"kardeşim hesap ettik, mahkumları hilton'da yatırsaymışız daha hesaplı oluyormuş"
kemal unakıtan'ın yüksek maliyetle yapılan bir cezaevi hakkında, gazetecilere yaptığı yorum.
devamını gör...

kişinin ebeveynlerinin dünya görüşünün, toplumun normlarının ve çevresindeki kişilerin kendilerine kattıklarının içselleştirilmesi ile oluşur. vicdan olarak doğru ve yanlış duygularımızı içerir.

yeni doğan bir bebek günah, ayıp, yasak ve haksızlık gibi kavramlara sahip değildir, yalnızca ilkel güdüler ile hareket eder. zaman içerisinde anne ve baba tarafından uygunsuz sosyal davranışlar karşısında cezalandırılır. çocuk büyüdüğünde anne ve babası yanında olmasa dahi içselleştirmiş olduğu dizgiler ona ahlak kavramını katmıştır; süperegosuna yenik düştüğü takdirde suçluluk duygusu hissedecektir çünkü bebekken cezalandırılmıştır.

çocuğun kişiliğin oluşumunda id, ego veya süperego katmanlarından birisinin diğerlerinden daha güçlü veya güçsüz olduğu süreçlerde farklı kişilik türleri ortaya çıkmaktadır. örneğin id katmanı gelişmiş olan bir kimse bencil ve ben merkez kişilikte birisi olabilmekte iken, süperego katmanı gelişmiş bir kimse daha rasyonel, mükemmeliyetçi ve içine kapanık birisi olabilmektedir.
devamını gör...

bir abidin dino şiiridir. nazım hikmet'in saman sarısı şiirine cevaben yazdığı bilinir.


saman sarısı

sen mutluluğun resmini yapabilir misin abidin?
işin kolayına kaçmadan ama,
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil.
ne de ak örtüde elmaların,
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığınkini.
sen mutluluğun resmini yapabilir misin abidin ?

nazım hikmet

mutluluğun resmi
kokusu buram buram tüten
limanda simit satan çocuklar
martıların telaşı bambaşka
işçiler gözler yolunu.
inebilseydin o vapurdan
ayağında varna’nın tozu
yüreğinde ince bir sızı.
mavi gözlerinde yanıp tutuşan
hasretle kucaklayabilseydim
seninle, bir daha.
davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
bağrımıza bassaydık seni nazım,
yapardım mutluluğun resmini
başında delikanlı şapkan,
kolların sıvalı, kavgaya hazır
bahriyeli adımlarla düşüp yola
gidebilseydik meserret kahvesine,
ilk karşılaştığımız yere
ve bir acı kahvemi içseydin.
anlatsaydık
o günlerden, geçmişten, gelecekten,
ne günler biterdi,
ne geceler…
dinerdi tüm acılar seninle
bir düş olurdu ayrılığımız, anılarda kalan.
ve dolaşsaydık türkiye’yi
bir baştan bir başa.
yattığımız yerler müze olmuş,
sürgün şehirler cennet.

işte o zaman nazım,
yapardım mutluluğun resmini
buna da ne tuval yeterdi;
ne boya…

abidin dino
devamını gör...

eevee
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

latin (a), yunan (alpha), kiril (a), arap (elif), ibrani (alef) gibi en çok bilinen alfabelerin ilk harfidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yok sayılamayacak bir gerçektir.
burada keyifli keyifli tanım girmelerine, kahkaha atmalarına, insanlara sataşıp kaos yaratmalarına, her şeye müdahil olmaya çalışmalarına bakmayın siz. bunların hepsi yalnızlıktan, kimsesizlikten dolayı duvarlarla konuşmaktan dolayı olan şeyler.
neyse yine de biraz sevgi ve şefkat gösterelim ki bunalıma girmesin kimsesizler.*
devamını gör...

beterin beteri vardır dedikleri tam olarak bu durum bence.
devamını gör...

regl olmak. aslında sağlıklı olduğunu gösteren bir durumdur ama ne hikmetse senden bunu devlet sırrı gibi saklamanı isterler, ped alınca ayıplanırsın ve daha bunun gibi bir sürü saçmalık...
devamını gör...

eski mısırda bildiğimiz üzere diş fırçası yoktu, e bu insanlar ne ile diş bakımını sağlıyorlardı? cevap çok tuhaf... kum ve tahıl sapları ile! evet, kum ve tahıl sapları... işin tuhaf tarafı oldukça işe yarıyormuş bu temizlik, mısırlıların ağızlarında çok az çürük oluyormuş lakin bu temizlik çok kötü bir bedel ödetiyormuş onlara...

ağızlarına aldıkları kum bir zamandan sonra dişlerinin aşınmasına ve kısalmasına neden oluyormuş ve bazen o kadar hızlı oluyormuş ki, dişleri bir anda kırılıyor ve iltihap kapıyor, sonrası da sonucu ölüme kadar gidebilen ağrılı, sancılı, ateşli zaman dilimleri oluyormuş.

ek olarak, antik mısır, yunan ve roma'da portakal ve limonun olmaması... evet yokmuş! limon, arap tüccarlar tarafından italya'ya m.s 2.yüzyılın başlarında getirilmiş, bu arap abilerde limonu himalaya bölgesinden getirmişler. portakal da avrupa'ya 9.yüzyılın başlarında girmiş, yine arap tüccarlar getirmişler, getirdikleri yerler de çin ve burma imiş...
devamını gör...

çim adam. evet büyümedim hâlâ çim adamımın saçlarını tarıyorum.
devamını gör...

her şeyi lütfen artık sekse , sevismeye bağlamayın artık yeter ya!

tanım: yurtdışı tectübesi olmamış bir yazar olması kuvvetle muhtemel. çünkü yurtdışına gitseydi tam tersi olduğunu görürdü. yurtdışındaki tüm insanlar acayip soğuk , soru sormaya bile çekinmiştim ben şahsen. türk insanı öyle mi? cebinde paran olmasın gir kebapçıya adam tüm malını mülkünü verir sana.
devamını gör...

işte tarafsız habercilik. isminden dolayı şimdi daha çok sevdim. bana hitap eden içeriğiyle takip ettiğim haber ajansı.
evet ever söz sende olayının hakkını vermişsin. bir de ankara'ya bağlanalım o zaman. hımmm ses yok oradan..
o zaman flaşh tv haberciliğiyle ben karşınızdayım. biraz magazinsel biraz özgün tarzla haberciliğe mebrure teyze o horoz çatıya nasıl çıktı efekti vereceğim.

bomba olay sözlüğün ismi'nin değişmesiydi. ansızın bir gece (zaten hep gece yarısı bir şeyler olur) isim değişikliği yaşanacağını yoldaş bey, biraz duygusal bir mesajla dile getirdi. ilk haberi alan ben aaa yoldaş gidiyormuş diye düşündüm. nasıl da yollamaya meraklıyım. neyse ki tepeyi terketmeyeceğim, buralara çok zor çıktım ifadelerini kullandı bizlere. eğilmeyeceğiz, bükülmeyeceğiz diyor gaza gelmiş... arkanızdayız dedim lakin halen bu böyle bitmeyecek diye yakarışlarına devam ediyordu.

tam isim açıklandı... ve herkes bir ağızdan
bu ne be dedi. beklenen sonuç gelmemişti. bazı yazar arkadaşlarımızın seçim sonuçları yenilensin yakarışlarına, basın açıklamalarına şahit olduk. bu ismi kabul etmeyeceklerini, bir daha sözlüğün kapısından içeri girmeyeceğini belirtenler oldu. grev'e girildi. yönetemiyorsanız çekin gidin dendi. o sırada ben kameralara aldım tüm görüntüleri buraya yetiştireceğim ya. tabii sil o görüntüleri diye tehtid edenlerde oldu çek çek bizi de çek diyenlerde. kavga gürültü dur yapma biraz durulur, belki alışırsın dediğimiz bir kaç yazar arkadaşımız (biri eşofmanlarını alıp gitti,üzdü) normal izne çıkıverdi. ama orada halen kafa izni yazıyor. onu da anlayamadık iko da yeter be kafam şişti deyip bırakıp gitmeyi düşünüyormuş o sırada normal şişti diyeceksin diye tüm modlar onu düzeltiyormuş. şimdilik durumlar bu. biraz duruldu gibi sanki. hadi bende birine bağlayım o zaman.

sıradaki muhabir, sende durumlar nedir?
devamını gör...

- “avrupa nükleer araştırma merkezi” olarak bilinen cern, dünyanın en büyük parçacık fiziği laboratuvarıdır.

- isviçre ile fransa arasında, yerin 100 m altında ve 27 km uzunluğundadır.

- 1954 yılında kurulan cern’de yapılan deneylerle; atom altı parçacıkları sınıflandırmaya, tanınlamaya ve ayrıca evreni, evrenin oluşumunu, geleceğini anlamaya çalışmaktadır.

-plazma fiziği, elektronik, nanobilim, bilişim teknolojisi gibi alanlarda yeni çalışmaların yapılmasına olanak sağlamıştır.
- - - alıntı - - -

kaynak: fizik dersi notlarıdır. bana ait değildir.
devamını gör...

ufak bir çocukken kimi daha çok seviyorsun anneni mi babanı mı? ve tabi ki ikisini de çok seviyorum cevabı kabul edilmezdi. beni stresli bir döngüye sokardı.

şimdi ise nasılsın sorusu olabilir. insanlar daha çok nasıl olduğun ile ilgilenmeden bu soruyu soruyorlar. tek düşündükleri kendi aklındakileri söylemek için iletişime geçmek.

-nasılsın?
+iyiyim, sen nasılsın?
-şey diyecem ya... ...ha bende iyiyim.
devamını gör...

"+canlar
+dünyadan uzak dönüyor"

son zamanlarda aldığım eeen değerli mesajlardan biridir bu alıntı yaptığım mesaj. bazı şeyleri neden sevdiğinizi ya da değer verdiğinizi anlayamazsınız da anlatamazsınız ya, bu yayın da benim için biraz öyle. sadece kayıt alıp attığımız, sonra da sırayla çalınan alelade bi program değil yani. seviyorum merkez.

daha söyleyecek pek çok şeyim var ama yayından sonra; süüüprüzümüz bozulmasın.
hayde o halde, iyi dinlemeleeeer heeeerbikeslereeeee.
devamını gör...

kimdir bre bu beni tarif eden, tez bulun getirin.(bkz: lol)
devamını gör...

muhtemelen başka övünecek bir şeyi olmayan insandır.

bu davranışı daha çok mirasyedi olan tipler yapar. kendi emeği ile kazanan insanlar malından mülkünden bahsetmekten olabildiğince uzak durur çünkü.
devamını gör...

hasan izzettin dinamo'nun çok bilinmeyen ama kesinlikle okunması gereken kitabıdır.
hasan izzettin dinamo kurtuluş savaşı yıllarını en fazla yokluk ve kimsesizlik içinde geçiren yazarlarımızdandır. kitapta savaşın acımasızlığı insanların savaş sırasında yaşadığı kıtlığı, acı ve kayıplara rağmen hayatta kalmaya çalışmaları çok çarpıcı ve gerçekti. karınlarını doyurabilmek için türlü çareler ürettikleri, yakında ölen yakınlarının yaslarını yaşayamamaları gibi acıları yazar gerçekten çok iyi ifade etmiş.
hasan izzettin dinamo kendi yaşam öyküsü savaş ve açlar'da gerçek olaylara sadık kalarak romanı oluşturur. konuları ne abartmış ne de fazla törpülemiştir.
romanın kahramanı bir anadolu ailesidir. ailenin hiçbiri öğrenim görmemiş ama hepsi dürüst ve zeki insanlardır. temel çavuş iyi bir aile babası olup tipik bir karadeniz insanıdır. şakire ise eşi ve dört çocuğunu yitirmesine rağmen hayatın yakasını bırakmayan bir anadolu kadınıdır. her ikisi de olumsuzluklar yada felaketler karşısında yılgınlık ve teslimiyet göstermez. kısaca kitap savaşın o tüm acımasızlığını gözler önüne seriyor.
savaş ve açlar belgesel özelliğinin yanı sıra toplumcu gerçekçi edebiyatımızın en önemli örneklerinden biridir.
bu arada kitap cengiz aytmatov'un 'toprak ana' kitabına çok benzer ama bence 'toprak ana' altınsa savaş ve açlar keşfedilmemiş bir elmastır.
edit:ekleme
devamını gör...

az önce benjaminin mektubu mesaj kutuma düşmüştür
durum ciddi galiba
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim