kendinden daha aşağı gördükleri hintlileri aşağılayarak ezikliklerini saklamaya çalışanların toplandığı başlık.

evin camdansa başkasının camına taş atmayacaksın. onlar da ülke salgından kırılırken lebalep parti toplantıları yapıyorlar, halay çekiyorlar dese, söyleyecek söz bulamazsın. ya da halk çöpten yiyecek toplarken, yöneticiler saraylarda şatafat içinde yaşıyor, kimse itiraz etmiyor deseler, ne diyeceksiniz?

ayrıca daha yeni israil' de dini bayramda izdihamda birbirlerini ezdiler, 45 kişi öldü. onlar çok mu akıllı?
daha yazacak çok şey var, içim şişti.
devamını gör...


sadece bir ya da birkaç kişinin değil, dünya üzerinde geniş bir topluluğun var olan bir bilgiyi tamamen yanlış hatırlıyor olması durumudur.ilk olarak 2010 yılında fiona broome adlı bir blogger tarafından ortaya atıldı. adını, nelson mandela’nın ölümünden alıyor.nelson mandela’nın 80’li yıllarda hapisteyken ölme efsanesinden doğuyor. 2013 yılında hayatını kaybeden mandela’nın ölüm haberi, pek çok kişiyi üzerken milyonlarca kişiyi de büyük şaşkınlığa uğratmış, “nasıl yani? yahu bu adam 80’lerde hapishanede ölmemiş miydi?” algısı oluşmuştu. aslında yıllardır yaşayan, hatta devlet başkanlığı dahi yapmış saygıdeğer birisi olan mandela, dünya nüfusunun büyük bir kısmı tarafından, 1980’li yıllarda hapishanede ölmüş olarak kabul ediliyordu.
monopolydeki adamın gözünde mercek hatırlamamız ama asla olmaması, mickey mouse un pantolon askisinin olduğunu hatırlamamız ama asla olmaması, volswagenin sembolünde v ve w harflerini birbirinden ayıran çizginin olmadığını hatırlasak da aslında olması da örnek verilebilir.
devamını gör...

dünyada kimse yokmuş hissi veren huzurla güneşin doğuşunu izleyebildigin harika yolculuk
devamını gör...

kullandığımız neredeyse tüm uygulamaların veri madenciliği yaptığının bir göstergesi olan durum. banka uygulamaları hiç bıkmadan soruyor özellikle yapı kredi.
devamını gör...

ülkede güzel şeyler de olmuyor değil*.
devamını gör...

yere çöp atmıyorum.
devamını gör...

rezalet bir açıklamadır. zaten nitelikli okul sınav sistemi de bir rezalettir. yüz kişiden doksanını hayal kırıklığına uğratan sistemin nesi iyi olabilir ki?
devamını gör...

olmasından beş dakika önce başlık açıp tanım giren arkadaşları tebrik ettiğim depremdir.

ayrıca @hazall ile bir meseleyi enine boyuna konuşurken yakalandım. bu da anımız olsun diye tarihe not düşüyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

prezervatif. şunun iyisini bedava yapın da her önüne gelen dünyaya gelmesin.
devamını gör...

ahmakların kralı.
saçma sapan bilgilerle dimağları iğdiş eden kibirli trik.
devamını gör...

amin.
devamını gör...

buna mı benziyordu?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

klasik müzik ve sinemaseverler için senfonilerin, konçertoların, aşkın ve entrikaların havalarda uçuştuğu bir liste bırakalım.

“çok sıkıldım ben ne etsem?” demeyin.

gelelim filmlere:

1- amadeus 1984 yapımı film, her ne kadar tarihi hatalarla dolu olsada, bir film olarak müthiştir. mozart’ın ömrünün son 10 yılını anlatan film, kesinlikle izlenmeli. mozart’ın nasıl bir dahi olduğunu anlamak için film değil, üzerine biraz okumak gerekiyor. film, mozart’ın yakın arkadaşı ünlü bestekar saliari’nin gözünden aktarılır. tanrı ile hesaplaşma sahneleri etkileyicidir. 8 dalda oskarı hüpletmiştir. konu ile ilgili yazmıştım. #639367 yanlış aktarılan ama içinde doğru kesitlerinde olduğu bir yaşam hikayesini aktaran film, mozart sevenler için gelsin.

2-beethoven’i anlamak ünlü besteci beethoven’nın ünlü bestesi “9. senfoni” üzerinedir. bu filmde işitme sorunu olan bir bestekarın inanılmaz hırsı, filme çok iyi aktarılmıştır. hırs sevenler için önerilir. bu filmde malesef tarihi hatalar içerir. ancak öyle bir detay var ki, adı diane kruger. anna holz karakterini canlandıran oyuncu için bile izlenir bu film. hem diane hem kruger var filmde! anneme durumu anlattım. “bir çiçek bir çikilata gider isteriz” dedi. hadi hayırlısı.

3- venedik prensi vivaldi 2006 italya yapımı film. hem papaz hem bestekar olan ve bir yetimhanede büyüyen vivaldi’nin hayatı konu edilmiştir. konçertoların kralı demek yanlış olmaz. beşyüzden fazla bestesi olan vivaldi’yi daha çok “dört mevsim” keman konçertosuyla tanırız. bu film ise, ağır dram sevenler için gelsin.

4- hiç ummazken 1991 yapımı film, genç piyanist frederich chopen ile yazar george sand üzerine kuruludur. filmin karşılıklı diyalogları çok etkileyicidir. romantizim sevenlere önerilir.

5- farinelli 1994 yapımı film klasik müzik barok dönemini anlatır. 17.yy da erkek çocukların sesi üst oktavlara çıkabilsin diye hadım edildiği bilinir. bu çocuklardan biri olan carlo broschi’nin, farinelli takma adıyla avrupa’da ünlenmesini konu eder. bu önerimiz de hadım severlere gelsin.

ve son olarak;

6- dünyanın bütün sabahları bir kitap uyarlamasıdır. karısını yitirdikten sonra çiftliğine çekilmiş olan besteci ve viyola virtüözü saint-colombe'un yaşam öyküsünü konu ediniyor. filmi yukarı taşıyan detay ise müzikleridir. filmin müziklerini, barok müzik üstadı ve viola de gamba sanatçısı jordi savall düzenleyip seslendirmiştir. bu film ise müzik severlere gelsin.

sizlere iyi seyirler.

kaynak: beynimin sol lobu. giderken solda, dönerken solda.
devamını gör...

on numara trollerdir hepsi sağ olsun.
trollük zor meseledir küfürsüz trollük daha zordur helal olsun deyip tebrik ediyorum.
devamını gör...

dünyayı anlamlandırmaya başladığından ötürü masumiyetini yitirmek.
devamını gör...

lucifer ve meja program mı yapacak, ben şok.
devamını gör...

karınca
bizim hayat dediğimiz bizim dışımızdaki canlılar için 'var olmak' da denilen bu keşmekeşte herhangi bir varlığa veya şeye dikkatli bakınca aklın sınırları zorlanıp ruh farklı buhranlara sürüklenebilir. neden bu kadar uzun bir cümle kurdum diye düşünenlere bir cevabım var elbet hep yazmak, yazdıklarımla insanları etkilemek istedim. belki 6 yıl belki 7 yıl önceydi artık önemsiz bir anı olduğu için beynimden yavaş silindiğinden olsa gerek ayrıntılarını pek hatırlamadığım bir dönüm noktası yaşadım. büyük hayallerle yazdığım mini öykümü bir dergiye gönderdim ve övgü dolu bir geri dönüşle bir sonraki sayılarında öykümü yayınlamak istediklerini söyleyecekleri bir e posta bekledim. nazik olmasına rağmen o zaman canımı çok acıtan bir hayır cevabı aldım. hani benim yazdıklarım değerli olacaktı? bir süre yazmadım, küstüm ama sonra yazmanın, öykü anlatıcılığının bir damga, bir helal olsun, hiç olmazsa bir evete ihtiyacı olmadığını anladım. yazmaya devam ettim. işte karınca ile ilgili bu kadar uzun bir yazı yazmamın açıklaması da budur.

peki, gelelim karıncanın benim için anlamına. küçükken arada bir karınca halisünasyonları görürmüşüm çevremdekilere bakın karıncalar yürüyor görmüyor musunuz dermişim. halbuki ortalıkta hiç karınca yoktu. kurşun döktürdüler, okula verdiler artık karınca görmez oldum. ama karıncalara karşı hassasiyetim hep devam etti. yürürken karıncalara basmamak için hep yere bakarak yürüdüm. okulun hınzır çocukları karınca yuvasının üstünde zıplayınca onlara kızdım engel oldum. ama şimdiki halime bakıyorum da artık yere bakarak yürümüyorum. pencerede eleman ilanı, market kapılarında indirim ilanı göreceğim diye çevreme bakıp durdum. şimdi karşıma karınca kelimesi çıkınca durup düşündüm. karınca benim için ne ifade ediyor?
devamını gör...

kelime buldurucu, kelime buldurtucu, kelime düşündürücü, yazdırıcı, ince, kimsenin cam kırıklarının sebebi olmayan, alçak duvar sahibesi, gülümseyen, gülümseten, nerdeyse çağ dışı kibar, iyi ki yazar.
devamını gör...

sırat köprüsünden geçmenin zor olacağını biliyordum.
devamını gör...

tekel el değiştirmeden öncesi içenlerin marlboro ile kıyaslığı sigara markası.

el değiştirdikten sonra o da nispeten ucuz sigaraların arasında yerini aldı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim