29 ekim cumhuriyet bayramı
29 ekim cumhuriyet bayramımız kutlu olsun, atatürk'ün de dediği gibi ''ne mutlu türküm diyene''.
minnet ve saygı ile anıyoruz.
minnet ve saygı ile anıyoruz.
devamını gör...
ev ve araba almanın artık çok kolaylaştığını anlatacağız
para varsa kolay tabiki.
geçen gün söylediler, para sahibi bir vatandaşın kendine aldığı lüks bir araçtan bahsettiler.
araç kendi değeri, 600 bin tl, lakin faturasındaki vergiler toplami ile tutarı 1.700.0000 tl. ne kadar kolay değil mi? böyle her şeyde devasa vergiler varken ne kadar da kolay.
kırk kapıdan maaş alana kolay tabi.
geçen gün söylediler, para sahibi bir vatandaşın kendine aldığı lüks bir araçtan bahsettiler.
araç kendi değeri, 600 bin tl, lakin faturasındaki vergiler toplami ile tutarı 1.700.0000 tl. ne kadar kolay değil mi? böyle her şeyde devasa vergiler varken ne kadar da kolay.
kırk kapıdan maaş alana kolay tabi.
devamını gör...
burçlar saçmalıktır
burcum için hoşuma gitmeyen şeyler yazınca, başlığa bende katılıyorum.
ama beğendiğim şeyler yazılınca hiç katılmıyorum.
şu sıralar doğum haritana kadar baktırma kısmına bile geçtim.
sağolsun bir arkadaşım işin ilmini kapmış, istifade etmeyeyim mi?
ettim tabii.
önümüzdeki aydan çok umutluyum mesela.
al işte, aynı ben olan tespitler.
beğenmeyen saçmalık desin, ben beğendim valla.
ama beğendiğim şeyler yazılınca hiç katılmıyorum.
şu sıralar doğum haritana kadar baktırma kısmına bile geçtim.
sağolsun bir arkadaşım işin ilmini kapmış, istifade etmeyeyim mi?
ettim tabii.
önümüzdeki aydan çok umutluyum mesela.
al işte, aynı ben olan tespitler.
beğenmeyen saçmalık desin, ben beğendim valla.
devamını gör...
10 bin lira tazminatın zenginleşme sebebi sayılması
ankara bölge idare mahkemesi 10. idari dava dairesi (istinaf), 10 bin liralık tazminatı “sebepsiz zenginleşme” gerekçesiyle 3 bin liraya indirmesi vakası.
takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalı ve sebepsiz zenginleşmeye yol açmamalıdır. bu durumda, davacıya takdiren 3 bin tl manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi yoluna gidilmiştir.
gazi üniversitesi’nden prof. dr. meral or mobbing davasında kazanıp 10 bin liralık tazminatı zenginleşme sebebiyle üçte birine indiren ey mahkeme siyasilerin birbirine açtığı 500 bin üzeri ve milyonluk tazmimat davalarında niye üç maymunu oynamaya devam ediyorsunuz ?
gerçi bir 10 bin lira ile günümüz türkiyesin'de zenginleşebilirdi unutmuşum.
kaynak
takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalı ve sebepsiz zenginleşmeye yol açmamalıdır. bu durumda, davacıya takdiren 3 bin tl manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi yoluna gidilmiştir.
gazi üniversitesi’nden prof. dr. meral or mobbing davasında kazanıp 10 bin liralık tazminatı zenginleşme sebebiyle üçte birine indiren ey mahkeme siyasilerin birbirine açtığı 500 bin üzeri ve milyonluk tazmimat davalarında niye üç maymunu oynamaya devam ediyorsunuz ?
gerçi bir 10 bin lira ile günümüz türkiyesin'de zenginleşebilirdi unutmuşum.
kaynak
devamını gör...
işimiz öğretmenlerin yüzünü güldürmek
hahaha yaman şakacısınız sayin bakanım.
devamını gör...
seri artı oy veren melek
yazdıklarınıza saygı duyduğunu belirten melektir kendileri. ayrıca her tanımı artılamamaları çok hoş bir davranış sana uyarı da bulunuyorlar bak bunu artılamadım bu güzel değil demek istiyorlar seviyorum hepsini .
devamını gör...
hobaaa3434
her ne kadar minnoş görünmeye çalışsa da bu aralar çok fena şekilde saracak şey aradığı ve buna hazırlandığı bilinen yazar:**
devamını gör...
hazal kaya'nın iyi niyet elçisi seçilmesi
duyarlı duruşunu hiçbir zaman bozmayan biri için çok yerinde bir karar.
hazal kaya, birleşmiş milletler nüfus fonu (unfpa) türkiye’nin yeni iyi niyet elçisi oldu.
unfpa türkiye, bu işbirliğini sosyal medya yayınıyla duyurdu. unfpa türkiye temsilcisi hassan mohtashami, “böylesine başarılı genç bir kişinin ailemize katılması bizim için büyük bir onur” dedi.
hazal kaya da şöyle konuştu: “aranızda olduğum için çok mutluyum. yıllardır tek başıma bir şeyler yapmaya çalışıyordum. görüldüklerini hissetmenin kırılgan gruplara ne kadar iyi geldiğini son birkaç yılda fark ettim.
kaynak
hazal kaya, birleşmiş milletler nüfus fonu (unfpa) türkiye’nin yeni iyi niyet elçisi oldu.
unfpa türkiye, bu işbirliğini sosyal medya yayınıyla duyurdu. unfpa türkiye temsilcisi hassan mohtashami, “böylesine başarılı genç bir kişinin ailemize katılması bizim için büyük bir onur” dedi.
hazal kaya da şöyle konuştu: “aranızda olduğum için çok mutluyum. yıllardır tek başıma bir şeyler yapmaya çalışıyordum. görüldüklerini hissetmenin kırılgan gruplara ne kadar iyi geldiğini son birkaç yılda fark ettim.
kaynak
devamını gör...
yemeğin tadına bakmadan tuz döken insan
thomas edison ile görüşmeye gittiğinde asistan olarak kabul görmeyecek kişi.
edison, görüşmeye gelen asistan adaylarına çorba ısmarlarmış. eğer aday çorbanın tadına bile bakmadan tuz dökerse, onun ön yargılı biri olduğunu düşünerek onu işe almazmış edison. tabii buradan edison'un da ön yargılı biri olduğu sonucu çıkıyor bana göre ama neyse...
edison, görüşmeye gelen asistan adaylarına çorba ısmarlarmış. eğer aday çorbanın tadına bile bakmadan tuz dökerse, onun ön yargılı biri olduğunu düşünerek onu işe almazmış edison. tabii buradan edison'un da ön yargılı biri olduğu sonucu çıkıyor bana göre ama neyse...
devamını gör...
yazarların ölmek istediği yaş
120. efsaneler kulübünde falan gözüm yok. yaşamanın b..nu çıkarmak isterim.
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
bir sevmek bin defa ölmek demekmiş...
devamını gör...
filozofların en sevilen sözleri
devamını gör...
radyo tiyatrosu
uzun zamandır dinleyemiyorum ama bir kere başladığın zaman tiryakisi oluyorsun. 15 yıl olmuştur; 23'er dakikadan 8 bölümlük "arkası yarın"ımsı dizi çekmiştim. basit bir teyple 46'lık boş kasetlere ses kaydediyorum yani. tanıdıklarıma, hatta rahmetli babaanneme bile rol vermiştim. efekt için, gerçekçi olsun diye bardak falan da kırıyordum. bu amatör çalışmayı kasetten mp3'e aktartıp trt ankara radyosu'na postaladım bir gün. yayınlayacaklarını düşünmüştüm. 2 hafta sonra ankara'dan bir yazı geldi. senaryo göndermeliymişim. "trt radyo oyunu yazarları için bilgiler" adlı bir de kitap yollamışlar. hayal dünyanızda "sinema" keyfi yaşamak isterseniz, maksimum 55 dakika süren radyo tiyatrosunu tavsiye ederim. açın bir oyun, gözlerinizi kapatın... insanlar, hayvanlar, bitkiler, mekân; ambians gözünüzde ister-istemez canlanır zaten. meselâ televizyonda bir film izleseniz, belki radyodaki kadar hissedemeyebilirsiniz. çünkü o sahneleri beyninizde oynatan sizsiniz.
devamını gör...
yazarların en sevdiği söz
bazı insanları sebepsiz seversin.
bazılarına, bin sebep arar, yine sevemezsin.
(bkz: neyzen tevfik).
bazılarına, bin sebep arar, yine sevemezsin.
(bkz: neyzen tevfik).
devamını gör...
bazı yazarların tanıma değil yazara göre beğenide bulunması
şikayetimsi bir tespit.
bu işi fazla abartmıyor muyuz sizce.
yaz çiz geç işte ismailcim beklentin sadece kafanı boşaltmak olursa gerisi senin için tırı vırı olur.
bu işi fazla abartmıyor muyuz sizce.
yaz çiz geç işte ismailcim beklentin sadece kafanı boşaltmak olursa gerisi senin için tırı vırı olur.
devamını gör...
günün sözü
"bir tebessümüne yenik düştükleriniz, kırk yıllık gülüşlerinizi alır elinizden..."
devamını gör...
türk eğitim sistemi
meslek öğrenmeye değil, diploma denilen kağıdı alıp boş beleş insanların vakitlerini harcamaya ve kalitesiz gençlik yetiştirmek üzerine kurulmuş, sorgulayan değil itaat eden öğrenciler yetişirip, toplumun içerisine salıp, sonrasında da e hadi okudunuz bişeyler yapın diyen, dibine kadar çökmüş ve yozlaşmış bir sistemdir. bu sistemde hem aileler, hem öğretmenler, hem öğrenciler hem de devlet erkanı suçludur.
aileler, notları kötü olan çocuklarına, erken yaşlarda onların isteklerini ve ilgi alanlarını sormak yerine ''notlarını düzelt oku adam ol'' baskısı yaparak, okumayacak çocuğu zorla okutarak hem kendi ekonomilerine, hem de ülke ekonomisine, hem de çocuğun geleceğine zarar vermekteler. hele çocuğa o kadar oku oku dendikten sonra, çocuğun dandik bir üniversiteden ortalama bir diploma alıp işsiz kalmasından sonra, bir de o gariban ve şaşkın çocuğu suçlarlar. çocuğun okumaması onun salak olduğu anlamına gelmiyor, ders çalışmak istememesi onu geri zekalı yapmaz. her insanın farklı yetenekleri ve yatkınlıkları vardır. siz bir balığı ağaca tırmanması ile sınarsanız, salak olan sizsinizdir. çocuğa hiç sordunuz mu çocuk okumak istiyor mu? çocuğu genç yaşında bir meslek kazanması için teşvik ettiniz mi? çocuğunuzun ilgi alanlarını öğrenmek için 5 dakika vakit ayırdınız mı? hayır. belki çocukla konuşsalardı, belki çocuğun ilgi alanı, paraya dönebilecek bir ara meslekti. o herkesin yan gözle baktığı oto tamircileri, çoğu diplomalı işsizden daha çok para kazanmakta. aynı şekilde üretim yerlerinde çalışan tecrübeli insanlar lise çağından beri işlerde uzmanlaşıp para kazanıp mutlu mesut geçiniyorlar. siz çocuğunuzu dinlemeden oku oku diye başının etini yersiniz, çocuk büyür ve sonra da niye beceremedin diye suçlarsınız. bu kafayı hayatımın hiç bir yerinde anlayamayacağım. avm ebeveynleri diyorum ben bunlara, hayatı boş beleş yaşayıp, tek aktiviteleri avm'ye gitmek olan kayıp ruhlar. neyse burası bir.
ailesi idealist öğretmenlerden oluşan biri olarak, öğretmenliğe çok büyük saygım var. ailemde 4 tane kadın öğretmen bulunmakta. herhangi biriyle meslekleri hakkında sohbet ettiğimde gözleri parlıyor. çünkü kendileri yokluktan, fakirlikten gelip okuyarak hayatlarını kazanmışlar. çok çalışmışlar. o yüzden, anadolu köylerinde gariban ve okumak isteyen, gözleri ışıl ışıl çocukları gördükleri zaman onların okuması için ne kavgalar edildiğini ben bilirim. çocuğunun okumasını istemeyen köydeki ağalarla kavgalara, ilkokul çağında, zehir gibi kız çocukların okula gönderilmediğini görüp, kapı kapı dolaşıp onları ikna eden, suratına kapıyı çarpıp iletişim kurmayan insanları son çare polise bildiren annemin, bizim evimizi silahla basan şerefsizler benim ilk çocukluk travmalarımı oluşturur. bu travmaların hepsi bende şimdi göğsümde gururla taşıdığım rozetlerimdir. böyle yüzbinlerce öğretmenler olduğunu biliyorum. bunların hepsine olan saygı ve sevgim sonsuzdur.
bir de hangi tip öğretmenler var biliyor musunuz? sadece para kazanmak için çalışan, mesleğinin önemi ve kutsallığı zerre umrunda olmayan, özel hayatındaki sorunları, ezikliklerini, beceriksizliklerini öğrencilerine yansıtan, kalpsiz, niteliksiz, çürümek üzere olup zehrini küçücük çocukları aşağılayarak ve azarlayarak dışarı atan ''öğretmenler'' var. bu insan görünümlü mahlukatlar,öğretmekten ve çocuklar için mücadele etmekten ziyade çocukların özgüvenini kırıp, onların işe yaramaz olduğunu söyleyip, hem çocukların eğitim ateşini söndürüyorlar, hem de bizim geleceğimize taş koyuyorlar. bu vasıfsız ve umarsız karakterler yüzünden de eğitim sistemimiz felaket durumda. inanın, yadsınamayacak kadar çok bu tipler.
öğrencilere gelirsek eğer;
burada siz de suçlusunuz sevgili gençler. elinize verilen fırsatları değerlendirmek yerine vaktinizi boş şeylerle geçirip, okuyayım da ne olursa olsun deyip istemediğiniz bir bölümde istemediğiniz ve anlamadığınız şeyleri okuyorsunuz. okulu bitirirken alacağınız diplomada yazan bölüm ile ilgili sadece okulda öğrendikleriniz oluyor. kendimi nasıl ön plana çıkarırım, nasıl geliştiririm diye düşüneniniz çok az. sizin bölümünüzden mezun olup çalışan insanlara yazın, sorun. bana yazan bir kaç arkadaş oldu, ben de çok mutlu oldum, yönlendirmekten keyif aldım, hem de bana da yardımcı oldular ileride. çekinmeyin sorun.
herhangi bir şeyi öğrenmek isterseniz tek tıkla arama motorundan bulabilirsiniz. eğitim alabilirsiniz. artık bir şeyi öğrenmen gerekiyorsa ve öğrenemiyorsan bu senin suçundur. elinin altında internet var. çoğunuzun hayali memurluk ve masa başı iş. net gelir. çok küçük bir kısmınız hariç diğerleriniz yazın herhangi bir yerde çalışıp para kazanmak istemiyor. elini kirletmek, bir işin elinden tutmak istemiyor. staj'a bile doldurulacak gün olarak bakan çok fazla genç var. çoğunuz elinizdeki fırsatların kıymetini bilmiyorsunuz. köylerde, elektriğin tek kar yağışında günlerce gittiği yerlerde çocuklar mum ışığında kitap okuyorlar. yazın mevsimsel işlerde çalışıyorlar. hem okuyup hem çalışıyorlar. siz ise yaşadığınız metropollerde odanızdan çıkmıyorsunuz. sonra da ağlıyorsunuz. ya uluslararası ticaret öğrencisi olup ingilizce bilmeyen onlarca üniversite mezunu geldi benim yanıma çalışmak için. bölümün ilk kelimesi uluslararası. ne yaptığınızı, niye okuduğunuzu sorgulayın. olmuyor mu, okumayın, bir meslek öğrenin. inanın daha çok kazanır ve daha çok mutlu olursunuz.
devlet erkanına söyleyeceğim milyonlarca şey var. siz üniversitelerin çoğunu bölgesel ekonomik kalkınma olarak görüyorsunuz. oradaki esnafa geçim kaynağı yaratıyorsunuz. yüzlerce inşaat mühendisi mezunu veren üniversite var. binlerce avukatlık bölümü var. ne gerek var bunlara? siz de biliyorsunuz gençlerin işsiz kalacağını. açmayın şu bölümleri saçma sapan yerlere. bilişime, mesleğe, zanaatkarlığa yönlendirin gençleri. ama umrunuzda değil. öğrenci kredisi verin, faiziyle devlete gelir sağlayın, o parayı da betona gömün, işsiz ordusunu arttırın, kalifiye elemanı azaltın yeter ki bölgesel kalkınma olsun, esnafın keyfi yerinde olsun gariban harçlıklarına çöksün. hem jenerasyonları mahvediyorsunuz, hem de geleceğimizi. o kör bencilliğinize sesleniyorum, bu çocuklar bizim ileriki yıllarda refahımız olacak. siz sığır güder gibi bomboş hocaları, bomboş bölümlere yönlendirmeye devam ederseniz, 20 yıl sonra apandistinizi kendiniz alır, 1 usd 100 tl olduğunda emekli maaşınızı el arabasıyla taşırsınız.
sevgili gençler, kızmayın bana, lütfen kendinizi geliştirin, çalışın öğrenin, okumayı seveniniz varsa okusun, ama doğru okusun, üniversiteler sizin gelecek 40 yılınızı belirler, sevdiğiniz ve keyif alacağınız şeyler için zaman harcayın,işinizde her zaman iyi olun, bunu ancak siz yapabilirsiniz. eğitim sisteminin nimetlerinden faydalanın,ama günün sonunda her şeyi kendiniz yapacaksınız. ne olursa olsun yeni şeyler öğrenin, işinizi çok iyi bilin. kimseden bir minnet eylemeyin, kimseden bir şey beklemeyin, geleceğinizi siz kurtaracaksınız, bunu unutmayın. mustafa kemal atatürk'ün en güzel sözü, sizin düsturunuz olsun, bizleri sizler düzelteceksiniz.
''vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır.
