heretic anthem
yıllar önce, ergenlik çağındayken yaşadığım anlamsız öfkeyi, dağı taşı "öpesim" olduğu o zamanları bana hatırlatan gaz bir slipknot şarkısıdır.
bakmayın öyle, ben slipknot'ın iki şarkısını bilirim. biri budur.
"if you are 5-5-5, then i am 6-6-6!!!"
dipnot: işbu tanım, bendenizin 666. başlığı ve 1111'inci entry'sidir. daha öncesinde de 666. tanımımı 666 entrysini girerek doldurmuştum.
bakmayın öyle, ben slipknot'ın iki şarkısını bilirim. biri budur.
"if you are 5-5-5, then i am 6-6-6!!!"
dipnot: işbu tanım, bendenizin 666. başlığı ve 1111'inci entry'sidir. daha öncesinde de 666. tanımımı 666 entrysini girerek doldurmuştum.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
şuan için 9 yaşındaki kardeşim yakın zamanda bir kayıp yaşamamızdan ötürü 'ölüm' konusuna takmış durumda.
- öldükten sonra cennete giderken nasıl gideriz melekler arabayla mı alır? yoksa uçarak mı gideriz?
- toprağın altında kalan şey biz degilsek neden mezara gidip dua ediyoruz? mezardaki bizi duyuyor mu?
- allah tek başına sıkılıyor mu?
- allah yaratırken asa mı kullanıyor yoksa sihirli sopası mi var yoksa eliyle mi yaratıyor?
.....
- öldükten sonra cennete giderken nasıl gideriz melekler arabayla mı alır? yoksa uçarak mı gideriz?
- toprağın altında kalan şey biz degilsek neden mezara gidip dua ediyoruz? mezardaki bizi duyuyor mu?
- allah tek başına sıkılıyor mu?
- allah yaratırken asa mı kullanıyor yoksa sihirli sopası mi var yoksa eliyle mi yaratıyor?
.....
devamını gör...
tam bana göre denilen kişiden bir anda uzak durmak
aa ortama bak bi ben eksiğim*. niye böyleyiz ya biz o kadar toplandık çözüm bulalım bari.
devamını gör...
islam'da heykel yasağı
kuran ı kerimde heykel kelimesi iki anlamda kullanılır.
1-) tapmak işin yapılan ; heykelden putlar.
bu konuyla ilgili kuran ı kerimde onlarca ayet vardır.
en çok bahsedilen de bakara suresinde bahsedilen altın buzağı heykelidir.
allahtan başkasına tapmak için yapılan her türlü şey ; buna heykelde dahil ; şirk malzemelerinin tümü yasak ve haramdır.
2-) sanat için yapılan heykel ve sanat değeri taşıyan eserler.
kuran ı kerim de, hz süleymanın cinlere ; sanat maksadıyla heykeller yaptırdığından bahsedilir.
allah bilime ve sanata teşvik ederek karşılık vermiştir.
kuran ı kerim
sebe suresi
13 - o cinler ona kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanak ve leğenler, sabit kazanlar gibi istediği şeyleri yaparlardı. ey davud hanedanı, şükür gayreti içinde olun! kullarımdan gereği gibi şükredenler çok azdır.
islamda heykel konusunda başlık açmak her şeyden önce abestir.
islam demek ; kuran ı kerim demektir.
kuran ı kerime ters düşecek ; hadis, fetva ve fıkıhla insanları yanıltmak, herşeyden önce büyük günahtır.
ne yazık ki günümüzde herkes birilerinden duyduğunu ; insanlara aktararak günaha giriyor.
aslında hristyanların tapındığı ; haç, isa heykelleri, meryem ana heykelleri put'dur.
hristyanlar günümüzde bile puta tapmaktadırlar.
aklı başında bir mümin heykelin önüne geçip secdeye kapanmaz.
heykelin karşısına geçip dua etmez.
bir nesneye kutsallık yakıştırırsanız ; onu putlaştırırsınız.
müslümanlarda kabeye ve hacer ül esved'e çok fazla saygı gösteriyorlar.
kabeye, kabeyi görmek maksadıyla değil, allahın hac emri olduğu için gitmek gerekir.
hacer ül esvede de hz muhammedin sünneti olduğu için el sürülür.
kabeye ve hacer ül esvede tapınılmaz.
kabenin ve hacer ül esvedin karşısına geçip ; allah rızası için ; allaha dua ve ibadet edilir.
hz ömer,
bir gün hacer ül esvadin yanına gider.
'sen siyah bir taşsın, hz muhammedin seni öptüğünü görmeseydim, sana elimi sürmezdim''
diyerek konuşur.
bir nesneye aşırı kutsiyet yüklemeden yaşamak gerekir.
heykellere de put yakıştırması yapmadan ; sanat ve güzellik mantğıyla yaklaşmak sadece hz süleymanın yaptığına benzer bir davranıştır ve kafirlik değildir.
1-) tapmak işin yapılan ; heykelden putlar.
bu konuyla ilgili kuran ı kerimde onlarca ayet vardır.
en çok bahsedilen de bakara suresinde bahsedilen altın buzağı heykelidir.
allahtan başkasına tapmak için yapılan her türlü şey ; buna heykelde dahil ; şirk malzemelerinin tümü yasak ve haramdır.
2-) sanat için yapılan heykel ve sanat değeri taşıyan eserler.
kuran ı kerim de, hz süleymanın cinlere ; sanat maksadıyla heykeller yaptırdığından bahsedilir.
allah bilime ve sanata teşvik ederek karşılık vermiştir.
kuran ı kerim
sebe suresi
13 - o cinler ona kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanak ve leğenler, sabit kazanlar gibi istediği şeyleri yaparlardı. ey davud hanedanı, şükür gayreti içinde olun! kullarımdan gereği gibi şükredenler çok azdır.
islamda heykel konusunda başlık açmak her şeyden önce abestir.
islam demek ; kuran ı kerim demektir.
kuran ı kerime ters düşecek ; hadis, fetva ve fıkıhla insanları yanıltmak, herşeyden önce büyük günahtır.
ne yazık ki günümüzde herkes birilerinden duyduğunu ; insanlara aktararak günaha giriyor.
aslında hristyanların tapındığı ; haç, isa heykelleri, meryem ana heykelleri put'dur.
hristyanlar günümüzde bile puta tapmaktadırlar.
aklı başında bir mümin heykelin önüne geçip secdeye kapanmaz.
heykelin karşısına geçip dua etmez.
bir nesneye kutsallık yakıştırırsanız ; onu putlaştırırsınız.
müslümanlarda kabeye ve hacer ül esved'e çok fazla saygı gösteriyorlar.
kabeye, kabeyi görmek maksadıyla değil, allahın hac emri olduğu için gitmek gerekir.
hacer ül esvede de hz muhammedin sünneti olduğu için el sürülür.
kabeye ve hacer ül esvede tapınılmaz.
kabenin ve hacer ül esvedin karşısına geçip ; allah rızası için ; allaha dua ve ibadet edilir.
hz ömer,
bir gün hacer ül esvadin yanına gider.
'sen siyah bir taşsın, hz muhammedin seni öptüğünü görmeseydim, sana elimi sürmezdim''
diyerek konuşur.
bir nesneye aşırı kutsiyet yüklemeden yaşamak gerekir.
heykellere de put yakıştırması yapmadan ; sanat ve güzellik mantğıyla yaklaşmak sadece hz süleymanın yaptığına benzer bir davranıştır ve kafirlik değildir.
devamını gör...
moderasyonda iç savaş çıkma olasılığı
bizim gibi avam sınıfında iç savaş olur, moderasyonda olunca taht kavgaları deniyor adına.
devamını gör...
pame radyo yayını
düşünmeden, acımadan, utanmadan
kocaman yüksek duvarlar ördüler dört yanıma.
ve şimdi oturuyorum böyle yoksun her umuttan.
beynimi kemiriyor bu yazgı, hep bu var aklımda;
oysa yapacak bunca şey vardı dışarda.
ah, önceden farketmedim örülürken duvarlar.
ama ne duvarcının gürültüsü, ne başka ses.
sezdirmeden, beni dünyanın dışında bıraktılar.
kavafis şiiri tadında dinlediğim bir yayın oluyor. bir ege tosbağası olan zatımın geç fark ettiği bir yayın olması da cabası. bundan sonra kaçırmamaya özen göstereceğim.
devamını gör...
normal sözlük’ün en fenomen yazarı
etliye sütlüye tekme atan, cinsiyetçi başlık açan yazarlardan biri olması yüksek kişidir.
kendince tanım giren hiçbir yazarın ismini bilmiyoruz ama sansasyonel davranan çoğu yazarı, üsluplarını ezberlemiş durumdayız.
kendince tanım giren hiçbir yazarın ismini bilmiyoruz ama sansasyonel davranan çoğu yazarı, üsluplarını ezberlemiş durumdayız.
devamını gör...
herkesin bir hikayesi vardır
bir irfan saruhan kitabıdır.
çünkü herkesin bir hikayesi vardır. kim hayatını yazmaya kalksa roman olmaz ki bu dünya üzerinde? kimin kimsenin anlamayacağı derin bir acısı yoktur? kim, kimseye belli etmeden kanamaz ki en tenha zamanlarında? kim, anlatmak için yanıp tutuştuğu öyküsünü ruhunun bodrum katındaki rutubet kokusuna hapsetmemiştir.
roman, 1980’li yıllar mahkum edilmiş üç uzun gün içinde olup biten olayları anlatıyor ama seksenler o kadar çabuk geçip gidecek kadar basit yıllar değildir. hala seksenler güzellemesi yapan insanlar var, belki kendilerine göre haklı nedenleri de vardır. ama okuduklarım, izlediklerim ve yaşadıklarım bana gösterdi ki seksenler salya sümük bir nostaljiyi hak etmiyor.
sinop cezaevi ve istanbul genelevi arasında mekik dokuyan bir roman bu. romandaki herkesin bir hikayesi var. acı, somut varlığı ile bazen kitabın sayfalarını şişim şişim şişiriyor ama biz acıyı bal eğlediğimiz içindir ki okumadan edemiyoruz bu romanı.
ölüm, ihanet, inkar, tabancanın soğuk rengi, ter kokan çarşafların kahverengi cehennemi. hikayeler asla mutlu değil. sanki mutlu hikaye olmazmış gibi. mutluluk var olduğuna inandığımız tuhaf bir duygu.
benim de bir hikayem var. saçları dağılıyor yürürken, burnu kızarıyor rüzgar değdikçe, korunaklı gamzeleri var, çok uzak bir o kadar da yakın bir hikaye bu. mutlu bir hikaye. sinop cezaevini hiç görmedi. tabanca soğukluğu hiç uğramadı ona. sadece bir kaç kırgınlık, bile bile birkaç sözcüğünü ayrı yazdıran.
çünkü herkesin bir hikayesi vardır. kim hayatını yazmaya kalksa roman olmaz ki bu dünya üzerinde? kimin kimsenin anlamayacağı derin bir acısı yoktur? kim, kimseye belli etmeden kanamaz ki en tenha zamanlarında? kim, anlatmak için yanıp tutuştuğu öyküsünü ruhunun bodrum katındaki rutubet kokusuna hapsetmemiştir.
roman, 1980’li yıllar mahkum edilmiş üç uzun gün içinde olup biten olayları anlatıyor ama seksenler o kadar çabuk geçip gidecek kadar basit yıllar değildir. hala seksenler güzellemesi yapan insanlar var, belki kendilerine göre haklı nedenleri de vardır. ama okuduklarım, izlediklerim ve yaşadıklarım bana gösterdi ki seksenler salya sümük bir nostaljiyi hak etmiyor.
sinop cezaevi ve istanbul genelevi arasında mekik dokuyan bir roman bu. romandaki herkesin bir hikayesi var. acı, somut varlığı ile bazen kitabın sayfalarını şişim şişim şişiriyor ama biz acıyı bal eğlediğimiz içindir ki okumadan edemiyoruz bu romanı.
