21.
ayrıca antik mısır firavunudur.
devamını gör...
22.
galileo dünyadan aya baktığında, ışıklı ve karanlık alanlar dikkatini çekmiştir.
koyu renkli alanlar tıpkı su ile kaplıymış gibi görünür.
işte bu yüzden, galileo bu alanlara latince deniz anlamına gelen ''maria'' demiştir.
koyu renkli alanlar tıpkı su ile kaplıymış gibi görünür.
işte bu yüzden, galileo bu alanlara latince deniz anlamına gelen ''maria'' demiştir.
devamını gör...
23.
bugün mavi olması beklenen gök cismi
devamını gör...
24.
bugün istanbul'dan pek güzel görünen gök cismi.
devamını gör...
25.
yakalama teorisi nedir ? kapsamı nedir ? nasıl açıklanabilir ? ay ile dünyamız ilişkisindeki boyutu nedir ? aynı zamanda büyük çarpışma teorisi, ay'ın oluşumu hakkında da kendi çapımda bilgi vermek istiyorum. şöyle açıklayayım; ay'ın, eski bir ön-gezegen olması ihtimali nedir ?
yakalama hipotezine göre galaksimizdeki başıboş bir gök cismi ya da gezegen, dünyamızın çok yakınlarından geçerken, gezegenimizin kütle çekimine yakalanmış ve dünyamızın yörüngesine girmiş olabilir. böylece dünyamız yaşadığı şu ana kadar kendinin etrafında dönebilecek, gezegenimize eşlik edebilecek bir uyduyla hayatına devam ediyor olabilir.
1970'li yıllarda apollon uzay mekiği astronotları; ay'da buldukları bir kaç örneği dünya'mıza incelenmesi amacıyla getirdiler. getirilen bu parçalarda yapılan araştırmalar sonucunda herkes şaşkınlık içerisinde kaldı. çünkü ay ve dünya'daki toprak örnekleri yapı olarak neredeyse aynıydı. maddelerin yapısal bileşenleri birbiriyle inanılmaz derecede uyumluydu. işte tam olarak bu keşfin sonucunda yakalama hipotezi terk edildi ve bir daha kabul görmedi.
sıra geldi büyük çarpışma hipotezi'ne. bu teoriye göre theia ile dünya'nın çarpışması ve ay'ın oluşumu nasıl olmuştur ?
günümüzde dünyamızın uydusu ay'ın meydana gelmesinde en çok kabul gören teori ve açıklama bilimsel camiada büyük çarpışma hipotezidir. bu hipoteze göre; günümüzden yaklaşık 4,5 milyar yıl kadar önce mars boyutlarındaki theia veya diğer ismiyle orpheus adındaki bir ön gezegenin dünya'mıza çarparak, henüz oluşumunu tamamlamamış genç bir gezegen olan dünya'mızdan devasa büyüklükte parçalar koparması ve bu parçaları uzaya saçması sonucu ay'ın oluşturmuştur.
dünyamızın kütle çekimi nedeniyle uzaya fırlayan bu parçalar birbirleri ile birleşmiştir. birleşen parçalar "ay" ismini verdiğimiz uydumuzu oluşturmuştur.
her ne kadar aksini gösteren bulgular varsa da theia ile dünya kafa kafaya çarpışmamıştır. çünkü kafa kafaya yaşanacak bir çarpışmanın, dünya'yı yörüngesinden çıkaracağı, uzay boşluğuna savuracağı ve bunun sonucunda dünya'nın güneş sisteminden kopacağı ya da güneş'e çarpıp yok olması gerektiği düşünülmektedir.
daha muhtemel bir senaryoya göre ise, iki ön-gezegen de parçalarına ayrılmış ve birbirine kaynamıştır. veya çarpışma sonucu farklı yönlere doğru savrulmuşlardır. theia dünyamıza göre kısmen daha eğik bir açıyla ve dünyamızın güneşimiz etrafındaki hareket yörüngesinde giderken ve bundan sebep kısmen daha düşük hızla çarpışma meydana gelmiştir.
yakalama hipotezine göre galaksimizdeki başıboş bir gök cismi ya da gezegen, dünyamızın çok yakınlarından geçerken, gezegenimizin kütle çekimine yakalanmış ve dünyamızın yörüngesine girmiş olabilir. böylece dünyamız yaşadığı şu ana kadar kendinin etrafında dönebilecek, gezegenimize eşlik edebilecek bir uyduyla hayatına devam ediyor olabilir.
