kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kaşları olmayan bir bayan portresi.
leonardo da vinci tarafından yapılmıştır.

küçük bir bilgi:
kaşlarının olmaması o dönemde moda buymuş kadınlar kendilerin8 böyle güzel buluyormuş.

bir tablonun o dönemi yansıttığını da görebiliyoruz yani...
devamını gör...

üstat kadir mısıroğlu *
devamını gör...

çengel bulmaca çözenlerin çok iyi bildiği eski mısır tanrısı.
devamını gör...

atatürk'ü anma ve gençlik ve spor bayramımız kutlu olsun.
bu bayramda atatürk'ün bize söylediği ve bizler için yol gösterici olan gençliğe hitabeyi yeniden okumayı ve hayatimizda uygulamayi unutmayalım.

ey türk gençliği! birinci vazifen, türk istiklâlini, türk cumhuriyet'ini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. istikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.

bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. istiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.

cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. hatta bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

ey türk istikbalinin evlâdı! işte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!

muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!

mustafa kemal atatürk

20 ekim 1927
devamını gör...

sözlükte "katı, sert bir nesneden kırılırken çıkan ses ya da böyle iki nesne birbirine çarptığında çıkan ses." anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...

halbuki aynı süre boyunca arayıp sormamışızdır birbirimizi. sen bikaç saniye önce selam verdin diye ne bu tantana
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dünyada çokça satılan ve okunan bu kitap, fransız yazar ve pilot olan antoine de saint-exupéry tarafından yazılıp 1943 yılında yayımlanmıştır. türkçe'ye çevrilmiş adı ise küçük prens'tir. orijinal dili fransızca olup, en iyi kısa roman ödülü almış bir kitaptır. türü fabl/ çocuk edebiyatı gibi masalımsı ve çocuklara yazılmış olan bu kitap, her ne kadar çocuk kitabı gibi lanse edilse de içerisindeki anlamların aslında büyüklere göre olması şaşırtıcıdır. ilk okunduğu zaman belki çok fazla anlaşılmayacak olsa da birkaç okumadan sonra neler anlatılmak istendiği daha fazla anlaşılır olacaktır. fransız yazar ve pilot antoine de saint-exupéry, 2.dünya savaşı yılları arasında topluma olan eleştirilerini bir çocuk kitabı üzerinden anlatmaya çalışmıştır. içerisindeki çizimleri bile kendisi çizmiştir. kitabı çocukluk arkadaşı olan leon werther'e ithafen yapmıştır. türkiye'de çevirisi ünlü olan kişiler cemal süreya ve tomris uyar'ın çevirmiş oldukları can çocuk yayınevi'dir.

eserde küçük bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyası anlatılır. yazarın uçağı bozularak sahra çölü'ne düşer ve o sırada küçük prensle karşılaşır. küçük prens, yaşadığı yerleri, maceralarını, dostluklarını ve büyüklere olan eleştirilerini yazara anlatmaya başlar. b612 asteroidinde yalnız yaşayan bir çocuktur. gezegeninde bulunan ve tek dostu olan gülüne özenle bakar, onu sular ve korur. bu yüzden gülü için daha fazla nasıl yardımcı olabilirim düşüncesiyle gezegeninden ayrılarak başka gezegenlere yolculuk yapmak zorunda kalır. toplam 6 ayrı gezegene yolculuk yapan küçük prens, orada yaşayan insanlarla karşılaşır ve diyalog kurar. her bir gezegende büyüklere has olan kendini beğenmişlik, amaçsız sahip olma duygusu, öğrenmeden uygulama gibi kalıplaşmış davranışlarla karşılaşır. ve hiçbirinden bir sonuç almadan mutsuz bir şekilde ayrılır. son gezegen olarak dünyaya varır. dünya, diğer gezegenlere oranla daha büyük ve kalabalık bir yerdir. burada insanlar; kılık kıyafetleriyle, fiziksel görünüşleriyle saygı görülür ve değer verilir. kısacası insanların fikirlere ve görüşlere değil, kapitalizmin getirdiği zenginlik olgularına göre insanların değeri fazla olur.

aslında içerisindeki eleştiriler oldukça anlamlı ve doğrudur. çünkü insanlar çıkarları, bencillikleri için yapmayacakları şey yoktur. savaşlar, yıkımlar hep insanın kendini büyük görmesinden kaynaklanmış olup, dünyanın sonunu da yine insanın kendi eliyle işlemiş olacağı aşikardır. fikirler, önemli değildir - fakir ve çaresiz insanlar adına - . eğer zenginsen güçlü sensindir. ve hiç kimse senin düşüncelerini, fikirlerini sorgulayamaz. eğer paran yoksa, dünya için çok yararlı işler yapacağın fikirlerin bile olsa sen bir hiçsindir. para eşittir güç demektir. bu dünyanın kanunları parayla işler, parayla döner. bu yüzden insanlar da fikirlerini özgürce söylemekten kaçınırlar - her ne kadar düşünme ve açıklama özgürlüğü olsa da - .

eğer hala okumadıysanız geç kalmadan okuyun derim. ne kadar abartılmış, içi boş kitap denilse de içerisinden alınacak çok güzel öğütler vardır. her kitap - bazı kitaplar hariç - insana farklı bakış açısı sağlar, hayal kurmasını, okuduklarından farklı anlamlar çıkarmasını, insanların özelliklerini, dünyanın adaletini sorgulamayı, eleştirmeyi en önemlisi insan olmayı sağlar. bu şekilde okursanız inanın çoğu kitap hayatınızı değiştirecek ve farklı anlamlar çıkarmanızı sağlayacaktır.

son olarak kitaptan güzel alıntılarla tanımı sonlandırmak istiyorum;


kendini yargılamak, bir başkasını yargılamaktan çok daha zordur. eğer kendini iyi bir şekilde yargılamayı başarırsan bu, senin gerçek bir bilge olduğunu gösterir.

sana ait olanı bu kadar önemli yapan, onun için harcadığın zamandır.

insanlar hayal etmekten yoksundurlar. onlar sadece kendilerine söylenenleri tekrar edip dururlar.

büyüklerin hepsi birer çocuktu.

devamını gör...

heyecanla sırasını bekleyen kafacılara selam olsun. bu stresi ilkokulda aşı sırasında yaşamıştım. bal gibi gidiyor yayın, gözümden yanağıma akan yaşlarlan dinliyorum.*
devamını gör...

profilime bakmamla fark ettiğim daha doğrusu bir dostumun fark ettirdiği. teşekkür ediyorum rütbeye layık gördüğünüz için. bir oscar değil ama yetinmeyi bilirim.(bkz: swh)
devamını gör...

sphynx
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

zweig'ın telaffuzu pek bilinmez. herkesin ağzından "sıtefan zıvayg" dökülür. lakin bu telaffuz çok yanlış. ortamlarda "abi zıvayg ne kadar büyük yazarmış ya la" - "kızım zıvayg çok romantik yazıyor ayol" *, gibi sözlere lütfen aldanmayınız. bu kişiler ellerine pek kitap alan kişiler olmasa gerek. veya alıyorlardır ama telaffuzunu bilmiyorlardır en basit haliyle ve öğrenmemişlerdir. o yüzden biz insanlar napıyoruz, yabancı isimleri söylemek için telaffuzlarını öğreniyoruz. veya dil öğrenmek de bir çözüm.

zıvayg demek nietzsche'yi ni - (y)- et-zı-çe gibi okumaya benzer. (hızlıca okumayı deneyin, tökezleyeceksiniz.) *
tabii diyebilirsiniz, "ben yabancı kelimeleri de yazıldığı gibi okuyorum." o zaman sizi alkışlarım. ayakta hem de. çünkü gerçekten de güzel bir prensip fakat yetersiz olduğunu düşünüyorum o ayrı. stefan zveig diye okursunuz böylece olur biter.

peki, o soruya geldik. peki be adam nasıl okuyalım bu kadar çıktın tepemize!(caps lock açık) est. canım... şitefan siveyg olarak okuyabilirsiniz. veyahut sıtefan siveyg olarak da olur. sivayg olarak da olur. farklı sürümleri mevcuttur efendime söyleyeyim. kombine edebilirsiniz kendi zweig'ınızı. zweig'ını kombin et, zweig'ını giydir. zweig'ını yarat! ama z harfi... o z harfi olmamalı...

z'ye hayır, s'ye evet.
devamını gör...

ben halk diye tabir edilen bizi anlıyorum ama şu ünlülerin bu kadını eleştirmesini anlamıyorum. mesela seren serengil bu kadına ağzına geleni söylüyor ama ali yıldırım ile olan ilişkisini hata olarak değerlendiriyor. bu hata dediğimiz kavram sadece şeyma'da mı geçerli değil? ünlüleri bilmesek sadece bu kadının tek başına ahlaksız yaşam sürdüğüne inanacağız. ayrıca şu güne bakarsak kadın bekar, adam bekar ve bir ilişki yaşıyorlar; bunda anormal olan nedir? bir ekonomik seviyeye öyle ya da böyle gelmiş bir insanın hayat tarzına uygun birisiyle olmasının derdi beni neden geriyor?
devamını gör...

iyi bir şey değildir. (bkz: platonik aşk)

dünya küçülür, öyle dönemler gelir ki zaman, o insanı gördüğün kısa süreye; mekan, onu görebildiğin yere sıkışır. insan, kendi kendine ihanet ediyor. zamanın, hayatın değerini kaybettiği bu durumu açıklamak kolay değildir.

yalnızlar, sevgililer, nişanlılar, evliler diye sürüp giden bu dünyanın yetim çocukları platonik aşıklardır. düşünsenize, kendinizi hiçbir yere ait hissetmiyorsunuz. içinizde bitmek bilmeyen bir umut var. "ya olursa ?" şeklindeki düşünceniz, o naif umudunuz kanınızda gezip sizi her gün zehirliyor. insanın bir netice almak isteyip aynı zamanda o neticeden de en çok korktuğu durumlardan birisidir. ne olumlu bir dönüşün yaratacağı mutluluğu ne de olumsuz bir cevabın sizden koparacağı parçayı tasvir edemiyorsunuz. hayali bile müthiş bir haz veren insanın, gerçekten elini tuttuğunuzu düşündüğünüzde dünyanın en mutlu insanı olurdunuz herhalde. sizi reddettiğinde de dünyanın en sefil insanına dönüşürdünüz. böyledir hayallerde.

işi daha da zorlaştıran şeyler vardır mesela. sevmemeniz gereken birini sevdiğiniz bir hikaye, acıya acı katacaktır. ya da sevdiğiniz insanın sizi sevme ihtimalinin çok düşük olduğu bir durum düşünün. gözlerdeki umudu, yaşanılan her ana yüklenen anlamları, kendi kendine gelin güvey olmaları, üçüncü şahısların dahil olduğu durumda gözlerdeki tedirginliği. nereden bakarsanız bakın insanı eskiten bir şey.

iş sizden çıkmış; bir zayıflık, duygularınızın eline düşmüşsünüz, bir çaresizlik. iki dudak arasındasınız. insan kendine söz geçiremez mi? çok ilginç. onun adı, kokusu veya onu anımsatan bir şey söz konusu olduğu zaman hayat duruyor. önceliğiniz değişmiş. siz değilsiniz, anneniz, kardeşiniz veya arkadaşınız değil. para veya itibar da söz konusu değil. artık daha az ilgilisiniz bunlara. tüm ilginiz bir insan üzerinde toplanmış. bilinç altınız dolup taşıyor ve rüyalarınızın başrolüne sadece bir kişi hükmediyor.

bu hikaye, istisnalar dışında üzücü bitecektir. çoğunlukla gönül dünyası yıkılacaktır. platonik aşk, genellikle bir rakı sofrasında anlatılacak, hayatın, insana attığı en büyük kazıklardan biridir. lakin geçecek, geçiyor. yaşam, bir kadının yasını adam gibi tutturmuyor size. kızıyor bu şımarıklığa; size onun acısını unutturacak yenilerini gönderiyor.
devamını gör...

ilk başta insan olmayı öğrenin. kadın-erkek ayrıştırmaya çalışmayın.
devamını gör...

varolmanın ağırlığı.
devamını gör...

karanlık, duvarlar ve sessizlik dostum olur ve çok vefalılardır, hiç terk etmezler beni sağolsunlar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu tiple çükünün peşine gitti daha gören olmadı.
ayrıca sözlük bu fotoğraf işine bir çare bul
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim