eyluling'i en çok benim sevmem
var olan, yadsınamaz gerçeklik.
sözlük ortamında o bir tek, o bir melek, o bir ultra moderatör!!
edit : radyo yayınını dinlemeyen ve beni hâlâ ciddiye alan insanlar var, onlar için üzülüyorum.. ahahha
sözlük ortamında o bir tek, o bir melek, o bir ultra moderatör!!
edit : radyo yayınını dinlemeyen ve beni hâlâ ciddiye alan insanlar var, onlar için üzülüyorum.. ahahha
devamını gör...
iyi insan olmanın bir halta yaramaması
yaptığı iyilikten karşılık bekleyenlerin serzenişidir. olmayandır. iyi bir insan olmak sadece iyi bir insan olmak içindir aksi çıkarcılıktır. bir halta yaramıyorsa gerçek iyilik barındırmıyordur.
devamını gör...
asla okunmaması gereken kitaplar
(bkz: çevirisi kötü kitaplar)
devamını gör...
şeriatçıların istanbul'da cennet piyangosu dağıtması
odanın haram olduğunu öğrendiğim başlık. bundan sonra salonda yatacağım. teşekkürler şeriatçılar.
devamını gör...
takipçilerimizi nereden göreceğiz sorusu
çok da önemsemediğim mevzu.
çünkü aslına bakarsanız tanımlarınıza gelen beğenilerden aşağı yukarı tahmin edebiliyorsunuz bunu zaten. hatta o beğeniler tüm takipçileriniz içerisindeki en sıkı takipçilerinizi gösteriyor. o nedenle beğenileri kimin yaptığını görmek, sorunun cevabının yarısı bence.
çünkü aslına bakarsanız tanımlarınıza gelen beğenilerden aşağı yukarı tahmin edebiliyorsunuz bunu zaten. hatta o beğeniler tüm takipçileriniz içerisindeki en sıkı takipçilerinizi gösteriyor. o nedenle beğenileri kimin yaptığını görmek, sorunun cevabının yarısı bence.
devamını gör...
19 aralık 2020 gaziantep sanko üniversitesi hastanesindeki patlama
19 aralık gaziantep'te özel bir hastanede meydana gelen oksijen tüpü patlaması sonucu ölü ve yaralıların olduğu olaydır.buradan
devamını gör...
wild wild country
“tartışmalı bir tarikat lideri, oregon çölünde ütopik bir kent kurar. ancak yerel halkla yaşanan sürtüşme ulusal çapta bir skandala dönüşür.”
wild wild country yani türkçe ismiyle vahşi kırlar belgeseli, osho olarak bilinen asıl adı bhagwan shree rajneesh olan bir guru ve onun kurduğu tarikatı anlatır. bu tarikat hindistan’da barınamaz ve abd’ye yani oregon’a göç eder. orada büyük bir arazi alırlar ve kendilerine bir köy kurarlar: rajneeshpuram. kısa zamanda kimsenin kullanmadığı çölün ortasındaki bu araziden küçük bir şehir yaratır “rajneeshee’ler”. ilk bakışta herkesin birbirine yardım ettiği, alışverişin takas usulü döndüğü, herkesin özgürce yaşayabildiği bir yer olarak görünüp insanlara sempatik gelse de bu şehirde işler göründüğü gibi değildir. tarikat zamanla o kadar büyür ki rajneeshee’ler resmen abd içinde küçük bir devlet kurmuş gibidir. güya özgürlük ve sevginin olduğu bu yerde aslında suç kol gezmektedir.
6 bölümden oluşan bu belgeseli bir çırpıda bitirdim. belgeselin en sevdiğim yanı bize olayları yaşayan kişilerden yani birinci ağızlardan dinleyebilme imkanı vermesi oldu. hatta öyle ki bhagwan’ın en yakınlarından olan genel sekreter ma anand sheela’yı bile dinleme imkanı buluyoruz belgeselde. ama beni en çok etkileyen oregon halkından olan insanların konuşmaları oldu. kendi hallerinde sakince yaşayan bu insanların hayatı tarikatın oregon’a gelmesiyle yavaş yavaş altüst olmuş. belgeseli izledikçe gerçekten dehşete düştüm. rollce royce sevdalısı, yüzünde gram nur olmayan dedemiz nasıl olmuş da bu kadar insanı peşine takmış anlamış değilim.
wild wild country yani türkçe ismiyle vahşi kırlar belgeseli, osho olarak bilinen asıl adı bhagwan shree rajneesh olan bir guru ve onun kurduğu tarikatı anlatır. bu tarikat hindistan’da barınamaz ve abd’ye yani oregon’a göç eder. orada büyük bir arazi alırlar ve kendilerine bir köy kurarlar: rajneeshpuram. kısa zamanda kimsenin kullanmadığı çölün ortasındaki bu araziden küçük bir şehir yaratır “rajneeshee’ler”. ilk bakışta herkesin birbirine yardım ettiği, alışverişin takas usulü döndüğü, herkesin özgürce yaşayabildiği bir yer olarak görünüp insanlara sempatik gelse de bu şehirde işler göründüğü gibi değildir. tarikat zamanla o kadar büyür ki rajneeshee’ler resmen abd içinde küçük bir devlet kurmuş gibidir. güya özgürlük ve sevginin olduğu bu yerde aslında suç kol gezmektedir.
6 bölümden oluşan bu belgeseli bir çırpıda bitirdim. belgeselin en sevdiğim yanı bize olayları yaşayan kişilerden yani birinci ağızlardan dinleyebilme imkanı vermesi oldu. hatta öyle ki bhagwan’ın en yakınlarından olan genel sekreter ma anand sheela’yı bile dinleme imkanı buluyoruz belgeselde. ama beni en çok etkileyen oregon halkından olan insanların konuşmaları oldu. kendi hallerinde sakince yaşayan bu insanların hayatı tarikatın oregon’a gelmesiyle yavaş yavaş altüst olmuş. belgeseli izledikçe gerçekten dehşete düştüm. rollce royce sevdalısı, yüzünde gram nur olmayan dedemiz nasıl olmuş da bu kadar insanı peşine takmış anlamış değilim.
devamını gör...
ilginç isimler
şaziment. benim şimdiye değin duyduğum en ilginç isim.
devamını gör...
gönül
eraa adlı yazarın beyanına ilavedir: gönül sözcüğünün "gön" sözcüğünden türetildiği de söylenir. nitekim gön, deri demektir. -ül, -ul, -öl sesini de ek olarak değil, sözcük olarak ele aldığımızda türk mitolojisinde "su" anlamında, divanu lugati’t-türk’te ise "her türlü duvarın temeli" anlamında kullanıldığını görürüz. su, hayatı ve canlılığı; temel ise sağlamlığı ve ayakta durmayı çağrıştırır. tüm bunları bir arada düşündüğümüzde gön-ül sözcüğünün "derinin içi", "derinin içindeki", "deriyi ayakta tutan" anlamlarına geldiğini de söyleyebiliriz. (bkz: ruh) konuyu daha iyi kavramamız için süleyman çobanoğlu'nun gön adlı şiirini buraya bırakıyorum:
"lügat der -- der ki lügat
gönül gelirmiş gönden
ki üstünde kesikler
gelip geçen her günden
tortop dürülmüş, kanlı
hayvan ölünce kalan
neydi giden şey peki
içinden uçurulan
sıkı katla ve kınnap
hiç kimseler bakmasın
kabahatler, sakatat
amanın tuz, kokmasın
yetim ağlar, şairler
yere bakar düşünür
gön işte, ört sırtına
kış ziyâde, üşünür."
"lügat der -- der ki lügat
gönül gelirmiş gönden
ki üstünde kesikler
gelip geçen her günden
tortop dürülmüş, kanlı
hayvan ölünce kalan
neydi giden şey peki
içinden uçurulan
sıkı katla ve kınnap
hiç kimseler bakmasın
kabahatler, sakatat
amanın tuz, kokmasın
yetim ağlar, şairler
yere bakar düşünür
gön işte, ört sırtına
kış ziyâde, üşünür."
devamını gör...
sivilce patlatmak
vücutta iltihabın yayılmasına neden olan eylem.
devamını gör...
dalgın
çevresinde olanlara idrak edemeyen ya da dikkatini belli bir konuya yoğunlaştıramayan demektir.
devamını gör...
hatıra defteri
bir zamanlar yazdırmanın ve saklamanın moda olduğu defter.şimdi bakınca ne kadar değerli olduğu anlaşılıyor.özellikle vefat eden sevdiğinizin yazısı varsa.
devamını gör...
astral seyahate çıkmak üzereyken odaya dalıp pişmaniye alır mısın abi iki kutu beş lira diyen adam
ekmek parası kazanan adama yapılan muameleye bak. rezalet. kınadığım tartışma.
devamını gör...
istanbul arnavutköy'deki kırmızı dere
arnavutköy hadımköy mahallesi'nde fabrikalar bölgesindeki dereden akan su kırmızıya büründü. 2 gündür derenin renginin kırmızıya döndüğü hadımköy'de, yurttaşlar endişeye kapıldı. dereye karışan kimyasalın fabrikalardan birinden bırakıldığı iddia eden vatandaşlar duruma tepki gösterdi.

haberin devamı için
devamını gör...
marifet sanılan şeyler
çayı şekersiz içmek.
kaşığı çıkarıp kullanmıyorum canım derken ki gurur kimsede yok.
kaşığı çıkarıp kullanmıyorum canım derken ki gurur kimsede yok.
devamını gör...
spawn
gitmesi üzen yazar. fikrini değiştirir umarım.
devamını gör...
yazarların yazdığı hikayeler
sabahtan akşama kadar hayatımı yazıyorum. sonrada yazdıklarımı oynuyorum sahneye çıkıp.
devamını gör...
enteresan atasözleri
devamını gör...
kırk uçurma geleneği
kafa sözlük doğalı kırk günden fazla oldu ama henüz kırkı uçurulamadı. moderasyon uygun görürse pamdemiden sonra yaparız. yeni anne ve bebeklerin 40 gün dışarıya çıkmama adeti aslında annenin ve bebeğin doğumdan sonraki altı hafta boyunca bağışıklık sisteminin yeterince güçlü olmamasına alınmış bir önlemdir.
lohusalığın bitimiyle birlikte yenidoğan için kırk uçurma diye adlandırılan küçük bir seremoni yapılır.
asırlardır devam eden bir gelenek olması nedeniyle kuşaklar arası aktarım sırasında bu adet, yöreden yöreye farklılıklar gösterir. günümüzde kırk çıkarma olarak da bilinen bu adette bir aile büyüğünden ‘kırklama annesi’ olması istenir. bu kişinin, bilgisine, görgüsüne güvenilen; bilge birisi olması gerektiğine inanılır.
bu kişi tarafından anne ve bebeğe kırk banyosu yaptırılır. 40 fasulye veya buğday tanesi, temiz taş, altın, gümüş, çeşitli mevsim çiçekleri, gül yaprakları, nazar boncuğu atılır. suya atılacak tüm malzemelerin dezenfekte edilmelidir.
altın, güneşi;
gümüş: ayı temsil eder.
gül yaprakları ve mevsim çiçekleri bebek güzel koksun diye;
nazar boncuğu nazardan koruması için eklenir.
hazırlanmış sudan 40 tas su alınarak bebek yıkanır. yıkama sırasında çeşitli dualar da okunur. “su aşağı, boyu yukarı olsun. ömrü de su gibi uzun olsun’ gibi iyi dilekler söylenir.
ardından hazırlanmış aynı su ile 40 tas su da anneye dökülür ve kırklama işlemi sona erer. anne ve bebek yeni ve temiz kıyafetler giyerek hazırlanır. birkaç aile büyüğüne ziyarete gidilir.
bebeğe, ziyaret edilen evlerdeki kişiler tarafından yumurta, pirinç, un, şeker ve bozuk para gibi çeşitli hediyeler takdim edilir. anneye de çeşitli hediyeler verilir.
un uzun ömürlü olsun.
şeker tatlı dilli olsun.
yumurta yumurta gibi tok olsun.
pirinç bereketli olsun.
bozuk para zenginlik bolluk olsun.
kahve 40 yıllık hatrı olan dostlukları olsun.
kuran dini bütün bir insan olsun.
farklı ülkelere ait bozuk paralar çok gezen, çok kültürlü biri olsun.
sabun, tertemiz bir alın yazısı olsun.
ekmek ailenin elinin ekmek tuttuğu günleri görsün, gurur duysun.
çörek otu şans hep senden yana olsun.
nazar boncuğu nazarlardan uzak olsun diye verilir.
bazı adetlere göre, tüm aile yakınları eve çağırılarak kırk mevlidi de yapılmaktadır. kırk uçurmanın dini açıdan hiçbir geçerliliği yoktur. islâmda, bebeklerde 40 uçurma ile ilgili bir uygulama bulunmamaktadır.
göktürklerden kalma bir gelenektir. lohusalığın bitişini, bebek ve annenin sosyalleşmeye başlamasını temsil eder şamanizm kökenli türk adetleri dense de bir gelenek görenek olarak birçok yöremizde yapılmaktadır.
yurdumuzun güzel adetlerindendir.
lohusalığın bitimiyle birlikte yenidoğan için kırk uçurma diye adlandırılan küçük bir seremoni yapılır.
asırlardır devam eden bir gelenek olması nedeniyle kuşaklar arası aktarım sırasında bu adet, yöreden yöreye farklılıklar gösterir. günümüzde kırk çıkarma olarak da bilinen bu adette bir aile büyüğünden ‘kırklama annesi’ olması istenir. bu kişinin, bilgisine, görgüsüne güvenilen; bilge birisi olması gerektiğine inanılır.
bu kişi tarafından anne ve bebeğe kırk banyosu yaptırılır. 40 fasulye veya buğday tanesi, temiz taş, altın, gümüş, çeşitli mevsim çiçekleri, gül yaprakları, nazar boncuğu atılır. suya atılacak tüm malzemelerin dezenfekte edilmelidir.
altın, güneşi;
gümüş: ayı temsil eder.
gül yaprakları ve mevsim çiçekleri bebek güzel koksun diye;
nazar boncuğu nazardan koruması için eklenir.
hazırlanmış sudan 40 tas su alınarak bebek yıkanır. yıkama sırasında çeşitli dualar da okunur. “su aşağı, boyu yukarı olsun. ömrü de su gibi uzun olsun’ gibi iyi dilekler söylenir.
ardından hazırlanmış aynı su ile 40 tas su da anneye dökülür ve kırklama işlemi sona erer. anne ve bebek yeni ve temiz kıyafetler giyerek hazırlanır. birkaç aile büyüğüne ziyarete gidilir.
bebeğe, ziyaret edilen evlerdeki kişiler tarafından yumurta, pirinç, un, şeker ve bozuk para gibi çeşitli hediyeler takdim edilir. anneye de çeşitli hediyeler verilir.
un uzun ömürlü olsun.
şeker tatlı dilli olsun.
yumurta yumurta gibi tok olsun.
pirinç bereketli olsun.
bozuk para zenginlik bolluk olsun.
kahve 40 yıllık hatrı olan dostlukları olsun.
kuran dini bütün bir insan olsun.
farklı ülkelere ait bozuk paralar çok gezen, çok kültürlü biri olsun.
sabun, tertemiz bir alın yazısı olsun.
ekmek ailenin elinin ekmek tuttuğu günleri görsün, gurur duysun.
çörek otu şans hep senden yana olsun.
nazar boncuğu nazarlardan uzak olsun diye verilir.
bazı adetlere göre, tüm aile yakınları eve çağırılarak kırk mevlidi de yapılmaktadır. kırk uçurmanın dini açıdan hiçbir geçerliliği yoktur. islâmda, bebeklerde 40 uçurma ile ilgili bir uygulama bulunmamaktadır.
göktürklerden kalma bir gelenektir. lohusalığın bitişini, bebek ve annenin sosyalleşmeye başlamasını temsil eder şamanizm kökenli türk adetleri dense de bir gelenek görenek olarak birçok yöremizde yapılmaktadır.
yurdumuzun güzel adetlerindendir.
devamını gör...
japon denince akla gelen ilk şey
sözlük habitatında japon 35 abimiz.
devamını gör...