1970'li yıllarda apollon uzay mekiği astronotları; ay'da buldukları bir kaç örneği dünya'mıza incelenmesi amacıyla getirdiler. getirilen bu parçalarda yapılan araştırmalar sonucunda herkes şaşkınlık içerisinde kaldı. çünkü ay ve dünya'daki toprak örnekleri yapı olarak neredeyse aynıydı. maddelerin yapısal bileşenleri birbiriyle inanılmaz derecede uyumluydu. işte tam olarak bu keşfin sonucunda yakalama hipotezi terk edildi ve bir daha kabul görmedi.
sıra geldi büyük çarpışma hipotezi'ne. bu teoriye göre theia ile dünya'nın çarpışması ve ay'ın oluşumu nasıl olmuştur ?
günümüzde dünyamızın uydusu ay'ın meydana gelmesinde en çok kabul gören teori ve açıklama bilimsel camiada büyük çarpışma hipotezidir. bu hipoteze göre; günümüzden yaklaşık 4,5 milyar yıl kadar önce mars boyutlarındaki theia veya diğer ismiyle orpheus adındaki bir ön gezegenin dünya'mıza çarparak, henüz oluşumunu tamamlamamış genç bir gezegen olan dünya'mızdan devasa büyüklükte parçalar koparması ve bu parçaları uzaya saçması sonucu ay'ın oluşturmuştur.
dünyamızın kütle çekimi nedeniyle uzaya fırlayan bu parçalar birbirleri ile birleşmiştir. birleşen parçalar "ay" ismini verdiğimiz uydumuzu oluşturmuştur.
her ne kadar aksini gösteren bulgular varsa da theia ile dünya kafa kafaya çarpışmamıştır. çünkü kafa kafaya yaşanacak bir çarpışmanın, dünya'yı yörüngesinden çıkaracağı, uzay boşluğuna savuracağı ve bunun sonucunda dünya'nın güneş sisteminden kopacağı ya da güneş'e çarpıp yok olması gerektiği düşünülmektedir.
daha muhtemel bir senaryoya göre ise, iki ön-gezegen de parçalarına ayrılmış ve birbirine kaynamıştır. veya çarpışma sonucu farklı yönlere doğru savrulmuşlardır. theia dünyamıza göre kısmen daha eğik bir açıyla ve dünyamızın güneşimiz etrafındaki hareket yörüngesinde giderken ve bundan sebep kısmen daha düşük hızla çarpışma meydana gelmiştir.
devamını gör...
26.
ihtiyaç molası adlı müzik grubunun "bir buçuk tanem" albümünden bir parça.
benim de sigaram hala ağzımda.
benim de sigaram hala ağzımda.
devamını gör...
27.
burcu tatlıses’in 2015 çıkışlı güzel kokuyorum isimli albümünde yer alan duygu dolu şarkı.
söz - müzik : mabel matiz , burcu tatlıses
sabah soluyorken kararır içimde her geçen gün aşk
bir taşın sabrıyla susuyor zaman, hasretin duvar.
ne ışık ne de bir yol salınır uçsuz bucaksız korkularım.
geçelim gel hadi son kez
yakıyor yakacaksa daha yaksın bu firar.
sen bana ederimden, ağrılı kederimden fazlasını hiç vermedin.
hüzünbaz bahçelerde düşüver üstüme ay
ışığında hiç sevişmedim.
sen bana ederimden, ağrılı kederimden fazlasını hiç vermedin.
hüzünbaz bahçelerde basıver üstüme ay
ışığında hiç sevişmedim.
deniz taşıyorsa içinin zehri kabına sığmadığından.
seni hala seviyorsam aklımın kılıcı kalbe değmediğinden.
ne ışık ne de bir yol
salınır uçsuz bucaksız korkularım.
geçelim gel, hadi son kez.
yakıyor yakacaksa daha yaksın bu firar.
sen bana ederimden, ağrılı kederimden fazlasını hiç vermedin.
hüzünbaz bahçelerde düşüver üstüme ay
ışığında hiç sevişmedim.
sen bana ederimden, ağrılı kederimden fazlasını hiç vermedin.
hüzünbaz bahçelerde basıver üstüme ay
ışığında hiç sevişmedim.
söz - müzik : mabel matiz , burcu tatlıses
sabah soluyorken kararır içimde her geçen gün aşk
bir taşın sabrıyla susuyor zaman, hasretin duvar.
ne ışık ne de bir yol salınır uçsuz bucaksız korkularım.
geçelim gel hadi son kez
yakıyor yakacaksa daha yaksın bu firar.
sen bana ederimden, ağrılı kederimden fazlasını hiç vermedin.
hüzünbaz bahçelerde düşüver üstüme ay
ışığında hiç sevişmedim.
sen bana ederimden, ağrılı kederimden fazlasını hiç vermedin.
hüzünbaz bahçelerde basıver üstüme ay
ışığında hiç sevişmedim.
deniz taşıyorsa içinin zehri kabına sığmadığından.
seni hala seviyorsam aklımın kılıcı kalbe değmediğinden.
ne ışık ne de bir yol
salınır uçsuz bucaksız korkularım.
geçelim gel, hadi son kez.
yakıyor yakacaksa daha yaksın bu firar.
sen bana ederimden, ağrılı kederimden fazlasını hiç vermedin.
hüzünbaz bahçelerde düşüver üstüme ay
ışığında hiç sevişmedim.
sen bana ederimden, ağrılı kederimden fazlasını hiç vermedin.
hüzünbaz bahçelerde basıver üstüme ay
ışığında hiç sevişmedim.
devamını gör...
28.
nasa'ya göre ay, barut gibi kokmaktadır.
devamını gör...
29.
ben toprağının tadını merak ediyorum garip bir biçimde
devamını gör...
30.
hiç bir zaman gidilememiş
uydu.
uzayda istediğin yöne gidebilmen için aractaki
itici gazın ,,,uzay boşluğunda tepecek bir yogunluk bulması lazım
ucak jet mıtoru ile basıclı gaz cıkarıp nasıl ilerliyor diyen düşük iq lu çomara da gene
şöyle diyim o ucak atmosferik gazı tepebildiği için ilerleyebiliyor uzayda o tepeceğin kütle yok.
arabanın lastikleri sert zemine sürtünmese ilerleyebilirmisin suda ilerlesene yada havada??
ayrıca gaz yakıp cıkartmak için ateşli yanmaya gerek vardır uzay araclarında öyle bir hava da yok maalisef.
ucak örneğini veren çomarın bir üst versonu olan 4 puan daha fazla iq sahibi çomarda ;;
ee uydular var onlarda uzayda geziyor
görüyoruz var işte .. e onlar geziyor..
diyecek
onada su cevabım var
uydular tam olarak uzayda gezmez dünya yorungasında dırlar oda iyonosfer tabakası dahilindedir yani evet cok uzaktadırlar ama tam olarak dünya dısımda değillerdir
iyonosfer az da olsa tepecek gaz barındırır
yani adı üstünde iyom halde bi dünya gaz vardır
hatta bu iyon halindeki gazlar sayesinde
dünyadan yollana radyo snyali yansır ve gidwceği yere ulasır
tepecek birsey olöadıgı için uzayda istenilen yöne gisilemez
ayrıca aydan dünyaya radyo sinyali yolşayacak güçte bir verici o dönemde 200 küsür kilo gelir
aküleri ile 1000 kg gecer
yollanan apollo 13 de ne böyle vericiler nede aküler vardı ama maşallah cep telefonu varmıs gibi komustular
o tarihte öyle bir telsiz yok o mesafeden
alo kuaföre 3 çay diyebileceğin.. yok yani
heryerden tırt
japon elektronik yüksek mühendisine sordum jrc
japan radio company (uydu haberleşme firması)
de telsiz haberleşme mühendisi adam.
olmaz o iş dedi . yok öyle bir.telsiz dedi
hatta suan bile olmaz dedi olur ama 4 5 ton ağırlığı olur dedi .
onuda uydu kaldıramaz dedi.
uydu.
uzayda istediğin yöne gidebilmen için aractaki
itici gazın ,,,uzay boşluğunda tepecek bir yogunluk bulması lazım
ucak jet mıtoru ile basıclı gaz cıkarıp nasıl ilerliyor diyen düşük iq lu çomara da gene
şöyle diyim o ucak atmosferik gazı tepebildiği için ilerleyebiliyor uzayda o tepeceğin kütle yok.
arabanın lastikleri sert zemine sürtünmese ilerleyebilirmisin suda ilerlesene yada havada??
ayrıca gaz yakıp cıkartmak için ateşli yanmaya gerek vardır uzay araclarında öyle bir hava da yok maalisef.
ucak örneğini veren çomarın bir üst versonu olan 4 puan daha fazla iq sahibi çomarda ;;
ee uydular var onlarda uzayda geziyor
görüyoruz var işte .. e onlar geziyor..
diyecek
onada su cevabım var
uydular tam olarak uzayda gezmez dünya yorungasında dırlar oda iyonosfer tabakası dahilindedir yani evet cok uzaktadırlar ama tam olarak dünya dısımda değillerdir
iyonosfer az da olsa tepecek gaz barındırır
yani adı üstünde iyom halde bi dünya gaz vardır
hatta bu iyon halindeki gazlar sayesinde
dünyadan yollana radyo snyali yansır ve gidwceği yere ulasır
tepecek birsey olöadıgı için uzayda istenilen yöne gisilemez
ayrıca aydan dünyaya radyo sinyali yolşayacak güçte bir verici o dönemde 200 küsür kilo gelir
aküleri ile 1000 kg gecer
yollanan apollo 13 de ne böyle vericiler nede aküler vardı ama maşallah cep telefonu varmıs gibi komustular
o tarihte öyle bir telsiz yok o mesafeden
alo kuaföre 3 çay diyebileceğin.. yok yani
heryerden tırt
japon elektronik yüksek mühendisine sordum jrc
japan radio company (uydu haberleşme firması)
de telsiz haberleşme mühendisi adam.
olmaz o iş dedi . yok öyle bir.telsiz dedi
hatta suan bile olmaz dedi olur ama 4 5 ton ağırlığı olur dedi .
onuda uydu kaldıramaz dedi.
devamını gör...
31.
devamını gör...
32.
tarkan'ın en sevdiğim parçasıdır, o "ay" demesi yok mu, orada bitiyorum ben.
devamını gör...
33.
ihtiyaç molası'nin da bu isimde çok tatlı bir şarkısı vardır. *
devamını gör...
34.
mitolojik anlamı anlatmakla bitmez. fakat benim için farklı bir yere sahip. herkesin huzur bulduğu bir yer, yaptığında sakinleştiği bir eylem, içini döktüğü bir nesne vardır. benim için bu ay. gece oturur saatlerce izlerim, kimseye dökemediğim içimi dökerim, baktıkça huzurlanırım. odamın her yerinde bir ay vardır, lamba olsun kolye olsun fotoğraf olsun yastık olsun kazakların üstünde olsun telefonumda olsun. geceleri camımdan nasıl gözüküyorsa yastığımı oraya çekip ona bakarak uyurum. bana hiç kimsenin hiçbir yerin vermediği mutluluğu veriyor. şans getiriyor. ev gibi hissettiriyor.
devamını gör...
35.
insanın görüp görebileceği en büyük ayna.
ayna dedim ama, daha çok bir cam yansımasından başka birine bakmak gibi.
çaktırmadan, bakılan kişiye izlendiğini hissettirmeden.
ayna; çünkü aynı silüete yüzyıllar önce de insanlar baktı, bugün ben bakarken aynı saniyede birileri de o aynaya bakıyor ve yarın da başkaları bakacak.
"o kişinin" -hani vardır ya herkesin o kişi'si- gecenin bir vakti balkonundan izlediği ay benim baktığımla aynı.
yıllar önce ölmüş, hayranı olduğum bir sanatçının, bir savaşçının, bir bilim adamının baktığı ay benim baktığımla aynı.
daha da güzeli, hiçbir önemi olmayan, hiçbir tarih kitabında bahsedilmeyen, yüzyıllar önce gezegenin bambaşka bir yerinde yaşamış birinin, anlık bir bunalma ile başını kaldırıp ışığından medet umduğu ay benim baktığımla aynı.
insana kendini bundan daha "insan" hissettiren bir şey olabilir mi?
ayna dedim ama, daha çok bir cam yansımasından başka birine bakmak gibi.
çaktırmadan, bakılan kişiye izlendiğini hissettirmeden.
ayna; çünkü aynı silüete yüzyıllar önce de insanlar baktı, bugün ben bakarken aynı saniyede birileri de o aynaya bakıyor ve yarın da başkaları bakacak.
