insanın mutlaka yoluna çıkan duygular
butun duygulardir... yeryuzunde "su duyguyu henuz yasamadim" diyebilecek bir insan yoktur. yeri gelir birini severiz, yeri gelir ayni insandan nefret bile ederiz. hayatimizin bir donemi mutsuzlukla, bir donemi huzurla gecebilir. gun icerisinde bile duygu karmasasi yasayabiliriz. gune cok guzel baslamisken bir olay olur ofke patlamasi yasayabiliriz mesela. insaniz neticede her duyguyu tadarak, her aciyi deneyimleyerek buyuruz...
devamını gör...
hava güneşli diye dışarı çıkıldığında soğuktan donmak
güneş ısıtmadığı için soğuk ürpertir, ancak güneş ışığı da psikolojik rahatlama sağlar.
devamını gör...
bülbülü öldürmek
1930ların amerikasında maycomb adında kendi halinde ufak bir kasabada yaşayan scout isimli küçük bir kızın ağzından aktarılan adaletsizlik hikayesi. o zamanlarda şu an yaşadığımız dönemden de fazla olan siyahi karşıtlığı ve onlara karşı uygulanan önyargılı tutumu, gözünde yalan olmayan ama biz yetişkinlerin bütün kötülükleri onlara aşılamayı görev edindiğimiz masum çocukların gözünden izliyoruz. yazar harper lee otobiyografik sayılabilecek bu eserinin ana karakteri scout'da kendi kişiliği ve hayatından izler sergilemiş. kitabı okurken başka bir yargısız infaz hikayesi olan yeşil yol'u anımsadım ister istemez.
kitaptan alıntı bir pasaj aslında o dönemin hukuk sisteminin özeti niteliğinde;
" bizim mahkemelerimizde, beyaz adamın dünyasıyla siyah adamın dünyası karşı karşıya geldiğinde, her zaman beyaz adam kazanır. bu ne kadar çirkin olursa olsun hayatın bir gerçeği."
"yalnızca tek bir tür insan varsa, o zaman neden hiç geçinemiyorlar? hepsi birbirine benziyorsa, niçin özel bir çaba harcayarak birbirlerini aşağılıyorlar, scout, galiba bir şeyleri anlamaya başlıyorum. galiba öcü radley bunca zamandır evden çıkmamasını anlamaya başlıyorum... dışarı çıkmamak istediği için içeride kalıyor."
devamını gör...
tuba büyüküstün
net bir şekilde türkiye'nin en güzel kadın oyuncusudur.
güzel diye tanıtılan hiçbir kadın oyuncu, tuba hanım'ın tırnağı bile olamaz.
güzel diye tanıtılan hiçbir kadın oyuncu, tuba hanım'ın tırnağı bile olamaz.
devamını gör...
cinnet geçirten yazım yanlışları
deyil
proğram
sebeb
proğram
sebeb
devamını gör...
alt yazılı film vs dublaj film
altyazılı film. çünkü oyuncuların sesini duymam lazım, bir de ağızları farklı oynuyo bütün konsantrasyonum dağılıyo.
devamını gör...
tarih nesnel olarak öğretilebilir mi sorunsalı
hahahahahahahahahahahaha diye güldüren sorunsal!
devamını gör...
kadın arkadaşımın dövülerek hastanelik edilmesi
"boyum kısa diye benim gibi efendi adama bakmazsan al böyle dayağı yersin" alt metinli bir olay.
acaip çirkin karakterlersiniz oğlum.
acaip çirkin karakterlersiniz oğlum.
devamını gör...
mohegan
beyaz adamlar topraklarına geldiklerinde, bugünkü connecticut eyaleti ve civarında yaşayan, algonkin dili konuşan bir kızılderili kabilesidir.
yakın bölgelerde yaşamaları, isim benzerliği ve son mohikan romanı yüzünden genelde mohikan kabilesiyle karıştırılırlar. o romandaki ingiliz işbirlikçisi uncas bir mohegan reisidir.
aslında mohegan'lar, pequot kabilesinin bir koludur. ingilizlerin bölgelerine gelmesi ve güç sahibi olmaya çalışmasından dolayı, reis sassacus ingilizlere karşı savaşmayı savunurken, bir diğer reis uncas ingilizlerle birlik olmayı savunmuştur. uncas ve grubu ayrılarak, kendilerine klanlarının adını vererek mohegan demişler ve ingilizler tarafından bu isimle kaydedilmişlerdir.
uncas ve mohegan kabilesi pequot savaşı'nda kendi eski kabilelerine karşı ve king philip savaşında narragansett ve diğer kabilelere karşı ingilizlerin yanında savaştılar. bütün bu yalakalıkların ve kendi kardeşlerini vurmanın karşılığı olarak, eski topraklarının küçük bir bölümü rezervasyon olarak verildi.
bugün connecticut'daki o rezervasyonda yaşıyorlar. tahmin edeceğiniz gibi dillerini konuşabilen yok ve kültürleri yok olmuş. belkide kumarhane işletme hakları olmasa kızılderiliyim bile demeyecek karaktersizlerin kabilesidir.
yakın bölgelerde yaşamaları, isim benzerliği ve son mohikan romanı yüzünden genelde mohikan kabilesiyle karıştırılırlar. o romandaki ingiliz işbirlikçisi uncas bir mohegan reisidir.
aslında mohegan'lar, pequot kabilesinin bir koludur. ingilizlerin bölgelerine gelmesi ve güç sahibi olmaya çalışmasından dolayı, reis sassacus ingilizlere karşı savaşmayı savunurken, bir diğer reis uncas ingilizlerle birlik olmayı savunmuştur. uncas ve grubu ayrılarak, kendilerine klanlarının adını vererek mohegan demişler ve ingilizler tarafından bu isimle kaydedilmişlerdir.
uncas ve mohegan kabilesi pequot savaşı'nda kendi eski kabilelerine karşı ve king philip savaşında narragansett ve diğer kabilelere karşı ingilizlerin yanında savaştılar. bütün bu yalakalıkların ve kendi kardeşlerini vurmanın karşılığı olarak, eski topraklarının küçük bir bölümü rezervasyon olarak verildi.
bugün connecticut'daki o rezervasyonda yaşıyorlar. tahmin edeceğiniz gibi dillerini konuşabilen yok ve kültürleri yok olmuş. belkide kumarhane işletme hakları olmasa kızılderiliyim bile demeyecek karaktersizlerin kabilesidir.
devamını gör...
tam kapanma günlükleri
2. gün
dün ilk günü terapiyle heba ettim sayılır sevgili günnük. sabah kalkıp terapide neler konuşacağımı tasarladım. bu tasarı sırasında bir hafta önceki seansta ne kadar neşeli, heyecanlı ve bir o kadar da kafası karışık olduğumu hatırladım. şimdi bakınca çok uzak ve yabancı görünüyor geçen haftaki dışınızdaki irlandalı. neşesiz, sıkkın, öfkeli, kırgın....
neyse bu günse dünden çok çok farklı.
yapboz*, iki film, bir luther bölümü, banyo, maske yıkama, tuvalet temizleme, tığ örgü pratiği, 2 litre su içme vb çok zengin maddeler içeren bir yapılacaklar listem var. günlüğe yazıp sonra bunları tiklemek çok eğlenceli oluyor, günü boş geçirmemiş gibi hissetmek ve karantinada kafayı yememek adına efektif bir yöntem. geçen yıl tecrübe ettim, biliyorum, işe yarıyor sözlük.
banyodan çıktığımda miko'nun attığı mesajı gördüm. kapanma sürecinde şayet ikrah gelirse -ki gelecek!- kap poşetini makarna koy bana gel demiş. çok mantıklı geldi. bir saatlik yürüyüş mesafesindeki arkadaşıma kahve ziyaretine gidebilirim. tütün, anahtar, telefon, head on kulaklık, defter, kalem, gözlük...vb nevaleyiyse market torbasının içindeki makarnanın yanına bir siyah poşet içinde istifleyebilirim. çevirmeye denk gelirsem siyah poşeti soran memuru
"ped var amirim açma utanırsın" diye savuşturmayı deneyeceğim. bakalım denediğimde işe yararsa buraları editlerim hep.
neyse ben şimdi ikinci bir agnes varda filmi açıp afiyetle cips kemirip vazoyla gin rickeymi yudumlamak istiyorum sözlük. çünkü alkol satışı yasağı yok, bu gün içip bitirip yarın çıkıp tekel'den yenisini alabilirim.*
dün ilk günü terapiyle heba ettim sayılır sevgili günnük. sabah kalkıp terapide neler konuşacağımı tasarladım. bu tasarı sırasında bir hafta önceki seansta ne kadar neşeli, heyecanlı ve bir o kadar da kafası karışık olduğumu hatırladım. şimdi bakınca çok uzak ve yabancı görünüyor geçen haftaki dışınızdaki irlandalı. neşesiz, sıkkın, öfkeli, kırgın....
neyse bu günse dünden çok çok farklı.
yapboz*, iki film, bir luther bölümü, banyo, maske yıkama, tuvalet temizleme, tığ örgü pratiği, 2 litre su içme vb çok zengin maddeler içeren bir yapılacaklar listem var. günlüğe yazıp sonra bunları tiklemek çok eğlenceli oluyor, günü boş geçirmemiş gibi hissetmek ve karantinada kafayı yememek adına efektif bir yöntem. geçen yıl tecrübe ettim, biliyorum, işe yarıyor sözlük.
banyodan çıktığımda miko'nun attığı mesajı gördüm. kapanma sürecinde şayet ikrah gelirse -ki gelecek!- kap poşetini makarna koy bana gel demiş. çok mantıklı geldi. bir saatlik yürüyüş mesafesindeki arkadaşıma kahve ziyaretine gidebilirim. tütün, anahtar, telefon, head on kulaklık, defter, kalem, gözlük...vb nevaleyiyse market torbasının içindeki makarnanın yanına bir siyah poşet içinde istifleyebilirim. çevirmeye denk gelirsem siyah poşeti soran memuru
"ped var amirim açma utanırsın" diye savuşturmayı deneyeceğim. bakalım denediğimde işe yararsa buraları editlerim hep.
neyse ben şimdi ikinci bir agnes varda filmi açıp afiyetle cips kemirip vazoyla gin rickeymi yudumlamak istiyorum sözlük. çünkü alkol satışı yasağı yok, bu gün içip bitirip yarın çıkıp tekel'den yenisini alabilirim.*
devamını gör...
varoluşun verdiği eşsiz acı
"ivan ne para ne de rahat peşindedir. belki de acı arıyor o..."
belki de varoluş acısını en iyi yaşayan karakterdi ivan. acının büyüklüğüne pek de aldırmadan bir roman karakterinin cebine saklanıp hakikat! diye haykırmanın en eşsiz yoluydu onunla yolculuk.
belki de varoluş acısının en eşsiz yanı acıya olan bir çeşit bağımlılıktı. neden sorusu hiç bu kadar anlamlı olmamıştı belki de.
"onun ruhu fırtınalı bir ruhtur. yalnız zincire vurulmuş, yüksek ama çözüm yolu bulunmamış düşünceleri var. o milyonlara değil, düşüncelerine bir çözüm yolu bulmaya çalışan insanlardan."
belki de varoluş acısını en iyi yaşayan karakterdi ivan. acının büyüklüğüne pek de aldırmadan bir roman karakterinin cebine saklanıp hakikat! diye haykırmanın en eşsiz yoluydu onunla yolculuk.
belki de varoluş acısının en eşsiz yanı acıya olan bir çeşit bağımlılıktı. neden sorusu hiç bu kadar anlamlı olmamıştı belki de.
"onun ruhu fırtınalı bir ruhtur. yalnız zincire vurulmuş, yüksek ama çözüm yolu bulunmamış düşünceleri var. o milyonlara değil, düşüncelerine bir çözüm yolu bulmaya çalışan insanlardan."
devamını gör...
normal sözlük'te yazacak zaman bulmak
an itibariyle yapamadığımı düşündüğüm eylemdir. gerçekten nasıl başarıyorsunuz 800, 1000+ entry girmeyi aklım almıyor... başlık açmak da cabası... yoruluyorum. okumam gereken kitapları, doktrinleri gördükçe içim bayıyor, arada anca öyle girip yazabilecek enerji görebiliyorum kendimde. diğer enerjimi kitaplara yığıyorum mecburen.
sahici bir şekilde entry yazanlarıysa cidden tebrik etmek gerekir.
edit: aktif tanım sayım ile kalite içeriğime bakınca bana yeterli geldi ama yine de ortalamanın altında bi sayı...
sahici bir şekilde entry yazanlarıysa cidden tebrik etmek gerekir.
edit: aktif tanım sayım ile kalite içeriğime bakınca bana yeterli geldi ama yine de ortalamanın altında bi sayı...
devamını gör...
dünyayı gezmek
yalnızca cesareti, imkânı, azmi ve enerjisi olan insanların yapabildiğini düşündüğüm bir çeşit avantür.jules verne'in '80 günde devrialem' indeki devri alem kısmı .
oldum olası iki şehir öteye gitmeye dahi mızmızlanmadan yanaşmayan biri olarak bunu başarabilenlere çok saygı duyar ve özenirim. işin ilginç tarafı, tüm imkânlar ve hususiyetlere sahip olsam dahi böyle bir geziye asla kalkışmam zannediyorum.çünkü dünyayı gezmek fikrini bir insan için çekici yapan şeyin yalnızca merak duygusu değil, bu duyguyu tatmin etmenin o insana verebileceği hoşnutluk duygusuna ulaşma arzusu olduğunu düşünürüm.ben ise bu arzuya, bir masa başında yaptığım özenli okumalarla ya da izlediğim videolarla ulaşırım çoğu kez. bazen, okuduğum bir romanda fransa'nın gettolarını oranın bir parçasıymışçasına yaşar,bazen londra çevresinin yağmur sonrası ıslak çimen kokusunu duyumsar, bazen de 150 sene öncesinin soğuk sisli petersburg'unu birebir tahayyül ederim.
ancak bir yeri bilmek, orayı hayal etmek değil; dokunmak, koklamak, görmektir.bunu çok iyi bilirim.bu sebepledir ki, eskiden gezgin hikaye anlatıcıları çokça itibar görür, yaşama ve geldikleri diyarlara dair sırlar ve gizli hakikatler bildikleri düşünülürdü. gerçekten de birbirinden habersiz binlerce yıl geçirmiş bu insanların gözünde öte diyarlar oldukça esrarengizdi.şimdi eskisi kadar gizemli olmadığını düşünüyoruz dünyanın.oysa bu sadece, teknolojinin ve uzak iletişim nimetinin bize verdiği küstah bir bilmişlik duygusundan başka bir şey değil.
dünyayı gezmeyi hiç bir zaman göze alamayacak olmam için iki sebep daha var ki, sanırım bunlardan kurtulmak için tek yol yine dünyayı gezmektir.
değişmeyi bekleyen bildiklerim.
kırılmayı bekleyen ön yargılarım.
oldum olası iki şehir öteye gitmeye dahi mızmızlanmadan yanaşmayan biri olarak bunu başarabilenlere çok saygı duyar ve özenirim. işin ilginç tarafı, tüm imkânlar ve hususiyetlere sahip olsam dahi böyle bir geziye asla kalkışmam zannediyorum.çünkü dünyayı gezmek fikrini bir insan için çekici yapan şeyin yalnızca merak duygusu değil, bu duyguyu tatmin etmenin o insana verebileceği hoşnutluk duygusuna ulaşma arzusu olduğunu düşünürüm.ben ise bu arzuya, bir masa başında yaptığım özenli okumalarla ya da izlediğim videolarla ulaşırım çoğu kez. bazen, okuduğum bir romanda fransa'nın gettolarını oranın bir parçasıymışçasına yaşar,bazen londra çevresinin yağmur sonrası ıslak çimen kokusunu duyumsar, bazen de 150 sene öncesinin soğuk sisli petersburg'unu birebir tahayyül ederim.
ancak bir yeri bilmek, orayı hayal etmek değil; dokunmak, koklamak, görmektir.bunu çok iyi bilirim.bu sebepledir ki, eskiden gezgin hikaye anlatıcıları çokça itibar görür, yaşama ve geldikleri diyarlara dair sırlar ve gizli hakikatler bildikleri düşünülürdü. gerçekten de birbirinden habersiz binlerce yıl geçirmiş bu insanların gözünde öte diyarlar oldukça esrarengizdi.şimdi eskisi kadar gizemli olmadığını düşünüyoruz dünyanın.oysa bu sadece, teknolojinin ve uzak iletişim nimetinin bize verdiği küstah bir bilmişlik duygusundan başka bir şey değil.
dünyayı gezmeyi hiç bir zaman göze alamayacak olmam için iki sebep daha var ki, sanırım bunlardan kurtulmak için tek yol yine dünyayı gezmektir.
değişmeyi bekleyen bildiklerim.
kırılmayı bekleyen ön yargılarım.
devamını gör...
klitoris
valla yazıp yazıp siliyorum, bu kadar anlamlı tanımları okuyunca yazmaktan vazgeçtim, kaldım öyle.. kendime kızdım, sustum ve kahvemden bir yudum daha alıp başka başlığa geçtim
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
gözlerimi avuşturduğumda ,gündüz rüya görebiliyorum.
gece rüyaları kadar çok sarmıyor ama can sıkıntısına birebir, bildiğin kendi tv kanalım var hahhaahha
bayılıyorum bu özelliğime.
gece rüyaları kadar çok sarmıyor ama can sıkıntısına birebir, bildiğin kendi tv kanalım var hahhaahha
bayılıyorum bu özelliğime.
devamını gör...
bana müsaade denilen durumlar
boyundan büyük laf edenler,birde bos konuşanlar varsa fazla maruz kalmamak gerekir.bir söz vardır "boş düşünmek sadece sahibine, boş konuşmak ise herkese zarar verir"
devamını gör...
pargalı
bilgi ve birikimi olan , sözlüğe yeni bir soluk yeni bir bakış açısı getirmiş yazar , okudum yazdıkları gayet açık net, inceden alaya alan ama kırıp dökmeden giydiren yazar , hoş gelmiş , sefa gelmiş.
devamını gör...
burçlarla ilgili az bilinenler
her aslan burcu insanı egoist değildir.
devamını gör...
sorunlarla baş etme yöntemleri
şimdiye kadar bildiğim en iyi yöntem;ted ile marshall'ın yöntemidir.
"bırakalım şu adamlar halletsin;
gelecekteki ted ve gelecekteki marshall"
"bırakalım şu adamlar halletsin;
gelecekteki ted ve gelecekteki marshall"
devamını gör...
