ateizm
ateizm tanrı fikrine, tanrılara, dinlere, ruhsal varlıklara ve metafizik inançlara inanmayı reddeden bir düşünce akımıdır. ateistler, ilahi bir gücün evreni yoktan var ettiği ve tüm yaratıkların üzerinde mutlak denetimi olduğu fikrini kabul etmezler. ateistlere göre, dinlerin varlığı, dini temellendirme gibi dini konular ateizmin tartışma konusu değildir. çünkü onlar için dinle ilgili her şey metafiziktir.
yaygın bir kullanımla ateistler, tanrı tanımaz veya tanrıyı inkâr eden kişi olarak adlandırılmayı kabul etmezler. çünkü onlar için tanrı yoktur ve olmayan bir tanrının inkâr edilmesi yanlış bir ifadedir.
ateistler, tanrı inancını ve şu anki semavi dinlerin teist görüşünü kabul etmezler. ama bu durum tanrının var olmadığına inanmak değildir. bunun yerine tanrının var olduğuna inanmamak şeklinde özetlenebilir. buradaki ayrım ateizm bir inanç olmadığı için önemlidir.
ateizm, tanrının var olmadığını kanıtlama yükümlülüğünde de değildir. çünkü zaten ateistlere göre tanrı kavramları, dinlere, toplumlara hatta kişilere göre çok değişkendir. aynı dine mensup kişilerde bile oldukça farklı görüşler ve fikir ayrılıkları mevcut iken ortaya kapsamlı bir kanıt sunulması olanaksızdır.
yaygın bir kullanımla ateistler, tanrı tanımaz veya tanrıyı inkâr eden kişi olarak adlandırılmayı kabul etmezler. çünkü onlar için tanrı yoktur ve olmayan bir tanrının inkâr edilmesi yanlış bir ifadedir.
ateistler, tanrı inancını ve şu anki semavi dinlerin teist görüşünü kabul etmezler. ama bu durum tanrının var olmadığına inanmak değildir. bunun yerine tanrının var olduğuna inanmamak şeklinde özetlenebilir. buradaki ayrım ateizm bir inanç olmadığı için önemlidir.
ateizm, tanrının var olmadığını kanıtlama yükümlülüğünde de değildir. çünkü zaten ateistlere göre tanrı kavramları, dinlere, toplumlara hatta kişilere göre çok değişkendir. aynı dine mensup kişilerde bile oldukça farklı görüşler ve fikir ayrılıkları mevcut iken ortaya kapsamlı bir kanıt sunulması olanaksızdır.
devamını gör...
hal hatır sormadan konuya giren insan
samimi olduğunu düşündüğüm insandır.
derdi neyse, gevelemeden yapmacık hareketlerle giriş yapmaz, direkt niyetini söyler. ha sever miyim bu tip insanları, tartışılır.
derdi neyse, gevelemeden yapmacık hareketlerle giriş yapmaz, direkt niyetini söyler. ha sever miyim bu tip insanları, tartışılır.
devamını gör...
başlıkların altına size ne diye yorum yapmak
benim de garipsediğim bir durumdur. temel amaç zaten bir fikirin ortaya atılması sonrası fikirlerin beyan edilmesi olan bir mecrada -bazı durumlarda tek cümlelik bkz vermeyi vs. ayrı tutarak- doğrularınızla çelişen farklı bir fikire neden öcüymüş gibi bundan bize ne olması ve peki bundan size ne olması gibi bir bkz'nin neden ortalığa öylece bırakıldığını anlamıyorum. eğer bundan size veya bize ne ise tanım girmeyebilirsiniz, çok basit bir olgu bu. her konuda fikir belirtmek ya da farklı fikre saldırmak zorunda değil kimse. efendi uslu tartışıp olaysız dağılalım, nedir yani. çok mu zor?
devamını gör...
ihsan oktay anar'ın 6 yıldır kitap çıkarmaması
yok zaten çıkarmayacak sıkılmış kitap yazmaktan bütün kitaplarını okumuş biri olarak çok özlüyorum ama çıkarmayacak yeni bir kitap.
zaten pek sevmiyor bu işleri göz önünde olmak söyleşilere katılmak haz etmediği şeyler değişik bir tarzı var (çok seviyorum) .
ayrıca birisi ihsan hocaya başka isimle kitap yazmasını önerse kesinlikle kabul eder (tabi sıkı okurları tanır).
ayrıca kendisi bilgisayarına birileri ulaştı diye bir kitabı yayınlamaktan vazgeçen bir insandır değişiktir.
evet okuduğum içeriği buldum buraya ekleyeyim bırakabilirim demişti sanırım bırakmış kendisi.
t24.com.tr/haber/ihsan-okta...
edit: tiamat okuyun, okutturun. kararından döndüğü için çok mutlu oldum.
zaten pek sevmiyor bu işleri göz önünde olmak söyleşilere katılmak haz etmediği şeyler değişik bir tarzı var (çok seviyorum) .
ayrıca birisi ihsan hocaya başka isimle kitap yazmasını önerse kesinlikle kabul eder (tabi sıkı okurları tanır).
ayrıca kendisi bilgisayarına birileri ulaştı diye bir kitabı yayınlamaktan vazgeçen bir insandır değişiktir.
evet okuduğum içeriği buldum buraya ekleyeyim bırakabilirim demişti sanırım bırakmış kendisi.
t24.com.tr/haber/ihsan-okta...
edit: tiamat okuyun, okutturun. kararından döndüğü için çok mutlu oldum.
devamını gör...
tanımlarını kimin oyladığını kontrol eden yazar
benimdir, çok sevdiğim eylemdir. aralarında hala profilini, tanımlarını incelemediğim var ise inceler kimisiyle iletişim kurar nazikçe iki kelam ederim. sosyal bir sözlük olmak bunu gerektirir, yabani olmanın gereği yok.
devamını gör...
jurnal
*ispiyoncu
*günlük
*başka dillerde günlük, gazete
*abdülhamit in saray ici ve dışındaki olaylardan haberdar olmak için kullandığı kimselere verilen ad.
*cemil meriç kitabı
bence yakın anlamı muhbir.
*günlük
*başka dillerde günlük, gazete
*abdülhamit in saray ici ve dışındaki olaylardan haberdar olmak için kullandığı kimselere verilen ad.
*cemil meriç kitabı
bence yakın anlamı muhbir.
devamını gör...
nickaltı
kontrol hakkı nick sahibine verilmesi gerektiğine inanıyorum.
sonuçta kendi başlığı. istenmeyen tanımların da rahatsız etmesinin önüne geçilir bence.
sonuçta kendi başlığı. istenmeyen tanımların da rahatsız etmesinin önüne geçilir bence.
devamını gör...
10000 karma puanı
an itibariyle geçtiğim karma puanı.
(bkz: bu gurur hepimizin)
(bkz: bu gurur hepimizin)
devamını gör...
people are strange
the doors'un güzel şarkılarındandır. solistleri efsane jim morrison gene bir gün depresyondayken grubun gitaristi
robby krieger'ın evine gider, içim sıkılıyor haydi dışarı çıkalım der ve gün batımını izlemek için los angeles yakınındaki bir kanyona giderler, morrison orada "if you're strange, people are strange" der ve şarkının sözlerini orada yazmaya başlar:
robby krieger'ın evine gider, içim sıkılıyor haydi dışarı çıkalım der ve gün batımını izlemek için los angeles yakınındaki bir kanyona giderler, morrison orada "if you're strange, people are strange" der ve şarkının sözlerini orada yazmaya başlar:
devamını gör...
yazarların bıktığı durumlar
tanıdık ses olmaması...
devamını gör...
edgar
mutlu ve zengin anlamına gelen bir isimdir. ayrıca ismin eski anlamları arasında mızrak ve yaralanmak da vardır. fonetik olarak çok etkileyici bir yapısı olan ismin sahibi olan kişiye bir karizma sağladığına dair bir his var içimde.
bu isme sahip olan bazı tanınmış isimlere baktığımızda ismin anlamının bu karakterlerde vücut bulmuş olma ihtimalini düşünmeden edemiyorum.
bu isimlerden ilki edgar allen poe elbette korku ve polisiye edebiyatlarının babalarından biri olan, gotik edebiyatının en iyi örneklerini veren poe, morgue sokağı cinayetleri öyküsü ve özellikle de kuzgun şiiriyle hafızalarda değişmez bir yer edinmiştir. amerika’da her sene en iyi korku eserlerine verilen ödül de bu ünlü yazarımıza saygı olarak edgar ödülleri olarak anılır.

bir diğer isim ise j. edgar hoover fbi’ın ilk yöneticisi olan hoover hayatı boyunca tartışmalı bir karakter olmaya devam etmiş ve hakkında sürekli olarak yasadışı konulara bulaştığına dair iddialar ileri sürülmüştür. 2011 yılında clint eastwood tarafından çekilen ve leanardo di caprio’nun hoover’ı canlandırdığı kötü bir film de çekilmiştir.

üçüncü edgar’ımız edgar davids. hollanda milli takımın gözlükleri ile efsane olmuş orta saha oyuncusu edgar ajax, milan, inter, juventus, barcelona gibi üst düzey takımlarda futbol oynamıştır. glokom hastalığı nedeniyle takmak sorunda kaldığı gözlükleri ve rastalı saçları ile unutulmazlar arasına girmeyi başarmıştır.

son edgar’ımız ise aslında ünlü değil ama avrupa’nın üzerinde dolaşan hayaletin haberini bize ilk veren kişi olan şirin baba karl marx’ın sekiz yaşında hayatını kaybeden oğlu. edgar’ın ölümüyle adeta yıkılan marx kendini oğlunun mezarını içine atacak kadar yıkılmıştır. edgar’ın ölümünün marx üzerindeki olumsuz etkisi hiçbir zaman bitmemiştir.

sanırım örnekleri hep birlikte değerlendirince ismin anlamının bu isimlere sirayet etmiş olduğunu görebiliriz.
bu isme sahip olan bazı tanınmış isimlere baktığımızda ismin anlamının bu karakterlerde vücut bulmuş olma ihtimalini düşünmeden edemiyorum.
bu isimlerden ilki edgar allen poe elbette korku ve polisiye edebiyatlarının babalarından biri olan, gotik edebiyatının en iyi örneklerini veren poe, morgue sokağı cinayetleri öyküsü ve özellikle de kuzgun şiiriyle hafızalarda değişmez bir yer edinmiştir. amerika’da her sene en iyi korku eserlerine verilen ödül de bu ünlü yazarımıza saygı olarak edgar ödülleri olarak anılır.

bir diğer isim ise j. edgar hoover fbi’ın ilk yöneticisi olan hoover hayatı boyunca tartışmalı bir karakter olmaya devam etmiş ve hakkında sürekli olarak yasadışı konulara bulaştığına dair iddialar ileri sürülmüştür. 2011 yılında clint eastwood tarafından çekilen ve leanardo di caprio’nun hoover’ı canlandırdığı kötü bir film de çekilmiştir.

üçüncü edgar’ımız edgar davids. hollanda milli takımın gözlükleri ile efsane olmuş orta saha oyuncusu edgar ajax, milan, inter, juventus, barcelona gibi üst düzey takımlarda futbol oynamıştır. glokom hastalığı nedeniyle takmak sorunda kaldığı gözlükleri ve rastalı saçları ile unutulmazlar arasına girmeyi başarmıştır.

son edgar’ımız ise aslında ünlü değil ama avrupa’nın üzerinde dolaşan hayaletin haberini bize ilk veren kişi olan şirin baba karl marx’ın sekiz yaşında hayatını kaybeden oğlu. edgar’ın ölümüyle adeta yıkılan marx kendini oğlunun mezarını içine atacak kadar yıkılmıştır. edgar’ın ölümünün marx üzerindeki olumsuz etkisi hiçbir zaman bitmemiştir.

sanırım örnekleri hep birlikte değerlendirince ismin anlamının bu isimlere sirayet etmiş olduğunu görebiliriz.
devamını gör...
etimoloji
hobi olarak ilgilendiğim bilim alanı.
favori etimoloji sözlüğüm: "nişanyan sözlük"
kelimelerin nereden geldiklerini ve nasıl evrildiğini öğrenmenin keyfine varmaktır.
favori etimoloji sözlüğüm: "nişanyan sözlük"
kelimelerin nereden geldiklerini ve nasıl evrildiğini öğrenmenin keyfine varmaktır.
devamını gör...
canım aliye ruhum filiz
bazen sıradan şeyler insanı hüzünlendirmeye yeter. bir bakış, bir melodi, ağır ağır yürüyen bir kaplumbağa mesela; acaba ne zamandan beri yollardadır?..
sabahattin ali'nin canı aliye'ye ve ruhu, bir tanecik kızı filiz'e yazdığı mektuplar, o sıradan fakat sıcacık mektuplar da insanı hüzünlendirmeye yeter. belki de ali'nin o feci, hak etmediği sonunu bildiğimizdendir bu. onu can yoldaşı aliye'den, ateşi çıksa endişeden dört döndüğü yavrusu filiz'den, sevdiği ilkbahardan ayıran o sonu düşünür hüzünleniriz. ''ihtiyarlığımda çekilmez biri olacağım hakkındaki iltifatına teşekkür ederim. ama bu tahminin doğru çıkmayacak sanırım. çünkü ihtiyarlayacağımı kim söyledi? hep genç kalacağım.'' sözünün doğru çıkmasına hüzünleniriz.
sıkıntılarla geçmiş bir hayat.. ilkbaharı çok seviyor diye kendisine gül bahçesi vadedilmemiş nihayetinde, mahkemelerde acaba bu sefer kaç ay yatacağım endişesiyle geçmiş günleri. kendi deyimiyle dünyada rahat yaşamak için aptal olmak gerektiğini bildiği halde aptal olmaktansa rahatsız bir yaşam sürmeyi tercih etmiş. bir kadınla tanışmış, mehtaplı gecelerde benim de bayıldığım ay ışığının altında yürüyüş yaparken kendisine eşlik etmesini isteyecek değerde bir kadınmış bu kişi; aliye.
mektuplaşmışlar, birbirlerine içlerini, düşüncelerini, fikirlerini, duygularını açmışlar. sabahattin ali, yazdığı öykü ve şiirleri göndermiş aliye'ye. nahif benliğini kelimelere dökmüş, biz okuyanlara da bıkmadan o güzel sözlerin hepsinin altını teker teker çizmek düşmüş.
içinde müthiş bir neşe, kibarlık fakat aynı zamanda hüzünlü, belki umutsuz bir yön var. en azından 1935'ten 1948'e kadar yazdığı mektuplardan bunu hissettim. sonlara doğru o felaket sonu bildiğimden dolayı gözlerim dolmadı değil. o son mektubu okumak, ve mektubun fazlaca sıradan olması, veda bile edememesi dokundu belki de. gerçi vedalardan da nefret ederim. fakat ''allahaısmarladık'' bile diyememesi haksızlık gibi geldi.
zaten bakarsanız, hakkında inceleme yazılamayacak bir derleme bu kitap. bu kadar sıradan fakat aynı zamanda çok özel mektuplar hakkında ne yazıp çizebiliriz? adam düşünmüş, hissetmiş, sevmiş, merak etmiş, endişelenmiş, yazmış. bize sadece okuduktan sonraki duygu ve düşüncelerimizi paylaşmak düşer.
sabahattin ali'nin canı aliye'ye ve ruhu, bir tanecik kızı filiz'e yazdığı mektuplar, o sıradan fakat sıcacık mektuplar da insanı hüzünlendirmeye yeter. belki de ali'nin o feci, hak etmediği sonunu bildiğimizdendir bu. onu can yoldaşı aliye'den, ateşi çıksa endişeden dört döndüğü yavrusu filiz'den, sevdiği ilkbahardan ayıran o sonu düşünür hüzünleniriz. ''ihtiyarlığımda çekilmez biri olacağım hakkındaki iltifatına teşekkür ederim. ama bu tahminin doğru çıkmayacak sanırım. çünkü ihtiyarlayacağımı kim söyledi? hep genç kalacağım.'' sözünün doğru çıkmasına hüzünleniriz.
sıkıntılarla geçmiş bir hayat.. ilkbaharı çok seviyor diye kendisine gül bahçesi vadedilmemiş nihayetinde, mahkemelerde acaba bu sefer kaç ay yatacağım endişesiyle geçmiş günleri. kendi deyimiyle dünyada rahat yaşamak için aptal olmak gerektiğini bildiği halde aptal olmaktansa rahatsız bir yaşam sürmeyi tercih etmiş. bir kadınla tanışmış, mehtaplı gecelerde benim de bayıldığım ay ışığının altında yürüyüş yaparken kendisine eşlik etmesini isteyecek değerde bir kadınmış bu kişi; aliye.
mektuplaşmışlar, birbirlerine içlerini, düşüncelerini, fikirlerini, duygularını açmışlar. sabahattin ali, yazdığı öykü ve şiirleri göndermiş aliye'ye. nahif benliğini kelimelere dökmüş, biz okuyanlara da bıkmadan o güzel sözlerin hepsinin altını teker teker çizmek düşmüş.
içinde müthiş bir neşe, kibarlık fakat aynı zamanda hüzünlü, belki umutsuz bir yön var. en azından 1935'ten 1948'e kadar yazdığı mektuplardan bunu hissettim. sonlara doğru o felaket sonu bildiğimden dolayı gözlerim dolmadı değil. o son mektubu okumak, ve mektubun fazlaca sıradan olması, veda bile edememesi dokundu belki de. gerçi vedalardan da nefret ederim. fakat ''allahaısmarladık'' bile diyememesi haksızlık gibi geldi.
zaten bakarsanız, hakkında inceleme yazılamayacak bir derleme bu kitap. bu kadar sıradan fakat aynı zamanda çok özel mektuplar hakkında ne yazıp çizebiliriz? adam düşünmüş, hissetmiş, sevmiş, merak etmiş, endişelenmiş, yazmış. bize sadece okuduktan sonraki duygu ve düşüncelerimizi paylaşmak düşer.
devamını gör...
kibrit kutusunun desenli olduğu zamanlar
onlardan koleksiyonun yaptığım zamandı.
kilim desenli olanlarına bayılırdım.
tüm koleksiyonlarıma yaptığım gibi onu da evden birine kızıp atmıştım sonra.
kilim desenli olanlarına bayılırdım.
tüm koleksiyonlarıma yaptığım gibi onu da evden birine kızıp atmıştım sonra.
devamını gör...
ebeveynlerin kabullenemedikleri gerçekler
dünyaya getirdiğin çocuk senin malın değildir. tam tersi; ona borçlusun. madem fikrini sormadan onu bu dünyaya getirdin o zaman “tamam ben oldum” diyene kadar onu desteklemeye devam edeceksin...
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
trafik işaret levhalarına uymak hem medeniyetin geldiği noktayı gösterir, hem de sevdiklerini sensiz bırakmaz. o yüzden trafik işaret ve kurallarına uyalım.
devamını gör...
midlake
sade ve sadece mekaniklikten, yapay ve tutsak olandan, çizgileri kalınlardan, yerinden oynatılamayacak kadar büyük ağırlıklardan uzakta durmanın müziğini yapan grup.
sinestezi böyle bir şey olsa gerek; şarkıları ağaç ve deniz kokuyor.
sinestezi böyle bir şey olsa gerek; şarkıları ağaç ve deniz kokuyor.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
anlatıyor her şey'i net bir şekilde.
özgürlüğün ülkesi..
duman'ın bu albümüde efsanedir.
devamını gör...
sevgilinin avuç içini öpmek
gözlerimden öptü,
ellerimden öptü, ellerimden.
avuç içlerimden öptü.
unutabilir misin şimdi?
ben ölsem, unutamam.
— sabahattin ali.
ellerimden öptü, ellerimden.
avuç içlerimden öptü.
unutabilir misin şimdi?
ben ölsem, unutamam.
— sabahattin ali.
devamını gör...
