yurtta kalırken arkadaşlardan biri kantinciye ‘bu sucuğun geri kalanı nerede?’ diye sorduğunda ( çünkü sucuk zar gibiydi, o kadar ince kesmek de gerçekten beceri) , ‘kalanı evinde’ karşılığı vermişti kantinci.
öğrencisin diye aç da gezer zihniyeti olduğu müddetçe, yakında tost satmak yerine, tost kokusu da satarlar.
devamını gör...

ray h. mercado adlı sanatçının gözünden.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ımdi yürek yırtılır.
devamını gör...

kevin spacey - the usual suspects tek geçerim. amcam birbirinden çok farklı iki rolde nasıl da döktürüyor…
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şahsımca tarafından türk dizi tarihin en iyi dizisidir --- spoiler ---

bu dizi öyle bir dizidirki her karakter insanada farklı bir duyguyu farklı bir hissi ele alır ezelinden dayısında dayısından melihaya... insan meliha sahnesi izleyinde anneliği anlar annelik duygusunu anlar bir annenin oğullarına bakışını anlar bir annenin sevgisini anlar dayı olan sahnelerdi herkes ona dayı desede o bir babadır bir mafya babası değil ama bir aile babasıdır sevgiklerini her zaman korur adamlarına yiğern der çünki adamları onun ailesidir ve adamları ona her ne kadar dayı da dese ramiz onların babalarıdır aslında ramizin dizide yaptığı herşey kusursuz bir baba figürünün yapması gereken şeylerdi insanlara ders vermesinden , onları eğitmesinden, onlara akıl fikir vermesinden , onları öldürene kadar herşey.... ezel aslında neydi? ezel ömerdi. ezeli ezel yapan ona yapılanlar değil cengiz değil eyşan değil hiç kimse değil ramizdi ezeli ezel yapan ramiz ezelin babasıdır bana göre ezeli genç yaralı bir fidan (ömer) olarak ekti toprağa daha sonra sabretti sabretti ve kenandandan daha kurnaz ramizdan daha zeki ve hepsinden daha güçlü koskocaman bir ağaç çıktı ortaya ezelden ne mi öğrendik ezelden bunu öğrnedik işten bir fidanın nasıl yetiştiğini peki eyşan, kimdi bu eyşan şerefsiz olan o.... olan eyşanmı yoksa ezel için ölen kadınmı yoksa bahar için ömeri öldüren kadınmı yoksa ezel için cengizi öldüren kadınmı eşyana ne derseniz deyin eyşan bana göre sevginin ta kendisidir aşkı içinde herşeyi yaptı canından çok sevdiği kardeşi içinde herşeyi yaptı eşyan kim ne derse desin sevginin ta kendisidir...

cengiz... aslında hepimiz biraz cengiziz hepimizin içinde ne yazıkki biraz cengiz var yok diyenler olacaktır tabiki onlarda haksız sayılmaz çünki daha onlar içindeki cengizi bulamamışlardır demek cengiz hemen hemen bütüm dizi boyunca hayatını zenginlik içinde geçirdi çünki ne kadar tırnaklarıyla kazısada istediklerini elde etmek için asla hiçbir şeye sahip olamadı buda demek oluyorki para mutluluk getirmez şimdi kimse yalan konuşmasın bu yazıyı okuyan çoğu kişi cengiz kadar zengin ve güçlü olmak için bir çok şeyden vazgeçebilir kardeşinden? arkadaşından ? aşkından? namusundan ? şerefinden? ne kadar az cengizseniz bu hayatta okadar fakirsiniz demektir bu ne kadar cengizsenizde bir okadar zenginsiniz demektir ne yazıkki.... dediğim zenginlik fakirliği para olarak saymayın asıl zenginlik burda fakir olmakdır fakirsen paraya tapmasın çünki tapıcak bir paran yoktur ailene tutunursun ailen vardır arkadaşların vardır aşkın vardır umutların vardır kardeşlerin vardır bunlara tutunursun ve tuttuğun hayata, tuttuğun ele ihanet etmezsin e peki diceksinki zenginlik ne ozaman az önce bahsettiğim zenginlik sadece parayı evet sadece para başka bir b'k değil sadece para, harcıyamıyacağın kadar para işte böyle insanlar herşeylerini sattıkdan sonra çok zengin olurlar çünki harcıyacakları hiçbirşey kalmaz. evmi arabamı ? hayır tabiki hayır... şeref, namus, hasiyet, kardeş, aile, eş , dost , hepsini harcamışlardır hepsini artık harcıyacakları tek şey paradır ama onuda harcıyamazlar uyuşturucu gibidir bu hatta daha kötüsü daha fazlasını istersin ama her toprağı kazışında sadece paraya sahip olursun hiçbir zaman daha fazlasına sahip olamazsın sadece para sadece... işte cengizde bana bunu hissettirdi mutsuzluğu , hırsı , üzüntüyü

geldik aliye ali adamdır lan ali adam gibi adamdır ali adam vurur niye sevdikleri için ömeri niye sattı bu adam ? babası için babasının karşısına çıkabilmek için haklı demiyorum yanlış anlaşılmasın ama bu adamın babası oğlu için hapis yaptı alinin boynunun borcuydu bu babasına bu yüzden . aliden dik duruşu öğrendim yıkılmamayı öğrendim ve her zaman sahip olduklarımı korumam gerektiğini öğrendim adamlığı öğrendim adamlığı

geldik en son ve benim favorim olan tefoya tefonun öldüğü sahne beni bir şey izlerken ağlatan ilk sahneydi çok üzüldüm her ne kadar dizi karekteri olsa bi tefo ayrıydı beee dizideki en sağlam en güvenilir en sadakatli insan tefoydu ben tefodan sadaketi öğrendim tefo kimine göre köpekdi kimine göre ayak takımı ama bana göre tefo bir binayı sağlam tutmaya yarayan temeldi tefo... tefo herşeydi tefonun olduğu yerde yanlış olmazdı tefo okumamıştı ama hem kendini geliştirdi tefo görmemişti ama hep görmeye çalıştı tefo azimliydi ama yukarı çıkıcam diye kimseyi ezmedi tefo alininde dediği gibi bu pis alrmde tek temiz kalmayı başaran tefoydu. harbi öyleydi be tefom mekanın cennet olsun...

--- `spoiler

şimdi diziyi izlerken mantık hatası arayanda var karakterlerin içersindeki anlamı çözmeye çalışıp benim gibi dizinden birleyler kapmaya çalışanda var...

ezel kitap gibi dizidir arkadaşlar ezel çok iyi bir dizi değildir belki kimilerine göre ama bana göre ezel tam bir başyapıttır
devamını gör...

madalyalı tanımları okuyarak üstesinden bir nebze de olsa gelebileceğiniz gerçek.

tabii kelime sayısının yetersizliğinden ötürü madalya almamış tanımlar da araya kaynayacaktır ama ne yaparsınız; her şey mükemmel olamıyor maalesef.
devamını gör...

akp dönemine denk gelmek. doğumgünümde dedemin ölmesi ve bir daha hiç doğumgünü kutlayamamak.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çizgi roman tarihinin en "üstün beyaz adam"cı, en ırkçı işlerinden biridir. corto, gelişmemiş vahşilerin arasında hiç çaba harcamadan saygı gören, onların erişemeyeceği ulvilikte kabul ettikleri, bu yüzden açıklama yapmadan hemen her istediği sunulan bir çingene çocuğudur.

umberto eco bile övmüş, italyan etelektüelinin gerçek yüzünü böyle ciciye boyanmış işlerde görürsünüz. belki yayıncısının zoruyladır, sonuçta para bu işler.

aynı zamanda dünyadaki en ağır türk düşmanı eserlerden biridir. işgal altındaki anadolu'da türkler orclar gibi vahşi, medeniyet görmemiş, salyalı bir sürü, sadece öldürmek üzerine örgütlenebilen kabileler; italyanı, fransızı, yunanı elfler olarak resmedilir. hiç tiyatro görmemiş türkler oyunculara tecavüz etmeye hazırlanırken corto "neden beni öldürmek isteyesin" diye sorar. türk'ün cevabı nettir: "sadece zevk".

karakter olarak zaten askerden kaçan, sadece keyfi geldiğinde yanlışlıklara müdehale eden bir sorumsuz ama o kısmını daha tartışmaya açık.

ek: ha bu arada öykülerinin yarısı poe'dan, london'dan, borges'ten ve daha kimlerden araktır.

keşke "bir tuz denizi şarkısı"nda bıraksaymış.
devamını gör...

evet, bu başlığı uzun zamandır açmak istiyordum. çünkü çevremdeki hemcinslerimde bu davranışı ve isteği çok görüyorum. yalan olmasın, ergenlik dönemlerimde benim de hoşuma giden bir düşünceydi. öncelikle gözlemlerime dayanarak bu gibi kızlar için genellemelerde bulunmak istiyorum*: bu gibi kızlar genelde ailevi sorunlar yaşamış olan, psikolojik sorunları da olması muhtemel kızlar olabilirler. çünkü çok acı çekmişlerdir bu yüzden karşısındaki erkekte kendisini görmek ister. kendine yardım edemediği için ona yardım etmek ister. ama istisnalar haricinde* partnerine yardım etmeyi geçtim kendi psikolojisini geri döndürülemez biçimde bozar.çünkü bu gibi kişilerin uzman kişiler tarafından tedavi edilmesi gerekir.

lütfen kızlar bu hatayı yapmayın, siz rehabilitasyon merkezi değilsiniz. ben yapmıştım ve çok zor zamanlar geçirdim. sonradan anladım ki ben bir iyilik meleği ya da rehabilitasyon merkezi değilim, ben kendi kendime bile yardım edemezken hangi kibirle karşımdaki insanın "doktoru" olmaya çalışayım ki? ben zaten uçurumdan düşüyorsam benim gibi düşen birini nasıl kurtarayım? hiçbir sorununuz olmasa bile sizin uzmanlık alanınız psikoloji değil zaten, karşınızdaki erkeğe en fazla destek olup sorunlarını dinleyebilirsiniz. çözüm için mutlaka bir uzmana gitmesi gerekir. lütfen kendinize herkese yardım edemeyeceğinizi sizin de sadece sıradan bir insan olduğunuzu hatırlatın.

edit: evet başlıkta anlatım bozukluğu yapmışım nasıl düzeltilir bilmiyorum.
edit 2: güzel kardeşim dark triad dediğin şeyin tanımına baktım ve bu dediğin şey kesinlikle baskın karakter meselesi değil. bir insanın karakterinde narsisizim, makyavelizm ve psikopati varsa duble sorunludur. bunu romantikleştirmeye çalışmayın lütfen. kimse sizin kafanızda kurduğunuz iğrenç özellikleri çekici falan bulmuyor.
edit 3: allah kahretsin alta kızlar bad boy seviyo ya ühüü diyen konuyla alakasız yorum yapan tipler dolmuş yine. işte böyle yanlış anlaşılacağını bildiğim için başlık açmakta kararsız kalmıştım. pfff ne diyeyim ki?
devamını gör...

1) şeyyad hamza:

asıl mesleği duvar ustalığı olduğu için ‘’şeyyad’’ mahlasını kullanmıştır.

ahmet fakih etkisinde kalmıştır.

‘’yusuf ile züleyha’’ isimli eseri, türk edebiyatının anadolu sahasındaki ilk yusuf ile züleyha mesnevisidir.


2) ahmed-i dai:

anadolu’da çağatay türkçesiyle ürün veren ilk şairdir.

‘’’çengname’’ isimli mesnevisinde ‘’çeng’’ adı verilen, türklere özgü bir müzik aletinin yapısını alegorik ve mistik bir biçimde anlatmıştır.


3) gülşehri:

kırşehir’de mevlevi tarikatını tanıtmak amacıyla bir tekke kurmuştur.

ahilik anlayışının aksayan yönlerini eleştirmiştir.
şiirlerinde mahlas kullanan ilk divan şairidir.

anadolu’da farsçadan çeviri eser geleneğini başlatan gülşehri, farsça eserlerden hikaye tercüme eden ilk şairdir.

feridüddin attar’ın ‘’mantıku’t tayr’’ isimli eserini aynı isimle türkçeye çevirmiştir.

‘’aruz risalesi’’ isimli eseri, anadolu’da yazılmış ilk şiir bilgisi kitabıdır.

‘’felekname’’, ‘’keramat-ı ahi evran’’ ve ‘’kuduri tercümesi’’ isimli eserler de bu şaire aittir.


4) aşık paşa

asıl adı ali’dir.

tasavvufa olan ilgisinden dolayı kendisini ‘’hak aşığı’’ olarak nitelendirmiş ve ‘’aşık’’ mahlasını kullanmıştır.

bilinçi ilk türkçeci olan şair, ‘’türkçeyle eser yazılmaz.’’ görüşüne karşı çıkarak eserlerini türkçe yazmıştır.

‘’garipname’’ isimli eseri ile ünlü olan şair bu eserinde dini-tasavvufi konuları işlemiştir.


5) hoca mesud:

hoca ahmet yesevi’den sonra ‘’hoca’’ lakabı ile anılan ikinci şairdir.

‘’süheyl ü nevbahar’’ isimli eseri, türk edebiyatında beşeri aşk konusunda yazılmış olan ilk mesnevidir.

‘’ferhengname-i sadi’’ isimli eser de bu şaire aittir.


6) kadı burhaneddin:

hükümdar şairlerden biridir.

‘’tuyuğ’’ nazım şeklini bulan ve en çok kullanan şairdir.

şiirlerinde mahlas kullanmamıştır.

türk beyleri içinde divan sahibi olan ilk şairdir.


7) seyyit nesimi:

azeri türkçesinin fuzuli’den sonra en önemli temsilcisidir.

önceleri ‘’hüseyni’’ mahlasını kullanmış, daha sonra ‘’nesimi’’ mahlasını kullanmaya başlamıştır.

hurufilik’i yayma çalışmalarından dolayı halep şehrinde idam edilerek öldürülmüştür.

türkçeyi çok iyi kullanmasından dolayı‘’divan edebiyatının yunus emre’si’’ olarak da bilinir.

alevilik-bektaşilik geleneğinin ‘’yedi ulu ozan’’ıından biridir.

türk edebiyatında müstezat nazım biçimini kullanan ilk şairdir.

‘’elifname’’ yazan şairlerden biridir.

edebiyatımızda ‘’akis’’ sanatını kullanan ilk şairdir.

‘’murabba’’ nazım biçimini kullanan ilk şairdir.

‘’mukaddimetü’l hakayık’’ isimli eser bu şaire aittir.


8) ahmedi:

divan şiirinin kurucularından biridir.

türklüğe ait ögelere şiirlerinde yer vermiştir.

türk edebiyatının ilk şehir kasidesi olan ‘’bursa kasidesi’’ni yazmıştır.

türk edebiyatının ilk iskendernamesi olarak bilinen ‘’iskendername’’ eserini yazmıştır.

‘’destan-ı tevarih-i mülük-i al-i osman’’ isimli eseri, manzum (mesnevi) şeklinde yazılmış olan ilk osmanlı tarihidir.

mevsimleri kasidelerinde işleyen ilk şairdir.

anadolu’da terkibibent nazım biçimini kullanan ilk şairdir.

‘’cemşid u hurşid’’ isimli eseri, türk edebiyatında yazılmış olan ilk cemşid u hurşid mesnevisidir.

‘’mirkatü’l edep’’ isimli eseri, anadolu’da yazılmış olan ilk manzum sözlüktür.


9) erzurumlu kadı mustafa darir:

doğuştan görme engelli olmasından dolayı şiirlerinde ‘’gözsüz, kör, gözü görmeyen’’ anlamlarına gelen ‘’darir’’ mahlasını kullanmıştır.

‘’siretü’n nebi’’ isimli eseri, anadolu’da yazılan ilk türkçe siyerdir.



10) şeyhoğlu mustafa:

şiirlerinde didaktik (öğretici) bir üslup kullanmıştır.

halk sözlerine ve atasözlerine eserlerinde geniş yer vermiştir.

‘’kenzü’l kübera ve muhekkü’l ulema’’ isimli eseri, yusuf has hacib’in ‘’kutadgu bilig’’ isimli eserinden sonra yazılmış olan ikinci siyasetnamedir.


tanım: 14. yüzyıl divan şairleri hakkında yükseköğretim kurumları sınavı'na yönelik bilgi içeren başlıktır.

kaynak: edebiyat notlarım.
devamını gör...

yarattığı baskı ortamı yüzünden gördüğü muameledir.

kendisini eleştirince hapse gireceğini bilen herkes kendisine aynı harry potter filmindeki gibi "malum kişi" demeye başlamıştır. düşünsenize, cumhurbaşkanısınız insanlar sizi eleştirmeye o kadar korkuyor ki "malum kişi" olarak anılıyorsunuz. lol.
devamını gör...

yaşamını devam ettirebilmek için gerekli forma ulaşmış insan kişisi. hayranım kendilerine.

üniversitedeyken 'abi biz öğrenciyiz' deyip bir iki kez becerebildiğim durum. hoş öğrenciyiz dediğimiz zaman bazen fiyat arttıranlarda çıkıyordu. gözler bir an çipil çipil oluyor ve ağızlarından salyamsı bir şeyler akıyordu.

bir iki kez pazarlık yapacağım derken 'aa durun bunun fiyatı aslında şuymuş' cevabı alıp daha pahalıya aldığım oldu.

afganistan'da alış verişe çıktığımız zaman bizi gören afgan esnafı 'para miyaya para miyaya' * diye bağırıyordu. hah para ne gezer bizde yav. dükkana girip fahiş fiyatlara yok almıyorum diye çıkarken kapıya yaklaştığımız an 'bite bite' derlerdi. hah işte bir üniversite bir de afganistan'da gördüğümü uygulama yöntemiyle bir iki kez başardım. sonrası hep hüsran pek hüsran. *
devamını gör...

kara cisim ya da siyah cisim olarak anılan ve üzerine düşen ışığı yansıtmayan teorik cismin, üzerine düşen tüm elektromanyetik dalgaları mükemmel bir şekilde soğurması ve sonra da elektromanyetik bir radyasyon şeklinde yayması olarak tanımlanabilecek ışınım.

***

bir cisim mutlak sıfır dediğimiz sıcaklığın üzerinde bir sıcaklığa sahipse, ışıma yapar, yani belirli bir miktarda enerji yayar. sıcak olan cisimler, daha soğuk olanlara kıyasla daha fazla enerji yayarlar. mesela normalde bir parça demirin sessiz sakin durduğunu görürüz ama ısıtılmaya ve akkor hale gelmeye başlayan demir, kırmızı, turuncu gibi renklerde parlamaya başlar. yani sıcaklık, cisimden yayılan enerjinin dalga boyunu belirler.

gün içerisinde çok çeşitli kaynaklardan elektromanyetik dalgalara maruz kalıyoruz hepimiz. bu dalgaların bir kısmını vücudumuz emip geri yayarken bir kısmını da yansıtıyor. bu, tüm cisimler için geçerli. eğer dengedeki bir cisimden bahsediyorsak, radyasyonun emilme hızıyla yayılma hızı aynı olmalı demektir. eğer elimizde mükemmel bir cisim varsa, bu cisim üzerine düşen tüm radyasyonu fire vermeksizin emecektir ve yansıtmayacaktır. gerçek hayatta karşılaşmadığımız bu teorik cisme kara cisim diyoruz.

--- edit ---
konuyla bağlantılı olarak şunu ekleyeyim: pirometreler, cismin yaydığı ışınımı ve dolayısıyla sıcaklığını ölçmek için kullanılır. cisme doğrudan temas etmezler. cismin yaydığı radyasyonu ufak bir düzenek aracılığıyla bir yere odaklayıp, bunun sonucunda bir elektrik enerjisi üretilmesini ve bunun da sıcaklığa dönüştürülmesini sağlarlar. yani çalışma prensibi, buradaki konuyla yakından ilgilidir.
hatırlatma için sevgili head'e teşekkür ediyorum.

***

bir kara cismin ışıması, birkaç yasa ile ifade edilir:
- planck yasası (herhangi bir kara cismin ışınımını genel olarak tanımlar)
- wien kayma yasası (ışınım frekansı ya da dalga boyu ile mutlak sıcaklık arasında ilişki kurar)
- stefan - boltzmann yasası (ışınımda yayılan enerjiyle mutlak sıcaklık arasındaki ilişkiyi gösterir)

rayleigh - jeans yasası daha önce bu ışımayı açıklamaya çalışsa da yasa ile gözlemler birbirine uymamıştır.
(bkz: morötesi felaket)

kara cisim ışınımının, dalga boyuna karşı radyasyon yoğunluğunu bir grafiğe döktüğünüzde, karşınıza şöyle bir görüntü çıkar:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı

grafikte ışınımın sıcaklığa ilişkin değerlere bağlılığını da rahatlıkla görebilirsiniz.

***

her ne kadar doğada kara cisim diye bir şey doğrudan gözlenmese de, astronomide yıldızlar birer kara cisim gibi değerlendirilir. zira yaptıkları ışınımın grafiği, tıpkı yukarıda verdiğim grafik gibidir. yine astronomide kozmik mikrodalga arka plan ışınımı dediğimiz radyasyon da yukarıdaki gibi, planck eğrisine uyumlu bir grafik verir.

ayrıca dünya üzerinde kara cisim denen şeye en yakın madde için (bkz: vantablack)
devamını gör...

çünkü o kuşağın yetiştiği dönemde şimdiki kadar basit değildi her şey. şu an biriyle ayrılıp yeni bir ilişkiye başlamak 10 saniye falan sürer. hoş olmayan bir şey yaşandığında çözmeye çalışmaz kimse çünkü herhangi bir platformda biriyle tanışabilir her an, çünkü dünya kocaman ve herkese erişim sağlamak çok kolay. bu iyi bişey gibi durabilir ama ben olaya şöyle bakıyorum, bi ürün satın alacağınız zaman seçenek ne kadar çoksa o kadar kafa karışıklığı oluşur. o seçeneklerden belki zaten bir tanesi size uygundur ama fazla oluşu kafanızı kurcalayıp hepsinin artısını eksisini ölçmenize böylece eyleme geçmenin zorlaşmasına neden olur. pazarlama takdiğidir bu, satın alacak müşteriye çok fazla seçenek sunulmaz. ne alakası var diyeceksiniz. haklısınız. ürün değiliz bişey de satın almıyoruz. ama bu taktikler insan psikolojisini genel olarak baz alıyor. konuyla da alakası var aslında bir noktada. hızlı tüketim çağımızın modası. ama tüketilen tek şey giyim kuşam vs değil, duygular da hızlı tüketiliyor, sindirmeden. bugün tek bir hareketle instagram gibi pek çok platformda yüzlerce güzel kız ve yakışıklı erkek bulursunuz. burada şu devreye giriyor, zaten çok sevseniz bırakmazsınız. öyle değil işte artık. bu durumlar çok sevmenin içeriğini de bozuyor. x kuşağı ürün alma konusunda da böyle. kaliteli olanı alıp uzun yıllar kullanıp gerekirse onarma eğiliminde oluyorlar dikkat ederseniz. hızlı tüketmiyorlar ne ürünü ne duygularını. tabi tüm bu bahsettiklerim kişisel çıkarımım. mutlu olmasanız da idare edin demek değil bu. ama birine bişeyler hissetmek hem de karşılıklı, artık epey zor. anlaşmazlığı boyutuna göre çözmeye çalışmak daha doğru sanıyorum, sezon modası ürün alıp öbür sezona çöpe atar gibi vazgeçmektense.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

evet, kahkahalarım ile evin çınladığı doğrudur. acayip eğlendim.*
devamını gör...

türk halkı : mahvolduk bittik ! neden kimse sesini çıkarmıyor ? neden kimse bir şey yapmıyor ? neden bunlara dur denilmiyor ?
protestolar başlayınca yine türk halkı : yav salak bunlar ya! her şeyi daha kötü yapacaklar ! yav bunlar nereden çıktı şimdi hükümetin işine geliyor !
oğlum size varya az bile yapıyorlar lan. her türlü rezilliğe müstehaksınız siz.
devamını gör...

sevgi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim