seri köz misali seri artı atan yazar
melektir melek. (bkz: seri artı oy veren melek)
devamını gör...
dinlenme tesisi
acı çayı, ayazı ve yıkanan otobüsleri vazgeçilmezlerindendir. tesiste çalışanların oraya nasıl gidip geldikleri ise her yolcunun aklına gelen düşüncelerden biridir.
devamını gör...
babun
habeş maymunu adıyla bilinen iri bir maymun cinsi. köpeklere benzeyen burunları ile bazı kaynaklarda köpeksi maymun ismini de almıştır. aile bağları çok gelişmiş olup, dişiler yavrularını hiç bırakmazlar. sürüler halinde dolaşan bu maymunlar etçildirler.
devamını gör...
aşı yaptırmam diyenler vatan hainidir
bu ülkede evinde çay içerken bile vatan haini olabiliyorsun.
her dönem vatan haini olabiliyorsun.
ahahaha.
adını da aşının milliyetçi gaza getiren bir isim koysunlar daha planlı programlı olur.
her dönem vatan haini olabiliyorsun.
ahahaha.
adını da aşının milliyetçi gaza getiren bir isim koysunlar daha planlı programlı olur.
devamını gör...
kötü oda arkadaşı
ahh ahh.
içimi dökmeye geldim en muzdarip olduğum konuydu bu. birincisi bir insan yaşadığı yeri neden temizlemek istemez? abi oda arkadaşlarım özünde çok titiz olduğunu iddia eden ama tabiri caizse odanın içine tüküren tiplerdi. misal banyo yaptıktan sonra saçlarını tararken dökülenleri yere atmaktansa çöpe atmak ne kadar zor olabilir? bu basit bir örnek. odanın her yeri kıl içindeydi. hadi temizliği de geçtim bir yerde suratları hep beş karış. her daim mutsuzlar. aramızda asla bir sorun yoktu tam tersi hep sen çok iyi bir oda arkadaşısın, çok uyumlusun der dururlardı. ama sohbet etmeye gelince hep benim başlatmam gerekir hep ilk nasılsın'ı benim sormam gerekirdi. yemekhaneye inilecekse benim çağırmam gerekiyordu beni çağırmazlardı. başta dedim benden zevk almıyor olabilirler mi yani herkes herkesi sevmek zorunda değil. ama ben bir muhabbet başlatınca güzel güzel konuşurlardı. allah var arkamdan de hep iyi şeyler söylemişlerdi de. iyi insanlardı gerçekten severdim de. ama bu hep içime dokunurdu. ulan neden? neden ya bir kere de siz bana nasılsın diyin, bir kere de siz beni yemekhaneye inerken çağırın. öyle işte sözlük. ruhsal bunalımlara gark etmişlerdi beni.
içimi dökmeye geldim en muzdarip olduğum konuydu bu. birincisi bir insan yaşadığı yeri neden temizlemek istemez? abi oda arkadaşlarım özünde çok titiz olduğunu iddia eden ama tabiri caizse odanın içine tüküren tiplerdi. misal banyo yaptıktan sonra saçlarını tararken dökülenleri yere atmaktansa çöpe atmak ne kadar zor olabilir? bu basit bir örnek. odanın her yeri kıl içindeydi. hadi temizliği de geçtim bir yerde suratları hep beş karış. her daim mutsuzlar. aramızda asla bir sorun yoktu tam tersi hep sen çok iyi bir oda arkadaşısın, çok uyumlusun der dururlardı. ama sohbet etmeye gelince hep benim başlatmam gerekir hep ilk nasılsın'ı benim sormam gerekirdi. yemekhaneye inilecekse benim çağırmam gerekiyordu beni çağırmazlardı. başta dedim benden zevk almıyor olabilirler mi yani herkes herkesi sevmek zorunda değil. ama ben bir muhabbet başlatınca güzel güzel konuşurlardı. allah var arkamdan de hep iyi şeyler söylemişlerdi de. iyi insanlardı gerçekten severdim de. ama bu hep içime dokunurdu. ulan neden? neden ya bir kere de siz bana nasılsın diyin, bir kere de siz beni yemekhaneye inerken çağırın. öyle işte sözlük. ruhsal bunalımlara gark etmişlerdi beni.
devamını gör...
seyit rıza
türkiye cumhuriyeti’ne karşı ayaklanmış feodal aşiret reisidir. yöre halkına karşı bozgunculuk yaptığı, aşiret sisteminin ilkelliğinin ardına sığınıp halka zulm ettiği için defalarca tunceli halkı tarafından devlete şikayet edilmiştir. 1937 yılında dersim isyanı’nı başlatıp ingiliz ve fransızlardan yardım talebinde bulunmuştur. bugün seyit rıza’dan bir alevi kanaat önderi, bir devrimci kahraman olarak bahsetmek tarih bilmemektir, aymazlıktır.
ingiltere dışişlerine yazdığı mektup londra ulusal arşivinde fo371/20864/e5529 numarası ile kayıtlıdır.

“ekselansları,
yıllardır, türk hükümeti kürt halkını asimile etmeye çalışıyor ve bu amaçla halkı eziyor, kürtçe yayınları ve gazeteleri yasaklıyor. türk hükümeti son olarak, hükümetle yapılan anlaşma gereği, bu işkencelerin dışında tutulan dersim’e de girmeye çalıştı. bu olay karşısında kürtler, uzak sürgün yollarında yok olmaktansa, 1930’da ağrı dağında, zilan vadisinde ve beyazıt’ta yaptıkları gibi, kendilerini savunmak üzere silaha sarıldılar. üç aydan beri ülkemi, acımasız bir savaş kırıp geçiriyor. ben ve arkadaşlarım türk ordusunu başarısızlığa uğrattık. benim sesimle ekselanslarınızdan maruz bulunduğu zulüm ve adaletsizliğe son vermek için, kürt halkı hükümetinizin yüksek ahlakî etkisinden yararlandırmanızı diliyor. sayın bakan, en derin saygılarımızı sunmaktan onur duyarım.
seyit rıza.”
aynı zamanda yöre halkını ayaklandırmak için yazdırdığı propaganda metni şöyledir;
“ey dersimliler! nasıl oluyor da sizler üç yüz seneden beri kimseye teslim olmadığınız halde askersiz, leşkersiz sakin hüseyin abdullah paşa’ya teslim oluyorsunuz. hükümetin elinde asker yoktur. hem hükümet buraya asker sevk etmeye kalkışırsa ingiliz ve fransızlar derhal ilanı harp edecekler ve bizi kurtaracaklar. araplar da bizimle beraberdir.’”
ingiltere dışişlerine yazdığı mektup londra ulusal arşivinde fo371/20864/e5529 numarası ile kayıtlıdır.

“ekselansları,
yıllardır, türk hükümeti kürt halkını asimile etmeye çalışıyor ve bu amaçla halkı eziyor, kürtçe yayınları ve gazeteleri yasaklıyor. türk hükümeti son olarak, hükümetle yapılan anlaşma gereği, bu işkencelerin dışında tutulan dersim’e de girmeye çalıştı. bu olay karşısında kürtler, uzak sürgün yollarında yok olmaktansa, 1930’da ağrı dağında, zilan vadisinde ve beyazıt’ta yaptıkları gibi, kendilerini savunmak üzere silaha sarıldılar. üç aydan beri ülkemi, acımasız bir savaş kırıp geçiriyor. ben ve arkadaşlarım türk ordusunu başarısızlığa uğrattık. benim sesimle ekselanslarınızdan maruz bulunduğu zulüm ve adaletsizliğe son vermek için, kürt halkı hükümetinizin yüksek ahlakî etkisinden yararlandırmanızı diliyor. sayın bakan, en derin saygılarımızı sunmaktan onur duyarım.
seyit rıza.”
aynı zamanda yöre halkını ayaklandırmak için yazdırdığı propaganda metni şöyledir;
“ey dersimliler! nasıl oluyor da sizler üç yüz seneden beri kimseye teslim olmadığınız halde askersiz, leşkersiz sakin hüseyin abdullah paşa’ya teslim oluyorsunuz. hükümetin elinde asker yoktur. hem hükümet buraya asker sevk etmeye kalkışırsa ingiliz ve fransızlar derhal ilanı harp edecekler ve bizi kurtaracaklar. araplar da bizimle beraberdir.’”
devamını gör...
başka bir şehirde yeni bir hayata başlamak
genelde herkesin istediği merak ettiği bir durumdur. ama işler öyle hayal ettiğiniz gibi gerçekleşmeyebilir. dünyanın en katı kalpli insanı olun ailenizi özlersiniz. her gün tartıştığınız kardeşinizi özlersiniz. şehrinizde size anlamlı gelen sokakları özlersiniz. oturduğunuz boktan bir bankı bile özlersiniz. sizi tanımayan bir şehirle karşılaşmak her zaman kolay değil maalesef.
devamını gör...
yazarların kızılderili kültürü hakkında bildikleri
sevgili (bkz: oglalalakota) yazarımız bu alanda bir numaradır. kullandığı rumuz bile kızılderili kabilesinin ismi.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yaşları
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
eveet bugün deşarj günüü. dans edeceğiz hep birlikte. akşama kadar tüm işler bitsin.
devamını gör...
şarkılarla geçtim aranızdan radyo yayını
şarkılarla sıkıcı geçen bir akşama resmen renk katan bir yayın daha. yatağımda uzanmış bazı şeyleri sorgularken hani böyle bir anda modunuz değişir ve durduk yere iyi hissedersiniz ya öyle işte.
haluk levent ise bana hep ablamı hatırlatır. ablam bir zamanlar hayranıydı kendisinin. yatıp kalkıp onu dinleyen ablam 10 yaşlarındayken onun eğlenceli bir konserine katılıyor. haluk levent bu konser bitiminde denize atlayan ilk 3 kişiyle yemek yiyeceğini söylüyor. ablam durur mu başlıyor denize doğru koşmaya. annem son anda yakalamış kolundan. hala anlatıp güler annem bacak kadar boyuna bakmadan atlayacak bir de sıpa diye.
belki ablamla özdeşleştirdiğimdendir şimdi yayında sesini duyunca kendimi bu kadar iyi hissetmem.
haluk levent ise bana hep ablamı hatırlatır. ablam bir zamanlar hayranıydı kendisinin. yatıp kalkıp onu dinleyen ablam 10 yaşlarındayken onun eğlenceli bir konserine katılıyor. haluk levent bu konser bitiminde denize atlayan ilk 3 kişiyle yemek yiyeceğini söylüyor. ablam durur mu başlıyor denize doğru koşmaya. annem son anda yakalamış kolundan. hala anlatıp güler annem bacak kadar boyuna bakmadan atlayacak bir de sıpa diye.
belki ablamla özdeşleştirdiğimdendir şimdi yayında sesini duyunca kendimi bu kadar iyi hissetmem.
devamını gör...
can sıkıntısına iyi gelen şeyler
uyumak.
devamını gör...
mektubu garcia’ya götür
dünyanın en ünlü mektubu. yıl 1895. o dönem küba, ispanya sömürgesi altında. ispanya’ya karşı bağımsızlık mücadelesi başlamış. ispanya ayaklanmayı bastırmak için acımasız yöntemler uygulamış ve bunu basın yoluyla öğrenen abd olaya müdahil olmak istemiş. yıl 1898. ispanya ayaklanmayı bastıramayınca ispanya, küba’ya sınırlı bağımsızlık hakkı tanıyan programı ortaya attı. abd ise ispanya askerlerinin küba topraklarından geri çekilmesini ve tam bağımsızlık verilmesini aksi takdirde abd başkanının savaşa tam yetkili olduğunu bildirdi. işte bunun üzerine ispanya, abd’ye savaş açtı. ama ispanya savaşta başarı gösteremedi.
peki bu mektubun savaştaki önemi neydi?
dönemin abd başkanı william mckinley, ispanya savaşında müttefik olarak önemli rol üstlenecek olan kübalı isyancılarla iletişim kurmaya karar verdi. ama görev zorluydu. mektup gönderilecek ama kime verilecekti? o dönem , en önemli isyancı liderlerden calixto garcia’ya teslim edilmesi için,albay arthur wagner’den bir subay tavsiye etmesini ister. bu görevi üstlenecek olan kişi teğmen andrew rowan olacaktır. ve başka ona tarihe geçecek şu cümleyi söyler:’mektubu garcia’ya götür’.rowan, küba’ya gitmek için 4 günlük yol,sonrasında yaya olarak yaklaşık 3 haftalık seyahatten sonra garcia ile buluşur ve mektubu ona teslim eder(rowan amerika’ya dönünce üstün hizmet madalyası alır).ondan da amerika’yı destekleyecekleri yönünde bilgiyi alır.
bu mektup sonrasında tesadüfen çarlık rusya demiryolu nazırının eline geçer o da çoğaltıp etrafındakilere dağıtır. o dönem japonya ile savaş çıkınca, japonlar bakmış herkeste bu mektup. onlar da çoğaltıp etraflarındakilere dağıtmış sonrasında bu gelenek olmuştur.
ayrıca elbert hubbard, ‘garcia’ya mektup’ adlı bir kitap yazmıştır.
peki bu mektubun savaştaki önemi neydi?
dönemin abd başkanı william mckinley, ispanya savaşında müttefik olarak önemli rol üstlenecek olan kübalı isyancılarla iletişim kurmaya karar verdi. ama görev zorluydu. mektup gönderilecek ama kime verilecekti? o dönem , en önemli isyancı liderlerden calixto garcia’ya teslim edilmesi için,albay arthur wagner’den bir subay tavsiye etmesini ister. bu görevi üstlenecek olan kişi teğmen andrew rowan olacaktır. ve başka ona tarihe geçecek şu cümleyi söyler:’mektubu garcia’ya götür’.rowan, küba’ya gitmek için 4 günlük yol,sonrasında yaya olarak yaklaşık 3 haftalık seyahatten sonra garcia ile buluşur ve mektubu ona teslim eder(rowan amerika’ya dönünce üstün hizmet madalyası alır).ondan da amerika’yı destekleyecekleri yönünde bilgiyi alır.
bu mektup sonrasında tesadüfen çarlık rusya demiryolu nazırının eline geçer o da çoğaltıp etrafındakilere dağıtır. o dönem japonya ile savaş çıkınca, japonlar bakmış herkeste bu mektup. onlar da çoğaltıp etraflarındakilere dağıtmış sonrasında bu gelenek olmuştur.
ayrıca elbert hubbard, ‘garcia’ya mektup’ adlı bir kitap yazmıştır.
devamını gör...
tutankamon
mısır tarihinin en genç firavunudur ve aynı zamanda en vasıfsız ve gereksiz firavunudur. peki öyleyse onu tarihte bu kadar bilinir kılan ne olmuştur? cevap verelim, sanat.
tarihi kaynaklara baktığımızda oldukça gereksiz bir firavun olup modern dünyada bu kadar tanınmasının sebebinin, o dönemin heykeltraşları tarafından büstlerinin oldukça ihitişamlı yapılması gösterilmektedir.
sonrasında mezarı bulunduğunda, başka hiçbir firavunun bu kadar güzel sanat eserleri içerisinde olmamasının fark edilmesiyle, kendisi oldukça tanınır hale gelmiştir.
tutankhamon'u sanat bilinir kılmıştır.
eğer o zamanları yaşamak ve tutankamon'un mezarının kesfini birlikte yapmak isterseniz tom holland tarafından yazılan çölde uyuyan sır (kitap) eserini okumanız önerilir. *
tarihi kaynaklara baktığımızda oldukça gereksiz bir firavun olup modern dünyada bu kadar tanınmasının sebebinin, o dönemin heykeltraşları tarafından büstlerinin oldukça ihitişamlı yapılması gösterilmektedir.
sonrasında mezarı bulunduğunda, başka hiçbir firavunun bu kadar güzel sanat eserleri içerisinde olmamasının fark edilmesiyle, kendisi oldukça tanınır hale gelmiştir.
tutankhamon'u sanat bilinir kılmıştır.
eğer o zamanları yaşamak ve tutankamon'un mezarının kesfini birlikte yapmak isterseniz tom holland tarafından yazılan çölde uyuyan sır (kitap) eserini okumanız önerilir. *
devamını gör...
gündoğmuş belediye başkanı'nın yaptığı açıklamalar
afet mağdurlarının kafasına çay atan siyasi parti liderinin, aynı partili belediye başkanının beyanı. çok görmeyin arkadaşlar..
devamını gör...
insan neden trol olur sorunsalı
(bkz: işsizlik)
devamını gör...
yaş ilerledikçe amatör sevgili bulmanın zorlaşması
ya üzgünüm ama içimde tutamayacağım. sevgili bulabildiniz de amatörünü mü arar oldunuz? tanımlarınızda bahsettiğiniz cinselliğin hayatınızda var olmadığını çok iyi biliyoruz. yokluktan dilinize vurmuş resmen. nefes alan kadın bulabilseniz öpüp başınıza koyacak derecede abazan olduğunuz apaçık ortada.
burada yok öyle seviştim yok sevişmek böyledir şöyledir diye nutuk çekenlerin, 'hayatımdan seks eksik olmaz' kafalarında olanların gerçek hayatında full elizabeth olduğunu biliyoruz. zaten cinsel hayatınız bu kadar aktif olsa, sözlükte bile sexting yapacak insan aramazsınız. bırakın bu ayakları cidden komik oluyorsunuz. nasıl olsa burda ne atıp tutsanız kimse sorgulamaz ya hani, bol keseden sallıyorsunuz. gülüyorum halinize. gizli abazalar sizi.
burada yok öyle seviştim yok sevişmek böyledir şöyledir diye nutuk çekenlerin, 'hayatımdan seks eksik olmaz' kafalarında olanların gerçek hayatında full elizabeth olduğunu biliyoruz. zaten cinsel hayatınız bu kadar aktif olsa, sözlükte bile sexting yapacak insan aramazsınız. bırakın bu ayakları cidden komik oluyorsunuz. nasıl olsa burda ne atıp tutsanız kimse sorgulamaz ya hani, bol keseden sallıyorsunuz. gülüyorum halinize. gizli abazalar sizi.
devamını gör...
kuvayi milliye destanı
nazım hikmet'in kaleme aldığı türk kurtuluş savaşını kumandan, asker, milis, kadın, köylü; tüm türk halkının gözünden anlattığı harika bir eser. genco erkal bu eseri bölümler halinde harika çizimler eşliğinde seslendirmiştir. kitabın en sevdiğim bölümü olan 26 ağustos gecesinde saatler'i aşağıda genco erkal'ın sesinden izleyebilirsiniz:
devamını gör...

