19 mayıs atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramı
her yıl daha da anlamlı olan gün. kutlu olsun bayramımız*.
devamını gör...
karısını canlı canlı yakan iğrenç varlık
ya bu nasıl kan dondurucu bir vahşettir? bir insanı canlı canlı yakmak, insanlığınıza tüküreyim. midem bulanıyor artık böyle insanlardan.
karısını aldatıyormuş hem de komşusuyla. daha önceden kadını darp etmiş kadın kaçmış gitmiş yine evine getirmiş. sonra tekrar böyle bir olay yaşandığında yine kavga etmişler ve adam karısını alıp ormanlık alana götürmüş. kafasına taşla vurmuş üzerine benzin döküp yakmaya başlamış, sonrasında da kendisi bi sigara yakıp izlemiş! öldü diye gitmiş ama kadın kendi kendine söndürmüş. üstelik bu iğrenç mahluğun çocukları da var. karısına bunları yaşatan kim bilir çocuklara neler yaşattı. umarım tez vakitte en ağır cezaya çarptırılır.
buradan
karısını aldatıyormuş hem de komşusuyla. daha önceden kadını darp etmiş kadın kaçmış gitmiş yine evine getirmiş. sonra tekrar böyle bir olay yaşandığında yine kavga etmişler ve adam karısını alıp ormanlık alana götürmüş. kafasına taşla vurmuş üzerine benzin döküp yakmaya başlamış, sonrasında da kendisi bi sigara yakıp izlemiş! öldü diye gitmiş ama kadın kendi kendine söndürmüş. üstelik bu iğrenç mahluğun çocukları da var. karısına bunları yaşatan kim bilir çocuklara neler yaşattı. umarım tez vakitte en ağır cezaya çarptırılır.
buradan
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ilgisini çeken konular
psikoloji, mitoloji, felsefe ve edebiyat.
devamını gör...
imkan olduğu halde kullanılmayan şeyler
nezaket ve saygı. hep hererehörörörö maşallah!
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
heh bir de profiterol diyin tam olsun. adananın üstüne güzel giderdi bak. off ben uyumaya gidiyorum.
devamını gör...
müslümanların en büyük hataları
müslüman oldukları için başka hiçbir şeye ihtiyaçları olmadığını sanmaları. dinlerini modernize edememeleri hala 1500 yıl öncenin adetlerini dayatmaları diretmeleri. kutsal kitaplarını okuyup anlamak yerine en güzel kim okuyor yarışması yapmaları. iyiyse de allahtan kötüyse de allahtan deyip her şeyi kaderciliğe yormaları tembel olmaları. en kötüsü sorgulamamaları zihin ve bedenlerini kısaca her şeylerini ağzı iyi laf yapam şarlatanlara hiç çekinmeden teslim etmeleri. her türlü eleştiriyi kutsallarına saldırı olarak görüp aşırı tepki vermeleri hiç bir konuda da bu kadar saldırgan olmamaları olamamaları.
devamını gör...
hayatın anlamını açıklayan deli
mersinli cihangir: parayı konuşturdun mu insanlar da konuşur.
devamını gör...
esnafın park edilmesin diye yola koyduğu nesne
genellikle tabela olan nesnedir. çok değişik şeyler koyan esnaflar da vardır tabii ki.
devamını gör...
adolf hitler
yüz hatları kişiliğiyle tam uyumlu bir kompozisyon oluşturan tarihi kişilik. her iki ucu da aşağı doğru kavislenen çizgi şeklinde sıkılmış dudaklar, her iki ucu da aşağı doğru kavislenen iri gözler, tam ortada hiçbir asimetrisi olmadan kavissiz, eğimsiz bir şekilde aşağı inen kemersiz ve dik burun, çok hafif bir şekilde geriye doğru giden alnı sayesinde ileride kalan despot bir çene hattı. yüzünde ifadesini yumuşatan tek bir çizgi, kavis, tümsek, gamze vesaire yok. adam resmen diktatör olmak için doğmuş.
devamını gör...
boran kuzum
çocuĝu olursa adını '' dövüşmen'' koymasını istediğim oyuncu.
dövüşmen kuzum.
dövüşmen kuzum.
devamını gör...
sözlüğe her yazar veda edişinde bir meleğin ölmesi
çoğu kimsenin bilmediği, yalnızca gönül gözüyle görebilen kişilerin vakıf olduğu bir hakikat. her kim ki, kafa sözlük'e veda başlığına bir entry girer, işte o anda semayı kuşatan ve gözlere nur, yüreklere esenlik, ruhlara bahtiyarlık veren gözleri al al bakan, kanatları billur salınan on binlerce melekten birisi, ivedilikle kurumaya başlar, kanatları uçmaz olur, gözlerindeki hareler sararır solarmış. yanındaki melekler bu işe bakarlar da, ne olduğunu idrâk edemezmiş. her kim ki işbu başlığa "sözlükten gitmek istiyorum modlar entrylerimi de silebilir mi acaba" dediğinde yüzyıllık bir kuraklık olur, irem cennet bahçesinde elli yıl elma yetişmez, yalnız acı patlıcan çıkarmış. en kötüsü de nedir bilir misiniz dostlarım. fani mebus paltosu olaraktan bunu sizlere aktarmanın bana ne kadar acı olduğunu, ne kadar elem verdiğini bilemezsiniz. ellerim titriyor. gözlerimden kırk yaş akıp, kırk çayır çimeni besliyor. aziz dostlarım, her ne zaman ki bir hanım yazar, "burada cinsiyetçilik yapılmasından sıkıldım. artık yazmayı bırakma kararı aldım" entrysi girer bu başlığa, işte o gün ölen ve düşen melek için, diğerleri günlerce gökyüzünde yas tutar, ağlamaktan bitap düşerlermiş. ne var ki kalp gözü kapalı faniler, bunu mevsim yağmurları sanırlar... kim bilir ki, ardında böyle bir mâna bıraktığını...
devamını gör...
disgrafi yazım güçlüğü problemi
disgrafi yani yazım güçlüğü problemi nedeniyle geçmişte pek çok çocuk tembel sıfatıyla tanımlanmıştır, enseye şaplak yemiştir.bugün eğitimciler disgrafi problemi olan çocukları anaokulunda itibaren fark edebilmektedirler.
disgrafi genelde çocukluk döneminde başlar ancak kimi zaman fiziksel yaralanmalar ya da hastalıklar nedeniyle yetişkinlik döneminde de başlayabilir.
disgrafisi olanların en sık yaptıkları şunlardır.
-yazım hataları
-cümlelerde bazı kelimeleri eksik yazmak
-kelimelerde bazı harfleri eksik yazmak
-yanlış yerde büyük harf kullanımı
-el yazısı ve basılı harflerin karışımı
-uygun olmayan boyutlandırma ve harf aralığı
-kelimeleri kopyalamada zorluk
-yavaş veya yorucu yazma
-kelimeleri yazmadan önce görselleştirmede zorluk
-yazarken alışılmadık vücut veya el pozisyonu
-el kramplarına neden olan kalem veya kurşun kalem üzerinde sıkıca tutulması
-yazarken elini izlemek
-yazarken kelimeleri yüksek sesle söylemek
-disgrafisi olan insanlar yazarken bir başka şeye konsantre olmakta zorluk çekerler. okulda not tutmak onlar için en büyük eziyettir.
psikologlar ve psikiyatristler terapi yöntemleri ve özel alıştırmalarla disgrafisi olan insanların yazım ile ilgili sorunlarını belli bir noktaya kadar azaltılmasına yardım edebilirler.
disgrafi kimi zaman disleksi ile karıştırılır. disgrafi fiziksel olarak yazma eylemindeki zorluktur, disleksi ile okuma ve okunanı anlama konusunda yaşanan zorluktur, harfler ve sesler arasında bağlantı kurulması ya da rakamlarla sayılar arasında bağlantı kurulması gibi. disleksisi olan kişilerin yazım zorluğu bu okuma ve anlama anlamındaki bağlantıdan kaynaklanmaktadır.
disgrafi genelde çocukluk döneminde başlar ancak kimi zaman fiziksel yaralanmalar ya da hastalıklar nedeniyle yetişkinlik döneminde de başlayabilir.
disgrafisi olanların en sık yaptıkları şunlardır.
-yazım hataları
-cümlelerde bazı kelimeleri eksik yazmak
-kelimelerde bazı harfleri eksik yazmak
-yanlış yerde büyük harf kullanımı
-el yazısı ve basılı harflerin karışımı
-uygun olmayan boyutlandırma ve harf aralığı
-kelimeleri kopyalamada zorluk
-yavaş veya yorucu yazma
-kelimeleri yazmadan önce görselleştirmede zorluk
-yazarken alışılmadık vücut veya el pozisyonu
-el kramplarına neden olan kalem veya kurşun kalem üzerinde sıkıca tutulması
-yazarken elini izlemek
-yazarken kelimeleri yüksek sesle söylemek
-disgrafisi olan insanlar yazarken bir başka şeye konsantre olmakta zorluk çekerler. okulda not tutmak onlar için en büyük eziyettir.
psikologlar ve psikiyatristler terapi yöntemleri ve özel alıştırmalarla disgrafisi olan insanların yazım ile ilgili sorunlarını belli bir noktaya kadar azaltılmasına yardım edebilirler.
disgrafi kimi zaman disleksi ile karıştırılır. disgrafi fiziksel olarak yazma eylemindeki zorluktur, disleksi ile okuma ve okunanı anlama konusunda yaşanan zorluktur, harfler ve sesler arasında bağlantı kurulması ya da rakamlarla sayılar arasında bağlantı kurulması gibi. disleksisi olan kişilerin yazım zorluğu bu okuma ve anlama anlamındaki bağlantıdan kaynaklanmaktadır.
devamını gör...
çukur
(bkz: andrey platonov) romanıdır, muhteşemdir.
eylem kararlılığımızda herhangi bir eksilme yoktu aslında. çok devrimci çocuklardık yaşımıza göre. mahallede eşitsizliklere müsade etmeyen, kendi arasında bıçkın, yerine göre cesur, şartlar el verdiği müddetçe isyankar çocuklardık. kuyu her zaman yerinde durdurdu. yağmur sonrası günlerde ufak bir tadilat gerekse de çukur kendini korumayı bilirdi. cebimizde ışıl ışıl misketlerle çukura doğru dönüp oyuna başladığımız anda ruhumuzda kapitalizmin gümbürtülü adımlarını duymamamız tek hatamızdı belki de. çukurdaki misketleri bir “ kapital” olarak beklerken misketini çukura ilk sokan kazanırdı tüm varımızı yoğumuzu. o zamanlar hepimiz biraz kapitalist olurduk.
kimse gerçekten savaşmaya niyetli değildi aslında, komutanlar bile. biz marmara’da kendi halinde bir birlikte zaman geçirmeye gelmiş, mecburi turistlerdik. arada bir laf olsun diye geçmemiz gereken bir parkur vardı işte. o parkura ilk girdiğimde italyan çukuruna kadar her şey yolunda gibiydi. ama çukurun önüne geldiğimde eğer içeri girersem asla çıkamayacağımı anladım. kafamı uzatıp aşağıya baktığımda omuzlarında tıpkı benimki gibi domino taşı yüklenmiş bir halde ordulara hükmeden üç asker daha gördüm. biri çukura baş kaldırmaya niyetli bir şekilde tırmanmaya çalışıyordu. diğeri yenilgiyi kabul etmiş bir şekilde sigarasını tüttürüp ıslık çalıyor, sonuncusu ise isyankar küfürler mırıldanıp anın tadını çıkartıyordu. ben de cezayı göze alıp çukurun etrafından dolandım. çukurdaki herkes, çukurun etrafından dolananlar dahil, kendi devrimini yapıyordu ve dünya işte böyle bir yerdi.
“ bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı
çukuru
güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar
beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur “
türk şiirinin yaşayan en büyük şairlerinden biri olan(bkz: sunay akın) yazmış bu şiiri. bence insanın dünyada terk edilmişliğine uygun bir şiir olmuş tam anlamıyla. biz ne kadar mücadele edersek edelim önemsenmeyen bir saatin doğruluğuna güvenilecek kadar bile güvenilir değiliz ve bu yüzden acı vermiyor artık yalnız bırakılmışlığımız dünya üzerinde. mücadelemiz başarı getiremeyen bir deneme sadece, teslim olmayalım mı insanoğlunun muhteşem yalnızlığının getirdiği mağlubiyete?
platonov kapitalizme karşı kazılan bir çukuru anlatmış romanında. tabutlarda yaşayan tutunamayanları anlatmış. çukur yenilgimizin son sığınağı. herkes sığınaklara!
eylem kararlılığımızda herhangi bir eksilme yoktu aslında. çok devrimci çocuklardık yaşımıza göre. mahallede eşitsizliklere müsade etmeyen, kendi arasında bıçkın, yerine göre cesur, şartlar el verdiği müddetçe isyankar çocuklardık. kuyu her zaman yerinde durdurdu. yağmur sonrası günlerde ufak bir tadilat gerekse de çukur kendini korumayı bilirdi. cebimizde ışıl ışıl misketlerle çukura doğru dönüp oyuna başladığımız anda ruhumuzda kapitalizmin gümbürtülü adımlarını duymamamız tek hatamızdı belki de. çukurdaki misketleri bir “ kapital” olarak beklerken misketini çukura ilk sokan kazanırdı tüm varımızı yoğumuzu. o zamanlar hepimiz biraz kapitalist olurduk.
kimse gerçekten savaşmaya niyetli değildi aslında, komutanlar bile. biz marmara’da kendi halinde bir birlikte zaman geçirmeye gelmiş, mecburi turistlerdik. arada bir laf olsun diye geçmemiz gereken bir parkur vardı işte. o parkura ilk girdiğimde italyan çukuruna kadar her şey yolunda gibiydi. ama çukurun önüne geldiğimde eğer içeri girersem asla çıkamayacağımı anladım. kafamı uzatıp aşağıya baktığımda omuzlarında tıpkı benimki gibi domino taşı yüklenmiş bir halde ordulara hükmeden üç asker daha gördüm. biri çukura baş kaldırmaya niyetli bir şekilde tırmanmaya çalışıyordu. diğeri yenilgiyi kabul etmiş bir şekilde sigarasını tüttürüp ıslık çalıyor, sonuncusu ise isyankar küfürler mırıldanıp anın tadını çıkartıyordu. ben de cezayı göze alıp çukurun etrafından dolandım. çukurdaki herkes, çukurun etrafından dolananlar dahil, kendi devrimini yapıyordu ve dünya işte böyle bir yerdi.
“ bilerek mi yanına
almadın giderken
başının yastıkta
bıraktığı
çukuru
güveniyordum
oysa ben sevgimize
vapur iskelesi
ya da tren istasyonundaki
saatin doğruluğu kadar
beni senin gibi
bir de annem terketmişti
ki göbeğimde durur
onun yokluğundan
bana kalan
çukur “
türk şiirinin yaşayan en büyük şairlerinden biri olan(bkz: sunay akın) yazmış bu şiiri. bence insanın dünyada terk edilmişliğine uygun bir şiir olmuş tam anlamıyla. biz ne kadar mücadele edersek edelim önemsenmeyen bir saatin doğruluğuna güvenilecek kadar bile güvenilir değiliz ve bu yüzden acı vermiyor artık yalnız bırakılmışlığımız dünya üzerinde. mücadelemiz başarı getiremeyen bir deneme sadece, teslim olmayalım mı insanoğlunun muhteşem yalnızlığının getirdiği mağlubiyete?
platonov kapitalizme karşı kazılan bir çukuru anlatmış romanında. tabutlarda yaşayan tutunamayanları anlatmış. çukur yenilgimizin son sığınağı. herkes sığınaklara!
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük ahalisinin ponçik insancıkları..
bugün pazar ve 7de kalktık gene. niçin? hareket berekettir diiiğ mi?
siz öyle yapmayın, yatın yatabildiğiniz kadar. benim yerime de kahvaltı keyfini yapın. sıcacık simitli sofralar, patates kızartmaları, yumurtalı ekmekler diliyorum size. mutlu pazarlar olsun.
bugün pazar ve 7de kalktık gene. niçin? hareket berekettir diiiğ mi?
siz öyle yapmayın, yatın yatabildiğiniz kadar. benim yerime de kahvaltı keyfini yapın. sıcacık simitli sofralar, patates kızartmaları, yumurtalı ekmekler diliyorum size. mutlu pazarlar olsun.
devamını gör...
hubble uzay teleskobu
adını amerikalı astronom edwin hubble'dan alan uzay teleskobu.
dünya yörüngesine 1990 yılında nasa ve esa'nın ortak çalışmasıyla oturtuldu. optik, moröte ve kızılöte bölgelerde gözlem yapması planlanmıştı.
yörüngeye yerleştirildikten sonra bir aynasının yanlış yöne baktığı fark edildi. küçük bir uzay operasyonu ile bu durum düzeltildi ve o günden beri 1,3 milyondan fazla gözlem yaptı, başarılı fotoğraflar çekti.
aslında görev süresi çoktan doldu ama hâlâ iyi bir şekilde çalışır vaziyette olduğundan uzayda durmaya devam ediyor. işlevlerini yerine getiremez hale geldiğinde, kontrollü olarak dünyaya düşürülecek ve yerine james webb uzay teleskobu geçecek.
çektiği sayısız fotoğraftan biri:
dünya yörüngesine 1990 yılında nasa ve esa'nın ortak çalışmasıyla oturtuldu. optik, moröte ve kızılöte bölgelerde gözlem yapması planlanmıştı.
yörüngeye yerleştirildikten sonra bir aynasının yanlış yöne baktığı fark edildi. küçük bir uzay operasyonu ile bu durum düzeltildi ve o günden beri 1,3 milyondan fazla gözlem yaptı, başarılı fotoğraflar çekti.
aslında görev süresi çoktan doldu ama hâlâ iyi bir şekilde çalışır vaziyette olduğundan uzayda durmaya devam ediyor. işlevlerini yerine getiremez hale geldiğinde, kontrollü olarak dünyaya düşürülecek ve yerine james webb uzay teleskobu geçecek.
çektiği sayısız fotoğraftan biri:
devamını gör...
dostoyevski ve tolstoy ile aynı evde yaşamak
ev arkadaşlarım böyle kitap yazmayı nereden öğrendi?
devamını gör...
kadının beyanı esastır
bu konuda başımdan geçen bir olayı anlatmamda fayda var.
kesinlikle katılmıyorum.
küfür etmeden önce okumanızı tavsiye ederim.
bu tikko pandemiden önce bir toplantıdan çıktım aracıma doğru yürüyorum. 30 metre kadar önümde kadının bir tanesi yan yoldan ana yola çıkacak ama çıkacağı yer bayır. arabayı geri kaçırmadan hızlı bir şekilde yola atlaması gerekiyor. 4-5 metre gerisinde de 30 bin liralık bir arabada genç bir delikanlı var. kadın ise, kırmızı kocaman topuklu, dudaklarına ne bulduysa sürmüş, sarı saçlı "kokoş" tipli birisi.
olay şöyle,
kadın yola hızlıca çıkması gerekirken aracı fazlasıyla geriye kaçırdı ve "normal mesafede" duran genç delikanlıya vurdu. sonrasında kadın arabadan indi, çocuk ta indi. aramızdaki mesafe 10 metre falan kaldı. kadın arabaya baktı, sonra bağırmaya başladı.
"taciz var, sizin gibiler yüzünden kadınlar trafiğe çıkamıyor. gelip arkadan vuruyorsun, taciz ediyorsun. bıktım sizden. adi, köpek, şerefsiz, senin annene yapılsa hoşuna gider mi vs.."
çocuk sessizce kadının ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyor. normal takip mesafesinde duruyorsun, kadın "beceriksizliğinden" dolayı geliyor sana çarpıyor. "haklı" olan sen olmana rağmen, orada toplanan insanlar seni linç etmek için üzerine yürüyor. mahkemelik bir durumda ise, kadının beyanı esas..
bu bir saçmalıktır. kadına yapılan şiddet, nasıl şerefsizlikse, kadının da 2 dudağı arasına verilen bu yetki ile birilerine çok rahatlıkla iftira atabiliyor olması o derece şerefsizliktir.
kimse kusura bakmasın. insan olan bunu kabullenemez.
kesinlikle katılmıyorum.
küfür etmeden önce okumanızı tavsiye ederim.
bu tikko pandemiden önce bir toplantıdan çıktım aracıma doğru yürüyorum. 30 metre kadar önümde kadının bir tanesi yan yoldan ana yola çıkacak ama çıkacağı yer bayır. arabayı geri kaçırmadan hızlı bir şekilde yola atlaması gerekiyor. 4-5 metre gerisinde de 30 bin liralık bir arabada genç bir delikanlı var. kadın ise, kırmızı kocaman topuklu, dudaklarına ne bulduysa sürmüş, sarı saçlı "kokoş" tipli birisi.
olay şöyle,
kadın yola hızlıca çıkması gerekirken aracı fazlasıyla geriye kaçırdı ve "normal mesafede" duran genç delikanlıya vurdu. sonrasında kadın arabadan indi, çocuk ta indi. aramızdaki mesafe 10 metre falan kaldı. kadın arabaya baktı, sonra bağırmaya başladı.
"taciz var, sizin gibiler yüzünden kadınlar trafiğe çıkamıyor. gelip arkadan vuruyorsun, taciz ediyorsun. bıktım sizden. adi, köpek, şerefsiz, senin annene yapılsa hoşuna gider mi vs.."
çocuk sessizce kadının ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyor. normal takip mesafesinde duruyorsun, kadın "beceriksizliğinden" dolayı geliyor sana çarpıyor. "haklı" olan sen olmana rağmen, orada toplanan insanlar seni linç etmek için üzerine yürüyor. mahkemelik bir durumda ise, kadının beyanı esas..
bu bir saçmalıktır. kadına yapılan şiddet, nasıl şerefsizlikse, kadının da 2 dudağı arasına verilen bu yetki ile birilerine çok rahatlıkla iftira atabiliyor olması o derece şerefsizliktir.
kimse kusura bakmasın. insan olan bunu kabullenemez.
devamını gör...
halkların kardeşliğini savunan kürtlerin 150 uygur isyanı
hayatımda bu kadar saçma bir şey duymadım. insanları evlerinden kovup o evlere başkalarını yerleştirirseniz buna tabii ki tepki gösterirler. bunun etnik kökenle ne alakası var. üstelik türkiye içinde milyonlarca suriyeliyi ağırlarken oraya uygurluları yerleştirmesinin ne mantığı var. yapılan şey bölgedeki kaosu arttırmaya sebep oluyor. o bölgeye o bölgenin 2010 yılındaki sahipleri yerleştirilmeli bir başkası değil. uygurluların ezilmiş halk oldukları doğru lakin bu onların başkalarının toprağını gasp edebileceği anlamına gelmez. söylediklerim dünyadaki bütün halklar için geçerlidir.
devamını gör...
