tereyağlı simit
iştahlı bir güne başlamış siniz, günaydın kafadar lar, günaydın simitçi, sanada günaydın sosyete simitci'si.
devamını gör...
bildirim gelince sevinen yazar
ben bile ilk günkü gibi seviniyorum. bildirim demek tebessüm demek.*
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu
kendisi aynasızlara katılmış. kendisine kolay gelsin dileklerimi sunuyorum. fakat iş yoğunluğundan program yapmamaya başlarsa bozuşuruz. eylem yaparız. tüm aynasızları toplayıp gelse, isyanı bastıramaz.*
devamını gör...
nefret edilen kelimeler
nefret ettiğim kelime yok. sadece, hoşlanmadığım insanlar tarafından teleffuz edilen sözcükler kulağımı tırmalar.
devamını gör...
12 eylül 2021 yoldaş'ın yeni ismi unutması
ben size şaka yapmıştım kurban olduğum.
devamını gör...
kaç yaşıma gelirsem geleyim
o kek hamurunun dibini parmağımla sıyıra sıyıra yerim arkadaş.
devamını gör...
canlı yayın açılış programı
ay hadi bakalım. elinize emeğinize sağlık*
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
irlandalı'mın barbie evi yarasından sonra bir yaramı da ben paylaşmak istedim şimdi.
hani şu mama yiyip kaka yapan akıllı bebekler vardı, ağlayınca mamasını yediriyor daha sonra kakasını yapınca bezini değiştiriyordunuz. heh işte o bebeklere ilk gördüğüm günden beri vurgundum. nerede görsem "ben bundan istiyorum" derdim bizimkilere ama ağlamazdım hiç. zaten şimdiye kadar "ben bundan istiyorum" diye ağladığım bir şey olmadı hayatımda. alınmıyorsa ya diretiyor ya da kabulleniyordum sanırım emin değilim. ama o bebek benim hassas noktamdı. hiç unutmam bir gün bir hastane işi için izmir'e gittik sonrasında büyük bir markete girdik. markette gezerken olmazsa olmazım olan oyuncak reyonunun önünde durduk.
yere oturdum "ben bu bebeği istiyorum lütfen anne alın" dedim. babam "ama bu çok pahalı" dedi. "ama istiyorum, çok istiyorum" dedim. babam elini cebine attı, yokladı. "tamam ama onu alırsan kardeşine oyuncak alamayız, şu diğer bebeklere bakalım mı?" dedi. bu cümle değil de bu cümleyi kurmadan önce cebini yoklaması içimde bir yerleri acıttı. sonra annem "bak şu emzikli bebekler var ya, onlardan alalım. eczaneden de biberon alırız ben sana mama hazırlarım yediririz bebeğe" dedi. "üstünü de örter uyutur muyuz anne?" dedim. "ninni bile söyleriz" dedi. sonra yerden kalktım, babamın elini tuttum, ucuz olan bebeği, sonra da erkek oyuncaklarının reyonuna gidip oradan da kardeşime oyuncak kamyonunu aldık.
o gün el ele çıktık marketten ama bende minik bir değişiklik vardı. küçük minik bir değişiklik ama beni büyüten bir şeydi. babamın arkasını dönüp cebini kontrol etmesi, sonra o cümleyi kurması büyüttü sanki beni.
her neyse sonra annem söz verdiği her şeyi yaptı. o emzik emen bebek alındı bana, biberonu da. annem bir sürü kıyafet bile dikti. kardeşimin oyuncak kamyonunda gezdirdim bebeğimi. o gün iyi ki o mama yiyip kaka yapan bebeği değil de sadece emzik emen bebeği aldım. o gün iyi ki babamın yeterli parası yoktu ve ben bazı şeyleri erken anladım.
şimdi istediğim her bebeği alacak param olsa bile o gün o marketten ailemle birlikte el ele bir şeylerin farkına vararak çıkmam en büyük zenginlikti sanırım bana.
yeri gelmişken sizi seviyorum anne ve baba, ha bir de seni de başımın belası kardeşim!
hani şu mama yiyip kaka yapan akıllı bebekler vardı, ağlayınca mamasını yediriyor daha sonra kakasını yapınca bezini değiştiriyordunuz. heh işte o bebeklere ilk gördüğüm günden beri vurgundum. nerede görsem "ben bundan istiyorum" derdim bizimkilere ama ağlamazdım hiç. zaten şimdiye kadar "ben bundan istiyorum" diye ağladığım bir şey olmadı hayatımda. alınmıyorsa ya diretiyor ya da kabulleniyordum sanırım emin değilim. ama o bebek benim hassas noktamdı. hiç unutmam bir gün bir hastane işi için izmir'e gittik sonrasında büyük bir markete girdik. markette gezerken olmazsa olmazım olan oyuncak reyonunun önünde durduk.
yere oturdum "ben bu bebeği istiyorum lütfen anne alın" dedim. babam "ama bu çok pahalı" dedi. "ama istiyorum, çok istiyorum" dedim. babam elini cebine attı, yokladı. "tamam ama onu alırsan kardeşine oyuncak alamayız, şu diğer bebeklere bakalım mı?" dedi. bu cümle değil de bu cümleyi kurmadan önce cebini yoklaması içimde bir yerleri acıttı. sonra annem "bak şu emzikli bebekler var ya, onlardan alalım. eczaneden de biberon alırız ben sana mama hazırlarım yediririz bebeğe" dedi. "üstünü de örter uyutur muyuz anne?" dedim. "ninni bile söyleriz" dedi. sonra yerden kalktım, babamın elini tuttum, ucuz olan bebeği, sonra da erkek oyuncaklarının reyonuna gidip oradan da kardeşime oyuncak kamyonunu aldık.
o gün el ele çıktık marketten ama bende minik bir değişiklik vardı. küçük minik bir değişiklik ama beni büyüten bir şeydi. babamın arkasını dönüp cebini kontrol etmesi, sonra o cümleyi kurması büyüttü sanki beni.
her neyse sonra annem söz verdiği her şeyi yaptı. o emzik emen bebek alındı bana, biberonu da. annem bir sürü kıyafet bile dikti. kardeşimin oyuncak kamyonunda gezdirdim bebeğimi. o gün iyi ki o mama yiyip kaka yapan bebeği değil de sadece emzik emen bebeği aldım. o gün iyi ki babamın yeterli parası yoktu ve ben bazı şeyleri erken anladım.
şimdi istediğim her bebeği alacak param olsa bile o gün o marketten ailemle birlikte el ele bir şeylerin farkına vararak çıkmam en büyük zenginlikti sanırım bana.
yeri gelmişken sizi seviyorum anne ve baba, ha bir de seni de başımın belası kardeşim!
devamını gör...
#türkiyedinsizleşiyor
içinde olmadığım ve olmak istemediğim topluluk.
ama şöyle ki din kimsenin yaptıklarının ve söylediklerinin sebebi olamaz. ayaklar altına alınmış, siyaset sofralarında meze yapılmış bir din değil benim inandığım. bir allah var bir ben varım.
ama şöyle ki din kimsenin yaptıklarının ve söylediklerinin sebebi olamaz. ayaklar altına alınmış, siyaset sofralarında meze yapılmış bir din değil benim inandığım. bir allah var bir ben varım.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
yine vakti geldi karalamanın.
dışardan baktığında mesafeli, hayat'ım değişmese bile umrumda değil istemiyorum ben bir şey, böyle gayet iyiyim havalarında gezen bir insandan bahsedeceğim. kimdir nedir bilmiyoruz. hayali bir kahraman. her yazarın aslında kendinden parçalar kattığı -çoğunun doğrudan kendini yazdığınıda bilmiyor değiliz sanki- karakterlerden biri diyebiliriz. neyse çaktırmayalım. buradan dostoyevski'nin ne kadar duygusal bir serseri olduğu çıkarımında bulunabileceğimizi de söyleyebiliriz. hay be nereden çıktı dosto? yine girdi araya..
bu karakter var ya sıkıldı artık. yazdı olmadı, okudu olmadı, denedi, aradı neyi ne yapmak istediğini araştırdı, vazgeçti, önemsemedi, çok taktı derken bıktı. yemeyi, uyumayı, şarkı söylemeyi, gülmeyi hatta bir arkadaşla iki sohbet etmeyi bile zorunluluktan yaptı. hayatın akışına uyum sağlayamadı. umut etti içinde belki o da kaybolur diye. gerçekleşmeyen dileklerini tekrar diledi tekrar hepsine küfretti. su akar yolunu bulurdu hani? su mu aktı sanki yolunu bulsun...
itiraf köşesine değil canım karalamaya gir aferin, çok güzel.
dışardan baktığında mesafeli, hayat'ım değişmese bile umrumda değil istemiyorum ben bir şey, böyle gayet iyiyim havalarında gezen bir insandan bahsedeceğim. kimdir nedir bilmiyoruz. hayali bir kahraman. her yazarın aslında kendinden parçalar kattığı -çoğunun doğrudan kendini yazdığınıda bilmiyor değiliz sanki- karakterlerden biri diyebiliriz. neyse çaktırmayalım. buradan dostoyevski'nin ne kadar duygusal bir serseri olduğu çıkarımında bulunabileceğimizi de söyleyebiliriz. hay be nereden çıktı dosto? yine girdi araya..
bu karakter var ya sıkıldı artık. yazdı olmadı, okudu olmadı, denedi, aradı neyi ne yapmak istediğini araştırdı, vazgeçti, önemsemedi, çok taktı derken bıktı. yemeyi, uyumayı, şarkı söylemeyi, gülmeyi hatta bir arkadaşla iki sohbet etmeyi bile zorunluluktan yaptı. hayatın akışına uyum sağlayamadı. umut etti içinde belki o da kaybolur diye. gerçekleşmeyen dileklerini tekrar diledi tekrar hepsine küfretti. su akar yolunu bulurdu hani? su mu aktı sanki yolunu bulsun...
itiraf köşesine değil canım karalamaya gir aferin, çok güzel.
devamını gör...
bir yazarın tüm kitaplarını okumak
lisedeyken peyami safa'nın tüm eserlerini okuyarak başlamıştım edebiyata. artık yazarı tanıyor gibiydim.
devamını gör...
avustralya
aristotales, batlamyus, ve cicero gibi antik çağ filozofları, kuzeyi dengelemek için güney yarım kürede devasa bir kara kütlesi olması
gerektiğine inanıyordu. batlamyus, bu varsayımsal kıtaya "terra australis ıncognita" veya 'bilinmeyen güney ülkesi' adını verdi . keşifler çağında hollandalılar yeni kıtanın ismini new holland olarak adlandırdılar. daha sonraları ingilizlerin kıtanın güneyini ele geçirmesiyle birlikte, ingiliz denizci matthew flinders, 1800'lerin başında new holland yerine, avustralya ismini kullanmaya başladı ve bu isim kulağa daha iyi geldiği için daha çok kullanılır oldu. ingilizler 1824'te isim değişikliğini resmen kabul ederek adanın ismini avustralya olarak değiştirdi.
gerektiğine inanıyordu. batlamyus, bu varsayımsal kıtaya "terra australis ıncognita" veya 'bilinmeyen güney ülkesi' adını verdi . keşifler çağında hollandalılar yeni kıtanın ismini new holland olarak adlandırdılar. daha sonraları ingilizlerin kıtanın güneyini ele geçirmesiyle birlikte, ingiliz denizci matthew flinders, 1800'lerin başında new holland yerine, avustralya ismini kullanmaya başladı ve bu isim kulağa daha iyi geldiği için daha çok kullanılır oldu. ingilizler 1824'te isim değişikliğini resmen kabul ederek adanın ismini avustralya olarak değiştirdi.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
hezar gıpta o devr-i kadim efendisine ne kendi kimseye benzer, ne kimse kendisine...
yahya kemal / süleyman nazif
yahya kemal / süleyman nazif
devamını gör...
aşısız öğrencilerin isminin panoya asılması
asıl başlık ; tartışma yaratan uygulama: konya selçuk üniversitesi'nde aşısız öğrencilerin ismi panoya asıldı bu şekilde olacaktı ama sığmadı.
konya selçuk üniversitesi mimarlık ve tasarım fakültesi'nde aşısız ve eksik aşılı öğrencilerin okul panosunda ifşa edildiğine ilişkin görüntüler sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. türkiye'de 6 eylül'den itibaren aşı olmayan kişilerin konser, sinema ve tiyatro gibi insanların toplu olarak bulunduğu faaliyetlere katılımında negatif sonuçlu pcr testi ibraz etmesi zorunlu hale gelirken, içişleri bakanlığı tarafından yayınlanan genelgede aşılama çalışmalarının gönüllülük esasına göre yürütüleceği vurgusu yapıldı.

aşı ile ilgili herkesin fikri aynı ama bu şekilde ateşe körükle gitmek ne derece doğru ? yani bu şekilde mi yöntem uygulanıyor. hayvan mı bu insanlar yahu ? eksik aşılı ne demek. zaten yapılan da suç ‘ kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme suçunun cezası tck madde 136' ya göre kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçunun cezası 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır.’ sözde bir üniversite burası.
haber
konya selçuk üniversitesi mimarlık ve tasarım fakültesi'nde aşısız ve eksik aşılı öğrencilerin okul panosunda ifşa edildiğine ilişkin görüntüler sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. türkiye'de 6 eylül'den itibaren aşı olmayan kişilerin konser, sinema ve tiyatro gibi insanların toplu olarak bulunduğu faaliyetlere katılımında negatif sonuçlu pcr testi ibraz etmesi zorunlu hale gelirken, içişleri bakanlığı tarafından yayınlanan genelgede aşılama çalışmalarının gönüllülük esasına göre yürütüleceği vurgusu yapıldı.

aşı ile ilgili herkesin fikri aynı ama bu şekilde ateşe körükle gitmek ne derece doğru ? yani bu şekilde mi yöntem uygulanıyor. hayvan mı bu insanlar yahu ? eksik aşılı ne demek. zaten yapılan da suç ‘ kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme suçunun cezası tck madde 136' ya göre kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme suçunun cezası 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır.’ sözde bir üniversite burası.
haber
devamını gör...
güne sert bir şiir bırak
han-ı yağma
bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır;
bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!
fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...
yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...
yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...
yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
gurur-ı ihtişamı var, sürur-ı intikaamı var.
bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...
yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...
yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...
yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
tevfik fikret
bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır;
bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!
fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...
yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...
yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...
yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
gurur-ı ihtişamı var, sürur-ı intikaamı var.
bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...
yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...
yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...
yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
tevfik fikret
devamını gör...
sözlük radyosunun yayına başlaması
nasıl olur da bütün enlerim tek bir radyoda sırayla çalar merak ediyorum doğrusu tepkisini verebileceğiniz radyodur.
devamını gör...
beğeni borcu
biri beğenince merak ediyorum. yeni birisi keşfetmiş oluyorum. okuyorum gerçekten beğendiklerimi beğeniyorum. borç olarak yapmadığım bir şey ama öyle anlaşıyor olabilir. yapıcak bir şey yok.
devamını gör...
terk etmek vs terk edilmek
terk etmek, bardağın boş kısmına bakmak, ne istediğine değil, ne istemediğine odaklanmaktır. istemediği bir kaç şey için olası herşeyden vazgeçmektir.
iş işten geçmiş olduğunda, pişmanlık getirebilir. bolca ah barındırır, vebali büyüktür.
terk edilmek, ne istediğini bilmek, bardağın dolu tarafına bakmaktır. vazgeçmediği değerleri ile hüzünlü ama gelecek için iyi edecek düşüncelere dalmaktır. yalvarmalar ve beddualar ile yaratıcıyla yakınlaşmaktır. güçlü çıkışlara yol almaktır. artık eskisi gibi olmamaktır. pişman olanlarla bambaşka bir paralel evrende yaşamaktır.
bir tanıdığım, sevgilisi onu terk ettiği için felç geçirmişti. kimse için günlerce yas tutmaya gerek olmadığının kıpırdayamayan kanıtı gibiydi. yazık etti kendine.
anonim bir beyitte de anlatıldığı gibidir terk edilmek.
al çuhanın kenarında hare ben,
ne dedim de gücendirdim yare ben..
on parmağım kandil ettim, mum ettim
el yarandı yaranamadım yare ben..
iş işten geçmiş olduğunda, pişmanlık getirebilir. bolca ah barındırır, vebali büyüktür.
terk edilmek, ne istediğini bilmek, bardağın dolu tarafına bakmaktır. vazgeçmediği değerleri ile hüzünlü ama gelecek için iyi edecek düşüncelere dalmaktır. yalvarmalar ve beddualar ile yaratıcıyla yakınlaşmaktır. güçlü çıkışlara yol almaktır. artık eskisi gibi olmamaktır. pişman olanlarla bambaşka bir paralel evrende yaşamaktır.
bir tanıdığım, sevgilisi onu terk ettiği için felç geçirmişti. kimse için günlerce yas tutmaya gerek olmadığının kıpırdayamayan kanıtı gibiydi. yazık etti kendine.
anonim bir beyitte de anlatıldığı gibidir terk edilmek.
al çuhanın kenarında hare ben,
ne dedim de gücendirdim yare ben..
on parmağım kandil ettim, mum ettim
el yarandı yaranamadım yare ben..
devamını gör...

