sevgilisine atkı ören kız
mustafa sandal'ın
bu kız beni görmeli bana kazak örmeli dediği kızın, kızı olabilir.
balkona çıkmış kimi gözler...
bu kız beni görmeli bana kazak örmeli dediği kızın, kızı olabilir.
balkona çıkmış kimi gözler...
devamını gör...
bir insanla ilişkiyi kesmek için yeterli sebepler
karşısındakini aşağılayıcı konuşması ve küçük düşürmesi.
devamını gör...
1 kilo hamsinin 30 lira olması
şehirden şehire saatlik değişen durum.
sputnik'in 7 ocak 2021 tarihli yayınladığı haberde balıkçılar bu konu hakkında açıklamlarda bulundu.
--- alıntı ---
balıkçı aydın karslı ise, “hamsi azaldı. samsun’dan trabzon’a doğru hamsi yok zaten. oldukça pahalı. pahalı olduğu için de vatandaş alamıyor. 25-30 liradan iki kilo hamsi alsa 4 kişilik bir aileye yetmez. hamsi tutan kayıkların çoğu gürcistan’a gitti. oradan da buraya hamsi gelmiyor. tezgahtaki balıkların hepsi çok pahalı
gökhan aydın, “fiyatlar oldukça yüksek. balık az. balıkhanede kimse yok. gün içerisinde sayılı kişi gelip gider. onlar da balık fiyatlarını görünce kaçıyorlar. hamsi fiyatı 20 ila 30 lira arasında değişiyor. havalar bir türlü soğumadı. av sezonunun bitmesine az kaldı. balık bu yıl olmadı. bu saatten sonra fiyat düşmez. balık az. hamsinin kasasını 350 liradan alıyoruz
--- alıntı ---
kaynak
sputnik'in 7 ocak 2021 tarihli yayınladığı haberde balıkçılar bu konu hakkında açıklamlarda bulundu.
--- alıntı ---
balıkçı aydın karslı ise, “hamsi azaldı. samsun’dan trabzon’a doğru hamsi yok zaten. oldukça pahalı. pahalı olduğu için de vatandaş alamıyor. 25-30 liradan iki kilo hamsi alsa 4 kişilik bir aileye yetmez. hamsi tutan kayıkların çoğu gürcistan’a gitti. oradan da buraya hamsi gelmiyor. tezgahtaki balıkların hepsi çok pahalı
gökhan aydın, “fiyatlar oldukça yüksek. balık az. balıkhanede kimse yok. gün içerisinde sayılı kişi gelip gider. onlar da balık fiyatlarını görünce kaçıyorlar. hamsi fiyatı 20 ila 30 lira arasında değişiyor. havalar bir türlü soğumadı. av sezonunun bitmesine az kaldı. balık bu yıl olmadı. bu saatten sonra fiyat düşmez. balık az. hamsinin kasasını 350 liradan alıyoruz
--- alıntı ---
kaynak
devamını gör...
kadın filozof olmaması
sadece ioanna kuçuradi geldi aklıma o da rum kökenliydi galiba.
neden kadın peygamber yok ile de benzer kapıya çıkabilse de eğitim ve düzen mühim.
neden kadın peygamber yok ile de benzer kapıya çıkabilse de eğitim ve düzen mühim.
devamını gör...
ateistlerin zeka seviyesi
eğer dindar bir çevrenin içinde doğduysa hemen kabullenmek yerine sorguladığı için zeka seviyelerinin ortalama üstü olduğunu düşünüyorum. aslında zeka seviyesi demek doğru değil, düşünme kabiliyeti ve aklı kullanma diyelim. başlık toksik bu arada.
devamını gör...
çocukluğunuzdaki bayram travmaları
benim için net "ender" marka çikolata. taş gibiydi. tadı da kötüydü. ucuz diye herkes onu alıyordu sanırım. gittiğimiz her evde onu ikram ederlerdi. mecbur bir tane alırdım. yiyemezdim de. aylar sonra çantamda bulurdum çoğu zaman.
devamını gör...
ufacık çocukları tören diye dondurmak
çocuklar elbette değerlerini, kurucularını böyle böyle öğrenecek, icsellestirecek, bizden sonra da sahip çıkacaklar.
ensar vakfindaki , kuran kurslarındaki tecavüzlere, couk esirgeme kurumlarında, sevgi evlerinde dönen rezilliklere, eğitimde, sağlıkta vs. var olan eşitsizlik nedeniyle hayati daha şimdiden kayan bur sürü çocuğa, istismara, çocuk evliliğine, sınırlarda donarak ölen çocuklara, çocuk işçiliğe ses çıkartmayan kafasını kuma gömen deve kuşları nedense bu günlerde yırtık dondan çıkar gibi kafalarını kaldırıp, hepi topu yarım saat sürecek bir anma töreni için sevgi pıtırcığı kesiliyorlar.
biz sizin cigerinizi dalağınızı, küf tutmuş beyninizin kokusun metrelerce uzaktan alırız. hafi oradan.
isterseniz masanın üstüne çıkıp tepinin. unutmayacağız, unutturmayacağız.
ensar vakfindaki , kuran kurslarındaki tecavüzlere, couk esirgeme kurumlarında, sevgi evlerinde dönen rezilliklere, eğitimde, sağlıkta vs. var olan eşitsizlik nedeniyle hayati daha şimdiden kayan bur sürü çocuğa, istismara, çocuk evliliğine, sınırlarda donarak ölen çocuklara, çocuk işçiliğe ses çıkartmayan kafasını kuma gömen deve kuşları nedense bu günlerde yırtık dondan çıkar gibi kafalarını kaldırıp, hepi topu yarım saat sürecek bir anma töreni için sevgi pıtırcığı kesiliyorlar.
biz sizin cigerinizi dalağınızı, küf tutmuş beyninizin kokusun metrelerce uzaktan alırız. hafi oradan.
isterseniz masanın üstüne çıkıp tepinin. unutmayacağız, unutturmayacağız.
devamını gör...
jean paul sartre
"bir şey sona ermek için başlamıştır.
serüven uzamaya gelmez, ona anlam veren ölümüdür yalnız."
serüven uzamaya gelmez, ona anlam veren ölümüdür yalnız."
devamını gör...
ülkücü sevgiliye alınabilecek hediyeler
tesbih, tuğralı yüzük.. *
devamını gör...
edebiyat şehir etkileşimi
edebiyatta, yazının büyülü bir gücü vardır. mesela bugün paris büyülü bir şehir ise, binlerce belki de milyonlarca sayfa kitaplara konu olmasından dolayıdır. bugün istanbul ile aramız iyiyse, bunda bize bu kadim şehri büyülü bir üslupla kaleme döken edebiyatçılarının eserlerinin büyük katkısı vardır.
devamını gör...
18 mart 1915 çanakkale zaferi
çanakkale geçilemez. dedik ve bir tarih yazdık. ruhları şad olsun askerlerimizin.
devamını gör...
yargı
ay yapımının kaliteli işlerinden yalnızca bir tanesi. şimdi bir avukat gözüyle diziyi birazcık irdeleyelim.
öncelikle başroller pınar deniz ve kaan urgancıoğlu müdafii ve savcı tiplemelerini gerek mizaç gerekse diyalog olarak sağlayabilecek nitelikte. yani bunun belli bir tipi mi var kardeşim diye sorarsanız sadece bir gününüzü adliyede geçirmeniz cevap için yeterli olacaktır.
pars karakterini canlandıran mehmet yılmaz ak'ı daha önce rol aldığı yapımlardan az çok anımsıyorum rolü için söyleyebileceğim tek şey onun için biçilmiş kaftan. hırslı, yeri geldiğinde sinsi yeri geldiğinde acımasız bir kanun adamını ondan iyi canlandırabilecek sayılı isimler var şuan sektörde.
dizi ceza hukuku bazında karşıt tarafları oluşturan savcı-müdafii ikilisini işliyor. bir tarafta ele avuca sığmaz tuttuğunu koparmak için her şeyi göze alabilen avukat ceylin diğer tarafta kanunu her şeyin üstünde tutan ve onuru için yaşayan savcı ılgaz. kader bu ikiliyi bir cinayet davasında birleştiriyor ve avukat ceylin, ılgaz'ın kardeşi çınar'ın müdafiliğini üstleniyor. işin en ironik kısmı ise buradan sonra başlıyor. spoiler olduğu için devam ettirmeyeceğim fakat şunu belirtmek isterim sonraki süreç işleyecek yargı mekanizmasını ve bu süreçteki vicdan muhasebelerinin nasıl dengelenmesi gerektiğini gözler önüne serecek.
bitirmeden ufak bir anıyı da anlatmak isterim geçen hafta adliyedeki bir işim dolayısıyla mahkeme kaleminde bir katibe danışmam gerekiyordu. kendisiyle ufak bir merhabalaşma sonrası yargıyı izleyip izlemediğimi sordu bende ''evet izliyorum'' dedim. bunun üzerine ''yahu avukat bey savcının katibini almadan cinayet mahalline gittiği mi görülmüş '' diyerek sitemde bulundu. evet türk dizilerinde bazen ufak detaylar atlanabiliyor; bu tarz ayrıntıları işleseler sektörün içindeki insanların gözünde daha gerçekçi bir yapım olarak görülebilir.
en nihayetinde yargı'nın başarılı bir yayın hayatı geçireceğini umuyorum. o kadar övdüğüm son yaz'ın final yapmasından sonra umarım yargı'nın başına bir şey gelmez...
öncelikle başroller pınar deniz ve kaan urgancıoğlu müdafii ve savcı tiplemelerini gerek mizaç gerekse diyalog olarak sağlayabilecek nitelikte. yani bunun belli bir tipi mi var kardeşim diye sorarsanız sadece bir gününüzü adliyede geçirmeniz cevap için yeterli olacaktır.
pars karakterini canlandıran mehmet yılmaz ak'ı daha önce rol aldığı yapımlardan az çok anımsıyorum rolü için söyleyebileceğim tek şey onun için biçilmiş kaftan. hırslı, yeri geldiğinde sinsi yeri geldiğinde acımasız bir kanun adamını ondan iyi canlandırabilecek sayılı isimler var şuan sektörde.
dizi ceza hukuku bazında karşıt tarafları oluşturan savcı-müdafii ikilisini işliyor. bir tarafta ele avuca sığmaz tuttuğunu koparmak için her şeyi göze alabilen avukat ceylin diğer tarafta kanunu her şeyin üstünde tutan ve onuru için yaşayan savcı ılgaz. kader bu ikiliyi bir cinayet davasında birleştiriyor ve avukat ceylin, ılgaz'ın kardeşi çınar'ın müdafiliğini üstleniyor. işin en ironik kısmı ise buradan sonra başlıyor. spoiler olduğu için devam ettirmeyeceğim fakat şunu belirtmek isterim sonraki süreç işleyecek yargı mekanizmasını ve bu süreçteki vicdan muhasebelerinin nasıl dengelenmesi gerektiğini gözler önüne serecek.
bitirmeden ufak bir anıyı da anlatmak isterim geçen hafta adliyedeki bir işim dolayısıyla mahkeme kaleminde bir katibe danışmam gerekiyordu. kendisiyle ufak bir merhabalaşma sonrası yargıyı izleyip izlemediğimi sordu bende ''evet izliyorum'' dedim. bunun üzerine ''yahu avukat bey savcının katibini almadan cinayet mahalline gittiği mi görülmüş '' diyerek sitemde bulundu. evet türk dizilerinde bazen ufak detaylar atlanabiliyor; bu tarz ayrıntıları işleseler sektörün içindeki insanların gözünde daha gerçekçi bir yapım olarak görülebilir.
en nihayetinde yargı'nın başarılı bir yayın hayatı geçireceğini umuyorum. o kadar övdüğüm son yaz'ın final yapmasından sonra umarım yargı'nın başına bir şey gelmez...
devamını gör...
yazılan entry'nin yoldaş benjamin franklin tarafından beğenilmesi
arada sırada viziteye çıkan başhekim gibi tanımlara bakar, hoşuna gideni beğenir.
yalnız yoldaş başkanın beğendiği tanımlar öyle popüler tanımlar da değil. nereden buluyorsa o kadar tanım içinde gün yüzü görmemiş tanımları beğenir. bir ara benim mavi yengeç tanımımı beğenmiş, onun beğenisi ile o tanım sanki cumhuriyet altını gibi bir değer kazandı.
yalnız yoldaş başkanın beğendiği tanımlar öyle popüler tanımlar da değil. nereden buluyorsa o kadar tanım içinde gün yüzü görmemiş tanımları beğenir. bir ara benim mavi yengeç tanımımı beğenmiş, onun beğenisi ile o tanım sanki cumhuriyet altını gibi bir değer kazandı.
devamını gör...
normal sözlük vs ekşi sözlük
birisi hakikaten köklü, lider ve kalabalık olan; öbürü yenilikçi, dinamik ve farklı olandır.
köklü ve kalabalık olanda kalifiye yazarlar olduğu gibi, entry girerken kişide "mahalle baskısı" yaratırcasına, kalifiye troller de hatırı sayılır miktarda çoktur. bu profilin, laf çarpıtma ve sanal gündem yaratmada en az erman toroğlu kadar yetisi/yetersizliği vardır.
yenilikçi olanında bunların hiçbiri ve en önemlisi hakaret/küfür yoktur. bu konuda yaratıcılığını konuşturmak isteyen, en fazla büyük argo sözlüğü'ne sığınır. onun dışında bilgi veren de, geyik yapan da aynı kefededir.
köklü ve kalabalık olanda kalifiye yazarlar olduğu gibi, entry girerken kişide "mahalle baskısı" yaratırcasına, kalifiye troller de hatırı sayılır miktarda çoktur. bu profilin, laf çarpıtma ve sanal gündem yaratmada en az erman toroğlu kadar yetisi/yetersizliği vardır.
yenilikçi olanında bunların hiçbiri ve en önemlisi hakaret/küfür yoktur. bu konuda yaratıcılığını konuşturmak isteyen, en fazla büyük argo sözlüğü'ne sığınır. onun dışında bilgi veren de, geyik yapan da aynı kefededir.
devamını gör...
mera
bu bir dopaminendorfin ukdesidir.
orman içi, orman altı ve orman üstü olarak incelenmesi gereken, ot alanların yetişmesine elverişli alanlar olarak nitelendirilebilir.
orman altında bulunan meralar yaz sıcaklığında, ilk kuruyan alanlardır. bu alanlar kuruduğunda; orman altı ve üstü otlaklar, hayvancılık ve arıcılık gibi faaliyetler için kullanılmaya başlar.
arkadaşlar insanlar var olduğundan beri meralar, insan hayatında önemli yer tutar. özellikle hayvancılık faaliyetleri için çok önemlidir.
ancak orman içi mera alanları, yeterli güneşi görmediğinden ve gölgelik olduğundan ''açık altlar'', geç kurusa da, hem besleyici olmasından hemde, geç kurumasından dolayı önemli bir yem kaynağıdır.
ancak bu orman içi alanlarının ''gölge'' olmasından dolayı ve aşırı tüketim ile birlikte bazı sorunlar meydana gelebilir.
vejetatif üreme, bazı bitkilerin, ana kökten belli bir kısımların sürgün vererek yeni ''ana kökler'' oluşturması olayıdır. bu bir eşeysiz üreme çeşididir.
bazı bitkiler ise, tohumların toprağa düşmesi ile ürerler örneğin; buğdaygiller.
ancak aşırı otlatma sebebiyle, vejatatif üreyen bu ''kısa'' bitkilerin yerini, tohumla üreyen daha uzun bitkiler alır. meralardaki bitki konsantrasyonları bozulur. kısa boylu,vejetatif üreyen bitkiler azalmaya başlar.
şunu unutmayalım ki , hayvanların, arıların,insanların bünyelerine aldıkları protein ve vitaminler tek tipleşir. buda besin yetersizliğine sebep olur.
açık alanlarda da benzer durumlar yaşanır.
uzun boylu tohumla üreyen buğdaygiller, kısa boylu vejetatif üreyen kısa boylu bitkileri gölgeler ve artık meramızda sadece buğdaygiller bulunmaya başlar.
işte bu olumsuz durumun yaşanmasını istemiyorsak meralarımızı etkili ve planlı bir şekilde kullanmak zorundayız.
tabi bizim hayvancılıktan kaynaklı aşırı otlatma sorunundan ziyade, '' beton'' gibi daha öncelikli sorunlarımızda vardır.
''b'' bağımlısı bir arkadaşın da dediği gibi
''rib''
orman içi, orman altı ve orman üstü olarak incelenmesi gereken, ot alanların yetişmesine elverişli alanlar olarak nitelendirilebilir.
orman altında bulunan meralar yaz sıcaklığında, ilk kuruyan alanlardır. bu alanlar kuruduğunda; orman altı ve üstü otlaklar, hayvancılık ve arıcılık gibi faaliyetler için kullanılmaya başlar.
arkadaşlar insanlar var olduğundan beri meralar, insan hayatında önemli yer tutar. özellikle hayvancılık faaliyetleri için çok önemlidir.
ancak orman içi mera alanları, yeterli güneşi görmediğinden ve gölgelik olduğundan ''açık altlar'', geç kurusa da, hem besleyici olmasından hemde, geç kurumasından dolayı önemli bir yem kaynağıdır.
ancak bu orman içi alanlarının ''gölge'' olmasından dolayı ve aşırı tüketim ile birlikte bazı sorunlar meydana gelebilir.
vejetatif üreme, bazı bitkilerin, ana kökten belli bir kısımların sürgün vererek yeni ''ana kökler'' oluşturması olayıdır. bu bir eşeysiz üreme çeşididir.
bazı bitkiler ise, tohumların toprağa düşmesi ile ürerler örneğin; buğdaygiller.
ancak aşırı otlatma sebebiyle, vejatatif üreyen bu ''kısa'' bitkilerin yerini, tohumla üreyen daha uzun bitkiler alır. meralardaki bitki konsantrasyonları bozulur. kısa boylu,vejetatif üreyen bitkiler azalmaya başlar.
şunu unutmayalım ki , hayvanların, arıların,insanların bünyelerine aldıkları protein ve vitaminler tek tipleşir. buda besin yetersizliğine sebep olur.
açık alanlarda da benzer durumlar yaşanır.
uzun boylu tohumla üreyen buğdaygiller, kısa boylu vejetatif üreyen kısa boylu bitkileri gölgeler ve artık meramızda sadece buğdaygiller bulunmaya başlar.
işte bu olumsuz durumun yaşanmasını istemiyorsak meralarımızı etkili ve planlı bir şekilde kullanmak zorundayız.
tabi bizim hayvancılıktan kaynaklı aşırı otlatma sorunundan ziyade, '' beton'' gibi daha öncelikli sorunlarımızda vardır.
''b'' bağımlısı bir arkadaşın da dediği gibi
''rib''
devamını gör...
30 ağustos zafer bayramı
nice 99 yıllara , zafer bayramı kutlu olsun, şehitlere rahmet diliyorum, bu vatan için herşeyin i ortaya koyan , bütün hayatını bu vatan için tüketen atatürk ve komutanlarını saygı ile anıyorum, allah rahmet eylesin.
devamını gör...
mr lobster
devamını gör...
nefret
grup
devamını gör...
mahlasınla ilgili bir görsel bırak
devamını gör...

