ölmesi gereken türk gelenekleri
sünnet düğünü.
devamını gör...
gunganlar
dostumuz jar jar'ın (bkz: jar jar binks) dahil olduğu ırktır. gunganlar naboo gezegeninde yaşarlar. amfibik bir ırktır. kafalarına göre takılırlar. hem karada hemde suda kıçlarını yayarak rahat rahat yaşarlar. anlayacağınız dünya bunlara güzeldir.
elastiki vücut yapıları nadia comaneci ablamızı kıskandıracak niteliktedir. ortalama bir gungan artistik, ritmik, mistik hangi dalda bir jimnastik yarışmasına katılırsa katılsın madalyaları rahatça silip süpürür. üçlü salto bunlar için yemek içmek gibi doğal bir edimdir. beşlisi onlusu falan içinde biraz çalışmaları kafidir.
amma velakin çok sakar bir ırktır. saltoyu attıktan sonra eğer o salonda müsabaka izliyorsanız, kafanızın üzerine bir gungan düşmesi muhtemeldir. bu yüzden müsabakaları izlemeye giderken lütfen kasklarınızı yanınıza almayı unutmayınız.
ayrıca çok iyi yüzücüdürler. yelkenden kulakların yanı sıra, güçlü bacak kasları ile ortalama bir gungan, micheal phelps`in havuzda canına okur. hatta tur bindirme olasılığı çok yüksektir. aslında milli takıma o kadar devşirme sporcu alıyoruz, bir iki gungan devşirsek, olimpiyatların anasını ağlatırız ama bizim hökümetler nedense hep dark side yolcusu olduğu için bu imkan bir türlü hasıl olmuyor.
erkek ve kadın gunganları ilk bakışta ayırmak çok zor olduğu için siz siz olun bir gunganla karşılaştığınızda sakın beyefendi ya da hanımefendi tarzında hitaplar kullanmayın. sonra başınız çok ağrıyabilir. ancak gungan kadınları kulaklarını genelde arkadan bağladığı için kulakları arkadan bağlı bir gungan gördüğünüzde rahat davranabilme şansınız oluyor. artı kibar bir ırk oldukları için istanbul türkçesi ile konuştuğunuzda dahi kendileri ile cillop gibi anlaşabilirsiniz.
gunganlar barışçıl bir ırktır. teknolojileri de genelde kendilerini savunmak üzerine kuruludur. naboo denizinden gelen beyazımsı mavimsi bir enerji maddesi sayesinde kendilerine koruma kalkanları örebilirler. bunun faydasını pek çok savaşta görmüşlerdir. bir savaş alanındaysanız ve gungan kalkan şemsiyesi altında güneşlenmiyorsanız ya salaksınızdır ya düşmansınızdır.
biz türkler nasıl ata düşkünsek, gunganlarda kaadu'lara çok düşkünlerdir. gunganların bilindik atasözlerinden birisi de bizimle çok benzerlik gösterir. kaadu (yani at), bağlı kulak (yani avrat), cesta (yani silah). kanımca dünyadan galaktik evrene göç etmiş bir türk soyu olabilir mi konusu, akademik düzeyde enine boyuna tartışılmalıdır.
gunganlar federasyon orduları tarafından ana yurtları otoh gungan'dan sürülmüş ve katledilmişlerdir. damat ferit ile akrabalığı olduğunu düşündüğüm boss nass son derece garip bir teslim antlaşması yapmış, bu canım ırka ayvayı yedirmiştir. fakat sap dönmüş keser dönmüş federasyon ordusunun yenildiği büyük savaşta gunganlar intikamlarını almışlardır. bu savaşta hayatını kaybeden binlerce gungan`ın anısına yapılan anıt naboo`nun en yüksek tepesine dikilmiştir.
elastiki vücut yapıları nadia comaneci ablamızı kıskandıracak niteliktedir. ortalama bir gungan artistik, ritmik, mistik hangi dalda bir jimnastik yarışmasına katılırsa katılsın madalyaları rahatça silip süpürür. üçlü salto bunlar için yemek içmek gibi doğal bir edimdir. beşlisi onlusu falan içinde biraz çalışmaları kafidir.
amma velakin çok sakar bir ırktır. saltoyu attıktan sonra eğer o salonda müsabaka izliyorsanız, kafanızın üzerine bir gungan düşmesi muhtemeldir. bu yüzden müsabakaları izlemeye giderken lütfen kasklarınızı yanınıza almayı unutmayınız.
ayrıca çok iyi yüzücüdürler. yelkenden kulakların yanı sıra, güçlü bacak kasları ile ortalama bir gungan, micheal phelps`in havuzda canına okur. hatta tur bindirme olasılığı çok yüksektir. aslında milli takıma o kadar devşirme sporcu alıyoruz, bir iki gungan devşirsek, olimpiyatların anasını ağlatırız ama bizim hökümetler nedense hep dark side yolcusu olduğu için bu imkan bir türlü hasıl olmuyor.
erkek ve kadın gunganları ilk bakışta ayırmak çok zor olduğu için siz siz olun bir gunganla karşılaştığınızda sakın beyefendi ya da hanımefendi tarzında hitaplar kullanmayın. sonra başınız çok ağrıyabilir. ancak gungan kadınları kulaklarını genelde arkadan bağladığı için kulakları arkadan bağlı bir gungan gördüğünüzde rahat davranabilme şansınız oluyor. artı kibar bir ırk oldukları için istanbul türkçesi ile konuştuğunuzda dahi kendileri ile cillop gibi anlaşabilirsiniz.
gunganlar barışçıl bir ırktır. teknolojileri de genelde kendilerini savunmak üzerine kuruludur. naboo denizinden gelen beyazımsı mavimsi bir enerji maddesi sayesinde kendilerine koruma kalkanları örebilirler. bunun faydasını pek çok savaşta görmüşlerdir. bir savaş alanındaysanız ve gungan kalkan şemsiyesi altında güneşlenmiyorsanız ya salaksınızdır ya düşmansınızdır.
biz türkler nasıl ata düşkünsek, gunganlarda kaadu'lara çok düşkünlerdir. gunganların bilindik atasözlerinden birisi de bizimle çok benzerlik gösterir. kaadu (yani at), bağlı kulak (yani avrat), cesta (yani silah). kanımca dünyadan galaktik evrene göç etmiş bir türk soyu olabilir mi konusu, akademik düzeyde enine boyuna tartışılmalıdır.
gunganlar federasyon orduları tarafından ana yurtları otoh gungan'dan sürülmüş ve katledilmişlerdir. damat ferit ile akrabalığı olduğunu düşündüğüm boss nass son derece garip bir teslim antlaşması yapmış, bu canım ırka ayvayı yedirmiştir. fakat sap dönmüş keser dönmüş federasyon ordusunun yenildiği büyük savaşta gunganlar intikamlarını almışlardır. bu savaşta hayatını kaybeden binlerce gungan`ın anısına yapılan anıt naboo`nun en yüksek tepesine dikilmiştir.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
eşyalarını asla paylaşmayan, abartmıyorum çöpünü bile eve götürmek isteyen bir öğrencim var. kesme yapıştırma çalışması yaparız, artık kağıtları çantasına doldurur "ben bunu eve götüreceğim öğretmenim" der. "oğlum çöp o at " derim, "değil işte, benim o" der. okulda kahvaltı ediyorlar meyve suyunu içip bitiriyor, kutusunu eve götürüyor öyle düşünün.
her neyse.. bugün gördüm ki eve götürmek istediği şeyler cok normalmiş. aşağıdaki olayı okuyunca eminim hak vereceksiniz:
olayımızın kahramanının adı can olsun, gerçek ismini paylaşmayalım.
çocuklar serbest zaman saatindeler. birden bir ağlama sesi geldi baktım can.
ben: "oğlum ne oldu neden ağlıyorsun? "
can: "evde kakamı yapacaktım unuttum öğretmenim öğğğöööö..."
ben: " e tamam niye ağlıyorsun? tuvalet var ya burada buraya yap!?"
can: "haaayıığğrrr ben evde yapacaktım annemi ara beni eve götürsün kakamı yapayım."
ben: " çocuğum burada tuvalet var niye arıyoruz anneni gel birlikte gidelim ben seni kapıda bekleyeyim."
can: "ama ben kakamı okulda bırakmak istemiyorum öğretmenim !"
bu sırada ciddi ve hala ağlıyor.
ben: "ne demek bırakmak istemiyorum? kakanı yapınca sifona basacaksın ve gidecek?"
can: "hayır gitmesin, onu da alalım nolursun!?"
(allah'ım sen sabır ver nolur)
ben: "bak kuzum kaka pis bir şey eve götüremezsin. evde yaptıkların da sifona basınca gidiyor. gel birlikte gidelim sen tuvaletini yap ve bu durumu çözelim."
on yüz milyon cümle sonunda altına yapmadan sonunda ikna oldu, ailesi ile de görüştüm, durumu anlattım onlar da bu durumdan inanılmaz derecede muzdarip. uzman yardımı alacaklar.
ama o bu değil de kakayı eve götürmek nedir ?*
her neyse.. bugün gördüm ki eve götürmek istediği şeyler cok normalmiş. aşağıdaki olayı okuyunca eminim hak vereceksiniz:
olayımızın kahramanının adı can olsun, gerçek ismini paylaşmayalım.
çocuklar serbest zaman saatindeler. birden bir ağlama sesi geldi baktım can.
ben: "oğlum ne oldu neden ağlıyorsun? "
can: "evde kakamı yapacaktım unuttum öğretmenim öğğğöööö..."
ben: " e tamam niye ağlıyorsun? tuvalet var ya burada buraya yap!?"
can: "haaayıığğrrr ben evde yapacaktım annemi ara beni eve götürsün kakamı yapayım."
ben: " çocuğum burada tuvalet var niye arıyoruz anneni gel birlikte gidelim ben seni kapıda bekleyeyim."
can: "ama ben kakamı okulda bırakmak istemiyorum öğretmenim !"
bu sırada ciddi ve hala ağlıyor.
ben: "ne demek bırakmak istemiyorum? kakanı yapınca sifona basacaksın ve gidecek?"
can: "hayır gitmesin, onu da alalım nolursun!?"
(allah'ım sen sabır ver nolur)
ben: "bak kuzum kaka pis bir şey eve götüremezsin. evde yaptıkların da sifona basınca gidiyor. gel birlikte gidelim sen tuvaletini yap ve bu durumu çözelim."
on yüz milyon cümle sonunda altına yapmadan sonunda ikna oldu, ailesi ile de görüştüm, durumu anlattım onlar da bu durumdan inanılmaz derecede muzdarip. uzman yardımı alacaklar.
ama o bu değil de kakayı eve götürmek nedir ?*
devamını gör...
erdoğan'ın sokak hayvanları açıklaması
ülkemizde başıboş köpekler ciddi bir iç güvenlik sorunu haline geldi. bu açıklama için erdoğan epey geç bile kaldı, ya da planlarının bir parçasıydı diyebiliriz. türkiye'de başıboş köpek sorunu nasıl bu derece içinden çıkılamaz bir hale geldi? 2004 yılından beri yürürlükte olan ve bu yıl kısmen modifiye edilen hayvanları koruma kanunu neden çaresiz kaldı? aslında olaylar 2004 yılından daha öncesine dayanıyor.
ben 91 doğumluyum. 90'ların ortasını ve 2000'lerin başlarını iyi hatırlıyorum. şehir merkezlerinden bu derece çok köpek görmek o dönem imkansızdı. köpekleri genelde zehir iğnesiyle vuruyorlardı. ha bide belediyenin kendi halinde çalışan garip bir elemanı vardı, ismi kör tevfik.
bu tevfik sırtında tüfek, altında süper 51 bir motorla gezerdi sokaklarda. sahipsiz köpek gördüğü zamanda çıkarır oracıkta allahına kavuşturuverirdi köpekleri. gel zaman git zaman kör tevfik öldü gitti yerini başkası aldı. fakat bu yanlış bir uygulamaydı.
bu arada bu hayvansever dediğimiz güruh o zamanlar da vardı fakat bu derece korkusuz ve aktif değillerdi. sesleri çıkıyordu ama bu olayları bastıramıyorlardı.
sonra akp hükümeti seçildi. ardından 2004 yılında kanun çıkardı, artık köpekler barınaklara 15 gün alınacak, kısırlaştırılacak ve alındığı alana geri bırakılacaktı. bu hayvansever güruha verilen ilk tavizdi aslında. köpekler zaman zaman toplandı, zaman zaman toplanmadı. belediyelerde çalışan işgüzar veterinerler genelde bu hayvansever güruhun adamıydı, köpekleri küpeleyip kısırlaştırdık dediler ama kısırlaştırma falan yapmadılar, kısırlaştırma ödeneklerini iç ettiler.
ince işlenmiş bir plandı ama basitti aslında. sokaklarda çok köpek olması demek bol bol yaralanmalı trafik kazası demek. en nihayetinde veteriner tayfasının heybeyi fazlasıyla doldurması demek. kendine hayvansever diyen hayasız güruhun mama dilenciliği yapıp, millete iban dağıtıp kesesini doldurması demek. bu tiplerin hiçbiri kesin çözüm istemezler.
bu köpeklere türkiye'nin dört bir yanında dört başı mamur barınak yap, günde üç öğün besle bunlar memnun olmazlar. ama onlarında sokakta gezme hakkı var, ama onların doğal yaşam alanları sokaklar vik vik vik gibi basmakalıp ifadelerle propaganda yaparlar. devlet bir birim kurup bu tiplerin gelirlerini, mal varlıklarını vs araştırsın altından çıkacak pisliği tahayyül bile edemezsiniz.
ha bu işin birde mama firmaları ile olan boyutu var. her yıl türkiyeye yeni bir mama fabrikası kuruluyor maşaalah. niye kurmasınlar ki? sahada 24 saat aktif menapozlu 50 yaş üstü azgın ablalar var ne de olsa. bugün her gittiğimiz markette kedi köpek maması satılıyor. bu işten de güzel köşeyi döndüler, çünkü ülkede bir kısıtlama yok, hayvanlar sokaklarda başıboş, sahipsiz, bol bol çiftleşip senede 2 kez yavruluyorlar, türkiye cennet yani bu firmalar için.
bugün girin twitter'a, haykurder gibi derneklerin paylaşımlarına, nesrin çıtırık denen hayvansever görünümlü 50 yaş üstü bir abla var onun paylaşımlarına şuan hepsi erdoğan'a ateş püskürüyor. bu gaziantep'te iki azgın pittbull'un kafasını kulağını parçaladığı kızın ailesi için bir geçmiş olsun bile yazmayacak kadar aymaz bir güruh yani bunlar.
nitekim partisini ve kendisini birçok konuda desteklemiyor olsamda erdoğan'a bu konuda hak veriyorum. bu yanlıştan dönüleceğinin sinyallerinin verilmesini çok doğru buluyorum. bu süreçte ve önümüzdeki günlerde bu hayvansever görünümlü köpektapar güruhun sesi daha fazla çıkacaktır, twitter'ı takip edin. devletin bir sonraki adımı bu tiplerle, bu derneklerle mama firmaları arasındaki rant bağlantısını çözmek olmalı. yıllarca bu işlerden rant devşiren kişilerin malına parasına çökmek olmalı.
ha ilaveten buradan bir sözümde biz köpeklerin alanlarını işgal ettik falan diye böğüren operasyon çocuklarına; köpek insan eliyle kurtlardan evcilleştirilmiş yapay bir türdür gerizekalı arkadaşım. ilk olarak kızıldereliler yapmıştır bunu kızak falan çeksinler diye. şimdi bana oradan buradan carlamayın, ağzınızın orta yerine........... anladınız siz onu. doğal yaşam alanları vahşi hayvanlarındır. ha insan olarak onların alanlarına girdik mi? fazlasıyla evet. yanlış mı? evet yanlış. fakat köpekleri doğal bir türmüş gibi kabul edip burada edebiyat parçalarsan, bende senin yedi sülalenin kulaklarını buradan bir güzel çınlatırım, hiç ahlakım olmadığı halde.
ben 91 doğumluyum. 90'ların ortasını ve 2000'lerin başlarını iyi hatırlıyorum. şehir merkezlerinden bu derece çok köpek görmek o dönem imkansızdı. köpekleri genelde zehir iğnesiyle vuruyorlardı. ha bide belediyenin kendi halinde çalışan garip bir elemanı vardı, ismi kör tevfik.
bu tevfik sırtında tüfek, altında süper 51 bir motorla gezerdi sokaklarda. sahipsiz köpek gördüğü zamanda çıkarır oracıkta allahına kavuşturuverirdi köpekleri. gel zaman git zaman kör tevfik öldü gitti yerini başkası aldı. fakat bu yanlış bir uygulamaydı.
bu arada bu hayvansever dediğimiz güruh o zamanlar da vardı fakat bu derece korkusuz ve aktif değillerdi. sesleri çıkıyordu ama bu olayları bastıramıyorlardı.
sonra akp hükümeti seçildi. ardından 2004 yılında kanun çıkardı, artık köpekler barınaklara 15 gün alınacak, kısırlaştırılacak ve alındığı alana geri bırakılacaktı. bu hayvansever güruha verilen ilk tavizdi aslında. köpekler zaman zaman toplandı, zaman zaman toplanmadı. belediyelerde çalışan işgüzar veterinerler genelde bu hayvansever güruhun adamıydı, köpekleri küpeleyip kısırlaştırdık dediler ama kısırlaştırma falan yapmadılar, kısırlaştırma ödeneklerini iç ettiler.
ince işlenmiş bir plandı ama basitti aslında. sokaklarda çok köpek olması demek bol bol yaralanmalı trafik kazası demek. en nihayetinde veteriner tayfasının heybeyi fazlasıyla doldurması demek. kendine hayvansever diyen hayasız güruhun mama dilenciliği yapıp, millete iban dağıtıp kesesini doldurması demek. bu tiplerin hiçbiri kesin çözüm istemezler.
bu köpeklere türkiye'nin dört bir yanında dört başı mamur barınak yap, günde üç öğün besle bunlar memnun olmazlar. ama onlarında sokakta gezme hakkı var, ama onların doğal yaşam alanları sokaklar vik vik vik gibi basmakalıp ifadelerle propaganda yaparlar. devlet bir birim kurup bu tiplerin gelirlerini, mal varlıklarını vs araştırsın altından çıkacak pisliği tahayyül bile edemezsiniz.
ha bu işin birde mama firmaları ile olan boyutu var. her yıl türkiyeye yeni bir mama fabrikası kuruluyor maşaalah. niye kurmasınlar ki? sahada 24 saat aktif menapozlu 50 yaş üstü azgın ablalar var ne de olsa. bugün her gittiğimiz markette kedi köpek maması satılıyor. bu işten de güzel köşeyi döndüler, çünkü ülkede bir kısıtlama yok, hayvanlar sokaklarda başıboş, sahipsiz, bol bol çiftleşip senede 2 kez yavruluyorlar, türkiye cennet yani bu firmalar için.
bugün girin twitter'a, haykurder gibi derneklerin paylaşımlarına, nesrin çıtırık denen hayvansever görünümlü 50 yaş üstü bir abla var onun paylaşımlarına şuan hepsi erdoğan'a ateş püskürüyor. bu gaziantep'te iki azgın pittbull'un kafasını kulağını parçaladığı kızın ailesi için bir geçmiş olsun bile yazmayacak kadar aymaz bir güruh yani bunlar.
nitekim partisini ve kendisini birçok konuda desteklemiyor olsamda erdoğan'a bu konuda hak veriyorum. bu yanlıştan dönüleceğinin sinyallerinin verilmesini çok doğru buluyorum. bu süreçte ve önümüzdeki günlerde bu hayvansever görünümlü köpektapar güruhun sesi daha fazla çıkacaktır, twitter'ı takip edin. devletin bir sonraki adımı bu tiplerle, bu derneklerle mama firmaları arasındaki rant bağlantısını çözmek olmalı. yıllarca bu işlerden rant devşiren kişilerin malına parasına çökmek olmalı.
ha ilaveten buradan bir sözümde biz köpeklerin alanlarını işgal ettik falan diye böğüren operasyon çocuklarına; köpek insan eliyle kurtlardan evcilleştirilmiş yapay bir türdür gerizekalı arkadaşım. ilk olarak kızıldereliler yapmıştır bunu kızak falan çeksinler diye. şimdi bana oradan buradan carlamayın, ağzınızın orta yerine........... anladınız siz onu. doğal yaşam alanları vahşi hayvanlarındır. ha insan olarak onların alanlarına girdik mi? fazlasıyla evet. yanlış mı? evet yanlış. fakat köpekleri doğal bir türmüş gibi kabul edip burada edebiyat parçalarsan, bende senin yedi sülalenin kulaklarını buradan bir güzel çınlatırım, hiç ahlakım olmadığı halde.
devamını gör...
kafa sözlük
içinden ayrıldığı dünya sözlük'ü online yazar sayısı olarak geçmiş ben olsam bunu bi düşünürdüm derviş kasıntısı senin olduğun yerde ot bitmiyor üç beş yağcıya kendini orada pohpohlatıp dur bakalım. kafa sözlük herkese açık olursa zamanla ekşi den bunalan yazarları buraya getirebilir diye düşünüyorum. yolu açık olsun.
devamını gör...
uyunan en ilginç yer
sinop,çorum ve bir çok otogarın mescitleri
devamını gör...
atatürk ne yaptıysa doğrudur ve asla sorgulanamaz
atatürkçülüğün bu ülkeyi ileri götürdüğü doğru. ama rahmetli atatürk'ün fikirleri geçmişte kalmıştır ve dolayısıyla kemalizm artık gerici bir ideolojidir. kemalist arkadaşlar bana kızmasın.
edit: atatürk'ün "sözlerim bilimle çelişirse bilimi seçin" diye bir sözü yok.
edit: atatürk'ün "sözlerim bilimle çelişirse bilimi seçin" diye bir sözü yok.
devamını gör...
tilisolol
potasyum kanalını aktive eden beta blokör ajandır.
devamını gör...
insanın gitgide annesine benzemesi
bunun başıma gelmesinden aşırı korkuyorum. bazen davranışlarımı benzettiğim anlar oluyor o bile içimi ürpertiyor. çocuk sahibi olmaktan bile sırf bu yüzden korkuyorum. öyle bir anne olmamak için.
devamını gör...
tarihte bugün
837 - halley kuyruklu yıldızı dünya'nın yakınından geçti.
1845 - türk polis teşkilatı kuruldu.
1928 - "türkiye devletinin dini islam'dır." cümlesi, anayasa metninden çıkarıldı. milletvekilleri ve cumhurbaşkanı, yemin ederken "vallahi." yerine "namusum üzerine söz veririm." diyecek.
1931 - ankara'da toplanan türk ocakları olağanüstü kurultayı, türk ocakları'nın feshine ve mallarının chp'ye devredilmesine karar verdi.
1950 - bursa cezaevi'nde açlık grevine başlayan nazım hikmet, sağlık durumu bozulunca gizlice istanbul'a getirildi. şair açlık grevini erteledi.
1974 - genel af yasa önerisi, tbmm'de kabul edildi.
1982 - kapatılan chp'nin eski genel başkanı bülent ecevit, norveç'te yayımlanan bir gazeteye verdiği demeç gerekçesiyle gözaltına alındı. ecevit, 16 nisan'da tutuklandı.
2007 - pegasus havayolları'na ait, içinde 178 yolcusu bulunan boing 737-800 model diyarbakır-istanbul seferi yapan uçak, hava korsanı tarafından kaçırıldı.
kaynak
1845 - türk polis teşkilatı kuruldu.
1928 - "türkiye devletinin dini islam'dır." cümlesi, anayasa metninden çıkarıldı. milletvekilleri ve cumhurbaşkanı, yemin ederken "vallahi." yerine "namusum üzerine söz veririm." diyecek.
1931 - ankara'da toplanan türk ocakları olağanüstü kurultayı, türk ocakları'nın feshine ve mallarının chp'ye devredilmesine karar verdi.
1950 - bursa cezaevi'nde açlık grevine başlayan nazım hikmet, sağlık durumu bozulunca gizlice istanbul'a getirildi. şair açlık grevini erteledi.
1974 - genel af yasa önerisi, tbmm'de kabul edildi.
1982 - kapatılan chp'nin eski genel başkanı bülent ecevit, norveç'te yayımlanan bir gazeteye verdiği demeç gerekçesiyle gözaltına alındı. ecevit, 16 nisan'da tutuklandı.
2007 - pegasus havayolları'na ait, içinde 178 yolcusu bulunan boing 737-800 model diyarbakır-istanbul seferi yapan uçak, hava korsanı tarafından kaçırıldı.
kaynak
devamını gör...
geceye bir söz bırak
"erkeklerin özür dilediğinde her şeyin geçeceğini zannetmesiyle, kadınların daha fazla anlatınca erkeklerin anlayacağını zannetmesi ölümüne kapışır."*
biz de buna tespitin dibini sıyırmak diyoruz. saygılar haluk abi.
biz de buna tespitin dibini sıyırmak diyoruz. saygılar haluk abi.
devamını gör...
yazarların bugün kendilerinde fark ettikleri şeyler
psikolojik olarak ailemdeki bir çok kişiden daha dayanıklı olduğumu fark ettim.ailemin orta yerine düşen kanser haberini en sakin karşılayan ben oldum yine. en mantıklı, en çözümcül yaklaşan ben oldum.
ailemde en yumuşak noktamım abim olduğunu fark ettim. abim ağlayana kadar gözümden bir damla yaş damlamamıştı çünkü.
ailemde en yumuşak noktamım abim olduğunu fark ettim. abim ağlayana kadar gözümden bir damla yaş damlamamıştı çünkü.
devamını gör...
heyecanlanınca yapılan hareketler
eyluling ile youtube röportajı'nda da goruldugu uzere; speedy gonzales ile sidik yarisina girmek.
sacmalamaktan ziyade halihazirda hızlı konuşan insanim; agzim beynime yetisemiyor, ustune heyecanlandigim zamanlarda youtube hizim x3234 oluveriyor.
ben bir sekilde derdimi anlatiyorum da karsi taraf anlayabiliyor mu emin degilim.
-aziz yildirim edasiyla- beni heyecanlandirmayin*.
sacmalamaktan ziyade halihazirda hızlı konuşan insanim; agzim beynime yetisemiyor, ustune heyecanlandigim zamanlarda youtube hizim x3234 oluveriyor.
ben bir sekilde derdimi anlatiyorum da karsi taraf anlayabiliyor mu emin degilim.
-aziz yildirim edasiyla- beni heyecanlandirmayin*.
devamını gör...
soygun şakası yapmaya çalışırken öldürülen youtuber
abd'de yaşanan tuhaf bir olay.
abd'nin tenessee eyaletinde gerçekleşen talihsiz olayda, polisin açıklamalarına göre, 20 yaşındaki timothy wilks ve bir arkadaşı, youtube kanalına bir soygun şakası videosu çekiyordu ve wilks, bu 'şaka' için elinde kasap bıçağıyla bir grup insanın üzerine yürüdü. grupta yer alan david starnes jr. ise olay anında wilks'i vurdu. starnes'in silah taşıma izni olup olmadığı ve olaylar sırasında wilks ile birlikte olan arkadaşının durumu ile ilgili ise henüz bir bilgi paylaşılmadı.
yaşanan olay sonrası polise ifade veren starnes, şakadan veya videodan haberi olmadığını ve wilks'i kendisini korumak için vurduğunu belirtmiş. durum o kadar şaşırtıcı ve üzücü ki, insanların üzerine kasap bıçağıyla yürümenin ne gibi sonuçlar doğurabileceğinin hesaplanmaması ve bunun yalnızca bir video için yapılmış olması bu konuda çizginin ne derece aşıldığını gösteriyor.
üstelik tüm bunlar sonucunda henüz 20 yaşında olan bir genç hayatını kaybediyor ve onu vuran kişinin de ne gibi bir ceza ile karşılaşacağı bilinmiyor. fakat şu an için starnes'in olay ile ilgili olarak herhangi bir suçlama ile karşılaşmadığı biliniyor.
kaynak:
www.webtekno.com/youtuber-s...
abd'nin tenessee eyaletinde gerçekleşen talihsiz olayda, polisin açıklamalarına göre, 20 yaşındaki timothy wilks ve bir arkadaşı, youtube kanalına bir soygun şakası videosu çekiyordu ve wilks, bu 'şaka' için elinde kasap bıçağıyla bir grup insanın üzerine yürüdü. grupta yer alan david starnes jr. ise olay anında wilks'i vurdu. starnes'in silah taşıma izni olup olmadığı ve olaylar sırasında wilks ile birlikte olan arkadaşının durumu ile ilgili ise henüz bir bilgi paylaşılmadı.
yaşanan olay sonrası polise ifade veren starnes, şakadan veya videodan haberi olmadığını ve wilks'i kendisini korumak için vurduğunu belirtmiş. durum o kadar şaşırtıcı ve üzücü ki, insanların üzerine kasap bıçağıyla yürümenin ne gibi sonuçlar doğurabileceğinin hesaplanmaması ve bunun yalnızca bir video için yapılmış olması bu konuda çizginin ne derece aşıldığını gösteriyor.
üstelik tüm bunlar sonucunda henüz 20 yaşında olan bir genç hayatını kaybediyor ve onu vuran kişinin de ne gibi bir ceza ile karşılaşacağı bilinmiyor. fakat şu an için starnes'in olay ile ilgili olarak herhangi bir suçlama ile karşılaşmadığı biliniyor.
kaynak:
www.webtekno.com/youtuber-s...
devamını gör...
gogol’un dar paltosu
mizah anlayışını çok hoşuma giden değerli yazarımız. ayrıca pc oyun zevkimiz de birbirine çok yakın. tam muhabbet adamı diyebilirim. yazdıklarınız için teşekkürler efendim.
devamını gör...
el cezeri
12. yüzyılda diyarbakır'da artukoğulları beyliğinde yaşamış bilim insanıdır. sanayi devrimden 6 asır önce sibernetik üzerine çalışmalar yapmıştır. filli su saati buluşu dikkat çekicidir.
hakkında daha fazla bilgi için: buradan
hakkında daha fazla bilgi için: buradan
devamını gör...
manoel francisco dos santos
namı diğer garrincha. brezilyalılara pele mi büyük? garrincha mı? diye sorarsanız alacağınız cevap çok hoşunuza gider. pele büyüktür ama garrincha daha büyüktür. bunun en önemli nedeni ise bu adamın tabiri caizse tek başına 1962 dünya kupasını kaldırmış olmasıdır. zaten dünya üzerinde bu tarz bir performansı sadece (!) maradona da görebilirsiniz. ha pele mi? o garrincha ile birlikte 1958 dünya kupasını kaldırdı. 1962'de ise sakatlandı ve herkesin kararlar bağladığı dönemde ortaya ''küçük kuş'' çıktı. küçük kuş garrincha'nın lakabıdır bu arada.
peki neden pele dünya yıldızı oldu da garrincha sadece brezilyalıların gözünde büyük olarak kaldı? diye sorarsanız, bu hikayenin tüm ayrıntılarını, ruy castro'nun yazdığı'' garrincha: the triumph and tragedy of brazil's forgotten footballing hero'' adlı kitapta bulabilirsiniz.
ama özetle şu söylenebilir ki, garrincha keyif adamıdır. sahada eğlence için bulunur. hatta botafogo taraftarları, onun rakiplerini sirk maymununa çevirdiğini söyler ki, bunun sebebi de şu; adam aynı adamı defalarca çalımlar hıncını alamazsa bir kaç kere daha madara edermiş. kalecileri geçer topu çizgi de tutar, defans oyuncularının hamle yapmasını beklermiş. yani özetle adam eğlenmek için oynamış futbolu. seyirciyi de eğlendirmiş ama lakaytlığı başına bela olmuş. hayat hikayesi ise cidden trajiktir, futbolun hikaye kısmına da ilginiz varsa muhakkak okuyun derim. cidden büyük futbolcuymuş ve hikayesini okurken insan cidden üzülüyor. tabi beni tanıyanlar muhakkak tahmin edeceklerdir, evet kendisi ile sohbet imkanım olmuştu onu da ayrıca yazarım *
küçük kuşun cenazesinde mahşeri bir kalabalık varmış ve şöyle bir pankart açılmış; ''garrincha sen herkese gülmeyi öğrettin; oysa şimdi herkes senin için ağlıyor.''
eeee böyle adamların arkasından herkes ağlar lakin ağlayanların kahir ekseriyetinin gözünde başkaları kahramandır. bu da işin dramatik kısmı...
peki neden pele dünya yıldızı oldu da garrincha sadece brezilyalıların gözünde büyük olarak kaldı? diye sorarsanız, bu hikayenin tüm ayrıntılarını, ruy castro'nun yazdığı'' garrincha: the triumph and tragedy of brazil's forgotten footballing hero'' adlı kitapta bulabilirsiniz.
ama özetle şu söylenebilir ki, garrincha keyif adamıdır. sahada eğlence için bulunur. hatta botafogo taraftarları, onun rakiplerini sirk maymununa çevirdiğini söyler ki, bunun sebebi de şu; adam aynı adamı defalarca çalımlar hıncını alamazsa bir kaç kere daha madara edermiş. kalecileri geçer topu çizgi de tutar, defans oyuncularının hamle yapmasını beklermiş. yani özetle adam eğlenmek için oynamış futbolu. seyirciyi de eğlendirmiş ama lakaytlığı başına bela olmuş. hayat hikayesi ise cidden trajiktir, futbolun hikaye kısmına da ilginiz varsa muhakkak okuyun derim. cidden büyük futbolcuymuş ve hikayesini okurken insan cidden üzülüyor. tabi beni tanıyanlar muhakkak tahmin edeceklerdir, evet kendisi ile sohbet imkanım olmuştu onu da ayrıca yazarım *
küçük kuşun cenazesinde mahşeri bir kalabalık varmış ve şöyle bir pankart açılmış; ''garrincha sen herkese gülmeyi öğrettin; oysa şimdi herkes senin için ağlıyor.''
eeee böyle adamların arkasından herkes ağlar lakin ağlayanların kahir ekseriyetinin gözünde başkaları kahramandır. bu da işin dramatik kısmı...
devamını gör...


