101.
koca bir hayalkirikligi yara.
devamını gör...
102.
allah rahmet eylesin nur içinde yatsın.
devamını gör...
103.
cahil, korkak, yalaka, surekli kaygili, kendine guvensiz, kontrolcu, elestirel, mutlu olmayi bilmeyen, mutlulugu da kiskanan leş gibi bir gizli narsist. ne yaptiysam fayda etmedi. simdi kendi yarattigi canavarin bedelini oduyor.
devamını gör...
104.
babam. hiç düşünmüyormuş gibi olsa da en çok düşünen, hiç sevmiyormuş gibi dursa da en çok sevendir. baba sessiz gemidir. uzakta olsa, yakında olsa seni bekler, yuvandır, ocaktır. baba güneştir. güneşin ne kadar parlarsa sende öyle parlarsın.

not: genelleme yapmadım. hiçbir anne-baba bir değildir.
devamını gör...
105.
büyük yaradır. kapanmaz, acıtır.
devamını gör...
106.
sevgili "tuzluyeşileriğinkamaştırdığıdiş" dediği gibi, varlığı yokluğunda öyle derin hissediliyor ki, koskoca ev sanki bomboş kalmış gibi geliyor insana. sesi, soluğu... her kısmıyla kaybetmekten öyle korkuyor ki insan, sadece işime gelince inandığım tanrıdan en büyük isteğim bir an önce sağlığına kavuşabilmesi, benim canımdan alıp ona can katsın istiyorum, onu kaybetmekten çok korkuyorum, çok
devamını gör...
107.
hiçbir şey istemeyen(su bile),mümkün olduğunca iletişim kurmayan,genelde konuşmadan hatta görmeden geçirdiğim günler olan,benim için cüzdan olan ve eve malzemeler getiren kişi.

sevin,ilgilenin be çocuklarınızla!yoksa ne anlamı var baba olmanın.sonra insanlar saçma sapan yerlere gidiyor.

nasıl bir ailede yaşıyorum lan ben!
kafa dağıtmaya geldiğim yerden dert keder yüklenerek çıkıyorum bazen.
neyse iyiyim.*
devamını gör...
108.
yaşasaydı bugün 70 yaşını kutlayacaktık. ne büyük, şaşalı bir kutlama olacaktı kim bilir. “dile kolay kızım 70’i devirdim” diyecekti eminim. “e bu kadar mı” diye sızlanacaktı yarı şaka; “yaa babaaa” dediğimizde de tamam, tamam diye basacaktı kahkahayı. tırnağın olamazdık, olamadık da. sen hep daha büyük sürprizler bulabildin bizimkilerden. yaşamadın, kutlayamadık. belki de becerirdik bu defa be baba. gerçi hiçbirinde gözüm yok hoş, keşke yaşasaydın da sarılsaydım sana bir kez daha. gözlerin dolsaydı, yooo ne alakası var deseydin sen de.
ölüler özleyemiyordur umarım…
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
109.
savunmayı öğren demek isterken
sınıf arkadaşlarını döv diyen varlık
devamını gör...
110.
hayatımında en çok özlediğim kişi, çocukluğumun en güzel yanı...

seneler seneler geçti üzerinden ama hala en ufak bir anımız aklıma gelince gözlerim doluyor, çok özlüyorum. çok isterdim benim bu hallerimi görmeni, evladınla gurur duymanı.
devamını gör...
111.
en yakın arkadaşın sözlükteki karşılığıydı benim için. birlikte maç izleyip, rakı içtiğim, fener-gs kavgası ettiğim, haftasonlarının uzun yol arkadaşı. dayak atmadan da ders verilebileceğini, ses yükseltmeden de kızabileceğinin canlı kanıtıydı. ve ansızın gitmelerin. kısacası hayatı öğretendi.
devamını gör...
112.
allah'ın yeryüzündeki karşılığıdır.
devamını gör...
113.
bursa'da döner kavşak yerine kullanılan kelime. araç ile şehir dışında bursa'ya gelip herhangi birisine yol sorduğunuzda ''babadan sola dön'' diye bir tabir duyarsanız şaşırmayın.
devamını gör...
114.

uzak yoldan geldim
hasretim için
hani nerde babam muharrem
nerde ?


devamını gör...
115.
öleli 5 yıl olan, hayatımda yapmak istediklerimi yaptıkça, çok istediğim bir şeyde başarılı oldukça mezarına bir çiçek daha ektiğim kişi. çünkü bugünüm geçmişime, geçmişim ona ait
devamını gör...
116.
bi gün babam dükkandan kovdu beni, bende daha sonra gittim valelik işi buldum, şehrin ünlü bir mekanında. güzel bir gece kulübü. yazın..
ehliyetim bile yok o sıra.
aylık 2 bin liraya anlaştım.
tabi hâlâ evde kalıyorum ama babam sabah 5’te işe gidiyor, ben 6’da işten dönüyorum. karşılaşmıyoruz pek. rahatım.
bir gün akşamüstü saatleri, (benim için öğlen), tak diye babam odaya bir girdi. hemen salağa yattım, uyuyor taklidi yapıyorum. cebinden para çıkardı, benim pantolonun cebine bi soktu elini, bende tomarla para.
aylık 2 bin liraya çalışıyordum ama bahşişlerle 15 bini buluyordu o miktar.
babamda param yok benim fakirim sanıyor.
“kalk lan çabuk” dedi kervana bi taktı beni bir saat neden o kadar çok param olduğunu anlattım. tokat falan yedim illagel işler mi çeviriyorum acaba diye..
sonra tekrar dükkan devam.
kervan iki.

çok değişik insanlar değil mi ya?
devamını gör...
117.
bazı oyuncular vardır filmden veya diziden ayrı sadece kendini izletir. dizi hakkında hiçbir fikrim yok ama haluk bilginer'i fragmanda izlemek tarifsiz bir his uyandırdı bende. uzun zamandır oyunculuğuna tanık etmediğim için belki de. umarım kendisi için kaliteli bir proje olur.
devamını gör...
118.
kimileri için varlığıyla huzur, yokluğuyla hüzün olandır.
benim için öyleydi.
sesini unuttum, en çok ona üzülüyorum.
devamını gör...
119.
sekiz köşe kasketiyle omuzunda sakosuyla...
devamını gör...
120.
dün gece ailemin yanında çocukluğumun geçtiği evde, kapaklarında kalp kırıklarımı ve isyanlarımı anlatan sözlerin yazdığı bir dolabın karşısında sesini duymayı huzur bildiğim birinle telefonda konuşurken salondan bir ses yükseldi 'rooooob', geliyorum diye yanıtladım ve içeriye geçtim.

çocukluğumdan beri babam ne zaman adımı seslense ve içeriye çağırsa hafif bir telaş ya da korku kaplar içimi. çünkü pek ele avuca sığmayan bir çocuk ve komşuları tarafından sürekli ispiyonlanan bir ergen olmuştum. yaşadığımız küçük ilçenin ahlak sınırlarında ben hep ya kıyıda köşede ya da bu sınırların dışında kalıyordum. bu yüzden ara ara kızmak ara ara da akıl vermek için babam tarafından böyle çağrıldığımda toplumun geneline aykırı bir durum yaşamışımdır. dün babam içeriden seslenince bir an aklımdan bu geçti. babam her ne kadar çevresinin tesirinde kalsa da genellikle bizi sırtlamış ve destek olmuştur elinden geldiğince. kendi yetiştirilme tarzının ve öğretilerinin de dışına çıkmıştır. ve bunu "biz okuyamadık ama sizi kendi yetiştiğimizden daha iyi yetiştirmeye çalıştık. siz de çocuklarınızı bizden iyi yetiştirin." diyerek kelama dökmüştür.

o iyi bir baba aynı zamanda da iyi bir abi'dir. çünkü babası ona "bana bir şey olursa kardeşlerine sen babalık edeceksin." diye vasiyet etmiştir. bu yüzden de defalarca ve defalarca düşen kardeşlerinin elinden tuttuğuna hep beraber şahitlik ettik. ki çoğu zaman bu destek kendini dara sokmak pahasına bile olsa yapılmıştır. ki dedemi kaybedeli çok, babaannemi kaybedeli ise birkaç yıl oluyor. bu yüzden artık o hem bize hem de yaşı elliyi geçmesine rağmen hâlâ bir şekilde kendi ihmalleri yüzünden hem kendi hayatına hem de babamın hayatına hüznü gark eden amcama babalık ediyor. amcam ailenin genetik mirası olan diyabetten muzdarip. ama bu hastalık bizim için öğrenilmiş ve de kontrol altında tutulabilir bir hastalık. ancak amcam bir kez kör olmasına, bir kez tüm vücudunu zehirlemesine rağmen ben iyiyim diyerek ilaçlarını düzenli kullanmadığı için son üç ay içinde önce parmağını, sonra ayağını, sonra dizinden altını, en sonda kalçasının altından tüm bacağını kaybetti. ve bu süreçte her ameliyat onunla birlikte bizim de hayatımıza travmaları soktu.

en son ameliyat öncesi covid de kapan amcama bulaşıcı hastalıklar servisinde iki gün refakat etmek zorunda kalan babam yaklaşık beş gündür kulubesinde tek başına karantinaydı - ki kendi hayatını riske atıp bu refakati yapmak zorunda kaldı çünkü kendisi de hem diyabet hem de kalp hastası-. cuma akşamı çok sıkıldığı ve belirti göstermediği için eve yemeğe geldi. cumartesi çok halsiz olduğunu, sürekli uyuduğunu ve de eklemlerinin ağrıdığını söylediğinde hemen onu test için hastaneye yolladık. ve bu esnada yine kulubeye geri döndü. çünkü evde annemin bakımını üstlendiği yaşlı anneanne vardı ki covidi atlatma olasılığı çok düşüktü. akşama dek kendimizce çeşitli endişelere gark olduk. mesela annem, babam hastalanırsa diye çok korkarken; ozi arkadaşı tatilde onlarda kalamayacak diye hüzünleniyordu. babam ise kulubesinde bir başınaydı ve ben nedense kendi dünyevi hallerim yüzünden onun da bu durumdan çok korkabileceğini hesaba bile katmamıştım. *

akşam ablam test sonucunun negatif olduğu müjdesini verince babamı akşam yemeğine çağırdık. rahat bir nefes ve huzurla yemeğimizi yedik. yemek sonrası ablam biz eve gidelim siz de erkenden yatıp dinlenin dediğinde babam, yok gitmeyin rob zaten yarın sabah gidecek ben sizinle oturmak istiyorum dediği için çayımızı demledik. o esnada ben de eşyalarımı toplayıp bir yandan da telefondaydım ki babamın sesini duydum. "roooob!'

çayımı alıp içeriye geçtiğimde babam konuşmaya başladı.
" çocuklar ben babamın beni çok sevdiğini biliyordum ama bana hiç seni seviyorum oğlum, demedi. artık yaşlandım. belki bir daha fırsatım olmaz. bunu söylemeden ölmek istemiyorum sizi çok seviyorum kızlarım, iyi ki varsınız." dedi.
ben her zaman ailenin temas bağımlısı olduğum için hemen sarılıp, gülümseyerek " biz de seni çok seviyoruz baba." dedim. ablam da gelip sarıldı, sevgisini dile getirdi buğulu gözleriyle ve biz bir yumak halindeyken annemin hıçkırıklarını duydum. babasına çok düşkün olduğu için dedem mi, diye sordum. yok şimdi niye böyle konuştu bu adam öleceğini mi hissetti, dedi. yine birkaç insan bir cümleden bambaşka birçok anlam çıkarmış ve her birimiz bambaşka duygular içine girmiştik. benim için defalarca "paşa kızlarım benim, benim kızlarım bir tanedir, iyi ki siz benim çocuklarımsınız..." söz öbeklerindeki sevginin başka kelimelere dökülüşüydü sadece. ve burada bugünü hiç unutmayayım diye not düşüldü.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"baba" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim