81.
''i̇lişki kesilen bir arkadaşla yeniden barışmak bir zayıflıktır; bu zayıflığın cezası, bu arkadaş ilk fırsatta, tam da ilişkinin kesilmesine neden olan şeyi yeniden, üstelik kendi vazgeçilmezliğinin bilincinde olarak daha bir pervasızlıkla yaptığında ödenir.''
devamını gör...
82.
yine popüler kültürün mezesi haline gelmiş ama nietzsche kadar meze edilmeyen filozoftur. hegelciler pek sevmez kendisini aynı zamanda nietzscheyi anlamak için önce schopenaueri anlamak gerekir çünkü ekolüdür kendisi.
devamını gör...
83.
84.
önce bir arthur schopenhauer okuyup alla alla diyorsun
sonra freud okuyup arthur schopenhauer' un hayatini okuyup heee diyorsun
sonra arthur schopenhauer okuyup heeeee tüh diyorsun
sonra freud okuyup arthur schopenhauer' un hayatini okuyup heee diyorsun
sonra arthur schopenhauer okuyup heeeee tüh diyorsun
devamını gör...
85.
şopenauver: imamhatipler kapatılsın
devamını gör...
86.
karanlık filozoftur kendisi. pesimistliğin dibine vurmuştur.
devamını gör...
87.
bir nevi ergen filozofudur. 19-20 yaşında her yağlı saçlı reddedilmiş azıcık derinlik kazanmaya çalışan ergende görürüm bi schopenhauer sevgisi. zamanla geçer.
devamını gör...
88.
felsefe tarihinin en karamsar filozofu kim diye sorulduğunda ilk akla gelecek isimdir belki de schopenhauer. zengin bir ailenin ilgisiz ve sevgisiz bırakılan oğludur. annesi gibi bencil bir kadının ilgisizliğinin acısını tüm kadınlardan çıkarır, yanlış limanlara demir atar. yalnız annesinin neden bu kadar kötü davrandığını anlamak gerçekten zor; hangi anne çocuğunun doktora tezi ile dalga geçer? tüm bu karamsarlığına rağmen birçok değerli yazar ve düşünürün sempatisini kazanmıştır schopenhauer.

herkesin karamsar ve yalnız hissettiği, yaşamın ölüm bölümüne odaklandığı, aşkı lanetlediği, mutluluğun aslında hiç var olmadığını düşündüğü zamanlar vardır. işte o zamanlarda akla gelir schopenhauer. onu, kadınlar hakkındaki düşünceleri ve sözleri yüzünden hiç benimseyemedim bir kadın olarak ama söylediği diğer sözler ve düşüncelerini onaylamamak imkansızdır.

karikatür kaynak
schopenhauer ile kendimi ortak hissettiğim en büyük nokta müziktir muhtemelen. ona göre varoluş acımızdan sanatla ve müzikle kurtulabiliriz. ona göre müzik evrensel bir dildir; müziğin dili herkesi ve her duyguyu kapsar. aşkın metafiziği'nde şöyle der;
insan ruhunu daha dolaysız ve daha derin biçimde etkileyen bir başka sanat yoktur. çünkü hiçbir sanat, dünyanın gerçek özünü, müzik gibi dolaysız ve derin bir biçimde dile getiremez. güzel ve yüce melodiler duymak, ruhu yıkamak gibidir; insanı bütün pisliklerden, bütün zavallılıklardan ve bayağılıklardan arıtır.
yalnızlığı övdüğüm ve ihtiyaç duyduğum zamanlarda da aklıma gelir schopenhauer. yaşam bilgeliği üzerine aforizmalar kitabından yalnızlık üzerine bir bölüm;
entelektüel açıdan yüksek bir insana, yalnızlık ikili bir yarar sağlar: birincisi, kendi kendisiyle olmak ve ikincisi, başkalarıyla birlikte olmamak. 'tüm belalar, yalnız kalma yeteneğimizin olmayışından gelir başımıza' diyor la bruyere. arkadaş canlılığı, bizi büyük çoğunluğu ahlaki açıdan kötü ve entelektüel açıdan bön ya da yanlış olan varlıklarla ilişki içine soktuğu için, en tehlikeli ve hatta yıkıcı eğilimlerden biridir. arkadaş canlısı olmayan biri, böyle varlıklara gereksinmeyen biridir. kendi başına, topluma gereksinmeyecek denli çok şeye sahip olmak bile yeterince büyük bir mutluluktur; çünkü hemen hemen tüm acılarımız toplumdan kaynaklanır ve mutluluğumuzun sağlıktan sonraki en önemli unsurunu oluşturan zihinsel huzur her toplum tarafından tehlikeye sokulur ve önemli ölçüde bir yalnızlık olmadan var olamaz. zihinsel huzur mutluluğuna nail olabilmek için, kinikler her türlü mülkten uzaklaşırlar. aynı amaçla toplumdan uzaklaşan biri, en bilgece yöntemi seçmiştir.
yine yaşam bilgeliği üzerine aforizmalar kitabında, yarına dair planlarımıza odaklanırken bugünü yaşamayı unuttuğumuzun eleştirisini yapmış schopenhauer;
yaşam bilgeliğinin önemli bir noktası, biri diğerine zarar vermesin diye dikkatimizi biraz bugüne biraz da gelece-ğe yöneltişimiz arasındaki orantının doğruluğuna dayanır. çoğu kimse, fazlasıyla bugünde yaşar, bunlar düşüncesizlerdir; bazıları da fazlasıyla gelecekte yaşarlar, bunlar da korkaklar ve endişelilerdir. bir kimsenin doğru ölçüyü tutturdu-ğu ender görülür. çabalama ve umut etme yoluyla, yalnızca gelecekte yaşayanlar, hep ileriye bakanlar ve her şeyden önce hakiki mutluluğu getirecekleri düşünülen gelecek olaylar karşısında sabırsızlıkla acele edenler, ama bu arada bugüne dikkat etmeyen ve onu tatmadan geçip gitmesine izin verenler, çok kurnaz çehrelerine karşın, italya'daki kafalarına bağlanmış bir sopaya bir demet ot asılan ve bu yüzden hep önlerine bakan ve bu ot demetine ulaşmayı umut ederek adımlarını sıklaştıran eşeklere benzerler. çünkü, sürekli sadece anlık yaşamakla, bütün yaşamları konusunda ölünceye dek kendi kendilerini aldatırlar. yani planlarla ve kaygı-larla, sadece ve sonsuza dek gelecekle meşgul olmak yerine ya da kendimizi geçmişe özleme adamak yerine, tek gerçeğin ve tek kesin olanın bugün olduğunu asla unutmamalıyız.

herkesin karamsar ve yalnız hissettiği, yaşamın ölüm bölümüne odaklandığı, aşkı lanetlediği, mutluluğun aslında hiç var olmadığını düşündüğü zamanlar vardır. işte o zamanlarda akla gelir schopenhauer. onu, kadınlar hakkındaki düşünceleri ve sözleri yüzünden hiç benimseyemedim bir kadın olarak ama söylediği diğer sözler ve düşüncelerini onaylamamak imkansızdır.

karikatür kaynak
schopenhauer ile kendimi ortak hissettiğim en büyük nokta müziktir muhtemelen. ona göre varoluş acımızdan sanatla ve müzikle kurtulabiliriz. ona göre müzik evrensel bir dildir; müziğin dili herkesi ve her duyguyu kapsar. aşkın metafiziği'nde şöyle der;
insan ruhunu daha dolaysız ve daha derin biçimde etkileyen bir başka sanat yoktur. çünkü hiçbir sanat, dünyanın gerçek özünü, müzik gibi dolaysız ve derin bir biçimde dile getiremez. güzel ve yüce melodiler duymak, ruhu yıkamak gibidir; insanı bütün pisliklerden, bütün zavallılıklardan ve bayağılıklardan arıtır.
yalnızlığı övdüğüm ve ihtiyaç duyduğum zamanlarda da aklıma gelir schopenhauer. yaşam bilgeliği üzerine aforizmalar kitabından yalnızlık üzerine bir bölüm;
entelektüel açıdan yüksek bir insana, yalnızlık ikili bir yarar sağlar: birincisi, kendi kendisiyle olmak ve ikincisi, başkalarıyla birlikte olmamak. 'tüm belalar, yalnız kalma yeteneğimizin olmayışından gelir başımıza' diyor la bruyere. arkadaş canlılığı, bizi büyük çoğunluğu ahlaki açıdan kötü ve entelektüel açıdan bön ya da yanlış olan varlıklarla ilişki içine soktuğu için, en tehlikeli ve hatta yıkıcı eğilimlerden biridir. arkadaş canlısı olmayan biri, böyle varlıklara gereksinmeyen biridir. kendi başına, topluma gereksinmeyecek denli çok şeye sahip olmak bile yeterince büyük bir mutluluktur; çünkü hemen hemen tüm acılarımız toplumdan kaynaklanır ve mutluluğumuzun sağlıktan sonraki en önemli unsurunu oluşturan zihinsel huzur her toplum tarafından tehlikeye sokulur ve önemli ölçüde bir yalnızlık olmadan var olamaz. zihinsel huzur mutluluğuna nail olabilmek için, kinikler her türlü mülkten uzaklaşırlar. aynı amaçla toplumdan uzaklaşan biri, en bilgece yöntemi seçmiştir.
yine yaşam bilgeliği üzerine aforizmalar kitabında, yarına dair planlarımıza odaklanırken bugünü yaşamayı unuttuğumuzun eleştirisini yapmış schopenhauer;
yaşam bilgeliğinin önemli bir noktası, biri diğerine zarar vermesin diye dikkatimizi biraz bugüne biraz da gelece-ğe yöneltişimiz arasındaki orantının doğruluğuna dayanır. çoğu kimse, fazlasıyla bugünde yaşar, bunlar düşüncesizlerdir; bazıları da fazlasıyla gelecekte yaşarlar, bunlar da korkaklar ve endişelilerdir. bir kimsenin doğru ölçüyü tutturdu-ğu ender görülür. çabalama ve umut etme yoluyla, yalnızca gelecekte yaşayanlar, hep ileriye bakanlar ve her şeyden önce hakiki mutluluğu getirecekleri düşünülen gelecek olaylar karşısında sabırsızlıkla acele edenler, ama bu arada bugüne dikkat etmeyen ve onu tatmadan geçip gitmesine izin verenler, çok kurnaz çehrelerine karşın, italya'daki kafalarına bağlanmış bir sopaya bir demet ot asılan ve bu yüzden hep önlerine bakan ve bu ot demetine ulaşmayı umut ederek adımlarını sıklaştıran eşeklere benzerler. çünkü, sürekli sadece anlık yaşamakla, bütün yaşamları konusunda ölünceye dek kendi kendilerini aldatırlar. yani planlarla ve kaygı-larla, sadece ve sonsuza dek gelecekle meşgul olmak yerine ya da kendimizi geçmişe özleme adamak yerine, tek gerçeğin ve tek kesin olanın bugün olduğunu asla unutmamalıyız.
devamını gör...
89.
karamsarlığıyla öne çıkarılır. halbuki söylediklerinde korkunç derecede haklı bir insandır. tarihin belki de en büyük filozofudur kendisi. değilse bile tüm zamanların ilk üçünde rahat kendine yer bulur. öyle de büyük bir kafa.
devamını gör...
90.
hani bazı insanlar vardır, hayatın anlamını çözmek yerine, hayatı nasıl daha anlamsız hale getiririz diye uğraşır ya, işte schopenhauer tam olarak bu kategoriye girer. kendisi, "benim istencim yaşamın anlamsızlığı üzerine" diye bir tabela asıp, her gün altında uyuyan, insanlardan nefret eden, köpeğiyle bile bir üstünlük kompleksi yaşayan bir alman filozof. insanlık için "safi kötülük" derken, sanki kendisi bir melek gibi. "bırakın ben dünyanın anlamsızlığını düşüneyim, siz boşverin" diyen bir tipli. schopenhauer, senin felsefenin tek özeti "hayatın bir anlamı yok, ama benim yazdığım bu kitabı okumak zorundasın, zira ben anlamsızlığın anlamını buldum" değil mi? bir de kadınlara bakışı var ki, o ayrı bir komedi. "kadınlar, tencereyle birlikte evrimleşmiş varlıklar" demişti galiba, ne bileyim işte, bir şeyler sallamıştı. schopenhauer, sen önce o köpekle birlikte birazcık kendi istencini öldürmeyi öğren de sonra bize filozofluk tasla.
devamını gör...
91.
nietzsche'nin akıl hocası; o derece devreleri yanık.
devamını gör...
92.
93.
schopenhauer,
yaşama karşı duyduğu derin hayal kırıklığını felsefeye dönüştüren biri olarak akıllara kazındı.. hayatı boyunca sevilmedi, anlaşılmadı ve kendi yalnızlığı içinde kayboldu.. hayatın tüm çirkinliğini gözler önüne sererken bu felsefesi ancak ölümünden sonra yankı bulabildi. 72 yaşında öldüğünde ise yanında sadece köpeği vardı.
yıllar sonra nietzsche, freud ve einstein fikirlerinden etkilenmiş,
sonuç olarak ise
kendi zamanında dışlanan ama gelecekte filozofların filozofu olarak anılmıştır..
yaşama karşı duyduğu derin hayal kırıklığını felsefeye dönüştüren biri olarak akıllara kazındı.. hayatı boyunca sevilmedi, anlaşılmadı ve kendi yalnızlığı içinde kayboldu.. hayatın tüm çirkinliğini gözler önüne sererken bu felsefesi ancak ölümünden sonra yankı bulabildi. 72 yaşında öldüğünde ise yanında sadece köpeği vardı.
yıllar sonra nietzsche, freud ve einstein fikirlerinden etkilenmiş,
sonuç olarak ise
kendi zamanında dışlanan ama gelecekte filozofların filozofu olarak anılmıştır..
devamını gör...
94.
95.
kadın düşmanlığı aynı hitler, nietzsche gibi kadınlarla doygun bir ilişki yaşayamamış olmasından, güven verici bir aile yaşamının olmamasından ve yapayalnız yaşamasından kaynaklıdır. kadınların çocuklar gibi olduğunu ileri sürer. mizojinin önemli filozoflarindan biridir.
(bkz: mizojini)
(bkz: jack holland)
(bkz: mizojini)
(bkz: jack holland)
devamını gör...