bir toplumun ahlakı dininden ve dini kurallarından çok gelişmislik düzeyi ile alakalı hakkaten. gelişmişlik düzeyinden kastım elbette salt ekonomik refah düzeyi değil. kültürünüz yeni ve farklı kuşakları ne kadar besleyebiliyor, barındırabiliyorsa o kadar zengin bir toplumsunuzdur. ve bu yüksek bir ahlaki seviyeniz olduğunu gösterir.

yoksa ellerine din kitabı alarak konuşan siyasetçilerin hitap ettiği toplumlar ortada.
devamını gör...

hayatım boyunca okuduğum en sarsıcı kitaplardan birisidir.

ecinniler, fyodor mihayloviç dostoyevski'nin 1872 yılında yazdığı siyasi psikolojik romandır yani kısaca mükemmel bir dostoyevski eseridir.

900 sayfalık bir kitap başlarda insanı korkutuyor ama hikayenin içine girdikten sonra hiç bitmesin istiyorsunuz.
rus klasiklerinde bulunan uzun isimler bu kitapta da karşımıza çıkıyor o yüzden not tutarak okumak hem kolay hem keyifli olacaktır.
dostoyevski ecinnilerde sosyalizm, nihilizm gibi aşırılıkçı ideolojilerin toplumsal yapıya nasıl zarar verdiğini sarsıcı bir şekilde anlatıyor.
tabi her romanında olduğu gibi sosyolojik bir bakış ve karakterlerin psikolojik analizleri çok yerinde okurken hem şaşırıp hem keyif alıyorsunuz.

ayrıca bu kitabın ortaya çıkışı son derece ilginçtir.
dostoyevski büyük bir günahkarın hayatı adlı kitabıyla uğraşırken rusya'da bir olay yaşanır ve bu olay dostoyevski'yi çok etkiler.
rusya'daki nihilist gruplarından birinin başında bulunan sergey neçayev, kendi grubundan biri tarafından hiçbir yerden emir almaksızın ekibini kendi düşüncelerine göre yönettiği konusunda bir iddia ile itham edilir. bunun karşısında neçayev bu suçlamanın sahibini öldürterek bir havuza attırır.
bu olayı duyan dostoyevski protesto etmek amacıyla bu ölümsüz eseri yazmaya başlar.

kitapta bulunan her karakter çok özel ve mükemmel yaratılmış ama üç karakter var ki bambaşka bir düzeydedir.
nikolay vsevolodoviç stavrogin
ivan şatov
aleksey niliç kirilov

bu üç karakter inanılmaz yaratılmış karakterlerdir kitabın bu kadar büyük bir eser olmasında en büyük pay bence bu üç karakterdir.

kesinlikle okunması okurken düşünülmesi gereken sarsıcı bir dostoyevski eseri.


yaşamakla yaşamamak arasında hiçbir fark kalmadığında özgürlüğüne kavuşur insan.

insanoğlu kendini öldürmeden yaşayabilmek için icat etti tanrıyı ve günümüze dek tüm insanlık tarihi bundan ibarettir.
devamını gör...

sulak yerde yetişmiş bir kızın yalnızlığıdır aynı zamanda.
devamını gör...

1) güven.

2) dürüstlük.

3) çıkar beklememek.

4) kıskanmamak.

olarak sıralanabilen temellerdir.
devamını gör...

suç haberleri ile ilgili uzun süre muhabirlik yapmış sevinç yavuz tarafından yazılmış kitap.
çok ilginç hikayeler var. 1960'lardan bu yana türkiye'de duyulmuş yakalanmış seri katilleri anlatıyor. genellikle çocukluk döneminde yaşadıkları travmalarla ilişkilendirilmiş cinayetleri. ürkütücü şeyler. kitabi okuduktan sonra içlerinden bazılarını deli gibi araştırmış haklarındaki haberlere röportajlara bakmıştım. acayip ilginç şeyler vardı gerçekten.

kitabı okuyunca sırf x kişisinin travmalarına sebep olan kişiye benzediği için suçsuz yere öldürülebileceğini fark ediyor insan huh.
devamını gör...

basit bir laf sokma cümlesidir. zeka öyle ölçülebilecek bir kavram olmadığı için kötü bir cümledir.
bu cümleyi kullanan insan pek zeki değildir.
devamını gör...

ölüm.
devamını gör...

(bkz: ansiklopedi savaşları)
devamını gör...

bölgesine göre insanın hayat kalitesini düşüren hadise. ağır fiziksel iş, belli bir bölgeye yel girmesi, ani veya ters hareket..1.5 haftadır durup durup sonra geri geliyor. mont giyerken iki büklüm kalıp yere yapışmak nedir.
devamını gör...

hiç değmeyecek acıdır. mutlu olmak dururken bunlara takılmamak gerekir. *
devamını gör...

spor toto süper lig 20. hafta maçı. saat 16:00'da başlayacak. maçın hakemi mete kalkavan. yardımcıları ise, ceyhun sesigüzel ve deniz caner özaral. maçın 4. hakemi mustafa kürşad filiz. var hakemi arda kardeşler yardımcısı ise oğuzhan uğurlu.
devamını gör...

kozalak turşusu da yapılıyormuş. duyunca oldukça garibime gitmişti.
devamını gör...

aynı zamanda zehirli bir mantarın da adıdır.

türkiye'deki ölümcül mantar zehirlenmelerinin büyük çoğunluğundan sorumludur.

yaz başlarında ve sonbahar aylarında bu mantara sıkça rastlanır.

kaynak.
devamını gör...

kalabalık. kalabalıkların içinde bir dizi yanlışı gibi duruyorum.
devamını gör...

bir ayağımız çukurda zaten. bulaşmayın artık bize.
devamını gör...

evet kimsenin kimseye tahammülü kalmadı, gerçekten sevip ilişkideki sorunları çözmek diye bir şey vardı eskiden fakat ben artık rastlamıyorum, rastlayan şanslı arkadaşlar vardır tabii. yani bir flört furyası almış gidiyor zaten flörtüm nedir ya? ben mi dinozorlaştım iyice soruyorum kendime. herkesin 3 4 flörtü var çoktan seçmeli ders gibi birini seçiyor sevgili rütbesine yükseltiyor ve bu sirkülasyon ilişkilerde tolerans diye bir şey bırakmıyor anında ilişki fes ediliyor, tabii ki kimse anlaşamadığı kişiyle birlikte olacak değil ama kastettiğim insan insana benzemez deyimindeki şahsa nazır göz ardı edilebilecek özelliklere dahi katlanılamaması.
devamını gör...

"kadınlar çiçektir derler ya... günümüz kadını çiçek açmıyor artık. yüklendiği bu kadar sorumluluk, üzerinde bunca baskıyla çiçek açmak ne mümkün zaten?"
tülay kök - terapi odası konuları
devamını gör...

lisede dershane matematik hocamın dersin ortasında anlatmayı bırakıp yağmaya çıktığı oyundur.
devamını gör...

her insan çözülmeyi bekleyen bir bulmacadır. kimi çok karışık görünür, kimisi ise dümdüzdür. ne tür bir bulmaca olduğumu bilmiyorum ama kendi bulmacamı çözmeye çalışıyorum. "nasıl hissediyorum, ne beni mutlu etti, neden bu şekilde davrandım?" gibi sorular soruyorum kendime. düşünüyorum, çözmeye çalışıyorum. bazen düşündüğüm şeyleri bile düşünüyorum. bu delilik değil efenim. aksine harika bir şey.
bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar. diyor stefan zweig. ben de kendimi anlamaya çalışıyorum, kendi çapımda. ama tahmin edeceğiniz üzere tıkandığım zamanlar oluyor.

bugünlerde tıkandığım konuyu paylaşayım sizlerle.
hiçbir zaman ilgi odağı olmayı sevmemişimdir. ışıkların benim üzerimde
olmasındansa karanlıkta kalmayı tercih ederim. kalabalıklarda köşeler hep benimdir mesela. en ücra köşeler, kimsenin bakmadığı yerler.. kimse görmesin beni istedim hep. ama farkedilmek tek arzumdu.. görünmez olmak istedim ama varlığım hissedilsin.

öz güven eksikliğim yok, hatta yaşıtlarıma göre fazla özgüvenli olduğumu söylerler. insanlar böyle dediği için de inanasım gelmiyor ama onlardan çok ben kendimi biliyorum. öz güvenli olduğumu onlar söylemese bile biliyorum. peki nedir bu başrol olmaktan kaçış derseniz çok üzülerek size verecek bir cevabımın olmadığını söyleyeyim.
öz güvenim bu kadar yerindeyken parmakların beni göstermesi beni neden bu kadar rahatsız ediyor? ve bu görünmezlik oyununda her şeye rağmen neden farkedilmek istiyorum? tıkandım işte gördün mü? ama pes etmek yok, kendimi tamamen çözdüğümde ve anladığımda* dünyanın en özgür insanı ben olacağım. tıpkı kuşlar gibi...
not: bu bir iç dökme seansıdır.*
devamını gör...

abartı olmadıkça beğendiğim tiptir. valla bana daha samimi geliyorlar , aile babası gibi. benim naçizane fikrim kimse kötü algılamasınn..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim