sezen aksu’nun bir sürü erkeği sevmesi
hepsini ayrı ayrı çok seviyor olmasından kaynaklanan durum.
kimini dostu, kimini arkadaşı, kimini gönül arkadaşı, kimini ona ekleyen, kimini ona ihtiyaç duyan, kimini yakını, kimini merak uyandıran vb.
sezen aksu, gönlü sevgi dolu bir kadın.
niye tek bir adamı sevsin, niye tek bir şekilde sevsin. gönlünün zekatını veriyor. yanlış anlayanlar utansın.
kimini dostu, kimini arkadaşı, kimini gönül arkadaşı, kimini ona ekleyen, kimini ona ihtiyaç duyan, kimini yakını, kimini merak uyandıran vb.
sezen aksu, gönlü sevgi dolu bir kadın.
niye tek bir adamı sevsin, niye tek bir şekilde sevsin. gönlünün zekatını veriyor. yanlış anlayanlar utansın.
devamını gör...
nyarlathotep
h.p. lovecraft öyküsüdür. karanlık, şiirsel bir rüya anlatısıdır nyarlathotep. bir yaratıktır. veyahut bir olay. bir kabus. nasıl anlamak isterseniz; lovecraft'ın üslubu hayal mekanizmasını canlandırmada oldukça başarılı ne de olsa. kabuslarınıza girecek bir hikayedir, eski bir hikayedir geleceğe yönelik sanki. sonda da dendiği gibi: dans edesiniz gelir. ölüm dansını.
öykü hakkında spoiler vermeyeceğim, zaten kısacık bir şey. ama demek istediğim bir şey var: nyarlathotep'teki anlatım başlı başına kıyamet senaryosunu andırır. tek bir kimsenin duyduğu korkuyu duyumsamayız, aksine tüm dünyanın duyduğu korkuyu duyumsarız. sanki dünyada sahiden bir nyarlathotep çıkmıştır da tüm insanlar, hatta biz okuyucular bile korkmaktan başka yapacak bir şey bulamamışızdır. bir deccal gibidir de bu yüzden ama ondan da korkunçtur. deccal ile nyarlathotep aynı anda ortaya çıksa muhtemelen deccal korkudan kafasını çıkaramazdı. ve işin garibi, hikayeyi okuduktan hemen sonra pek de güzel olmadığına kanaat getirmiştim. birkaç gün sonra kafama dank etti de bütün o dehşetli anlatı çok gerçekçiydi. sanki bir anda nyarlathotep'i bekleyen, ölmeyi veyahut ölümü bekleyen bir insana dönüştüm. tabii abartıyorum... yine de betimlemelerle bütün şehrin kızıllığı, kana bulanmış kızıllığı, oluk oluk akan kan nehirleri, hepsi canlanıverdi birden!
fantastik öyküler hayal mekanizmasını canlandırmada çok iyidir, doğru. yine de lovecraft bir başka. hem lovecraft'ta iyi son şart da değil. olması gerektiği gibi. bu iyi sonla alakalı bir başka yazı yazacağım sonra.
öykü hakkında spoiler vermeyeceğim, zaten kısacık bir şey. ama demek istediğim bir şey var: nyarlathotep'teki anlatım başlı başına kıyamet senaryosunu andırır. tek bir kimsenin duyduğu korkuyu duyumsamayız, aksine tüm dünyanın duyduğu korkuyu duyumsarız. sanki dünyada sahiden bir nyarlathotep çıkmıştır da tüm insanlar, hatta biz okuyucular bile korkmaktan başka yapacak bir şey bulamamışızdır. bir deccal gibidir de bu yüzden ama ondan da korkunçtur. deccal ile nyarlathotep aynı anda ortaya çıksa muhtemelen deccal korkudan kafasını çıkaramazdı. ve işin garibi, hikayeyi okuduktan hemen sonra pek de güzel olmadığına kanaat getirmiştim. birkaç gün sonra kafama dank etti de bütün o dehşetli anlatı çok gerçekçiydi. sanki bir anda nyarlathotep'i bekleyen, ölmeyi veyahut ölümü bekleyen bir insana dönüştüm. tabii abartıyorum... yine de betimlemelerle bütün şehrin kızıllığı, kana bulanmış kızıllığı, oluk oluk akan kan nehirleri, hepsi canlanıverdi birden!
fantastik öyküler hayal mekanizmasını canlandırmada çok iyidir, doğru. yine de lovecraft bir başka. hem lovecraft'ta iyi son şart da değil. olması gerektiği gibi. bu iyi sonla alakalı bir başka yazı yazacağım sonra.
devamını gör...
boşnak denince akla gelenler
boşnak böreği.
offff çıtır çıtır dağılması yok mu
offff çıtır çıtır dağılması yok mu
devamını gör...
sözlükten biriyle buluşmak
nedense hep duygusal anlamda değerlendirilen eylem.
buluştuk diye güzel/yakışıklı çıkması mı lazım karşımızdakinin? niye buluşuyoruz tam olarak? sohbet edip dağılmayacak mıyız? öyle yapacaksak bize ne kimin neye benzediğinden?
yok çok iyi anlaştınız da sevgili olmak amacıyla buluşuyorsanız siz de bir zahmet önce bir görüntülü arama falan yapın, bir beğenin karşılıklı olarak birbirinizi. o zaman kötü sürpriz de olmaz büyük ihtimalle.
tehlikeye gelince... hep söylerim; herhangi bir mekânda buluşup takılmaya başladığınız insanlar da en az buradakiler kadar tehlikeli zaten. insan bu sonuçta...
bireysel olarak ben buluşmayı sevmiyorum sözlüklerden kimseyle. tercih meselesi. fakat buluşana da "aaa nasıl cesaret ettin!" ya da "niye buluştun?" demem. gayet normal bir eylem çünkü bence. benim yapmıyor oluşum bunu anormal yapmaz.
buluştuk diye güzel/yakışıklı çıkması mı lazım karşımızdakinin? niye buluşuyoruz tam olarak? sohbet edip dağılmayacak mıyız? öyle yapacaksak bize ne kimin neye benzediğinden?
yok çok iyi anlaştınız da sevgili olmak amacıyla buluşuyorsanız siz de bir zahmet önce bir görüntülü arama falan yapın, bir beğenin karşılıklı olarak birbirinizi. o zaman kötü sürpriz de olmaz büyük ihtimalle.
tehlikeye gelince... hep söylerim; herhangi bir mekânda buluşup takılmaya başladığınız insanlar da en az buradakiler kadar tehlikeli zaten. insan bu sonuçta...
bireysel olarak ben buluşmayı sevmiyorum sözlüklerden kimseyle. tercih meselesi. fakat buluşana da "aaa nasıl cesaret ettin!" ya da "niye buluştun?" demem. gayet normal bir eylem çünkü bence. benim yapmıyor oluşum bunu anormal yapmaz.
devamını gör...
domestic hıyar
canı istediği zaman gayet güzel ve bilgilendirici yahut eleştirel tanımlar girebilen ama sıklıkla canı bunu istemediği için ona buna saran, "ne zaman dönüyorsun sözlüğe/dönsene" ısrarlarına sık sık maruz kaldığım eğlenceli "hıyar". biraz da uslu durup dile düşmese güzel olur tabii ama huylu huyundan vazgeçmez. adam rahat duramıyor arkadaş!
yıllaaar öncesinde, puslu bir londra sabahında thames nehri üzerinde, tower bridge'de yürürken birden durup gözlerimin içine bakmış ve
"zürafaların ses telleri yoktur ve filler zıplayamaz" demişti. duygu dolu bir andı. işte o saadetin heyecanı içerisinde kendisine bir söz vermiştim: doğum gününde nick altına bir tanım girecek ve bunu yaparken asla geçmişe bakmayacaktım. işte o gün geldi çattı...
gecikmeli de olsa sözümü tutup sözlüğe dönüşüm itibarıyla ilk tanımımı buraya giriyor ve iyi ki doğdun sevgili deli insan diyorum kendisine. param olsa sana bir keçi yavrusu alırdım hediye niyetine ama videolarıyla idare edeceksin ne yazık ki. ayrıca kedi videosu terörünü karşılıklı olarak sonlandırmayı teklif ediyorum çünkü biliyorsun ki her gördüğün kedi, bir öncekinden daha sevimli
gelecektir sana her zaman. başka bir deyişle; bu işin sonu yok, artık yapmayalım bence.
not: eski, mürebbiye kılıklı meja olarak döndüğüm için seni başlıklarda yalnız bırakırım, demedi deme. fakat özelden demet akalın'ın ayaklarını konuşmaya devam bayım.
yıllaaar öncesinde, puslu bir londra sabahında thames nehri üzerinde, tower bridge'de yürürken birden durup gözlerimin içine bakmış ve
"zürafaların ses telleri yoktur ve filler zıplayamaz" demişti. duygu dolu bir andı. işte o saadetin heyecanı içerisinde kendisine bir söz vermiştim: doğum gününde nick altına bir tanım girecek ve bunu yaparken asla geçmişe bakmayacaktım. işte o gün geldi çattı...
gecikmeli de olsa sözümü tutup sözlüğe dönüşüm itibarıyla ilk tanımımı buraya giriyor ve iyi ki doğdun sevgili deli insan diyorum kendisine. param olsa sana bir keçi yavrusu alırdım hediye niyetine ama videolarıyla idare edeceksin ne yazık ki. ayrıca kedi videosu terörünü karşılıklı olarak sonlandırmayı teklif ediyorum çünkü biliyorsun ki her gördüğün kedi, bir öncekinden daha sevimli
gelecektir sana her zaman. başka bir deyişle; bu işin sonu yok, artık yapmayalım bence.
not: eski, mürebbiye kılıklı meja olarak döndüğüm için seni başlıklarda yalnız bırakırım, demedi deme. fakat özelden demet akalın'ın ayaklarını konuşmaya devam bayım.
devamını gör...
kaç kadeh kırıldı minnoş gönlümde
“dünya hassas kalpler için cehennemdir” sözünün arabesk halidir. bu ülkedeki insanların çoğunda vücut bulmuş haldedir. tavşanların dağlara küstüğü dağların da bihaber olduğu hikayenin sonu aslında böyledir. gökten üç elmanın düşmesi yerine kırılan minnoş gönüllerin parçaları düşüverir. o sıcacık kalpler bir anda buz gibi oluverir. çikolatalı sütler rakı bardaklarına doldurulup içilir. içerken üzülünür, bitince de bitti diye üzülünür. salıncağa binmek yerine bu kez parkın bir köşesine küsüp oturulur. ufaktan etrafa bi bakış atılır. gelen giden var mı gibisinden ama tabi malum ne gelen var ne giden. kimseciklerin ruhu duymamış, rüzgar arka çıkmamış. ah o minnoş kalpler. siz neler neler çektiniz..
devamını gör...
türkiye'de en yaşanılası şehirler
antalya, demre.
devamını gör...
empat olmak
(bkz: fringe)
devamını gör...
sözlüğün en kaliteli 5 yazarı
1. doping
2. yaparken
3. hamile
4. kalan
5. pesmerge *
2. yaparken
3. hamile
4. kalan
5. pesmerge *
devamını gör...
asla mutlu olamayacak insanlar
herkesi mutlu etmeye çalışıp kendisiyle ilgili hiçbir şey yapmayan insandır. hayat kendimizi ikinci plana atmak için çok kısa ve tabi kuşlar uçuyor ^^
devamını gör...
normal sözlük'ün 30 yaş üstü yazar kaynaması
burası dedelerin ve ninelerin mekanı. gençler uzak dursun. burada dedeler ve nineler olarak çılgınca partiliyoruz. *
devamını gör...
podcast önerileri
evrim ağacı ile bilime dair her şey, şiddetli önerimdir.
devamını gör...
sinop
bir karadeniz turu hayal edin;
istanbul'dan 4 kişi yola çıkıyorsun kastamonu'da kuyu kebabı ile başlıyorsun tura sonra rotayı arabada belirliyorsun.
her gittiğin şehrin nesi meşhur? nerde kalacağız, nereleri gezip, göreceğiz ve ne yiyeceğiz şeklinde..
rotada ki ilk şehir sinop , sonrasında artvin'e kadar tüm şehirler sıra ile ve dönüşte hayran bırakan şehir yine sinop şeklinde.
biz bu geziyi yapalı çok uzun zaman oldu çok güzeldi, çok fazla eğlenildi sonrasında aynı ekip hep gidelim dedik bir daha tekrarı olamadı başlığı görünce sinoptan akılda kalanları yazmamak olmazdı.
hamsilos koyunda tekne ile gezilmeli, erfelek şelallerine tırmanılmalı, en az 2 porsiyon mantı yenilmeli, bizim hayatımızda ilk kez tanıştığımız balık olan iskorpit( çarpan balığı) mutlaka yenilmeli, ha birde unutmadan muhabbet güzel ise kumsalda sabahlanılıyor.
her şey normale döndüğünde gidilecek yerler listesine sinop'u yazın derim.
istanbul'dan 4 kişi yola çıkıyorsun kastamonu'da kuyu kebabı ile başlıyorsun tura sonra rotayı arabada belirliyorsun.
her gittiğin şehrin nesi meşhur? nerde kalacağız, nereleri gezip, göreceğiz ve ne yiyeceğiz şeklinde..
rotada ki ilk şehir sinop , sonrasında artvin'e kadar tüm şehirler sıra ile ve dönüşte hayran bırakan şehir yine sinop şeklinde.
biz bu geziyi yapalı çok uzun zaman oldu çok güzeldi, çok fazla eğlenildi sonrasında aynı ekip hep gidelim dedik bir daha tekrarı olamadı başlığı görünce sinoptan akılda kalanları yazmamak olmazdı.
hamsilos koyunda tekne ile gezilmeli, erfelek şelallerine tırmanılmalı, en az 2 porsiyon mantı yenilmeli, bizim hayatımızda ilk kez tanıştığımız balık olan iskorpit( çarpan balığı) mutlaka yenilmeli, ha birde unutmadan muhabbet güzel ise kumsalda sabahlanılıyor.
her şey normale döndüğünde gidilecek yerler listesine sinop'u yazın derim.
devamını gör...
montreal
montreal'i şener şen'den ve "ben bu yaz nerdeydim?" repliğinden bağımsız düşünemiyorum.
devamını gör...
tarlasında bulduğu göktaşını 180 bin dolara satan çiftçi
çorum'un alaca ilçesinde çiftçilik yapan mutlu yılmaz.
2 yıl önce nohut ektiği sırada tarlasında bulduğu 68 kiloluk göktaşını abd'de bir alıcıya 180 bin dolar karşılığında satış için anlaşmış.
rızk verecekse veriyor rabbim.

kaynak: www.ntv.com.tr/galeri/turki...
2 yıl önce nohut ektiği sırada tarlasında bulduğu 68 kiloluk göktaşını abd'de bir alıcıya 180 bin dolar karşılığında satış için anlaşmış.
rızk verecekse veriyor rabbim.

kaynak: www.ntv.com.tr/galeri/turki...
devamını gör...
camdaki kız
bu dizinin acilen yayından kaldırılması gerektiği düşüncesindeyim. dizideki çoğu oyuncuyu da çok severim fakat bu dizi bizim bünyemize çok ağır. işlediği konular ve konuları işleme şekilleri bize göre değil. her gün haberlerde bir sürü saçma sapan olayla uyanıyoruz. bu ülkede kim bilir kaç tane psikopat kapalı kapılar ardında yatıyor, duyduklarımızdan çok duymadıklarımız var. cahilliğini aşamamış, psikolojisi yerle bir olmuş binlerce insan varken.. kızını döven, karısını öldüren onlarcası varken sen git böyle bir diziyi bu psikopat insanlara servis et. nasıl bu kadar açıkça işlenebildi bazı sahneler aklım almıyor, "bu kadar da olmaz bunu da göstermezler yahu" dediğim ne varsa hepsini gösterdiler. rtük ne yapıyor bu sırada acaba? elinde viski bardağı olanı sansürle, sigarayı sansürle ama namusu bacak arasında arayan ve bir de üstüne "bekaret korsesi" giydiren bu diziyi yayınlatmaya devam et. ülkenin her yerinden elitlik aktığını falan mı sanıyorsunuz? sadece bazı illerin belirli kesimleri gelişebildi ya da kendilerince "elit" takılmayı tercih ediyorlar. peki ya doğu bölgelerinde yaşayanlar? oralar da artık eskiden olduğu gibi değil beki, evet. ama ya hala eskisi gibi olan yerler varsa? ki vardır. kızına baskı yapanı, zorla evlendireni, kafasını dışarıya çıkarmasına izin vermeyeni.. sen bu insana böyle bir diziyi izletirsen ne aşılarsın? zaten evinde baskı gören bir kızın ailesinin, dizideki feride karakterinin ruh hastası davranışları yüzünden "hee laağğn doğru bak biz de bizim kıza bundan sonra böyle yapak" diye düşünürse ne olacak? tamam, bu bir dizi ve insanlar bunu bu kadar ciddiye almamalı diyeceksiniz belki. ama sorun da bu ya zaten, bizim insanımız her şeyi ciddiye almaya meyilli. dizilerdeki insanlara özenmeye, onları örnek almaya meyilli birçok insan var. psikolojik olarak zaten zor ve sıkıntılı günlerden geçmiş, hala da geçiyorken böyle bir diziyle zihin bulandırmanın ne anlamı var? hadi böyle bir dizi çekiyorsun da, aklından zorun mu var ki o kadar açık saçık her şeyi gözümüze gözümüze sokuyorsun. normal bir sevişme sahnesinde "ooaaaa terbiyesiz ahlaksızlaar, linç linç linç" yapmayı biliyorsunuz ama. bazı şeyler gerçekten dayanılacak gibi değil ve söylenecek çok şey var.
bu dizide emeği geçen herkese sövgülerimi sunuyorum.
bu dizide emeği geçen herkese sövgülerimi sunuyorum.
devamını gör...
38 eşi 94 çocuğu olan adamın hayatını kaybetmesi
hindistan'ın mizoram eyaletinde dünyanın en geniş ailesine sahip olan ziona chana 76 yaşında hayatını kaybetmiş. 38 eş, 94 çocuk ne yahu.

adam hayatını kaybetmiş ama genleri isterse tüm dünyayı ele geçirebilir gibi gözüküyor. kendi başına bir köy mü kurmaya çalışıyordu, rekor mı kırmak istiyordu bilemiyorum ama 94 çocuğu görünce bi inanamadım. hayatta yeterince iz bırakabilmiş bir abimiz, saygı duydum.
buradan

adam hayatını kaybetmiş ama genleri isterse tüm dünyayı ele geçirebilir gibi gözüküyor. kendi başına bir köy mü kurmaya çalışıyordu, rekor mı kırmak istiyordu bilemiyorum ama 94 çocuğu görünce bi inanamadım. hayatta yeterince iz bırakabilmiş bir abimiz, saygı duydum.
buradan
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar

çektikten hemen sonra baştan aşağı ıslatan ve öyle gezmek zorunda bırakan fotoğraftır.
kuzenim ve arkadaşıyla, amasra’ya hiç tanımadığım birinin düğününe gitmiştik. hatta amasra’ya düğüne gittiğimizi de yolda öğrenmiştim. onca yolu 24 saat bile geçiremeden dönmüştük bir de. ne gerek vardı, ben de bilmiyorum.
devamını gör...
süt banyosu yapan adamın serbest kalması
iç çamaşırları üzerinde olduğu için serbest kalmıştır. çıplak olsaydı hapse giderdi. neyse ki süt orasına burasına değmedi. eved.
devamını gör...
