hele bir soluklan yeğenim'in ingilizcesi
have some breath, nephew.
devamını gör...
yanlış telaffuz etmekten hoşlanılan kelimeler
strateji.
telaffuz çok çıkaramama benimki.
ısrarla da kullanırım.
öyle de değişiğim.
telaffuz çok çıkaramama benimki.
ısrarla da kullanırım.
öyle de değişiğim.
devamını gör...
vahiy kitabı
vahiy içerik olarak incilin diğer bölümlerinden ayrılır, incilin son bölümüdür. kesinlikle önce yeni antlaşmayı daha sonra eski antlaşmayı okumalısınız (böylece eski antlaşmada neyin ne için söylendiğini anlayacaksınız). konudan bağımsız olarak direkt vahiy kitabını okumak sizin hiçbir şey anlamamanıza sebep olacaktır. kutsal kitap'ta yetkinleştikten sonra daha iyi anladığınızı göreceksiniz.
gerçekleşmiş ve gerçekleşmemiş bir sürü kehanet bulunur ve bu kitabın yazılışınının üzerinden 2000 yıl geçmesine rağmen hâlâ anlayamadığımız birçok simge içerir.
aziz yuhanna bu kitabı patmos adasında yazmıştır. diğer elçiler işkencelerle öldürülmüş ve kendisi de vahiy'i yazma görevi için hayatta kalmıştır. eceliyle ölen tek havaridir.
vahiy, tanrı'nın yargısından bahseder. bu yargı; yedi mührün açılması, yedi borazanın çalınması ve yedi tasın dünyaya boşaltılmasıyla gerçekleşir.
ejderha (şeytan) gökten yeryüzüne atılır. şeytan ve yandaşları bir süre güçlerini sergileyip daha sonra yenilgiye uğrarlar.
her şeyin sonunda ölüler yargılanır, adları yaşam kitabında yazılı olanlar tanrı'ya kavuşur. artık tanrı'dan uzakta değil, onunla yüz yüze olacaklardır.
tahttan yükselen gür bir sesin şöyle dediğini işittim: “işte, tanrı'nın konutu insanların arasındadır. tanrı onların arasında yaşayacak. onlar o'nun halkı olacaklar, tanrı'nın kendisi de onların arasında bulunacak. onların gözlerinden bütün yaşları silecek. artık ölüm olmayacak. artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak. çünkü önceki düzen ortadan kalktı.” tahtta oturan, “işte her şeyi yeniliyorum” dedi. sonra, “yaz!” diye ekledi, “çünkü bu sözler güvenilir ve gerçektir.” bana, “tamam!” dedi, “ alfa ve omega , başlangıç ve son ben'im. susayana yaşam suyunun pınarından karşılıksız su vereceğim. galip gelen bunları miras alacak. ben onun tanrısı olacağım, o da bana oğul olacak."
vahiy 21:3-7
gerçekleşmiş ve gerçekleşmemiş bir sürü kehanet bulunur ve bu kitabın yazılışınının üzerinden 2000 yıl geçmesine rağmen hâlâ anlayamadığımız birçok simge içerir.
aziz yuhanna bu kitabı patmos adasında yazmıştır. diğer elçiler işkencelerle öldürülmüş ve kendisi de vahiy'i yazma görevi için hayatta kalmıştır. eceliyle ölen tek havaridir.
vahiy, tanrı'nın yargısından bahseder. bu yargı; yedi mührün açılması, yedi borazanın çalınması ve yedi tasın dünyaya boşaltılmasıyla gerçekleşir.
ejderha (şeytan) gökten yeryüzüne atılır. şeytan ve yandaşları bir süre güçlerini sergileyip daha sonra yenilgiye uğrarlar.
her şeyin sonunda ölüler yargılanır, adları yaşam kitabında yazılı olanlar tanrı'ya kavuşur. artık tanrı'dan uzakta değil, onunla yüz yüze olacaklardır.
tahttan yükselen gür bir sesin şöyle dediğini işittim: “işte, tanrı'nın konutu insanların arasındadır. tanrı onların arasında yaşayacak. onlar o'nun halkı olacaklar, tanrı'nın kendisi de onların arasında bulunacak. onların gözlerinden bütün yaşları silecek. artık ölüm olmayacak. artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak. çünkü önceki düzen ortadan kalktı.” tahtta oturan, “işte her şeyi yeniliyorum” dedi. sonra, “yaz!” diye ekledi, “çünkü bu sözler güvenilir ve gerçektir.” bana, “tamam!” dedi, “ alfa ve omega , başlangıç ve son ben'im. susayana yaşam suyunun pınarından karşılıksız su vereceğim. galip gelen bunları miras alacak. ben onun tanrısı olacağım, o da bana oğul olacak."
vahiy 21:3-7
devamını gör...
katapult
uçak gemilerindeki uçakların kısa sürede kalkış hızına ulaşıp tam yükle kalkabilmesi adına uçağı hızla fırlatan mancınık vari sisteme verilen addır. katobar ismiyle de anılır bu sistemler. amerika ve fransa uçak gemilerinde bu sistemi kullanmaktadır ki çin'in bu sene suya indirmeyi öngördüğü type 003 uçak gemisi de bu sistemi kullanacak. artı ve eksileri söz konusudur. bu sistemin yanında bir de stobar sistemi vardır ki ona ayrıca gireceğim.
sistemin çalışma prensibi basittir. eskiden geminin kazanlarındaki buhar basıncının gücü ile şimdi ise elektromanyetik sistemler ile uçak bağlı olduğu halattan fırlatılır(çin'in geliştirmekte olduğu type 003 ve yeni nesil amerika uçak gemilerinde var elektromanyetik fırlatma sistemi ki emans diye geçer). bu o denli hızlı bir fırlatma olur ki uçak çok kısa sürede kalkış hızına denk bir hıza ulaşır ve tam silah yüküyle kalkışını sağlar.
artı tarafta başta belirttiğim üzere tam silah yüküyle kalkış kısmı vardır ki muharebe sahasında ciddi bir avantaj sunar. öte yandan stobar tekniğinden daha hızlı bir şekilde daha kısa sürede daha fazla uçak gemiden kalkış yapabilir ki muharebe sahası için o fazladan tek uçağın bile kalkışı çok şeyi değiştirebilir.
eksilerine gelirsek o noktada ilk başta katobar ile fırlatılan uçakların kalkıştaki yakıt sarfiyatları stobar tekniği kullananlara daha fazladır ki bu da uçağın muharebe yarıçapına olumsuz etkiler yapar. bunun yanında her ne kadar basit bir çalışma prensibi olsa bile uçak gemisinde katobar için farklı parçalar ve bakım süreçleri vardır ki bu süreçlerin dikkatle izlenmesi gerekir. zira bu sistemde olabilecek bir aksilik koca uçak gemisinin uçak hangarına dönüşmesine sebebiyet verecektir.
sistemin çalışma prensibi basittir. eskiden geminin kazanlarındaki buhar basıncının gücü ile şimdi ise elektromanyetik sistemler ile uçak bağlı olduğu halattan fırlatılır(çin'in geliştirmekte olduğu type 003 ve yeni nesil amerika uçak gemilerinde var elektromanyetik fırlatma sistemi ki emans diye geçer). bu o denli hızlı bir fırlatma olur ki uçak çok kısa sürede kalkış hızına denk bir hıza ulaşır ve tam silah yüküyle kalkışını sağlar.
artı tarafta başta belirttiğim üzere tam silah yüküyle kalkış kısmı vardır ki muharebe sahasında ciddi bir avantaj sunar. öte yandan stobar tekniğinden daha hızlı bir şekilde daha kısa sürede daha fazla uçak gemiden kalkış yapabilir ki muharebe sahası için o fazladan tek uçağın bile kalkışı çok şeyi değiştirebilir.
eksilerine gelirsek o noktada ilk başta katobar ile fırlatılan uçakların kalkıştaki yakıt sarfiyatları stobar tekniği kullananlara daha fazladır ki bu da uçağın muharebe yarıçapına olumsuz etkiler yapar. bunun yanında her ne kadar basit bir çalışma prensibi olsa bile uçak gemisinde katobar için farklı parçalar ve bakım süreçleri vardır ki bu süreçlerin dikkatle izlenmesi gerekir. zira bu sistemde olabilecek bir aksilik koca uçak gemisinin uçak hangarına dönüşmesine sebebiyet verecektir.
devamını gör...
saçım saçın olsun
bir insanın gülümsemesine, kendini iyi hissetmesine katkı sağlamak, varlığımızı biraz olsun anlamlı kılabilmek için mutlaka desteklenmesi gereken bir kampanya.
bulunduğunuz şehirde varsa eğer, gönüllü kuaförlerde saçlarınızı kestirebilirsiniz. gönüllü kuaförler listesi sosyal medya hesaplarında mevcut. yoksa ya da bir nedenle farklı bir kuaförde kestirmek isterseniz yine gönderebilirsiniz. kadına ya da erkeğe ait olması fark etmeksizin, en az 30 cm uzunluğundaki saçların kuru, temiz, örülmüş ya da dağılmayacak şekilde birkaç yerinden bağlanmış hâlde gönderilmesi gerekiyor. çok yıpranmamış olduğu sürece saçların boyalı olmasının mahzuru yok fakat açıcı kullanılmamış ve permasız olması şart.
saçlarımızı severiz, onlarla mutlu oluruz fakat emin olabilirsiniz ki onları böyle ulvî bir amaç için kestirip gönderdikten sonra yaşayacağınız mutluluk çok daha büyük olacaktır.
bulunduğunuz şehirde varsa eğer, gönüllü kuaförlerde saçlarınızı kestirebilirsiniz. gönüllü kuaförler listesi sosyal medya hesaplarında mevcut. yoksa ya da bir nedenle farklı bir kuaförde kestirmek isterseniz yine gönderebilirsiniz. kadına ya da erkeğe ait olması fark etmeksizin, en az 30 cm uzunluğundaki saçların kuru, temiz, örülmüş ya da dağılmayacak şekilde birkaç yerinden bağlanmış hâlde gönderilmesi gerekiyor. çok yıpranmamış olduğu sürece saçların boyalı olmasının mahzuru yok fakat açıcı kullanılmamış ve permasız olması şart.
saçlarımızı severiz, onlarla mutlu oluruz fakat emin olabilirsiniz ki onları böyle ulvî bir amaç için kestirip gönderdikten sonra yaşayacağınız mutluluk çok daha büyük olacaktır.
devamını gör...
suriyeliler hakkındaki yalanlar
ben hazırlıkta okurken bizim hazırlığa yabancı öğrenci kontenjanı ile sınavsız gelen, türkçe öğrendikten sonra tıp fakültesine devam edecek biriyle bizzat tanıştım.
yani sınavsız üniversite yok diyenlere gülümsüyorum.
yani sınavsız üniversite yok diyenlere gülümsüyorum.
devamını gör...
etek giyen kadın kalmaması
şimdi başıma üşüşenler olacaktır "cinsiyetçi başlık açıyor." diye ama gerçekten böyle bir şey var.
benimki yakınma falan değil, sadece bir tespitten ibaret sinyoritalar. kadınlarımız, normalde giyse bile günlük hayatta eteği daha az tercih etmeye başladı. etek, daha önceleri kadınların günlük hayatının bir parçasıyken, içinde bulunduğumuz zaman için özel günlerde ya da ciddi ortamlarda giyilen bir kıyafete büründü. bunun sebebinin kot pantolon gibi daha az bakım isteyen ama tarz olan kıyafetlere artan talepten kaynaklı olduğunu düşünüyorum. zira bir erkek olarak, kumaş veya keten pantolon üstüne gömlek giymekten büyük keyif alsam da, allah'ın günü ütü yapmak bir yerden sonra can sıkıcı oluyor. bu konuda elbette ki kadın yazarlar daha makul bir açıklamada bulunabilir. *
edit: bir kız arkadaşımla bir keresinde sohbet ederken kot pantolon vb. kıyafetlerle kadınların toplum içinde daha az dikkat çektiğini söylemişti. bir de kadın yazarlardan dinlemek adına bu hikayeyi eklememiştim ama sağ olun, ne cinsi sapıklığım kaldı ne röntgenciliğim.
gel gelelim başlıkta mini etek giyen kadın, dizüstü etek giyen kadın gibi bir ayrım yapmıyorum. maksadım bir moda devrimi mi oluyor yoksa bunun altında toplumsal bir neden mi yatıyoru tartışmak iken gene birkaç klavye efendisi beni olmayacak şeylerle itham ediyor. bir erkek hakkını, kadınlar olarak hakkınızı savunmaya çalışsın, ama sen çıkıp "kadınları dikizliyorsun" gibi bir söylemde bulun. gerçekten akla mantığa yatıyor mu bu söylediklerin? ne kadar kolay bir erkeği röntgencilikle itham etmek. tabii, erkektir nihayetinde yapar böyle şeyler!
siz kadınlar olarak bunları hak etmediniz ama biz de erkekler olarak bunları hak etmedik. önünüze gelen her erkeği vajina sevdalısı a*salak zannetmemeniz dileğiyle...
benimki yakınma falan değil, sadece bir tespitten ibaret sinyoritalar. kadınlarımız, normalde giyse bile günlük hayatta eteği daha az tercih etmeye başladı. etek, daha önceleri kadınların günlük hayatının bir parçasıyken, içinde bulunduğumuz zaman için özel günlerde ya da ciddi ortamlarda giyilen bir kıyafete büründü. bunun sebebinin kot pantolon gibi daha az bakım isteyen ama tarz olan kıyafetlere artan talepten kaynaklı olduğunu düşünüyorum. zira bir erkek olarak, kumaş veya keten pantolon üstüne gömlek giymekten büyük keyif alsam da, allah'ın günü ütü yapmak bir yerden sonra can sıkıcı oluyor. bu konuda elbette ki kadın yazarlar daha makul bir açıklamada bulunabilir. *
edit: bir kız arkadaşımla bir keresinde sohbet ederken kot pantolon vb. kıyafetlerle kadınların toplum içinde daha az dikkat çektiğini söylemişti. bir de kadın yazarlardan dinlemek adına bu hikayeyi eklememiştim ama sağ olun, ne cinsi sapıklığım kaldı ne röntgenciliğim.
gel gelelim başlıkta mini etek giyen kadın, dizüstü etek giyen kadın gibi bir ayrım yapmıyorum. maksadım bir moda devrimi mi oluyor yoksa bunun altında toplumsal bir neden mi yatıyoru tartışmak iken gene birkaç klavye efendisi beni olmayacak şeylerle itham ediyor. bir erkek hakkını, kadınlar olarak hakkınızı savunmaya çalışsın, ama sen çıkıp "kadınları dikizliyorsun" gibi bir söylemde bulun. gerçekten akla mantığa yatıyor mu bu söylediklerin? ne kadar kolay bir erkeği röntgencilikle itham etmek. tabii, erkektir nihayetinde yapar böyle şeyler!
siz kadınlar olarak bunları hak etmediniz ama biz de erkekler olarak bunları hak etmedik. önünüze gelen her erkeği vajina sevdalısı a*salak zannetmemeniz dileğiyle...
devamını gör...
yeşil-uzum
şansım olan yazar.
her insana doğuştan yardımcılar yollar yaratıcı.
ben hem yatacıya inanıyorum, hem yardımcı olduğuna, hem mucizeler yolladığına.
benim mucizem olan yazar, kankam.
sen çok yaşa emi.
ha böle ha böle devam edelim.
her insana doğuştan yardımcılar yollar yaratıcı.
ben hem yatacıya inanıyorum, hem yardımcı olduğuna, hem mucizeler yolladığına.
benim mucizem olan yazar, kankam.
sen çok yaşa emi.
ha böle ha böle devam edelim.
devamını gör...
kaliteli yazarların az takipçili olması
“az” derken? sayı verin yahu! ona göre kaliteli miyiz, kalitesiz mi, bilek! bana göre takipçim çok çünkü. size göresini bilmek hakkım! bakalım neyim?
insanlara kaliteli, kalitesiz denmesi de hoş bir şey değil. mal’ın kalitelisi/kalitesizi olur, insanın değil. bana göre insana kullanılabilecek bir sıfat değil.
insanlara kaliteli, kalitesiz denmesi de hoş bir şey değil. mal’ın kalitelisi/kalitesizi olur, insanın değil. bana göre insana kullanılabilecek bir sıfat değil.
devamını gör...
ra
çengel bulmaca çözenlerin çok iyi bildiği eski mısır tanrısı.
devamını gör...
gazanfer özcan
sinema ve dizi oyuncusu, türk tiyatro tarihinin sayılı ustalarından biridir. 80 yıllık yaşamına sayısız ödül sığdırmıştır. ömrünü tiyatroya adayan bu güzide insan, 2009 yılında aramızdan ayrılmıştır. karacaahmet mezarlığında ebedi huzura çekilmiştir.
11 sene ne çabuk geçmiş dedim kendi kendime...
11 sene ne çabuk geçmiş dedim kendi kendime...
devamını gör...
tarihteki muazzam ayarlar
devamını gör...
teşekkür etmeyen insan
"rica ederim", "ne demek", "ben teşekkür ederim" vs gibi karşılıklar bul(a)mayacak olan; havada kalmış festival filmi sahnelerinde olduğu gibi ortamı terk edecek, varlık ve yokluk eşitliğini kendisi sağlamış insandır.
(bkz: ne kadar ekmek o kadar köfte)
(bkz: ne kadar ekmek o kadar köfte)
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
yine gelenler olmuş görüyorum
yazıyorlar çiziyorlar okuyorum
maalesef ki biraz işim var şimdi
bir izmirliden kötü dayak yiyorum
yoksa valla inanın yazardım
iş miş demez paso sallardım
okuyamadım bile çoğunu ama
vişne suyu içer tadına doyardım
yazıyorlar çiziyorlar okuyorum
maalesef ki biraz işim var şimdi
bir izmirliden kötü dayak yiyorum
yoksa valla inanın yazardım
iş miş demez paso sallardım
okuyamadım bile çoğunu ama
vişne suyu içer tadına doyardım
devamını gör...
o kadar kız varken neden ben sorusu
güzellik anlayışının cinslerarası farklılığını, bir anlamda, ortaya koyan soru.
kızların beğendiği kızlar genellikle bize çekici gelmediği gibi, bizim "tipi yerinde" diye tanımladığımız erkekleri de kızlar pek beğenmemekte.
bunun sebebi düşünülse; bakış açılarından tip/görünüş ile ilgili detaylara kadar akla onlarca ihtimal/madde gelir.
ama belki de bunu bu kadar kurcalamamak lazım. insan bazen sadece hoşlanır, sever ve o yöne doğru gitmek ister.
şarkıda dediği gibi "nedensiz de sevilir".
kızların beğendiği kızlar genellikle bize çekici gelmediği gibi, bizim "tipi yerinde" diye tanımladığımız erkekleri de kızlar pek beğenmemekte.
bunun sebebi düşünülse; bakış açılarından tip/görünüş ile ilgili detaylara kadar akla onlarca ihtimal/madde gelir.
ama belki de bunu bu kadar kurcalamamak lazım. insan bazen sadece hoşlanır, sever ve o yöne doğru gitmek ister.
şarkıda dediği gibi "nedensiz de sevilir".
devamını gör...
yazarların hayatlarını devam ettirme motivasyonları
okumadığım bir sürü kitap var izlemediğim bir sürü film var.
öğrenince şaşıracağım şaşırınca seveceğim kıymetli bilgiler deneyimler var.
ailem var karşılık beklemeden seven hep sevecek olan ailem var.
dediğim başlıktır.
öğrenince şaşıracağım şaşırınca seveceğim kıymetli bilgiler deneyimler var.
ailem var karşılık beklemeden seven hep sevecek olan ailem var.
dediğim başlıktır.
devamını gör...
insan olmasaydın ne olmak isterdin sorunsalı
kedigillerden olmak isterdim vaşak panter vb.
devamını gör...
yazar nicklerinden cümle kurmak
saat gece yarısını çoktan geçmişti ama hâlâ uykumyoktu, gelecek gibi de gorunmuyordu.
pencere önünü mesken tuttuğum şu günlerde kar yağsaydi , şu huzunle seyrettigim caddeler minik beyaz mutlulukla kaplansaydi ne vardı sanki..
yine su perisi seyfinazla mi konusuyorsun demesiyle elimde tuttuğum su dolu bardak yere düşmüştü işte ..
cam kiriklarini avuclarimla toplasam içim daha mı az acır diye sormadan edemedim neysene çekil hadi ben toplarım burayı dedi .
iyi ki vardı ..
içmeye gidelim midiye soruverdim hatta sormadim bir anda dokuluverdi ..
iyi de sen icmezsin ki dedi , doğru icmezdim.
seni tepelerin kocakarisina gotureyim ben ,iyi görünmüyorsun gerçekten dedigi an göz yaşıma hakim olamadım kahretsin işte yine o his!
" sabun olan insan günden güne erir yok olur gider "demişti anneannem ah be kadin canım yanarken hep bir yerlerden sesleniyorsun bana duyuyorum .
bugün seni biri aradı söylemeyi unuttum dedi kim diye sormak gelmedi içimden ama tabiki susmaz devam ederdi.beyefendı seni cep numarandan aramış fakat kapaliymis telefonun hay allah ismi gelmedi aklima diye konuşmaya devam ediyordu. .
içeceğim de yoktu zaten en iyisi biraz da yatakta tavanı seyretmekti. .
pencere önünü mesken tuttuğum şu günlerde kar yağsaydi , şu huzunle seyrettigim caddeler minik beyaz mutlulukla kaplansaydi ne vardı sanki..
yine su perisi seyfinazla mi konusuyorsun demesiyle elimde tuttuğum su dolu bardak yere düşmüştü işte ..
cam kiriklarini avuclarimla toplasam içim daha mı az acır diye sormadan edemedim neysene çekil hadi ben toplarım burayı dedi .
iyi ki vardı ..
içmeye gidelim midiye soruverdim hatta sormadim bir anda dokuluverdi ..
iyi de sen icmezsin ki dedi , doğru icmezdim.
seni tepelerin kocakarisina gotureyim ben ,iyi görünmüyorsun gerçekten dedigi an göz yaşıma hakim olamadım kahretsin işte yine o his!
" sabun olan insan günden güne erir yok olur gider "demişti anneannem ah be kadin canım yanarken hep bir yerlerden sesleniyorsun bana duyuyorum .
bugün seni biri aradı söylemeyi unuttum dedi kim diye sormak gelmedi içimden ama tabiki susmaz devam ederdi.beyefendı seni cep numarandan aramış fakat kapaliymis telefonun hay allah ismi gelmedi aklima diye konuşmaya devam ediyordu. .
içeceğim de yoktu zaten en iyisi biraz da yatakta tavanı seyretmekti. .
devamını gör...
