81.
baba, içi benim için çok dolu ve karmaşık olan o kavram.
kendimi bu kadar sevdirmeye çalışıp da kendimi bu kadar yıprattığım bir başkası olur mu hayatımda bir daha, bilmem. tarifsiz bir boşluk hissi var içimde, zamanında senin doldurabileceğin. bana seni hatırlatan her şeyden ürküyorum baba. geçen gün beni çok sevdiğini söyleyip sarıldığında bile içim o kadar çatışmalı oldu ki. bir yanım suçlu hissetti neden hala kafaya taktığım için bazı şeyleri bir yanım ise sadece boş verdi, bazı şeyler tamir olmaz. yine de keşke biraz daha sakin olsaydın demek isterdim sana ancak hayatım boyunca asla yüzleşmeyeceğim seninle sanırım.
kendimi bu kadar sevdirmeye çalışıp da kendimi bu kadar yıprattığım bir başkası olur mu hayatımda bir daha, bilmem. tarifsiz bir boşluk hissi var içimde, zamanında senin doldurabileceğin. bana seni hatırlatan her şeyden ürküyorum baba. geçen gün beni çok sevdiğini söyleyip sarıldığında bile içim o kadar çatışmalı oldu ki. bir yanım suçlu hissetti neden hala kafaya taktığım için bazı şeyleri bir yanım ise sadece boş verdi, bazı şeyler tamir olmaz. yine de keşke biraz daha sakin olsaydın demek isterdim sana ancak hayatım boyunca asla yüzleşmeyeceğim seninle sanırım.
devamını gör...
82.
beni en çok hayal kırıklığına uğratan, yanımda olması gerektiği zamanlarda olmayışı en çok canımı yakan kişidir. kırgınlığım her geçen gün nefrete dönüşüyor ve bunu engelleyemiyorum. sakin olmam gerekiyor, onu en çok da kendi iyiliğim için affetmeliyim evet biliyorum bunları, duyuyorum. ama kimse anlamıyor gibi hissediyorum içimdeki savaşı. bu öyle bir şey ki ilk sevgiyle başladı, sonra o dış kabuk çatladı çatladı ve içeride sadece hayal kırıklığı kalmıştı. o kırılan parçaları birleştirmek, o iğrenç kırgınlığı herkesten saklamak için çok çabaladım, ama geceleri düşünüp ağlamaktan uyuyamamaya başlayınca böyle olmaması gerektiğini anladım. bir insan kalabalık caddelerdeki mutlu insanları gördükçe üzülür mü? oluyormuş. hayatın gündelik akışı tamamen acı veriyor, eğer ölmüş olsaydı hayal gücümde bir çınar olarak bile canlandırabilirdim onu. fakat yaşayan birisi ölülerden daha hazin olabiliyor işte, resmen davranışlarıyla kendi kendini bitiriyor. herkesin gözlerinde babamın hayata karşı olan kayıtsızlığını ve depresifliğini okumaya başladım, aynaya bakınca kendimde de ondan parçalar görüyorum ve dayanamıyorum. ona en çok ben kızgınım çünkü onu en çok ben sevmiştim, o benim kahramanımdı beni ne olursam olayım severdi -veya ben öyle olmasını umuyordum sadece-. ilk başarısızlığımda, ondan bir şeyler duymaya o kadar ihtiyacım varken beni görmedi bile. bir yıl sonra o da çöktü çok kötü bir kayıp yaşadık. o bahsettiğim ilk başarısızlığımın gecesinde onun bana ''seni olduğun gibi seviyorum ve ne yaparsan yap seveceğim, eğer yardım almayı düşünürsen her zaman arkanda olacağım'' diyeceği günü hayal etmiştim. ama öyle bir şey olmadı tabii bunların hepsini ben ona söyledim, sarıldım. o kaybını kısa sürede atlattı, pis egosu ve aç gözlülüğü yüzünden kaybı yaşamıştık zaten. egosunu da geri kazandı ve beni unuttu işte. ne kadar çok iyi niyetimi gösterirsem o kadar kırıyor beni, çünkü o da bunu görmüş babasından. önceleri kendime çok sorun yapardım böyle şeyleri ve çok üzülürdüm. fakat bu konu hakkında araştırdıkça kendimi onun geçmişi için suçlamamam gerektiğini fark ettim. eğer isteseydi yapardı, eğer isteseydi şuan standartlarımız çok farklı olurdu fakat istemedi. değişti çünkü şartları kötüleşti, şartlar zekasını kullanmaya zorladı onu. ve her şeye her zaman çok geç kalmış bir adam oluverdi. fakat ben onun ebeveyni değilim, annem de değil. yaşadığı hayat yaptığı seçimlerden ibaret ve o böyle olmasını seçti. bundan sonra ben de kendim için iyi şeyler seçeceğim çünkü biliyor musunuz geçmişe dönüp baktığımda babamdan her zaman daha güçlü, azimli, çalışkan olduğumu görüyorum iyi şeyleri hak ediyorum. fakat aynı zamanda geçmişte ödül olarak da insanlar tarafından iyi feedback'ler almayı beklemişim, hiçbir zaman kendimi sevip kabullenememişim. hep bir kendine karşı nefret, hep bir öfke, hep bir başkasına kendinden daha çok bağlı olma hali.. mükemmel vücut, mükemmel notlar, mükemmel dostlar. bunlar bir gün var diğer gün yok, işte babam kendimle ilgili gerçeklik algımı bu kadar bozmuş. ona her zaman üzülmesi için bir alan tanıdım, sonsuz sevdim, birazcık gurur duysun benimle diye. ama kendim için asla bu alanı yaratmadım. zamanla küçük bir anneye evrildiğimi şimdi daha iyi fark ediyorum. bu yanımı aslında seviyorum çünkü kendi kendime sahip çıkabilmemi sağlıyor. evet küçük anne yanımı affediyorum ve kötü dünyadan onu daha çok koruyacağıma söz veriyorum özellikle de babamdan. sevgi her şeyi iyileştirir mi dersiniz? sevgi ayaklarımı yerden kesiyor ve sanki babamın alıp götürdüğü renkleri yerine özenle yerleştiriyor. kendine olan sevgi, yaşadığın yere olan sevgi, basit hoş bir müzik, uzun yazılar yazdıktan sonra gelen o hafifleme hissi.. hepsini çok seviyorum.
tanım: babayı baba yapan şey size hissettirdiği sevgi ve huzurdur, her çocuk bu hisleri görmeyi hak eder. bu hisleri göstermemek ise çocuğun değil babanın suçudur. günün sonunda her insan kendisinin ebeveyni olabilmeli, görmediği şefkati kendisine göstermelidir.
tanım: babayı baba yapan şey size hissettirdiği sevgi ve huzurdur, her çocuk bu hisleri görmeyi hak eder. bu hisleri göstermemek ise çocuğun değil babanın suçudur. günün sonunda her insan kendisinin ebeveyni olabilmeli, görmediği şefkati kendisine göstermelidir.
devamını gör...
83.
babamız bizi sevmedi çirkiniz... baba zula
devamını gör...
84.
yaşlı başlı bilge adam kutsal ruh.
devamını gör...
85.
merhaba baba, ben bugün yine seni sevmeden uyuyacağım ve bunun için çok üzgünüm. bana iyi gelmiyorsun, gitmen için rüşvet teklif etmeyi düşünüyorum tanrıya, sence kabul eder mi?
devamını gör...
86.
ölü olması tahmin edemeyeceğiniz sonuçlar yaratıyor. öleli 25 sene olsa bile.
devamını gör...
87.
benim babam kafa dengi bu yaşıma kadar sıkıntı yaşamadım. adamın ham maddesi be.
devamını gör...
88.
(ba)^2
devamını gör...
89.
kendisiyle aramın, pek iyi olmadığı akrabam.
devamını gör...
90.
her evime geldiğinde bu güzelmiş teğmen ver sen bana bunu deyip dünyanın parasını verip aldığım ayakkabılarımdan götüren insan lol.
devamını gör...
91.
çoğu kişi için hayatının kahramanı, sığınabileceği tek liman ama benim için kaçmak istediğim bir tuzak.
devamını gör...
92.
varlığında sıkça zıtlıklar silsilesiyle bir çatışmanın tarafı olan, yokluğuyla derin bir boşluğa düşüldüğünde varlığının anlamlı olduğunun farkedildiği insan.
yaşadığımız sürece belki onlarca insan ölüyor yakın çevremizde ve hatta bazılarının ölümüne gözlerimizle şahit oluyoruz ama hiçbiri, evimizin içinden olan kayıp kadar etkilemiyor bizi.
hemen kendini “ayrıcalıklı insan” statüsüne ekliyorsun. toplum senden hızlı davranıp yetim etiketini yapıştırıveriyor. anne veya babanın kaybıyla karşılaştığında yaşın ne kadar büyükse o kadar şanslısın, acıyan gözlerin kapsama alanından uzak kaldığın veya maruz kalmadığın için.
artık eksikliğin ne olduğunu bildiğin bir döneme girmiş bulunuyorsun.
(elbette bu dönemi sadece babanın kaybı açmaz, anne ve kardeş de bu döneme kapı açan kayıp olabilir, konu baba olduğu için onun üzerinden ilerliyorum.)
bu dönemin hemen ortalarına geldiğinde ise “kıyas” yapmaya başlıyorsun. bunu aslında kaybı ilk yaşadığında da yapmıştın ama isteyerek olmadığı için farkında olamadın. hatırla; “neden ben, neden benim babam?” sorusunu sormuştun.
senden sonra babasının kaybını yaşayan herkesle bir düello yaşıyorsun. tabi bu düellolarda herzaman kazanmanın imkansız olduğunu sen de biliyorsun ama yine de yapmaktan alıkoyamıyorsun kendini.
- benim babam öldüğünde ben 20 yaşımdaydım. o en azından babasıyla 50 yaşına kadar yaşadı, şanslıymış.
- benim babam öldüğünde ben 20 yaşımdaydım. o babasıyla 7 yaşına kadar yaşayabildi, ben daha şanslıymışım.
çok geçmeden bu yaptığının saçmalık olduğunu düşünmeye başlıyorsun. çünkü artık kabullenme dönemine giriyorsun. yaşamanın sonu olan bir eylem olduğunu, kaybettiklerine yanmak, isyan etmek yerine; yaşamaya devam etmeyi, geçmişle yaşamak yerine geçmişe rağmen yaşamayı öğreniyorsun.
bu serüvenin ne kadar süreceği sana bağlı, ne kadar hızlı öğrenirsen; hayat o kadar yaşanır hale geliyor.
yaşadığımız sürece belki onlarca insan ölüyor yakın çevremizde ve hatta bazılarının ölümüne gözlerimizle şahit oluyoruz ama hiçbiri, evimizin içinden olan kayıp kadar etkilemiyor bizi.
hemen kendini “ayrıcalıklı insan” statüsüne ekliyorsun. toplum senden hızlı davranıp yetim etiketini yapıştırıveriyor. anne veya babanın kaybıyla karşılaştığında yaşın ne kadar büyükse o kadar şanslısın, acıyan gözlerin kapsama alanından uzak kaldığın veya maruz kalmadığın için.
artık eksikliğin ne olduğunu bildiğin bir döneme girmiş bulunuyorsun.
(elbette bu dönemi sadece babanın kaybı açmaz, anne ve kardeş de bu döneme kapı açan kayıp olabilir, konu baba olduğu için onun üzerinden ilerliyorum.)
bu dönemin hemen ortalarına geldiğinde ise “kıyas” yapmaya başlıyorsun. bunu aslında kaybı ilk yaşadığında da yapmıştın ama isteyerek olmadığı için farkında olamadın. hatırla; “neden ben, neden benim babam?” sorusunu sormuştun.
senden sonra babasının kaybını yaşayan herkesle bir düello yaşıyorsun. tabi bu düellolarda herzaman kazanmanın imkansız olduğunu sen de biliyorsun ama yine de yapmaktan alıkoyamıyorsun kendini.
- benim babam öldüğünde ben 20 yaşımdaydım. o en azından babasıyla 50 yaşına kadar yaşadı, şanslıymış.
- benim babam öldüğünde ben 20 yaşımdaydım. o babasıyla 7 yaşına kadar yaşayabildi, ben daha şanslıymışım.
çok geçmeden bu yaptığının saçmalık olduğunu düşünmeye başlıyorsun. çünkü artık kabullenme dönemine giriyorsun. yaşamanın sonu olan bir eylem olduğunu, kaybettiklerine yanmak, isyan etmek yerine; yaşamaya devam etmeyi, geçmişle yaşamak yerine geçmişe rağmen yaşamayı öğreniyorsun.
bu serüvenin ne kadar süreceği sana bağlı, ne kadar hızlı öğrenirsen; hayat o kadar yaşanır hale geliyor.
devamını gör...
93.
babanız hayatta ise gölgesi yeter düştüğünüz yerden kalmanıza, hala çocuksunuzdur 'bu da gecer' dediği an azalır yaralarımız.ama ne zaman ecel gelir onu kaybedersiniz işte o gün büyümek zorunda kalırsınız. yalnızsınızdır hayatta , tek başına mücadele etmeniz gerekir. yaralarımızı saran kimseniz kalmamıştır.
devamını gör...
94.
amcanın 2 katı olan insan kişisi.
devamını gör...
95.
iskele ve şam çeşidi bulunan biyolojik bağ, gen havuzu süzgeci. ekseriyetle kadınlar için kalp erkekler için karın ağrısıdır.
uzun bir hikâye. heybetli ve uzun hikâye. gecenin sükunetini bozmama adına kısa keselim.
uzun bir hikâye. heybetli ve uzun hikâye. gecenin sükunetini bozmama adına kısa keselim.
devamını gör...
96.
varlığını yokluğunda en derinden hissettiren aile bireyi.
devamını gör...
97.
aklıma istemsizce "buba,babey,baboli,babba,papa,dad,peder" gibi kelimeleri getiren kelimedir.
devamını gör...
98.
allah başımdan eksik etmesin. gölgesi yeter.
devamını gör...
99.
bazıları için baba diye yazılır yara diye okunur.
devamını gör...
100.
bir bireydir. bazılarımız için varlığıyla yokluğu birdir.
devamını gör...