kendini geliştirip eski sevgilinin karşısına çıkmak
kendini geliştirdiysen kendin için yaptın bunu eski sevgilin için değil. saçma buluyorum.
devamını gör...
nauru
bağımsızlığına yaklaşık 50 yıl önce kavuşan, dünyanın en küçük yüzölçümlü ve başkentsiz ülkesi.
kendisi ayrıca çok güzel bir ada ülkesidir. yaşanabilirliği yüksektir.
kendisi ayrıca çok güzel bir ada ülkesidir. yaşanabilirliği yüksektir.
devamını gör...
ucemak
çok mu çok tatlı,oylarını eksik etmeyen,tanımlarını takip ettiğim ve severek okuduğum birisi.
devamını gör...
rokfor peyniri
fransa'ya özgü küflü bir peynirdir. yapımı oldukça zahmetlidir. çavdar ve buğday unundan yapılan ekmekler küflenmesi için 90 gün süreyle bir mağaraya bırakılır. küflenen ekmekler öğütülüp mayalandırılmış larzac koyunu sütüyle birleştirilir ve 6 gün boyunca günde 3 kere ters çevrilerek soğuk bir zeminde bekletilir. café de paris gibi sosların yapımında da rokfor peyniri kullanılır.
devamını gör...
aseksüel
(bkz: nikola tesla)
devamını gör...
tanımlarını kimin oyladığını kontrol eden yazar
her daim yaptığım, yapmaya devam edeceğim şey. hatta yazdıklarını begenmediysem acaba ortak noktamız yoksa neden beğenmiş diye kendi kendimi de sorguladigim oluyor.
şakası bir yana seviliyorsunuz.
şakası bir yana seviliyorsunuz.
devamını gör...
crimson peak
2015 yapımı gotik romantik bir guillermo del toro filmi. klişeler ile dolu senaryosu, rahatsız edici düzeyde belirgin hikaye hatları ile insanı bunaltıyor olsa bile; muhteşem mekan tasarımları, çalışkan bir görüntü yönetmeni, kaliteli oyunculuklar, iyi cast seçimi ve dönemi yakalayan kostümleri ile vasatın bir tık üstü bir film. öncelikle; bu ne kadar korku filmi diye pazarlansa da korku filmi değil. filmin ana karakteri edith'in söylediği gibi: "bu hayalet hikayesi değil, içinde hayaletler olan bir hikaye." ki toro pek çok söyleşide dile getirdiği 'korku, türüne bakılmaksızın her filmin bir parçasıdır' fikrini açık ara bu filmde de yansıtıyor ama filmin süresinin kısalığından ve vaktin iyi değerlendirilmemesinden ötürü çok yarım kalmış gibi bir havası var. ne iyi bir senaryo ne de çok katmanlı bir hikaye sunuluyor, sanki film yalnızca izleyiciyi görsel olarak doyurmak üzerine çekilmiş. mantık hataları, kopuk ilerleyen senaryo, verilemeyen bazı duygular derken çok eksiği var ama görsel olarak bu kadar mı iyi olur bir film yahu?
ki gerçek anlamda bir görsel şölenden bahsediyorum. sharpe malikanesi başta olmak üzere filmdeki pek çok mekan tasarımı resmen bir ruha sahip. tablo gibi izlenmek üzerine düzenlenmiş zaten hikayenin yarısını toro bu canlı tablolar üzerinden vermiş ama yine de yetersiz çünkü temeldeki hikaye oldukça zayıf bir ingiliz romantizmi.

oyunculuklar gerçek anlamda oldukça iyiydi ama senaryonun basitliğinin gölgesinde kalmış gibilerdi. tom hiddleston sen yaşayan bir ilahsın, tüm güzelliğini eski tanrılardan almışsın çiçeğim sen oyunculuk yapamasan da olurdu ama tertemiz iş çıkarmış iki gözümün çiçeği. yüz ifadesinden, bakışlarına kadar rolü oynamış gibi. acınası, hayalperest, baskılanmış ve çocuksu bir adamın tüm ifadesini bir bakışı ile sunuyor. jessica chastain için diyecek tek bir kelime yok, muhtemelen filmdeki en temiz oyunculuk çıkaran kişiydi. mia wasikowska'da bence rolünün altından olması gibi kalktı ama üst düzey bir şey de görmedik.
izlenmeyecek bir film olmamasının yanı sıra türünün hastasını bile biraz sinir edebilir. toro ismini görüp hemen atlamamak lazım geliyor. ben tablo gibi bir film izlemek istiyorum diyenler için listeye eklenilesi.
ki gerçek anlamda bir görsel şölenden bahsediyorum. sharpe malikanesi başta olmak üzere filmdeki pek çok mekan tasarımı resmen bir ruha sahip. tablo gibi izlenmek üzerine düzenlenmiş zaten hikayenin yarısını toro bu canlı tablolar üzerinden vermiş ama yine de yetersiz çünkü temeldeki hikaye oldukça zayıf bir ingiliz romantizmi.

