kaşkolnikov
ha fular ha kaşkol.
kaşkol bi nebze daha yeğdir dediğim mahlas.
bakın nick demiyorum mahlas..
tanımlarını beğendiğim yazar. yolu açık klavyesi yoğun olsun, an itibariyle takipteyim.
kaşkol bi nebze daha yeğdir dediğim mahlas.
bakın nick demiyorum mahlas..
tanımlarını beğendiğim yazar. yolu açık klavyesi yoğun olsun, an itibariyle takipteyim.
devamını gör...
unutmak
"unutmak mı, delisin,
gitmesem de bekler orada deniz.
gelirsem, bilmelisin
benim beklememdir burada deniz.
gitmek gibi geleceğim
denizin delisine.
delinin denizi gibi
o ne kadar giderse."
demiş özdemir asaf ve son noktayı koymuştur, unutmak imkansızdır.
gitmesem de bekler orada deniz.
gelirsem, bilmelisin
benim beklememdir burada deniz.
gitmek gibi geleceğim
denizin delisine.
delinin denizi gibi
o ne kadar giderse."
demiş özdemir asaf ve son noktayı koymuştur, unutmak imkansızdır.
devamını gör...
karısı dururken ev işi yapan erkeğe söylenebilecek şeyler
"bu şekilde ev işleri daha çabuk bitiyor ve sen ve eşin birbirinize daha fazla vakit ayırabiliyor olmalısınız. birbirini seven çiftlerin sevdiklerine vakit ayırmak için yapmayacağı şey yok doğrusu. harikasın. ayrıca çocuklarına da iyi örnek olarak cinsiyetçi davranış biçiminden uzak, bilinçli genç nesillerin yetişmesi için ön ayak olman da takdire şayan. tebrik ederim. " denebilir. neden olmasın?
devamını gör...
lou andreas-salome
dünyanın ilk kadın psikanalist olma unvanını taşıyan salome, zürih’te teoloji, felsefe ve sanat tarihi okudu. entelektüel ve akıllı olmasının yanı sıra, narsist ve feminist karakteriyle de bilinen güzel kadın, 1800’lerin 2. yarısında hemen hemen tüm ünlü düşünürleri kendine hayran bıraktı. yakından tanıdığımız, okuduğumuz, bildiğimiz nietzsche, freud ve rilke gibi isimler ona karşı konulamaz bir aşk besledi. (nietzsche’nin sonradan kadınlardan nefret etme sebebi olarak da gösterilir.)
devamını gör...
her şeyi allah’a bağlayan insan
geçmişin, geleceğin ve şimdinin sahibi olarak gördüğü eşi ve benzeri olmayan olarak inandığı bir varlığa her şeyi bağlayan insandır. şöyle düşünebiliriz.
bir dere var. durmadan akıyor.* üstünde taşlar var*, rastgele yerleştirilmişler. hangi taşa basacağın senin iraden dahilindedir.* ama oraya türlü türlü taşlar da önceden koyulmuştur. yaptığımız ve başımıza gelenler aslında bizim seçimlerimizin sonucudur. ne diyor: "başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir; kaldı ki allah birçoğunu da bağışlar." (şura 30)
bir dere var. durmadan akıyor.* üstünde taşlar var*, rastgele yerleştirilmişler. hangi taşa basacağın senin iraden dahilindedir.* ama oraya türlü türlü taşlar da önceden koyulmuştur. yaptığımız ve başımıza gelenler aslında bizim seçimlerimizin sonucudur. ne diyor: "başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir; kaldı ki allah birçoğunu da bağışlar." (şura 30)
devamını gör...
anneyle babanın aşkının tiksindirici olması
o yaşta halen aşk varsa bence tebrik edilmesi gereken durumdur.
halen iletişim kurabiliyorlarsa, birbirlerine vakit ayırabiliyorlarsa ne mutlu onlara. keşke benim ailemde de aşk olsaydı diye de kıskançlığımı belirtmek isterim. sonuçta çocuklarına örnek teşkil eder anne ve babanın iletişimi...
halen iletişim kurabiliyorlarsa, birbirlerine vakit ayırabiliyorlarsa ne mutlu onlara. keşke benim ailemde de aşk olsaydı diye de kıskançlığımı belirtmek isterim. sonuçta çocuklarına örnek teşkil eder anne ve babanın iletişimi...
devamını gör...
bir kere aldatan bir daha aldatır mı sorunsalı
aldatmak karakter meselesi değildir. psikolojisi düzgün olmayan insan davranışıdır. hayatında yanlış olan bir şey vardır ama ne olduğu hakkında fikri yoktur. aldatan gerçekten de kendini aldatır. içindeki boşluğu farklı insanlarla kapatmaya çalışır. tedavisi vardır ama önce kendisi meselenin aldatmak olmadığını kabullenmelidir. eğer aldatıldıysanız henüz kendini tamamlayamamış bir insanla berabersiniz demektir. tedaviyi kabul ederse hala bir şansınız olabilir, yok etmezse o içindeki boşluk hiçbir zaman kapanmayacaktır.
devamını gör...
sahip olunan en eski tarihli kitap
tanzimat - i -tanzimatın yüzüncü yıldönümü münasebetiyle; maarif matbaası, istanbul, 1940.
devamını gör...
sabaha karşı beşte online olan yazarlar
benimdir, işe de mi gitmeyelim kardeşim! (bkz: swh)
devamını gör...
yazarların çocukluk travması
yaşım 6.. ablamın benden kurtulmak için beni denize fırlatması.. yüzme bildiğim halde.. denizin dibini boylamam.. zar zor yüzeye çıkabilmem..
elbette bu olayı ablam hatırlamıyor..
elbette bu olayı ablam hatırlamıyor..
devamını gör...
hi my i run
kendisine bir ömür mutluluklar diliyoruz sözlük olarak. davetiye paylaşırsa burdan toplu gideriz belki düğüne. ama çeyrek falan beklemesin çok pahalandı el yakıyor.*
devamını gör...
kurt sorunu nasıl çözülür sorunsalı
akıllıca açılmış, ekmeğinde yolunda başlık. efendim daha fazla köpek ile çözülebilir. daha fazla çoban istihdam edilerek çözülebilir. kurtlar çok acıktıkları zaman doğaları gereği gözleri hiçbirşeyi görmez, sürü halinde hareket ederlerse öyle iki kangalla falan baş edemezsiniz.
devamını gör...
köy enstitüleri
'eğitim romantizmi' ve 'minnak komünistler yetiştiriliyor' hikayelerinin ötesinde kırsalı hedef alan kalkınma projesinin uygulama yöntemlerinden bir tanesidir.
köy enstitüleri, kırsal kalkınmayı hedefleyen ekonomi temelli bir projedir. eğitim yönü ise yöntemsel olarak tamamlayıcı bir rol üstlenmektedir. adının bir lise ya da (öğretmen) meslek okulu değil, 'enstitü' olması, söz konusu projenin kapsayıcı ve geniş çaplı olmasına; başında 'köy' ibaresinin bulunması da bu projenin doğrudan hedefine işaret eder.
enstitülerin kurulduğu yıllarda türkiye bir tarım ülkesidir. ağır sanayi hamlelerinin yanı sıra, öncelikli sanayi gelişiminin birincil hedeflerinden bir tanesi yerli hammaddenin sanayi üretimi içerisinde kullanılmasıdır. iplik, dokuma ve sigara gibi hammaddesi tarıma dayalı üretim sanayisinin gelişmesi de aynı günlere tekabül etmektedir. dolayısıyla tarıma dayalı sanayi üretiminin hammadde sürekliliğinin ve kalitesinin sağlanabilmesi için tarımsal üretimin de sürekliliğinin ve niteliğinin arttırılması gerekmektedir. bunun yolu ise geleneksel tarımsal üretim teknikleri yerine, verimliliği ve çeşitliliği artıracak modern tarımsal üretim tekniklerinin ve araçlarının köylüye öğretilmesidir. bu noktada bu görev için öğretmenin seçilmiş olması da mantıklıdır. zira kırsal alanda sürekliliği olan ve kırsal yaşama adapte olarak oranın bir parçası haline gelen unsur o dönem için öğretmen figürüdür. bu bağlamda öğretmen, her alanda öğretici ve uygulayıcı olarak seçilmiştir. bu nedenle köy enstitülerindeki öğretmenlere tarım teknikleri ve hayvancılıkla ilgili derslerin uygulamalı olarak verilmesi boşuna değildir.
enstitülerin bir diğer amacı da tarımsal ve hayvansal üretimin birincil aktörü olan tebaa köylüyü, bu üretimin meslek erbabı olan çiftçiye dönüştürmektir. zira köylü, sosyolojik bir tanımlama, çiftçi ise mesleki bir tanımlamadır. bu nedenle enstitü, feodal yapı ve ilişki içerisindeki köylüyü, tebaa ve ırgat konumundan çıkartıp, bireysel bir tarım işletmecisi haline getirmeyi amaçlamıştır. köylüyü feodal ilişkilerden çıkartmanın yolu olarak da 'eğitim' öngörülmüştür. yine köylüye keman çalmayı, klasik müziği öğretmek; köylüyü kendi feodal kutusundan çıkartıp evrensel bir birey haline getirmeyi amaçlamaktadır. köylüyü topraklandırma kanun tartışmalarının da aynı döneme tekabül etmesi tesadüf değildir.
enstitülerin kapatılma hikayesinin arkasında ise türkiye'nin kalkınma stratejisinin değişmesi yatmaktadır. yani, komünizm vb. hikayeler yalnızca işi kılıfına uydurmaktır. zira 1954 yılında kapatıldıktan kısa bir süre gerçekleşen 1960 darbesi sonrası türkiye ithal ikameci kalkınma modeline geçmiştir. adnan menderes'in darbeyle indirilmesinin önemli nedenlerinden bir tanesi de sovyet rusya ile yakınlaşmasından ziyade, tarımsal üretim sübvansiyonlarından vazgeçmek istememesi ve ithal ikameci modele geçmek istememesidir. zira adnan menderes, aldığı oyun büyük bir oranını kırsal kesimden almaktadır.
farklı boyutlarda fabrikalar anlamına gelen ithal ikameci modelin o dönem ki en büyük eksikliği fabrikalarda ihtiyaç duyulan iş gücü, yani işçidir. nüfusun büyük bölümü kırsalda yaşadığı ve tarımsal üretimle ilgilendiği için köylünün, çiftçilikten vazgeçerek şehirlere gelmesi ve işçi olması gerekmektedir. köylüyü köyünden çıkaracak şey ise tarımsal sübvansiyonların kaldırılarak köylüyü şehre gelmeye mecbur bırakmaktadır. 1960 sonrası köyden kente göçün hızla artması tesadüfi değil, bilinçli bir politikanın ürünüdür. bu amaçla köy enstitüleri darbe öncesi kapatılarak köylünün geleneksel üretim ve feodal bağlara geri dönüşü ya da devamlılığı sağlanmış, darbe sonrası ise tarımsal sübvansiyonlar kesilerek köylünün ekonomik olarak şehre göç etmesi sağlanmıştır.
köy enstitüleri, kırsal kalkınmayı hedefleyen ekonomi temelli bir projedir. eğitim yönü ise yöntemsel olarak tamamlayıcı bir rol üstlenmektedir. adının bir lise ya da (öğretmen) meslek okulu değil, 'enstitü' olması, söz konusu projenin kapsayıcı ve geniş çaplı olmasına; başında 'köy' ibaresinin bulunması da bu projenin doğrudan hedefine işaret eder.
enstitülerin kurulduğu yıllarda türkiye bir tarım ülkesidir. ağır sanayi hamlelerinin yanı sıra, öncelikli sanayi gelişiminin birincil hedeflerinden bir tanesi yerli hammaddenin sanayi üretimi içerisinde kullanılmasıdır. iplik, dokuma ve sigara gibi hammaddesi tarıma dayalı üretim sanayisinin gelişmesi de aynı günlere tekabül etmektedir. dolayısıyla tarıma dayalı sanayi üretiminin hammadde sürekliliğinin ve kalitesinin sağlanabilmesi için tarımsal üretimin de sürekliliğinin ve niteliğinin arttırılması gerekmektedir. bunun yolu ise geleneksel tarımsal üretim teknikleri yerine, verimliliği ve çeşitliliği artıracak modern tarımsal üretim tekniklerinin ve araçlarının köylüye öğretilmesidir. bu noktada bu görev için öğretmenin seçilmiş olması da mantıklıdır. zira kırsal alanda sürekliliği olan ve kırsal yaşama adapte olarak oranın bir parçası haline gelen unsur o dönem için öğretmen figürüdür. bu bağlamda öğretmen, her alanda öğretici ve uygulayıcı olarak seçilmiştir. bu nedenle köy enstitülerindeki öğretmenlere tarım teknikleri ve hayvancılıkla ilgili derslerin uygulamalı olarak verilmesi boşuna değildir.
enstitülerin bir diğer amacı da tarımsal ve hayvansal üretimin birincil aktörü olan tebaa köylüyü, bu üretimin meslek erbabı olan çiftçiye dönüştürmektir. zira köylü, sosyolojik bir tanımlama, çiftçi ise mesleki bir tanımlamadır. bu nedenle enstitü, feodal yapı ve ilişki içerisindeki köylüyü, tebaa ve ırgat konumundan çıkartıp, bireysel bir tarım işletmecisi haline getirmeyi amaçlamıştır. köylüyü feodal ilişkilerden çıkartmanın yolu olarak da 'eğitim' öngörülmüştür. yine köylüye keman çalmayı, klasik müziği öğretmek; köylüyü kendi feodal kutusundan çıkartıp evrensel bir birey haline getirmeyi amaçlamaktadır. köylüyü topraklandırma kanun tartışmalarının da aynı döneme tekabül etmesi tesadüf değildir.
enstitülerin kapatılma hikayesinin arkasında ise türkiye'nin kalkınma stratejisinin değişmesi yatmaktadır. yani, komünizm vb. hikayeler yalnızca işi kılıfına uydurmaktır. zira 1954 yılında kapatıldıktan kısa bir süre gerçekleşen 1960 darbesi sonrası türkiye ithal ikameci kalkınma modeline geçmiştir. adnan menderes'in darbeyle indirilmesinin önemli nedenlerinden bir tanesi de sovyet rusya ile yakınlaşmasından ziyade, tarımsal üretim sübvansiyonlarından vazgeçmek istememesi ve ithal ikameci modele geçmek istememesidir. zira adnan menderes, aldığı oyun büyük bir oranını kırsal kesimden almaktadır.
farklı boyutlarda fabrikalar anlamına gelen ithal ikameci modelin o dönem ki en büyük eksikliği fabrikalarda ihtiyaç duyulan iş gücü, yani işçidir. nüfusun büyük bölümü kırsalda yaşadığı ve tarımsal üretimle ilgilendiği için köylünün, çiftçilikten vazgeçerek şehirlere gelmesi ve işçi olması gerekmektedir. köylüyü köyünden çıkaracak şey ise tarımsal sübvansiyonların kaldırılarak köylüyü şehre gelmeye mecbur bırakmaktadır. 1960 sonrası köyden kente göçün hızla artması tesadüfi değil, bilinçli bir politikanın ürünüdür. bu amaçla köy enstitüleri darbe öncesi kapatılarak köylünün geleneksel üretim ve feodal bağlara geri dönüşü ya da devamlılığı sağlanmış, darbe sonrası ise tarımsal sübvansiyonlar kesilerek köylünün ekonomik olarak şehre göç etmesi sağlanmıştır.
devamını gör...
hamileye yer vermek
aslinda kalabalik toplu tasima araclarinda kendim hamile kadinlara ve kucuk cocuklara oncelik veriyorum. cunku cocuklar boylari sebebiyle kucuk kalip, kalabalikta ezilmeleri, hic olmadi korkmalarina sebep olabiliyor. yabanci insanin kucagina oturmasini da dogru bulmuyorum, cocuk yabancilarin kucaginda oturmayi normal gormemeli.
ve hamile kadinlar, bu donemle vucut isilari normalden daha yuksek oldugu icin kalabalikta bayginlik gecirebilirler veya karinlari kalabalikta sikisabilir. bos otobus dahi olsa, cok ayakta durunca ayaklara su toplanip, hamileliginin cok zor gecmesi de ihtimaller dahilinde.
ve hamile kadinlar, bu donemle vucut isilari normalden daha yuksek oldugu icin kalabalikta bayginlik gecirebilirler veya karinlari kalabalikta sikisabilir. bos otobus dahi olsa, cok ayakta durunca ayaklara su toplanip, hamileliginin cok zor gecmesi de ihtimaller dahilinde.
devamını gör...
girift radyo yayını
aykutcuğum belki yetişemez, yine yalancı pozisyonuna düşmeyim diye duyurusunu bu saate bıraktığım yayın.
yoğun adam vesselam. keşke benim gibi beyinli olup kapesese kassaydı. bak 18.00 dan beri evdeyim ^^
21.00 civarı görüşmek üzere.
ne mi konuşcaz?
ne bileyim ben.
yoğun adam vesselam. keşke benim gibi beyinli olup kapesese kassaydı. bak 18.00 dan beri evdeyim ^^
21.00 civarı görüşmek üzere.
ne mi konuşcaz?
ne bileyim ben.
devamını gör...
klitoris
varlığını çocukken* yanlışıkla koltuk kenarına sürtünerek fark ettiğim nadide organ. "oha çok zevkli" tepkisini verip mastürbasyona* başladığım dönem bunun çok kötü bir şey olduğunu düşünüp kendimi suçlardım. nedenini bilmeden içten içe utanç duyuyordum, bu hissin bir tek bende olduğunu sanıp "bir daha dokunursam cehenneme gideyim" gibi şeyler söyleyerek kendimi caydırmayı bile denemiştim ama ona rağmen sözümü tutamamıştım, o kadar zevkliydi işte.*
penis mi daha çok zevk veriyor bu mu bilmiyorum, keşke 1 saatliğine erkek olup görsem. daha uzun süreli olduğu için klitoris bir tık önde olabilir, inmiyor sonuçta bayılana kadar kullan.*
nezih aile sözlük hesabımı buraya tanım yazarak ne hale çevirdim bak, al işte.*
penis mi daha çok zevk veriyor bu mu bilmiyorum, keşke 1 saatliğine erkek olup görsem. daha uzun süreli olduğu için klitoris bir tık önde olabilir, inmiyor sonuçta bayılana kadar kullan.*
nezih aile sözlük hesabımı buraya tanım yazarak ne hale çevirdim bak, al işte.*
devamını gör...
memurların sevilmemesinin nedeni
ters ters cevap vermedikleri sürece hiçbir derdim yok. hatta çoğu zaman onların benimle ne derdi var diye düsünmüsümdür.
devamını gör...
normal sözlük'ün underrated yazarları
(bkz: awsuuu22) hiç değeri bilinmiyor bu yazar arkadaşın..
devamını gör...

