paparazziler tarafından köşe bucak aranan günün ünlüsü olmayı başarmış yazarımız.

(bkz: günün ünlüsü yazarımız)
devamını gör...

tuşlu telefondan ios'a geçiş yapmaktan bir tık daha kolay olabilecek durumdur.
devamını gör...

ingiliz matematikçi ve bilgisayar bilimcisi alan turing'in 1950'de ortaya attığı, bugün yapay zekâ olarak bildiğimiz teknolojinin temeli olan test.

kısaca şöyle;

bir sorgulayıcı var ve bir soru - cevap etkinliği düzenleniyor. sorgulayıcı, bir klavye ya da ekran aracılığıyla, konuşma olmaksızın bir insanla bir makineyi aynı anda sorguluyor. bu arada makineyi de, insanı da görmüyor. bir dizi soru ve cevabın ardından, eğer sorgulayıcı hangisinin insan, hangisinin makine olduğunu net şekilde anlamazsa, makine turing testini geçmiş sayılıyor.
devamını gör...

kötü hissediyorum. içimde biraz öfke var, bir o kadar da hüzün.
sebebi ne inanın ki ben de bilmiyorum. doluyum kalbime kadar. insanların kibri, kabalığı, boşboğazlığı, egosu artık sinirime dokunmaya başladı. her yerde varlar. yolda yürürken, markette, otobüste, sözlükte her yerdeler.
özellikle sanal alemde normal hayatında kedi gibi olanlar aslan gibi kükrüyorlar. dev bir ego ve kibirle dolular. nazik ya da kibarsan eğer tepene biniyorlar. düzgünce konuşmaktan, laftan, sözden anlamıyorlar. küstah ve samimiyetsizlik dolu cümlelerini sınırsız kibirle süsleyip koyuyorlar önüne. yemin ederim intihar filan ederler diye korkuyorum yoksa ağlatacağım da onları...hoş onu da yapamam, üzülürüm sonra. niye? kafa yok. ah ailem beni böyle yetiştirmeyecekti ki o patavatsızların hakkından gelecektim.
neyse, bu kadar. derdini seveyim diyenler, ayıp oluyo be. hassas kalpli olmak benim derdim. tedavisi de yok ki. bir de iyi geceler dilerim.
devamını gör...

maske takmak.
devamını gör...

insan dediğin üç beş damla kan ve yüz binlerce endişedir.
devamını gör...

(bkz: keko)
devamını gör...

çok zor bir soru ama 'hazar' koyardım.

tanım: tek bir çocuğumuz olsa ismini ne koyardık sorusuna cevap verdiğimiz başlıktır.
devamını gör...

42' lik bir ağabeyiniz olarak sonuna kadar katıldığım gözlemlerdir.
şimdi diyeceksiniz ki, ulan 42 yaşına gelmişsin, burada ne işin var? ne yapayım, bir çok akranım gibi yanlarım ağrıyarak survivor mı izleyeyim, eşim kahvaltı bıçağının ucunda soyulmuş elma, portakal dilimleri verirken bana ? evden çalışıyorum, bilgisayar hayatımın parçası. arada sırada da açıp bakıyorum, ne olmuş ne bitmiş diye. sonra bakıyorum ki tanımdan ziyade , 5. sınıf durum komedisi başlıklıarı falan... geldik, sevdik, beğendik. sonu benzemez umarım diğer sözlüklere...
devamını gör...

basketbol ve interaktif sözlüklerin başlıca kelimesi. bir de kuş olanı vardır ki o bunlar kadar ünlü değildir.
devamını gör...

sözlükte "herbokolog" sayısının düşük olduğunu gösteren tespit.

herkes her konuda bilgi sahibi olunca açılan her başlığa katılım yüksek olur haliyle. ama insanların güzel başlık denilen ya da gündem olan başlıklara ilgi göstermemesi söyleyecek sözü olmadığından ya da söylemek istememesinden kaynaklıdır. açıkçası sırf entry olsun diye bir şeyler yazılmasındansa yeterli sayıdaki bilgi içerikli girdiler kafidir bana göre.

diğer sosyal medya uygulamalarından alışılagelen hızlı akış burada olmayınca biraz sıkılıyor sanırım yazar arkadaşlar.
devamını gör...

gelmemiş, gelmeyen ve gelmeyecek olan.
devamını gör...

geçmişte düdüklü tencere patlaması ile ilgili anısı veya duyumu olan birisinin sahip olabileceği fobi. bu fobiye sahip olanların sayısı da az değildir.

şahsen ben her ne kadar teknolojisi gelişmiş olsa da düdüklü tencereye bomba gözüyle bakıyorum. misafirliğe gittiğim evde ben kılpayı kurtulmuş olsam da kuzenim maalesef nasibini almış, uzun süre yanık tedavisi görmüştü. o zamandan beri ocakta düdüklü tencere olan mutfağa girmem.
devamını gör...

rus sineması’nın yükselişte olan yönetmenlerinden olan yuriy bykov'un karanlık filmi. film umursamazlık, o günün rusyasında olan kendini kurtarma, gelir adaletsizliği, rüşvet gibi konulara öyle bir parmak basıyor ki en aptal olanın anlayacağı bir şekilde. hikayemizin merkezinde sıradan babası ile tesisatçılık yapan dima yer almaktadır. dima iyilik sever dürüst namuslu bir adamdır fakat sosyal konular ve siyasetl ile de ilgilidir. aslında hayatı her hece kırılıp tamir ettiği evinin önünde olan bank gibidir. her gece sarhoş uyuşturucu etkisinde olan gençler kavga eder kırar, o da babası ile bıkmadan usanmadan tamir eder, hayalinde olan toplum gibi. filmin esas başlangıcı patlayan boruyu tamir etmek için gittiği fakir bir semtte olan binanın yıkılacak olduğunu farketmesi üzerine annesinin yardımıyla o gece doğumgününü şehrin ileri gelenleri aslında pisliğe batmış olanları ile kutlayan belediye başkanına aktarır ama eğlencede bulunanların umrunda değildir o binadakiler sadece kendi keseleri umurlarındadır ve bunun için herkesi harcayabilirler dimayı bile. bir süre sonra dima önemli bir karar ile başbaşa kalacaktır ya kendi canı ya binada olanların canı.

karanlık film sevenler için kaçırılamayacak bir yuriy bykov ustalığı.
devamını gör...

merdumlerin bir araya geldiği herhangi bir oluşum "kötü olabilir mi?" diye düşündüren yayın.
sonunda eteklerdeki taşlar dökülecek demek ki, merakla beklemedeyiz efendim.
canım merdumgiriz_'ime, sevgili merdumkaptan ve merdümgirizbirdeli'ye çokça başarı, bolca dinleyici diliyorum. yerimizi aldık, keyifli yayınlar şimdiden!
devamını gör...

gerçeklerden kaçmak için.
hayaller de olmasa insan nefes alamaz.
mesela annem hayal kurmaz. gerçekleşmeyeceğini söyler çünkü şimdiye kadar birçok hayali gerçekleşmemiş.
ben kurarım. gerçekleşir, gerçekleşmez pek bilemem, gerçekleşmesi için çabalarım ama kurmaktan asla vazgeçmem, vazgeçemem.
hayali olmayan insan mutsuz gelir bana, geçmişe takılı kalmış gibi.
hayal kurmak güzeldir, gece uykuya dalmadan önce kurulması elzemdir.
devamını gör...

kanada kanunlarina gore solugu hapishanede almaniza neden olacak bir suctur. isin daha da enteresan tarafi, evinizde hirsizin basina bir ev kazasi gelmesi durumunda aleyhinizde size dava acabilir...
devamını gör...

devamını gör...

yolda kulaklıkla müzik dinlerken klip çekiyormuş gibi yürümek.
devamını gör...

emre aydın'ın kağıt evler albümünün dördüncü şarkısıdır.

bu şarkıyı her dinlerken "ne kadar doğru tespitler yapıyor bu adam." diyorum kendi kendime. bu şarkıyı üç sene sonra tekrar dinleyeceğim, ayrılığın dördüncü yılında dinleyip kendimce bir analiz yapacağım. ne değişti hayatımda o günden bugüne kadar. küçük bir geriye bakış niteliğinde. "tam dört yıl olmuş dün." dedikten sonra yüzümde ılık bir gülümseme olacak. güzel zamanlardı diyerek dinleyip geçeceğim bu şarkıyı.

"imkansız olmuşuz
hayattayken üstelik."

ve

"ne kadar istemiştim
nelerden vazgeçmiştim
bir şey olmak için
hayatında senin"

kısımları beni alır, anılar denizinde küçük bir yolculuğa çıkarır. fotoğraflar çok acımasız. onun gözünde artık hiçbir şey olduğum insanla yan yana gülüyorum, sarılıyorum, eğleniyorum. ama gerçeğe döndüğünde farkı anlıyorsun. anılar denizi fırtınalı, rüzgar sert estiğinde kıyıya varmazsan gözyaşlarına tutuluyorsun. uykusuz geceleri geri getiriyor yorgun gözlerin. bu yüzden anıyı bırakıp anı yaşamak daha mühim. "tam dört yıl olmuş dün." diyerek ardından ılık bir gülümseme ile son fotoğrafa da bakıp o albümünü kapatabilmek gerek.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim