random gülmek
emojiden ve hahaha gülüşünden daha samimi bulduğum gülüş. hatta çok komik bulduysam büyük harflerle random gülerim ki kahkaha attığım belli olsun.
devamını gör...
vicdan
insanı insan yapan önemli bir olgu.vicdan masturbasyonu diye bir kavramda var,ona pek girmeyelim. (bkz: vicdan mastürbasyonu)
devamını gör...
birinin dizinde uyumak
son nefesimi verirken yaşamak istediğim an.ümit ediyorum ki o'nun dizlerinde olur.
devamını gör...
geceye ilginç bir bilgi bırak
mor renk asaleti temsil eder.
bunun nedeni bu rengi beğenenlerin çok asil zevklere sahip olması değildir.
antik dönemde mor renk "mureks" adlı bir deniz canlısından elde edilir. bu küçük deniz kabuklusunun yüzlerce kilosundan çok az bir miktarda mor renk üretilebilmektedir. bu da aristokrat kesimin ve yönetici sınıfın kıyafet ve bazı eşyalarında kullanılmaktadır.
antik döneme ait mor renkli bir buluntu ele geçtiğinde bunun önemli bir kişiye ait olduğu rahatlıkla söylenebilmektedir.
bunun nedeni bu rengi beğenenlerin çok asil zevklere sahip olması değildir.
antik dönemde mor renk "mureks" adlı bir deniz canlısından elde edilir. bu küçük deniz kabuklusunun yüzlerce kilosundan çok az bir miktarda mor renk üretilebilmektedir. bu da aristokrat kesimin ve yönetici sınıfın kıyafet ve bazı eşyalarında kullanılmaktadır.
antik döneme ait mor renkli bir buluntu ele geçtiğinde bunun önemli bir kişiye ait olduğu rahatlıkla söylenebilmektedir.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
ispanya'daki insanların soyadlarının uzun olmasının sebebi hem annesinin hem de babasının soyadını almasından kaynaklanmaktadır.
devamını gör...
şehirlerarası otobüs molaları namaz vaktine göre ayarlanmalı
çeşitli provokasyon lara yol açacaktır. bu bilinerek yapılan bir hamle gibi sanki. sonuçta kaza etme imkanı var. diğer insanlar onu beklemek zorunda değiliz diye tepki verecektir. cemaat ler bilinçli şekilde bu durumu kullanacaktır. demişti dersiniz din elden gidiyor alt yapısı bunlar.
devamını gör...
sevgiliyi rehbere kaydetme önerileri
bir ss sonucu 5 dakikadır gülüyorum. bunu hakedecek ne yaptım len ben?*
(bkz: suçum nedir hakim bey?)
(bkz: suçum nedir hakim bey?)
devamını gör...
srpski film
2010 yapımı , yönetmenliğini srđan spasojević‘in yaptığı ve oyuncuların sergej trifunovićve srđan todorović’in olduğu korku filmi.
bu film korku kategorisinde geçse de gerilim kategorisine daha uygun ve hatta yeni bir kategoriyi hakediyor: sapkınlık. bu filmi de rahatsız edici filmler listesinde görüp izledim. çünkü merak ettim; en kötü ne olabilir ki dedim? yani bir film psikolojimi alt üst edemez ki deyip, filme nanik çektim. ama gelin görün ki, izlediğim en korkunç film. korkunçluğu sahnelerinden ziyade, hastalıklı bir zihinle senaryosunun yazılması. yönetmenin de senaristin de oyuncuların da gerçekten tedavi olması gerekiyor. bir çok ülkede yasaklanmış; belki bizde de yasaklanmıştır bilmiyorum. izleyeli uzun zaman oldu çünkü. konusuna gelmeden, filmin afişini paylaşayım:

filmin afişinin kırmızı olması isabetli olmuş;çünkü bolca kan var filmde. konusuna gelirsem; eski bir porno yıldızı olan milos, ekonomik darboğazdadır ve sanatsal bir film için bir teklif alır. başta kabul etmese de parasızlık yan taraftan cimciklediği için kabul etmek zorunda kalır; sonra da belasını bulur.
filmin detayına daha fazla girmeyeceğim. vikide kapsamlı olarak konusu var. konusuna bakarken bile detaylar tekrar aklıma geldi ve ürperdim. pedofili var, nekrofili var, çocuk istismarı var. yani gerçekten sağlam bir zihni olan bir insanın, böyle bir film yapmasına imlan yok. filmi kalp çarpıntısıyla izledim ve bittikten çok uzun süre sonra kalp ritmim düzeldi.
film ile ilgili bir yorum da şöyle:
yayında ve yapımda emeği geçen herkesin allah belasını versin
evet aynen bu yorum gibidir bu film.
imdb puanı: 5/10
ben puan bile vermiyorum.
bu film korku kategorisinde geçse de gerilim kategorisine daha uygun ve hatta yeni bir kategoriyi hakediyor: sapkınlık. bu filmi de rahatsız edici filmler listesinde görüp izledim. çünkü merak ettim; en kötü ne olabilir ki dedim? yani bir film psikolojimi alt üst edemez ki deyip, filme nanik çektim. ama gelin görün ki, izlediğim en korkunç film. korkunçluğu sahnelerinden ziyade, hastalıklı bir zihinle senaryosunun yazılması. yönetmenin de senaristin de oyuncuların da gerçekten tedavi olması gerekiyor. bir çok ülkede yasaklanmış; belki bizde de yasaklanmıştır bilmiyorum. izleyeli uzun zaman oldu çünkü. konusuna gelmeden, filmin afişini paylaşayım:

filmin afişinin kırmızı olması isabetli olmuş;çünkü bolca kan var filmde. konusuna gelirsem; eski bir porno yıldızı olan milos, ekonomik darboğazdadır ve sanatsal bir film için bir teklif alır. başta kabul etmese de parasızlık yan taraftan cimciklediği için kabul etmek zorunda kalır; sonra da belasını bulur.
filmin detayına daha fazla girmeyeceğim. vikide kapsamlı olarak konusu var. konusuna bakarken bile detaylar tekrar aklıma geldi ve ürperdim. pedofili var, nekrofili var, çocuk istismarı var. yani gerçekten sağlam bir zihni olan bir insanın, böyle bir film yapmasına imlan yok. filmi kalp çarpıntısıyla izledim ve bittikten çok uzun süre sonra kalp ritmim düzeldi.
film ile ilgili bir yorum da şöyle:
yayında ve yapımda emeği geçen herkesin allah belasını versin
evet aynen bu yorum gibidir bu film.
imdb puanı: 5/10
ben puan bile vermiyorum.
devamını gör...
fular
entellektüellik için değil şık durduğu ve kıyafeti tamamladığı için takılan aksesuardır.
en güzel duranları anne eşarplarıdır.
en güzel duranları anne eşarplarıdır.
devamını gör...
14 aralık 2021 sözlüğün saldırıya uğraması
gayretullaha dokundular.
devamını gör...
şiir yazmayı kolay bir iş zannetmek
her insan şiir yazamaz. her insanın mürekkebinden anlamlı sözler damlayamaz. yaşanmışlıklarınız olmalı. mutlu olduğunuz, ağladığınız, kızdığınız, kırıldığınız anlar. ondan sonra bu duygularınızı iyi ifade edebilmelisiniz, ki sanırım bu yetenek işi oluyor. yani kelimelerle dans etmeniz gerek. bu her babayiğidin harcı değil.
devamını gör...
siverek
urfa'nın ilçesi. babamın ilk fırsatta uzaklaştığı ve bütün bağını kestiği memleketi. baba tarafından tanımadığım akrabalarımın, babamın dedesinden beri çıkmamış veraset ilamına güvenerek zengin hayatlar yaşadıkları ilçe. gitmesem de görmesem de, benzediğim söylenen halamla özdeşleştirdiğim, mektuplardan hatırladığım subaşı mahallesi. hayal meyal hatırladığım avlular, demir kapılar, tozlu yollar, tokaçla vurarak yıkanan çamaşırlar, lacivert çarşafa sarınan kadınlar.
devamını gör...
gençlerde işsizlik diye bir kaygının bulunmaması
yine genelleme yapılarak bu kez de gençlerin arkasından atılıp tutulan başlıktır.
o kadar çok genç var ki, sıradan bir üniversite okumanın hiç okumamış olmakla bir tutulduğunun farkında olan...
kazanıp üniversiteyi bırakan, lise son sınıf olup iyi bir üniversite kazanamayınca tekrar hazırlanan...
birgün ülkeyi bu gençler yönetecek işte. arkasından atıp tutulan gençler.
o kadar çok genç var ki, sıradan bir üniversite okumanın hiç okumamış olmakla bir tutulduğunun farkında olan...
kazanıp üniversiteyi bırakan, lise son sınıf olup iyi bir üniversite kazanamayınca tekrar hazırlanan...
birgün ülkeyi bu gençler yönetecek işte. arkasından atıp tutulan gençler.
devamını gör...
recep tayyip erdoğan'ın 2023'te seçimi kaybetme ihtimali
allah'ım sen konuyu biliyorsun amin dedirten ihtimal. inşallah inşaallaahhh artık daha güzel bir düzen, daha güzel bir yönetim istiyoruz. yeter sömürüldüğümüz da.
devamını gör...
nikol paşinyan
hep bu anı bekledim. n'oldu paşinyan?
devamını gör...
imkansız aşk
ah be nazım...
nazım hikmet dizelerini bırakmak istiyorum bu başlığa, çünkü ben imkansız aşkı nazım kadar iyi anlatanı görmedim henüz.
"sorsan ikimizde maviydik; ama birimiz deniz, birimiz gökyüzü…
biz bu kadar aykırıyız işte.
sen gökyüzüsün, dilediğince uçarsın, nefes alırsın..
ben denizim gelgitleri olan, dipsiz ve tehlikeli..
bana diyorsun ki aşık mısın? imkansız bu aşk..
ne gökyüzü sevebilir denizi nede deniz kavuşur gökyüzüne!"
nazım hikmet dizelerini bırakmak istiyorum bu başlığa, çünkü ben imkansız aşkı nazım kadar iyi anlatanı görmedim henüz.
"sorsan ikimizde maviydik; ama birimiz deniz, birimiz gökyüzü…
biz bu kadar aykırıyız işte.
sen gökyüzüsün, dilediğince uçarsın, nefes alırsın..
ben denizim gelgitleri olan, dipsiz ve tehlikeli..
bana diyorsun ki aşık mısın? imkansız bu aşk..
ne gökyüzü sevebilir denizi nede deniz kavuşur gökyüzüne!"
devamını gör...
bir ben kaldım
şimdi saat sensizliğin ertesi - yusuf hayaloğlu "bir ben kaldım tenhasında gecenin."
kalbe dokunan sözlerin bestelenmiş hali... ayrılığın hediyesi - ahmet kaya
kalbe dokunan sözlerin bestelenmiş hali... ayrılığın hediyesi - ahmet kaya
devamını gör...
kendimizle aramızdaki fark
montaigne kim? ama iyi demiş.
devamını gör...
türkiye'de tartışma kültürü
“gerçeklere inanmayanlarla tartışmak yararsızdır; çünkü onlar insan değil, taştır” der epictetos.
hazırlık sınıfında oxford üniversitesi mezunu ingiliz hoca, ingilizce bir deyimin anlamını açıklarken ukala bir öğrenci o deyimin o anlama gelmediğini söyler.
hoca açıklamayı yapar ama öğrenci yanlış bildiğini savunmakta ısrar eder.
ingiliz hoca ertesi gün kaynakları da sınıfa getirip açıklama yapar. bizzat oxford’taki dilbilimcilere de danıştığını anlatır.
ama ukala öğrenci “onlar yanlış biliyor, ben bilirim, doğrusu bu” diye ısrarını sürdürünce diğer öğrenciler gülmeye başlar.
oxford üniversitesi’nin 1096 senesinde kurulmuş ve ingilizce konuşulan dünyanın en eski üniversitesi olduğunu da hatırlatayım.
ingiliz hoca türkiye’de ders vermeden önce türkçe’yi de çok iyi öğrenmiştir. bilal’e anlatır gibi anlatır ama karşıdakinin anlama kapasitesi olmayınca ne yapsan boş. tutturmuş "ben bilirim" diye.
cahil bir adamı tartışarak yenmek asla mümkün olmamıştır.
bir baronun düzenlediği konferansta daire başkanı konuşmasını yaparken yeni mezun biri “konuşmanızda …. dediniz. yanlış biliyorsunuz “ der.
daire başkanı: “dediğimin yanlış olduğunu hangi kaynağa dayanarak iddia ediyorsunuz” diye sorar.
yeni mezun: “bir kitapta okumuştum”.
daire başkanı: “kitabın ismi ve yazarını söyler misiniz?”
yeni mezun: “unuttum”.
daire başkanı: “üniversite kütüphanesinde mi o kitap?”
yeni mezun: “hayır. bir arkadaşımın kitabı idi”.
daire başkanı: “arkadaşınıza sorup o kitabın ismini ve yazarını sonra bana iletir misiniz?”
yeni mezun: “arkadaşımla irtibatı kestim. o yüzden soramam ama dediğinizin yanlış olduğunu biliyorum.”
daire başkanı da babacan biri. anlattığı konuda kitap yazan sadece birkaç hukukçu var, bir tanesi kendisi, diğerleri de tanıdıkları.
gene de yeni mezunu küçük düşürmek istemez. başka konuya geçmek ister ama yeni mezun ısrarla iddiasını sürdürür. salonda gülüşmeler çoğalır.
bu tür örnekleri günümüzde o kadar çok sık görürüz ki…hele televizyonda horoz dövüşüne dönen tartışmaları.
boş insanlar, boş konuşmalar, her konuda uzman kesilenler, karşısındakini dinlemeden konuşanlar…küfür kavga da peşi sıra. tartışmayı bilmedikleri için anca kavga ederler.
“münazarayı, kendisinden istifade edilmesi umulan âlimlerle yapılmalıdır” der imam gazali.
sen abdülhamit'i savundun videosu sözlükte defalarca yer aldığından;
eski medyumlardan memiş ile keto şiddet içerikli + 18 videosunu yurdumun tartışma kültürünün tipik bir örneği olarak bırakıyorum.
tartışmanın nedeni ise en büyük medyum kim konusudur.
videonun sonunda konunun tartışmaya kapalı olduğunu görürüz.
hazırlık sınıfında oxford üniversitesi mezunu ingiliz hoca, ingilizce bir deyimin anlamını açıklarken ukala bir öğrenci o deyimin o anlama gelmediğini söyler.
hoca açıklamayı yapar ama öğrenci yanlış bildiğini savunmakta ısrar eder.
ingiliz hoca ertesi gün kaynakları da sınıfa getirip açıklama yapar. bizzat oxford’taki dilbilimcilere de danıştığını anlatır.
ama ukala öğrenci “onlar yanlış biliyor, ben bilirim, doğrusu bu” diye ısrarını sürdürünce diğer öğrenciler gülmeye başlar.
oxford üniversitesi’nin 1096 senesinde kurulmuş ve ingilizce konuşulan dünyanın en eski üniversitesi olduğunu da hatırlatayım.
ingiliz hoca türkiye’de ders vermeden önce türkçe’yi de çok iyi öğrenmiştir. bilal’e anlatır gibi anlatır ama karşıdakinin anlama kapasitesi olmayınca ne yapsan boş. tutturmuş "ben bilirim" diye.
cahil bir adamı tartışarak yenmek asla mümkün olmamıştır.
bir baronun düzenlediği konferansta daire başkanı konuşmasını yaparken yeni mezun biri “konuşmanızda …. dediniz. yanlış biliyorsunuz “ der.
daire başkanı: “dediğimin yanlış olduğunu hangi kaynağa dayanarak iddia ediyorsunuz” diye sorar.
yeni mezun: “bir kitapta okumuştum”.
daire başkanı: “kitabın ismi ve yazarını söyler misiniz?”
yeni mezun: “unuttum”.
daire başkanı: “üniversite kütüphanesinde mi o kitap?”
yeni mezun: “hayır. bir arkadaşımın kitabı idi”.
daire başkanı: “arkadaşınıza sorup o kitabın ismini ve yazarını sonra bana iletir misiniz?”
yeni mezun: “arkadaşımla irtibatı kestim. o yüzden soramam ama dediğinizin yanlış olduğunu biliyorum.”
daire başkanı da babacan biri. anlattığı konuda kitap yazan sadece birkaç hukukçu var, bir tanesi kendisi, diğerleri de tanıdıkları.
gene de yeni mezunu küçük düşürmek istemez. başka konuya geçmek ister ama yeni mezun ısrarla iddiasını sürdürür. salonda gülüşmeler çoğalır.
bu tür örnekleri günümüzde o kadar çok sık görürüz ki…hele televizyonda horoz dövüşüne dönen tartışmaları.
boş insanlar, boş konuşmalar, her konuda uzman kesilenler, karşısındakini dinlemeden konuşanlar…küfür kavga da peşi sıra. tartışmayı bilmedikleri için anca kavga ederler.
“münazarayı, kendisinden istifade edilmesi umulan âlimlerle yapılmalıdır” der imam gazali.
sen abdülhamit'i savundun videosu sözlükte defalarca yer aldığından;
eski medyumlardan memiş ile keto şiddet içerikli + 18 videosunu yurdumun tartışma kültürünün tipik bir örneği olarak bırakıyorum.
tartışmanın nedeni ise en büyük medyum kim konusudur.
videonun sonunda konunun tartışmaya kapalı olduğunu görürüz.
devamını gör...
