ruhi su
ahmet kaya, zülfü livaneli gibi sanatçıların etkilendiği kişidir aynı zamanda. günümüzde özgün müzik diye nitelendirilen müziği temellendiren, bağlamayı gitarla tanıştıran ozanlardandır.
maalesef 12 eylül süreci ve sistem ve gurbet kanser etmiştir ölümsüz ozanı.
saygıyla...
maalesef 12 eylül süreci ve sistem ve gurbet kanser etmiştir ölümsüz ozanı.
saygıyla...
devamını gör...
hastanede tanıştığı kişiye 1 milyon 400 bin lira kaptıran kadın
bence yardım değil ama kadını bir çeşit ponzi ile kandırdılar. kadın daha çok kazanacağını düşünüp para verdi. detayı araştırılsa çıkar muhtemelen.
devamını gör...
trt belgesel'de hep fakirlik belgeselleri yayınlanması
bu daha hiç bişey değil, daha kötü günler olacak demeye getiriyorlar.
devamını gör...
still alice
başrolde julianne moore'un olduğu ve kristen stewart, kate bosworth ve alec baldwin gibi oyuncuların da yer aldığı 2014 yapımı dram filmi. ülkemizde "unutma beni" ismiyle 2015 senesinde vizyona girmiş.
filmde alzheimer hastalığından muzdarip bir kadının, bir bilim insanının hikayesi anlatılıyor. hastalıkla nasıl başa çıkmaya çalıştığını ama hastalığa nasıl da yenik düştüğünü izlemek insanı derinden etkiliyor. hele ki yakın çevrenizde bu hastalıkla boğuşan birileri olduysa ve bir de bu hastalıktan dolayı o kişiyi kaybettiyseniz izlerken gözyaşlarına boğulmak kaçınılmaz oluyor.
julianne moore'un bu güzel filmi ile en iyi kadın oyuncu dalında oscar ve altın küre ödüllerini kazandığını da belirtmeden geçemeyeceğim. o kadar duru, o kadar gerçek bir oyunculuk ki... alice her ağladığında dayanamayıp onunla birlikte ağlayasınız gelir, öyle güzel bir gerçeklikte.
filmde alzheimer hastalığından muzdarip bir kadının, bir bilim insanının hikayesi anlatılıyor. hastalıkla nasıl başa çıkmaya çalıştığını ama hastalığa nasıl da yenik düştüğünü izlemek insanı derinden etkiliyor. hele ki yakın çevrenizde bu hastalıkla boğuşan birileri olduysa ve bir de bu hastalıktan dolayı o kişiyi kaybettiyseniz izlerken gözyaşlarına boğulmak kaçınılmaz oluyor.
julianne moore'un bu güzel filmi ile en iyi kadın oyuncu dalında oscar ve altın küre ödüllerini kazandığını da belirtmeden geçemeyeceğim. o kadar duru, o kadar gerçek bir oyunculuk ki... alice her ağladığında dayanamayıp onunla birlikte ağlayasınız gelir, öyle güzel bir gerçeklikte.
devamını gör...
geceye bir alıntı bırak
"neden benim gibi yapmayı ögrenmiyorsun?"
"sen ne yapıyorsun ki?"
"kimseden hiçbir şey beklemiyorum. böylece hayal kırıklığına da uğramamış oluyorum."
şeker portakalı kitabından.
"sen ne yapıyorsun ki?"
"kimseden hiçbir şey beklemiyorum. böylece hayal kırıklığına da uğramamış oluyorum."
şeker portakalı kitabından.
devamını gör...
yemeksepeti
getir yemek açıldığı günden beri hızla kan kaybeden yemek siparişi uygulaması.
devamını gör...
yazarların gününü özetleyen fotoğraf
yollarda ziyanlığımızın fotoğrafıdır. anam ağladı mı bilmiyorum ama ben biraz ağlamış olabilirim. fazlaca yorulduk. minnak kızın polipleri büyümüş. ben zaten fark etmiştim ama veteriner beyanı biraz canımızı sıkmış olabilir. tedaviye kaldığımız yerin biraz gerisinden bir süre daha devam edeceğiz. ameliyat ertelendi tabi haliyle. geç olsun güç olmasın diyor ilginiz ve alakanız için teşekkür ediyoruz. bety kız hepinizin ellerinden öper herhalde emin değilim çünkü bana küstü kendileri. evde köşe bucak benden kaçıyor geldiğimizde beri. zor bir günün ardından vitaminimi alıp sınavlara adıyorum şuan kendimi. herkeslere huzurlu, güzel akşamlar. biraz günlük gibi mi oldu ne? püfff aman ne yapayım bee bu ara ya kendi kendime konuşuyorum ya da çiçek ve kedilerle idare edi verin artık. sevgiler.
devamını gör...
ölüyü gömme geleneğinin saçma olması
topraktan geldik toprağa gideceğiz.
ergenliğin bittiğinde sen de anlayacaksın ne demek istediğimi.
ergenliğin bittiğinde sen de anlayacaksın ne demek istediğimi.
devamını gör...
öğretmeninden dayak yiyen nesil
(bkz: çocukluk dönemi travmaları)
bulunduğum jenerasyon dolayısıyla hiçbir öğretmenden dayak yemedim. ailemin de böyle bir şeye tahammülü olmazdı kesinlikle ancak; dayak yememiş olmak psikolojik istismara uğramadığınız anlamına gelmiyor. bir gün, ilkokul öğretmenim bana, yapmadığım bir şey için zorla başka bir öğrenciden özür diletmişti. gerçekte ne olduğunu bile bilmiyordum tabii, yerimden bile kalkmamıştım. biri diğerini mi ittirmiş ne. suçu da benim üzerime atmıştı.
o günden sonra yaptığım hiçbir şey tam olmuyormuş, her şeyde bir hata yapıyormuşum gibi hissetmiştim. 10 yıl sonra falan geçti tabii...
ileride söz konusu hocayı görürsem, kendisine bir çift lafım olacak.
bulunduğum jenerasyon dolayısıyla hiçbir öğretmenden dayak yemedim. ailemin de böyle bir şeye tahammülü olmazdı kesinlikle ancak; dayak yememiş olmak psikolojik istismara uğramadığınız anlamına gelmiyor. bir gün, ilkokul öğretmenim bana, yapmadığım bir şey için zorla başka bir öğrenciden özür diletmişti. gerçekte ne olduğunu bile bilmiyordum tabii, yerimden bile kalkmamıştım. biri diğerini mi ittirmiş ne. suçu da benim üzerime atmıştı.
o günden sonra yaptığım hiçbir şey tam olmuyormuş, her şeyde bir hata yapıyormuşum gibi hissetmiştim. 10 yıl sonra falan geçti tabii...
ileride söz konusu hocayı görürsem, kendisine bir çift lafım olacak.
devamını gör...
woody allen
yahudi sinemacıdır. üvey kızıyla aşk ilişkisi yaşamak başta olmak üzere, marjinal yaşantısıyla her daim gündemdedir. ayrıca, muhteşem filmlere imza atmış yönetmendir, her biri başyapıt mertebesine yakın filmlerinden bazıları;
(bkz: radio days)
(bkz: match point) (favorim)
(bkz: annie hall)
(bkz: midnight in paris)
(bkz: husbands and wives)
(bkz: the purple rose of cairo)
(bkz: vicky cristina barcelona)
(bkz: manhattan murder mystery)
(bkz: whatever works)
filmlerinin çoğunda, karakterlerin bir çoğu melankolik, arıza tiplerdir. ancak, beyazperdeye çok güçlü olarak yansır bu karakterler, genelde bir aşk hikayesini, bazen yanlış anlaşılmalar, bazen de marjinal yaşamların verdiği absürdlüklerle komikleştirir. aynı zamanda yönetmen, mekan olarak bir şehrin tamamını kullanır, bu şehir bazen barselona, bazen paris, bazen londra, bazen de new york olur. filmleri ilginizi çekmese bile, arka plandaki şehir manzaraları takdire şayandır.
(bkz: radio days)
(bkz: match point) (favorim)
(bkz: annie hall)
(bkz: midnight in paris)
(bkz: husbands and wives)
(bkz: the purple rose of cairo)
(bkz: vicky cristina barcelona)
(bkz: manhattan murder mystery)
(bkz: whatever works)
filmlerinin çoğunda, karakterlerin bir çoğu melankolik, arıza tiplerdir. ancak, beyazperdeye çok güçlü olarak yansır bu karakterler, genelde bir aşk hikayesini, bazen yanlış anlaşılmalar, bazen de marjinal yaşamların verdiği absürdlüklerle komikleştirir. aynı zamanda yönetmen, mekan olarak bir şehrin tamamını kullanır, bu şehir bazen barselona, bazen paris, bazen londra, bazen de new york olur. filmleri ilginizi çekmese bile, arka plandaki şehir manzaraları takdire şayandır.
devamını gör...
h harfinin sessizliğinin yarattığı duygusal dalgalanma
ismimin orta yerinde olan h harfinin yok sayılmasının, görmezden gelinmesinin, varlığının yadsınmasının, ötekileştirilip itilip kakılmasının, aile fotoğrafına dahil edilmeyen enişte gibi hor görülmesinin yarattığı bir duygu dalgalanmasıdır.
isminde yok sayılan bir h harfi olan herkes söylemek istediğimi anlayacaktır. anlamalıdır. isminin farklı bir formda telafuz edilmesi kadar acı ne olabilir ki hayatta. bir de üstüne üstlük sesli harflerin arası da kısalıyor h harfine yapılan haksızlıkla. bu da yetmezmiş gibi türkçede aslında olmaması gereken bir şey oluyor ve iki sesli yan yana geliyor. o kadar uygunsuz bir görüntü ki bu insan bir sis bulutunun içinde kaybolmuş hissediyor kendini.
size eksik bir harfle seslenilince kendinize yabancılaşmış hissediyorsunuz ve varlığınızı sorgulamaya kadar gidebiliyor bu durum eğer çok hassas bir anınıza denk geldiyse. sanki yok olup küllerinden yeniden doğan bir anka kuşunun saçma gösterişine kapılıyor ruhunuz. sanki iddiaya girip isminden bir harf kaybeden şairini sevda sözlerini biri size tersten okutuyor.
sonra birisi isminizi kimsenin daha önce söylemediği gibi söylüyor, yine bir harf eksik. üstü kalıyor bu sefer. eksik harf yerine size şekersiz sakız veriyor sanki. öyle çocukça bir neşe. gerisini anlatmaya gerek yok. gerisi zaten kırmızı.
isminde yok sayılan bir h harfi olan herkes söylemek istediğimi anlayacaktır. anlamalıdır. isminin farklı bir formda telafuz edilmesi kadar acı ne olabilir ki hayatta. bir de üstüne üstlük sesli harflerin arası da kısalıyor h harfine yapılan haksızlıkla. bu da yetmezmiş gibi türkçede aslında olmaması gereken bir şey oluyor ve iki sesli yan yana geliyor. o kadar uygunsuz bir görüntü ki bu insan bir sis bulutunun içinde kaybolmuş hissediyor kendini.
size eksik bir harfle seslenilince kendinize yabancılaşmış hissediyorsunuz ve varlığınızı sorgulamaya kadar gidebiliyor bu durum eğer çok hassas bir anınıza denk geldiyse. sanki yok olup küllerinden yeniden doğan bir anka kuşunun saçma gösterişine kapılıyor ruhunuz. sanki iddiaya girip isminden bir harf kaybeden şairini sevda sözlerini biri size tersten okutuyor.
sonra birisi isminizi kimsenin daha önce söylemediği gibi söylüyor, yine bir harf eksik. üstü kalıyor bu sefer. eksik harf yerine size şekersiz sakız veriyor sanki. öyle çocukça bir neşe. gerisini anlatmaya gerek yok. gerisi zaten kırmızı.
devamını gör...
kırklar motifi
bu motif, kahramanlar etrafındaki gücü temsil eder.
kırk sayısı bazı eşya ve davranışları sınırlar.
oğuz kağan'ın kırk günde yürümesi, konuşması gibi.
kırk sayısı görünmez âleminden gelen koruyucu, güç verici kutsiyete erişmiş şahısları da simgeler.
kırk sayısı bazı eşya ve davranışları sınırlar.
oğuz kağan'ın kırk günde yürümesi, konuşması gibi.
kırk sayısı görünmez âleminden gelen koruyucu, güç verici kutsiyete erişmiş şahısları da simgeler.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
çiçekleri yemeyin'den alıntılar
özdemir asaf 'ın kitabıdır.
"ikilem
sevgi ise sevişeceğiz seninle,
kavga ise dövüşeceğiz seninle...
ölümü de paylaştığımız yaşamda,
ortaklaşa bölüşeceğiz seninle."
"ikilem
sevgi ise sevişeceğiz seninle,
kavga ise dövüşeceğiz seninle...
ölümü de paylaştığımız yaşamda,
ortaklaşa bölüşeceğiz seninle."
devamını gör...
kadınların evlenince iki soyad kullanması
devamını gör...
yazarların starbucks’a gitmeme nedenleri
2 liralık kahveye 20 lira verecek kadar aklımı yitirmedim. cimrilik değil. kat kat kalitelisini sahilde denize karşı içebiliyorum. ek olarak pelinsuların ağızlarını yayarak konuşmalarından da uzak kalabiliyorum.
devamını gör...
bir insanın kendisine yapabileceği en büyük iyilik
sevilmedigi duyulmadığı görülmediği yerden uzaklaşmak.
devamını gör...
misc radyo yayını
biraz cenk hepimize iyi gelecek. bu zamanlarda... slogan gibi oldu ama değil, bana güvenin. sıfır şaka. cenk iyidir. cenk her zaman iyi gelir.
akşam olsun. at bavuluna götür bizi. arka bahçen de muazzam güzellikte zaten...
akşam olsun. at bavuluna götür bizi. arka bahçen de muazzam güzellikte zaten...
devamını gör...

