zenginlik kadar insanın başına gelebilecek kötü bir şey olamaz -
yazık ki ne yazık.
t24.com.tr/foto-haber/hulya...
devamını gör...

simülasyonun bir açığı vardır ve o da bu insanlardır. gece üçte, sabah beşte, bir köprünün girişinde ya da parklarda denk gelebilirsiniz bu insanlara. bazıları sürekli yürüyor, bazıları hep düşünceli, bazıları da şarkılar mırıldanıyor. nereye giderler, ne düşünürler, ne mırıldanırlar kimse bilmiyor. sadece varlar.
devamını gör...

bazı kendini bilmezlerin eğlence yerine yazdığı şeydir.

bunu yaptıklarında ağızlarının üzerine kürekle vurulması caizdir:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

karanlık yüzümle tanışacak, saygı nedir bilmeyen insan davranışı. tabii söyleyeceği şeye göre değişir; şak diye konuya dalıp konuştuğum kişiye "ağbi nabğer yağ" falan derse buz gibi olup uyarırım. önemliyse canı sağ olsun, sonra da konuşabiliriz.
devamını gör...

"arapça ve farsça olmasa türkçe diye bir dil olmazdı", "bazı ingilizce sözcüklerin türkçe karşılığı yoktur" diyenlerin kendi kültürünü, dilini ve tarihini gömmek gibi bir alışkanlığı olduğunu sanıyorum zira türkçe yapısal olarak sonsuz sayıda sözcük oluşturabilecek (eğer varsıllık sözcük sayısıyla ölçülüyorsa) bir dil olmasının yanı sıra antik bir dildir (yunanca, latince, arapça ve farsçayı antik diller arasında pek tabii sayarız da türkçe yeni ortaya çıkmış bir dilmiş gibi onu bilmeyiz gerçi eski türkçe deyince de osmanlıda konuşulan bol arapçalı farsçalı melez dili düşündüğümüzden bu çok normal). ayrıca koskocaman bir coğrafyaya yayıldığından, çokça dile türkçe kökenli olsun olmasın sözcük verdiğinden de varsıl (zengin) olduğunu söyleyebiliriz. öte yandan türkçedeki yaklaşık 500 binlik sözcükten (bu 500 binin içerisinde sözlüğe dahil olmayan ancak günlük hayatta kullandığımız sözcükler de vardır) yüzde 10 kadarlık yabancı kökenli sözcükleri çıkartsak dahi yerlerine yenilerini ya da eskiden var olanlarını koyabiliriz (örneğin computer için bilgisayar denmiş ve dile yerleşmiştir, bunu kimse garipsemez çünkü benimsenmiştir) ve pekâlâ arı bir türkçe elde edebiliriz ancak böyle bir şey olduğu takdirde çok büyük sorunlar yaşanacaktır. nitekim dildeki sözcükleri atmak doğru olmaz oysa türkçe kökenlilerini diriltmek ve daha çok kullanmak bize bağlıdır. yani türkçe yoksul bir dildir, anlatımı zayıftır vb. şeyler söyleyerek dili yermenin hiçbir anlamı yok (şikayet etmektense çözüm üretmeliyiz, cringe yerine utanç verici ya da utandırıcı diyebilmeliyiz). türkçeyi yoksul yapan onu konuşmayı beceremeyen kişilerdir. türkçedeki matematiksel yapıyı ve anlatımsal zenginliği fark edenler zaten türkçenin yeterince zengin olduğunu bilecektirler.
devamını gör...

sözlük
devamını gör...

şoşon. kuzey amerika'da yaşayan, uto - aztek dili konuşan bir kızılderili kabilesidir. kendilerine newe deselerde, büyük yüksek otlardan ev yaptıkları için, diğer kabileler tarafından shoshone yani "çim ev insanları" olarak, beyazlarsa "snake", "yılan" kabilesi olarak adlandırırlar.
eskiden sadece nevada civarında yaşıyorken, sonraları wyoming'de doğu shoshone, idaho'da kuzey shoshone, utah, nevada ve california'da yasayanlar batı shoshone olarak anılmışlardır. lewis ve clark'ın batıyı keşif gezisinde onlara yardım eden sacajawea adlı kadın bu kabiledendir.
ilk başlarda beyazlarla araları iyi olsada, onlardan geçen bulaşıcı hastalıklar yüzünden çok kayıp verdiler ama buna rağmen, beyazlar çoğaldıkça çatışmalar başladı. 1863'de bear river katliamında kabilenin çoğu kadın, çocuk 410 üyesi öldürüldü ama kabilenin diğer boyları 1868 yılına kadar a.b.d ordusuyla savaştılar. 1878 yılında bannock savaşında yenildikten sonra rezervasyonlara kapatıldılar.
a.b.d ordusuna karşı savaşmalarına rağmen, eski düşmanları olan sioux, cheyenne ve arapaho'lara karşı a.b.d askerleriyle birlikte savaşmışlardır.
bugün bu beş eyalettede rezervasyonları bulunmaktadır.
devamını gör...

sürekli gel- git kafaya sahip olan insanların davranışıdır, korkunçtur. bugün iyidir yarın kötü, öbür gün yeniden iyi, sonra daha kötü. bir dediğini ertesi gün dememiş kadar sakin ve şaşkın bakışlarla size bakar ve sanki siz uyduruyormuşsunuz gibi bir hale girer ve bu duyguyu tüm gerçekliğiyle yansıtmasından dolayı kendinizde şüphe edersiniz. sözler verir tutmaz çünkü onları veren o olmayabilir kendisine göre.
yalan söyler ama söylemediğini iddia eder sizi ayakta uyutmaya çalışırken sizde onun acizliğine üzülür, kendinizden (böyle zeka ürünü(!) bir insanı nasıl sevdiğinizi sorgularken) nefret edersiniz.
hiç bitmeyen vaatleri, planları ve güler yüzü ile sizi uzun zaman bulutların üstüne çıkarır ve hayatın gerçekliğinin olduğu noktalarda sizi o bulutların üstüne çıkarttığı gibi anında yerin dibine sokar.
kendine ait dertleri dışında sizin ne yaşadığınızla ilgilenmez sadece kendine odaklıdır. uzak durun sinyalini verir siz görmezsiniz. kendine bile dürüst değildir. çünkü kendisi de ne istediğini bilmiyordur.
devamını gör...

nobel ödülü kazanmış tek edebiyatçısıdır orhan pamuk. kitaplarını okuduktan sonra eleştirenlere sözüm yok zira bu edebi zevk meselesidir. benim de eleştirdiğim beğenmediğim kitapları var elbette. yazarlığı üzerine de yapabileceğim eleştiriler var ancak ben bütün kitaplarını okudum ve bu hakkımı saklı tutuyorum. benim sözüm orhan pamuk okumadan eleştirme cüretini gösteren cahil cühela kesime. nobel aldığında hayatında orhan pamuk kitabı görmemiş bir kesim “ siyasi laflarından” ötürü ödülün verildiğini iddia etti. iddianın doğruluğunu yanlışlığını tartışmıyorum, elbette böyle ihtimal var. ben eleştiren kişilerin bu konuda yetkin olmadığı iddiasındayım.

cehennemde her millet kendi kazanında yanarken tepelerinde de bir zebani bekler ve dışarı çıkmaya kalkanları elindeki sopayla kazanın içine geri atarmış. sadece türklerin olduğu kazanın başında zebani yokmuş. bu durum garibine gidince bir kişi sormuş bu serbestliğin nedenini. zebanilerin şahı şöyle cevap vermiş: “ onların başında beklemeye gerek yok, ne zaman biri dışarı çıkmaya çalışsa diğerleri onu bacaklarından çekip kazanın içine sokuyor zaten.” orhan pamuk için de durum budur bence.

gelelim kitaba: benim en aklımda kalan anım bu kitaba dair; kitabı metroda eve giderken okuyordum ve o kadar dalmışım ki kitaba, okuduğum sayfadaki hasan karakteri sarhoş olduğu için ben de kendimi sarhoş sanmaya başlamışım. kapını çaprazında otururken bir yandan kafamdan şunlar geçiyordu: yenimahalle istasyonundayız şimdi, eğer şimdi kalkarsam bu sarhoşlukla hastane durağına geldiğimizde kapıya varabilirim.” sonra sarhoş olmadığım aklıma geldi ve durağa gelince inip ayık bir şekilde evin yolunu tuttum.

velhasılı okuyun da eleştirmeye yüzünüz olsun. bana sorarsanız eğer benim hayran olduğum orhan pamuk kitapları var ve hep var olacak.
devamını gör...

kalorifer tesisatı gibi devirdaim yapar. açılmadan elden ele dolaşır. sistem tıkanıklığının doğal bir sonucudur.

kardeş payı dizisinden.
devamını gör...

kimi ülke ve toplumlarda cenazeyi izlemek ve ölüye ağıt yakmak için parayla tutulan kişi. bu yasçıları gösteren kabartma ve heykeller, ortaçağ batı sanatında da sıklıkla kullanılmıştır.
devamını gör...

ferhad ile şirin isimli aşk hikayesindeki şirin. daha önce şirin'in aslında gerçekten yaşamış biri olduğunu, hz. muhammed döneminde mecusi(zerdüşt) olan sasani imparatoru ii. hüsrev perviz'in karısı olduğunu söylemiştim. sonra hz. muhammed, hüsrev'e onu imana davet eden mektup göndermiş ve hüsrev, hz. muhammed'in mübarek mektubunu küstahça yırtmıştı. sonra da hz. muhammed kendisine beddua etmiş ve hüsrev o yılda, yani 628 yılında oğlu tarafından öldürülmüştü. (bkz: ii. hüsrev perviz) (bkz: hüsrev ve şirin)

fakat şimdi, şirin'in gerçek hikayesini anlatacağım. şirin, iran doğumlu bir kadındır. hüsrev'in babası ölünce, general behram-ı çubin pers imparatorluğunu ele geçirdi. şirin de hüsrev ile birlikte suriye'ye kaçtı. burda bizans imparatorunun koruması altında yaşadılar. fakat, 591 yılında hüsrev, imparatorluğun kontrolünü almak için iran'a döndü ve şirin kraliçe oldu. yeni nüfuzunu, iran'daki hristiyan azınlığı desteklemek için kullandı. ama siyasi durum sebebiyle bunu gizlice yaptı. kiliselere katıldı. 614 yılında kudüs'ü fethetti, persler 602-628 savaşları sırasında haçı ele geçirdiler.

ölümünden uzun süre geçtikten sonra şirin, sadık sevgili ve eş modeli olarak fars edebiyatının önemli bir kahramanı oldu. hüsrev ve şirin(ferhat ile şirin olarak da bilinir) isimli aşk hikayesinde yer aldı.

fakat edebiyatta geçen hikayesi, hayatının bilinen tarihi gerçeklerine çok az benzerlik taşımakta veya hiç benzememektedir. şirin kocası gibi zerdüşt olmayıp hristiyan olmuştu, kocası öldükten sonra zorluklar yaşamıştı. ilk erken süryani tarihçesine göre, şirin bir aramidir. fakat daha sonra şirin'i ermeni olarak tanımlayan bir gelenek de oraya çıkmıştır.

şirin'den ilk kez tarihçi evagrius scholasticus, sira olarak bir dinsel tarihinde bahsetmiştir. ki bu metnin 592/593 tarihli bölümünde şöyle bir şey de yazmaktadır:

ben (ii. hüsrev) beramais'teyken, sana yalvardım, ey kutsal olan, en çok benim yardımıma geleceksin. sira bir hristiyan ve ben bir kafir olduğum için, ki yasamız hristiyan bir eşe sahip olmayı yasaklamakta ama ben yine de sana karşı olumlu duygularımı, yasayı ona saygımdan dolayı hiçe saydım! karılarım arasında ona sürekli olarak saygı duydum ve hâlâ ona tuhaf bir şekilde saygı duyuyorum....

zaten az önce belirttiğim gibi "sira", şirin'dir.

hüsrev, şirin'in adını taşıyan birçok şehir yapmıştır. örneğin, (bkz: kasr şirin)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ıslak bırakılmaması gereken terlik çeşidi.
devamını gör...

80 milyon milyar kuzu güdüyor adam.
sevgiden midir bilinmez....
sevgi olmadan 20 yıl sürmezdi.
uzun soluklu evlilikler, üçüncü yılında aşkın bitmesine rağmen sevgi temeli ile devam edermiş.
bu evliliğin ilk üç yılı için yeter ki onursuz olmasın aşk şarkısını dinledik yetmez ama evetçilerden*...
sonrası için yaşandı bitti saygısızca diyebiliriz.... başlıkla bağlantıyı yine mi kopardım,tüh.
ne diyorduk hayvan sevgisi , en azından hayvanlarının yüzde ellisini çok sevdiği inkar edilemez.
her yerde olduğu gibi hayvanlara gösterilen sevgide de ayrımcılık mevcut, neyse hem biz evrime inanan hayvanlar değil miyiz?
devamını gör...

çocuklara ölümü anlatamıyorum. bu sela neden okunuyor diye sorduklarında susuyorum. işin kötüsü yaşamın ne olduĝunu da anlatamıyorum.
devamını gör...

tek bir anlama gelmez. kullandığınız cümle içerisinde farklılık gösterir. siz bunu, sorgula, şüpheci ol diye de kullanabilirsiniz. bağımsız düşünce olarak da niteleyebilirsiniz. yukarıdaki yazılan iki anlamıyla da kullanabilirsiniz. ama tabi menşei olarak baktığınızda, ünlenmesi ve bir motto olarak kabul edilmesi royal society ile söz konusu olmuştur.

zaten kiliseye başkaldırı olarak gelişen her hareket genel olarak güzel, hoş ve aydınlanmacı bir yönelim izlemiş, tabiri caizse beyinlerimizin pasını silmiştir. at gözlükleri çıkarılınca işler yoluna giriyor işin açığı lakin o gözlük çıkana kadar da akla kara seçiliyor. neyse bazen bu söz yanlış anlaşılabiliyor. burada bilimin siyasi ve dini otoriteye bağlı olmaması kast ediliyor. bilimsel olmayan her otoritenin reddi söz konusudur. zaten ortaya çıktığı dönem özelliklerine bakarsanız bu da gayet doğal. kilisenin astığı astık kestiği kestik. kral herkesin yanağından makas alıyor, lakin o esnada kilise de kralın kaba etinden makas alıyor. karışık ilişkiler yani* neyse çok da uzatmanın lüzumu yok. bilimsel olmayan dogmaları çok ciddiye almayın demiş adamlar işte. adamlar derken de öyle üstlerini çiziyor gibi falan oluruz maazallah. aman yanlış anlaşılmasın. newton'a, faraday'a, hooke'a falan gider yapacak halimiz yok. saygımız sonsuz.

aynı zaman da yeni yazar arkadaşımızın da mahlası imiş. kendisine de bu vesile ile hoş geldin diyoruz. umarız mahlası gibi davranır da, gözlerimizin pası silinir.
devamını gör...

tam 4 yılın sonunda sucsuz olduğumuz anlaşıldığında ilk ve son kez ağlamıştım sanırım.
devamını gör...

bence kesinlikle doğru söylemiştir, sonuna kadar aynı fikirdeyim. kimsenin nankörlük etmeye hakkı yok bu ülkede, hele de gençlerin. size her şey altın tepside sunuluyor ama siz beğenmiyorsunuz. bunun sorumlusu iktidar olamaz.

şimdi bakalım türkiye’de gençlere verilen her şey nedir? belki utanırsınız da şükretmeye başlarsınız:

1. gelecek kaygısı: türkiye’deki gençler diğer ülkelerdeki yaşıtlarından daha fazla yararlanıyor bu nimetten. bolca gelecek kaygısı sunuluyor kendilerine. okul bitince iş bulma ümitlerini gün geçtikçe yitirdikleri için kaygı da arttıkça artıyor.

2. eğitim eşitliği: özellikle lise ve üniversitelerde her gence eşit derecede kalitesiz bir eğitim sunuluyorsa bunun için şükretmek elzemdir. şükredin ki belli bir zümre hariç kimse iyi eğitimle sınanmıyor.

3. korku bağımlılığı: güzel yurdum gençlere seslerini çıkarmaları için imkan tanımayarak, ellerinden eleştiri hakkını alarak, sokaklara dökülüp isyan etmelerini engelleyerek onları soğuktan ve anarşiden korumak için durmadan korkutup durduğu için ne kadar minnettar olsanız azdır.

4. haber alma hakkı: sosyal medyaya ve internet erişimine gerektiğinde sınırlama getiren muktedirler gençlerin bilgi zehirlenmesi yaşamasını engelleyerek ahaber gibi her daim tarafsız kanallardan haber alma hakkını sonuna kadar genişleterek onları olası bir kafa karışıklığından koruyor.

5. boş gezme hakkı: iktidar tarafından gençlere yeterli oranda iş sahası açılmadığı için gençler zamanlarını açık havada boş boş gezerek ya da orda burda dolanarak ya da intihar ederek neşe içinde geçirme şansına erişiyorlar.

benim aklıma gelen her şey bu kadar şimdilik. siz hala nankörlük edecek misiniz? demek ki neymiş? durmak yokmuş, yola devammış, dik durmuş, eğilmeymiş!
devamını gör...

üstte verilen tanımın aksine sosyal bilimler alanında yapılanı da iyi bir geleceğin kapısını aralayabilen lisansüstü şeysi. direkt içerden bilgi. bırakın artık şu sosyal bilimler bilim değildir, karın doyurmaz, işsiz kalırsın safsatalarını.
devamını gör...

ve kızın sen yenisin galiba demesi sorunsalı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim