instagram'ın gereksiz bir uygulama olduğu gerçeği
kendimizi neden başkalarına göstermek ve kanıtlamak istiyoruz gerçekten böyle bir uygulamaya gerek var mı?
not: aktif kullanmıyorum.
not: aktif kullanmıyorum.
devamını gör...
atma ziya
neşeli günler filminde, şener şen'in oynadığı ziya karakterinin sürekli olarak; olmamış olayları yaşamış gibi anlatmasından dolayı filmde yer alan repliktir. halen günümüzde arkadaş muhabbetlerinde kullananlar vardır.
devamını gör...
uyuyan çocuğunu rakı kokan ağzıyla öpen yenik babalar saati
yenik babalar saati...
ütüzmüş babalar saati...
ütüzmüş, az önce kumarhaneden, çok sarhoş, eve gelirken çikolata almış, tepsiyle tatlı getirmiş, antep seyahatinden antep lahmacunu getirmiş, kahramanmaraş'tan şoklu dondurma...
çocukluğum...
babam bana çokonatlarla gelirdi, dondurmalarla, tepsi tepsi kadayıfla gelirdi...
öperdi beni. öpmesine çok uyandım. babamın bıyıkları vardı...
öperdi uyanırdım. sana tatlı aldım derdi. sana dondurma aldım. kafası güzel. yahu saat kaç?... bırak uyuyayım.
cânım babam.
şöyle bir düşüncem oldu benim. her baba, geceleyin gelince çocuğuna bir şeyler götürüyor, götürmeli...
ben büyüdüm. taksiyle, şakacıktan, sıkıştım diye, petrole çektiririm taksiciyi... öncesinde sorarım ona, kaç çocuğun var? kız mı erkek mi?
bazan işeme bahanesiyle, bazan sigara alma bahanesiyle sokarım onları petrole, içerden hediyeler alırım...
bunu çocuğuna, bunları çocuklarına ver derim. çikolatalar alırım, oyuncaklar...
ne gerek vardı abiler... olur mu öyle şeyler...
rakılı ağzım var, rakılı ağzımla öpecek çocuğum, çocuklarım yok. o halde, başka çocuklar mutlu olsun...
bana kızarlar. ben kral faht'ın oğlu değilim ama benim gönlüm faht'tan da, oğlundan da zengindir.
ütüzmüş babalar saati...
ütüzmüş, az önce kumarhaneden, çok sarhoş, eve gelirken çikolata almış, tepsiyle tatlı getirmiş, antep seyahatinden antep lahmacunu getirmiş, kahramanmaraş'tan şoklu dondurma...
çocukluğum...
babam bana çokonatlarla gelirdi, dondurmalarla, tepsi tepsi kadayıfla gelirdi...
öperdi beni. öpmesine çok uyandım. babamın bıyıkları vardı...
öperdi uyanırdım. sana tatlı aldım derdi. sana dondurma aldım. kafası güzel. yahu saat kaç?... bırak uyuyayım.
cânım babam.
şöyle bir düşüncem oldu benim. her baba, geceleyin gelince çocuğuna bir şeyler götürüyor, götürmeli...
ben büyüdüm. taksiyle, şakacıktan, sıkıştım diye, petrole çektiririm taksiciyi... öncesinde sorarım ona, kaç çocuğun var? kız mı erkek mi?
bazan işeme bahanesiyle, bazan sigara alma bahanesiyle sokarım onları petrole, içerden hediyeler alırım...
bunu çocuğuna, bunları çocuklarına ver derim. çikolatalar alırım, oyuncaklar...
ne gerek vardı abiler... olur mu öyle şeyler...
rakılı ağzım var, rakılı ağzımla öpecek çocuğum, çocuklarım yok. o halde, başka çocuklar mutlu olsun...
bana kızarlar. ben kral faht'ın oğlu değilim ama benim gönlüm faht'tan da, oğlundan da zengindir.
devamını gör...
normal sözlük online kişi sayısının düşmesi
sözlükte ne kadar öğrenci var bilemem ama şahsen ben sınav haftasındayım, tanım yazmayı bırak okumak için bile zamanım yok. sebeplerinden biri bu olabilir.
devamını gör...
ev işi yapan erkek
rimbaud' a kesinlikle katılıyorum. bu kadın erkek değil, kişi olarak ele alınması gereken bir konudur. herkesin sorumlulukları ve görevleri belirlidir ve bunları yerine getirmesi gerekir. bunu yaptığı için ayrı bir tebriğe gerek olduğunu düşünmüyorum.
devamını gör...
sürekli atatürk düşmanlığı yapan klavye dincisi
işi gücü bırakıp 7/24 rıza nur denilen morfinmanın deli saçması iddialarını tekrarlayan bağnaz bir tiptir. din maskesi altında yapılan hırsızlıklara, adam kayırmacılığa, haksızlığa dair tek kelam edecek yüreği yoktur. 800 girdisi varsa 700'ü o yobaz kafasından üfürdüğü mesnetsiz atatürk iftiralarıdır. ya geçimini bizim vergilerimizle sağlayan tipik bir aktroldür ya da o veya bu cemaatin, tarikatın sosyal medyada görevlendirilmiş müritidir. ekseriyeti badem bıyıklarını korkudan yeni kesmiştir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi
küçükken ablama çok özenirdim özgün bir mahlası vardı. ben de istanbul hayranıydım o dönem. böyle bi şey çıktı işte.
devamını gör...
yasak
cengiz han'ın yasa metninin ismidir. o zamanlar yasag diye geçermiş. moğolca'da yasaya yasag denmiş. sözcük anlamıyla yasanın geçerli olduğu yer demekmiş. sonradan yapılmaması gerekenler için de kullanılmış. zamanla da bugünkü anlamına ulaşmış sözcük.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
* *
hani böyle güne mutlu uyanırsın. tamam her şey geçti. dünü unuttun dersin. şarkı bile söylersin, yüzün güler. sonra çok küçük bir şey olur ve pofff...aslında her şey olduğu gibi duruyordur. mutlu falan da değilsindir. düne tekrar dönersin. bugün öyle bir gün işte.
hani böyle güne mutlu uyanırsın. tamam her şey geçti. dünü unuttun dersin. şarkı bile söylersin, yüzün güler. sonra çok küçük bir şey olur ve pofff...aslında her şey olduğu gibi duruyordur. mutlu falan da değilsindir. düne tekrar dönersin. bugün öyle bir gün işte.
devamını gör...
#osmancurtutuklansın
tek diyebileceğim insan olmaktan çok utanıyorum şu an ben...
haberin tamamını okumaya bile katlanamadım, inanamıyorum.
dna raporu ile tecavüz ettiği kanıtlanıyor, çocuk olaydan sonra intihar girişiminde bulunuyor.
adam bu suça, kanıta rağmen serbest bırakılıyor ve bu aile arasında sevinç ile karşılanıp davul-zurna eşliğinde halay çekiliyor.
bu gerçek olamaz. çok özür dilerim ama böyle bir adalet varsa bu ülkede insanlara deniyor ki "ben mağdur olarak senin hakkını koruyamıyorum, sen git failine kendi cezanı kendin ver." bunu diyorlar herhalde bize.
lütfen biraz akıl, biraz sağduyu, biraz mantık ve biraz insanlık yahu. nasıl bir rezalet içinde yaşıyoruz biz.
haberin tamamını okumaya bile katlanamadım, inanamıyorum.
dna raporu ile tecavüz ettiği kanıtlanıyor, çocuk olaydan sonra intihar girişiminde bulunuyor.
adam bu suça, kanıta rağmen serbest bırakılıyor ve bu aile arasında sevinç ile karşılanıp davul-zurna eşliğinde halay çekiliyor.
bu gerçek olamaz. çok özür dilerim ama böyle bir adalet varsa bu ülkede insanlara deniyor ki "ben mağdur olarak senin hakkını koruyamıyorum, sen git failine kendi cezanı kendin ver." bunu diyorlar herhalde bize.
lütfen biraz akıl, biraz sağduyu, biraz mantık ve biraz insanlık yahu. nasıl bir rezalet içinde yaşıyoruz biz.
devamını gör...
medeni insanın özellikleri
teşekkür etmek
rica etmek
özür dilemek
bunlar uygar insan davranışı mı bilmem ama insanlık bu üç cümleyi unutmuş vaziyette
rica etmek
özür dilemek
bunlar uygar insan davranışı mı bilmem ama insanlık bu üç cümleyi unutmuş vaziyette
devamını gör...
ayçiçek yağı fiyatlarının uçması
biraz önce migrosta dolandırılmam sonrası, günler sonra ellerim titreyerek tanım atmama sebep olmuş "fiyatlandırma" değil "söğüşleme."
link
link
devamını gör...
geceye bir kedi bırak
bilmem kaç senelik hayatımda, bilmem kaç tane kedi besledim, büyüttüm, sahiplendirdim.
aralarında en yaramazı, en zirzopu, en fırlaması bu hanımefendiydi.*
aldanma çocuksu mahzun yüzüne
aralarında en yaramazı, en zirzopu, en fırlaması bu hanımefendiydi.*
aldanma çocuksu mahzun yüzüne
devamını gör...
uyurken boşluğa düşme hissi
fantastik bir boşluk ben seviyorum o durumu.arada güzel şeyler de yaşatıyor. geçen gün kalktığımda sanki biri ölmüş hissini yaşattı bana ertesi gün bilmediğim dağlık tepelik bir yerde özgürlüğün tadını..
devamını gör...
ne aleviyim ne sünni ben türk'üm
mezheple ırkın aynı kefeye konulduğu başlık. son derece gereksiz , yersiz . insan olabilmek dileğiyle.
devamını gör...
feminizmdeki inanılmaz mantık hatası
dönemin şartları gereği erkek avlanırken kadın mağarayla, çocuklarla uğraşan bir cinsti. bunların temel nedenlerinden bazıları; kas gücü, farklı yetiler, doğuran cins ya da içsel dürtüler gibi şeylere bağlanabilir. zannediyorum ki sahiplenme dürtüsünü keşfeden ilk insan da, cinsel ilişkiye girdiği eşinden doğan çocuğu kendisine benzetmesiyle birlikte keşfetti. haliyle eşini de sahiplenip onlara karşı bir sorumluluk hissetti. fakat o zamanlarda kimsenin aklına zannetmiyorum ki kadın-erkek eşit olmalıdır, faruk bugün ben avlanacağım sen mağaraya göz kulak ol demek gelmemiştir. çünkü ihtiyaç olarak görülmemiştir bu. herhangi bir iyi niyet ya da kötü niyet arandığını da sanmıyorum.
fakat insan gelişimi bu zamandaki formuna, mevcut forma evrildikçe, akıl kapasitesi ya da algısı değiştikçe şartlar da değişmiştir. kolektif ve bireysel örgütlenmeler, ideolojiler ya da fikir ayrılıkları da döneme göre değişiklikler göstermiştir. feminizm, kadın-erkek eşitliği, sınıf eşitliği ya da sadece eşitlik -adına ne derseniz deyin- bu şekilde türetilmiş ve geliştirilmiştir.
fakat kolektif bilincin feministleri akıl almaz yerlere sürüklediği göz ardı edilemez bir gerçektir. kendini feminist olarak tanımlayanların bireysel olarak kendilerine sorması gereken ''ben neyi savunuyordum ve kolektif bir beyin olarak neyi savunuyoruz?'' olmalıdır. aradaki farkın anlaşılması son derece önemlidir.
kapitalist bir düzene geçilmesiyle birlikte, kadınların da üretime katılmaları mümkün oldu. fakat bu aile temellerinin sarsıldığı ya da yıkıldığı anlamına gelmemelidir. kapitalizm kadınların özgürleşmesi ya da kurtuluşuyla ilgilenmez çünkü. sadece ekonomik olarak bağımsız olmalarını sağlayabilir. en temel eşitsizlik olarak görülen sınıf eşitsizliğinin ortadan kalkması gerekir ki sınıf eşitsizliğini ortadan kaldırmak da kapitalist bir düzen içerisinde ne kadar mümkün bunu bir düşünmek gerekir. en azından sosyalist feminizmin görüşü bu sınıf kavramını ortadan kaldırınca eşitsizliğin çözülebileceği yönündedir.
aç ile tokun, mülk sahibi ile mülksüzün, siyah ile beyazın ya da burjuva ile işçinin arasındaki eşitsizlik ortadan kalkmadığı sürece, hem kadınların erkeklerle hem de tüm kadınların birbirleriyle eşitliğinden bahsetmek pek mümkün olacakmış gibi görünmüyor. çelişki de zaten tam olarak bu.
fakat insan gelişimi bu zamandaki formuna, mevcut forma evrildikçe, akıl kapasitesi ya da algısı değiştikçe şartlar da değişmiştir. kolektif ve bireysel örgütlenmeler, ideolojiler ya da fikir ayrılıkları da döneme göre değişiklikler göstermiştir. feminizm, kadın-erkek eşitliği, sınıf eşitliği ya da sadece eşitlik -adına ne derseniz deyin- bu şekilde türetilmiş ve geliştirilmiştir.
fakat kolektif bilincin feministleri akıl almaz yerlere sürüklediği göz ardı edilemez bir gerçektir. kendini feminist olarak tanımlayanların bireysel olarak kendilerine sorması gereken ''ben neyi savunuyordum ve kolektif bir beyin olarak neyi savunuyoruz?'' olmalıdır. aradaki farkın anlaşılması son derece önemlidir.
kapitalist bir düzene geçilmesiyle birlikte, kadınların da üretime katılmaları mümkün oldu. fakat bu aile temellerinin sarsıldığı ya da yıkıldığı anlamına gelmemelidir. kapitalizm kadınların özgürleşmesi ya da kurtuluşuyla ilgilenmez çünkü. sadece ekonomik olarak bağımsız olmalarını sağlayabilir. en temel eşitsizlik olarak görülen sınıf eşitsizliğinin ortadan kalkması gerekir ki sınıf eşitsizliğini ortadan kaldırmak da kapitalist bir düzen içerisinde ne kadar mümkün bunu bir düşünmek gerekir. en azından sosyalist feminizmin görüşü bu sınıf kavramını ortadan kaldırınca eşitsizliğin çözülebileceği yönündedir.
aç ile tokun, mülk sahibi ile mülksüzün, siyah ile beyazın ya da burjuva ile işçinin arasındaki eşitsizlik ortadan kalkmadığı sürece, hem kadınların erkeklerle hem de tüm kadınların birbirleriyle eşitliğinden bahsetmek pek mümkün olacakmış gibi görünmüyor. çelişki de zaten tam olarak bu.
devamını gör...



