1.
geçtiğimiz günlerde günden kalanlar kitabını okudum. sürekli uykum geldi ama bir yandan da sevdim kitabı. hatta yarısından sonrasını daha da sevdim. yazarın daha akıcı ve eğlenceli kitapları olduğunu düşünenler tavsiyelerini esirgemezse memnuniyet duyarım.
devamını gör...
2.
japon asıllı ingiliz edebiyatçı. kendisi 2017 nobel edebiyat ödülünün de sahibidir.
holylight gibi kendisini yeni tanıyan yazarlara naçizane tavsiyem "beni asla bırakma" adlı muhteşem eseridir.
edit:
nobel ödülünü aldıktan ve annesini kaybettikten sonra yazdığı ilk romanı "klara ile güneş'i" henüz okuyup bitirme fırsatı buldum. okuduğum en etkileyici kitaplardan biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. insana dair onca karmaşık duyguyu böylesine sade ve akıcı bir biçimde anlatmak her yazarın harcı değildir. üstelik kanımca aradan geçen yıllar sanatına değer katmış. o yazsın biz okuyalım vesselam!
holylight gibi kendisini yeni tanıyan yazarlara naçizane tavsiyem "beni asla bırakma" adlı muhteşem eseridir.
edit:
nobel ödülünü aldıktan ve annesini kaybettikten sonra yazdığı ilk romanı "klara ile güneş'i" henüz okuyup bitirme fırsatı buldum. okuduğum en etkileyici kitaplardan biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. insana dair onca karmaşık duyguyu böylesine sade ve akıcı bir biçimde anlatmak her yazarın harcı değildir. üstelik kanımca aradan geçen yıllar sanatına değer katmış. o yazsın biz okuyalım vesselam!
devamını gör...
3.
uzak tepeler de güzeldir ama hüzün dolu bir güzellik. kızı intihar eden etsuko geçmişe döner...
devamını gör...
4.
nobel ödülünü kazandığını kendisi arayan muhabirlerden öğrenen, önce bu duruma inanmayan yazardır. kendisinin dilimize çevrilmiş eserleri oldukça fazladır. okuması keyiflidir. her romanında bir derdi vardır aslında. fakat bunu öyle okuyucuyu yorarak değil, kurguladığı çevreye doğal olarak yedirir ki bu sizi hiç rahatsız etmek.
(bkz: gömülü dev) gibi bir kitapta mitolojik ögeleri kullanarak bir olay kurgulayabilirken, aynı zamanda bir distopya denebilecek kadar derin, katmanlı örülmüş (bkz: beni asla bırakma) kitaplarını yazabilecek kabiliyettedir.
(bkz: gömülü dev) gibi bir kitapta mitolojik ögeleri kullanarak bir olay kurgulayabilirken, aynı zamanda bir distopya denebilecek kadar derin, katmanlı örülmüş (bkz: beni asla bırakma) kitaplarını yazabilecek kabiliyettedir.
devamını gör...
5.
bu zarif yazarın türkçeye çevrilmiş kapsamlı ve uzun bir röportajını ve başka bir yazar neil gaiman ile yaptığı söyleşiyi meraklıları için bırakayım.
röportaj ishiguro’nun hayat hikayesi ve yazma yöntemleri gibi konuları kapsıyor. söyleşi ise daha çok edebi türler ile ilgili.
röportaj
söyleşi
röportaj ishiguro’nun hayat hikayesi ve yazma yöntemleri gibi konuları kapsıyor. söyleşi ise daha çok edebi türler ile ilgili.
röportaj
söyleşi
devamını gör...
6.
2017 yılında nobel edebiyat ödülünü kazanmış olan japon asıllı ingiliz yazardır.

benim içinse çok şeydir. sadece bir yazar değildir kazuo ishiguro benim gözümde. çok daha fazlasıdır. yazdığı her şey benim önümde yepyeni ufuklar açmıştır. kazuo ishiguro’nun her bitirdiğim kitabından sonra nedense gözlerim dolu dolu olur. kazuo ishiguro’da bambaşka bir merhamet duygusu vardır sanki. belki bana öyle geliyor. ama benim için önemli olan bana gelen ve kazandığım şeylerdir.
beni asla bırakma ve günden kalanlar şu zamana kadar okuduğum en iyi romanlar arasında gönül rahatlığıyla sayabileceğimiz romanlardandır. özellikle beni asla bırakma romanını okurken kaç kez gözlerim doldu, anlatamam.
klara ile güneş isimli romanda da tıpkı beni asla bırakma hissettiklerimi hissettim ve bu romanı da çok yakın bir zamandan okudum. etkisi hala geçmedi.
gömülü dev’i okuduğumda kendi hafızamı ve zaman algımı sorgularken bir yandan da ey edebiyat sen nelere kadirsin! demeden edemedim.
uzak tepeler de benzer bir merhamet duygusuna saldı beni. sanki o tepeler o kadar uzak değildi benim için kitabı okurken. anneler ve kızları sanki çok tanıdık çok bildik insanlardı.
özetlemem gerekirse; kazuo ishiguro edebiyat dünyasında yaşayan en merhametli yazarlardan biridir benim için. iyi ki vardır!

benim içinse çok şeydir. sadece bir yazar değildir kazuo ishiguro benim gözümde. çok daha fazlasıdır. yazdığı her şey benim önümde yepyeni ufuklar açmıştır. kazuo ishiguro’nun her bitirdiğim kitabından sonra nedense gözlerim dolu dolu olur. kazuo ishiguro’da bambaşka bir merhamet duygusu vardır sanki. belki bana öyle geliyor. ama benim için önemli olan bana gelen ve kazandığım şeylerdir.
beni asla bırakma ve günden kalanlar şu zamana kadar okuduğum en iyi romanlar arasında gönül rahatlığıyla sayabileceğimiz romanlardandır. özellikle beni asla bırakma romanını okurken kaç kez gözlerim doldu, anlatamam.
klara ile güneş isimli romanda da tıpkı beni asla bırakma hissettiklerimi hissettim ve bu romanı da çok yakın bir zamandan okudum. etkisi hala geçmedi.
gömülü dev’i okuduğumda kendi hafızamı ve zaman algımı sorgularken bir yandan da ey edebiyat sen nelere kadirsin! demeden edemedim.
uzak tepeler de benzer bir merhamet duygusuna saldı beni. sanki o tepeler o kadar uzak değildi benim için kitabı okurken. anneler ve kızları sanki çok tanıdık çok bildik insanlardı.
özetlemem gerekirse; kazuo ishiguro edebiyat dünyasında yaşayan en merhametli yazarlardan biridir benim için. iyi ki vardır!
devamını gör...
7.
1954 doğumlu nobel ödüllü japon yazar.

kitapları
*avunamayanlar
*günden kalanlar
ne de olsa, zamanı geriye döndüremezsiniz artık.

kitapları
*avunamayanlar
*günden kalanlar
ne de olsa, zamanı geriye döndüremezsiniz artık.
devamını gör...
8.
8 kasım 1954 doğumlu ingiliz asıllı japon yazar olarak tanınır; 2017 yılında nobel edebiyat ödülü kazanmıştır.
kitapları
avunamayanlar
beni asla bırakma
günden kalanlar
klara ile güneş
öksüzlüğümüz

herhangi bir dış etken sizi oldukça tesadüfi bir şekilde uyarmadıkça, aklınız başınıza gelmez.
kitapları
avunamayanlar
beni asla bırakma
günden kalanlar
klara ile güneş
öksüzlüğümüz

herhangi bir dış etken sizi oldukça tesadüfi bir şekilde uyarmadıkça, aklınız başınıza gelmez.
devamını gör...
9.
uzak tepeler kitabıyla tanıştığım yazar. kendisi bir ingiliz beyfendisi inceliğiyle yazıp bir japon edebiyatçısı sadeliğiyle sunuyor eserlerini. sanırım tüm eserlerinde yanınızda bir kutu mendil bulundurmanızda fayda var. arka arkaya okumaya başlamıştım ki ağlamaktan duygu durumum çok değişiyor diye başka yazarlara geçtim.
eserleri genelde yalın bir karamsarlık, depresiflik içeriyor. öyle ki başta günlük hayattan bahsettiğini düşünürken birden kendinizi ruhunuz daralırken buluyorsunuz. öyle sade, sakin ve süssüz bir anlatım mevcut ki hep iyi bir şeyler olacak gibi beklediğiniz kitapların hepsini içinizde bir hüzünle okuduğunuzu fark ediyorsunuz.
bana sorarsanız tüm kitapları birbirine çok benziyor. çevirmen hatası mıdır bilmiyorum ama tüm kitapları birbirinin başka bir benzeri gibi geldi okurken. belli bir noktadan sonra kitapta ne olacağını tahmin etmek eğlenceliden ziyada sıkıcı bir hale getirdi yazarı benim için. bu sebeptendir ki tarzı ve dili hep aynı olan bir yazara neden nobel vermişlerdir sorusunu kedime sormadan edemiyorum. değindiği konular vs. evet çok güzel ama gerçekten "vay be" diye bitirdiğim bir kitabı olmadı.
kendisi nobel ödüllü ancak bunun tek sebebi kalemi midir sorusu tartışmalı. esasen japon olup başka ülkede yaşadığı için japonlar tarafından sevilmez. edebiyatlarında bahsetmiyorlar bile diye biliyorum. en sinir oldukları şey de eserlerini ingilizce yazıyor oluşu. aynı dışlanmayı haruki murakamide yaşamaktadır. tüm eserlerini japonca yazmasına, tüm karakteri japon kültürü ve japon kişiliklerine sahip olmasına, kitapları japonyada yayınlanmasına rağmen amerikada yaşadığı ve eserlerini orda yazdığı için murakami yi de sevmezler. bu sebepten nobel ödülü şaibeli olarak görülmekte. hatta murakami'nin ödül alamayışının sebebi de bu olarak gösterilmektedir.
eserleri genelde yalın bir karamsarlık, depresiflik içeriyor. öyle ki başta günlük hayattan bahsettiğini düşünürken birden kendinizi ruhunuz daralırken buluyorsunuz. öyle sade, sakin ve süssüz bir anlatım mevcut ki hep iyi bir şeyler olacak gibi beklediğiniz kitapların hepsini içinizde bir hüzünle okuduğunuzu fark ediyorsunuz.
bana sorarsanız tüm kitapları birbirine çok benziyor. çevirmen hatası mıdır bilmiyorum ama tüm kitapları birbirinin başka bir benzeri gibi geldi okurken. belli bir noktadan sonra kitapta ne olacağını tahmin etmek eğlenceliden ziyada sıkıcı bir hale getirdi yazarı benim için. bu sebeptendir ki tarzı ve dili hep aynı olan bir yazara neden nobel vermişlerdir sorusunu kedime sormadan edemiyorum. değindiği konular vs. evet çok güzel ama gerçekten "vay be" diye bitirdiğim bir kitabı olmadı.
kendisi nobel ödüllü ancak bunun tek sebebi kalemi midir sorusu tartışmalı. esasen japon olup başka ülkede yaşadığı için japonlar tarafından sevilmez. edebiyatlarında bahsetmiyorlar bile diye biliyorum. en sinir oldukları şey de eserlerini ingilizce yazıyor oluşu. aynı dışlanmayı haruki murakamide yaşamaktadır. tüm eserlerini japonca yazmasına, tüm karakteri japon kültürü ve japon kişiliklerine sahip olmasına, kitapları japonyada yayınlanmasına rağmen amerikada yaşadığı ve eserlerini orda yazdığı için murakami yi de sevmezler. bu sebepten nobel ödülü şaibeli olarak görülmekte. hatta murakami'nin ödül alamayışının sebebi de bu olarak gösterilmektedir.
devamını gör...
10.
her kitabında bambaşka biri olur ishiguro.
gömülü dev'de bir büyülü gerçeklik, günden kalanlar'da tarihi roman, psikolojik roman, klara ile güneş'te manüplatif bir gelecek, beni asla bırakma'da distopya, bilim kurgu.
yalnızca edebiyat üretmek için değil de kendi sınırlarını da zorlamak, sınırları bambaşka yorumlamak için de yazıyor gibi. yazarak yeniden yaratıyor kendini gibi. dilini, akışkanlığı çok sevdiğim, özellikle fasılalı okuma gerektiren, odaklanmak icap eden çok düşündüren kitaplar arasında okununca insana yumuşacık bir his veriyor.
gömülü dev'de bir büyülü gerçeklik, günden kalanlar'da tarihi roman, psikolojik roman, klara ile güneş'te manüplatif bir gelecek, beni asla bırakma'da distopya, bilim kurgu.
yalnızca edebiyat üretmek için değil de kendi sınırlarını da zorlamak, sınırları bambaşka yorumlamak için de yazıyor gibi. yazarak yeniden yaratıyor kendini gibi. dilini, akışkanlığı çok sevdiğim, özellikle fasılalı okuma gerektiren, odaklanmak icap eden çok düşündüren kitaplar arasında okununca insana yumuşacık bir his veriyor.
devamını gör...
11.
eskiden beni asla bırakma kitabını okumaya kalktım ama sıkıcı geldi nedense. distopik kitaplarla aram kötü de değildir üstelik. nedense yarısına bile gelmeden bıraktım.
devamını gör...
12.
(bkz: a pale view of the hills)
devamını gör...