aileler, notları kötü olan çocuklarına, erken yaşlarda onların isteklerini ve ilgi alanlarını sormak yerine ''notlarını düzelt oku adam ol'' baskısı yaparak, okumayacak çocuğu zorla okutarak hem kendi ekonomilerine, hem de ülke ekonomisine, hem de çocuğun geleceğine zarar vermekteler. hele çocuğa o kadar oku oku dendikten sonra, çocuğun dandik bir üniversiteden ortalama bir diploma alıp işsiz kalmasından sonra, bir de o gariban ve şaşkın çocuğu suçlarlar. çocuğun okumaması onun salak olduğu anlamına gelmiyor, ders çalışmak istememesi onu geri zekalı yapmaz. her insanın farklı yetenekleri ve yatkınlıkları vardır. siz bir balığı ağaca tırmanması ile sınarsanız, salak olan sizsinizdir. çocuğa hiç sordunuz mu çocuk okumak istiyor mu? çocuğu genç yaşında bir meslek kazanması için teşvik ettiniz mi? çocuğunuzun ilgi alanlarını öğrenmek için 5 dakika vakit ayırdınız mı? hayır. belki çocukla konuşsalardı, belki çocuğun ilgi alanı, paraya dönebilecek bir ara meslekti. o herkesin yan gözle baktığı oto tamircileri, çoğu diplomalı işsizden daha çok para kazanmakta. aynı şekilde üretim yerlerinde çalışan tecrübeli insanlar lise çağından beri işlerde uzmanlaşıp para kazanıp mutlu mesut geçiniyorlar. siz çocuğunuzu dinlemeden oku oku diye başının etini yersiniz, çocuk büyür ve sonra da niye beceremedin diye suçlarsınız. bu kafayı hayatımın hiç bir yerinde anlayamayacağım. avm ebeveynleri diyorum ben bunlara, hayatı boş beleş yaşayıp, tek aktiviteleri avm'ye gitmek olan kayıp ruhlar. neyse burası bir.
ailesi idealist öğretmenlerden oluşan biri olarak, öğretmenliğe çok büyük saygım var. ailemde 4 tane kadın öğretmen bulunmakta. herhangi biriyle meslekleri hakkında sohbet ettiğimde gözleri parlıyor. çünkü kendileri yokluktan, fakirlikten gelip okuyarak hayatlarını kazanmışlar. çok çalışmışlar. o yüzden, anadolu köylerinde gariban ve okumak isteyen, gözleri ışıl ışıl çocukları gördükleri zaman onların okuması için ne kavgalar edildiğini ben bilirim. çocuğunun okumasını istemeyen köydeki ağalarla kavgalara, ilkokul çağında, zehir gibi kız çocukların okula gönderilmediğini görüp, kapı kapı dolaşıp onları ikna eden, suratına kapıyı çarpıp iletişim kurmayan insanları son çare polise bildiren annemin, bizim evimizi silahla basan şerefsizler benim ilk çocukluk travmalarımı oluşturur. bu travmaların hepsi bende şimdi göğsümde gururla taşıdığım rozetlerimdir. böyle yüzbinlerce öğretmenler olduğunu biliyorum. bunların hepsine olan saygı ve sevgim sonsuzdur.
bir de hangi tip öğretmenler var biliyor musunuz? sadece para kazanmak için çalışan, mesleğinin önemi ve kutsallığı zerre umrunda olmayan, özel hayatındaki sorunları, ezikliklerini, beceriksizliklerini öğrencilerine yansıtan, kalpsiz, niteliksiz, çürümek üzere olup zehrini küçücük çocukları aşağılayarak ve azarlayarak dışarı atan ''öğretmenler'' var. bu insan görünümlü mahlukatlar,öğretmekten ve çocuklar için mücadele etmekten ziyade çocukların özgüvenini kırıp, onların işe yaramaz olduğunu söyleyip, hem çocukların eğitim ateşini söndürüyorlar, hem de bizim geleceğimize taş koyuyorlar. bu vasıfsız ve umarsız karakterler yüzünden de eğitim sistemimiz felaket durumda. inanın, yadsınamayacak kadar çok bu tipler.
öğrencilere gelirsek eğer;
burada siz de suçlusunuz sevgili gençler. elinize verilen fırsatları değerlendirmek yerine vaktinizi boş şeylerle geçirip, okuyayım da ne olursa olsun deyip istemediğiniz bir bölümde istemediğiniz ve anlamadığınız şeyleri okuyorsunuz. okulu bitirirken alacağınız diplomada yazan bölüm ile ilgili sadece okulda öğrendikleriniz oluyor. kendimi nasıl ön plana çıkarırım, nasıl geliştiririm diye düşüneniniz çok az. sizin bölümünüzden mezun olup çalışan insanlara yazın, sorun. bana yazan bir kaç arkadaş oldu, ben de çok mutlu oldum, yönlendirmekten keyif aldım, hem de bana da yardımcı oldular ileride. çekinmeyin sorun.
herhangi bir şeyi öğrenmek isterseniz tek tıkla arama motorundan bulabilirsiniz. eğitim alabilirsiniz. artık bir şeyi öğrenmen gerekiyorsa ve öğrenemiyorsan bu senin suçundur. elinin altında internet var. çoğunuzun hayali memurluk ve masa başı iş. net gelir. çok küçük bir kısmınız hariç diğerleriniz yazın herhangi bir yerde çalışıp para kazanmak istemiyor. elini kirletmek, bir işin elinden tutmak istemiyor. staj'a bile doldurulacak gün olarak bakan çok fazla genç var. çoğunuz elinizdeki fırsatların kıymetini bilmiyorsunuz. köylerde, elektriğin tek kar yağışında günlerce gittiği yerlerde çocuklar mum ışığında kitap okuyorlar. yazın mevsimsel işlerde çalışıyorlar. hem okuyup hem çalışıyorlar. siz ise yaşadığınız metropollerde odanızdan çıkmıyorsunuz. sonra da ağlıyorsunuz. ya uluslararası ticaret öğrencisi olup ingilizce bilmeyen onlarca üniversite mezunu geldi benim yanıma çalışmak için. bölümün ilk kelimesi uluslararası. ne yaptığınızı, niye okuduğunuzu sorgulayın. olmuyor mu, okumayın, bir meslek öğrenin. inanın daha çok kazanır ve daha çok mutlu olursunuz.
devlet erkanına söyleyeceğim milyonlarca şey var. siz üniversitelerin çoğunu bölgesel ekonomik kalkınma olarak görüyorsunuz. oradaki esnafa geçim kaynağı yaratıyorsunuz. yüzlerce inşaat mühendisi mezunu veren üniversite var. binlerce avukatlık bölümü var. ne gerek var bunlara? siz de biliyorsunuz gençlerin işsiz kalacağını. açmayın şu bölümleri saçma sapan yerlere. bilişime, mesleğe, zanaatkarlığa yönlendirin gençleri. ama umrunuzda değil. öğrenci kredisi verin, faiziyle devlete gelir sağlayın, o parayı da betona gömün, işsiz ordusunu arttırın, kalifiye elemanı azaltın yeter ki bölgesel kalkınma olsun, esnafın keyfi yerinde olsun gariban harçlıklarına çöksün. hem jenerasyonları mahvediyorsunuz, hem de geleceğimizi. o kör bencilliğinize sesleniyorum, bu çocuklar bizim ileriki yıllarda refahımız olacak. siz sığır güder gibi bomboş hocaları, bomboş bölümlere yönlendirmeye devam ederseniz, 20 yıl sonra apandistinizi kendiniz alır, 1 usd 100 tl olduğunda emekli maaşınızı el arabasıyla taşırsınız.
sevgili gençler, kızmayın bana, lütfen kendinizi geliştirin, çalışın öğrenin, okumayı seveniniz varsa okusun, ama doğru okusun, üniversiteler sizin gelecek 40 yılınızı belirler, sevdiğiniz ve keyif alacağınız şeyler için zaman harcayın,işinizde her zaman iyi olun, bunu ancak siz yapabilirsiniz. eğitim sisteminin nimetlerinden faydalanın,ama günün sonunda her şeyi kendiniz yapacaksınız. ne olursa olsun yeni şeyler öğrenin, işinizi çok iyi bilin. kimseden bir minnet eylemeyin, kimseden bir şey beklemeyin, geleceğinizi siz kurtaracaksınız, bunu unutmayın. mustafa kemal atatürk'ün en güzel sözü, sizin düsturunuz olsun, bizleri sizler düzelteceksiniz.
''vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır.
devamını gör...
pan'ın labirenti
uuth nickli yazarımızın ukdesidir. dolduralım hemen:
filmin senaryosu ve yönetmenliğini, guillermo del toro üstlendi ve bu film onun tartışmasız en iyi filmidir benim gözümde.
2006 yılında sinema severlerle buluşan film ispanya sinemasını çok üst seviyelere çıkarmıştır.
5 milyon dolarlık bir bütçeyle çekildi bu film. filmin içine daha çok girmek istiyorsanız, izlemeden önce ispanya iç savaşıyla alakalı birkaç araştırma yapmanızı ve konuyla alakalı kitaplar okumanızı öneririm.
filmin o enfes müzikleri, javier navarrete imzası taşıyor. onlar nasıl müzikler öyle.
filmi izlerken hangisi gerçekti hangisi masal gibi ikilemlere düşebilirsiniz.
filmin görüntü yönetmeninden tutun da makyaj ekibine kadar hepsi harika işler çıkarmışlar ki sayısız ödüle layık görüldü bu film:
- en iyi yapım tasarımı oscar'ı:
2007 eugenio caballero, pilar revuelta
- goya en iyi çıkış yapan kadın oyuncu ödülü
- 2007 ıvana baquero
- bafta en iyi yabancı dilde film ödülü 2007 guillermo del toro, alfonso cuarón...
- en iyi görüntü yönetimi oscar'ı
2007 guillermo navarro
- goya en iyi görüntü yönetimi ödülü 2007 guillermo navarro
- goya en iyi özel efekt ödülü 2007 edward ırastorza, reyes abades, david ...
- en iyi makyaj ve saç tasarımı oscar'ı 2007 montse ribé, david martí
- goya en iyi özgün senaryo ödülü 2007 guillermo del toro. ve daha niceleri.
fantastik kurgu sevenler kaçırmasın diyorum, sevmeyenler de kaçırmasın. izleyin, izlettirin efendim.
filmin senaryosu ve yönetmenliğini, guillermo del toro üstlendi ve bu film onun tartışmasız en iyi filmidir benim gözümde.
2006 yılında sinema severlerle buluşan film ispanya sinemasını çok üst seviyelere çıkarmıştır.
5 milyon dolarlık bir bütçeyle çekildi bu film. filmin içine daha çok girmek istiyorsanız, izlemeden önce ispanya iç savaşıyla alakalı birkaç araştırma yapmanızı ve konuyla alakalı kitaplar okumanızı öneririm.
filmin o enfes müzikleri, javier navarrete imzası taşıyor. onlar nasıl müzikler öyle.
filmi izlerken hangisi gerçekti hangisi masal gibi ikilemlere düşebilirsiniz.
filmin görüntü yönetmeninden tutun da makyaj ekibine kadar hepsi harika işler çıkarmışlar ki sayısız ödüle layık görüldü bu film:
- en iyi yapım tasarımı oscar'ı:
2007 eugenio caballero, pilar revuelta
- goya en iyi çıkış yapan kadın oyuncu ödülü
- 2007 ıvana baquero
- bafta en iyi yabancı dilde film ödülü 2007 guillermo del toro, alfonso cuarón...
- en iyi görüntü yönetimi oscar'ı
2007 guillermo navarro
- goya en iyi görüntü yönetimi ödülü 2007 guillermo navarro
- goya en iyi özel efekt ödülü 2007 edward ırastorza, reyes abades, david ...
- en iyi makyaj ve saç tasarımı oscar'ı 2007 montse ribé, david martí
- goya en iyi özgün senaryo ödülü 2007 guillermo del toro. ve daha niceleri.
fantastik kurgu sevenler kaçırmasın diyorum, sevmeyenler de kaçırmasın. izleyin, izlettirin efendim.
devamını gör...

