doğru bilinen yaygın yanlışlar demektir. mesela hümanizm ile humaniteryenizmi birbirine karıştırmak buna bir örnektir. bütün insanları seven, merkeze ne ümmeti ne milleti ne şunu bunu almayıp sadece insanı alan, insansever kişidir humaniteryen. oysa hümanist tanrı merkezli bir anlayıştan insan merkezli anlayışa geçen, dinî dogmalardan sıyrılıp aklı ön plana alan, sekülerleşmenin önünü açan, aydınlanma çağına giden yolu döşeyen kişidir. insansever olmakla gram alakası yoktur. aynısı "vasat" kelimesi için söylenebilir. vasat "orta" demektir. oysa çoğu insan bu kelimeyi kötü anlamında kullanmaktadır.
devamını gör...

ülkemde o kadar beklenmedik bir durum ki uzaylı muamelesi görürsün. bir anımla birkaç dakikanı çalayım sözlük. evvel zaman yıpratan bir ilişkim vardı, gene bir gece seansı kavgası esnasında kendimi sokağa attım. sinirden bir tuborg shot aldım hem içtim hem kavga aynı güzergahta volta atıyorum. bir süre sonra kahraman türk polisi devriye mesaisi ekibi beni fark etti ve tabi ki yanıma durdu. gece saat 2 olduğundan biraz daha tribe girdiler, üstümü aramalar, keskin şüpheci bakışlar falan. shot kutusunu da sokağa atmayayım diye cebe atmıştım. bunu neden cebinde taşıyorsun sorusu geldi tabii ki aramada, sokağa çöp atmayayım diye cevabıma polis kardeşin cevabı gözlerini iri iri açarak ''vaaay'' olmuştu.
devamını gör...

en son ne zaman yalan söylemiştim? hatırlayamıyorum gerçekten. error 502. direkt söylüyorum konuşmaktan sıkıldım, me time yapıcam. acı gerçekleri suratlara çarpmak o kadar basit ki, yalanı lüzumsuz kılıyor nezdimde. yanlışlıkla gaddar, püripak bir insan çıktım, yazarken de aksiyonsuz, monoton hayatıma küfredesim geldi. sövecek sözü varmış dilimin.

yeni yalanlarla yeni anılar mı biriktirsek? nope. prensiplerime aykırı. *
devamını gör...

mor ve ötesi grubunun ismi konusunda ne derece ilham kaynağı olduklarını sorgulatan efsane grup.
devamını gör...

ekip yine yardimlasma konusunda tam on ikiden vurdu. bu ne guzel bir kampanya boyle! yardimlasmak, birinin gonlune dokunmak cok guzel de, soz konusu bir de cocuklar olunca mesele ayri anlamlasiyor. kimsenin kayitsiz kalmayacagina inaniyorum, ozellikle bu koronalı gunlerde cocuklari sevindirmek ayri bir anlamli sanki. ..
devamını gör...

aslında kafa yapıları fizyolojik yapılarının -15 dir.

ayriyeten tecrübeleri benim için bir altın değerindedir.
devamını gör...

1 haziran 1780, burg - 16 kasım 1831. kendisi savaşı "çok geniş bir düellodan başka bir şey değildir" olarak tanımlar ve magnum opus'u olan "savaş üzerine" eseri okuması ve anlaması bir hayli ilgi isteyen bir iş olsada, günümüzde neredeyse her ordunun akademik açıdan temelini oluşturur. büyük moltke (bkz: büyük moltke helmuth von), erich ludendorrf, gibi kişileri etkilemiş ve alman ordularını buna göre reform ettirmiştir. kendiside napolyon savaşlarında yer almış bir subay olarak, prusya ordusunun 1806 jena-auerstedt muharebesinde aşşağılayıcı bir yenilgiye uğramasını görmüş ve ayrıca bu muharebede fransızlara esir düşmüştür. prusya'ya geri döndükten sonra kendisini diğer reformcu generaller (yakın arkadaşı ve öğretmeni olan scharnhorst göz önünde bulundurlması gereken bir kişidir) ile prusya ordusunu reform etmeye adamıştır. 1812'de prusya napolyon'un rusya işgaline fransız tarafında katılmak zorunda kalınca, clausewitz vatanseverliğinden dolayı prusya ordusundan istifa etmiştir ve rus ordusuna napolyona karşı savaşmak için katılmış ve borodino muharebesinde yer almıştı hatta savaş ve barışta bile söz edilir. napolyon rusyadan geri çekilirken grand armée'ye dahil olan prusya krallığının gönderdiği prusyalı kolordusu, tauroggen antlaşması ile savaştan çekilmesinde clausewitz'in rolü büyüktür. napolyon rusya'dan geri çekilince rus-prusyalı lejyonu prusya ordusuna 1815'de entegre olunca prusya ordusuna albay olarak yeniden girmiştir. 1815 seferinde thielmann'ın kurmayı olmuş ve wavre muharebesinde bulunmuştur. 1818'de generalliğe terfi etmiştir. hayatının geri kalanın'da savaş üzerine eserini tamamlamıştır ama bu eserin ölümünden sonra karısı marie von clausewitz tarafından düzenlenip yayımlanmasını istemiştir. çağdaşlarından antoine henri jomini fransız ordusunun clausewitz'i olarak görülebilir ve bu iki kişi kitaplarında birbirlerinin teorilerine değinir ve eleştirirler. jomini'nin baş yapıtı olan savaş sanatı, clausewitz'in savaş üzerine eseriyle karşılaştırıldığında, jomini, genellikle orduya taktik ve kendisinin ortaya attığı grand taktik düzeyinde tavsiyeler verirken clausewitz'in eseri, savaşı felsefi açıdan inceler ve savaşa her türlü savaş biçimine uyarlanabilecek bir sistem vermeye çalışır.
devamını gör...

seray şahiner'in 2014'te can yayınları'ndan basılan kitabı...kitap içeriği bu coğrafyanın ve o müthiş(!) anadolu irfanının kanayan yarasından, kadına uygulanan her türlü şiddetten oluşmaktadır.

kitap bütününde okuyana bir çok soru soruyor aslında seray şahiner:

''siz hiç gazetede 'kocası karısına tecavüz etti' diye haber okudunuz mu? evliyken olan tecavüzü kimse tecavüzden saymaz...''

leyla'yı anlatıyor kitapta seray şahiner...

leyla'nın ailesini anlatıyor. anasını, babasını, akrabalarını, komşularını, kocasını, çocuğunu anlatıyor. leyla'yı okuyorsunuz bu kitapta ama okumakla kalmıyor, kadın erkek fark etmeksizin okuyan herkes gibi leyla oluyorsunuz. patlayan dudağınızdan akan kanın tadını alıyorsunuz satır aralarında. devrilen sofraların, kırılan tabakların, kudurmuş bir köpek gibi havlayan bir erkeğin bağırışlarına karışan ağlayan bir çocuk sesini işitiyorsunuz sık sık...

leyla'yı anlatıyor bu kitapta seray şahiner. leyla'nın patronunu... abi dediği patronunun leyla'ya uzanan ellerini anlatıyor, leyla'nın rızası dışında tenine işleyen salyalı nefesini anlatıyor...

leyla'yı anlatıyor seray şahiner bu kitapta... hem de öyle eğip bükmeden, ima etmeden, net bir şekilde anlatıyor... süslemeden anlatıyor leyla'yı seray şahiner; zira ailesi leyla'yı dayakla, morluklarla, kan kırmızısı ile süslüyor. seray şahiner işte bu süslemeyi anlatıyor bu kitapta...

bu kitap içeriğinden ötürü 'müthiş' diyemeyeceğim bir kitap. kitap hak etmediğinden değil, bu coğrafyada yaşanan bu rezilliği midem kaldırmadığından, duyduğumda metanetle yaklaşabileceğim sabır artık bende kalmadığından diyemiyorum...

anneler, babalar!!
anne ve baba adayları!!
gözlerinizi kaçırmayın lütfen.
kafanızı çevirmeyin...
bu kitabı okuyun ve evlatlarınız başka leyla'ları mağdur etmesin...
okuyun!
okuyun ki leyla'larınızı siz de dahil kimse mağdur edemesin...

ayrıca nihal yalçın aynı isimli tek kişilik bir oyun olarak bu kitabı tiyatroda oynamıştı. semaver kumpanya'da 3 kere izledim bu oyunu. ilk izlediğimde metni okumadan izlemiştim. sonraki iki deneyimim metni okuduktan sonra olmuştu. daha da vurucu olmuştu. artık oynamıyor.. oynar mı onu da bilmiyorum... oynarsa izlemeniz de tavsiyemdir...
devamını gör...

takibe aldığım kaliteli bir kafa sözlük yazarı.
devamını gör...

sadece tarikatların elinde bulundurduğu şirketler okullar vs. bakıldığında anlaşılacak durum. tüm seçimlerde sol partide olsa siyasi liderler cemaatler ile anlaşır, devlette kadro sözü verir, karşılığında da oy sözü alır. ayrıca büyük sermaye sahibi olduklarını için gözden çıkarılamazlar. avrupada feodalizm varsa bizde de tarikatlar var. cumhuriyet bile bunu yıkamamıştır. günümüze kadar güçlerini artırarak devam etmişlerdir. sadece feto örneğini biliriz son yıllarda ama fetö'den hallice etkin ve zengin cemaatler şuanki mevcut devlet kadrolarındadırlar. mehmet ali birand'ın şöyle güzel bir belgeseli de vardır.
devamını gör...

(bkz: belediye çalışıyor)
devamını gör...

bunları yönetici seçen kişilerin de kültürleri bu seviyede olduğu için pek abes bir şey bulunmayan tartışmadır.
devamını gör...

en en en favori yazarim. tanimlamalari kitap gibi ogretici. ya o kibarligi, naifligi ve hos sohbetine ne demeli? her anlamda dort dortluk biri. yazdiklarini okumakta, tanismakta zevkti benim icin. "guzel insanlar" listeme birini daha ekledim, mutluyum...
devamını gör...

türkiye simülasyonunda başka bir gün.

bu iş böyledir. ses çıkaramayacak olan bu muameleyi görür. daha geçende tıka basa dolu kongreler yapıldı, her yerde toplantı gösteri had safhada. hiç işlem yapıldığını gören var mı? olamaz. anca garibana efelik bizimki.

1-2 güne tvlerde vali/kaymakam/bb tarafındanı şov eşliğinde cezanın iptal olduğu, yardım yapıldığı çarşaf çarşaf yayınlanır biz de görürüz.
devamını gör...

javier bardem,robin williams,giancarlo esposito,hugh laurie,jonathan banks. bu liste çok uzar sanırım.
devamını gör...

"things you own end up owning you."
yani : "sahip oldukların sonunda sana sahip oluyor"

(bkz: fight club)

tyler durden bu sözü edward norton'a * gereksiz tüketim alışkanlıkları yüzünden eşya bağımlısı olduğunu ve onun maddeler karşısında köleleştiğini belirtmek için kullanır. ancak insanlar canlı nesneler karşısında da bu sözü hakedecek durumlara gelebiliyor.

efsane bir repliktir. sinema tarihine olduğu kadar, popüler kültür jargonuna da girmiştir.
devamını gör...

kalbim seni bir yaz kuşu dinler gibi dinler

devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çok zehirli bir bitkidir, güzel görünümüne aldanmamak lazım. tadına bakmamak, bitkinin özsuyuna temas ettikten sonra eli yüze-göze sürmemek gerekir. yoksa ne ağzınız ne de gözleriniz kalmasını istediğiniz gibi olmayabilir.

diğer ismi "zehir, zehirli" anlamındaki ağu sözcüğüdür. zıkkımın kökü ifadesinin orijinali de cehennem çiçeği olan zakkumun kökü'dür aslında.
devamını gör...

bu ülkede başlangıçtan itibaren direkt dram tadında başlıyor yeğenn!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim