duyguların belki de en güçlüsü olan nefret insan doğası açısından ulaşılması en kolay duygudur. insan ve insan sağlığı üzerindeki etkisi o kadar derin ve anlaşılmazdır ki. bazen bir kibrit çöpü bile nefretin alevlenmesi için yeter de artar bile. böyle bir durumda bize düşen tek şey ise ondan olabildiğince uzağa kaçmak ya da ona teslim olmaktır. ondan olabildiğince uzağa kaçabilmek için yapmamız gereken tek şey belkide o an nefret kadar güçlü olan sevgi denen silaha sarılmaktır. çünkü nefret denen bu illete teslim olursak başta sağlığımız olmak üzere elimizde bulunan her şeyi kaybetme olasılığımız oldukça yüksektir. sağlık demişken bu sadece bedenen kaybedeceğimiz bir sağlık değil bilindiği üzere her şey kafada bizim düşüncelerimiz aracılığıyla şekillenmektedir ve bu süreçte öncelikle kaybedeceğimiz en önemli şey akıl sağlığımızdır. şöyle düşünebilirsiniz bu süreçte kaybedeceğimiz en önemli şey ailemiz, dostlarımız ve sevdiklerimizdir. ama öyle değil nefretle başlayan bir düşünce sistemi her şeyden önce sinsice bize akıl sağlığımızı kaybettirir ve akıl sağlığımız yerinde olmadıktan sonra ailemiz, dostlarımız ve sevdiklerimiz birer birer içimizde büyüttüğümüz nefrete kurban gider. onlar elimizden kayıp giderken nefret denen bu duygu bizleri öylesine esiri etmiştir ki umrumuzda bile olmaz üstüne içten içe onlara da nefret beslemeye başlarız. hani en önemli şey ailemiz, dostlarımız ve sevdiklerimizdi. bir kere nefret denen duyguya akıl sağlığımızı teslim etmişiz çevremizdekilerin ne önemi var ki onlar bizi terk ettikten sonra. ve sonuç olarak önemsizleştiler işte nefret duygusuna teslim edeceğimiz yeni bir şey çıktı. beni terk ettiler oysaki ben bir şey yapmadığım halde. böyle böyle kafamızın içinde kurdukça kurar bilendikçe bileniriz. artık nefret bizi sarıp sarmalamıştır bizi ta ki sevgiye teslim olana kadar nefretin can düşmanına.
devamını gör...

elinden en sevdiği oyuncağı alınmış bir çocuk şimdi kalbim,
yerine çok daha güzeli de verilse onun yerini asla alamayacak,
eğer biz olmayı düşlediğin yanında değilse, yanındaki herkes yabancı çünkü...
devamını gör...

moda

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

anlayışla karşılanması gerekendir ama o anlayışı göremediğim bir şeydir ne zaman birini reddetsem peşinden şu soru gelir "hiç mi şansım yok" zaten reddetmişim daha neyin ısrarı anlayamadığım bir durum
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ne işe yarıyor peki bu ilerleme?
hangi derde derman oluyor?
yoksa daha fazla yıkımdan başka bir şey değil mi?
ben bıktım bu teknoloji güzellemesinden!
tamam insan kötü insan şeytan, eyvallah!
ama görünürdeki sebebin hiç mi suçu yok?
biraz sosyalist bir yaklaşım olacak belki ama ne olurdu sadece kendi mıntıkamızda takılsaydık?
bu kadar dışa açılmasaydık.
bu bir serzenişti sadece, biliyorum hiçbir şey değişmeyecek!
devamını gör...

delirdiğimce, beklediğimce yakın olacağım uzakta olana.
devamını gör...

marttı sanırım, bu çiçekten aldım. bahar da geldi, evde dursun, güzel güzel açsın dedim.
yapraklarını bol bol spreyledim, suyunu bol bol döktüm. meğersem o kadar da sevmiyormuş bu çiçek suyu.
toprağı nemli kalacak kadar su dökmek yetiyormuş.

yapraklarında mantarlar çıktı, kurudu yaprakları. çiçekleri de kurudu. birkaç forumdan aldığım bilgi ile önce defne sabunlu su ile spreyledim bol bol, sonra da hasta yaprakları kestim. her sabah pencerenin önüne koydum, her akşam içeri aldım. direkt güneş ışığından korudum ama bol bol direkt olmayan güneş ışığı almasını sağladım. sonra gittim besin sıvısı aldım. yanına arkadaş olsun diye, karanfil ve zambak da aldım.

bu sabah, bir tanesi gözlerimin önünde açtı. pıt diye. içinden çok güzel renkte diğer taç yaprakları çıktı, morumsu lacivertimsi. sonra üç tanesi daha açtı. gelecek günlerde daha da açacaklar umarım sağlıklı bir şekilde.

insan seviniyor ya.*


bu da güzelimin çiçeklerinden biri:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kültürlü bir insan. zıt fikir olup arkadaş olunacak tip. nickini neden böyle yapmış bilmiyorum, eğer değişmek isterse yönetime mesaj atınca anında hallediyorlar bi seferlik.
devamını gör...

her akşam işten çıkar çıkmaz eve dönen cemal süreya’ya bir gün tomris uyar, “biraz gez dolaş, arkadaşlarınla buluş, vakit geçir” demiş. ertesi gün on dakika geç gelmiş cemal süreya, bir sonraki gün on beş, daha sonra yarım saat. bu akşamlardan birinde, örtü silkelemek için pencereyi açan tomris’in apartmanın girişinde oturan cemal’i görmüş. her akşam iş çıkışı eve geliyor ama aşağıda oturup gecikiyormuş cemal süreya. tomris uyar ise bu duruma bir ad vermiş: “şahsiyet rötarı.”
devamını gör...

uzun yol kaptanlarının çılgın dalgalarıyla boğuştuğu ve geçilmesi en zor boğaz olarak nitelediği boğazdır.
devamını gör...

yazarlığımın ilk günlerinde yaptığım eylem. yaşımız başımızdan dolayı troll başlık nedir bilmezdim tabi. haliyle biri üzücü bir başlık attığında, gerçekten öyle bir şey oldu zannederdim. hatta birine ciddi ciddi üzülmüştüm; bana da yazık*. neyse öğrendim artık.

t: henüz yazarlığının baharında olan yazardır.
devamını gör...

ölür. japon balıklarının balık başına 20 lt suya ihtiyacı olurmuş. basit bir balık gibi görünse de ciddi bakım gerektiriyor.
devamını gör...

senaryosunu uğur uludağ’ın yazdığı, yönetmenliğini onur tan’ın yazdığı ve başrollerinde bir zamanlar televizyon ekranlarında çok izlenen iner misin çıkar mısın programı ile ünlenen şafak sezer ve yerli jim carrey olmak için çok uğraşan ama başaramayan alp kırşan oynamakta. diğer rollerde ise eylem şenkal, esin civangil ve nedense ahmet mümtaz taylan bulunmaktadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sulu yaz komedilerinden biri olmasına rağmen film kendini bir şekilde izlettirmeyi başarıyor. yani deli gibi kahkaha atabileceğiniz sahneler, takdir edilesi zekice espiriler ya da muhteşem bir oyunculuk beklemeyin ama hiçbir şey düşünmenize gerek bırakmadan izlenecek vasat bir komedi filmi.

film iki yakın arkadaş olan cem ve kadri’nin antalya’da tatil yapmaya gitmeleri ile başlıyor. aşk acısı çekmekte olan cem kendini salmak üzereyken kadri onu antalya’da lüks bir otele götürür. şansa bakın ki cem’in unutmaya çalıştığı sevgilisi ile onun erkek arkadaşı da oradadır.

eğer bir gün uzun bir şehirler arası otobüs yolculuğu yapmak zorunda kalırsanız ve size dayatılan filmler arasında bu film de varsa bence izleyebilirsiniz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu kız bir meraklı melehat
devamını gör...

(bkz: eyüp sabri tuncer)
devamını gör...

aziz nesin diyor ya
bazen insan öyle bir özlenir ki özlenen bilse, yokluğundan utanır. öyledir işte zor durumdur.
devamını gör...

yarı hırsız tipli insanlara iş verildiğinde olacaklardan bir örnek.

buradakiler de içeri girebilmek için apartman kapılarında şifre deniyorlar.

zaten gece karanlığında kimin çaldığı belli değil ramazan boyunca dört beş kez birileri kapılara dayanıyor, büyük şehirlerde apartmanlar olmuş elli katlı yarısı davulcuyu duymuyor bile, çalanlar da yarım yamalak yaptım oldu misali geçip gidiyor ki bu gözler kamyonetin arkasında sokağı beş saniyede geçen davulcu da gördü; hâlâ bu konudaki ısrar neden? ben de eski kafalı biriyimdir ama anlamını ve amacını yitirmiş hatta gerektiği şekilde icra bile edilmeyen bir iş neden sürdürülür? kentte tarihi yaşatacak birkaç nokta belirlenir, oralarda geleneğin unutulmaması adına devam edilir ama artık tüm yurtta desteklenmesin şu olay.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim