pasifik ateş çemberi
pasifik okyanusu'nun kıyılarını takip eden, dünyadaki en büyük depremlerin %80'inin gerçekleştiği, volkanik aktivitelerin ise %75'ine ev sahipliği yapan, at nalı benzeri hat. ring of fire ya da ateş çemberi olarak da bilinir. uzunluğu hemen hemen ekvatorun uzunluğuna, yani 40.000 km'ye eşit.
bölgedeki sismik hareketlerin nedeni genellikle dalma bata zonu denilen bölgeler. yani okyanusal litosferin karasal litosfer altına kaydığı ve büyük volkanik patlamaların da üretildiği bölgeler.
bölgedeki sismik hareketlerin nedeni genellikle dalma bata zonu denilen bölgeler. yani okyanusal litosferin karasal litosfer altına kaydığı ve büyük volkanik patlamaların da üretildiği bölgeler.
devamını gör...
gereğinden fazla abartılan kitaplar
büyük tepkiler alacak olsam da simyacı... asla kötü bir kitap demiyorum ama biraz abartılmıyor mu?
devamını gör...
kafa store'a recep tayyip erdoğan rozeti gelsin kampanyası
yalnız uzun adamı rozet yapıp sonra da troll davranırsanız bu size ve dininize yakışmaz.
dininiz diyorum çünkü aamir khan’ın dediği gibi,
iki tane tanrı var
birisi yaratan, diğeri sizin yarattığınız...
dininiz diyorum çünkü aamir khan’ın dediği gibi,
iki tane tanrı var
birisi yaratan, diğeri sizin yarattığınız...
devamını gör...
hiyerogliflerdeki teknolojik araçlar
mısır'daki hiyerogliflerde görülen, ufo, helikopter, denizaltı gibi cisimlere benzetilen ama aslında gerçekte bunlarla ilgisi olmayan şekiller.
görsel arkeotekno. com'dan alıntıdır:
.jpeg)
burada olup bitenlerin özeti şu:
eski mısır -bildiğiniz gibi- firavunların hüküm sürdüğü bir coğrafyaydı. bu firavunlardan birinin hüküm süresi bitip de diğer firavun başa geçtiğinde, hiyerogliflerdeki eski yazılar kazınarak üzerine yeni dönemle ilgili yazılar yazılıyordu. burada da benzer bir durum söz konusu.
raincool isimli bir blog sitesi var ve sitede bu konuyla ilgili bir açıklama yazısı var. buna göre, yapımına 1. seti zamanında başlanan bir tapınak var. seti öldüğünde tapınağın yapımını 2. ramses devam ettirir. seti'nin ismi üzerine de ramses'in adı kazınır. aşağıda raincool. blogspot. com adresinden alınan, seti ve ramses'in hangi çizimlerle temsil edildiğini gösteren bir resim var.

bu da yine aynı siteden alınan ve yukarıdakilerin üst üste binmesinin sonucunu gösteren görsel:

ilgili yazı burada
böylece ufo'cuların ve "mısırlılar teknolojide, uçan araç bile yapacak kadar ileriydi"cilerin bir iddiası daha tarihe gömülmüş oluyor.
görsel arkeotekno. com'dan alıntıdır:
.jpeg)
burada olup bitenlerin özeti şu:
eski mısır -bildiğiniz gibi- firavunların hüküm sürdüğü bir coğrafyaydı. bu firavunlardan birinin hüküm süresi bitip de diğer firavun başa geçtiğinde, hiyerogliflerdeki eski yazılar kazınarak üzerine yeni dönemle ilgili yazılar yazılıyordu. burada da benzer bir durum söz konusu.
raincool isimli bir blog sitesi var ve sitede bu konuyla ilgili bir açıklama yazısı var. buna göre, yapımına 1. seti zamanında başlanan bir tapınak var. seti öldüğünde tapınağın yapımını 2. ramses devam ettirir. seti'nin ismi üzerine de ramses'in adı kazınır. aşağıda raincool. blogspot. com adresinden alınan, seti ve ramses'in hangi çizimlerle temsil edildiğini gösteren bir resim var.

bu da yine aynı siteden alınan ve yukarıdakilerin üst üste binmesinin sonucunu gösteren görsel:

ilgili yazı burada
böylece ufo'cuların ve "mısırlılar teknolojide, uçan araç bile yapacak kadar ileriydi"cilerin bir iddiası daha tarihe gömülmüş oluyor.
devamını gör...
televizyon
vakti zamanında televizyonun icadıyla ilgili sanırım ya okan bayülgen'den ya da başka birinden bir kaç bir şey duymuş ve bu konu hakkında biraz araştırma yapmıştım.
öncelikle tanım olarak çokça kullanılan aptal kutusu tabiri üzerinden gitmekle işe başlayalım.
televizyonda gösterilenlerin insan zekasına adeta hakaret eden şeyler olduğu ya da insan üzerinde zekayı törpüleyici bir etkisi olduğu düşünüldüğünden olsa gerek böyle bir tanım yapılmış fakat her şeyden önce televizyonda gösterilen şeylerin insan üzerinde buyurucu, düşünmesini engelleyen (onun yerine düşünen) yani insanı edilgen kılan bir etkisi olduğundan dolayı böyle bir tanımının olması bana daha mantıklı geliyor.
bu aşamaya gelmesi adım adım olmuş. ilk olarak vakti zamanında amerika'da kapı kapı dolaşan pazarlamacıları düşünün, hani şu elektrik süpürgesi satanlardan. yaptıkları işe ve aldıkları ücretle televizyondaki reklamların yaptığı işi ve maliyetini kıyaslarsak aradaki fark daha belli olur.
pazarlamacılar kapı kapı dolaşır ve sadece bir ya da bir kaç ürünün tanıtımını yaparlar. oysa televizyonlarda reklam yoluyla çok daha fazla ürünün tanıtımı yapılır. vakit ve verim olarak avantajlıdır. ayrıca televizyonda satılabilir bir şey olduğundan reklamcılara kazanç sağlamasının yanında, pazarlamacılara gerek kalmamasına ve haliyle onlara verilecek ücretin cepte kalmasını sağlar.
biraz dağınık anlattım sanrım. onun için televizyonun ürün reklamı konusunda pazarlamacıların önüne geçmiş olma nedenlerini kısa kısa maddelerle tekrardan yazma gereği duyuyorum.
-daha kısa zamanda daha fazla ürün tanıtımı.
-daha az maliyet.
-ekstradan yeni bir ürünün satışı, yani televizyon.
haliyle sadece reklam yayını yapan bir televizyon sıkıcı olurdu. bunun içinde aralara insanların ilgisini televizyonun üzerinde tutabilmek için haber, dizi gibi yayınlar da yapıldı. normalde dizi ve haber gibi içeriklerin izlenmesi sonucunda şirketlerin bunu fırsat bilerek kendi ürünlerinin tanıtımını yapabilecekleri kısa reklamları aralara serpiştirdiğini düşünürüz, fakat işin aslı bunun tam tersi.
zaman içinde yayınlanan dizi ve benzeri içeriklerin de devletler tarafından bir reklam, daha doğrusu bir propaganda aracı olarak kullanılabileceğini keşfetmesi pek de zor bir şey değil.
sonuç olarak televizyon artık insanlara ürün, ideoloji, yaşam tarzı ve benzeri bir çok şey pazarlar oldu. pazarladıkları şeyler birbirini ama dolaylı ama doğrudan destekleyen şeyler tabii. bu kadar çok şeyin pazarlanır olması televizyonların insanlar üzerinde hipnotize edici pek çok taktikle dolu bir kutu haline getirdi. uzun lafın kısası aptal kutusu ya işte. daha fazla yazmak istemiyorum artık. gerisini siz getirin dostlar.
not: görselliğin olması insanı paralize ediyor yahu. ne bileyim, kanlı canlı biri yok elbette karşında ama konuşan biri var karşısında insanın ve o söylenenler sana karşı söylenmediğinden bir cevap vermiyorsun, haliyle pasifleşiyorsun.
öncelikle tanım olarak çokça kullanılan aptal kutusu tabiri üzerinden gitmekle işe başlayalım.
televizyonda gösterilenlerin insan zekasına adeta hakaret eden şeyler olduğu ya da insan üzerinde zekayı törpüleyici bir etkisi olduğu düşünüldüğünden olsa gerek böyle bir tanım yapılmış fakat her şeyden önce televizyonda gösterilen şeylerin insan üzerinde buyurucu, düşünmesini engelleyen (onun yerine düşünen) yani insanı edilgen kılan bir etkisi olduğundan dolayı böyle bir tanımının olması bana daha mantıklı geliyor.
bu aşamaya gelmesi adım adım olmuş. ilk olarak vakti zamanında amerika'da kapı kapı dolaşan pazarlamacıları düşünün, hani şu elektrik süpürgesi satanlardan. yaptıkları işe ve aldıkları ücretle televizyondaki reklamların yaptığı işi ve maliyetini kıyaslarsak aradaki fark daha belli olur.
pazarlamacılar kapı kapı dolaşır ve sadece bir ya da bir kaç ürünün tanıtımını yaparlar. oysa televizyonlarda reklam yoluyla çok daha fazla ürünün tanıtımı yapılır. vakit ve verim olarak avantajlıdır. ayrıca televizyonda satılabilir bir şey olduğundan reklamcılara kazanç sağlamasının yanında, pazarlamacılara gerek kalmamasına ve haliyle onlara verilecek ücretin cepte kalmasını sağlar.
biraz dağınık anlattım sanrım. onun için televizyonun ürün reklamı konusunda pazarlamacıların önüne geçmiş olma nedenlerini kısa kısa maddelerle tekrardan yazma gereği duyuyorum.
-daha kısa zamanda daha fazla ürün tanıtımı.
-daha az maliyet.
-ekstradan yeni bir ürünün satışı, yani televizyon.
haliyle sadece reklam yayını yapan bir televizyon sıkıcı olurdu. bunun içinde aralara insanların ilgisini televizyonun üzerinde tutabilmek için haber, dizi gibi yayınlar da yapıldı. normalde dizi ve haber gibi içeriklerin izlenmesi sonucunda şirketlerin bunu fırsat bilerek kendi ürünlerinin tanıtımını yapabilecekleri kısa reklamları aralara serpiştirdiğini düşünürüz, fakat işin aslı bunun tam tersi.
zaman içinde yayınlanan dizi ve benzeri içeriklerin de devletler tarafından bir reklam, daha doğrusu bir propaganda aracı olarak kullanılabileceğini keşfetmesi pek de zor bir şey değil.
sonuç olarak televizyon artık insanlara ürün, ideoloji, yaşam tarzı ve benzeri bir çok şey pazarlar oldu. pazarladıkları şeyler birbirini ama dolaylı ama doğrudan destekleyen şeyler tabii. bu kadar çok şeyin pazarlanır olması televizyonların insanlar üzerinde hipnotize edici pek çok taktikle dolu bir kutu haline getirdi. uzun lafın kısası aptal kutusu ya işte. daha fazla yazmak istemiyorum artık. gerisini siz getirin dostlar.
not: görselliğin olması insanı paralize ediyor yahu. ne bileyim, kanlı canlı biri yok elbette karşında ama konuşan biri var karşısında insanın ve o söylenenler sana karşı söylenmediğinden bir cevap vermiyorsun, haliyle pasifleşiyorsun.
devamını gör...
önce ön yargılı daha sonra tiryakisi olunan şeyler
yalnızlık.
devamını gör...
tranko buskas
ilaç türüdür. içerisinde bulunan medazepam, kişilerin stres endişe halini giderici etkiyi sağlamaktadır. kas gevşetici görevi görürler. genel kullanım kitlesi düz kaslarında gerilme spazm yaşayan kişiler tarafından kullanılmaktadır. mide rahatsızlıklarında midenin yanması ve kramp girmesinde, bağırsaklarda oluşan kolik spazmlarda ve ağrılı adet görme durumunda kişiler kullanılır.
- rivayet edilene göre; yaşlı bireylerde rahatlama sonrası uyku getirdiğini söylenir.
- rivayet edilene göre; yaşlı bireylerde rahatlama sonrası uyku getirdiğini söylenir.
devamını gör...
hediye gelen borcamı hediye etmek
sünnettendir. akışı bozmadan devam.
devamını gör...
batman
türkiye'nin, güneydoğu anadolu bölgesinde yer alan güzide bir şehri. yarasasıyla meşhurdur.
devamını gör...
ilk başta sevilmeyip zamanla alışılan şeyler
rakı.
anason kokusundan ölesiye tiksinirken, mide sorunum nedeniyle 15-20 şişe (belki daha fazla) içmek zorunda kaldığım anasonlu şurup sayesinde alıştım.
şimdi tek başına rakı içecek olsam bile bir güzel sofra hazırlıyorum kendime.
teşekkürler (bkz: antepsin)
anason kokusundan ölesiye tiksinirken, mide sorunum nedeniyle 15-20 şişe (belki daha fazla) içmek zorunda kaldığım anasonlu şurup sayesinde alıştım.
şimdi tek başına rakı içecek olsam bile bir güzel sofra hazırlıyorum kendime.
teşekkürler (bkz: antepsin)
devamını gör...
felç ebişkesi
bu mantarın cinsini başta yanlış tespit etmişler ve bu yüzden clitocybe cinsi olduğu sanılmış. fakat sonradan zehirli ve @1'in de yazdığı gibi felç gibi bir etkisi olduğu ortaya çıkınca türün ait olduğu cinsi değiştirmişler.
clitocybe amoenolens eski ve yanlış ismi. paralepistopsis amoenolens ise özelliğine göre doğru cinste sınıflandırıldığı isim. fakat bu iki ayrı isme sahip olma durumu başka canlılarda da ortaya çıkabiliyor, özellikle az bilinen türlerde yaşanabilir bir durum iki ayrı isme sahip tek canlı olması. zira isimlendirmede bulunanlar diğer isimden haberdar olmayabiliyor.
clitocybe amoenolens eski ve yanlış ismi. paralepistopsis amoenolens ise özelliğine göre doğru cinste sınıflandırıldığı isim. fakat bu iki ayrı isme sahip olma durumu başka canlılarda da ortaya çıkabiliyor, özellikle az bilinen türlerde yaşanabilir bir durum iki ayrı isme sahip tek canlı olması. zira isimlendirmede bulunanlar diğer isimden haberdar olmayabiliyor.
devamını gör...
edson brandao
hollanda da yaşayan bir sosyal medya fenomeni. onu ilginç kılan özelliği ise 53 yaşında olmasına rağmen 20'lerinde gibi durması. edson genç görünmesinin altında yatan en büyük nedenin pozitif düşünmek olduğunu belirtiyor. tabii bunun yanında sağlıklı beslenmeye de çok dikkat ediyor.
daha önce hiç estetik operasyon geçirmediğini dile getiren edson, şeker, kızartma, işlenmiş gıda yemeyerek, genç kalınabileceğinin en büyük kanıtı adeta. "genç gözükmemi organik gıdalara, bol meyve ve sebze tüketmeye ve bol su içmeye borçluyum" diyor. cilt bakımına da dikkat eden genç adam, yaşlanma karşıtı nemlendiriciler de kullanmayı ihmal etmiyor.
röportajın tamamına buradan ulaşabilirsiniz
daha önce hiç estetik operasyon geçirmediğini dile getiren edson, şeker, kızartma, işlenmiş gıda yemeyerek, genç kalınabileceğinin en büyük kanıtı adeta. "genç gözükmemi organik gıdalara, bol meyve ve sebze tüketmeye ve bol su içmeye borçluyum" diyor. cilt bakımına da dikkat eden genç adam, yaşlanma karşıtı nemlendiriciler de kullanmayı ihmal etmiyor.
röportajın tamamına buradan ulaşabilirsiniz
devamını gör...
hanazakari no kimitachi e
türkçe'ye yakışıklılar cenneti olarak çevrilen japon dizisidir. hana-kimi isimli bir manga'dan televizyona uyarlanmıştır.
dizide sadece görüntüleri ile öğrenci seçen iki okul vardır bu okulların biri kızlar, diğeri erkekler içindir. olayların bir çoğu erkeklere ait olan ohsaka high lisesinde geçmektedir.
mizuki ashiya, hayranı olduğu yüksek atlamacı izumi sano'nun da olduğu bir spor müsabakasından sonra evine dönerken yolda bir grubun saldırısına uğrar, ve sano yakınlarda yürürken olaya şahit olup ashiya'nın kaçmasına yardımcı olur. bu sırada ayağından bıçaklanan sano, iyileştikten sonra yüksek atlama yapmak istemez ve bırakır. sano'nun yüksek atlamayı sakatlığı ve dolayısı ile kendisi nedeni ile bıraktığını düşünen ashiya, sano'nun tekrar yüksek atlamaya başlaması için çeşitli yöntemler dener, bunlardan birisi erkek kılığına girip sadece erkekler için olan osaka high lisesine yazılmaktır. buradan sonra ashiya'nın başına geleceklerin sonu olmayacaktır. ashiya uzun zaman boyunca sano'nun yüksek atlamaya geri başlaması ile okuldan ayrılıp eski okuluna geri döneceğini söylese dahi, bu o kadar kolay olmayacaktır.
dizi uzun zamandır eğlenmek için, keyifsizken açıp güldüğüm bir dizidir. gerçekten karakterlerin kendilerini düşürdüğü durumlar, şebeklikleri vs. ile keyif alınacak bir dizidir.
dizide sadece görüntüleri ile öğrenci seçen iki okul vardır bu okulların biri kızlar, diğeri erkekler içindir. olayların bir çoğu erkeklere ait olan ohsaka high lisesinde geçmektedir.
mizuki ashiya, hayranı olduğu yüksek atlamacı izumi sano'nun da olduğu bir spor müsabakasından sonra evine dönerken yolda bir grubun saldırısına uğrar, ve sano yakınlarda yürürken olaya şahit olup ashiya'nın kaçmasına yardımcı olur. bu sırada ayağından bıçaklanan sano, iyileştikten sonra yüksek atlama yapmak istemez ve bırakır. sano'nun yüksek atlamayı sakatlığı ve dolayısı ile kendisi nedeni ile bıraktığını düşünen ashiya, sano'nun tekrar yüksek atlamaya başlaması için çeşitli yöntemler dener, bunlardan birisi erkek kılığına girip sadece erkekler için olan osaka high lisesine yazılmaktır. buradan sonra ashiya'nın başına geleceklerin sonu olmayacaktır. ashiya uzun zaman boyunca sano'nun yüksek atlamaya geri başlaması ile okuldan ayrılıp eski okuluna geri döneceğini söylese dahi, bu o kadar kolay olmayacaktır.
dizi uzun zamandır eğlenmek için, keyifsizken açıp güldüğüm bir dizidir. gerçekten karakterlerin kendilerini düşürdüğü durumlar, şebeklikleri vs. ile keyif alınacak bir dizidir.
devamını gör...
menajerimi ara
başlarda ünlülerin sorunlarını falan güzel işlediler, iyi gidiyordu. tadında bırakmadılar işte.
devamını gör...
insana mutluluk veren sıradan olaylar
kargo paketi açmak.
içinde ne olduğunu da bilsem ve aldığım şey önemsiz bir şey de olsa her defasında aynı heyecanı hissettiğim tek şey kargo paketi açmak belki de.
içinde ne olduğunu da bilsem ve aldığım şey önemsiz bir şey de olsa her defasında aynı heyecanı hissettiğim tek şey kargo paketi açmak belki de.
devamını gör...
bozuk düzende sağlam çarık olmaz
16. yüzyılda pir sultan abdal tarafından söylenmiş olan ve doğrusu "bozuk düzende sağlam çark olmaz" olan söz.
devamını gör...
haziran 2021 köy okulları yardım projesi
yine kafa sözlük ve yine güzel bir düşünce. emeği geçenlere kocaman teşekkürler. içinde bulunmaktan mutluluk duyacağım bir proje.
devamını gör...

