısında da o kadar çok artış olur ve bir süre sonra devre elemanlarının erimesine yol açarsınız.
transistör sayısına sınır sorununun bir çözümü olarak, bir araya getirilmiş çok sayıda transistör ile küp şeklinde bir transistör yapılabilir mi? yaparsınız yapmaya ama bu sefer de sorun şudur: küpün yüzey alanı, içindeki transistörlerin hepsinin toplam yüzey alanından daha küçüktür. bu da soğutma sorununu artırmaktan başka bir işe yaramaz.
özetle; moore yasasının yavaş yavaş sonuna geliyoruz. aklımıza gelmeyen çok farklı bir çalışma alanı ve yeni bir cihaz geliştiremezsek tabii...
genel anlamıyla moore yasası, aynı x miktarda para ile 1,5 yılda bir 2 kat güçlü işlemci satın alabileceğinizi ya da işlemci gücünün sürekli olarak üstel şekilde artacağını öngörür. uzun bir süre de dediği gibi olmuştur.
ancak kuantum mekaniği üzerine çalışmalar detaylandıkça bu kanunun da bir sonu olabileceğini tahmin etmek uzun sürmedi.
elektronik devreler genellikle 1 ve 0 tabanlı, yani ikili sayı sistemine göre hareket ederler. elektronik bir devrede akım dediğimizde aklımıza gelmesi gereken şey elektronların hareketi olur. ikili sayı sisteminde 1'i "devrede akım var" ve 0'ı da "akım yok" gibi düşünebilirsiniz yahut 1 "evet" ise 0 "hayır"dır şeklinde... bilgisayar kullanırken yaptığımız her işlemin temelinde bu yatar. bu bilgi bir kenarda dursun, az sonra lazım olacak.
işlemcilerin gücü, transistörün icadıyla hızla arttı. bilgisayarlar da yine bu icat sayesinde oda boyutlarından masa üstü hatta cep boyutlarına kadar inebildi. günümüzde transistörlerin boyutları da oldukça küçülmüş durumda. örneğin 1 nanometre yani 0,000000001 metre boyutunda transistör yapmayı başardı bilim insanları. peki bu transistör işlemcimizi öncekilerden daha güçlü yapabilir mi? bundan daha küçük bir transistör yapabilir miyiz ve yaparsak ne olur?
yukarıda verdiğim bilgiye geri dönelim. bir devrede elektronların hareketi, akımı sağlar demiştim.
şimdi gözünüzde şöyle bir manzara canlandırmanızı istiyorum: siz bir elektronsunuz. 2 yanı duvar olan dar bir yolunuz var. o kadar dar ki, ucu ucuna sadece siz sığıyorsunuz ve o yolda ileri geri gidip gelebiliyorsunuz. eğer yol sizin sığabileceğinizden daha dar olursa ne olur? o yolda hareket edemezsiniz ve dolayısıyla yol hiçbir işinize yaramaz. fakat siz bir elektrondunuz ve kuantum tünelleme özelliğiniz var. yani duvarların arkasına geçebiliyorsunuz. o halde voila! duvar olsa da olmasa da istediğiniz hedefe doğru yürüyebilirsiniz ve sorun ortadan kalkar, öyle değil mi? söz konusu olan elektronik bir devreyse, hayır değil!
burada sıkıntı şu; heisenberg belirsizlik ilkesi, bir parçacığın yerinin ve hızının aynı anda kesin bir şekilde bilinemeyeceğini söyler. tünelleme olayından da bahsettik az önce. elektronun düzenli akışı, sistemin 1 ve 0'larının çalışması için gereklidir. ancak elektrondan daha küçük bir transistör yaparsanız, elektron sürekli olarak transistörden dışarı sızmalar yapar, düzenli/kontrollü hareket bozulur ve artık devre doğru şekilde çalışamaz. sistem kısa devre yapar.
***
"o zaman işin çakallığına kaçarım ben de. limit boyutta bir transistör yapıp, bu transistörlerden çok daha fazla kullanarak işlemci gücünü yine yükseltirim" diyorsanız, yasanın karşılaştığı ikinci soruna adım atmış olursunuz. işlemci gücünü artırmaya çalıştıkça, harcanan enerjideki artışla birlikte ortamdan uzaklaştırılması gereken ısı miktarında da artış olur. dolayısıyla siz ne kadar çok transistörü bir arada çalıştırırsanız, devrenin ısısında da o kadar çok artış olur ve bir süre sonra devre elemanlarının erimesine yol açarsınız.
transistör sayısına sınır sorununun bir çözümü olarak, bir araya getirilmiş çok sayıda transistör ile küp şeklinde bir transistör yapılabilir mi? yaparsınız yapmaya ama bu sefer de sorun şudur: küpün yüzey alanı, içindeki transistörlerin hepsinin toplam yüzey alanından daha küçüktür. bu da soğutma sorununu artırmaktan başka bir işe yaramaz.
özetle; moore yasasının yavaş yavaş sonuna geliyoruz. aklımıza gelmeyen çok farklı bir çalışma alanı ve yeni bir cihaz geliştiremezsek tabii...
devamını gör...
cam
aranıza engel olarak girdiği durumlarda demir kapılardan ve beton bloklardan daha büyük bir mesafe koyar. hastane penceresinden kolunuzdaki serumla dışarda olanları izlediğiniz zamanlardaki gibi. bir nesneyi koruyup saklamak konusunda ise anne rahmi gibidir. güvenli ve sağlıklı. içindeki mesajı sahibine ulaştırmak için dalgalara meydan okuyan şişe gibi. size gerçekleri anlattığı zamanlarda ise acımasız bir katile dönüşür. aynalar gibi.
devamını gör...
karantinada okunacak kitaplar
roman okumak isteyenler için;
- yaban
- genç werther’in acıları
- yeraltından notlar
- kumarbaz
- dövüş kulübü
————————————————————————-
felsefe, siyasi ve strateji içerikli karışık okumak için;
- hükümdar/prens (işkültür yayınlarında hükümdar, can ve say gibi yayınlarda prens diye geçmektedir.)
- devlet
- sokrates’in savunması
- savaş sanatı
- batı felsefesi tarihi
—————————————————————————
atatürk ve cumhuriyet içerikli okumak için;
- nutuk
- zabit ve kumandan ile hasbihal ( subay ve komutan ile söylev. mustafa kemal atatürk ve hem mahalle, okul ve silah arkadaşı olan nuri conker’in beraber yazdığı bir kitaptır.)
- cumhuriyet ( turgut özakman)
- yaban ( yaban’ı buraya da dahil etmemin sebebi kurtuluş savaşı yıllarındaki durumu farklı bir perspektifle ele almasıdır.)(bkz: yaban (kitap))
- yaban
- genç werther’in acıları
- yeraltından notlar
- kumarbaz
- dövüş kulübü
————————————————————————-
felsefe, siyasi ve strateji içerikli karışık okumak için;
- hükümdar/prens (işkültür yayınlarında hükümdar, can ve say gibi yayınlarda prens diye geçmektedir.)
- devlet
- sokrates’in savunması
- savaş sanatı
- batı felsefesi tarihi
—————————————————————————
atatürk ve cumhuriyet içerikli okumak için;
- nutuk
- zabit ve kumandan ile hasbihal ( subay ve komutan ile söylev. mustafa kemal atatürk ve hem mahalle, okul ve silah arkadaşı olan nuri conker’in beraber yazdığı bir kitaptır.)
- cumhuriyet ( turgut özakman)
- yaban ( yaban’ı buraya da dahil etmemin sebebi kurtuluş savaşı yıllarındaki durumu farklı bir perspektifle ele almasıdır.)(bkz: yaban (kitap))
devamını gör...
cuma namazının ardından basın mensuplarına konuşmak
yaptıkları ibadeti kör göze parmak hesabı cümle aleme göstermek için yapılan eylemdir.
ayrıca reklam kokan hareketlerden biridir.
ayrıca reklam kokan hareketlerden biridir.
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
kendimi okumaktan keyif alıyorum. yalan yok. *
devamını gör...
bir şakaya güldüm depresyonum bozulur mu sorusu
depresyonda olduğunu unutarak gülmüşsen bozulmaz kardeşim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en büyük zaafları
ufak bir gülümseme bir buruk kalp ve buğulu gözler. bunları gördüğüm insanın bilirim ki yükü ağır, yorgunluğu hat safhada.. kıyamam yelkenleri düşürüveririm hemen.
devamını gör...
kız çocuğu babalarına tavsiyeler
onları sizin zamanınıza göre değil onların zamanına göre yetiştirin. ben demiyorum hz ali diyor.
devamını gör...
gündelik hayat teorileri
kişi kendinde neyi eksik buluyorsa onu diline doluyor, neyin açlığını çekiyorsa karşısındakinde onu eleştiriyormuş.
devamını gör...
çok yorgunum
--- alıntı ---
çok yorgunum
beni bekleme kaptan
çok yorgunum
beni bekleme kaptan
seyir defterini başkası yazsın
seyir defterini başkası yazsın
çınarlı, kubbeli, mavi bir liman
beni o limana
çıkaramazsın
beni o limana
çıkaramazsın
çınarlı, kubbeli, mavi bir liman
beni o limana
çıkaramazsın
beni o limana
çıkaramazsın
çok yorgunum
beni bekleme kaptan
--- alıntı ---
2:34 - 2:57 arası çok hoşuma gidiyor.
çok yorgunum
beni bekleme kaptan
çok yorgunum
beni bekleme kaptan
seyir defterini başkası yazsın
seyir defterini başkası yazsın
çınarlı, kubbeli, mavi bir liman
beni o limana
çıkaramazsın
beni o limana
çıkaramazsın
çınarlı, kubbeli, mavi bir liman
beni o limana
çıkaramazsın
beni o limana
çıkaramazsın
çok yorgunum
beni bekleme kaptan
--- alıntı ---
2:34 - 2:57 arası çok hoşuma gidiyor.
devamını gör...
arabaşı
eski türkler'de obaş, bubaş, arabaş diye zaman dilimleri vardır. arabaş da geceyarısına yakın zaman diliminde içildiği için ve içine kaygan hamur atılıp kaşıklanmak suretiyle içilen tavuk suyu çorbası bu ismi almıştır. sanıldığı gibi araptan gelme değildir.
devamını gör...
kişinin 17 yaşındaki haline vereceği öğüt
youtube'ye video yüklemeye başla. 25 yaşına gelince hayatın çoktan kurtulmuş olur. ben senin gelecekten gelen halinim. pipinle oynama beni dinle, beni dinleee..
devamını gör...
geceye bir söz bırak
devamını gör...
birinden vazgeçme eşiği
merak etmiyorsa;
nasıl olup, ne yaptığınızı, ona ihtiyacınız olup olmadığını, hangi yemeği daha çok sevdiğinizi, hangi filmde hep de hangi sahnede ağladığınızı , belki de tam da şu an onun yüzünden bir sürü olumsuz düşünce ile baş ettiğinizi bilmiyorsa, kısacası sizi tanımak istemiyorsa ve sizinle ilgili bilgisi sınırlı ise ama bundan rahatsız değilse,
zaman ayırmıyorsa;
siz onun için her zaman "zaman" yaratıyorken o size bir kaç dakikasını bahşediyor gibi davranıyorsa, sürekli yapacak işleri varsa... çünkü emin olun "selam, nasılsın", "günaydın" vs kelimeler yazmak sanırım 2-3 sn alır en fazla ve eğer o anda acil olarak bir hastaya müdahale etmiyorsa ya da uzaydan dünyaya doğru gelen bir ateş topunu durdurmaya çalışmıyorsa kimse o kadar meşgul değildir. size ayıracağı dakikaları değerlidir. kendi bilir...
paylaşmıyorsa;
sizi merak etmediği gibi kendisi ile ilgili de bir şey paylaşmıyorsa.
yani siz de aynı şekilde onunla ilgili merak içindeyseniz ama düşüncelerini, hayallerini, o anki ruh halini bilemiyorsanız, tahmin edemiyorsanız, merak ettiğinizde de sonuç alamıyorsanız.
beyler, hanımlar, güzel sözlük insanları...
ister sevgili-eş ister arkadaş-dost, ister akraba vs ilişkisi olsun gizemli olmak bir yere kadar sizi çekici kılabilir ama aslolan samimiyettir. nasıl siz değerli olmak istiyorsanız karşınızdakine de o değeri vermeniz gerekir. eğer hayatınıza dokunan ve bu teması size iyi gelen insanlar varsa onları kaybetmemek için azami çaba sarf edin.
güzel böyle gönüller eğlensin ama sıkılırsam aman kimseyle de bir bağım olmasın kafaları ama yarın yalnız kalmayın kuzum, benden söylemesi...
bi de söz verirler;
işte "bugün mutlaka konuşalım", "ben müsait olunca yazayım sana", "mutlaka kahve içelim". hı hı olur olur, bence de öyle... hatta "aynen canım yaaa, hadi öptüm kib byeee"
sinirli miyim hayır değilim, iyi günler....
nasıl olup, ne yaptığınızı, ona ihtiyacınız olup olmadığını, hangi yemeği daha çok sevdiğinizi, hangi filmde hep de hangi sahnede ağladığınızı , belki de tam da şu an onun yüzünden bir sürü olumsuz düşünce ile baş ettiğinizi bilmiyorsa, kısacası sizi tanımak istemiyorsa ve sizinle ilgili bilgisi sınırlı ise ama bundan rahatsız değilse,
zaman ayırmıyorsa;
siz onun için her zaman "zaman" yaratıyorken o size bir kaç dakikasını bahşediyor gibi davranıyorsa, sürekli yapacak işleri varsa... çünkü emin olun "selam, nasılsın", "günaydın" vs kelimeler yazmak sanırım 2-3 sn alır en fazla ve eğer o anda acil olarak bir hastaya müdahale etmiyorsa ya da uzaydan dünyaya doğru gelen bir ateş topunu durdurmaya çalışmıyorsa kimse o kadar meşgul değildir. size ayıracağı dakikaları değerlidir. kendi bilir...
paylaşmıyorsa;
sizi merak etmediği gibi kendisi ile ilgili de bir şey paylaşmıyorsa.
yani siz de aynı şekilde onunla ilgili merak içindeyseniz ama düşüncelerini, hayallerini, o anki ruh halini bilemiyorsanız, tahmin edemiyorsanız, merak ettiğinizde de sonuç alamıyorsanız.
beyler, hanımlar, güzel sözlük insanları...
ister sevgili-eş ister arkadaş-dost, ister akraba vs ilişkisi olsun gizemli olmak bir yere kadar sizi çekici kılabilir ama aslolan samimiyettir. nasıl siz değerli olmak istiyorsanız karşınızdakine de o değeri vermeniz gerekir. eğer hayatınıza dokunan ve bu teması size iyi gelen insanlar varsa onları kaybetmemek için azami çaba sarf edin.
güzel böyle gönüller eğlensin ama sıkılırsam aman kimseyle de bir bağım olmasın kafaları ama yarın yalnız kalmayın kuzum, benden söylemesi...
bi de söz verirler;
işte "bugün mutlaka konuşalım", "ben müsait olunca yazayım sana", "mutlaka kahve içelim". hı hı olur olur, bence de öyle... hatta "aynen canım yaaa, hadi öptüm kib byeee"
sinirli miyim hayır değilim, iyi günler....
devamını gör...
mütedeyyin
çok beğendiğim bir kelimedir, dini şartları hayatına entegre ederek yaşayan demektir. namaz, hac ya da oruç değil yalnızca, dürüstlük, hak yememek, gıybet etmemek gibi 5 farzın dışında kalan ama onlar kadar gerekli olan kaideleri de uygulayandır.
devamını gör...
sözlük bostan olsa alınabilecek nick
güneştendeğilutançtankızarandomat
(bkz: sözlüğe bir daha gelinse alınacak nick)
çok güzel bir şey olmadı mı sizce de? *
not: domates değil domat, kızma, tamam. *
(bkz: sözlüğe bir daha gelinse alınacak nick)
çok güzel bir şey olmadı mı sizce de? *
not: domates değil domat, kızma, tamam. *
devamını gör...
öğretmen öğrenci diyalogları
bi kere lisedeyken arkadaşımla koridordaki su sebilinden su doldurmak istemiştik ama ders zili çalmıştı ve nöbetçi öğretmen koridordaydı.asla izin vermezdi dışarı çıkılmasına zil çaldıktan sonra ama biz yine de şansımızı denemek istedik ve gittik sebile kadar. adam yanımıza gelip “zil çaldı sınıfa dönün hadi” demişti ve arkadaşım da “hocam çok susadık lütfen içelim gidicez hemen” demişti. öğretmen yine de izin vermeyip “sonraki tenefüs gelirsiniz bi şey olmaz, insan 3 gün susuz yaşayabilir” demişti ve onun üzerine benim canım arkadaşım “hocam ama arı’nın * 3.günü”demişti ve öğretmen bu cevaptan sonra bize izin vermişti.şuan çok saçma bi anı gibi gelse de o anı yaşamak ve o tepkiyi görmek çok eğlenceliydi bence *
devamını gör...

