atmak isteyen atsın. sonra bulamazsınız bak beni*

dert dinlenir, akıl verilir, eski sevgiliye beddua edilir(tutma garantili), kazık atan dostun kulakları çınlatılır, yemek tarifi verilir, dizi/film hakkında konuşulur, isterseniz karşılıklı ağlanır/ gülünür.

whisper'sis ile muhabbete doğru...

biraz çocukluğuna inmek istiyorum. çocukken denize girdiğinden bahsetmiştin , biraz anlatır mısın onu mesela deniz ıslak mıydı ?
devamını gör...

dert sahibi bir adamdır o. stresli adamdır belki başını kaşıyacak vakti yoktur garibin.
devamını gör...

ahmet kaya dinleyen ülkücü gibi evde gizli gizli bu kültürü sürdürmeye devam etmekteyim...
devamını gör...

hayvanların değil insanların kafes içerisine girerek gezeceği bir şekilde yapılmalı artık. bir çok ülkede bu şekilde yapılmaya başlandı darısı da ülkemize diyelim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

her mevsim yaprakları yeşil kalan ağaçlar vardır, karlı havalarda yeşil dalından kar yediğimiz çam ağacı gibi.
evernevergreen diye bir renk vardır, ormanın yeşiline müptela olanların favori rengi.
kafa sözlük’te evernevergreen diye bir yazar vardır; hayatın bize yüklediği ağır stres yükünü üzerimizden atan, duygularımızı canlandıran, tabiat sevgisini bize aşılayan kıymetli biri.
kitaplar ile ilgili başlıklarla kitapseverlerin, filmler ile ilgili başlıklarla filmseverlerin takip ettiği.
yazıları ile ruhumuzu besleyen evernevergreen insana dair umudumuzu yeşerten önemli bir sebepsin.
devamını gör...

kenetlenmek işini bayağı yanlış yorumlamış adamdır. uhular içinde uyusun.
devamını gör...

uzaktan eğitim süresinde keyifli olsa da ödevlerin birden birikmesi ve iletişim sıkıntıları yüzünden ara ara sorunlar yaşasam da iyi ki başlamışım diyorum. özellikle yaşı genç arkadaşlara çok geç kalmadan tavsiye ederim. hele ki şu an herkesin lisans mezunu olması ile birlikte yüksek lisans yapmak şart olmuştur.
ne işe yarayacak diye düşünüyorsanız düşünmeyin. kimin bedavaya ders geçtiği, (ç)alıntı yazılar paylaştığının önemi yok. herkes kendisinden sorumlu.
devamını gör...

1960'larda kedilerin cia tarafından casusluk amacıyla kullanılmaya çalışıldığı proje. amaç, aynı dönemde yapılan diğer deneylerin çoğunda olduğu gibi, sovyetler birliği'ne ilişkin gizli bilgileri ele geçirebilmekti.

açlığa uyup kafasına göre yemek bulmaya gitmesin diye çeşitli ameliyatlardan geçirilen kedilerin kulaklarına mikrofon, kafatasına radyo vericisi, tüylerine de anten niyetine ince bir tel yerleştirilmiş.

ilk görev, arabanın altında kalan ilk "casus kedi" nedeniyle başarısız olmuş. projeye yaklaşık 20 milyon dolar harcanmış. fakat istendiği kadar faydalı bir proje olmadığı söylenmiş ve bunun nedeni olarak da kedilerin, istenen amaca uygun şekilde eğitilmelerinin zorluğu gösterilmiş. 7 yıl sonra da sonlandırılmış ve cia tarafından içeriği sansürlenerek yayımlanan belgelerle projenin varlığı doğrulanmış.

kim bilir neler ettiler zavallı hayvanlara...

***

projenin orijinal adı olan acoustic kitty, john mann albümünün adıdır aynı zamanda. link
devamını gör...

klarnet. sesi ciğerime bişey yapıyor ama ne yapıyor bilmiyorum.
bir de üj bej tayfasıyla çok sağlam eğlence olmaz mıydı ama ?
devamını gör...

yatırım danışmanlığı diye bir hizmetten haberi olmayan 188 yıldır ayakta kalan ancak kepenk kapatan tarihi bir gıda işletmesi. batı'da olsa şimdi starbucks gibi bir zincirdi. bizim millet neden vizyonsuz ya?

haktanır pide salonu fotoğraflarına baktığımda 188 yıldır ayakta kalmasının allahın bir mucizesi olduğunu düşünüyorum:
- müşterilere pide servisini paket kağıdı üzerinde yapıyorlar ve yanına ahşap saplı ekmek bıçağı veriyorlar. ahşap saplı mutfak ürünlerine böyle her gelen müşteri dokunmamalı. biye bütün gıda işletmelerinde paslanmaz çelik bıçaklar kullanılıyor? limon suyu ise plastik ambalajında masada duruyor. tuzluk ve şekerlik dandik şeffaf plastikten.
- işletmede gıda güvenliği diye bişey yok. pide iç harçları üstü açık şekilde gişedeki rafta duruyor. yumurtalar ise yine direk güneş ışığına maruz bırakılmış. çalışanlar bone ve eldiven takmıyor. bir gıdaya lezzetini veren şey el kiri ve alın teri değildir herhalde.
- işletmede iş güvenliği diye bişey de yok. fırın çalışanını hapsetmişler hem gişeye hem fırına bakıyor. üstelik rahatça oturabileceği bir sandalye de yok. bunu üç harfli marketler de yapıyor. kasiyerlerini gün boyunca ayakta tutuyorlar.
- işletme 188 yıldır para akışı sağlıyor ama tuvaletine milyoncudan alınan dandik plastik çöp kutusu koyulmuş. vitrifiye rezalet. izmir gibi sanatın yüceltildiği bir kentte bu kadar rezil bir işletme ayakta kalmasın zaten.
- işletmenin sokağa bakan 'gişesi' sokağın siluetine uymuyor. çünkü dış mekan fayans kaplanmış. depozitolu şişeler kapının önünde biriktiriliyor. hem kaldırımı işgal ediyorlar, hem o iğrenç kırmızı plastik kasalar (kola şişeleri için) sokağın siluetini bozuyorlar. depozitolu şişelerim çalınır mı diye korkuları da yok. muhtemelen işletme sırf bu depozitolu şişelerden çok para kaybetmiştir.
- işletmenin yanında iğrenç plastik ürünler satan (muhtemelen hepsi sağlıksız plastik) milyoncu var. bir gıda işletmesinin yanında kanserojen plastik ürünler satan bir başka işletme olmamalıdır.
platik konusuna neden bu kadar takıntılıyım; bisfenol a (bpa) ve ftalat

neyse ya çok sinirlendim bu cehalet karşısında. en iyisi ben size italya'da tarihi napoli pizzacısını ve türkiye'de tarihi haktanır pidecisini direk gösteriyim:

tarihi haktanır pide 1
tarihi haktanır pide 2

tarihi napoliten pizza

karşılaştırma:
1. işletmeye tarihi statü kazandıran fırına bakın. çevresi akdeniz sanatını yansıtacak şekilde mavi-beyaz seramik karolarla süslenmiş. fırının üzerindeki kabartmada işletmenin marka adı yazıyor. eminim fırını yapan ustanın da adına sahip çıkılmıştır. fırının girişi oldukça dar. bu ısı kaybını önlemek için akıllıca düşünülmüş. oysa tarihi haktanır pide işletmesinde fırın girişi çok geniş. sırf bu yüzden pide ve ekmek pişirmek için daha fazla enerji tüketmeleri gerekiyor.
2. mutfakta mermer tezgah kullanılmış. bu daha sağlıklı. tarihi haktanır pide işletmesinde oldukça eski ve rengini kaybetmiş cilasız ahşap platform mutfak olarak kullanılıyordu. iç harçları oda sıcaklığında üstü açı kve sağlıksız şekilde muhafaza ediliyordu. tarihi napoliten pizza işletmesinde fırın küreği bile çelikten. nostalji olsun diye ahşap tekne ve kürek kullanılmamış. çünkü avrupa'da halk sağlığı önce gelir.
3. tarihi napoliten pizza işletmesinde servis akdeniz havasında mavi beyaz seramik tabaklarda yapılıyor. müşterilere cam bardakta kola, bira, meyve suyu ggibi içecekler sunuluyor ve paslanmaz çelik servis takımı kullanılıyor. tarihi haktanır pide işletmesi bunların hiçbirini yapmıyor. müşterilerine insan gibi davranmıyor. satın alın, yiyin ve defolun gidin diyor. burada zaman geçirmeyin, buraya bağlanmayın sadece satın alın ve gidin diyor.
4. tarihi napoliten pizza işletmesinin yemek salonu aydınlık, havadar ve akdeniz mimarisine uygun. tarihi haktanır pide işletmesinin yemek salonu basık, aydınlatma floresan lambalarla sağlıksız beyaz ışıkla yapılıyor. hiç bir mimari estetik unsuru yok.
5. tarihi napoliten pizza işletmesinin bir marka yüzü var. işletme sahibi şık giyimli ve müşterilerle bağ kuruyor. tarihi haktanır pide işletmesinin marka yüzü yok. röportaj yaptıkları adam genç ve dinamik değil. giyim tarzı yok. tipik islamcı işte.
6. tarihi napoliten pizza işletmesi galiba 8-10 kişiyi istihdam ediyor. tarihi haktanır pide işletmesi ise 3-5 kişiyi istihdam edebiliyor. yani mesleği gelecek nesillere aktarma şansı çok düşük. nasıl 188 yıl ayakta kalmış diye şaşırmayın, ortada bir kültür birikimi yok sadece bir isim var.
7. tarihi napoliten pizza işletmesi nostaljik havayı yemek salonunda ve sunduğu üründe korumaya çalışıyor, mutfakta değil. bu yüzden daha teknolojik bir fırın kullanıyor. haktanır pide işletmesinin böyle bir gayesi yoık. fırın çatlayana kadar o fırını kullanacaklardı.
8. tarihi napoliten pizza işletmesinin bir mutfak şefi ve ekibi var. tarihi haktanır pide işletmesinde fırından sorumlu amca aynı zamanda gişede satış yapıyor. hem ekmeklere-pidelere dokunuyor hem paralara.
9. off sıkıldım. daha çok şey sayabilirim ama biraz da siz bulun. kendi ülkemin insanını yargılamaya bayılmıyorum ama rezilliğiniz ortada. eleştirince mağdur oluyorsunuz oy topluyorsunuz.

özeleştiri: sokağın siluetinden bahsetmişim ama mekan izmir kemeraltı'nda yer alıyor. siluet miluet yok bam bam bam
devamını gör...

haruki murakami'ye göre aşk:
kim aşık olmuşsa, kendisinin eksik parçalarını arıyordur. bu yüzden aşık, maşuğunu düşündükçe acı çeker. bu tıpkı, uzun zamandır görmediğin birinin odasına girdiğinde bulduğun anılar gibidir.
devamını gör...

öğrenciyken trenle eskişehir'e gitmek sebebiyle uğradığım gar. treni beklerken gar lokantasına girip bir şeyler atıştırır, bir iki bira atardım. bu lokantada bulunan lcd televizyonu çıkarsanız anında ambiyans 30 sene öncesine giderdi, öyle nostaljik ve keyifliydi. üç sene kadar önce kadıköy belediyesi'nin burada yapılan kitap fuarı sayesinde anılarım canlanmıştı ve en mükemmel kitap fuarı deneyimimi yaşamama vesile olmuştu. ayrıca tuvaletteki pisuar manzarası açık ara en kral tuvalettir.(bkz: swh)
devamını gör...

#600256 beğeni engeli konusunda yazara katılıyorum. engelden sonra kimse doğru düzgün tanim beğenmez oldu. zaten beğen butonunu kullanan sınırlı sayıda yazar vardı şimdi onlar da kalmadı. bu durum düzeltilebilir. okumadan beğenen yazar az buçuk kendini belli eder saniye başına attigi beğeni sayısı vs. gibi en azından buna bakılarak bile bi düzenleme getirilebilir. 3 beğeni çok az.

bir diğer şey ise tanım bkz linki veya başka bir yazar tanımında başka bir yazardan bahsettiği zaman o yazara bildirim gitmesi. böylelikle tanimdan ve yazardan haberdar olmamız kolaylaşır.

ayrıca yukarida sayısız yazarında bahsettiği gibi profile tanım sabitleme özelliği gelebilir.
devamını gör...

ben geeeeeeeldiiiiim. aklımdakileri yazacaktım ama herkesler yazmış profilinin güzelliği, tanımlar, karma vs. ben bunları geçiyorum. öncelikle daha daha çok yazmanı rica ediyorum. sonra da huzurlu günler, haftalar, yıllar diliyorum. gökkuşağından yolların, bulut kalpli dostların olsun diyip gidiyorum..
devamını gör...

psikolojik falan değil de.

kimsenin doğum gününü kutlamasan onların umrunda bile değilsin. hediye almasan hediye alınmaz. vermessen verilmez. paylaşmasan paylaşılmazsın.

hayat böyle. çakma ilişkilerini kendine samimiyet diye yedirmeye çalışmayı kes. zira kimsenin umrunda değilsin.

her şey menfaat. sen kabul et ya da etme.
devamını gör...

elbiselerini,botlarını ve motorunu istiyorum!
terminatör 2.
devamını gör...

aile bireyleri genellikle disiplin, kontrol ve diğer kuralları büyük çocuklar üzerinde tatbik edip, kendileri de belirli bir olgunluğa ilk çocuk ile ulaştığı için, ikinci çocukları ya da evin küçüğünü biraz daha rahat ve özgür büyütmeye meyillidir.

bu durum ailenin küçük çocuğu için çoğu zaman avantajlı bir durum yaratır.
devamını gör...

sardalyaları güzel fakat çok pahalı olan kıytırık marka.

bu fiyata satmak için sardalyanın kilosunun 300 olması lazım mq.
devamını gör...

alkole karşı bünye doğuştan kuvvetli olabilir ya da sonradan çok alkol tüketilmesiyle sarhoş olma evresi en yukarıya çıkabilir. bu durumda oluşabilecek tek şey zor sarhoş olmaktır. sarhoş olamıyorum diye masada öten insanlarla zaten içki de içilmez sohbet de edilmez. sarhoş olamamak üzerinden güç ve hava gösterisi yapmak lise zamanlarına ait olan ve orada kalması gereken bir eylemdir. aksi takdirde bu davranışları gerçekten düzgün şekilde içen insanların arasında yaparsanız bir daha sizinle aynı masaya oturmayabilirler.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim