normal sözlük'teki binlerce yazar nerede sorunsalı
27 bin küsür çaylak ve yazar toplamı var. nerde bunlar?
devamını gör...
tanım girince altta kalan güzel tanımlar
her tanımın bir alıcısı vardır, takılmayın bu kadar milletin sizi ne sanacağına. kendinize yatırım gibi düşünün yazmayı.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlükçüm, ikinci günaydın mesajım çünkü hem daha yeni ayılıyorum hem pazartesi sendromu hem de çileye erken başladık.
kocaeli'de trafik kilit, iki damla yağmur gören sıradan çinko karbon vatandaş araç kullanmasını unutmuş vaziyette...
normalde 6 dakikada geçtiğimiz noktadan 50 dakikadır geçememiş bulunuyoruz, tüm ana arterler ve yan yollar bu şekilde...
süper bir pazartesi başlangıcı:
kocaeli'de trafik kilit, iki damla yağmur gören sıradan çinko karbon vatandaş araç kullanmasını unutmuş vaziyette...
normalde 6 dakikada geçtiğimiz noktadan 50 dakikadır geçememiş bulunuyoruz, tüm ana arterler ve yan yollar bu şekilde...
süper bir pazartesi başlangıcı:
devamını gör...
libido yükselten şeyler
bugün mesai erken başlamış dediğim başlıktır.
libido yükselten şeyler yaşamaktır ben yaşarken yükseliyor benim libido hisse gibi.
libido yükselten şeyler yaşamaktır ben yaşarken yükseliyor benim libido hisse gibi.
devamını gör...
yazarların izlediği en iyi video
devamını gör...
çocuk oyuncaklarını hedef alan cemaat
daha ne kadar sapıklaşabilirler acaba dedirtmiştir.
devamını gör...
başlık açarken tarihe not düşermiş gibi hissetmek
üstteki tanımları okudum da gerçekten haklısınız. bir yere fikirlerimi yazma düşüncesi her zaman beni canlı kılmıştır. ilkokulda 2.sınıfta sinirlendiğim arkadaşlarım hakkında sayfalarca yazdıklarım bile çok değerli aslında. o anki psikolojimi denize anlatmışım da balıklar yıllar sonra dile gelmiş gibi..
şu an yazdığımız tanımlar için de geçerli bu. bencilliğimi bir kenara koyup bu yazdıklarımı yıllar sonra başkalarının okuyacak olmasını düşünmek bile beni sebepsizce heyecanlandırıyor. acaba beğenip neler yaşamış bu insanlar diye düşünecekler mi? yoksa abarttığımızı mı sanacaklar?
eğer çocuğum okuyacaksa da bırakalım bu edebiyatı gel yanıma sarılalım.
şu an yazdığımız tanımlar için de geçerli bu. bencilliğimi bir kenara koyup bu yazdıklarımı yıllar sonra başkalarının okuyacak olmasını düşünmek bile beni sebepsizce heyecanlandırıyor. acaba beğenip neler yaşamış bu insanlar diye düşünecekler mi? yoksa abarttığımızı mı sanacaklar?
eğer çocuğum okuyacaksa da bırakalım bu edebiyatı gel yanıma sarılalım.
devamını gör...
her şeye anlam yükleyen insan
çok yorulmuş , hayattan zevk almayı unutmuş insan olmalı kendisi. gerek yok, akışta yaşamak keyifli. *
devamını gör...
cin diye bir şeyin olmadığı gerçeği
sırf başlık açmış olmak için yazmaya devam edin.
cinlere inanan insan
cinlerin olduğuna inanan insan
cin diye birşey olduğuna inanan insan... gibi hergün aynı muhabbeti dönderin.
cinlere inanan insan
cinlerin olduğuna inanan insan
cin diye birşey olduğuna inanan insan... gibi hergün aynı muhabbeti dönderin.
devamını gör...
hristiyan olmak için gerekenler
bir adet papaz ve bir adet vaftiz daddy.
devamını gör...
mars
güneş'e olan yakınlık bakımından 4. sırada bulunan, kızıl gezegen adıyla da bilinen gezegen. teleskop ya da dürbün kullanmadan gece göğünde görebileceğiniz birkaç gezegenden biri.
gezegenin ismi roma mitolojisindeki savaş tanrısı olan mars'tan geliyor. bunun nedeni, gezegenin yüzeyindeki pas nedeniyle kırmızı görünmesinin, kanlı bir savaş ortamını çağrıştırması. her ne kadar genel olarak kırmızı görünse de, tabii ki gezegenin her yeri kırmızı değil.
***
mars'ın güneş'ten uzaklığı yaklaşık 230 milyon kilometre. güneş'in etrafındaki 1 turunu 687 dünya gününde tamamlıyor. gezegenin 1 günü, dünya'daki 1 günden yaklaşık 40 dakika daha uzun.
eski yunancada dehşet anlamına gelen deimos ve yine eski yunancada korku anlamına gelen phobos isimli 2 uydusu var. bunlardan phobos'un, izlediği yörünge nedeniyle çok uzak bir gelecekte mars'ın çekim etkisi nedeniyle parçalanarak gezegenin etrafında bir halka oluşturması bekleniyor. deimos ise büyük ihtimalle gezegenin çekim etkisinden kurtulup ondan uzaklaşacak.
***
mars da dünyamız gibi kayalık bir gezegen. demir, nikel, sülfür gibi elementlerden oluşan bir çekirdeği var. bu çekirdek manyetik alan üretemiyor çünkü büyük ölçüde katı bir yapısı var. çekirdeğin üzerinde, volkanik aktivitelerin de kökeni olan manto tabakası var. ancak büyük ihtimalle en son volkanik hareketlilik milyonlarca yıl önce gerçekleşmiş gezegende. bu arada, güneş sistemi'nin en büyük yanardağı olan olympus mons, mars üzerinde bulunuyor. bu dağ o kadar büyük ki, zirvesinde dursaydınız eteklerinin nerede bittiğini göremezdiniz.
manto tabakasının üstünde demir, kalsiyum gibi bazı elementlerden oluşan kabuk tabakası var. işte buradaki demir, gezegenin ince atmosferindeki oksijenle bir araya geldiğinde oksitlendiği için gezegen pas renginde görünüyor. yüzey büyük ölçüde regolit adı verilen çok ince bir kumla kaplı.
gezegenin özellikle kutuplarında kuru buz adı verilen karbondioksit buzu ve bunun hemen altında da su buzu bulunuyor.
mevsimler dünyadaki gibi eşit süreli değil. bahar ve yaz ayları uzun sürerken kış daha kısa sürüyor. bahar aylarında ısınan gazlar, jetler halinde püskürüyor gezegen yüzeyine. sıcaklıklar 20 derece ile -150 derece arasında seyrediyor.
özellikle yaz aylarında büyük toz fırtınaları çıkıyor ortaya. bu fırtınalar, gezegen üzerinde araştırma yapan uzay araçları için son derece sıkıntılı sonuçlara neden olabiliyor. ayrıca yüzeyde bulunan toz tabakasının manyetik özellikler gösterdiği de biliniyor. bu nedenle uzay araçlarının rahat çalışabilmesi için kameralarının yakınında bir yerlere mıknatıs yerleştirmek gerekebiliyor.
atmosferi dünya atmosferinden hemen hemen 100 kat daha ince. üstelik %95'i karbondioksitten oluşan bir atmosfer bu. bu nedenle gezegen üzerinde koloni kurma konusundaki en büyük sorunlardan birini oluşturuyor bu iki durum. ince atmosferine rağmen bir ozon tabakası bulunduruyor. gün batımlarında gökyüzüne mor renk hakim oluyor.
***
uzay araçlarının mars'a ulaşması ortalama 6-8 ay kadar sürüyor. bugüne dek mars görevlerinin yarıdan biraz fazlası başarıyla tamamlandı. bu konuyla ilgili (bkz: mars laneti)
mariner 4, opportunity, curiosity, spirit, mars reconnaissance orbiter ve daha birçok uzay aracı ve son olarak da gezegene henüz yeni ulaşan perseverance gibi araçlarla çok önemli veriler elde ettik/edeceğiz. ayrıca orion kapsülü de insanlı uçuşlar için çalışmalar konusunda kullanılıyor.
aşağıdaki uzay giysisi, mars için özel tasarlandı:

(görsel, twitter. com'dan alıntıdır.)
bu giyside eklem kısımları özellikle hareketli olarak tasarlandı. arka tarafında gördüğünüz sırt çantası benzeri kısım da bir kilitlenme kapısı ve uzay gemisine kilitlenmek için kullanılıyor.
gezegenle ilgili anlatılacak çok bilgi var. ancak genel özellikleri bu şekilde özetlenebilir.
gezegenin ismi roma mitolojisindeki savaş tanrısı olan mars'tan geliyor. bunun nedeni, gezegenin yüzeyindeki pas nedeniyle kırmızı görünmesinin, kanlı bir savaş ortamını çağrıştırması. her ne kadar genel olarak kırmızı görünse de, tabii ki gezegenin her yeri kırmızı değil.
***
mars'ın güneş'ten uzaklığı yaklaşık 230 milyon kilometre. güneş'in etrafındaki 1 turunu 687 dünya gününde tamamlıyor. gezegenin 1 günü, dünya'daki 1 günden yaklaşık 40 dakika daha uzun.
eski yunancada dehşet anlamına gelen deimos ve yine eski yunancada korku anlamına gelen phobos isimli 2 uydusu var. bunlardan phobos'un, izlediği yörünge nedeniyle çok uzak bir gelecekte mars'ın çekim etkisi nedeniyle parçalanarak gezegenin etrafında bir halka oluşturması bekleniyor. deimos ise büyük ihtimalle gezegenin çekim etkisinden kurtulup ondan uzaklaşacak.
***
mars da dünyamız gibi kayalık bir gezegen. demir, nikel, sülfür gibi elementlerden oluşan bir çekirdeği var. bu çekirdek manyetik alan üretemiyor çünkü büyük ölçüde katı bir yapısı var. çekirdeğin üzerinde, volkanik aktivitelerin de kökeni olan manto tabakası var. ancak büyük ihtimalle en son volkanik hareketlilik milyonlarca yıl önce gerçekleşmiş gezegende. bu arada, güneş sistemi'nin en büyük yanardağı olan olympus mons, mars üzerinde bulunuyor. bu dağ o kadar büyük ki, zirvesinde dursaydınız eteklerinin nerede bittiğini göremezdiniz.
manto tabakasının üstünde demir, kalsiyum gibi bazı elementlerden oluşan kabuk tabakası var. işte buradaki demir, gezegenin ince atmosferindeki oksijenle bir araya geldiğinde oksitlendiği için gezegen pas renginde görünüyor. yüzey büyük ölçüde regolit adı verilen çok ince bir kumla kaplı.
gezegenin özellikle kutuplarında kuru buz adı verilen karbondioksit buzu ve bunun hemen altında da su buzu bulunuyor.
mevsimler dünyadaki gibi eşit süreli değil. bahar ve yaz ayları uzun sürerken kış daha kısa sürüyor. bahar aylarında ısınan gazlar, jetler halinde püskürüyor gezegen yüzeyine. sıcaklıklar 20 derece ile -150 derece arasında seyrediyor.
özellikle yaz aylarında büyük toz fırtınaları çıkıyor ortaya. bu fırtınalar, gezegen üzerinde araştırma yapan uzay araçları için son derece sıkıntılı sonuçlara neden olabiliyor. ayrıca yüzeyde bulunan toz tabakasının manyetik özellikler gösterdiği de biliniyor. bu nedenle uzay araçlarının rahat çalışabilmesi için kameralarının yakınında bir yerlere mıknatıs yerleştirmek gerekebiliyor.
atmosferi dünya atmosferinden hemen hemen 100 kat daha ince. üstelik %95'i karbondioksitten oluşan bir atmosfer bu. bu nedenle gezegen üzerinde koloni kurma konusundaki en büyük sorunlardan birini oluşturuyor bu iki durum. ince atmosferine rağmen bir ozon tabakası bulunduruyor. gün batımlarında gökyüzüne mor renk hakim oluyor.
***
uzay araçlarının mars'a ulaşması ortalama 6-8 ay kadar sürüyor. bugüne dek mars görevlerinin yarıdan biraz fazlası başarıyla tamamlandı. bu konuyla ilgili (bkz: mars laneti)
mariner 4, opportunity, curiosity, spirit, mars reconnaissance orbiter ve daha birçok uzay aracı ve son olarak da gezegene henüz yeni ulaşan perseverance gibi araçlarla çok önemli veriler elde ettik/edeceğiz. ayrıca orion kapsülü de insanlı uçuşlar için çalışmalar konusunda kullanılıyor.
aşağıdaki uzay giysisi, mars için özel tasarlandı:

(görsel, twitter. com'dan alıntıdır.)
bu giyside eklem kısımları özellikle hareketli olarak tasarlandı. arka tarafında gördüğünüz sırt çantası benzeri kısım da bir kilitlenme kapısı ve uzay gemisine kilitlenmek için kullanılıyor.
gezegenle ilgili anlatılacak çok bilgi var. ancak genel özellikleri bu şekilde özetlenebilir.
devamını gör...
marifet sanılan şeyler
çayı şekersiz içmek.
kaşığı çıkarıp kullanmıyorum canım derken ki gurur kimsede yok.
kaşığı çıkarıp kullanmıyorum canım derken ki gurur kimsede yok.
devamını gör...
aşk
zamanında bir arkadaşım şöyle söylemişti;
“evvela kendimize aşık olalım , sonra başkalarıyla sevişiriz.”
tanım: temelinde cinsel birleşme olan süslü duygular karmaşası.
“evvela kendimize aşık olalım , sonra başkalarıyla sevişiriz.”
tanım: temelinde cinsel birleşme olan süslü duygular karmaşası.
devamını gör...
ne mutlu türk'üm diyene
mustafa kemal atatürk'ün onuncu yıl nutku'nun bitiminde cumhuriyet bayramı tebriği için söylediği sözdür.
burada bahsi geçen türk, ırk olarak değil, etnik kökeni (aynı zamanda dini) ne olursa olsun kendini türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak hisseden her vatandaşımız için söylenmiştir.
maalesef bazı kişilere türk sözü bu cümlede dokunmakta. onlara şu örneği vermek istiyorum belki daha iyi anlaşılır:
amerika birleşik devletlerinde herkes bir yerlerden gelmiş, alman, rus, irlanda, afrika kökenli, yahudi, müslüman, katolik, protestan...ancak sorduğun zaman hepsi ben amerikalıyım diyor, kimse kimseye alt kimliğini sormuyor, üst kimlik olan amerikalı olmakta buluşuyorlar.
not: askerlik yapanlar bilir ne mutlu türküm diyene ile yürüyüş kararı saymak bayağı zevklidir.
burada bahsi geçen türk, ırk olarak değil, etnik kökeni (aynı zamanda dini) ne olursa olsun kendini türkiye cumhuriyeti vatandaşı olarak hisseden her vatandaşımız için söylenmiştir.
maalesef bazı kişilere türk sözü bu cümlede dokunmakta. onlara şu örneği vermek istiyorum belki daha iyi anlaşılır:
amerika birleşik devletlerinde herkes bir yerlerden gelmiş, alman, rus, irlanda, afrika kökenli, yahudi, müslüman, katolik, protestan...ancak sorduğun zaman hepsi ben amerikalıyım diyor, kimse kimseye alt kimliğini sormuyor, üst kimlik olan amerikalı olmakta buluşuyorlar.
not: askerlik yapanlar bilir ne mutlu türküm diyene ile yürüyüş kararı saymak bayağı zevklidir.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
nasrettin hocanın yoğurt mayaladığı göl akşehir gölüdür.
devamını gör...
il olması gereken ilçeler
şehir merkezinden daha çok gelişmiş ilçelerdir.
fethiye, doğubayazid, alanya, edremit, çorlu'yu örnek verebilirim.
fethiye, doğubayazid, alanya, edremit, çorlu'yu örnek verebilirim.
devamını gör...
hesap silme seçeneği
hesap silme seçeneği isteyenleri anlayışla karşılıyorum. neticede bir seçim hakkı ve insanların bu opsiyonu kullanabilmesi lazım.
lakin ben meseleye farklı bir açıdan bakacağım;
eskiden bende bu meseleyi hararetle savunurdum. * zaman, tosbağaların da bazı konulardaki düşüncelerini değiştirebiliyor.
insanlar giderken buraya yazdıklarını/sundukları katkıyı da sırtlanıp gitmek istiyorlar. haklarıdır elbette. lakin şunu unutuyorlar; artık yazdıkları ve çizdikleri insanların zihinlerinde yer etmiş. kimisine gülmüş insanlar, kimisini efkârla okumuş, kimisi üzerine düşünmüşler ve benzeri yığınla duygu. yani ok yaydan çıkmış artık. fırlatmışsınız oku... gitmiş sizden. hal böyleyken pılımı pırtımı toplayayım gideyim demek ne kadar doğru bilemiyorum. insan yine gider. sevmediği, hoşlanmadığı, doğru görmediği şeyler vardır. arkasına bakmadan çeker gider. lakin her şeyi sileyim de gideyim diye beklemek, ne bileyim o bana biraz garip geliyor.
birde işin karşı tarafı var. adamlar/kadınlar bir araya gelmiş size burada yazma imkanı sunmuş. düşüncelerinizi ifade edebilmeniz için bir platform yaratmışlar. giderken kendi verdiklerinizi alıp gidebiliyorsunuz da, aldıklarınızı geri verebiliyor musunuz? güldüğünüz, bilgilendiğiniz, heybenize doldurduğunuz onca şeyi iade edebiliyor musunuz? yapamıyorsunuz. her şey karşıtı ile kaim. siz bunları iade edemezken verdiğiniz her şeyi geri almak istiyorsunuz ki, işte benim için zurnanın zırt dediği yer burası. bencilce geliyor bana. ama söylediğim gibi bu isteğe saygı duyuyorum.
gelgelelim benim durumuma; günün birinde şikayetlerim artarsa, beğenmediğim şeyler dev dalgalara dönüşüp beni boğmaya kalkarsa, kapıyı çarpar giderim. ama tanım ve başlıklarımı silmem. yani silmeyeceğim böyle bir karar aldım. ahde vefa gibi bir şey bu. kızsam da, hoşuma gitmese de burada duygu ve düşüncelerimi aktarmama bu insanlar vesile oldu. bir emek verdiler. ortada sadece benim emeğim yok onların da emeği var. dilerim ki; bu platform uzun yıllar varlığını sürdürsün. hem böylece bizden sonra gelenler de bu dedeler nineler ne yazmış diye arada bir bakınıp nostalji yapıp gülümserler belki. geleceği de düşünmek lazım *
lakin ben meseleye farklı bir açıdan bakacağım;
eskiden bende bu meseleyi hararetle savunurdum. * zaman, tosbağaların da bazı konulardaki düşüncelerini değiştirebiliyor.
insanlar giderken buraya yazdıklarını/sundukları katkıyı da sırtlanıp gitmek istiyorlar. haklarıdır elbette. lakin şunu unutuyorlar; artık yazdıkları ve çizdikleri insanların zihinlerinde yer etmiş. kimisine gülmüş insanlar, kimisini efkârla okumuş, kimisi üzerine düşünmüşler ve benzeri yığınla duygu. yani ok yaydan çıkmış artık. fırlatmışsınız oku... gitmiş sizden. hal böyleyken pılımı pırtımı toplayayım gideyim demek ne kadar doğru bilemiyorum. insan yine gider. sevmediği, hoşlanmadığı, doğru görmediği şeyler vardır. arkasına bakmadan çeker gider. lakin her şeyi sileyim de gideyim diye beklemek, ne bileyim o bana biraz garip geliyor.
birde işin karşı tarafı var. adamlar/kadınlar bir araya gelmiş size burada yazma imkanı sunmuş. düşüncelerinizi ifade edebilmeniz için bir platform yaratmışlar. giderken kendi verdiklerinizi alıp gidebiliyorsunuz da, aldıklarınızı geri verebiliyor musunuz? güldüğünüz, bilgilendiğiniz, heybenize doldurduğunuz onca şeyi iade edebiliyor musunuz? yapamıyorsunuz. her şey karşıtı ile kaim. siz bunları iade edemezken verdiğiniz her şeyi geri almak istiyorsunuz ki, işte benim için zurnanın zırt dediği yer burası. bencilce geliyor bana. ama söylediğim gibi bu isteğe saygı duyuyorum.
gelgelelim benim durumuma; günün birinde şikayetlerim artarsa, beğenmediğim şeyler dev dalgalara dönüşüp beni boğmaya kalkarsa, kapıyı çarpar giderim. ama tanım ve başlıklarımı silmem. yani silmeyeceğim böyle bir karar aldım. ahde vefa gibi bir şey bu. kızsam da, hoşuma gitmese de burada duygu ve düşüncelerimi aktarmama bu insanlar vesile oldu. bir emek verdiler. ortada sadece benim emeğim yok onların da emeği var. dilerim ki; bu platform uzun yıllar varlığını sürdürsün. hem böylece bizden sonra gelenler de bu dedeler nineler ne yazmış diye arada bir bakınıp nostalji yapıp gülümserler belki. geleceği de düşünmek lazım *
devamını gör...
binlerce saatini mobil oyunlara ve pc oyunlarına harcamak
oyun oynamak kendini farklı şekilde ifade etme biçimidir. hayatla bağımı koparttığım hadisedir yani fiziksel bir rahatsızlığım dahi olsa oyun sayesinde dünyadan bu oyun süresince kopar ve atmosfere hapsolurum. bu bir zaman kaybı mı şimdi, bence asla değil. müzikler, grafikler bir sürü etken ile başka bir dünyaya kaçarsınız tadını çıkarın. her şeye kayıp gözüyle bakmak yerine o an onun hakkını verin kasmayın bu kadar. (skyrim oynamamışım bu zamana kadar mesela ben üzüldüm, geç olsun güç olmasın diyerek başlayacağımdır.)
devamını gör...
lenovo ideapad
esketit isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
lenovo'nun tasarımı ile hayran bırakan ancak fiyatlarıyla da göz korkutan ve cep yakan laptop serisinin adıdır.
harbiden çok güzel tasarımları var ama ya.
lenovo'nun tasarımı ile hayran bırakan ancak fiyatlarıyla da göz korkutan ve cep yakan laptop serisinin adıdır.
harbiden çok güzel tasarımları var ama ya.
devamını gör...
