101.
adamdır
her düşüncesi doğrudur.
her düşüncesi doğrudur.
devamını gör...
102.
103.
hegel'i köprünün ortasında tokat manyaa yapan reis. kodumun hegel'ine iyi olmuş.
(bkz: schopenhauer'in hegel'i köprüde öldüresiye dövmesi)
(bkz: schopenhauer'in hegel'i köprüde öldüresiye dövmesi)
devamını gör...
104.
önemli düşünürler arasındadır. rijittir, zaten hayat rijit olmasa dünya cennet olurdu.
devamını gör...
105.
son yüzyılda artan feministik geyikler yüzünden kadın düşmanı ilan edilen adam. kadınlar diyince her kadının kendisini o gruba dahil edip üzerine alınması bile kadınlar hakkındaki tespitlerinin ispatı niteliğinde. çünkü kadınlar kümesine böyle hevesli bir şekilde dahil olmaya çalışmaları onların özgünlükten yoksun, bir türlü belirli bir birey olamamalarını gösteriyor. kadınlar hakkında en ufak bir şey söyleyenin linçlendiği günümüzde yaşasaydı büyük ihtimalle kadın yalakası tipler tarafından öldürülürdü.
öte yandan bu adamın felsefesi pesimist değildir. aksine realisttir. pesimist filozof arayan cioran'a baksın mesela, o tam anlamıyla pesimisttir. gerçeklerin iyi olmak zorunda olduğuna dair toz pembe gözlükler takanların bu adamı pesimist bulması elbette normal. marx'ta mesela gerçekçi değil iyimserdir. schopenhauer iyinin ve kötünün ötesine uzanır. kolları ikisinden de uzun.
isteme ve tasarım olarak dünyada felsefenin birçok sorusuna değinmiş ve birçoğunu da aydınlatmıştır. diğer kitapları genel olarak isteme ve tasarım olarak dünyada ortaya koyduğu düşünceler temelinde şekillenir.
ortaya koyduğu düşüncelerin çoğunda doğu felsefesinin etkileri vardır. doğu felsefesini batılılara tanıtan şahıslardan birisidir kendisi. bu yönüyle de batılılar tarafından çok anlaşıldığı ya da itibar gördüğü söylenemez. batı felsefesi daha çok hegelcidir. nato kafa nato mermer bir anlamda. eh. sonunda da marx gibi masallar anlatır batı felsefesi. olacağı o.
öte yandan bu adamın felsefesi pesimist değildir. aksine realisttir. pesimist filozof arayan cioran'a baksın mesela, o tam anlamıyla pesimisttir. gerçeklerin iyi olmak zorunda olduğuna dair toz pembe gözlükler takanların bu adamı pesimist bulması elbette normal. marx'ta mesela gerçekçi değil iyimserdir. schopenhauer iyinin ve kötünün ötesine uzanır. kolları ikisinden de uzun.
isteme ve tasarım olarak dünyada felsefenin birçok sorusuna değinmiş ve birçoğunu da aydınlatmıştır. diğer kitapları genel olarak isteme ve tasarım olarak dünyada ortaya koyduğu düşünceler temelinde şekillenir.
ortaya koyduğu düşüncelerin çoğunda doğu felsefesinin etkileri vardır. doğu felsefesini batılılara tanıtan şahıslardan birisidir kendisi. bu yönüyle de batılılar tarafından çok anlaşıldığı ya da itibar gördüğü söylenemez. batı felsefesi daha çok hegelcidir. nato kafa nato mermer bir anlamda. eh. sonunda da marx gibi masallar anlatır batı felsefesi. olacağı o.
devamını gör...
106.
çok pesimist bir dayı. ben pek sevemedim. ama iyi bir insan bence özünde.
devamını gör...
107.
say yayınlarının yaptığı gibi adamın kitabının en çıtır bölümlerinden seçmelerle otuz ayrı kitap halinde insanlara schopenhauer'i sunmak büyük bir terbiyesizliktir.
bugün önüne gelen ahkam kesiyor.
kitap doğu batı yayınları tarafından orijinalinde olduğu gibi tam metin halinde türkçeye çevrildi yakın zamanda. (isteme ve tasavvur olarak dünya)
bugün önüne gelen ahkam kesiyor.
kitap doğu batı yayınları tarafından orijinalinde olduğu gibi tam metin halinde türkçeye çevrildi yakın zamanda. (isteme ve tasavvur olarak dünya)
devamını gör...
108.
genelde iki tane hazır etiket yapıştırılan filozof. “kadın düşmanı” ve “pesimist filozof.”
ikisi de yalan değil ama ikisi de adamı anlatmaya yetmez.
asıl bombası yaşama istenci “wille zum leben” kavramıdır. ona göre evreni yöneten şey ne akıldır ne ahlak ne de ilahi bir düzen..
her şeyin dibinde kör, doymak bilmez, akılsız bir itki vardır. insan “ben rasyonel bir varlığım” diye kendini kandırır ya, o da işte bu kör itkisinin sonradan giydirdiği cicili bicili bir hikayeden ibarettir.
işin en ilginç yanı, batı metafiziğini yerin dibine sokarken aynı anda doğu felsefesine deli gibi sardırmış olmasıdır. özellikle budizm ve upanişadlar üzerinden kurduğu pesimizm, klasik avrupa’nın o kuru, mantıkçı karamsarlığından çok farklı bir tat verir. bu yüzden onu modern nihilizmin erken habercilerinden sayanlar da az değildir. ne yalan, haksız da sayılmazlar.
tabii “kadınlar üzerine” diye o meşhur ve gerçekten problemli yazısı da cabası. bugün okuduğunda insanın yüzü kızarır, “ulan ne demiş bu” diye geçirirsin. ama schopenhauer’ı sadece o metne indirgemek büyük haksızlık. çünkü aynı adam, freud daha ortada yokken insan davranışlarının altındaki irrasyonel, hayvani dürtüleri masaya yatırmış bir zihin. psikanalizin babası doğmadan önce “ego kandırmacası”nı anlatmış resmen.
neyse, lafı fazla gevelemeye gerek yok. . .
rahatsız edici mi? evet.
iğneleyici mi? fazlasıyla.
acımasız mı? yeri geldiğinde affetmez.
ama bir o kadar da keskin bir zihin.
okuduktan sonra içini ısıtmaz, aksine “ulan dünya gerçekten böyle miymiş” dedirtir. bir kere girdin mi kolay kolay çıkamazsın. tavsiye ederim, ama sabah kahvesiyle değil, gece üçte alkol eşliğinde oku. etkisi o zaman tam oturur.
ikisi de yalan değil ama ikisi de adamı anlatmaya yetmez.
asıl bombası yaşama istenci “wille zum leben” kavramıdır. ona göre evreni yöneten şey ne akıldır ne ahlak ne de ilahi bir düzen..
her şeyin dibinde kör, doymak bilmez, akılsız bir itki vardır. insan “ben rasyonel bir varlığım” diye kendini kandırır ya, o da işte bu kör itkisinin sonradan giydirdiği cicili bicili bir hikayeden ibarettir.
işin en ilginç yanı, batı metafiziğini yerin dibine sokarken aynı anda doğu felsefesine deli gibi sardırmış olmasıdır. özellikle budizm ve upanişadlar üzerinden kurduğu pesimizm, klasik avrupa’nın o kuru, mantıkçı karamsarlığından çok farklı bir tat verir. bu yüzden onu modern nihilizmin erken habercilerinden sayanlar da az değildir. ne yalan, haksız da sayılmazlar.
tabii “kadınlar üzerine” diye o meşhur ve gerçekten problemli yazısı da cabası. bugün okuduğunda insanın yüzü kızarır, “ulan ne demiş bu” diye geçirirsin. ama schopenhauer’ı sadece o metne indirgemek büyük haksızlık. çünkü aynı adam, freud daha ortada yokken insan davranışlarının altındaki irrasyonel, hayvani dürtüleri masaya yatırmış bir zihin. psikanalizin babası doğmadan önce “ego kandırmacası”nı anlatmış resmen.
neyse, lafı fazla gevelemeye gerek yok. . .
rahatsız edici mi? evet.
iğneleyici mi? fazlasıyla.
acımasız mı? yeri geldiğinde affetmez.
ama bir o kadar da keskin bir zihin.
okuduktan sonra içini ısıtmaz, aksine “ulan dünya gerçekten böyle miymiş” dedirtir. bir kere girdin mi kolay kolay çıkamazsın. tavsiye ederim, ama sabah kahvesiyle değil, gece üçte alkol eşliğinde oku. etkisi o zaman tam oturur.
devamını gör...
"arthur schopenhauer" ile benzer başlıklar
arthur
15