"o kişinin" -hani vardır ya herkesin o kişi'si- gecenin bir vakti balkonundan izlediği ay benim baktığımla aynı.
yıllar önce ölmüş, hayranı olduğum bir sanatçının, bir savaşçının, bir bilim adamının baktığı ay benim baktığımla aynı.
daha da güzeli, hiçbir önemi olmayan, hiçbir tarih kitabında bahsedilmeyen, yüzyıllar önce gezegenin bambaşka bir yerinde yaşamış birinin, anlık bir bunalma ile başını kaldırıp ışığından medet umduğu ay benim baktığımla aynı.
insana kendini bundan daha "insan" hissettiren bir şey olabilir mi?
devamını gör...
36.
devamını gör...
37.
dünyanın uydusudur, ve insanları duygusal olarak en çok etkilemiş gök cismi denilebilir, güneşten bile daha çok etkilemiştir. güneşle ilgili tapımlara ve mitlere ay ile ilgili olanlardan daha az rastlanılır. bunun sebebi insanların kendilerine ayı daha fazla benzetmeleri olabilir. ay da bizim gibi belirli döngülere tabiidir. güneş her zaman tam olarak görünür gözümüze. ay ise büyür, küçülür, kaybolur ve tüm evrene hükmeden doğum ve ölüm yasasına tabiidir. üç gece göremeyiz onu örneğin, bu onun ölümüdür. ve ölümünden sonra yeni ay olarak yeniden doğar. bu haliyle yaşamın ritimlerini mükemmel bir biçimde temsil eder. sularla, yağmurla, bitkilerle ve bereketle ilişkilendirilmiş olması bu yönüyle şaşırtıcı değildir.
buzul çağından beri ayın evrelerinin büyüsel yanı ve erdemleri insanlar tarafından bilinmektedir. ritmik değişimlerden ve bereket yönünden spiralle, yılan ve şimşekle temsil edilişine sibirya'nın buzul bölgesi kültürlerinde rastlanır.
zaman her yerde ay evreleriyle ölçülmüştür. bazı avcı ve toplayıcı göçebe halklar hâlen ay takvimi kullanır. islâm'da mübarek ve kutsal günler ay takvimine temellidir. hint-aryan dillerinde gök ile ilgili en eski kelime ay anlamına gelen kelimedir. cermenler zamanı geceye göre ölçerlerdi ve bugün bunun izleri gece kutlanan noel, paskalya, pentekost, aziz yuhanna günü gibi bayramlarda görülmektedir.
zamanın ay ile ölçülmesi daha canlı bir ölçüm olmasından çekici gelmiştir bize. değindiğimiz gibi sürekli yaşamla ilgili döngülere gönderme yapar. ay, su, yağmur, kadınların ve hayvanların doğurganlığı, bitkiler, ölümden sonra insanın kaderi, erginleme törenleri birbirlerine bağlanırlar.
arkaik insanın ayın kozmik kaderini keşfetmesi antropolojinin temelidir. çünkü ay her canlı gibi ölür ve yeniden doğuşuyla insanlara onların da yeniden doğucağına dair umutlar verir.
ayın sularla ilişkisi de yine döngüselliğiyle alakalıdır. hint inanışlarında ay sulardadır ve yağmur aydan gelir. iran su tanrıçası ardvisura anahita aynı zamanda ay tanrıçasıdır. babil ay tanrısı olan sin, suları da denetler. bazı kızılderili kabilelerinde de ay tanrısı aynı zamanda şu tanrısıdır. tufan olayı birçok dinde ve mitte vardır. ayın "öldüğü" üç güne denk düşer. felaket gerçekleşir ama bu bir felaket değildir aslen, çünkü ay yeniden doğacaktır ve sular altında kalan yeryüzünde kurtulan birkaç insan olur ve insan soyu yeniden türer.
ay ve bitkiler arasındaki bağ, suyla olan bağı gibi birçok bereket tanrısının aynı zamanda ay tanrısı olmasına yol açacak kadar güçlüdür. hathor, iştar, anaitis, dionysos, osiris...
bitkiler gibi hayvanların da bereketli olmak için aya ihtiyaçları vardır. büyük bereket tanrılarını temsil eden öküz boynuzları, tanrısal magna mater'in simgesidir. boynuz, aslen yeni ayın imgesidir, iki boynuz hilale benzer. bereket simgelerinin ay simgeleriyle birlikte varolması tarihöncesi çin uygarlıklarından kansu ve yang-kao ikonografisinde de sık rastlanan bir motif olmuştur. boynuzlar, çakan şimşeklerle (dolunay) ve eşkenar dörtgenlerle (dişilik) çerçevelenmiştir. ay ile bütünleşen en mühim hayvanlardan birisi yılandır. çünkü yılanlar deri değiştiririler ve döngüselliğe işaret eder bu. bereket, bilgi ve ölümsüzlük dağıtır. anadolu'da şahmeran böyledir. yılan tüm kadınların eşi olarak da görülür. bu yılanın fallusa benzeyişinden olabilir ancak asıl sebep kadınların adet görmesidir ve bu halde ayın kadınların ilk eşi olduğu miti yayılmıştır. papualar kadınların âdet görmesini, onların ay ile olan ilişkilerinin kanıtı olarak görürler ve ikonografilerinde kadınların cinsel organlarından çıkan sürüngenleri betimlerler. chirigularda ilk âdeti gördükten sonra gerçekleştirilen erginleme töreninin ardından kadınlar her yerde yılanları kovalarlar çünkü hastalıklarının kaynağı olarak onları görürler. pek çok halk yılanların kadınların adet görmesine sebep olduğuna inanmaktadır.
özetle ayın yaşam, enerji ve yenilenme kaynağı ve ritimlerin düzenleyicisi olarak kabul edilmesi tüm kozmik düzlemlerde bir ağ yaratmış, sonsuz çeşitlilikteki olaylar arasında benzerlikler ve paylaşımlar kurmuştur.
yazıyı yazarken mircea eliade'nin dinler tarihi serisinden faydalandım.
buzul çağından beri ayın evrelerinin büyüsel yanı ve erdemleri insanlar tarafından bilinmektedir. ritmik değişimlerden ve bereket yönünden spiralle, yılan ve şimşekle temsil edilişine sibirya'nın buzul bölgesi kültürlerinde rastlanır.
zaman her yerde ay evreleriyle ölçülmüştür. bazı avcı ve toplayıcı göçebe halklar hâlen ay takvimi kullanır. islâm'da mübarek ve kutsal günler ay takvimine temellidir. hint-aryan dillerinde gök ile ilgili en eski kelime ay anlamına gelen kelimedir. cermenler zamanı geceye göre ölçerlerdi ve bugün bunun izleri gece kutlanan noel, paskalya, pentekost, aziz yuhanna günü gibi bayramlarda görülmektedir.
zamanın ay ile ölçülmesi daha canlı bir ölçüm olmasından çekici gelmiştir bize. değindiğimiz gibi sürekli yaşamla ilgili döngülere gönderme yapar. ay, su, yağmur, kadınların ve hayvanların doğurganlığı, bitkiler, ölümden sonra insanın kaderi, erginleme törenleri birbirlerine bağlanırlar.
arkaik insanın ayın kozmik kaderini keşfetmesi antropolojinin temelidir. çünkü ay her canlı gibi ölür ve yeniden doğuşuyla insanlara onların da yeniden doğucağına dair umutlar verir.
ayın sularla ilişkisi de yine döngüselliğiyle alakalıdır. hint inanışlarında ay sulardadır ve yağmur aydan gelir. iran su tanrıçası ardvisura anahita aynı zamanda ay tanrıçasıdır. babil ay tanrısı olan sin, suları da denetler. bazı kızılderili kabilelerinde de ay tanrısı aynı zamanda şu tanrısıdır. tufan olayı birçok dinde ve mitte vardır. ayın "öldüğü" üç güne denk düşer. felaket gerçekleşir ama bu bir felaket değildir aslen, çünkü ay yeniden doğacaktır ve sular altında kalan yeryüzünde kurtulan birkaç insan olur ve insan soyu yeniden türer.
ay ve bitkiler arasındaki bağ, suyla olan bağı gibi birçok bereket tanrısının aynı zamanda ay tanrısı olmasına yol açacak kadar güçlüdür. hathor, iştar, anaitis, dionysos, osiris...
bitkiler gibi hayvanların da bereketli olmak için aya ihtiyaçları vardır. büyük bereket tanrılarını temsil eden öküz boynuzları, tanrısal magna mater'in simgesidir. boynuz, aslen yeni ayın imgesidir, iki boynuz hilale benzer. bereket simgelerinin ay simgeleriyle birlikte varolması tarihöncesi çin uygarlıklarından kansu ve yang-kao ikonografisinde de sık rastlanan bir motif olmuştur. boynuzlar, çakan şimşeklerle (dolunay) ve eşkenar dörtgenlerle (dişilik) çerçevelenmiştir. ay ile bütünleşen en mühim hayvanlardan birisi yılandır. çünkü yılanlar deri değiştiririler ve döngüselliğe işaret eder bu. bereket, bilgi ve ölümsüzlük dağıtır. anadolu'da şahmeran böyledir. yılan tüm kadınların eşi olarak da görülür. bu yılanın fallusa benzeyişinden olabilir ancak asıl sebep kadınların adet görmesidir ve bu halde ayın kadınların ilk eşi olduğu miti yayılmıştır. papualar kadınların âdet görmesini, onların ay ile olan ilişkilerinin kanıtı olarak görürler ve ikonografilerinde kadınların cinsel organlarından çıkan sürüngenleri betimlerler. chirigularda ilk âdeti gördükten sonra gerçekleştirilen erginleme töreninin ardından kadınlar her yerde yılanları kovalarlar çünkü hastalıklarının kaynağı olarak onları görürler. pek çok halk yılanların kadınların adet görmesine sebep olduğuna inanmaktadır.
özetle ayın yaşam, enerji ve yenilenme kaynağı ve ritimlerin düzenleyicisi olarak kabul edilmesi tüm kozmik düzlemlerde bir ağ yaratmış, sonsuz çeşitlilikteki olaylar arasında benzerlikler ve paylaşımlar kurmuştur.
yazıyı yazarken mircea eliade'nin dinler tarihi serisinden faydalandım.
devamını gör...
38.
dünyanın tek doğal uydusu, güneş sistemi içinde yer alan beşinci büyük doğal uydudur.
4,53e9 yaşındadır.
dünya ile arasındaki merkezden merkez uzaklık 384.403 km
çapı ise 3.474 km'dir.
hacmi dünya'nın hacminin %2'si kadardır.

kütlesi dünya kütlesinden 81,3 kat daha azdır. yüzeyinde kütleçekim etkisi yer çekiminin yaklaşık %17'sidir. ay, dünya'nın yörüngesinde bir turunu 27 gün 7 saatte tamamlar. dünya, ay ve güneş geometrisinde görülen periyodik değişimler sonucunda her 29,5 günde tekrar eden ay'ın evreleri oluşur.
gül yüzüne bakmak için teleskop almışlığım var. *
4,53e9 yaşındadır.
dünya ile arasındaki merkezden merkez uzaklık 384.403 km
çapı ise 3.474 km'dir.
hacmi dünya'nın hacminin %2'si kadardır.

kütlesi dünya kütlesinden 81,3 kat daha azdır. yüzeyinde kütleçekim etkisi yer çekiminin yaklaşık %17'sidir. ay, dünya'nın yörüngesinde bir turunu 27 gün 7 saatte tamamlar. dünya, ay ve güneş geometrisinde görülen periyodik değişimler sonucunda her 29,5 günde tekrar eden ay'ın evreleri oluşur.
gül yüzüne bakmak için teleskop almışlığım var. *
devamını gör...
39.
ay(moon); dünya'mızın tek doğal, güneş sistemi'nşn beşinci büyük uydusu olan ve güneş sistemi'nde yer alan bir gök cismidir. ay, aslında dünya'dan koparak oluşmuştur. ay'da atmosfer olmadığı için ay'ın yüzeyinde meteor çarpmasından dolayı sayısız krater vardır. ay, aynı zamanda mitolojiye ay kültü olarak geçmiştir. hatta ay ile ilgili ay takvimi ve ay güneş takvimi gibi ay yılı esaslı takvimler vardır. ay, bir nur kaynağı değildir; tam tersine ay, aynadır yani güneş'in ışığını dünya'ya yansıtır.
ilgili linkler:
1) bbc.com/turkce/vert-earth-3...
2) bilimgenc.tubitak.gov.tr/ma...
3) bbc.com/turkce/articles/crg...
4) evrimagaci.org/dunya-ve-ay-...
ay'ın uzaydan görünüşü
ay'ın dünya'dan görünüşü
ilgili linkler:
1) bbc.com/turkce/vert-earth-3...
2) bilimgenc.tubitak.gov.tr/ma...
3) bbc.com/turkce/articles/crg...
4) evrimagaci.org/dunya-ve-ay-...


devamını gör...
40.