oyunculuklar gerçek anlamda oldukça iyiydi ama senaryonun basitliğinin gölgesinde kalmış gibilerdi. tom hiddleston sen yaşayan bir ilahsın, tüm güzelliğini eski tanrılardan almışsın çiçeğim sen oyunculuk yapamasan da olurdu ama tertemiz iş çıkarmış iki gözümün çiçeği. yüz ifadesinden, bakışlarına kadar rolü oynamış gibi. acınası, hayalperest, baskılanmış ve çocuksu bir adamın tüm ifadesini bir bakışı ile sunuyor. jessica chastain için diyecek tek bir kelime yok, muhtemelen filmdeki en temiz oyunculuk çıkaran kişiydi. mia wasikowska'da bence rolünün altından olması gibi kalktı ama üst düzey bir şey de görmedik.
izlenmeyecek bir film olmamasının yanı sıra türünün hastasını bile biraz sinir edebilir. toro ismini görüp hemen atlamamak lazım geliyor. ben tablo gibi bir film izlemek istiyorum diyenler için listeye eklenilesi.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kasvetvari bir gün.
evet evet bu gün, bir sıfat olsaydı tam olarak bu olurdu: kasvetvari...
bir yandan bastıran sıcak, diğer yandan evdeki herkesin üzerinde sezdiğim garip sinirlilik hali.
öte yandan babamın, buz mavisine boyatıp, sanki büyük babaların büyük halasının antika evine dönen salonumuz. sanki o fransız berjerleri yetmiyormuş gibi bir de buna duvarın kasvetli rengi eklendi, diyor annem... yo yoo fransız usulü klasik salon takımında herhangi bir sorun yokmuş kanınca. onun derdi duvarların kasvetli rengiymiş. ayyh insanın içini basıyor, ruhunu daraltıyormuş... esasen içini basan konunun o olmadığını hepimiz biliyoruz, babam da.. lakin şimdilik dillendirmeye kimsenin cesareti yok. susuyoruz...
hepimizi, eften püften bir bahaneyle azarlıyor.
susuyoruz...
canımız sıkılıyor.
susuyoruz..
insanoğlunun ölüm haberine böyle tepki vermesi çok garip geliyor.
susuyoruz..
ağlaması gerekirdi oysa. fakat ağlayamıyor. dua ediyor içi ferahlamıyor. ölüm diyoruz.. hazmedemiyor.
susuyoruz..
anlayacağınız sorunumuz çok büyük: babamın boyattığı buz mavisi duvarlar salonumuzu, hani sade bayramda gidip elini öptüğümüz, meşhur büyükbabaların büyük halasının, antika evine benzetmiş...
sorunumuz çok büyük.
evet evet bu gün, bir sıfat olsaydı tam olarak bu olurdu: kasvetvari...
bir yandan bastıran sıcak, diğer yandan evdeki herkesin üzerinde sezdiğim garip sinirlilik hali.
öte yandan babamın, buz mavisine boyatıp, sanki büyük babaların büyük halasının antika evine dönen salonumuz. sanki o fransız berjerleri yetmiyormuş gibi bir de buna duvarın kasvetli rengi eklendi, diyor annem... yo yoo fransız usulü klasik salon takımında herhangi bir sorun yokmuş kanınca. onun derdi duvarların kasvetli rengiymiş. ayyh insanın içini basıyor, ruhunu daraltıyormuş... esasen içini basan konunun o olmadığını hepimiz biliyoruz, babam da.. lakin şimdilik dillendirmeye kimsenin cesareti yok. susuyoruz...
hepimizi, eften püften bir bahaneyle azarlıyor.
susuyoruz...
canımız sıkılıyor.
susuyoruz..
insanoğlunun ölüm haberine böyle tepki vermesi çok garip geliyor.
susuyoruz..
ağlaması gerekirdi oysa. fakat ağlayamıyor. dua ediyor içi ferahlamıyor. ölüm diyoruz.. hazmedemiyor.
susuyoruz..
anlayacağınız sorunumuz çok büyük: babamın boyattığı buz mavisi duvarlar salonumuzu, hani sade bayramda gidip elini öptüğümüz, meşhur büyükbabaların büyük halasının, antika evine benzetmiş...
sorunumuz çok büyük.
devamını gör...
in god we trust
"yanlızca tanrıya güveniriz"den ziyade "tanrı'ya güveniriz" anlamına gelir.
ifadede "yanlızca" [doğrusu (bkz: yalnızca)] diye bir söz yoktur.
ifadede "yanlızca" [doğrusu (bkz: yalnızca)] diye bir söz yoktur.
devamını gör...
bir kadına okunabilecek en güzel şiir
çok sağlam taktik veriyorum uygulayın. sana bir şiir okuyacağım diyin sonra adını söyleyin. daha da nazım kalksa mezarından hava cıva.
devamını gör...
normal sözlük'te pozitif şeylerden rahatsız olan yazarlar
ne demiş gabriel garcia marguez
"akıttığın göz yaşlarını silmek yerine, akmasına neden olanları sil hayatından."
t: bir yazarın haykırışı.*
"akıttığın göz yaşlarını silmek yerine, akmasına neden olanları sil hayatından."
t: bir yazarın haykırışı.*
devamını gör...
constantine
izlenmesi gereken filmlerdendir.
devamını gör...
uykuya dalmadan önce alınan radikal kararlar
ota bka entry girmiycem.
devamını gör...
bir günlük yerim kaldı ister misiniz
bir engin geçtan romanıdır.
engin geçtan modern türk edebiyatının en iyi romancılarından biridir benim için. yazdığı bütün romanları okudum ve hepsinden büyük bir keyif aldım. her romanında sizi bir düş dünyasında seyahate çıkaran engin geçtan belki de hayal dünyası en kalabalık yazarlarımızdan biridir. daha sonra tanımını yazmayı düşündüğüm kuru su isimli romanını kadıköy’de anlamsızca dolaşırken bir kitabevi vitrininde görmüş ve alır almaz da güzel bir filtre kahve eşliğinde tek oturuşta okuyup bitirmiştim. engin geçtan cümleleri zamana meydan okur. her anlamda.
bir günlük yerim kaldı ister misiniz? romanı hacimsiz ama dopdolu bir roman. kahramanları ilginç insanlar başına buyruk, nostaljik bir bakire, hüzünlü bir palyaço, tuhaf bir yazar ve yine zamansız başka bir kadın.
eğer öldükten sonra ya da doğmaya çalışırken bir melek size dünyaya bir günlük bir ziyaret vaat etse tepkiniz ne olurdu? kurtulduğunuz o cehenneme dönmek işinize gelir miydi? bir gün daha katlanabilir miydiniz dünya denen sefih gezegene? aynı korkuları yaşamaya cesaret edebilir miydiniz?
bir günlük yerim kalsa ister miydiniz?
engin geçtan modern türk edebiyatının en iyi romancılarından biridir benim için. yazdığı bütün romanları okudum ve hepsinden büyük bir keyif aldım. her romanında sizi bir düş dünyasında seyahate çıkaran engin geçtan belki de hayal dünyası en kalabalık yazarlarımızdan biridir. daha sonra tanımını yazmayı düşündüğüm kuru su isimli romanını kadıköy’de anlamsızca dolaşırken bir kitabevi vitrininde görmüş ve alır almaz da güzel bir filtre kahve eşliğinde tek oturuşta okuyup bitirmiştim. engin geçtan cümleleri zamana meydan okur. her anlamda.
bir günlük yerim kaldı ister misiniz? romanı hacimsiz ama dopdolu bir roman. kahramanları ilginç insanlar başına buyruk, nostaljik bir bakire, hüzünlü bir palyaço, tuhaf bir yazar ve yine zamansız başka bir kadın.
eğer öldükten sonra ya da doğmaya çalışırken bir melek size dünyaya bir günlük bir ziyaret vaat etse tepkiniz ne olurdu? kurtulduğunuz o cehenneme dönmek işinize gelir miydi? bir gün daha katlanabilir miydiniz dünya denen sefih gezegene? aynı korkuları yaşamaya cesaret edebilir miydiniz?
bir günlük yerim kalsa ister miydiniz?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çocukluk fotoğrafları
arkadaşlar arkadaşlar... ayva göbeğimle nasıl da eda ederdim, muhteşem slip mayomla...
fedon 1 ben 2'ydim bu alemde.
ne kadar da çirkin çıkmışım, normalde o dönem çok yakışıklıydım tüm kıslar beni mıncırırdı, "büyü de seni alıcam" derlerdi.
yalancı bunları yalancı... hani! kim aldı?
ayıp ya. onları görsem puh size dicem de... neyse...
yeşil top var ya... onu almaya gidiyorum fotoğrafta. çırak gibiydim, top kaçtı - git al... sor bir sor, deniz seviyor musun? az mı su yuttuk...

fedon 1 ben 2'ydim bu alemde.
ne kadar da çirkin çıkmışım, normalde o dönem çok yakışıklıydım tüm kıslar beni mıncırırdı, "büyü de seni alıcam" derlerdi.
yalancı bunları yalancı... hani! kim aldı?
ayıp ya. onları görsem puh size dicem de... neyse...
yeşil top var ya... onu almaya gidiyorum fotoğrafta. çırak gibiydim, top kaçtı - git al... sor bir sor, deniz seviyor musun? az mı su yuttuk...
devamını gör...
türklerin katledilerek müslüman olması
bir yazarın sayıklamasıdır.
türkler islam'ı tanıdığı için, kalben mutmain olduğu için sevmiştir ve seçmiştir.
allah da türklere islam'ı nasip etmiştir, çok şükür.
islam'da kalmak zorla değildir. isteyen istediğine inanır.
isteyen mesela şu an gidip şaman adetlerine inanır, onu uygular. kimse zorla islam'da tutulmuyor!
türkler islam'ı tanıdığı için, kalben mutmain olduğu için sevmiştir ve seçmiştir.
allah da türklere islam'ı nasip etmiştir, çok şükür.
islam'da kalmak zorla değildir. isteyen istediğine inanır.
isteyen mesela şu an gidip şaman adetlerine inanır, onu uygular. kimse zorla islam'da tutulmuyor!
devamını gör...



