eskişehir'de bir günde nerelere gidilebilir
hazır eskişehir'e giderken neler yapacağımı düşünüyordum size de tavsiye olsun
birkaç şehirde odunpazarı evlerine benzer evleri görebilirsiniz fakat tek farkı bunlar rengarenk. fotoğraflık malzeme çıkıyor. atlıhan'dan lületaşı hediye alabilirsiniz şehrinize döndüğünüzde.
kimse yazmamış ben yazayım, kanlıkavak parkına gidiniz efenim. her şehirde cafe, müze bulursunuz zaten ilginiz varsa önce oralara gidersiniz. kanlıkavak her şehirde olmayacak cinste güzel bir yerdir. alın kamp sandalyenizi masanızı, ağacın altında bir yer bulun oturun. varsa sevdiğiniz ile huzurlu dakikalar, saatler geçirin, yoksa arkadaşınızla sohbet edin dertleşin, o da yoksa tek başına kafa dinleyin. tavsiyem bilen biri ile gidin zira her yeri o kadar güzel değil. adalar gibi kafelerle dolu değil yeşillik ve ağaçlarla bezenmiştir. kaç tane şehrin merkezinden çay akıyor ve çevresi bu kadar güzel?
neyse yol az kaldı son birkaç tavsiye vereyim. kentpark(yapay sahili var, merak edip gitmeyin mideniz bulanır) bomboş bir yer, sazova fotoğraf çekip hayvanlara bakmak istiyorsanız güzel onun dışında bomboş, şelalepark neden var bilmiyorum. tamam tepede ama beton şehri neden izleyelim ki?
çakma istiklal olan doktorlar'da* biraz yürüyün. bazı akşamlar adalar'da yapılan müzik performanslarını dinleyin ve hatta katılın. müzisyenler mutlu oluyor.
met helvası, çibörek*, balaban köfte yiyin.
not:bunlar her yerde yenmez. gitmeden önce dm atabilirsiniz :)
başka da bir şey yok. küçücük şehir. bahar aylarında gittiyseniz araba ile gitmeyin ya da park edin bırakın orada, her yere yürüyün :)
birkaç şehirde odunpazarı evlerine benzer evleri görebilirsiniz fakat tek farkı bunlar rengarenk. fotoğraflık malzeme çıkıyor. atlıhan'dan lületaşı hediye alabilirsiniz şehrinize döndüğünüzde.
kimse yazmamış ben yazayım, kanlıkavak parkına gidiniz efenim. her şehirde cafe, müze bulursunuz zaten ilginiz varsa önce oralara gidersiniz. kanlıkavak her şehirde olmayacak cinste güzel bir yerdir. alın kamp sandalyenizi masanızı, ağacın altında bir yer bulun oturun. varsa sevdiğiniz ile huzurlu dakikalar, saatler geçirin, yoksa arkadaşınızla sohbet edin dertleşin, o da yoksa tek başına kafa dinleyin. tavsiyem bilen biri ile gidin zira her yeri o kadar güzel değil. adalar gibi kafelerle dolu değil yeşillik ve ağaçlarla bezenmiştir. kaç tane şehrin merkezinden çay akıyor ve çevresi bu kadar güzel?
neyse yol az kaldı son birkaç tavsiye vereyim. kentpark(yapay sahili var, merak edip gitmeyin mideniz bulanır) bomboş bir yer, sazova fotoğraf çekip hayvanlara bakmak istiyorsanız güzel onun dışında bomboş, şelalepark neden var bilmiyorum. tamam tepede ama beton şehri neden izleyelim ki?
çakma istiklal olan doktorlar'da* biraz yürüyün. bazı akşamlar adalar'da yapılan müzik performanslarını dinleyin ve hatta katılın. müzisyenler mutlu oluyor.
met helvası, çibörek*, balaban köfte yiyin.
not:bunlar her yerde yenmez. gitmeden önce dm atabilirsiniz :)
başka da bir şey yok. küçücük şehir. bahar aylarında gittiyseniz araba ile gitmeyin ya da park edin bırakın orada, her yere yürüyün :)
devamını gör...
yöneticilerin özel mesajlarımızı okuyabiliyor olmaları
yeni bir troll doğuyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
anlamlandırıp durmaya çalışmak neye yarıyor ki? bazı şeylerin anlamı olmaz, mantığı hiç olmaz. incitmesi fark etmez. bazen sabaha kadar konuşsan yine değişmez. elbette başka fikirler, söylemler olur. bu çok farklı ama fazlaca farklı. rahatsızlık vermeden devam etmek gerekmez miydi? içinden çıkamadığın duvarlara karşı ilmek atmak boşa çaba belki de, bilemiyorum. tutup başa dönmek kolay değil. aynı enerjiyle devam etmek kolay değil. keşke bazı şeyler hiç olmasa, hiç yormasa. bu kadar basitken zorlaşmasa. yine yazarak not alıyorum, kendime bunlar kendime. değmese de olur, ben hatırlıyorum. hafifliyorum.
devamını gör...
1.50’lere yapılan yersiz şakalar
toplu fotoğraflarda hep en öne çağrılırlar: "kısa boylular öne geçsin" diye.
devamını gör...
değişik kelimeler ve anlamları
merdümgiriz: kalabalık insan gruplarından hoşlanmayan, yalnızlığı tercih eden, insanlardan kaçan kimseler için kullanılan farsça kelimedir.
merdüm: insan
guriz->giriz: kaçan
kaynak için
merdüm: insan
guriz->giriz: kaçan
kaynak için
devamını gör...
birbirinin yerini alan şeyler
patates - ekmek
patates - pilav
patates - makarna
patates - garnitür
patates - aperatif
patates - ana yemek
patates - atıştırmalık
kısacası patates her ürünün ve öğünün yerini alabilen muazzam bir buluştur.
patates - pilav
patates - makarna
patates - garnitür
patates - aperatif
patates - ana yemek
patates - atıştırmalık
kısacası patates her ürünün ve öğünün yerini alabilen muazzam bir buluştur.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
tc kimlik numaranızın ilk 10 hanesini toplayıp 10'a bölün, kalan sayı tc'nizin 11. hanesidir.
devamını gör...
bugün kendin için ne yaptın sorusu
bugün iş yerinde ilk kez kendi başıma yemek yedim.
sonra gidip kahvemi içtim.
kendi kendime yürüdüm. yalnızlığımla başbaşa kaldım.
birbirine yaranmaya çalışmak için soytarılık yapanlardan uzaktım. yarım saat de olsa kafamı dinledim.
bakalım bir daha ne zaman yalnız yemek yiyeceğim.
özlemişim masada tek oturmayı.
iyi ki yaptım.
sonra gidip kahvemi içtim.
kendi kendime yürüdüm. yalnızlığımla başbaşa kaldım.
birbirine yaranmaya çalışmak için soytarılık yapanlardan uzaktım. yarım saat de olsa kafamı dinledim.
bakalım bir daha ne zaman yalnız yemek yiyeceğim.
özlemişim masada tek oturmayı.
iyi ki yaptım.
devamını gör...
kendini sevmeyen insan
yanlış yapan insandır.
kendisini sevemeyen ne başkasını sevebilir, ne de başkası tarafından sevilebilir.
tabi herkesin başına gelebilir. bazı insanlar eksiden başlar hayata. daha çok hata yapması gerekir öğrenmek için.
bazı hatalar vardır işte, gece gözüne uyku sokmaz adamın.
ne zaman ki uyku uyuyamaz olur, işte o zaman sevmemeye başlar kendini.
başkalarının kendisini sevmesine de anlam veremez. kesin bir iş vardır bu işte diye düşünür. kendisi bile kendini sevemiyor iken, başkaları nasıl sevsin.
fakat hatasız bir hayat olmaz maalesef. insan hataları ile vardır. bilgi ve tecrübe hatadan doğar.
nefret ise ucu bucağı olmayan bir uçurum ve en bulaşıcı vebadır.
önce kendimizi sevmeliyiz. sevgiyi yaymalıyız.
tabi sevgi dediğin gora filimde arif'in, bob marley faruk a anlattığı kaçış planlardan farksız bir şey. sadece hayal.
kendisini sevemeyen ne başkasını sevebilir, ne de başkası tarafından sevilebilir.
tabi herkesin başına gelebilir. bazı insanlar eksiden başlar hayata. daha çok hata yapması gerekir öğrenmek için.
bazı hatalar vardır işte, gece gözüne uyku sokmaz adamın.
ne zaman ki uyku uyuyamaz olur, işte o zaman sevmemeye başlar kendini.
başkalarının kendisini sevmesine de anlam veremez. kesin bir iş vardır bu işte diye düşünür. kendisi bile kendini sevemiyor iken, başkaları nasıl sevsin.
fakat hatasız bir hayat olmaz maalesef. insan hataları ile vardır. bilgi ve tecrübe hatadan doğar.
nefret ise ucu bucağı olmayan bir uçurum ve en bulaşıcı vebadır.
önce kendimizi sevmeliyiz. sevgiyi yaymalıyız.
tabi sevgi dediğin gora filimde arif'in, bob marley faruk a anlattığı kaçış planlardan farksız bir şey. sadece hayal.
devamını gör...
yeni başlayacaklara fantastik kurgu kitap önerileri
başlığı açan yazar işe ejderha mızrağı serisi ile başlamış, bende başlangıç noktası olarak onu baz alıp, bir kaç şey yazayım.
netice olarak ejderha mızrağı serisi ana olay örgüsü dışında, fazlaca yan kitap ve yan yazar barındırıyor. margaret weis ve tracy hickman'ın başlattığı serüven bu yüzden pek çok okuyucu için bir yerden sonra karmaşıklaşıyor. bu sebeple de kronoloji ve okuma sırası burada önem arz ediyor.
yan kitapları bir kenara bırakırsak, işe her şeyin çıkış noktası olan, ''ejderha mızrağı destanı'' ile başlamak lazım. bu seri 3 kitaptan müteşekkil;
güz alacakaranlığın ejderhaları
kış gecesi ejderhaları
ilkbahar şafağı ejderhaları
sonrasında ''efsaneler üçlemesi''ne yönelmek mantıklı. ilk seriyi tamamlayıcı bir nitelik arz ediyor. raistlin majere ve caramon majere kardeşleri odak noktasına koysa da, diğer mızrak kahramanlarına ilişkin bilgileri ve tamamlayıcı olayları bu seride bulabiliyorsunuz. adı üzerinde bu seri de 3 kitaptan müteşekkil;
ikizlerin zamanı
ikizlerin savaşı
ikizlerin sınavı
bu serinin arkasından ben ''raistlin tarihçeleri''ni okumuştum. zira bana göre kurgunun ruhu olan bu özel karakter üzerine daha fazla bilgi edinmek elzem olmuştu. burada da karşımıza iki kitap çıkıyor;
ruhdöveni
silah kardeşliği
fakat ''raistlin tarihçeleri''ni atlayıp, ''ruhlar savaşı'' serisine de direkt geçebilirsiniz. bu seride 3 kitaptan müteşekkil;
batan güneşin ejderhaları
kayıp yıldızın ejderhaları
yitik ayın ejderhaları
ondan sonra ''yaz alevi ejderhaları'' ve ''ikinci nesil''i okumak suretiyle pek çok şeyi sonuca bağlıyorsunuz, biraz da hüzünleniyorsunuz. tasslehoff amca olmuş daha ne olsun.
takiben karşımıza karanlık havari serisi çıkıyor. bu seri bende diğer serilerin bıraktığı etkiyi bırakmadı. özellikle ''yaz alevi ejderhaları''dan sonra biraz usulen yazılmış gibi geldi. belki de ''yaz alevi ejderhaları'' işin pik noktası olduğu için de öyle hissetmiş olabilirim. yine de okunur mu ? elbette okunur. yine 3 kitaptan müteşekkil;
amber ve küller
amber ve demir
amber ve kan
bundan sonrasıysa size kalmış. burada bırakabilirsiniz. lakin bu zehir vücuda bir kere zerk edince, insan diğerlerini de merak etmiyor değil. yan kitapların bazısından bir hayli zevk aldım. bazılarını ise çok vasat buldum.
weis ve hickman ile işe başlamışken, başka kurgulara girmeden ''ölüm kapısı serisi''ne doğru yola çıkın derim. tek kelimeyle muhteşem. hatta benim gözümde bugüne kadar yazılmış en iyi fantastik kurgu eserlerden biridir. elbette ''yüzüklerin efendisi''nin fantastik kurgu edebiyata gönül verenler için yeri ayrıdır. onu çok fazla kıyasa tabi tutmayız.
birbirlerine bir o kadar yakın, aynı zamanda da düşman iki karakter olan haplo ve alfred'in ilişkilerinin işleniş biçimi çok çarpıcıdır.
bu seri 7 kitaptan müteşekkil;
ejder kanadı
elf yıldızı
ateş denizi
yılan büyücüsü
kaosun eli
labirentte
yedinci kapı
bu dönemeci de döndüğümüze göre, başka bir seriye meyledebiliriz. karşımızda ''unutulmuş diyarlar'' ve fantastik kurgu evreninin en büyük silahşörü drizzt do'urden... r.a salvatore tarafından yazılan ana hikayenin listesini de şöyle yapabiliriz.
kara elf üçlemesi
anayurt
sürgün
göç
buzyeli vadisi üçlemesi
kristal parçası
gümüş damarları
buçukluğun mücevheri
drizzt do’urden’in maceraları serisi
miras
yıldızsız gece
karanlığın kuşatması
şafağa geçit
bu 10 kitap sizi kesmez ise, unutulmuş diyarlarda kalmak isterseniz. tıpkı ''ejderha mızrağı'nda olduğu gibi yan kitaplara yönelebilir ya da salvatore'nin yazdığı ''ruhban'' serisine göz atabilirsiniz.
bu da bitti ne yapsak ? e tabi bir de ''david eddings'' e bakmak lazım. akıcı bir dili vardır. başlarsınız ve serilerin ne ara bittiğini bile anlamazsınız. tolkien'den esintiler bulmanızda cabası.
genel olarak çoğunluk ''belgariad serisi'' ve ''malloryon'' serisine ağırlık verse de bende elenium ve tamuli üçlemelerinin yeri ayrıdır. şövalye sparhawk'ın askerleyiz diye slogan attırabilecek bu seri, ursula k. l guin'e de gönderme yapması sebebiyle bende ayrı bir sempati uyandırır.
evet, biraz vites düşürelim kafa dağıtalım diyorsanız da, ''shannara efsanesi''ne göz gezdirebilirsiniz. fazla yorucu değildir. işin aslı biraz ''yüzüklerin efendisi''ni andırır. druid allanon tıpkı gandalf'ın baggins'lere sıkıntılı durumlarda uğraması gibi, ohmsford sülalesine uğramaktadır.. karabüyücü lord ise biraz sauron'u hatırlatır. yine de beklentiyi çok yüksek tutmaz iseniz keyifli zaman geçirebilirsiniz.
bu seride toplam 10 kitap ile karşılacaksınız. bunun sebebi shannra'nın kılıcı'nın 3 kitap olarak basılmasıdır. sonrasında durum değişti mi onu bilemiyorum.
neyse nefeslendik, yorucu olmayan bir seri okuduk. hala fantastik kurgu kitap okuma isteğiniz varsa bir ''fantastik kurgu'' efsanesi olan melnibonelu elric ve kılıcı ''fırtına yaratan'' ile tanışma vaktiniz geldi demektir. micheal moorcok'un bu karakteri yaratmış olması dahi ''fantastik kurgu edebiyat'' için önemli bir mihenk taşıdır. farklı bir yol farklı bir karakter... işin büyüsünü kaçırmamak için çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. okuyun ve görün denilesi bir eserdir. yalnız seriyi önerdiğim bazı arkadaşlarım türkçe basımlarını bulamadılar. o sorun halen devam ediyor mu bilemiyorum. tek bildiğim ne yapıp edip, bulup okumanız gerekliliğidir.
baktık kaptırdık gidiyoruz. zebellah gibi bir seriyi okuyacak gücümüz ve inancımız var demektir. robert jordan imzalı ''zaman çarkı'' bunun için biçilmiş kaftan... 14 kitaplık dev bir seri...
ursula k. l guin ve tolkien'den bahsetmeye gerek bile yok. zaten okudunuz ya da okuyacaksınız.
benden bu kadar. keyifli okumalar.
netice olarak ejderha mızrağı serisi ana olay örgüsü dışında, fazlaca yan kitap ve yan yazar barındırıyor. margaret weis ve tracy hickman'ın başlattığı serüven bu yüzden pek çok okuyucu için bir yerden sonra karmaşıklaşıyor. bu sebeple de kronoloji ve okuma sırası burada önem arz ediyor.
yan kitapları bir kenara bırakırsak, işe her şeyin çıkış noktası olan, ''ejderha mızrağı destanı'' ile başlamak lazım. bu seri 3 kitaptan müteşekkil;
güz alacakaranlığın ejderhaları
kış gecesi ejderhaları
ilkbahar şafağı ejderhaları
sonrasında ''efsaneler üçlemesi''ne yönelmek mantıklı. ilk seriyi tamamlayıcı bir nitelik arz ediyor. raistlin majere ve caramon majere kardeşleri odak noktasına koysa da, diğer mızrak kahramanlarına ilişkin bilgileri ve tamamlayıcı olayları bu seride bulabiliyorsunuz. adı üzerinde bu seri de 3 kitaptan müteşekkil;
ikizlerin zamanı
ikizlerin savaşı
ikizlerin sınavı
bu serinin arkasından ben ''raistlin tarihçeleri''ni okumuştum. zira bana göre kurgunun ruhu olan bu özel karakter üzerine daha fazla bilgi edinmek elzem olmuştu. burada da karşımıza iki kitap çıkıyor;
ruhdöveni
silah kardeşliği
fakat ''raistlin tarihçeleri''ni atlayıp, ''ruhlar savaşı'' serisine de direkt geçebilirsiniz. bu seride 3 kitaptan müteşekkil;
batan güneşin ejderhaları
kayıp yıldızın ejderhaları
yitik ayın ejderhaları
ondan sonra ''yaz alevi ejderhaları'' ve ''ikinci nesil''i okumak suretiyle pek çok şeyi sonuca bağlıyorsunuz, biraz da hüzünleniyorsunuz. tasslehoff amca olmuş daha ne olsun.
takiben karşımıza karanlık havari serisi çıkıyor. bu seri bende diğer serilerin bıraktığı etkiyi bırakmadı. özellikle ''yaz alevi ejderhaları''dan sonra biraz usulen yazılmış gibi geldi. belki de ''yaz alevi ejderhaları'' işin pik noktası olduğu için de öyle hissetmiş olabilirim. yine de okunur mu ? elbette okunur. yine 3 kitaptan müteşekkil;
amber ve küller
amber ve demir
amber ve kan
bundan sonrasıysa size kalmış. burada bırakabilirsiniz. lakin bu zehir vücuda bir kere zerk edince, insan diğerlerini de merak etmiyor değil. yan kitapların bazısından bir hayli zevk aldım. bazılarını ise çok vasat buldum.
weis ve hickman ile işe başlamışken, başka kurgulara girmeden ''ölüm kapısı serisi''ne doğru yola çıkın derim. tek kelimeyle muhteşem. hatta benim gözümde bugüne kadar yazılmış en iyi fantastik kurgu eserlerden biridir. elbette ''yüzüklerin efendisi''nin fantastik kurgu edebiyata gönül verenler için yeri ayrıdır. onu çok fazla kıyasa tabi tutmayız.
birbirlerine bir o kadar yakın, aynı zamanda da düşman iki karakter olan haplo ve alfred'in ilişkilerinin işleniş biçimi çok çarpıcıdır.
bu seri 7 kitaptan müteşekkil;
ejder kanadı
elf yıldızı
ateş denizi
yılan büyücüsü
kaosun eli
labirentte
yedinci kapı
bu dönemeci de döndüğümüze göre, başka bir seriye meyledebiliriz. karşımızda ''unutulmuş diyarlar'' ve fantastik kurgu evreninin en büyük silahşörü drizzt do'urden... r.a salvatore tarafından yazılan ana hikayenin listesini de şöyle yapabiliriz.
kara elf üçlemesi
anayurt
sürgün
göç
buzyeli vadisi üçlemesi
kristal parçası
gümüş damarları
buçukluğun mücevheri
drizzt do’urden’in maceraları serisi
miras
yıldızsız gece
karanlığın kuşatması
şafağa geçit
bu 10 kitap sizi kesmez ise, unutulmuş diyarlarda kalmak isterseniz. tıpkı ''ejderha mızrağı'nda olduğu gibi yan kitaplara yönelebilir ya da salvatore'nin yazdığı ''ruhban'' serisine göz atabilirsiniz.
bu da bitti ne yapsak ? e tabi bir de ''david eddings'' e bakmak lazım. akıcı bir dili vardır. başlarsınız ve serilerin ne ara bittiğini bile anlamazsınız. tolkien'den esintiler bulmanızda cabası.
genel olarak çoğunluk ''belgariad serisi'' ve ''malloryon'' serisine ağırlık verse de bende elenium ve tamuli üçlemelerinin yeri ayrıdır. şövalye sparhawk'ın askerleyiz diye slogan attırabilecek bu seri, ursula k. l guin'e de gönderme yapması sebebiyle bende ayrı bir sempati uyandırır.
evet, biraz vites düşürelim kafa dağıtalım diyorsanız da, ''shannara efsanesi''ne göz gezdirebilirsiniz. fazla yorucu değildir. işin aslı biraz ''yüzüklerin efendisi''ni andırır. druid allanon tıpkı gandalf'ın baggins'lere sıkıntılı durumlarda uğraması gibi, ohmsford sülalesine uğramaktadır.. karabüyücü lord ise biraz sauron'u hatırlatır. yine de beklentiyi çok yüksek tutmaz iseniz keyifli zaman geçirebilirsiniz.
bu seride toplam 10 kitap ile karşılacaksınız. bunun sebebi shannra'nın kılıcı'nın 3 kitap olarak basılmasıdır. sonrasında durum değişti mi onu bilemiyorum.
neyse nefeslendik, yorucu olmayan bir seri okuduk. hala fantastik kurgu kitap okuma isteğiniz varsa bir ''fantastik kurgu'' efsanesi olan melnibonelu elric ve kılıcı ''fırtına yaratan'' ile tanışma vaktiniz geldi demektir. micheal moorcok'un bu karakteri yaratmış olması dahi ''fantastik kurgu edebiyat'' için önemli bir mihenk taşıdır. farklı bir yol farklı bir karakter... işin büyüsünü kaçırmamak için çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. okuyun ve görün denilesi bir eserdir. yalnız seriyi önerdiğim bazı arkadaşlarım türkçe basımlarını bulamadılar. o sorun halen devam ediyor mu bilemiyorum. tek bildiğim ne yapıp edip, bulup okumanız gerekliliğidir.
baktık kaptırdık gidiyoruz. zebellah gibi bir seriyi okuyacak gücümüz ve inancımız var demektir. robert jordan imzalı ''zaman çarkı'' bunun için biçilmiş kaftan... 14 kitaplık dev bir seri...
ursula k. l guin ve tolkien'den bahsetmeye gerek bile yok. zaten okudunuz ya da okuyacaksınız.
benden bu kadar. keyifli okumalar.
devamını gör...
sadece aptallar 8 saat uyur
erdal demirkıran tarafından yazılan kitabın ana fikri, başlığında açıkça yazıldığı gibi aptal insanların gününün üçte birini uyuyarak geçirdiği düşüncesidir. kitap kısaca insan ömrünün yaklaşık altmış yıl olduğunu ve bu altmış yılın yirmi yılını uyuyarak geçirmenin saçma olduğunu, alışkanlıklar sayesinde bu süreyi kısaltabileceğimizi anlatmış. yıllar önce okuduğumda bana mantıklı gelen bu fikre ‘ya cidden yirmi yıl uyumak nedir! ‘ diye tepki vermiştim. şimdi ise insan vücudunun uykuya nasıl muhtaç olduğunu ve günde en az yedi saat uyumanın ihtiyaç olduğunu anlıyor ve destekliyorum. yapılan birçok araştırma, konuyla alakalı yazılan onlarca makale var; kimileri az uykuyu savunurken kimileri ise en az yedi saat diyor. tartışmaya oldukça açık bir konu.
devamını gör...
sosyal medya detoksu
hesaplarınızı, bildirimlerinizi hatta komple tüm elektronik cihazlarınızı kapatarak bi süre kafa dinlemektir. tabi öncesinde ailenize ve yakın arkadaşa haber veriniz ki öldü sanıp kapınıza dayanmasınlar.
zamanınızın kendinize yetmediğini hissediyosanız bu detoksu bi deneyin. ister bi hafta, ister bi ay hatta yıl. eminim kaçırdıklarınıza değicektir. çünkü bu süreci kendinizi geliştirmeye adayacağınızı varsayıyorum.
zamanınızın kendinize yetmediğini hissediyosanız bu detoksu bi deneyin. ister bi hafta, ister bi ay hatta yıl. eminim kaçırdıklarınıza değicektir. çünkü bu süreci kendinizi geliştirmeye adayacağınızı varsayıyorum.
devamını gör...
yol boş olduğu halde yayaya yeşil yanmasını beklemek
yaklaşık 10 yıl kadar öncesinde hollanda merkezli bir firmada bir yıl süre ile çalışma fırsatım olmuştu. bu aynı zamanda benim ilk yurt dışına çıkışımdı.
ilk başlarda anlam verememiştim bu olaya. insanalar ışıkta araba olmamasına rağmen bekliyorlardı. tabi bende bekliyordum onlarla beraber.
sonra geldik buraya, dedim artık avrupa görmüş adamsın ışıkta bekleyiver bir zahmet.
şimdi bizim buralarda bir ışık var yayaya sürekli kırmızı yanıyor. yıllardır böyle. medeni insan olsan sonsuza kadar bekle orada.
yani anlayacağınız medeniyet sadece toplumsal değil birazda altyapısal bana göre.
ayrıca başka bir medeniyet göstergesi olarak
(bkz: kaydıraktan kayarken arkadan kayılması)
ilk başlarda anlam verememiştim bu olaya. insanalar ışıkta araba olmamasına rağmen bekliyorlardı. tabi bende bekliyordum onlarla beraber.
sonra geldik buraya, dedim artık avrupa görmüş adamsın ışıkta bekleyiver bir zahmet.
şimdi bizim buralarda bir ışık var yayaya sürekli kırmızı yanıyor. yıllardır böyle. medeni insan olsan sonsuza kadar bekle orada.
yani anlayacağınız medeniyet sadece toplumsal değil birazda altyapısal bana göre.
ayrıca başka bir medeniyet göstergesi olarak
(bkz: kaydıraktan kayarken arkadan kayılması)
devamını gör...
neoliberalizm
kapitalizmin fiktif olarak kendisini yenilemesidir. öğretileri hemen hemen aynıdır. 1978'de ilan edilen washington uzlaşısıyla mutabık kılınmıştır.
devamını gör...
elini tutmak için izin isteyen adam
elini verip kolunu kaptırma
devamını gör...
evde takım elbise ile gezen elit
boğaza karşı "çay"'ını* içerken hain planlar tasarlayan, klasik bir zengin-fakir temalı türk dizisi karakteridir.
devamını gör...
telaffuz edilmesi güzel kelimeler
vaveyla, çığlık.
arapçadan dilimize geçmiş bir kelimedir. aynı zamanda namık kemal'in bir şiirinin adıdır.
seslerin estetiği sanırım bu kelimenin güzelliği. içinde barındırdığı ızdırap da elbette bir parça çekmektedir kendine.
şikeste, kırık.
tevfik fikret'in rubab-ı şikeste adlı kitabıyla tanıştığım sonrasında kendime en yakın hissettiğim kelimedir kendisi. farsçadan dilimize geçmiştir.
ne zaman kalbim kırılsa, ne dem kendimi yalnız bükük hissetsem, ne dem sızlasa özlemlerim hep bir "şikeste" hissederim kendimi. bütünlenemediğimden şikesteyim ben.
arapçadan dilimize geçmiş bir kelimedir. aynı zamanda namık kemal'in bir şiirinin adıdır.
seslerin estetiği sanırım bu kelimenin güzelliği. içinde barındırdığı ızdırap da elbette bir parça çekmektedir kendine.
şikeste, kırık.
tevfik fikret'in rubab-ı şikeste adlı kitabıyla tanıştığım sonrasında kendime en yakın hissettiğim kelimedir kendisi. farsçadan dilimize geçmiştir.
ne zaman kalbim kırılsa, ne dem kendimi yalnız bükük hissetsem, ne dem sızlasa özlemlerim hep bir "şikeste" hissederim kendimi. bütünlenemediğimden şikesteyim ben.
devamını gör...


