hani bazı insanlar vardır, hayatın anlamını çözmek yerine, hayatı nasıl daha anlamsız hale getiririz diye uğraşır ya, işte schopenhauer tam olarak bu kategoriye girer. kendisi, "benim istencim yaşamın anlamsızlığı üzerine" diye bir tabela asıp, her gün altında uyuyan, insanlardan nefret eden, köpeğiyle bile bir üstünlük kompleksi yaşayan bir alman filozof. insanlık için "safi kötülük" derken, sanki kendisi bir melek gibi. "bırakın ben dünyanın anlamsızlığını düşüneyim, siz boşverin" diyen bir tipli. schopenhauer, senin felsefenin tek özeti "hayatın bir anlamı yok, ama benim yazdığım bu kitabı okumak zorundasın, zira ben anlamsızlığın anlamını buldum" değil mi? bir de kadınlara bakışı var ki, o ayrı bir komedi. "kadınlar, tencereyle birlikte evrimleşmiş varlıklar" demişti galiba, ne bileyim işte, bir şeyler sallamıştı. schopenhauer, sen önce o köpekle birlikte birazcık kendi istencini öldürmeyi öğren de sonra bize filozofluk tasla.
devamını gör...
nietzsche'nin akıl hocası; o derece devreleri yanık.
devamını gör...
insan, en çok kendine karşıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
dünya karanlıktır evet, schopenhauer yüzüne yüzüne çarpar ve bunu yaparkende içine ferahlık verir.
felsefesi benim için derin ve kesinlikle iyileştirici.
devamını gör...
schopenhauer,
yaşama karşı duyduğu derin hayal kırıklığını felsefeye dönüştüren biri olarak akıllara kazındı.. hayatı boyunca sevilmedi, anlaşılmadı ve kendi yalnızlığı içinde kayboldu.. hayatın tüm çirkinliğini gözler önüne sererken bu felsefesi ancak ölümünden sonra yankı bulabildi. 72 yaşında öldüğünde ise yanında sadece köpeği vardı.

yıllar sonra nietzsche, freud ve einstein fikirlerinden etkilenmiş,

sonuç olarak ise

kendi zamanında dışlanan ama gelecekte filozofların filozofu olarak anılmıştır..
devamını gör...
hegel ile aynı dönemde yaşaması en büyük şansızlığıdır.
schopenhauer'ın felsefesi, kant'ın etkisi altına kalsada özellikle metafizik alanlarında derin ve etkili düşünceler sunmuştur.
devamını gör...
her canlı birbirinin acıdaşıdır. her canlı bilinci ölçüsünde acı çeker. münzevi bir hayat sürmek acılardan kaçınmanın en iyi yoludur.
devamını gör...
kadın düşmanlığı aynı hitler, nietzsche gibi kadınlarla doygun bir ilişki yaşayamamış olmasından, güven verici bir aile yaşamının olmamasından ve yapayalnız yaşamasından kaynaklıdır. kadınların çocuklar gibi olduğunu ileri sürer. mizojinin önemli filozoflarindan biridir.

(bkz: mizojini)
(bkz: jack holland)
devamını gör...
schopenhauer, ergenlikle birlikte üreme dürtüsünün hayatımızı neredeyse mahvettiğini savunur. zeka, varoluşu tefekkür etmek, yıldızları haritalamak, sanatın tadını çıkarmak ister. beden başka bir şey ister ve bu bizi oyalar ve acıya neden olur.


bu önermeyi kabul etsem bile, neden aklın istediğinin bedenin istediğinden daha önemli olduğuna inanmam gerektiğinden emin değilim. biz aklımız kadar bedeniz.

devamını gör...
"düşünmeden konuşurlar, iddialarının yanlış olduğunu, haksız olduklarını sonradan anlasalar bile tam tersiymiş gibi göstermeye çalışırlar." demiş, friedrich nietzsche'nin bile etkilendiği büyük filozof.
devamını gör...
niçe gibi kadın düşmanı olan filozof. bu yüzden belli noktalarda kendine sövdürmeyi başarır.
devamını gör...

her ne kadar yüksek ve ulvi görünürse görünsün, her türlü aşkın kaynağı cinsel güdüdür.


aşkın metafiziği
devamını gör...
kadınlar hakkında sert söylemleri var. bayağı ciddi yani öyle böyle değil. muhtemelen zatı muhterem karşı cinsle pek anlaşamadı. filozof adam kalemi kuvvetli bunu fırsat bildi sağlı sollu çarptı. ama bu kadar da vurulmaz insaf yahu.. neyse yine de özgür irademle severim arthur'u. 'seni tüm gerçekliğinle kabul edip ızdırap içersinde severim.'

bir kimse en entelektüel hazlarına, arzularına ancak kendi zekası aracılığıyla ulaşır. zeka ülkesinde acının yeri yoktur.

devamını gör...
'aşk' üzerine kitap yazabilen tek filozoftur
devamını gör...
bu adamın adını yazarken duşakabin diyesim geliyor.*

yaşam bilgeliği üzerine kitabı stoa felsefine çok yakın. tavsiye ederim.
devamını gör...
baba olayı erken çözenlerden. gelenek, din, örf, adet, ayıp diye diye heteroseksüel erkekleri yüz yıllardır domalttılar. hpv'li karıların gömdüğüne bakmayın. tezgahları fena bozuldu. sonu pill ile biten pop düşünce tarzlarının ihata edebileceği bir figür değil. bu arada insan ilişkileri konusunda söylediklerini de uygularsanız kafanız rahat eder.

üstadın bana uymayan şeylerinden bir tanesi itiraz ve muhalefet kabul etmeden, herkese görüşünü dikte etmeye çalışmasıymış. doğal olarak çoğu kabul etmeyince de agresifleşir, bağırıp, çağırırmış. hele ki annesiyle polemiğe girmesi büyük hata. schopenhauer'in annesi gibi kadınlar timsaha benzer. seni kendi alanına çeker ve derin sularda parçalar. tam bir koç burcu kadını. karı, rahat fingirdeyebilmek için senin babanı boşayıp avrupa'nın gülü olmuş. sana acır mı ?
devamını gör...
hitler'in niçe, wagner ve heidegger'i okuyup yanlış anladığı/yorumladığı söylenir kimi yerlerde. bu abiyi okuyan günümüz gençleri de incel oluyor ne yazık ki.
devamını gör...
bütün kadınlardan nefret etmesinin sebebi kafayı yemiş, kafadan kontak annesidir. oğluna yazdığı mektup adeta iç yakar. "sen kibirli, aksi, herkesi ezip geçen bir herifsin" diye sitem eder. insan evladına bu kadar mı kin kusar la? üstelik o sıralar arthur daha 19 yaşındadır. zaten babasının intiharı aileyi perişan etmiş, bu mektuplar da arthur'u iyice zıvanadan çıkararak karanlık bir yola sürüklemiştir. valla böylesi bir anne yerine, keşke hiç annesi olmasaydı daha iyiydi.
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
"erkeğin aşkı, doygunluğa erdiği andan sonra gözle görülecek şekilde azalır. önüne çıkan her kadın, elde ettiği kadından daha çekici gelir ona."

bir de şeyi düşünüyorum; bu kadar çirkin olmasaydı da kadınlardan bu kadar nefret eder miydi acaba?
devamını gör...
100.
1860 yılında ölmüş birinin fikirlerini sadece ''cinsiyetçi ve kadın düşmanı'' olarak kötülemeye çalışan bir dünya yazarın arasından parıldayan iki veya üç tane bilgi veren entry var.

''acıdan doğan bilgelik'' gibi bir bakışı felsefeye getirmesinden, ''irade'' kavramı ile bugün entel cihangir sohbetlerinizde havasını attığınız ''bilinçdışı'' düşüncesininöncül fikirler sunduğundan

sanatı isteklerin acısından geçici bir kurtuluş olarak görerek ''escapism'' diye ağzınızı yaya yaya dillendirdiğiniz şeyin metafiziksel kurtuluş olarak dinlendirip farklı bir açıdan taa o zamandan yine öncü fikirlerini atmasından

''mitleid'' (acıma/empati) temelli bir ahlak yapısına göz kırpmasından ''başkasının acısını anlama'' gibi feminist hareketin bile kullandığı sloganların temelini atarak, ben merkezli ahlak anlayışının alternatifini hazırlamasından söz edebilecek, tartışabilecek bilgi birikimi olmayan bir sürü şeyin temellerini kökten değiştirmiş veya katkı sağlamış biri hakkında ezbere sözler dışında eleştiri getiremeyen yurdum entel, kültürlü, zeki ve ahlak timsali insanlarını görmek gözlerimi yaşartıyor.

hocam çok bilmiyorsanız arkadaşınızın arkadaşının sözleri ile burada bilgiçlik taslamayın, tasmanızı sıkarım ha.

bilgeliğin ''haz alınan'' eylemlerden uzak durarak ''acı'' verici ruhani ve mental süreçlere itilerek, kendini acı ile dönüştürmesi düşüncesinin tezahürü olarak kadını haz ve amaçtan saptırıcı bir unsur olarak düşünmesi ki 1860 yılında ölmüş...

döneminin çok ilerisinde düşünceleri dile getirmiş olmasının yanı sıra döneminin etkisi altında kalmış olduğu düşünceleri de olan (her insan gibi) biridir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"arthur schopenhauer" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim