az önce çaylak bir mısır'lı işçi arkadaşımızın ricası üzerine açmak istediğim başlıktır. yalnızca kendisi değil, birçok işçinin yevmiyesi verilmemiş.


merhabalar bu başlığı gündeme taşırsanız çok seviniriz. bizler firavun 2. ramses'in vefat etmesi üzerine nil deltasından apar topar getirtilmiş bir grup duvar işçisiyiz. adı parandes olan ve firavun 2. ramses'in çok yakın bir vassalı olan görevli, bize iki fıçı bira ödemeyi teklif etti, biz de kabul ettik. önce firavun'un ebatlarında alçıdan bir lahit dökmemizi istedi, dediklerini yaptık. ancak daha sonra işimiz olmamasına rağmen "bir zahmet mumyalayın da lütfen" dediler. bunu önce yapamayız, bizim ustalığımız dışında bir durum olduğunu söylediysek de bir fıçı bira daha teklif ettiler. yine kabul etmeyince mızraklı piyadeleri içeri çağırdı ve silah zoruyla yapmak durumunda kaldık. üstün körü mumyaladıktan sonra ücretlerimiz olan üç fıçı birayı istedik ancak oralı olmadılar ve bize resmen dalga geçer gibi "yaptığınız bu saçmalıktan bir de para mı istiyorsunuz! sizi kargılarımızla parçalamadan çıkın gidin buradan!" diyerek zorla piramitten dışarı attılar. bu kadar titiz bir işi neden saray görevlilerine değil de bizim gibi duvar ustalarına yaptırdılar bilmiyoruz. tek bildiğimiz, günlük yevmiyelerimizin verilmemesi. bu konuda hakkımızı arayacağız. sevgili okurlar #piramitişçilerinesesver tagine tweet atarlarsa seviniriz, olayı mahkemeye taşımak istiyoruz, desteklerinize ihtiyacımız var. teşekkürler.
devamını gör...

gayet hoş bulduğum tanıtım videosu .emeği geçenleri kutlarım,ellerine sağlık.
devamını gör...

italyan yazar/şair cesare pavese'in 1952 yılında basıma sunulan, günlük türünün örneklerinden biri olan kitabı.

gençliğini geçirdiği köyü ve oradaki yaşantısını yansıttığı bu kitap, yazarın kişiliğine dair ipuçları vermekle birlikte; bugün dahi esiri olduğumuz duyguları yansıtmakta. liseye yeni başladığım zamanlarda okumuştum, geçenlerde tekrar okudum ve daha önce anlamadığım şeyleri anladım. günlük olduğu belli oluyor ve bazı yerlerde istemsiz sıkıyor insanı fakat yazar öyle cümleler yazmış ki... neyse, devam edelim.

yazılanları okumaya başladığınız zaman içten içe "ulan ortada intiharlık ne var?" diye düşünmeden edemiyorsunuz. ben okurken böyle düşündüm, inkar edemem çünkü yazar gayet bilgi birikimli ifadelerle şiirden bahsediyor, okuduğu şair/yazar kişileri eleştiriyordu fakat kelimelerin sihrini çözünce işin sandığınız gibi olmadığını anlıyorsunuz. pavese, cümlelerinin içinde aslında manevi olarak çöküşünün üzerinde oluşturduğu boşluğu sıklıkla dile getiriyor. özellikle 1937 yılının altı kasımında, ki 1936 bana göre manevi çöküşün başladığı yıl ya da gün yüzüne çıktığı, 1937 ise yükselişi.

söylenene göre şair ülkesinin büyük edebiyat ödüllerinden birini kazandıktan sonra intihar etti ve bu intihar beklenmedik bir eylemdi. hatta can yayınları kitabın arkasına "başarılı bir hayat" diye not düşmüştü ancak pavese'in istediği büyük büyük ödüller, ünlü olmalar yahut benzerleri bir şey değildi. kendisi de açıkça "asıl başarısız insan mutlu bir evlilik dahi yapmayı başaramamış biridir" demiş, başarısızlığını tek cümlede göstermişti.

zaten aldatılması, sevdiği kadın tarafından yüz üstü bırakılıp diğer kadınlara da düşman olmuş olması bize ön bilgi tadında bir şeyler söylemişti. bilemiyorum, belki de fazla derin düşünüyorumdur fakat şundan eminim ki pavese kendince başarısızdı. hayatının bir anlamı yoktu. o da günlüklerin başlarında bahsettiği "kendini yok etmek" eylemini devreye soktu. başka ne yapılabilirdi, bir kadın tarafından sevilmemişti bile.

dedektif gibi her cümlenin altında bir anlam arayınca okunması hayli zevkli olan bir kitaptı. okumanızı öneririm, böylece yaşadığımız hayatın anlamını yitirmesi bize neler yaptırır görmüş olursunuz. şimdiden keyifli okumalar dilerim.
biraz karamsar ve nihilist tarzda yazılmış. okurken kendinizi tezer özlü'yü okuyormuş gibi hissediyorsunuz çünkü ikisinin karamsar duruşu birbirine çok benziyor lakin her sayfasında olmasa bile iki sayfada bir altını çizebileceğiniz muazzam cümleler görüyorsunuz.

mesela;
"cömertçe, başkalarının acılarını paylaşarak yaşayamayan insan, kendi acısını dayanılmaz bir yoğunlukta duymakla cezalandırılır."

"başka bir insan olmaya çalışmak boş bir çaba. insan için ilginç olan, o eski kişiliğin yeni yaşantılara nasıl bir tepki göstereceğidir."

edit: imla.
devamını gör...

sezen aksu'nun “yetinmeyi bilir misin, sana verdiği kadarıyla hayatın?” dedikten hemen sonra
“hoş, bilsen de bilmesen de yara bere içinde bu yollardan geçeceksin” dediği gibi..

ama kafamız nasıl güzel saat 23'te sözlük radyo'da yetinmeyi bilir misin konu başlığı ile sizinle yazın bu başlığa konuşalım sayın dinleyen...
devamını gör...

benim.

o an canım konusmak istemiyordur, keyfim yerinde değildir cevap vermem. ısrarla 3-4 kez aramanızın anlamı yok.

aradığı kişinin telefonu koşulsuz ve şartsız açmasını bekleyenlere dert olur.
devamını gör...

1920 - istanbul hükümeti, millî mücadele'yi yürüten kuvayi milliye'ye karşı, kuvayi inzibatiye'yi kurdu. bu kuvvetler, adapazarı dolaylarında çıkarılan isyanı destekledi ancak ankara hükümeti'nin düzenli birliklerine yenildi.
1936 - izmit kağıt fabrikası'nda ilk kâğıt imal edildi.
1946 - milletler cemiyeti dağıldı.
1951 - paris antlaşması imzalanarak günümüzün avrupa birliği temellerini oluşturacak olan ilk adım avrupa kömür ve çelik topluluğu kurulmuştur.
1960 - chp'yi ve basını soruşturmak üzere tbmm'de tahkikat komisyonu kuruldu. inönü, "bu demokratik rejim istikametinden ayrılıp onu baskı rejimi haline götürmek tehlikeli bir şeydir. bu yolda devam ederseniz ben de sizi kurtaramam" dedi.
1977 - veli ballı, boston maratonu'nda ikinci oldu.
1986 - kırıkkale'nin yahşihan beldesinde askeri mühimmat depolarında yangın çıktı. kasaba boşaltıldı.
1989 - türkiye'de ilk tüp bebek, izmir'de ege üniversitesi tüp bebek merkezi'nde dünyaya geldi.
1996 - israil birlikleri lübnan'daki bir bm yerleşim birimini bombaladı: 106 sivil öldü.
1999 - türkiye'de erken genel seçimler yapıldı: dsp birinci parti oldu.
kaynak
devamını gör...

tabi kardeşim, adamlar devletinin ismini senden iyi bilecek halleri yok. aslında "devleti atamani" ama vatan haini arap sevenler tarafından "devleti osmani" demişler.
devamını gör...

yalnız kalmasın, anonim bile olsa konuşacak birini bulsun. yalnızlık insanı dipten daha dibe çeker.
devamını gör...

1965 - 1980 arasında doğan insan grubu.
devamını gör...

kütüphaneme şöyle bir güzellik yapmış olan filozoftur:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

--- alıntı ---

spawn, amerikan çizgi roman şirketi ımage comics tarafından yayınlanan aynı addaki çizgi romanda yer alan kurgusal bir süper kahramandır. todd mcfarlane tarafından yaratılan karakter

--- alıntı ---

spawn;iyilik ve kötülük arasında sıkışmış,adaleti kendine göre sağlayan lanetli,karizmatik bir çizgi roman karakteri.geceleri starda yayınlanan bu animeyi izlemek için çoğu kez uykumdan feragat ettiğim olmuştu. keşke yenisi çekilse de izlesek .görseli ise şu şekilde:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir maddenin başka bir madde içinde gözle görülemeyecek kadar küçük tanecikler halinde dağılarak, homojen karışım oluşturması olayına çözünme, elde edilen karışıma ise çözelti denir. birçok katı, sıvı ve gaz maddeler suda çözünürler. çay, deniz suyu, kola, mürekkepli su, alkollü su vb. çözeltiye örnek olarak gösterilebilir.
devamını gör...

eyyyyy amerika! sen kimsin yaaa
devamını gör...

bugün twitter’da yalancı yarim (dizi)sinde söylediği gönül (şarkı)sına denk geldim. içimde hala o ilk günkü kırgınlık ve hüzün var. o ‘ben büyüyünce onun konserine gidecektim’ hissi hiç geçmedi.

devamını gör...

hissikablelvuku
devamını gör...

insanoğlunun en saf ve masum ihtiyacıdır bu arzu. yalandan sevişirsin ama yalandan sarılmazsın, sarılamazsın.

“insanlık kadar eski olan bu hareket iki vücudun kavuşmasından çok daha fazlasını ifade eder. sarılmanın anlamı şudur: sende bir tehlike sezmiyorum, yanında olmaktan korkmuyorum, rahatlayabilir, kendimi yuvamda hissedebilirim, beni koruyan ve anlayan birisi var. birine isteyerek her sarıldığımızda ömrümüzün bir gün uzadığına inanılır. lütfen, şimdi sarıl bana.”

(bkz: paulo coelho)
devamını gör...

jenerasyonu olmayan şarkı.
her güzele koşma demedim mi?
her tatlı söze kanma demedim mi?
devamını gör...

diş ve kulak ağrısı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim