lambayı dinlendirmek
bir edep timsali olarak, lambayı söndürmenin olumsuz bir anlam taşıdığı düşünülerek bunun yerine kullanılan, ‘kimsenin ışığı sönmesin, allah kimsenin ışığını söndürmesin’ temennisini içeren, incelik dolu bir ifadedir.aynı şekilde mum için de kullanılır.
peki,ışık sönerse ne olur? göz görmez, bitki yeşermez,ısınma olmaz kısacası hayat olmaz.
bu şekilde düşününce aslında çok daha derin manalar geliyor insan aklına.
ayrıca ısınan lamba da belki de biraz olsun dinlenmeyi hak ediyordur*
bu arada lambayı yakmak yerine de lambayı uyandırmak olarak kullanılırmış.
*
peki,ışık sönerse ne olur? göz görmez, bitki yeşermez,ısınma olmaz kısacası hayat olmaz.
bu şekilde düşününce aslında çok daha derin manalar geliyor insan aklına.
ayrıca ısınan lamba da belki de biraz olsun dinlenmeyi hak ediyordur*
bu arada lambayı yakmak yerine de lambayı uyandırmak olarak kullanılırmış.
*
devamını gör...
kütle çekimsel sapan
uzun zaman gerektiren uzay görevlerinde, uzay araçlarının hız ve yönünün, yakıt ve enerji tasarrufu yapabilmek için başka gök cisimlerinin etkisiyle değiştirilmesi için kullanılan, ilk kez michael minovitch tarafından önerilen yöntem.
işin özeti kısaca şöyle: uzayda yol alırken bir gezegenin kütle çekim alanına giren aracın, güneş'e göre hızı değişir. araç gezegene yaklaşırken hızı artar, gezegenden uzaklaşırken hızı azalır. sapan olarak seçilen gezegen, aracı çekim etkisi ile yakalar, yarım tur döndürür ve hızlandırmış şekilde fırlatır. bugün juno gibi uzay araçlarının çoğu bu yöntemi kullanarak göreve gönderilmiştir.
işin özeti kısaca şöyle: uzayda yol alırken bir gezegenin kütle çekim alanına giren aracın, güneş'e göre hızı değişir. araç gezegene yaklaşırken hızı artar, gezegenden uzaklaşırken hızı azalır. sapan olarak seçilen gezegen, aracı çekim etkisi ile yakalar, yarım tur döndürür ve hızlandırmış şekilde fırlatır. bugün juno gibi uzay araçlarının çoğu bu yöntemi kullanarak göreve gönderilmiştir.
devamını gör...
pequot
a.b.d'nin connecticut eyaleti ve civarında yaşayan, algonkin dili konuşan bir kızılderili kabilesidir.
beyazlar gelmeden önce avcılık, balıkçılık ve tarımla uğraşıyorlardı. bölgelerine gelen hollanda'lılarla ticaret yaptılar. massachusetts'e yerleşen ingiliz'lerin topraklarına gelmesi üzerine savaş başlattılar.
pequot savaşının başlarında ingilizleri yenselerde, bazı kabilelerin ingilizlere destek vermesi üzerine yenildiler. kabilenin çoğu katledildi ve geri kalanlar bermuda adası'na köle olarak satıldı. kaçabilen az sayıda insan diğer kabilelerin içinde yaşadılar. sonradan bunlara küçük bir toprak parçası verildi. kabilenin bazı üyeleri hristiyan olup bir kiliseye katılarak michigan eyaletine gittiler.
kabilenin üyeleri dil ve kültürünü kaybetmiştir. bugün çoğu connecticut'da ve bazılarıda michigan'da yaşamaktadır.
beyazlar gelmeden önce avcılık, balıkçılık ve tarımla uğraşıyorlardı. bölgelerine gelen hollanda'lılarla ticaret yaptılar. massachusetts'e yerleşen ingiliz'lerin topraklarına gelmesi üzerine savaş başlattılar.
pequot savaşının başlarında ingilizleri yenselerde, bazı kabilelerin ingilizlere destek vermesi üzerine yenildiler. kabilenin çoğu katledildi ve geri kalanlar bermuda adası'na köle olarak satıldı. kaçabilen az sayıda insan diğer kabilelerin içinde yaşadılar. sonradan bunlara küçük bir toprak parçası verildi. kabilenin bazı üyeleri hristiyan olup bir kiliseye katılarak michigan eyaletine gittiler.
kabilenin üyeleri dil ve kültürünü kaybetmiştir. bugün çoğu connecticut'da ve bazılarıda michigan'da yaşamaktadır.
devamını gör...
ekşi sözlük
zeki taklidi yapan aptalların mekanı.
devamını gör...
mfö
en bir sevdiğim yerli gruplarımızdan biri. her daim dinlenebilen, hep bir oyunlu, muzip, yer yer hüzünlü hemi de neşeli şarkıları olan şahane müzik grubudur. bazı şarkılarındaki dervişane ve bilge tavrı, bazı şarkılarındaki serseriliği ve deliliği, bazı şarkılarında ise katıksız romantizmi öyle çok severim. hepsini nasıl bu kadar doğru ve doğal bir şekilde bir araya getirebildiklerini anlayamıyorum tabii, zira ona da sanatçılık deniyor olsa gerek.
devamını gör...
anne ve babanın çocuğuna yapabileceği en büyük iyilik
en büyük demek iddialı bir tanım olur. yapacağı iyilik güzelliklerden biri çocuğa hata yapma şansı tanımasıdır. çocukları biraz özgür bırakmak lazım.
bizim çocuklar yaptıkları hataların içine resmen hapsediliyor. çocuk hata yaptığı zaman yetişkinler tarafından o kadar acımasızca eleştiriliyor ki hata yapmaktan korkarak büyüyor. düşen çocuğa tokat atılıyor mesela. elindeki çatalı yanlışlıkla düşürmesi bile suratsızlık ile karşılanıyor. okula gidiyor, sınav kağıdını incelemesi yasaklanıyor, hakkını ararsa fazla verilen puanın iptali ile tehdit ediliyor. arkadaşı ile kavga etse karşı tarafın ebeveyni gelip dövüyor. müdür alıyor çocuğu, çocuğun ebeveyni o odanın içinde yokken uyarıyor, bağırıyor, gerekli görürse dövüyor. sayfalar dolusu örnek vermek mümkün.
çocuk dediğin düşer, kırar, döker, boş boş yorum yapar, başkalarına hava atmak için sesi gür çıkar gerekirse, deneysel takılır, bir ton hata yapar ancak türk insanı görmezlikten gelmeyi bilmediği için çocuğa hata şansı vermiyor. çocukla kendini yarıştırıyor koca koca insanlar. saçmalık, başka bir şey değil.
bizim çocuklar yaptıkları hataların içine resmen hapsediliyor. çocuk hata yaptığı zaman yetişkinler tarafından o kadar acımasızca eleştiriliyor ki hata yapmaktan korkarak büyüyor. düşen çocuğa tokat atılıyor mesela. elindeki çatalı yanlışlıkla düşürmesi bile suratsızlık ile karşılanıyor. okula gidiyor, sınav kağıdını incelemesi yasaklanıyor, hakkını ararsa fazla verilen puanın iptali ile tehdit ediliyor. arkadaşı ile kavga etse karşı tarafın ebeveyni gelip dövüyor. müdür alıyor çocuğu, çocuğun ebeveyni o odanın içinde yokken uyarıyor, bağırıyor, gerekli görürse dövüyor. sayfalar dolusu örnek vermek mümkün.
çocuk dediğin düşer, kırar, döker, boş boş yorum yapar, başkalarına hava atmak için sesi gür çıkar gerekirse, deneysel takılır, bir ton hata yapar ancak türk insanı görmezlikten gelmeyi bilmediği için çocuğa hata şansı vermiyor. çocukla kendini yarıştırıyor koca koca insanlar. saçmalık, başka bir şey değil.
devamını gör...
tripsinojen
protein sindiriminde görevli olan bir sindirim enzimi olan bu enzim aynı zamanda yenidoğan bebeklerde kistik fibrozis taramasında tarama testi olarak kullanılır.
devamını gör...
vitray
birbirine bağlı kurşun bölmelere yerleştirilmiş cam parçalarından oluşan saydam pencere süslemesi ve resim.
günümüzde yaygın şekilde kullanılan bir resim tekniğidir. bu teknik cam resmi diye de tanımlanır. cami ve kilise gibi ibadethanelerin camlarında görülen vitrayın, diğer sanatlardan farklılaşan yönü, ışık dokunuşlar ile değişik özellikler kazanmasıdır.
bunun dışında, kullanım alanları olarak mücevher kutuları, pencere süslemeleri, sehpa, abajur, kapı, ayna, tavan süslemeciliğinde de vitray kullanılıyor. en bilinen yöntem olan kurşunlu türü dışında yapıştırma ve tiffany vitray gibi çeşitleri de vardır.
vitrayın güzel, önemli ve estetik kılan, sanatçı ve ışıktır. gün ışığında vitrayın seyri harikulade bir seyir zevki veriyor. ışığın geliş açılarına göre değişiklik kazanan bir süsleme sanatıdır. güneşin bulutların arkasına gizlenmesi, vitrayın arkasında ağaç varsa, dalların ve yaprakların hareketi vitrayda farklı yansımalara sebep olur.
önceden doğal ışıktan ışığını alan vitray sanatı teknoloji ile birlikte ikinci ışık kaynağı olarak elektrik ışığından da faydalanıyor. hatta hiç gün ışığı almayan yerlerde dahi vitray kullanılabiliyor. vitrayı görmeyi sağlayan ışık, vitraya arkadan vurmasıyla optik bir derinlik oluşturur.
günümüzde yaygın şekilde kullanılan bir resim tekniğidir. bu teknik cam resmi diye de tanımlanır. cami ve kilise gibi ibadethanelerin camlarında görülen vitrayın, diğer sanatlardan farklılaşan yönü, ışık dokunuşlar ile değişik özellikler kazanmasıdır.
bunun dışında, kullanım alanları olarak mücevher kutuları, pencere süslemeleri, sehpa, abajur, kapı, ayna, tavan süslemeciliğinde de vitray kullanılıyor. en bilinen yöntem olan kurşunlu türü dışında yapıştırma ve tiffany vitray gibi çeşitleri de vardır.
vitrayın güzel, önemli ve estetik kılan, sanatçı ve ışıktır. gün ışığında vitrayın seyri harikulade bir seyir zevki veriyor. ışığın geliş açılarına göre değişiklik kazanan bir süsleme sanatıdır. güneşin bulutların arkasına gizlenmesi, vitrayın arkasında ağaç varsa, dalların ve yaprakların hareketi vitrayda farklı yansımalara sebep olur.
önceden doğal ışıktan ışığını alan vitray sanatı teknoloji ile birlikte ikinci ışık kaynağı olarak elektrik ışığından da faydalanıyor. hatta hiç gün ışığı almayan yerlerde dahi vitray kullanılabiliyor. vitrayı görmeyi sağlayan ışık, vitraya arkadan vurmasıyla optik bir derinlik oluşturur.
devamını gör...
akp döneminde gerçekleşmiştir
ülkedeki aptalların söz hakkı sahibi olması.
fakirleşmemiz.
her gün bir önceki günden daha fazla kadın ölmesi.
huysuz virjin'in televizyonlara veda etmesi.
.
.
.
fakirleşmemiz.
her gün bir önceki günden daha fazla kadın ölmesi.
huysuz virjin'in televizyonlara veda etmesi.
.
.
.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
insan olana yürek yangınıdır madımak su serpilmez iç ferahlamaz. akıl ermiyor zaman aşımı vicdansızlığına...
tek tutanağımız türkülerimiz,şiirlerimiz.. bugün katılanların her biriyle pir sultan abdal etkinliğindeydik evet oradaydık.. tüm güzel insanlara selam olsun.. elbet karanlıklar aydınlığa çıkacaktır.
tek tutanağımız türkülerimiz,şiirlerimiz.. bugün katılanların her biriyle pir sultan abdal etkinliğindeydik evet oradaydık.. tüm güzel insanlara selam olsun.. elbet karanlıklar aydınlığa çıkacaktır.
devamını gör...
defalarca izlenen filmler
benim için harry potter serisi’dir.
ne zaman omuzlarımda ki yük taşıyamıycağım kıvama gelse, hayat koşturmasında boğulup, önümü göremesem, ciddi bi mesele’nin süregelen o uzun belirsizliğinde kaybolsam o haftayı hp haftası ilan ediyorum.
her akşam bir film, son akşam 2 film şeklinde.
gün boyunca bunalıp, kendimi sadece sigara-kahve-battaniye kombosuna kaptırıyorum üstte belirttiğim dönemlerde. bu sihirli dünya bünyeme iyi geliyo. belki bi kaçış yolu olarak varsaydığım içindir bilemiyorum tam.
baya seviyorum. öyle dakikası, dakikasına replik sayamam ama melodisi bile ruhuma iyi geliyo. nox diyip kapatın ışıkları ve yatın uyuyun, geç oldu. tüm potterhead’lere selam olsun.
ne zaman omuzlarımda ki yük taşıyamıycağım kıvama gelse, hayat koşturmasında boğulup, önümü göremesem, ciddi bi mesele’nin süregelen o uzun belirsizliğinde kaybolsam o haftayı hp haftası ilan ediyorum.
her akşam bir film, son akşam 2 film şeklinde.
gün boyunca bunalıp, kendimi sadece sigara-kahve-battaniye kombosuna kaptırıyorum üstte belirttiğim dönemlerde. bu sihirli dünya bünyeme iyi geliyo. belki bi kaçış yolu olarak varsaydığım içindir bilemiyorum tam.
baya seviyorum. öyle dakikası, dakikasına replik sayamam ama melodisi bile ruhuma iyi geliyo. nox diyip kapatın ışıkları ve yatın uyuyun, geç oldu. tüm potterhead’lere selam olsun.
devamını gör...
hammersmith is out
peter ustinov'un yönetmenliğini yaptığı 1972 yılına ait şahane bir komedi filmidir. türkçeye fahişe'nin iki yüzü ismi ile çevrilmiştir. elizabeth taylor, richard burton, beau bridges ve peter ustinov baş rollenide oynar . richard burton alır götürür filmi ama elizabeth taylor'dan alamazsınız gözünüzü.
filmin konusuna gelecek olursak:
billy breedlove (beau bridges) teksas'ta bir akıl hastanesinde hemşiredir. bu hastanede yatmakta olan hammersmith (richard burton) adlı bir sosyopat kendisini kaçırması karşılığında billy'e büyük ün para ve şöhret vaadeder. billy ise hoşlandığı sarışın efsane güzel garson ve hafif jimmie jean jackson'un (elizabeth taylor) kendileri ile gelmesi karşılığında kabul eder. bu üçlü birlikte suç ve komedi dolu maceralara doğru yola çıkmaya başlar hele filmin bir yerinde billy büyükelçi olur ki komedidir, üstsüz kızların çalıştığı bar açma fikri hele efsanedir. ama bir süre sonra jimmie'nin hammersmith'e yaklaşması billy'i çıldırtır. ve anne olmak jimmie'nin isteğini hammersmith yapınca olanlar olur...
filmin komedi yükünü beau bridges ve peter ustinov alıp sırtlamıştır. hele son sahnelerde hammersmith'in tekrar hastane'ye geldiğinde artan ününü kıskanması.. peter ustinov'un hammersmith kaçtığıda oluşan yüz ifadesi ve çıldırması....
kısacası eğlenmek için izleyiniz..
filmin konusuna gelecek olursak:
billy breedlove (beau bridges) teksas'ta bir akıl hastanesinde hemşiredir. bu hastanede yatmakta olan hammersmith (richard burton) adlı bir sosyopat kendisini kaçırması karşılığında billy'e büyük ün para ve şöhret vaadeder. billy ise hoşlandığı sarışın efsane güzel garson ve hafif jimmie jean jackson'un (elizabeth taylor) kendileri ile gelmesi karşılığında kabul eder. bu üçlü birlikte suç ve komedi dolu maceralara doğru yola çıkmaya başlar hele filmin bir yerinde billy büyükelçi olur ki komedidir, üstsüz kızların çalıştığı bar açma fikri hele efsanedir. ama bir süre sonra jimmie'nin hammersmith'e yaklaşması billy'i çıldırtır. ve anne olmak jimmie'nin isteğini hammersmith yapınca olanlar olur...
filmin komedi yükünü beau bridges ve peter ustinov alıp sırtlamıştır. hele son sahnelerde hammersmith'in tekrar hastane'ye geldiğinde artan ününü kıskanması.. peter ustinov'un hammersmith kaçtığıda oluşan yüz ifadesi ve çıldırması....
kısacası eğlenmek için izleyiniz..
devamını gör...
lgbt
herkes nefret kusmuş. islam'da bilmem neymiş de, eşcinsel olana bilmem ne olurmuş. zeki olun dostlarım. mantıklı düşünün. öncelikle herkes müslüman değil, bunu kabullenmelisiniz. ve daha önemlisi biz sizinle zorla sevişmeyi talep etmiyoruz, ama siz bizi sürekli sözlü tacize uğratıyorsunuz. gereksiz bu yaptığınız.
devamını gör...
tarantinoesk
adını quentin tarantino'dan alan kavram. oxford english dictionary tarafından sinemaya yönelik 100 kelime çıkartılmıştı. bu kelime de oradan. anlamı ise şöyle: *
"resembling or imitative of the films of quentin tarantino; characteristic or reminiscent of these films. [tarantino’s films are typically characterized by graphic and stylized violence, non-linear storylines, cineliterate references, satirical themes, and sharp dialogue.]"
yani tarantinovari diye de çevirebiliriz bu kelimeyi aslında. tarantino filmleri nasıl olur? şiddet dolu olur. bir de hamburgerden bahsederler. eğlenceli olur. gereksiz diyaloglarla dolu olur falan. ben böyle görüyorum en azından... mesela inglourious basterds filmindeki hans landa'ya bakın. that's a bingo! dediği sahne aslında ne kadar da önemsiz... tamam, komik olabilir ama yine de gereksiz. yani hikayenin gidişatına bir etkisi yok. yine de izletiyor. çünkü eğlenceli. bir de tatlı yediği sahne vardı, o da güzel. ayrıca django unchained filminde de bu tarz sahnelere çok fazla rastlıyoruz. pulp fiction'da da bir hayli var... ayak masajı muhabbeti mesela.
tabii tarantino iyi bir yönetmen. hans landa'dan örnek verdim ama filmin açılış sahnesi falan süper ötesiydi. süt istemesi olsun, kızlarla ve adamla sohbeti olsun vs. vs.
ayrıca kubrickian diye bir kelime de oluşturuldu. yani sırf tarantino'ya özgü bir durum söz konusu değil. *
(bkz: gorlami)
"resembling or imitative of the films of quentin tarantino; characteristic or reminiscent of these films. [tarantino’s films are typically characterized by graphic and stylized violence, non-linear storylines, cineliterate references, satirical themes, and sharp dialogue.]"
yani tarantinovari diye de çevirebiliriz bu kelimeyi aslında. tarantino filmleri nasıl olur? şiddet dolu olur. bir de hamburgerden bahsederler. eğlenceli olur. gereksiz diyaloglarla dolu olur falan. ben böyle görüyorum en azından... mesela inglourious basterds filmindeki hans landa'ya bakın. that's a bingo! dediği sahne aslında ne kadar da önemsiz... tamam, komik olabilir ama yine de gereksiz. yani hikayenin gidişatına bir etkisi yok. yine de izletiyor. çünkü eğlenceli. bir de tatlı yediği sahne vardı, o da güzel. ayrıca django unchained filminde de bu tarz sahnelere çok fazla rastlıyoruz. pulp fiction'da da bir hayli var... ayak masajı muhabbeti mesela.
tabii tarantino iyi bir yönetmen. hans landa'dan örnek verdim ama filmin açılış sahnesi falan süper ötesiydi. süt istemesi olsun, kızlarla ve adamla sohbeti olsun vs. vs.
ayrıca kubrickian diye bir kelime de oluşturuldu. yani sırf tarantino'ya özgü bir durum söz konusu değil. *
(bkz: gorlami)
devamını gör...
covid olmuş hastayı ziyarete gitmek
her türlü hastalıklarda, eski beri hasta ziyaret etmesindense, telefonla aranmasından yanayım.
bu dünyada en sevmediğim bir şey varsa o da hasta iken ziyaret edilmektir.
yüzüm gözüm yamulmuş, halim vaktim yok, hastayım, ne diye aciz halimi kendi gözünle görüyorsun, yalan mı söylüyorum?
hasta olduğumda beni uzaktan seviniz. dua ediniz, kaficiyim ben.
bu dünyada en sevmediğim bir şey varsa o da hasta iken ziyaret edilmektir.
yüzüm gözüm yamulmuş, halim vaktim yok, hastayım, ne diye aciz halimi kendi gözünle görüyorsun, yalan mı söylüyorum?
hasta olduğumda beni uzaktan seviniz. dua ediniz, kaficiyim ben.
devamını gör...
sen serdar ortaç’sın seni mahkemeye verir miyiz evlat
çiftçi de icra geldi diye kendini yaksın! yapacağın övgünün alüminyumuna koyayım evlat.
devamını gör...
galileo galilei
bilime olan katkıları dışında bilim felsefesi açısından çok önemli şeyler söylemiştir. "grand düşhes christina’ya mektup" bilimsel epistemolojinin mihenk taşlarından biridir. galileo, kutsal metni kendi çıkarlarına yönelik bir kalkan olarak kullanan kişileri hedef aldığı bu metninde kopernik modelinin inancın konusu olmayan fiziksel bir gerçeklik olduğunu, bu açıdan yadsınmasının mümkün olmadığını dile getirir. mektup boyunca sürdürülen tartışmadan çıkartılabilecek en dikkat çekici sonuçlardan ilki, galileo’nun fiziğin alanı ve etiğin alanı arasında yaptığı ayrımdır. konu edinilen (doğa veya doğaüstü) nesnenin ontolojisine göre kullanılan yöntem ve referanslar değişmek durumundadır. bu açıdan fiziksel varlığı anlamak imandan farklı, kendine özgü bir yöntemi gerektirecektir. tüm hakikatine rağmen incil’in en temelde bir fizik kitabı olmadığını belirterek dünyanın hareketi veya hareketsizliğinin teologların değil, akıl ve duyu aracılığıyla araştırma yapan bilim insanlarının konusu olduğunu belirtir. bu yüzden her ne kadar teoloji galileo’nun deyimi ile bilimlerin kraliçesi vasfına sahip olsa da konu ve yöntem bakımından kendinden farklı ve aşağı disiplinlerin çalışmalarını değerlendirecek ölçüt olmamalıdır.
bu sınır belirlenimi modern bilimin gelişimi açısından önemli bir adımı oluşturur. 17.yüzyılda yapılan bilimsel devrimin ne menem bir şey olduğu tam da bu minvalde -yani olgu değer arasında yapılan ayrımdan itibaren anlaşılır olur.
bu sınır belirlenimi modern bilimin gelişimi açısından önemli bir adımı oluşturur. 17.yüzyılda yapılan bilimsel devrimin ne menem bir şey olduğu tam da bu minvalde -yani olgu değer arasında yapılan ayrımdan itibaren anlaşılır olur.
devamını gör...


