oyunculugu, performanslari tartisilmaz tabi ama ismini duyunca ben bu arkadasi alttaki grafikle hatirliyorum*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bilgisayarım başında istanbul'un diyagramlarını, modellerini inceliyorum. içtiğim ilaçların etkisini gösterip uykumun gelmesini bekliyorum.
onu en son ne zaman aradın ? o: sana kalmış
devamını gör...

bitttiiiiii !!!
şu an havai fişek patlatarak gökyüzüne "iyi ki varsınız kafa sözlük ailesi sizi çooooook seviyorum" yazdırmaktan başka bir şey geçmiyor kalbimden!
o kadar heyecanlıydım ki yayının başında arkama bakmadan koşa koşa kaçmak istiyordum, elim ayağım titriyordu. oysa şimdi pamuk gibiyim. o kadar güzelsiniz o kadar bir tanesiniz ki hepinizi çok seviyorum uleyn!*
ses kayıtları ve destek tanımlarıyla destek olan herkes; cansınız! bir tanesiniz! iyi ki varsınız! hepinizin hayatında sizin gibi güzel insanlar olsun dilerim!*
bu haftalık bizden bu kadar, yarın yeni konsepti belirleyip başlığa yazarak ses kayıtları için kapınızı çalacağımı şimdiden söylemek istiyorum ki hazır olun buna.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ps: kapanış anonsum çok duyulmadı sona doğru kesildi ancak kısaca hepinize çok çok çok teşekkür etmiştim. bin teşekkür!
devamını gör...

- yavuz abi.
“aşk olsun, ben öyle bi’ insan mıyım?”

not: kitaptan.
devamını gör...

kütüphaneden alıp okuduğuma bin pişman olduğum kitap. şu an tanpınar'ın (bkz: huzur (kitap)) romanını okurken bunu daha derinden hissediyorum. mutlaka edinip, tekrar sayfalarıyla haşır neşir olmam, hayatıma dahil etmem gerekiyor bu eseri. bir dostu özler gibi üç senedir bu kitabı özlüyorum.

karakterlerin tahlilleri, olay örgüsü, ruhsal betimlemeler çok şaşırtıcı ve çekici kitapta. tanpınar'ın kaleminin kendine has bir rayihası var. bir kaldırım, bir sokak, bir his ile ilgili betimlemeleri ve benzetmeleri beni şaşkına çeviriyor. saatleri ayarlama enstitüsü derinden derine hicveden ve bunu çok iyi başaran bir eser. hayri irdal'ın inancı -belki de inandırma inancı- ile halit ayarcı'nın dönüşümüne şahitlik etmek beni etkiledi. kendisinin dahi inanmadığı bir şeyle ilgili başkalarını ikna eder vaziyete gelmesi hayli ilgi çekici. tabii bu sırada bolca absürd öğeler barındırıyor kitap, zannımca bunlar da aslında birer eleştiri olarak romanda yer bulmuşlar.

tanpınar'ın insanı şaşkınlığa sürükleyecek kadar etkileyici cümleleri var kitapta. üslup etkileyici fakat adını koyamadığım bir şey var tanpınar'ın kaleminde, o şey bu eserde de mevcut. sanki kitap okunsun diye değil var olması gerekliliğinden dolayı varmış gibi. tanpınar'ı okudukça belki o şey de ifade edebileceğim bir forma kavuşur.

--- alıntı ---

şu hakikati bana kendi hayatım öğretti: insanoğlu insanoğlunun cehennemidir. bizi öldürecek belki yüzlerce hastalık, yüzlerce vaziyet vardır. fakat başkasının yerini hiçbiri alamaz.

--- alıntı ---
devamını gör...

çamur bulaşmış gri.
devamını gör...

yoktur maalesef.
türkiye cumhuriyeti tüm eksilerine rağmen, bütün coğrafyaya ve dünyaya bu konuda örnek teşkil edecek bir rol model olma yolunda ilerlerken , gelinen noktada bu misyondan oldukça uzaklaşıldığı apaçık ortada .

şimdi birileri gelip her zaman olduğu gibi ' bunun dinle alakası yok , insan merkezli bir sorun bu ' diyecektir .ya da ben bunu yazdıktan sonra demekten vazgeçecek, ama kafasında bir yerde bu düşünceyi taşımaya devam edecektir .

o zaman da şu sonuca varılır, özellikle müslüman toplumlarda müslümanlık son derece kötü, çağ dışı biçimde yaşanıyor. yani geldik insan faktörüne yine .

peki bu insan , olması gerektiği gibi yaşamadığı 'din ' olgusunu neden hic dilinden veya şeklen üzerinden düşürmez, neden sürekli bu olguyu ön plana çıkarma ihtiyacı hisseder ?

birşeyleri saklamak , gizlemek için mi ,
ya da aidiyet duygusunu yaşadığı tek ve büyük topluluk bu minvalde buluştuğu için mi ,

sebebi her ne olursa olsun,
din ile yatıp, din ile kalkmak dindar olmak, gerçekten inanmak iman etmek değildir.

kutsal kitabının ilk kelimesinin ' oku ' olduğu bir zümrenin, buna kulak asmayıp, uygarlaşma medenileşme yolunda hiçbir çaba göstermeyip,

sosyal medyada , basında, buradaki gibi sözlüklerde, sokakta , çarşıda pazarda 'din' temalı konuları öne çıkarma girişiminin abesle iştigal etmekten öte hic bir kıymeti harbiyesi yoktur .

bu durum, okumayıp, sorgulamayıp, sadece biat kültürüne kendini teslim etmiş olan müslüman toplumların geri kalmışlığı gerçeğini değiştirmeyecek, bu yol bu şekilde izlendikçe de, bundan en büyük zararı yine din görmeye devam edecektir .

edit: haa önceden, çok eskiden böyle değildik, sonradan bozulduk diyenler daha büyük bir yanılgının içine düşüyorlar.
o zaman da ben , 1500 yıldır dinini öğrenemeyen toplumlar derim , iş daha da vahim hale gelir .
bu kadar zaman geçmiş ne zaman doğru gerçek dini öğrenip yaşayacaksın, veya bunu iyi yaşadığını iddia ettiğin dönemlere ne oldu, neden sahip çıkmadın derim.
onun için çok gerilere gitmek bizi bu konuda kurtarmadığı gibi daha büyük sorumluluklara sokar degerli yazar arkadaşlarım.
devamını gör...

benim için değeri çok büyük olan, limanı ve demir çelik fabrikasıyla sanayi ve deniz ticaretinde adından söz ettiren, hatay'da bulunan güzide ilçemiz*.
çocukluğum ve gençliğimin başları bu şehirde geçti. ilk sağlam dostluklarımı orada kurdum. ilk kez orada aşık oldum.

sahili, petek pastanesi, insanı uçuran yarıkkaya rüzgarları, boğan nemi*, ah o güzel iskenderun döneri, kral künefe, canım lisem paşakaracam*. her şeyini özlediğim canım iskenderun
yazın oradayım ama bu kadar hasret yeter.
devamını gör...

çok sevdiğim ''hatıralar'' şarkısına sahip olan sanatçı. kendine has bir karizması da var gerçekten. sesi de çok güzel. abartmıyorum efenim ciddi anlamda yetenekli bir sanatçımız kendisi.
devamını gör...

"yansıma teorisi'ne göre, dil, insanların, ses çıkaran varlıkların seslerini yansımasıyla kurulmuştur. yani, doğadaki sesler taklit edilerek, kelimeler oluşmuştur. dolayısıyla, konuşma başlamıştır."

teoriye göre tüm dillerin kökeni bu şekilde oluştuğuna göre yazar burada ne demek ne yapmak istemektedir
(bkz: ırkçı)
devamını gör...

geç gelince dedim ki domestic korktu
bunca meydan okumaya hiç gerek yoktu
lafım necedir sormuşsun, epey çoktu
başlasın atışma, ipler koptu
devamını gör...

hakareti ve eleştiriyi birbirine karıştıran, cinsiyet eşitsizliğine ve kadınların ötekileştirilmesine karşı çıkanlara "eleştiri de mi yapmayalım?" şeklinde saçma sapan, bilinçsizce cevap veren, "kadınlar şöyledir, böyledir." şeklinde genelleme yaptığında eleştiri yaptığını zanneden insanların doluştuğu başlık.

eleştiriyle hakaret arasındaki farkı bir öğrenemediniz.
devamını gör...

etimolojik olarak italyanca sepia "mürekkep balığı" sözcüğünden alıntı kelimedir. italyanca sözcük ise eski yunanca aynı anlama gelen sēpía σηπία sözcüğünden alıntıdır.

sepya mürekkebi, greko-romen medeniyetinde yazı yazmak için yaygın olarak kullanılmıştır. 19. yüzyıla kadar sanatçılar tarafından yaygın olarak kullanılmıştır. bu renk, grisaille (bir resmin yalnızca gri, sepya veya koyu yeşil tonlarında resmedildiği, 14. yüzyılda geliştirilmiş bir boyama tekniği) tekniğinde de kullanılmıştır. 18. yüzyılın son çeyreğinde, dresdenli profesör jacob seydelmann sulu boya ve yağlı boyalarda kullanılmak üzere konsantre bir sepya formunu çıkarmak ve üretmek için bir işlem geliştirmiştir.

sepya tonlama, siyah beyaz baskıların görünümünü kahverengiye çeviren, fotoğrafçılıkta kullanılan kimyasal bir işlemdir. bu renk artık genellikle antika fotoğraflarla ilişkilendirilmektedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

fotoğraf grafik yazılım programlarının çoğu ve birçok dijital kamera, sepya tonlu baskıların görünümünü taklit etmek için bir sepya ton filtresi sunmaktadır.

ekleme: aynı zamanda sevgili yazarımız nikimyok'un verdiği bilgiye göre mürekkep balığına sepia officinalis denmektedir.


kaynak
devamını gör...

tulumba tatlısına benzeyen tatlı. antep fıstıklı olanını seviyorum. inşaallah içine çok renklendirici koymuyorlardır.
devamını gör...

samimiyetimi anlamayan birisiydi maalesef.
devamını gör...

içtiğimiz sudur.
devamını gör...

ermeni dölü, rum tohumu, hamsi kafalı, bilmiyorsam arap olayım...

hiç sanmıyorum efendim.
devamını gör...

uykunun en güzel yerinde uyanıp çay koyanlara ,hazırlanıp işe gidecek olanlara,evinde mışıl mışıl uyuyanlara herkese günaaydınn.
devamını gör...

(bkz: uçan halı)
piknik sepetini hazırladık güzelce. bindik halımıza, havalandık şöyle, istikamet mesela italya olsun. vardık ve attık kendimizi şöyle roma'da yeşil bir parkın içinde. orada keyfimize keyif katarak döndük geri. sonra halımızı bir güzel silkeleyip rulo yaptıktan sonra koyduk yerine. ne güzel direksiyon, vites, gaz, pedal ile uğraşmak yok, lpg ya da benzin masrafı yok. alkol, ehliyet, ruhsat kontrolü de yok. tabi alkol muayenesi olmayınca çakırkeyfler orada istediği içkiyi de içer ve döner.
uçan halıdan daha güzel vasıta düşünülebilir mi? teknolojinin yetişemediği ve masallarda kalan bir ütopya. gerçekleşse belki halı kadar fiyatları da uçacaktı.
devamını gör...

aslında bayan blum sütçüyü tanımak istiyordu peter bichsel’in yirmi bir öyküden oluşan kitabının adı.

bu kitabı okumak istemenin iki nedeni olabilir. ya uzun öyküler okumaktan hoşlanmayan, kitap okumayı metro yolculukları esnasında bir tür zaman geçirme aracı olarak kullanan, kitap okumaktan hoşlanmadığı halde yine de birkaç kitap okumuş olmaya gerek duyan, çantasında bir kitap taşımak isteyen ama ağırlık yapmasını istemeyen birisindir.

ya da kitap ismini enteresan bulup, edebi değeri üzerinde dşünmek isteyen, eline geçen her şeyi okuyan biriysen. aslında bir grup daha var, yazmayı unuttum; iyi bir okursundur…

kitaptaki 21 öykü bir solukta bitmekte. peter bichsel bu minicik kitapta günlük yaşamda her an karşılaşabileceğin insanlardan- mesela sütçüden, mesela bayan blum’dan- ve onların basit hikayelerinden bahsediyor. zamanımızın en büyük sorunu sayılabilecek ola iletişimsizlik kitabın temel izleği. insanlar bireyselleşmeye ve bu bireysellik illetini çağdaş ve eğlenceli bulmaya başladığından beri dünya üzerinde müthiş bir iletişim sorunu yaşanıyor. artık dünya dev bir babil kulesine dönmüş ve aynı dili konuşan insanlar dahi birbirini anlamakta zorlanıyor. işte böyle bir ortamda bu iletişimsizlik sorununu peter bichsel’in kaleminden, hem de hiç yorulmadan okumak çok eğlenceli olacaktır. belki sen de sütçüyü tanımak istersin…
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim