10 kasım 1938
milli yas günü.
saat gelip de siren başladığı zaman ata'yı sevip de içi ürpermeyen kaç kişi vardır, ben bilmiyorum. ben o sesi duyduğumda buz gibi bir rüzgâr eser içimde hep. hava güneşli olsa bile, kasım ayı güneşinin verdiği o buruk, donuk, hüzünlü tatla bir araya geldiğinde başka, yağmurlu bir günse yağmurun da bizimle birlikte ağladığını düşündüren hüzünle bir araya geldiğinde başka...
yazmayacağım tek tek neler yaptığını, neden sevdiğimizi, neden saygı duyduğumuzu... bilen biliyor zaten. sadece biliyorum ki yaşasaydı espri yapanları, mizahı severdi bizim gibi. o yüzden saygıdeğer anısının affına sığınarak, biraz espriyle karışık, biraz da gerçek olduğunu düşünerek diyorum ki:
"bu maskenin altında bir fikir var ve fikirlere kurşun işlemez."

görselin kaynağı
saat gelip de siren başladığı zaman ata'yı sevip de içi ürpermeyen kaç kişi vardır, ben bilmiyorum. ben o sesi duyduğumda buz gibi bir rüzgâr eser içimde hep. hava güneşli olsa bile, kasım ayı güneşinin verdiği o buruk, donuk, hüzünlü tatla bir araya geldiğinde başka, yağmurlu bir günse yağmurun da bizimle birlikte ağladığını düşündüren hüzünle bir araya geldiğinde başka...
yazmayacağım tek tek neler yaptığını, neden sevdiğimizi, neden saygı duyduğumuzu... bilen biliyor zaten. sadece biliyorum ki yaşasaydı espri yapanları, mizahı severdi bizim gibi. o yüzden saygıdeğer anısının affına sığınarak, biraz espriyle karışık, biraz da gerçek olduğunu düşünerek diyorum ki:
"bu maskenin altında bir fikir var ve fikirlere kurşun işlemez."

görselin kaynağı
devamını gör...
he-man
gölgelerin gücü adına dedikten sonra değişim yaşayıp atılgana binen çizgi film karakteri.
(bkz: 80'lerde çocuk olmak)
(bkz: 80'lerde çocuk olmak)
devamını gör...
çiçek açmış genç kızların gölgesinde
bir marcel proust eseri. kayıp zamanın izinde serisinin ikinci kitabıdır.
öncelikle kitap hazmetmesi çok zor olan bir kitap. öyle elinize alıp hazmederek rahat rahat okuyacağınız bir kitap değil. yani bence öyle.
kitabı uzun bir sürede okudum hatta okurken araya başka kitaplar aldım. uzun cümleler, detaylı betimlemeler, müthiş tasvirler insana hem keyif veriyor hem sizi çok zorluyor.
yazarın gözlemleri son derece nefis. zaten size keyif veren kısmı burası oluyor. gençlik, aşk, kıskançlık, ilişkiler, hayat, yaşamak gibi konular üzerine nefis gözlemler yapmış ve bunu ustalıkla cümlelere aktarmış.
kitap yazıldığı dönemi çok iyi anlatıyor. sebebi proust olması tabii. hayatımızda yaşadığımız veya elbet bir gün yaşayacağımız anıları veya olayları o kadar güzel aktarıyor ki şaşırıp kalıyorsunuz.
ilk kitapta da dikkatimi çekmişti. yazar bazı konularda öyle bir yazıyor ki " aaa cidden öyle ya" diyorsunuz. bol bol "harbiden lan" cümlesini kuruyorsunuz.
aslında normal ve sade olan olayları çok güzel anlatıyor.
gençliğimizde yaşadığımız sevgi ve aşk kavramlarını, yaşadıklarımızı, hissettiklerimizi okuyoruz. okurken keyif alıyoruz. bazen zorlanıyoruz ve sindiremiyoruz.
normalde kitap okurken veya bir metin okurken cümleleri okursunuz ve anlayarak devam edersiniz.marcel proust ve kayıp zamanın izindeserisinde cümleleri defalarca okuyorum. o yüzden hazmetmesi zor bir eser demiştim. defalarca bir cümleyi anlamak ve yazar ne anlatmak istemiş diye düşünmekle geçiriyorum. bu bazen keyif veriyor bazen sıkıcı oluyor.
kitabı okumadan önce bir youtuber tavsiyesiyle "suçluyorum" kitabını okumuştum. iyi ki okumuşum diyorum. okumak şart değil ama okursanız iyi olur diyebilirim. (bkz: suçluyorum)
üçüncü kitaba geçmeden önce biraz başka yazarları okuyup proust metinlerini özlemeye çalışacağım. seri iyi gidiyor. böyle devam edeceğini düşünüyorum. kitabı ve seriyi tavsiye ederim.
sebebi ise kitabın arkasında yazıyor. bence kitabı çok iyi anlatan bir cümle.
kayıp zamanın izinde hem komik romandır hem trajik roman, hem serüven romanıdır hem şiirsel roman, hem düşlerin romanıdır hem de imgeler romanı...
öncelikle kitap hazmetmesi çok zor olan bir kitap. öyle elinize alıp hazmederek rahat rahat okuyacağınız bir kitap değil. yani bence öyle.
kitabı uzun bir sürede okudum hatta okurken araya başka kitaplar aldım. uzun cümleler, detaylı betimlemeler, müthiş tasvirler insana hem keyif veriyor hem sizi çok zorluyor.
yazarın gözlemleri son derece nefis. zaten size keyif veren kısmı burası oluyor. gençlik, aşk, kıskançlık, ilişkiler, hayat, yaşamak gibi konular üzerine nefis gözlemler yapmış ve bunu ustalıkla cümlelere aktarmış.
kitap yazıldığı dönemi çok iyi anlatıyor. sebebi proust olması tabii. hayatımızda yaşadığımız veya elbet bir gün yaşayacağımız anıları veya olayları o kadar güzel aktarıyor ki şaşırıp kalıyorsunuz.
ilk kitapta da dikkatimi çekmişti. yazar bazı konularda öyle bir yazıyor ki " aaa cidden öyle ya" diyorsunuz. bol bol "harbiden lan" cümlesini kuruyorsunuz.
aslında normal ve sade olan olayları çok güzel anlatıyor.
gençliğimizde yaşadığımız sevgi ve aşk kavramlarını, yaşadıklarımızı, hissettiklerimizi okuyoruz. okurken keyif alıyoruz. bazen zorlanıyoruz ve sindiremiyoruz.
normalde kitap okurken veya bir metin okurken cümleleri okursunuz ve anlayarak devam edersiniz.marcel proust ve kayıp zamanın izindeserisinde cümleleri defalarca okuyorum. o yüzden hazmetmesi zor bir eser demiştim. defalarca bir cümleyi anlamak ve yazar ne anlatmak istemiş diye düşünmekle geçiriyorum. bu bazen keyif veriyor bazen sıkıcı oluyor.
kitabı okumadan önce bir youtuber tavsiyesiyle "suçluyorum" kitabını okumuştum. iyi ki okumuşum diyorum. okumak şart değil ama okursanız iyi olur diyebilirim. (bkz: suçluyorum)
üçüncü kitaba geçmeden önce biraz başka yazarları okuyup proust metinlerini özlemeye çalışacağım. seri iyi gidiyor. böyle devam edeceğini düşünüyorum. kitabı ve seriyi tavsiye ederim.
sebebi ise kitabın arkasında yazıyor. bence kitabı çok iyi anlatan bir cümle.
kayıp zamanın izinde hem komik romandır hem trajik roman, hem serüven romanıdır hem şiirsel roman, hem düşlerin romanıdır hem de imgeler romanı...
devamını gör...
güne bir atatürk sözü bırak
dünyada herşey için; medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir.
ilim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir"
ilim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir"
devamını gör...
afrika kökenli türkler
(bkz: kalbim ege'de kaldı ama kütük hartum)
izmir'de bolca bulunan türklerdir. bildiğimiz bir türk'ün siyahi olanını görmek ilk başta biraz heyecan verici olabilir ama sonra gördükçe alışıyor insan. hatta sarışın türk oluyor da, esmer oluyor da, kızıl oluyor da siyahi türk neden olmasın noktasına kadar geliyor. bir de beyazlarla evliliklerinden doğan melezleri var, onlar da çok güzel oluyorlar. eski kız arkadaşlarımdan biri de bu türklerdendi. danai gurira'ya benziyordu hatta insanlar yabancı sevgilim var sanıyorlardı ama kız 500 senelik izmirliydi, hepimizden eski.
izmir'de bolca bulunan türklerdir. bildiğimiz bir türk'ün siyahi olanını görmek ilk başta biraz heyecan verici olabilir ama sonra gördükçe alışıyor insan. hatta sarışın türk oluyor da, esmer oluyor da, kızıl oluyor da siyahi türk neden olmasın noktasına kadar geliyor. bir de beyazlarla evliliklerinden doğan melezleri var, onlar da çok güzel oluyorlar. eski kız arkadaşlarımdan biri de bu türklerdendi. danai gurira'ya benziyordu hatta insanlar yabancı sevgilim var sanıyorlardı ama kız 500 senelik izmirliydi, hepimizden eski.
devamını gör...
atiye
çok çok kötü diziler var izleniyor,atiye onların arasından sıyrılıp gayet güzel izlenilebilir.gizemli atmosferi yeterince yansıtmışlar bence.
devamını gör...
geceye z kuşağının bilmediği bir bilgi bırak
şehrin bilindik yerlerinde buluşma sözü verir ve o gün o saatte orda olurduk. kimse teyit etmek için birbirini arama ihtiyacı hissetmezdi.
televizyon programlarına katılmak için fax ile mesaj gönderirdik.
televizyon programlarına katılmak için fax ile mesaj gönderirdik.
devamını gör...
mercimek çorbası salçalı mı salçasız mı yapılır sorunsalı
süzme mercimek çorbası salcasiz yapılır..
devamını gör...
özel teknesi olanların kapanmadan muaf olması
devamını gör...
arkadaşın ölmesi
düşündürür;
paylaştıklarınızı düşündürür,
kahkahalarınızı düşündürür,
"kalbini kırdım mı acaba? " diye düşündürür,
sizde kalan sırlarıyla düşündürür,
en zoru " yerinde ben de olabilirdim" deyip geride bırakacaklarınızı düşündürür.
paylaştıklarınızı düşündürür,
kahkahalarınızı düşündürür,
"kalbini kırdım mı acaba? " diye düşündürür,
sizde kalan sırlarıyla düşündürür,
en zoru " yerinde ben de olabilirdim" deyip geride bırakacaklarınızı düşündürür.
devamını gör...
asansör düşerken zıplamak
insanın canını kurtarıp kurtarmayacağı merak edilen eylem.
bunun cevabı, kaçıncı kattan düştüğünüze göre değişiyor. şöyle:
bir asansör 1. kattan düşüyorsa ve siz çarpma anında zıplarsanız evet, hayatınız kurtulabilir. aslında 1. kat zaten oldukça kısa bir mesafe olduğundan, burada zıplamasanız da hayatınız kurtulabilir tabi.
eğer asansör 2, 3, 4 ya da 5. kattan düşüyorsa, tam olarak doğru anda zıplarsanız bir şansınız olabilir. ancak hayatta kalsanız bile, büyük ihtimalle birkaç kemiğiniz kırılacaktır.
6. kat ve daha üzerindeki bir kattan düşerseniz istediğiniz kadar hoplayıp zıplayın, hayatta kalamazsınız.
asansörle beraber düşen bir cisim, serbest düşme yapmaktadır. serbest düşmede önemli olan, ne kadar yükseklikten düştüğünüz, yani ne kadar süre havada kaldığınız ve düştüğünüz zaman üzerinize etki edecek kuvvetin büyüklüğüdür. ne kadar yüksekten düşerseniz, çarpma anında size etki edecek kuvvet de o kadar büyük olacaktır. zira düşüş boyunca kazandığınız hız nedeniyle momentumunuz artacaktır.
***
peki zıplamak fiziksel olarak neyi değiştirir? asansörle beraber düşerken, siz de düşen asansörün hızına sahip olursunuz. zıpladığınızda, düşüş yönünün tersine doğru yaptığınız bu hareket nedeniyle hızınız küçük bir miktar azalır. fakat bu miktar, asansörün düşme hızının yanında önemsizdir. bu nedenle de sizi ölmekten kurtarmaz.
***
diyelim ki yüksek bir kattan düşen bir asansördesiniz. hiç mi şansınız yok? aslında düşük de olsa var: eğer yere uzanıp başınızı korumaya alırsanız... böyle bir durumda vücudunuza etki edecek kuvvet, vücudunuz üzerinde biraz daha dengeli dağılacaktır.
ancak yine de şans düşüktür ve başınızı korumayı unutursanız sonuç büyük ihtimalle yine ölüm olacaktır.
bunun cevabı, kaçıncı kattan düştüğünüze göre değişiyor. şöyle:
bir asansör 1. kattan düşüyorsa ve siz çarpma anında zıplarsanız evet, hayatınız kurtulabilir. aslında 1. kat zaten oldukça kısa bir mesafe olduğundan, burada zıplamasanız da hayatınız kurtulabilir tabi.
eğer asansör 2, 3, 4 ya da 5. kattan düşüyorsa, tam olarak doğru anda zıplarsanız bir şansınız olabilir. ancak hayatta kalsanız bile, büyük ihtimalle birkaç kemiğiniz kırılacaktır.
6. kat ve daha üzerindeki bir kattan düşerseniz istediğiniz kadar hoplayıp zıplayın, hayatta kalamazsınız.
asansörle beraber düşen bir cisim, serbest düşme yapmaktadır. serbest düşmede önemli olan, ne kadar yükseklikten düştüğünüz, yani ne kadar süre havada kaldığınız ve düştüğünüz zaman üzerinize etki edecek kuvvetin büyüklüğüdür. ne kadar yüksekten düşerseniz, çarpma anında size etki edecek kuvvet de o kadar büyük olacaktır. zira düşüş boyunca kazandığınız hız nedeniyle momentumunuz artacaktır.
***
peki zıplamak fiziksel olarak neyi değiştirir? asansörle beraber düşerken, siz de düşen asansörün hızına sahip olursunuz. zıpladığınızda, düşüş yönünün tersine doğru yaptığınız bu hareket nedeniyle hızınız küçük bir miktar azalır. fakat bu miktar, asansörün düşme hızının yanında önemsizdir. bu nedenle de sizi ölmekten kurtarmaz.
***
diyelim ki yüksek bir kattan düşen bir asansördesiniz. hiç mi şansınız yok? aslında düşük de olsa var: eğer yere uzanıp başınızı korumaya alırsanız... böyle bir durumda vücudunuza etki edecek kuvvet, vücudunuz üzerinde biraz daha dengeli dağılacaktır.
ancak yine de şans düşüktür ve başınızı korumayı unutursanız sonuç büyük ihtimalle yine ölüm olacaktır.
devamını gör...
çaya şeker atan zevksiz
ben de mümkün mertebe her şeyin şekersizini tercih ederim ama karşıt görüşte olan insanları zevksiz diye yaftalamak yanlış.
devamını gör...
araplardan nefret eden türkçü imam
ne dediğini idrak etmeden ırkçı yaftası yapıştırılan imam.. ırkçılık yapmamaktadır doğruları haykırmaktadır. adamdır..
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
ne zaman elleri zambaklı padişah olursam
sana uzun heceli bir kent vereceğim
girilince kapıları yitecek ve boş!
azizim, güzel atlar güzel şiirler gibidirler
öldükten sonra da tersine yarışırlar, vesselam!
(bkz: ece ayhan)
sana uzun heceli bir kent vereceğim
girilince kapıları yitecek ve boş!
azizim, güzel atlar güzel şiirler gibidirler
öldükten sonra da tersine yarışırlar, vesselam!
(bkz: ece ayhan)
devamını gör...
tarih bölümünde okumak
kitaptır, makaledir bu tür şeyleri okumaktan hoşlanmıyorsanız gelmeyin. onun haricinde eğlencelidir. vize zamanı sorumlu tutulan pdflerden çoğu zaman bunalabilirsiniz, ama pes etmezseniz sonuç gayet olumlu olacaktır. bir de ögretim üyesi kaliteliyse dersler de baya akar gider, kendinizi anlatılan dönemde, savaşta hayal ederken bulursunuz.
devamını gör...
yazarların keşke dediği şeyler
hani bir söz vardır ya ,
"zaman zaman keşke olmasaydı dediklerimiz var ya, zamanı geri çevirseydik o an'lar gene yaşanırdı." diye işte öyle
keşke dediklerimizin bir zaman sonra iyi ki olarak bize yansıyıp yansımayacağını kim bilebilir.
"zaman zaman keşke olmasaydı dediklerimiz var ya, zamanı geri çevirseydik o an'lar gene yaşanırdı." diye işte öyle
keşke dediklerimizin bir zaman sonra iyi ki olarak bize yansıyıp yansımayacağını kim bilebilir.
devamını gör...
yavru antilop için artık çok geç
çaylaklıktan çıkarak yazarlığa terfi etmiş arkadaşımız. aslında ben ona aslana kafa atan antilop rumuzunu uygun görmüştüm ama kendisi bu rumuzda karar kıldı. tanımları bol olsun.
devamını gör...
en sevilen atatürk inkılabı
türk medeni kanunu
hukuk alanında yapılan inkılapların ana amacı laik, demokratik, çoğulcu, özgürlükçü, akla, bilimsel esaslara ve en önemlisi eşitliğe dayanan bir devlet sistemi ve yaşam biçimi oluşturabilmektir.
hukuk alanında yapılan inkılapların ana amacı laik, demokratik, çoğulcu, özgürlükçü, akla, bilimsel esaslara ve en önemlisi eşitliğe dayanan bir devlet sistemi ve yaşam biçimi oluşturabilmektir.
devamını gör...
mount and blade warband
2010 yılında piyasaya sürülen, ortaçağ temalı türk yapımı bilgisayar oyunu. multiplayer'da oynanabilir. ancak multiplayer'da inanılmaz derecede hile vardır. oyunun yapımcısı armağan yavuz'un başında olduğu taleworlds şirketidir.
galiba hayatım boyunca en çok oynadığım oyundur. oyun kalradya ismindeki hayali bir evrende geçer. oyunda ilk baştaki birkaç tüccar görevi dışında sabit bir senaryo yoktur. 6 tane krallık vardır. isterseniz bu 6 krallıktan birisinin derebeyi olursunuz, isterseniz de kendi krallığınızı kurarsınız. hatta her krallığın bir taht talibi vardır. isterseniz bunlardan birisini destekleyip tahta çıkarabilirsiniz. dediğim şeylerin hiçbirisini yapmayıp sadece tüccarlık, yağmacılık veya turnuva savaşçılığı da yapabilirsiniz.
krallıklar: svadya(turuncu), nord(mavi), rodok(yeşil), vaegir(gri-beyaz)
hanlık: kergit(mor)
sultanlık: sarranid(sarı)
krallık kurarsanız rengi kırmızı olur.
svadya kralı : kral harlaus
nord kralı: kral ragnar
rodok kralı: kral graveth
vaegir kralı: kral yaroglek
kergit hanı: sancar han
sarranid sultanı: sultan hakim
tavsiye ettiğim mod: diplomasi modu.
galiba hayatım boyunca en çok oynadığım oyundur. oyun kalradya ismindeki hayali bir evrende geçer. oyunda ilk baştaki birkaç tüccar görevi dışında sabit bir senaryo yoktur. 6 tane krallık vardır. isterseniz bu 6 krallıktan birisinin derebeyi olursunuz, isterseniz de kendi krallığınızı kurarsınız. hatta her krallığın bir taht talibi vardır. isterseniz bunlardan birisini destekleyip tahta çıkarabilirsiniz. dediğim şeylerin hiçbirisini yapmayıp sadece tüccarlık, yağmacılık veya turnuva savaşçılığı da yapabilirsiniz.
krallıklar: svadya(turuncu), nord(mavi), rodok(yeşil), vaegir(gri-beyaz)
hanlık: kergit(mor)
sultanlık: sarranid(sarı)
krallık kurarsanız rengi kırmızı olur.
svadya kralı : kral harlaus
nord kralı: kral ragnar
rodok kralı: kral graveth
vaegir kralı: kral yaroglek
kergit hanı: sancar han
sarranid sultanı: sultan hakim
tavsiye ettiğim mod: diplomasi modu.
devamını gör...