ölüm, ihanet, inkar, tabancanın soğuk rengi, ter kokan çarşafların kahverengi cehennemi. hikayeler asla mutlu değil. sanki mutlu hikaye olmazmış gibi. mutluluk var olduğuna inandığımız tuhaf bir duygu.
benim de bir hikayem var. saçları dağılıyor yürürken, burnu kızarıyor rüzgar değdikçe, korunaklı gamzeleri var, çok uzak bir o kadar da yakın bir hikaye bu. mutlu bir hikaye. sinop cezaevini hiç görmedi. tabanca soğukluğu hiç uğramadı ona. sadece bir kaç kırgınlık, bile bile birkaç sözcüğünü ayrı yazdıran.
devamını gör...
normal sözlük haber paylaşım rezaleti
sözlüğümüzde her şey bitti buna mı takıldık dediğim konu. vakti zamanında bilinçsizce sözlükte hissettiğimiz soruların her birine tek tek başlık açtık, her birine çözüm ürettiler. artık bunları aşalım konuları birebir yönetimle paylaşalım. tabiri yerindeyse yazar yemiyorlar, her soruna mutlaka çözüm üretiyorlar. dm'lerine yazacağınız bir kaç açıklayıcı cümle; ben bunu yanlış buluyorum, bunu doğru bulmuyorum gibi düşüncelerinizi onlarla paylaşmak, bu kadar. onlar da mutlaka bunu istişare edip yanlış olduğunu düşündüğünüz konuya bir çözüm üretip mutlaka daha iyi olması için çaba harcayacaklardır.
devamını gör...
gezegen alırken dikkat edilmesi gereken hususlar
otoban geçip geçmeyeceğine dikkat edilmelidir.
devamını gör...
lahmacunun keko yiyeceği olması
yanlış bir düşüncedir. lahmacun on numara yiyecektir.
küçümsemeyin olum bu kadar kendi yiyeceklerimizi. turistler yiyince oooo dilişissss diyorlar.
küçümsemeyin olum bu kadar kendi yiyeceklerimizi. turistler yiyince oooo dilişissss diyorlar.
devamını gör...
içki içerken fikir söyleyen adamlara mı güveneceksin
ayık kafa ile ülkeyi batırdınız.
devamını gör...
oyun teorisi
oyunlar birçok kişiyle oynanır ve kazanmak için rakiplerin stratejilerini çözmek, çıkarlarınızı korumak için doğru kararlar almak gerekir. ismi buradan gelir. birçok uygulanma alanı vardır zira hayat bir oyundur. sürekli rekabet ederiz, bazı insanlarla ihtiyacımız varsa müttefik oluruz, bazı insanlarla da rakip oluruz. örneğin sevgilinize mi aşıksınız yoksa sevgilinizin sizde yaşattığı duygulara mı aşıksınız? o duygulara ihtiyacınız olduğu için mi sevgilisiniz acaba? neyse konudan çok sapmayalım.
iki tür modeli vardır:
1-)sıfır toplamlı model: bir tarafın kazancının diğer tarafın kaybına sebep olacak olaylardır. savaşlar buna güzel bir örnektir.
2-) sıfır toplamlı olmayan model: taraflar yine rakiptir ancak iki tarafın da kazanç sağlayacağı denge durumları mevcuttur.
denge bu teori için anahtar kelimedir. oyun teorisi akıl öncülüğünde kazançları maksimumda tutacak denge durumları sağlamaya çalışır. bu denge durumlarından en ünlüsü nash dengesidir. nash dengesi, getirisi en fazla olan stratejiyi yapmaktır. bir örnekle açıklamaya çalışalım. 100 kişilik bir grubumuz var ve herkesin bir sayı tutmasını istedik, maksimum söylenebilecek sayı 100 ve tam sayı söylemek zorundayız. söylenen sayıların ortalamasının 1/2’sine en yakın cevabı veren kişi kazanacak dedik. mesela ortalama 60 olsun, 30’a en yakın cevabı veren kazanacak. şimdi düşünelim. maksimum ortalama 100’dür dolayısıyla akıllıca davranan herkes 50’den fazla bir sayı söylemez. gördüğünüz gibi maksimum ortalama 50’ye düştü. 100 kişinin de zeki olduğunu varsayarsak kimse 25’in üstünde bir sayı söylemez çünkü kimsenin 50’den fazla bir sayı söylemeyeceğini anladık. gördüğünüz gibi her aşamada maksimum ortalama 1/2’sine düşüyor. böyle bir durumda nash dengesi 1 sayısını söylemektir.
başka bir örnek vereyim. ben ve arkadaşım hırsızlık yaparken yakalandık. eğer suçu ona atarsam ve o benim masum olduğumu söylerse tüm suç ona yıkılmış olur ve ben hiç ceza almazken o 5 yıl ceza alır. ikimiz de suçu birbirimize atarsak suç paylaşılır ve ikimiz de 3 yıl ceza yeriz. ikimiz de birbirimizin masum olduğunu söylersek 1’er yıl ceza alırız. şimdi karşı tarafın ne yapacağını göz önünde bulundurarak davranalım. farzedelim ki bizi ispiyonlamış olsun. eğer biz de ispiyonlarsak 3 yıl yiyeceğiz ama ispiyonlamazsak 5 yıl yiyeceğiz. bu durumda suçu ona atmak daha mantıklı. farzedelim ki suçu bize atmamış olsun. eğer biz ispiyonlarsak hiç ceza yemeyeceğiz ispiyonlamazsak 3 yıl ceza yiyeceğiz. gördüğünüz gibi burada da suç atmak daha mantıklı. suç atmak bu durumun nash dengesidir. iki kişinin de zeki olduğu bir durumda 3’er yıl ceza yiyeceğiz.

peki karşıdaki kişi kardeşimizse ne olur? gördüğünüz gibi duygularımız çıkarlarımıza çoğu zaman terstir.
iki tür modeli vardır:
1-)sıfır toplamlı model: bir tarafın kazancının diğer tarafın kaybına sebep olacak olaylardır. savaşlar buna güzel bir örnektir.
2-) sıfır toplamlı olmayan model: taraflar yine rakiptir ancak iki tarafın da kazanç sağlayacağı denge durumları mevcuttur.
denge bu teori için anahtar kelimedir. oyun teorisi akıl öncülüğünde kazançları maksimumda tutacak denge durumları sağlamaya çalışır. bu denge durumlarından en ünlüsü nash dengesidir. nash dengesi, getirisi en fazla olan stratejiyi yapmaktır. bir örnekle açıklamaya çalışalım. 100 kişilik bir grubumuz var ve herkesin bir sayı tutmasını istedik, maksimum söylenebilecek sayı 100 ve tam sayı söylemek zorundayız. söylenen sayıların ortalamasının 1/2’sine en yakın cevabı veren kişi kazanacak dedik. mesela ortalama 60 olsun, 30’a en yakın cevabı veren kazanacak. şimdi düşünelim. maksimum ortalama 100’dür dolayısıyla akıllıca davranan herkes 50’den fazla bir sayı söylemez. gördüğünüz gibi maksimum ortalama 50’ye düştü. 100 kişinin de zeki olduğunu varsayarsak kimse 25’in üstünde bir sayı söylemez çünkü kimsenin 50’den fazla bir sayı söylemeyeceğini anladık. gördüğünüz gibi her aşamada maksimum ortalama 1/2’sine düşüyor. böyle bir durumda nash dengesi 1 sayısını söylemektir.
başka bir örnek vereyim. ben ve arkadaşım hırsızlık yaparken yakalandık. eğer suçu ona atarsam ve o benim masum olduğumu söylerse tüm suç ona yıkılmış olur ve ben hiç ceza almazken o 5 yıl ceza alır. ikimiz de suçu birbirimize atarsak suç paylaşılır ve ikimiz de 3 yıl ceza yeriz. ikimiz de birbirimizin masum olduğunu söylersek 1’er yıl ceza alırız. şimdi karşı tarafın ne yapacağını göz önünde bulundurarak davranalım. farzedelim ki bizi ispiyonlamış olsun. eğer biz de ispiyonlarsak 3 yıl yiyeceğiz ama ispiyonlamazsak 5 yıl yiyeceğiz. bu durumda suçu ona atmak daha mantıklı. farzedelim ki suçu bize atmamış olsun. eğer biz ispiyonlarsak hiç ceza yemeyeceğiz ispiyonlamazsak 3 yıl ceza yiyeceğiz. gördüğünüz gibi burada da suç atmak daha mantıklı. suç atmak bu durumun nash dengesidir. iki kişinin de zeki olduğu bir durumda 3’er yıl ceza yiyeceğiz.

peki karşıdaki kişi kardeşimizse ne olur? gördüğünüz gibi duygularımız çıkarlarımıza çoğu zaman terstir.
devamını gör...
erdal kalın poe
bizim oralı yazar.
daha geçen hafta eğlendi benimle, en cicisinden.
seviyorum ve sevmeye devam edeceğim.
erdalımcım, derin derin nefes al, içinden sayabildiğin kadar say ve olanı biteni allah'a havale et.
belki de küçücük bir yanlış anlaşılma olmuştur, ki genelde öyle olur.
bence gitme
sen gidersen kim bize şiir dinletisi sunacak, alıştık sana.
dinlen bir kaç gün, sonra en az bir şiirle çıka gel.
daha geçen hafta eğlendi benimle, en cicisinden.
seviyorum ve sevmeye devam edeceğim.
erdalımcım, derin derin nefes al, içinden sayabildiğin kadar say ve olanı biteni allah'a havale et.
belki de küçücük bir yanlış anlaşılma olmuştur, ki genelde öyle olur.
bence gitme
sen gidersen kim bize şiir dinletisi sunacak, alıştık sana.
dinlen bir kaç gün, sonra en az bir şiirle çıka gel.
devamını gör...
arkadaşın ölmesi
cuma günü akşam mesai çıkışı güle oynaya "pazartesi görüşürüz" deyip de pazar günü cenazesine katılmaktır.
ne kadar acıdır. ne kadar zordur yaşayan bilir.
ne kadar acıdır. ne kadar zordur yaşayan bilir.
devamını gör...
normal sözlük'te hiç seksör olmaması
(bkz: ne seksör ne ben söyleyeyim)
bu arada seksör ne lan. seksli falan bişi olduğu kesin de.. neyse.
bu arada seksör ne lan. seksli falan bişi olduğu kesin de.. neyse.
devamını gör...
erkek adam ev işi yapar mı sorunsalı
yapar. kendimden biliyorum .
devamını gör...
belediyenin almanya'ya gönderdiği 43 kişinin geri dönmemesi
akp'ye, akp'lilerin bile tahammül edemediğine işarettir.
devamını gör...
ben bu yazıyı sana yazdım
seni çok özledim. yanımda olmana gerçekten çok ihtiyacım var. bana sarılmana, benden kahve istemene, babacım bir bardak su getir demene... artık yıkılıyor gibi hissediyorum. muhakeme becerim düşüyor. senin gibi sağduyulu olamıyorum. nasıl sakin biriydin? nasıl dengeyi tutturuyordun? neden beni hayata hazırlamadan çekip gittin? sana kıyamıyorum, seni bırakmak istemiyorum dediğin hâlde... şimdiki aklım olsa seni sürüklerdim yine de götürürdüm hastaneye. çocuktum aklım kesmiyordu affet. hep yanımda olacaksın sandım. sana bir şey olmaz sandım. çünkü yokluğunu hiç hissettirmemiştin. hiçbir şey eskisi gibi değil. bıraktığın düzen kalmadı. kahrediyorlar, kahroluyorum. soğuk toprağa bakmak zoruma gidiyor. hastanelerden korkardın hep. bir hastane köşesinde vedalaşamadık bile seninle. canın mı acıdı? korktun mu? hiç bilemedim. bu muammalar kafamın içinde dönüp duruyor senelerdir. keşke sana bir kez daha sarılabilseydim.
devamını gör...
