manidar
arapça mani (mana, anlam) ve farsça dar (sahip olan) sözcüklerinin birleşmesiyle oluşmuş sıfat soylu sözcük.
günümüzde gerçek anlamıyla değil mecaz anlamıyla kullanımı yaygın. doğrudan ya da dümdüz değil de böyle lafı dolandırarak, ima ederek konuşma anlamını taşıyor. aslında farkında olarak ya da olmayarak bizler de bu türlü konuşmaları sık sık yapıyoruz. hele sözlük ortamlarında laf dokundurma cümleleri çok yaygın. ki, bence bu iyi de bir şey. daha kibarca söyleyerek, kastettiğimiz anlamın karşı tarafa ulaşmasını bekliyoruz.
hoş, bazen yalnızca susmak da manidardır.
günümüzde gerçek anlamıyla değil mecaz anlamıyla kullanımı yaygın. doğrudan ya da dümdüz değil de böyle lafı dolandırarak, ima ederek konuşma anlamını taşıyor. aslında farkında olarak ya da olmayarak bizler de bu türlü konuşmaları sık sık yapıyoruz. hele sözlük ortamlarında laf dokundurma cümleleri çok yaygın. ki, bence bu iyi de bir şey. daha kibarca söyleyerek, kastettiğimiz anlamın karşı tarafa ulaşmasını bekliyoruz.
hoş, bazen yalnızca susmak da manidardır.
devamını gör...
yusuf göbbels
engellediğim user. yazar demek yazarlara haksızlık olur. user kullanıcıdır her yerde olur ama herkes yazar olamaz.
devamını gör...
bildirimler
kafa sözlük'ü çekici kılan küçük turuncu yuvarlaklar. pıt pıt çıkıyorlar öyle bir anda...yalnız dün ağşamdan bu yana bir anda belirmiyorlar, sayfayı değiştirince görünüyorlar.
devamını gör...
farid farjad
devamını gör...
bu başlıkta kendimizi kandırıyoruz
yarın okullar açıldığı için çok mutluyum. *
devamını gör...
türkiye'nin üç kelimelik özeti
bindik bir alamete
devamını gör...
ilkay akkaya dinlemek
ilkay akkaya anlatması zor ! o bir hanımefendi ,devrimci ,besteci, özel, güzel insan.onu dinleyince vazgeçmek mümkün olmaz zaten.sizi aşk’a götürür.
devamını gör...
neuralink deneylerine yıl sonunda başlayabiliriz
tesla ve spacex'in kurucusu elon musk'ın insan ve bilgisayar arasında doğrudan bağlantı kurmayı amaçlayan neuralink çipi hakkında yaptığı açıklama.
amazon’un kurucusu jeff bezos’un ardından dünyanın en zengin ikinci insanı olan musk twitter üzerinden yaptığı açıklama ile bir kez daha gündemde.
insan ve bilgisayar arasında doğrudan bağlantı kuracak neuralink çipi hakkında açıklamalarda bulunan musk, insanlı deneyler için tarih verdi.
konu ile ilgili bir twitter kullanıcısının sorusunu yanıtlayan musk, “neuralink implant güvenliğini sağlamak çok sıkı çalışıyor ve abd gıda ve ilaç dairesi ile yakın iletişim içerisindeler. işler iyi giderse, bu yılın sonlarında ilk insan deneylerine başlayabiliriz.” ifadelerini kullandı.
kaynak: bundle.app/PIP9ee7j
amazon’un kurucusu jeff bezos’un ardından dünyanın en zengin ikinci insanı olan musk twitter üzerinden yaptığı açıklama ile bir kez daha gündemde.
insan ve bilgisayar arasında doğrudan bağlantı kuracak neuralink çipi hakkında açıklamalarda bulunan musk, insanlı deneyler için tarih verdi.
konu ile ilgili bir twitter kullanıcısının sorusunu yanıtlayan musk, “neuralink implant güvenliğini sağlamak çok sıkı çalışıyor ve abd gıda ve ilaç dairesi ile yakın iletişim içerisindeler. işler iyi giderse, bu yılın sonlarında ilk insan deneylerine başlayabiliriz.” ifadelerini kullandı.
kaynak: bundle.app/PIP9ee7j
devamını gör...
aşık veysel şatıroğlu
çok büyük adammış rahmetli.
aşık veysel'in torunu çiğdem özer, üç yıl önce bir röportajda dedesinin ilk evliliğiyle ilgili pek bilinmeyen bir olayı böyle anlatmıştı:
köyün en güzel kızıyla evlendirilmiş dedem... yol arkadaşlıkları aileleri tarafından tayin edilmiş iki insan. hayat sürprizlerle dolu, gel zaman git zaman evdeki hizmetli hüseyin'e kayıyor gönlü güzeller güzeli esma'nın. aşk bu, insanın gözünü karartır.
aşıklar bir gün kaçmaya karar veriyor ve esma çocuğunu ve dedemi bırakıp kaçıyor. ama veysel de aşık ve kaçacakları gece görmeyen gözlerine rağmen her şeyi hissediyor.
neyse, bizim kaçaklar samsun'a vardıklarında bafra civarında soluklanmak için bir çeşmenin başında duruyorlar. bitkinler, açlar, ceplerinde bir kuruş para yok. esma çoraplarını çıkarıyor ve bir bakıyor ki içinde bir tomar para...
evet yaban ellerde kurda kuşa yem olmasınlar diye... işte bazılarımızın gönlü zengin... hikaye burada bitmiyor aslında. hüseyin'le esma günün birinde perişan vaziyette köye dönüyor. bu arada dedem ve esma annenin çocuğu da ölüyor.
dedem o zaman çok meşhur, "esma'ların bir ihtiyaçları var mı?" diye sorduruyormuş devamlı akrabalarına. o kadar içi acımış ki, bir şiir yazmış "zalim, kafir, yetim koydun kuzumu/ çocuğunu geride bırakıyor, zalim kafiri hüseyin" diye.
dedem ölüm döşeğindeyken helallik almak için kapıya kadar geliyor esma anne, ama "içeri girmeye yüzüm yok" deyip vazgeçiyor...
kaynak:
aşık veysel'in torunu çiğdem özer, üç yıl önce bir röportajda dedesinin ilk evliliğiyle ilgili pek bilinmeyen bir olayı böyle anlatmıştı:
köyün en güzel kızıyla evlendirilmiş dedem... yol arkadaşlıkları aileleri tarafından tayin edilmiş iki insan. hayat sürprizlerle dolu, gel zaman git zaman evdeki hizmetli hüseyin'e kayıyor gönlü güzeller güzeli esma'nın. aşk bu, insanın gözünü karartır.
aşıklar bir gün kaçmaya karar veriyor ve esma çocuğunu ve dedemi bırakıp kaçıyor. ama veysel de aşık ve kaçacakları gece görmeyen gözlerine rağmen her şeyi hissediyor.
neyse, bizim kaçaklar samsun'a vardıklarında bafra civarında soluklanmak için bir çeşmenin başında duruyorlar. bitkinler, açlar, ceplerinde bir kuruş para yok. esma çoraplarını çıkarıyor ve bir bakıyor ki içinde bir tomar para...
evet yaban ellerde kurda kuşa yem olmasınlar diye... işte bazılarımızın gönlü zengin... hikaye burada bitmiyor aslında. hüseyin'le esma günün birinde perişan vaziyette köye dönüyor. bu arada dedem ve esma annenin çocuğu da ölüyor.
dedem o zaman çok meşhur, "esma'ların bir ihtiyaçları var mı?" diye sorduruyormuş devamlı akrabalarına. o kadar içi acımış ki, bir şiir yazmış "zalim, kafir, yetim koydun kuzumu/ çocuğunu geride bırakıyor, zalim kafiri hüseyin" diye.
dedem ölüm döşeğindeyken helallik almak için kapıya kadar geliyor esma anne, ama "içeri girmeye yüzüm yok" deyip vazgeçiyor...
kaynak:
devamını gör...
sevgi eksikliği
insanda anksiyete, şüphe, korku, kendini koruma, kendini sosyal hayattan çekme, kötü alışkanlıklar, yanlış ilişki tercihleri gibi sonuçlar doğuran eksikliktir.
aşağıdaki yazıda sevginin/şefkatin önemi konu alınmıştır, bu eksikliğin etkilerinin düşündüğümüzden fazla olduğunu ortaya koyar:
kendinizi ne sıklıkla yalnız hissediyorsunuz, sahip olduğunuzdan daha fazla şefkat arzuluyorsunuz? belki eşinizin veya partnerinizin sevgisini biraz daha göstermesini isterdiniz. belki de hayatınızdaki bazı kişilerin size karşı daha şefkatli olmasını sağlamayı başaramadınız, bu yüzden aldığınızdan daha fazla şefkat istemeye devam ediyorsunuz. bunlardan herhangi biri size tanıdık geliyorsa, cilt açlığı olarak bilinen yaygın bir sorunu yaşıyorsunuz demektir ve bu konuda yalnız değilsiniz. şunu bir düşünün:
* her dört yetişkinden üçü, "amerikalılar cilt açlığı çekiyor" ifadesine katılıyor.
* her zamankinden daha fazla amerikalı yalnız yaşıyor.
* her dört amerikalıdan biri, önemli konular hakkında konuşacak tek bir kişinin olmadığını söylüyor.
* amerikalı yetişkinler arasındaki yalnızlık son on yılda yüzde 16 arttı.
bu gerçekler, hem ihtiyaç duyduğumuz kadar sevgi görmediğimizi hem de daha fazlasını elde etme isteğimizi kabul eden cilt açlığının doğasını anlamamıza yardımcı oluyor. elbette normalde açlığı yemekle ilişkilendiririz - ama sırf yemek yemek istediğimiz için açlık hissetmeyiz. açlık hissediyoruz çünkü yemeğe ihtiyacımız var, tıpkı suya ihtiyaç duyduğumuzda susadığımız gibi ve uykuya ihtiyacımız olduğunda kendimizi yorgun hissettiğimiz gibi. vücudumuz düzgün çalışması için neye ihtiyaç duyduğunu bilir ve araştırmalar, şefkatin bu listede, yiyecek, su ve dinlenmenin hemen arkasında olduğunu göstermektedir.
yiyecek, su ve dinlenme eksikliğinin zararlı etkileri olduğu gibi, şefkat eksikliğinin de oldukça zararlı etkileri bulunmaktadır. yakın zamanda 509 yetişkinin katıldığı bir çalışmada, cilt açlığının yapısını ve bunun ilişkili olduğu sosyal, ilişkisel ve sağlık açıklarını inceledim. sonuçlar tutarlı ve çarpıcıydı. yüksek düzeyde cilt açlığı olan kişiler, orta veya düşük seviyelerde olanlara kıyasla birçok yönden dezavantajlıdır. özellikle, cilt açlığı daha az olan insanlarla karşılaştırıldığında, şefkatten yoksunluğu daha fazla hisseden insanlar daha az mutludur; daha yalnızdır; depresyon ve stres yaşama olasılıkları daha yüksektir; ve genel olarak sağlık durumları daha kötüdür. daha az sosyal desteğe ve daha düşük ilişki doyumuna sahipler. daha fazla duygudurum ve anksiyete bozuklukları ve daha fazla ikincil immün bozukluklar (genetik olarak kalıtımdan ziyade edinilenler) yaşarlar. duyguyu ifade etme ve yorumlama yeteneklerini bozan bir durum olan aleksitimi olma olasılıkları daha yüksektir. son olarak, meşgul veya korkudan kaçınan bir bağlanma tarzına sahip olma olasılıkları daha yüksektir; hayatlarında başkalarıyla güvenli bağlar kurma olasılıkları daha düşüktür.
bu bulgular, cilt açlığının tüm bu olumsuz koşullara neden olduğunu kanıtlamaz, yalnızca son derece şefkatten yoksun hisseden kişilerin bunları deneyimleme olasılığının diğerlerine göre daha yüksek olduğunu ortaya koyar. yine de bu insanlardan biriyseniz, bu bulgular muhtemelen şaşırtıcı gelmeyecektir. sevecen iletişim, sağlıklı bir yaşam için o kadar gereklidir ki, yeterince alamadığımızda acı çekeriz.
neyse ki cilt açlığının kalıcı bir durum olması gerekmiyor. her birimizin hayatımızda daha fazla şefkat kazanma kapasitesi var. bu arada, cep telefonunuzu bir kenara bırakın ve biriyle yüz yüze sevgi dolu bir anı paylaşın. cilt açlığı olanlar için çare, teknolojik çeşitlilik değil, insan temasıdır.
kaynak
aşağıdaki yazıda sevginin/şefkatin önemi konu alınmıştır, bu eksikliğin etkilerinin düşündüğümüzden fazla olduğunu ortaya koyar:
kendinizi ne sıklıkla yalnız hissediyorsunuz, sahip olduğunuzdan daha fazla şefkat arzuluyorsunuz? belki eşinizin veya partnerinizin sevgisini biraz daha göstermesini isterdiniz. belki de hayatınızdaki bazı kişilerin size karşı daha şefkatli olmasını sağlamayı başaramadınız, bu yüzden aldığınızdan daha fazla şefkat istemeye devam ediyorsunuz. bunlardan herhangi biri size tanıdık geliyorsa, cilt açlığı olarak bilinen yaygın bir sorunu yaşıyorsunuz demektir ve bu konuda yalnız değilsiniz. şunu bir düşünün:
* her dört yetişkinden üçü, "amerikalılar cilt açlığı çekiyor" ifadesine katılıyor.
* her zamankinden daha fazla amerikalı yalnız yaşıyor.
* her dört amerikalıdan biri, önemli konular hakkında konuşacak tek bir kişinin olmadığını söylüyor.
* amerikalı yetişkinler arasındaki yalnızlık son on yılda yüzde 16 arttı.
bu gerçekler, hem ihtiyaç duyduğumuz kadar sevgi görmediğimizi hem de daha fazlasını elde etme isteğimizi kabul eden cilt açlığının doğasını anlamamıza yardımcı oluyor. elbette normalde açlığı yemekle ilişkilendiririz - ama sırf yemek yemek istediğimiz için açlık hissetmeyiz. açlık hissediyoruz çünkü yemeğe ihtiyacımız var, tıpkı suya ihtiyaç duyduğumuzda susadığımız gibi ve uykuya ihtiyacımız olduğunda kendimizi yorgun hissettiğimiz gibi. vücudumuz düzgün çalışması için neye ihtiyaç duyduğunu bilir ve araştırmalar, şefkatin bu listede, yiyecek, su ve dinlenmenin hemen arkasında olduğunu göstermektedir.
yiyecek, su ve dinlenme eksikliğinin zararlı etkileri olduğu gibi, şefkat eksikliğinin de oldukça zararlı etkileri bulunmaktadır. yakın zamanda 509 yetişkinin katıldığı bir çalışmada, cilt açlığının yapısını ve bunun ilişkili olduğu sosyal, ilişkisel ve sağlık açıklarını inceledim. sonuçlar tutarlı ve çarpıcıydı. yüksek düzeyde cilt açlığı olan kişiler, orta veya düşük seviyelerde olanlara kıyasla birçok yönden dezavantajlıdır. özellikle, cilt açlığı daha az olan insanlarla karşılaştırıldığında, şefkatten yoksunluğu daha fazla hisseden insanlar daha az mutludur; daha yalnızdır; depresyon ve stres yaşama olasılıkları daha yüksektir; ve genel olarak sağlık durumları daha kötüdür. daha az sosyal desteğe ve daha düşük ilişki doyumuna sahipler. daha fazla duygudurum ve anksiyete bozuklukları ve daha fazla ikincil immün bozukluklar (genetik olarak kalıtımdan ziyade edinilenler) yaşarlar. duyguyu ifade etme ve yorumlama yeteneklerini bozan bir durum olan aleksitimi olma olasılıkları daha yüksektir. son olarak, meşgul veya korkudan kaçınan bir bağlanma tarzına sahip olma olasılıkları daha yüksektir; hayatlarında başkalarıyla güvenli bağlar kurma olasılıkları daha düşüktür.
bu bulgular, cilt açlığının tüm bu olumsuz koşullara neden olduğunu kanıtlamaz, yalnızca son derece şefkatten yoksun hisseden kişilerin bunları deneyimleme olasılığının diğerlerine göre daha yüksek olduğunu ortaya koyar. yine de bu insanlardan biriyseniz, bu bulgular muhtemelen şaşırtıcı gelmeyecektir. sevecen iletişim, sağlıklı bir yaşam için o kadar gereklidir ki, yeterince alamadığımızda acı çekeriz.
neyse ki cilt açlığının kalıcı bir durum olması gerekmiyor. her birimizin hayatımızda daha fazla şefkat kazanma kapasitesi var. bu arada, cep telefonunuzu bir kenara bırakın ve biriyle yüz yüze sevgi dolu bir anı paylaşın. cilt açlığı olanlar için çare, teknolojik çeşitlilik değil, insan temasıdır.
kaynak
devamını gör...
bremen mızıkacılarının sokağa çıkma yasağı yüzünden aç kalması rezaleti
üstte tutulması gereken rezalettir.
insanlar üçe ayrılır:
1- iğnenin ucu kendine battığında ses çıkaranlar
2- her türlü haksızlığa karşı gelip ses çıkaranlar
3- merve boluğur
evet arkadaşlar, bakın devlet esnafa 700 küsur lira hibe ediyor bir miktar olsun işlerini aksatmasın diye. bazı insanlar ücretli izne çıkıyor, kısa çalışma ödeneğinden yararlanıyor.
fakat kimsenin bremen mızıkacılarını düşündüğü var mı? yok.
bu arkadaşlar sokak müzisyenliği yaparak geçimini sağlıyor. o horoz eğer sokakta diğer hayvan arkadaşlarıyla birlikte bir şeyler icra edebilirse para kazanabilir. hakeza eşek, köpek ve kedi de öyle.
geçenlerde yılmaz özdil ile uzun uzun konuştum bu konu hakkında. gelecek hafta sözcü'de bu konu hakkında yazacakmış. ipin ucu kendinize geldiğinde konuşuyorsunuz, sonra da başkalarından destek bekliyorsunuz. bu dört hayvancağızın haklarını kimsenin konuştuğu yok. çok iki yüzlü insanlık...
insanlar üçe ayrılır:
1- iğnenin ucu kendine battığında ses çıkaranlar
2- her türlü haksızlığa karşı gelip ses çıkaranlar
3- merve boluğur
evet arkadaşlar, bakın devlet esnafa 700 küsur lira hibe ediyor bir miktar olsun işlerini aksatmasın diye. bazı insanlar ücretli izne çıkıyor, kısa çalışma ödeneğinden yararlanıyor.
fakat kimsenin bremen mızıkacılarını düşündüğü var mı? yok.
bu arkadaşlar sokak müzisyenliği yaparak geçimini sağlıyor. o horoz eğer sokakta diğer hayvan arkadaşlarıyla birlikte bir şeyler icra edebilirse para kazanabilir. hakeza eşek, köpek ve kedi de öyle.
geçenlerde yılmaz özdil ile uzun uzun konuştum bu konu hakkında. gelecek hafta sözcü'de bu konu hakkında yazacakmış. ipin ucu kendinize geldiğinde konuşuyorsunuz, sonra da başkalarından destek bekliyorsunuz. bu dört hayvancağızın haklarını kimsenin konuştuğu yok. çok iki yüzlü insanlık...
devamını gör...
ağladıktan sonra gelen sakinlik
yeterince ağladıktan sonra bir ton dayak yemiş gibi hissedilir. zihin bir süreliğine durulur, gözler iyice kısıklaşır, hafif de bir baş ağrısı yapar. tüm bunlar bir araya gelince çok güzel uyutur. zaman zaman bu sakinliğe ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
güne bir söz bırak
elini kalbine götürdü:
"burası var ya" dedi
"taşa, toprağa gerek kalmadan insanın gömüldüğü tek yer..."
~neşet ertaş
"burası var ya" dedi
"taşa, toprağa gerek kalmadan insanın gömüldüğü tek yer..."
~neşet ertaş
devamını gör...
türkiye'de unutulan olaylar
17-25 aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu ile ortaya çıkan yolsuzluklar.
odasında 17:25 de durmuş saat tutan bahçelinin akp tarafına geçmesine kimsenin şaşırmaması ile unutulduğu rahatça anlaşılır.
bakara makara diyen yolsuzluğu ifşa olunca istifa eden bakan büyükelçi olduysa unutanlara acınır
kahkahalarla iğrençliklerini ayen beyan gösteren vekillere kutlu dava, din, diyanet diye oy veren halka gülünür
rüşvet alıp durdukları iranlı soytarıyı a hab*r kanalında hayırsever diye tanıtıp iğrençlikte sınır tanımamalarıyla;
bu siyasetçilerden, muhalefet etmeyenden, haberini yapmayandan, soruşturma açmayandan, inceleme başlatmayandan, oy verenden, ses çıkartmayandan ve unutandan zerre akıl ve vicdan sahibi olanlar tarafından tiksinilir.
odasında 17:25 de durmuş saat tutan bahçelinin akp tarafına geçmesine kimsenin şaşırmaması ile unutulduğu rahatça anlaşılır.
bakara makara diyen yolsuzluğu ifşa olunca istifa eden bakan büyükelçi olduysa unutanlara acınır
kahkahalarla iğrençliklerini ayen beyan gösteren vekillere kutlu dava, din, diyanet diye oy veren halka gülünür
rüşvet alıp durdukları iranlı soytarıyı a hab*r kanalında hayırsever diye tanıtıp iğrençlikte sınır tanımamalarıyla;
bu siyasetçilerden, muhalefet etmeyenden, haberini yapmayandan, soruşturma açmayandan, inceleme başlatmayandan, oy verenden, ses çıkartmayandan ve unutandan zerre akıl ve vicdan sahibi olanlar tarafından tiksinilir.
devamını gör...
en güzel reddetme cümlesi
ali lidar gereken cevabı vermiştir.
ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil
nükleer denemeler kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan.
belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü
biraz nietzsche biraz kant kafan karışmış belki
parlıamanet'i de bozdular tutunacak dalımız mı kaldı?
pavyonda tanıdığım bilge bir pezevenk vardı!
kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir derdi.
iyi kitaplar okudum bir boka yaramadı..ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum
durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar
sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız
işin yoksa çiçek al,saç tara, parfüm sık.
küsmesi,barışması,ayılması,bayılması
hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması
meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı!
güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi.
bir sürü güzel kadın girdi hayatıma
hepsi ağzıma sıçtı..ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil.
her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister
seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik..
içime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim.
ben seni severim sevmesine de
iş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim..
ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil
nükleer denemeler kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan.
belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü
biraz nietzsche biraz kant kafan karışmış belki
parlıamanet'i de bozdular tutunacak dalımız mı kaldı?
pavyonda tanıdığım bilge bir pezevenk vardı!
kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir derdi.
iyi kitaplar okudum bir boka yaramadı..ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum
durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar
sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız
işin yoksa çiçek al,saç tara, parfüm sık.
küsmesi,barışması,ayılması,bayılması
hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması
meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı!
güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi.
bir sürü güzel kadın girdi hayatıma
hepsi ağzıma sıçtı..ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil.
her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister
seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik..
içime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim.
ben seni severim sevmesine de
iş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim..
devamını gör...
galileo galilei
italyan fizikçi,astronom,mühendis ve matematikçidir.rönesans dönemine büyük katkılarda bulunmuştur."modern fiziğin babası"ve "bilimin babası"gibi lakapları vardır.
jüpiter'in en büyük 4 uydusunun üçünü keşfetmiştir.
güneş lekelerini gözlemlenmiştir.
venüs'ün evrelerini teleskopik kanıtını yapmıştır.
ayrıca daha gelişmiş ve uzay biliminde kullanılan teleskobu icat etmiştir.
jüpiter'in en büyük 4 uydusunun üçünü keşfetmiştir.
güneş lekelerini gözlemlenmiştir.
venüs'ün evrelerini teleskopik kanıtını yapmıştır.
ayrıca daha gelişmiş ve uzay biliminde kullanılan teleskobu icat etmiştir.
devamını gör...
single mom
güney afrika'da işe ilk gittiğimizde bizi işçilerle tanıştırdılar. bir çakal türk arkadaş ben şununla takıldım, bununla takıldım dedi. bende saf türk evladı olarak dedimki, kardeşim bunların iki, üç çocuğu varmış, kocası birşey demiyormu, nasıl hafta sonu seninle otele gidiyor.
sonradan öğrendik ki bu kızlar ortaokul yada lisedeki ilk boyfriendlerinden hamile kalmışlar. siyah ve melezler çocuğu "tanrının hediyesi" gördüğü için genelde kürtaja karşılar, çocuğu aldırmıyorlar. ama kızın boyfriendi "ben kimseden hediye falan istemiyorum, artık benim girlfriendim değilsin" demiş. tabi "first cut is the deepest"miş, kız üzülmüş, ağlamış, isyan etmiş ama bir zaman sonra hayat devam ediyor diyerek yeni aşklara yelken açmış.
ilk zamanlar çok güzel geçmiş, adam kıza teselli olmuş, aşkı yeniden buldum derken kız yine hamile kalmış ve yine boyfriend "runaway" olmuş. bu olay bir kaç kere daha tekrarlanmış. tanıştığımız kadın işçilerin çoğu değişik babaları olan birkaç çocuk sahibi, erkek işçilerin çoğu ise birkaç kızdan çocuğu vardı.
hatta covid 19 ilk çıktığında sokağa çıkma yasağı olunca, insanlar, 20 yıl önce ekmek almaya giden babam sonunda eve geldi, sonunda babamı gördüm diye dalga geçiyorlardı.
eğer kızın ailesi bakmazsa yada kızın psikolojisi zayıfsa teselli için içki ve uyuşturucuya bağımlı oluyor, işler daha kötüye gidiyor ve uyuşturucu parası için herşeyi yapıyor. tabi bu ortamda büyüyen çocuklar ne yazıkki erkekse genelde "çete", "gangsta" muhabbetlerine, kız ise tahmin edeceğiniz yollara gidiyor.
tabi güney afrika'da bu durumda çok kız olduğundan, erkekler, türkiye'deki gibi aman nefes alsın yeter demiyor, hemen yenisini buluyorlar. bu yüzden 35, 40 yaşındaki kadınların artık yüzüne kimse bakmıyor ve onlarda artık "kadın kadına" takılmaya başlıyor. orada lezbiyen muhabbeti yapanların çoğu hormon yada gerçekten kadınlara ilgi duymaktan değil, mecburiyetten "çakma" lezbiyenler. normal muhabbet etsen bile erkekler pislik, şerefsiz, şu, bu... diye konuşuyorlar ve bizde haklısın abla diyorduk.
sonradan öğrendik ki bu kızlar ortaokul yada lisedeki ilk boyfriendlerinden hamile kalmışlar. siyah ve melezler çocuğu "tanrının hediyesi" gördüğü için genelde kürtaja karşılar, çocuğu aldırmıyorlar. ama kızın boyfriendi "ben kimseden hediye falan istemiyorum, artık benim girlfriendim değilsin" demiş. tabi "first cut is the deepest"miş, kız üzülmüş, ağlamış, isyan etmiş ama bir zaman sonra hayat devam ediyor diyerek yeni aşklara yelken açmış.
ilk zamanlar çok güzel geçmiş, adam kıza teselli olmuş, aşkı yeniden buldum derken kız yine hamile kalmış ve yine boyfriend "runaway" olmuş. bu olay bir kaç kere daha tekrarlanmış. tanıştığımız kadın işçilerin çoğu değişik babaları olan birkaç çocuk sahibi, erkek işçilerin çoğu ise birkaç kızdan çocuğu vardı.
hatta covid 19 ilk çıktığında sokağa çıkma yasağı olunca, insanlar, 20 yıl önce ekmek almaya giden babam sonunda eve geldi, sonunda babamı gördüm diye dalga geçiyorlardı.
eğer kızın ailesi bakmazsa yada kızın psikolojisi zayıfsa teselli için içki ve uyuşturucuya bağımlı oluyor, işler daha kötüye gidiyor ve uyuşturucu parası için herşeyi yapıyor. tabi bu ortamda büyüyen çocuklar ne yazıkki erkekse genelde "çete", "gangsta" muhabbetlerine, kız ise tahmin edeceğiniz yollara gidiyor.
tabi güney afrika'da bu durumda çok kız olduğundan, erkekler, türkiye'deki gibi aman nefes alsın yeter demiyor, hemen yenisini buluyorlar. bu yüzden 35, 40 yaşındaki kadınların artık yüzüne kimse bakmıyor ve onlarda artık "kadın kadına" takılmaya başlıyor. orada lezbiyen muhabbeti yapanların çoğu hormon yada gerçekten kadınlara ilgi duymaktan değil, mecburiyetten "çakma" lezbiyenler. normal muhabbet etsen bile erkekler pislik, şerefsiz, şu, bu... diye konuşuyorlar ve bizde haklısın abla diyorduk.
devamını gör...
başarısızlığın olmadığı okul
orijinal ismi school without failure olan, (bkz: william glasser)’ın yazdığı, eğitim psikolojisi üzerine, farklı bir pencereden bakan kitap.
yazar başarısızlığı, eğitimciler ve toplum üzerinden sorguluyor.
okula yeni gelen bir öğretmenin, ondan önceki öğretmenlerin ona sunmuş olduğu öğrenci profillerini kullanmak yerine, her öğrenciyi kendi başına tanımasının daha verimli olacağını savunuyor. önceki öğretmenin tembel ya da beceriksiz diye etiketlediği bir öğrenciyi, öyle kabul etmesinin, öğrenciye çalışkan ya da becerikli olmaya zorlamayacağı, bilakis bunu kabullenip,, öyle kalabileceğini savunuyor.
okullarda verilen not sistemini sorguluyor. kötü not alan öğrencinin, kötü notu kabulleneceğini ve daha iyi olmak için çaba sarf etmeyeceğini savunuyor. sırf, iyi olan öğrencileri ödüllendirmek için iyi not vermenin sakıncası olduğunu savunuyor.
eğitim sistemini sorguluyor.ezberci, belli akademik beceriler üzerine yoğunlaşan eğitim sisteminin, farklı yetenekteki öğrencileri, başarısız diye yaftalayabileceğini savunuyor.
toplumun farklı katmanlarında olan insanların, başarılı ya da başarısız diye etiketlenmesinin, toplumdaki uçurumları daha da açabileceğini, farklı yeteneklerin topluma kazandırılmasını engelleyeceğini savunuyor.
başarısızlığın da, başarılı olmanında öğrenilebileceğini savunuyor. ilkokulda başarısı fark edilen ve başarılı diye etiketlenen öğrencinin, sonrasında başarılı olduğu, aynı şekilde ilkokulda bir kaç kez başarısız olmuş ve başarısızlığı etiketlenmiş, öğrencinin de başarısız olmayı kabullendiğini savunuyor.
her öğrencinin farklı bir başarısını fark eden ve bunu öğrenciye belli eden bir öğretmen, bir idare bir okul sayesinde başarısızlığın olmadığı okulun olabileceğini savunuyor.
ezcümle; her insan bir alem, her insana, ona özel bakın diyor.
yazar başarısızlığı, eğitimciler ve toplum üzerinden sorguluyor.
okula yeni gelen bir öğretmenin, ondan önceki öğretmenlerin ona sunmuş olduğu öğrenci profillerini kullanmak yerine, her öğrenciyi kendi başına tanımasının daha verimli olacağını savunuyor. önceki öğretmenin tembel ya da beceriksiz diye etiketlediği bir öğrenciyi, öyle kabul etmesinin, öğrenciye çalışkan ya da becerikli olmaya zorlamayacağı, bilakis bunu kabullenip,, öyle kalabileceğini savunuyor.
okullarda verilen not sistemini sorguluyor. kötü not alan öğrencinin, kötü notu kabulleneceğini ve daha iyi olmak için çaba sarf etmeyeceğini savunuyor. sırf, iyi olan öğrencileri ödüllendirmek için iyi not vermenin sakıncası olduğunu savunuyor.
eğitim sistemini sorguluyor.ezberci, belli akademik beceriler üzerine yoğunlaşan eğitim sisteminin, farklı yetenekteki öğrencileri, başarısız diye yaftalayabileceğini savunuyor.
toplumun farklı katmanlarında olan insanların, başarılı ya da başarısız diye etiketlenmesinin, toplumdaki uçurumları daha da açabileceğini, farklı yeteneklerin topluma kazandırılmasını engelleyeceğini savunuyor.
başarısızlığın da, başarılı olmanında öğrenilebileceğini savunuyor. ilkokulda başarısı fark edilen ve başarılı diye etiketlenen öğrencinin, sonrasında başarılı olduğu, aynı şekilde ilkokulda bir kaç kez başarısız olmuş ve başarısızlığı etiketlenmiş, öğrencinin de başarısız olmayı kabullendiğini savunuyor.
her öğrencinin farklı bir başarısını fark eden ve bunu öğrenciye belli eden bir öğretmen, bir idare bir okul sayesinde başarısızlığın olmadığı okulun olabileceğini savunuyor.
ezcümle; her insan bir alem, her insana, ona özel bakın diyor.
devamını gör...
