sözlükte girilen entrylerin oylanmaması
ve diğer gün usul usul silinmesi. yapmayın bunu bize a dostlar.
devamını gör...
20'lik diş
bende dördü de sessiz sakin çıkan, ağrısız olarak yaşamını sürdüren dişler.
devamını gör...
insanı duygusal olarak yıpratan şeyler
“aslında insanı en çok acıtan şey, hayal kırıklıkları değil. yaşanması mümkünken, yaşayamadığı mutluluklardır.” dostoyevski
devamını gör...
5000 tl'lik gelinlik isteyen gelin adayı
başlığı görünce 2002’de falan açılmış zannettim.
şu an 3500- 4000 liradan aşağı düzgün bir gelinlik bulabilirseniz bu gelin kızımızı linç edersiniz.
gelinliği oluşturan her parçaya zam geldiği için artık maalesef çok normal bu fiyatlar.
ayrıca da anladık herkes artık minimal, bohem bilmem ne yaşıyor hatta bir yandan da kapitalizmin baş düşmanı falan filan ama madem düğün yapma girişiminde bulunulmuş öyle bir günde ne gelini ne damadı bir kırmayın bir üzmeyin ya. heves bükücüler. imkanı olan 5.000 tl de verir 10.000 tl de verir.
şu an 3500- 4000 liradan aşağı düzgün bir gelinlik bulabilirseniz bu gelin kızımızı linç edersiniz.
gelinliği oluşturan her parçaya zam geldiği için artık maalesef çok normal bu fiyatlar.
ayrıca da anladık herkes artık minimal, bohem bilmem ne yaşıyor hatta bir yandan da kapitalizmin baş düşmanı falan filan ama madem düğün yapma girişiminde bulunulmuş öyle bir günde ne gelini ne damadı bir kırmayın bir üzmeyin ya. heves bükücüler. imkanı olan 5.000 tl de verir 10.000 tl de verir.
devamını gör...
hasan ali toptaş'ın özrü
twitterdaki bir videosunun altına bir kadının "böyle konuştuğuna bakmayın ben ve benim gibi bir sürü arkadaşımı taciz eden bir adam bu" minvalindeki yanıtından sonra, birkaç farklı kadının daha aynı suçlamada bulunması sonucunda gelen özürdür. " eril faiilliğin ne olduğu farkına varılana kadar karşı tarafta yaralar açabiliyor,...,farkında olmadan kırıp döktüklerim için özür dilerim" şeklinde bir metin yayınlanmıltır. madem eril faillik, bunun 62 yaşında fark edilmesi toplum adına dehşet verici değil midir? bu olayla ilgili hatalı görüş ise icra ettiği meslekle veya hobiyle, kişilerin karakterlerini, davranışlarını bağdaştırmaktır. kimse iyi yazar diye karakterli bir insan olmak zorunda değil. hiçbir insan başka bir insana cinsel, duygusal, fiziksel tacizde bulunamaz, evet, fakat bu yazar vs. olmanın dışında bir konudur. protesto eder okumazsın bu şekilde de tepki gösterirsin bu senin bileceğin iş. fakat esas tepki verilmesi gerekenin yanlış davranışlar ve bu bozuk zihniyet olduğunu lütfen unutmayalım.
devamını gör...
yazarların en sevdiği diller
türkçe ve ingilizce.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çizimleri
helis bulutsusu, gezegenimsi bulutsular nebula içinde dünya'ya en yakın olanıdır. uzaklığı yaklaşık 700 ışık yılıdır. (vikipedi)
‘eye of the god ’ adını da alıyor, etkileyici bir göz. benim yorumumla, böyle bir şey çıktı, taş üzerine akrilik :
devamını gör...
29 ekim cumhuriyet bayramı
cumhuriyetimizin 98. yılı ve cumhuriyet bayramımız kutlu olsun.
unutmayacağız. unutturmayacağız.
unutmayacağız. unutturmayacağız.
devamını gör...
günaydın sözlük
işim olmadığı halde sabahın köründe kalktım. öncelikle biyolojik saatime sevgilerimi iletir, cümlemize günaydın derim
devamını gör...
mercedes benz g serisi
tasarımı mükemmel olan araç serisidir.
sahip olmak istediğim arabalardan biridir.
sahip olmak istediğim arabalardan biridir.
devamını gör...
erkekler ne ister sorunsalı
elde edemediğini
devamını gör...
troller sokağı
mastor ukdesi.
her ne kadar ellerinde kelebek bıçağı ile köşe başında bekleyen tipler gibi gözünüzde canlansa bile öyle değildir. bizler etkileşim olsun, sözlük büyüsün diye algı ya da duyar kasan, sözlüğün karanlık yerlerinde nude ya da boydan isteyen, sazan avına çıkmaya hazır insanlarız. sokağa gireni, küçük bir yavru kurt edasıyla sahipleniriz veya sırtından bıçaklamalık taze kan bulmuş oluruz. siz yine de çok güvenmeyin.
her ne kadar ellerinde kelebek bıçağı ile köşe başında bekleyen tipler gibi gözünüzde canlansa bile öyle değildir. bizler etkileşim olsun, sözlük büyüsün diye algı ya da duyar kasan, sözlüğün karanlık yerlerinde nude ya da boydan isteyen, sazan avına çıkmaya hazır insanlarız. sokağa gireni, küçük bir yavru kurt edasıyla sahipleniriz veya sırtından bıçaklamalık taze kan bulmuş oluruz. siz yine de çok güvenmeyin.
devamını gör...
bizimkisi bir ocak hikayesi
adnan islamoğulları tarafından yazılan kitaptır.
bu kitap hakkında yorum yazıp yazmama konusunu çok düşündüm. sonra dedim ki, bir konu hakkında bilgi sahibi olmak için bir sürü kaynak okumak gerekiyorsa bu kitabın suçu ne? ne kadar iyi bir kaynak olduğu tartışmaya açıktır tabi, ama sonuç itibarıyla bu da kaynak olabilecek bir kitap. o yüzden kendi içimdeki tartışmayı yorum yazmam konusunda sonuçlandırdım. hazırsanız kemerlerinizi bağlayın, başlıyoruz.
ülkü ocakları hakkındaki düşüncelerimi #1356584 bu girdide belirtmiştim zaten bu yüzden o konulara girmeyeceğim. ocaktan aforoz edildikten sonra "bunlar neymiş, neciymiş?" dedim ve onlarla alakalı olan kitapları okumaya başladım. yazarı hakkında pek bir bilgim yok. sadece iki zıt görüş var, birincisi övgüleri yetiştiremeyenler, ikincisi de fetöcü olmakla ve geri kafalılıkla itham edenler. belki ikisi de vardır kendisinde, bilinmez. o konuyu bilen ve tanıyan birilerine bırakayım.
kitap , isminden ve kapaktaki resimden de anladığınız üzere, ülkü ocaklarında yetişen gençlerin hikayesini anlatıyor. biliyorum günümüzde ülkü ocaklarının profili pek hoş değil, hatta hiç hoş değil. yinede 42 sene önceki hikayeler ve hayatlar bilinmeyi hak ediyor. bunu tek bu kitap için demiyorum, aynı şekilde o dönemi farklı siyasi gözlerle anlatan kitaplar için de aynı fikirdeyim. sonuçta yaşananlar bizim yakın tarihimiz, safta olalım veya olmayalım hepsi bize ait.
bu kitaptan önce kestane şekerini bilmiyordum, bana en büyük katkısı bu oldu sanırım.* işin şakası tabi bu. son nefesinde arkadaşından kestane şekeri isteyen birinin hayat hikayesinden bahsedilmişti. cebinde parası olmadığı için kestane şekerini arkadaşına götüremeyen daha doğrusu yetiştiremeyen adamın çaresizliği çok güzel işlenmişti. bana çok güzel geçti yani o, sanırsınız ben yetiştiremedim. param olsun o adamın ruhuna tüm memlekete kestane şekeri dağıtacağım diye niyetlenmiştim hatta. anlaşılan asla o kadar param olmamış, hala yapamadım çünkü.*
neyse efendim dizginlerimi elime aldım, bitiriyorum yazıyı. bana "ocak dışısın yavru kurt" dendiği halde şans verdim .* yani siz de şans verin. belki birbirinizi tamamlayacaksınız, iyi gelecek size. okumadan bilemezsiniz sonuçta.* son olarak "özözünedanışır o dönemlere ait şu kitabı da okumalısın" diyorsanız bütün tavsiyelere açığım. keyifli okumalar dilerim.
bu kitap hakkında yorum yazıp yazmama konusunu çok düşündüm. sonra dedim ki, bir konu hakkında bilgi sahibi olmak için bir sürü kaynak okumak gerekiyorsa bu kitabın suçu ne? ne kadar iyi bir kaynak olduğu tartışmaya açıktır tabi, ama sonuç itibarıyla bu da kaynak olabilecek bir kitap. o yüzden kendi içimdeki tartışmayı yorum yazmam konusunda sonuçlandırdım. hazırsanız kemerlerinizi bağlayın, başlıyoruz.
ülkü ocakları hakkındaki düşüncelerimi #1356584 bu girdide belirtmiştim zaten bu yüzden o konulara girmeyeceğim. ocaktan aforoz edildikten sonra "bunlar neymiş, neciymiş?" dedim ve onlarla alakalı olan kitapları okumaya başladım. yazarı hakkında pek bir bilgim yok. sadece iki zıt görüş var, birincisi övgüleri yetiştiremeyenler, ikincisi de fetöcü olmakla ve geri kafalılıkla itham edenler. belki ikisi de vardır kendisinde, bilinmez. o konuyu bilen ve tanıyan birilerine bırakayım.
kitap , isminden ve kapaktaki resimden de anladığınız üzere, ülkü ocaklarında yetişen gençlerin hikayesini anlatıyor. biliyorum günümüzde ülkü ocaklarının profili pek hoş değil, hatta hiç hoş değil. yinede 42 sene önceki hikayeler ve hayatlar bilinmeyi hak ediyor. bunu tek bu kitap için demiyorum, aynı şekilde o dönemi farklı siyasi gözlerle anlatan kitaplar için de aynı fikirdeyim. sonuçta yaşananlar bizim yakın tarihimiz, safta olalım veya olmayalım hepsi bize ait.
bu kitaptan önce kestane şekerini bilmiyordum, bana en büyük katkısı bu oldu sanırım.* işin şakası tabi bu. son nefesinde arkadaşından kestane şekeri isteyen birinin hayat hikayesinden bahsedilmişti. cebinde parası olmadığı için kestane şekerini arkadaşına götüremeyen daha doğrusu yetiştiremeyen adamın çaresizliği çok güzel işlenmişti. bana çok güzel geçti yani o, sanırsınız ben yetiştiremedim. param olsun o adamın ruhuna tüm memlekete kestane şekeri dağıtacağım diye niyetlenmiştim hatta. anlaşılan asla o kadar param olmamış, hala yapamadım çünkü.*
neyse efendim dizginlerimi elime aldım, bitiriyorum yazıyı. bana "ocak dışısın yavru kurt" dendiği halde şans verdim .* yani siz de şans verin. belki birbirinizi tamamlayacaksınız, iyi gelecek size. okumadan bilemezsiniz sonuçta.* son olarak "özözünedanışır o dönemlere ait şu kitabı da okumalısın" diyorsanız bütün tavsiyelere açığım. keyifli okumalar dilerim.
devamını gör...
bakıcılığını yaptığı çocuktan hamile kalan çocuk bakıcısı
ingiltere'de 20 yaşındaki genç bir kız, 13 yaşındaki çocukla cinsel ilişkiye girdi. bakıcılığını yaptığı çocuktan hamile kalan genç kız, çocuğun annesine "babaanne oluyorsun" diyerek 'müjdeyi' verdi.
buradan
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
girdik mi halaya şimdi
nizanim nerede hani
salata bunlar bizi sattı dimi
ankara havası çalsınlar karşılıklı oynayalım bari.
nizanim nerede hani
salata bunlar bizi sattı dimi
ankara havası çalsınlar karşılıklı oynayalım bari.
devamını gör...
hayat
yorucudur. insanı tüketir.
devamını gör...
sezen aksu şarkılarında geçen mükemmel sözler
olur olmaz yere ıslanıyorsa kirpiklerin artık her şeye
anneni daha sık anımsıyorsan hatta anlıyorsan
kalbini bir mektup gibi buruşturulup fırlatılmış
kendini kimsesiz ve erken unutulmuş hissediyorsan
içindeki çocuğa sarıl
sana insanı anlatır.
anneni daha sık anımsıyorsan hatta anlıyorsan
kalbini bir mektup gibi buruşturulup fırlatılmış
kendini kimsesiz ve erken unutulmuş hissediyorsan
içindeki çocuğa sarıl
sana insanı anlatır.
devamını gör...


