16 eylül 1885 doğumlu, alman kökenli psikanalist.
freud ve jung okumalarım sonrası okuduğum için derinlemesine algılayabildim, ayrıca çok severim.

psikolojinin bütüncül boyutlarına derinlemesine çıkarımları var.
onun yöntem ve analizlerini okumak benim için her zaman çok keyifliydi.

ufuk açan bu değerli bilim kadınına saygıyla...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
murat menteş'in son romanıdır.

bu romanda anlatılanlar gerçek olmasaydı onları uyduramazdım.

kitabı okudum ve bitirdim. severek okudum ve kitap bittiğinde güzel bir kitabı bitirmiş olmanın mutluluğunu hissettim. murat menteş yine güzel ve hızlı bir okuma imkanı sunmuş. zaten en iyi yaptığı şey akışkan metinler yazmak. bu konuya geleceğiz.

kitap ilginç bir kitap bunun sebebi kitabın baş karakterinin gerçek bir insan olması. bazı insanlar vardır ve yaşadıkları hayat hakkında "anlatsam roman olur" derler. fink böyle bir adamın hikayesini konu ediyor.

göksenin yıldırım 2002 modellik yarışmasında dereceye giremiyor. onun yerine kıvanç tatlıtuğ birinci oluyor. göksenin bey hong kong'a gidiyor ve goku sky adını alıyor. 10 yıl boyunca inanılmaz ve gerçek şeyler yaşıyor. bir imza gününde murat menteş'e gidip anlatıyor ve ortaya bu roman çıkıyor.

kitabın bir diğer ilginç tarafı ise baştan sona seci sanatıyla yazılması. bu bazılarının hoşuna gidebilir benim gitmedi. bir süre sonra okuyucuyu sıktığını düşünüyorum. bence yazarı kısıtlayan bir şey bu durum. kalıpların içinde yazmak zorunda kalıyorsunuz.

gelelim akışkanlık kısmına. murat menteş dublörün dilemması kitabından beri hızlı okunan metinler yazıyor. kötü bir kitap yazsa bile hızlı okunuyor. bunun sebebi cümleleri kısa tutması. cümleler kısaldıkça metin hızlanıyor ve akışkanlık tamamlanıyor. küçük su tanecikleri birikiyor ve şelale oluyor akıyor aşağı. bu yazarın yapmayı başardığı müthiş bir olay.

murat menteş seven herkese hala okumadılarsa şiddetle tavsiye edeceğim bir kitap olmuş. alın okuyun.


kitabın ufak tefek sıkıntıları vardı. bunları spoilerli şekilde dile getireyim. ilk sıkıntı yukarıda bahsettiğim gibi seci sanatıyla yazılması. okuyucuyu bir süre sonra sıkıyor. sıkıldım resmen. bir diğer kısım ise murat menteş'in olayları dramatize edişini çok fazla hissettirmesi. tamam karakterimiz inanılmaz şeyler yaşamış kabul ediyorum ama yazar bazı kısımlarda olayları çok süslemiş. bu göze batıyor. rahatsız oldum. bunlar dışında severek okudum. depresyon ve 2 yıl yattığı kısımlar daha uzun işlense memnun olurdum. sanırım göksenin bey ilaçlar yüzünden pek hatırlamıyordu.
devamını gör...

uzatması dert saç.
sonra böyle oluyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ricky gervais’in 3. sezon boyunca şarap içtiği dizidir ama adam güzel içiyor.

yakın zaman önce sevdiği birini kaybetmiş olanların izlememesi gereken dizidir. insanın boğazına çözülemeyen bir düğüm atan netflix yapımıdır.

sanırım izleyenleri hüzünlere gark eylemesinin sebebi, sinema dünyasının bu tarz konuları bizlere çoğunlukla bir kadının gözüyle aktarmasındandır. bu dizide bir erkeğin gözünden izliyoruz. oysa acının cinsiyeti olmaz. erkekler de yanar, hem de nasıl yanar şarkısının dizi hali demek yanlış olmaz. kısaca, çok sevdiği eşini kaybeden bir adamın, zor bir dönemi konu ediliyor diyelim. kaliteli mizahıyla, abartıya kaçmayan ve dozunda kalan duygusal sahneleriyle aslında basit bir dizi. ricky’nin de tam olarak yapmak istediği buymuş. hayatın normal akışını yazmış. diziyi samimi yapan ise abartı dilini hiç kullanmamasıdır.

bana göre bu dizinin dayanak noktası; gerçekler. hani şu hep kaçmaya çalıştığımız ve bunun için türlü bahaneler ürettiğimiz gerçekler. akıl dolu bir senaryo ve iyi bir oyunculukla aslında ricky gervais bizlere bilmediğimiz bir şey söylemiyor. böyle bir derdi de yok zaten. insanların ne kadar gerçeklikten uzak yaşadığını anlatıyor.


şu aralar biraz ağlayayım ama bunun için gerçekçi bir sebep gerek diyorsanız.

izleyiniz.

- sen insanmışsın
+ yavaş yavaş oluyorum

diziden alıntıdır.
devamını gör...

mehmet coşkundeniz kitabı.


“burada mısın değil misin belli değil. bazen gidişlerin kahramanı oluyorsun, bazen sonsuz kalışların.”
devamını gör...

bugün ölüm yıldönümü olan, türk milleti için büyük bir miras olarak atatürk’ü bırakan kadın.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

o da bir şey mi ben geçen bir modla konuşurken açtığım başlıkta kendi tanımı mı göremedim.
tanımlarım resmen 128 milyar dolar gibi.
devamını gör...

annelerin uzmanlık alanı olan dildir. edebiyatı da benzetme sanatının en güzel örnekleriyle doludur.
ustasından görerek öğrenmek makbuldür. zamanla kendi üslubunu oluşturmaya da imkan verir.
efendim, kulak memesi kıvamı mesela, kimin aklına gelmiştir? soğan nasıl pembeleşir? tavşan kanı, bir çimdik, tepeleme dolu kaşık düşündükçe neler çıkıyor neler.
devamını gör...

(bkz: chen) cedric'in kız arkadaşı. sen ne memnuniyetsiz bir kızsın ya. küçüklükten gıcık olurum.
devamını gör...

balat

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

seni seviyorum sevgili yazar..
devamını gör...

şu anda fark ettiğim hede.
düşünsenize gün gelecek bayramda eli öpülmeye gelinilen kişi olacaksınız. çocuklarınız sizinle kavga edecek, hiçbir şeyden anlamayan bunak birisi olduğunuzu düşünecek. arkadaşlarınız ölmüş olacak ve yanlız kalacaksınız. çünkü jenerasyon değişmiş olacak. o günün teknolojisine ayak uyduramayacaksınız.
acaba 45 yaşına gelince kendimi mi assam?
devamını gör...

pasifist azınlıklar hep olmuştur. isa'dan öncede, isa'dan sonrada. hatta isa'nın da pasifist olduğunu savunanlar vardır. şahsen bunun doğru olmadığı kanaatindeyim. her neyse konumuz bu değil, konumuz bu düşüncenin farklı zamanda farklı diyarlarda gündeme gelmesidir.

savaşın ortasında savaşı bırakamazsınız ama eğer cephe hatlarından yüzlerce kilometre ötede sıcacık odalarınızda oturuyor, çayınızı, kahvenizi yudumluyor ve akşam ne izleyeceğinizi, yarın hangi avm'ye gideceğimizi düşünüyorsanız, size savaş pek bir gereksiz ve bitmesi gereken bir şey olarak gelebilir. işte dostlarım, bu noktadan sonra pasifist yozlaşmanız böyle devam edip tamamlanırsa, her türlü savaşa ve şiddete karşı gelen barış için yaşayan bir pasifist olabilirsiniz. bakı ben barıştan yanayım, yanlış anlaşılmasın. tam olarak pasifizm karşıtı da olduğumu söyleyemem. fakat kendi askerine düşman olacak kadar yozlaşmış bir toplumun kendisine de fayda sağlayamacağını düşünüyorum. tarih sahnesi aslında, savaşmazsa barış içinde varlığını devam ettireceğini sanan devletlerin mezarlığıdır. bu mezarlıkta mezar taşlarına adını altın harflerle yazdırmış devletler yıkılana kadar savaşan devletlerdir.

son bir alıntı ile bitirmek istiyorum.

'"ne pahasına olursa olsun “barış”, bu dünya tarihinin en aptalca şeyidir. çünkü ne pahasına olursa olsun yapılan barış, daha büyük bir savaşın temelini atar. barış adil olmalıdır, barış doğru olmalıdır. versay gibi bir barış 2. dünya savaşı’na neden olmuştur, ahmakça bir barış olduğu için."

prof. dr. ümit özdağ
devamını gör...

yüzüklerin efendisi hikayesinde çok önemli bir rol oynayan, benim kalbimde de sıcak bir yer tutan kurgusal bir karakter. üstte de yazıldığı gibi orta dünya üzerinde yürüyen en eski varlık, bir ağaç gardiyanı.

saruman'ın taraf değiştirmesi ile kadim ve bilge ağaçların evi olan fangorn ormanı yoğun hasar almıştır ancak dünyadaki rolleri git gide sönükleşen bu ağaçlar durumun farkında değildir. merry ve pippin, en kadim ağaç olan ağaçsakal'a neler olduğunu gösterdiklerinde ağaçsakal birden sinirlenir; kesilen, yakılan ağaçlar için üzülür, kuvvetli ve tok sesiyle tüm ormana çağrıda bulunur.

çağrı ile tüm orman hareketlenecek, ağaçlar var olan son güçleri ile saruman'ın ağır sanayisi üzerine yürüyecek, ağaçsakal bunu türünün son yürüyüşü, kıyamete doğru son bir kez yürüyüş şeklinde betimleyecek, destansı bir müzik eşliğinde ısengard'ı hiç beklemediği anda vuracaklar, isengard'ın yarattığı doğa yıkımına çok sert bir müdahalede bulunacaklardır.

şu yangın günlerinde tekrardan hatırladım.
devamını gör...

iddialara göre ulaştırma ve altyapı bakanlığının gereğinden fazla ödeme yapması icraati.
ulaştırma ve altyapı bakanlığı’nın mali hesaplarını inceleyen sayıştay denetçileri, adapazarı-karasu limanları ve sanayi tesisleri demiryolu bağlantısı alt yapı inşaatı işinin ihalesinde usulsüzlükler tespit etmesi ile günyüzüne çıkan olayın detayları buradan
devamını gör...

sohbet edemezsin diyeceğim ama açmam gerek "neden" diye..

lisede felsefe dersinden dönem ödevimi aldım.. normalde kötü olduğun dersi seçersin ama düşün artık, kötü dersim yokmuş meğer..sen misin o yiğit dedi herhal öğretmen "hegel'in varlık anlayışı"nı ödev olarak verdi..
başladım araştırmaya: tinin görüngübilimi mi dersin mantık mı dersin estetik-mekanik-doğa mı? en son aleksandr kojave'ye kadar düştüm.. e n'apayım anlamıyorum hegel'i!

o zamanlar üsküdar'da ikinci el kitap satın aldığım bir kitapçı vardı.. deniz fenerinin biraz gerisindeki caminin yanında açıyordu tezgahını*.. ona ödevimden bahsettim.. o da doğu-batı dergisine yazılar yazan bir adamla tanıştırdı sonraki günlerde.. adamdan ciddi yardım istiyorum.. ruh, tin, gheist, diyalektik.. insan bi ağzını açmaz mı? cık! sadece iyi gidiyorsun dedi..

tamam, ödevden tatmin edici not aldım ama, o çok okuyan, yazan insanla tek kelime konuşamadım..çınaraltı'nda buluşup buluşup çay içtik sadece..
(sonradan bu sessizliğinin sebebini öğrendim tabi, o da bu konulara kafa yoruyormuş meğer, ne de olsa acelesi yok, yavaş yavaş düşün tabi).
devamını gör...

bir adet bulgar fıstığı bırakacağım başlık.*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

(bkz: stanislav ianevski)

hatırlamayanlar için amme hizmeti:
(bkz: viktor krum)
devamını gör...

bir şiirde okumuştum öylesi anlamlı gelmişti ki o an,
" yoksun kaldım"diyordu.
özledim yazmamıştı,
görmem lazım dememişti,
göğün altında,
göğün yüzüne bakmasının yasak olduğu tecrit yıllarında nazım hikmet.
nâzım'ca demişti iki kelimeyi,
kendince "yoksun kaldım"..
devamını gör...

insanları sıradanlaştırıp tek tip haline getirme isteğinizden vazgeçin artık. herkes sizlerin istediği gibi olmak zorunda değil. isteyen yediği yemeği atar isteyen yüzünü atar isteyen yaptığı alışverişi atar ve üzgünüm ki kimse buna karışamaz zira sizlere rahatsızlık veriyorsa tek bir tuş ile takibi bırakabilirsiniz. gerçekten bazen olaylara nasıl bu kadar sığ bakabiliyorsunuz inanamıyorum. birisi diyor şarkı atmasın birisi diyor yemek atmasın birisi diyor kendisini atmasın. ne atsın o zaman bu insanlar?

t: pandemi döneminde yapması gerekeni yapıp evde duran kişilerin hesabını boş bırakmamak amacıyla hesaplarına attığı storylerdir. utanması gerekenler yemek storyleri atanlar değil pandemi döneminde dışarıda eğlence storyleri atanlardır.
devamını gör...

soğanlı.

sarımsak hem bütün lezzetini bozar hem de reflüye sebebiyet verir.

arasına bol limonlu kıvırcık salata-domates, ya da maydanozlu soğan konur ve afiyetle yenir.

yanında ayran ya da maden suyu hoş olur.

pişmeye yakın üstüne kaşar ya da dil peyniri rendesi serpilirse tadından yenmez...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim