121.
cennetin orta kapısı.
devamını gör...
122.
merhaba baba.
bu mektup sana ulaşmayacak muhtemelen, olsun. sadece anlatmak istiyorum bu sefer. yüzüne söyleyebilseydim bunları, sözümü keserdin. türlü kelime oyunlarıyla haklı çıkardın. belki konuyu değiştirirdin. ve ben, içimde kelimelerle vücut bulmak isteyen olarca duyguyla karşında susuverirdim. evet, sana benziyorum. kelimelerle aram iyi. ama senin kadar değil. iyi tartışırım, hem de herkesle. bir tek seninle değil. bir tek senin karşında susup konuşmanı bitirmeni bekliyorum. bir tek seni görmezden gelemiyorum. yıllar sonra seni terapistime nasıl anlatırım bilmiyorum. çünkü esasında maddi manevi hep arkamda duran, iyi bir babasın. ama beynimdeki zincirler de senin eserin. seni suçlamıyorum. sadece anlamanı istiyorum. sadece anlamanı.
devamını gör...
123.
lan bir gün baba olabilecek miyiz. ah, of ne varsa hepsini çekiyorum. ama allah'ım sanki ekstra zorluklar yok mu hayatımda? anasını satayım ya. bomboş oluyorum bazen. şu halimle yazmak sözlüğe de ayıp aslında. millet mesaisini harcayıp okuyor. yalanlayabileceğimiz bir nimetin de yok kabul, o halde hangi nimetini yalanlayabiliriz ki? ama hala anlayamiyorum. zalime verdikçe veriyorsun. neden sonraya kalıyor hesap. bunu sormam bile hadsizlik tamam da, ben ne yapayım cennette iyiliği, güzelliği... tamam malım kabul ediyorum. ama şu an cennete gidip sonsuza kadar yaşamak bana cazip gelmiyor artık. lanet olsun ya. huri kontenjanından falan da yararlanmak istemiyorum. her şey yalan geliyor her şey sahte. okey sen gerçeksin. bunu kabul edince zaten otomatikman kaderime razı olmam gerekiyor. ama bak hiç abartmıyorum; bari başka zamanda gelseydim dünyaya, yemin ederim hasbîlerle birlikte ölüme giderdim. bazıları ölmeyi çok iyi bilir değil mi? savaş meydanında, er meydanında coşku ile kılıç sallardım. öldürmek çok bana göre değil; ama ölürdüm lan. ölürdüm. şimdi ölmek için de ne dini bir sebep ne de vatani bir sebep var. dindarlar aslında münafık, vatanseverim diye bağıran şerefsizler hain. bu kelimeyi kullanmaktan da nefret ediyorum. hain kelimesini. ya ben vallahi yanlış yerde yanlış zamanda doğmuşum. benim hakkım ıssız arap çöllerinde gezen bir bedevi olmaktı. ben bir tas koyun yoğurdu bulsam doyardım. bana gece çölün soğukluğu kafi gelirdi... şimdi her şeyi istiyorum, hiçbir şey olmuyor... neyse şimdilik bu kadar, rabbim, amin.
devamını gör...
124.
kiminin kanayan yarası. kiminin en büyük merakı. kiminin ise kaybetmekten en çok korktuğu sevgilisi. kızların ise iyi veya kötü ilk aşkı .
devamını gör...
125.
aradım az önce , hiç git dememiş gibi bana “ hala halanda mısın” dedi sonra “git dedin geri gelmedim “ dedim. sonra bana “ işte benim kızım “ dedi.
ve barıştık sanırım artık mutlu uyuyacağım.
seni seviyorum babacığım *
devamını gör...
126.
kimi çocuk için dağ kimi çocuk için enkaz. kimi çocuk için hayatta en nefret ettiği kişi kimi çocuk için hayatta en sevdiği kişi. kimi çocuk için sırtını yaslandığı kimi çocuk için sırtından bıçakladığı. kimi çocuk için adaletin diğer adı kimi çocuk için haksızlığın vücut bulmuş hali. bir baba ya yaradır ya da merhem. o yüzden ne olur evlatlarına yara olan baba olmayın çünkü ilerde birgün içlerindeki boşluğu dolduramayacaklarını anladıklarında çok büyük enkazın altında kalacaklar.
devamını gör...
127.
çok bir etkisi yok ama arada özler, ölse üzülürüm
devamını gör...
128.
genelleme yaptığımızı düşünenler varsa onlar için şöyle bir açıklama yapabiliriz
biz buraya bazı babaların yapabileceği kötülükleri yazıyoruz
her baba aynı olmasa da hepsinin ortak bir özelliği vardır
iyi olanı iyi etkiler
kötü olanı da tam tersine kötü etkiler

aşkım dediğin eşine bağırmak
"çocuğu sen böyle yapıyorsun ona bunları sen öğretiyorsun" tarzı klasik sözler
okuldaki çocukları durduk yere döveceksin, aslan gibi olucaksın, kardeşinle kavga edeceksin.
bu söylediklerimi kulağına küpe yapmassan gay olursun
hangi işte para varsa o işi yapıcaksın
benim sözümden dışarı çıkmayacaksın

derdini annene söylersin, o da milletin babası daha beterini yapıyor, zen buna dua et gibi konuşmaya başlar

baş kaldırması gereken biri varsa
o da sensin

biz de her insan gibi anneden babadan geliyoruz
dünyaya göz açmak için bir yerden gelmek lazım
kro
keko
hırbo

farketmez.
yaşamak güzeldir)
baban kim olursa olsun
biz herşeye rağmen zenginle zengin gibi
fakirle fakir gibi
amerikalıyla amerikalı gibi
almanla alman gibi
fransızla fransız gibi
kim olursa olsun herkesle iyi anlaşmaya devam edeceğiz
çünkü gelecek bizim elimizde)
dinazorların devri gibi bu da geçer
devamını gör...
129.
gemi tekne gibi
deniz araçlarının kıçını karaya bağlamak için kullanılan iri demir kütle.limanlarda ki mantar gibi görünen bodur demir kütlesi
devamını gör...
130.
her aradığımda açan,
açamayacak kadar çok işi olduğunda hemen dönen,
sevgisini kendine göre ifade eden,
küçüklüğümden beri,
işine özenine,
kendine özenine,
hayran olduğum insan.
eski beri
gömleklerinin
parfümlerinin
hayranıyım.
her kız çocuğu babası gibi adam arar lafı gerçek.
birde eğlence anlayışlarımız uysa, tadından yenmeyecek.
ama işte bu dünya da her istediğimiz olmuyor.
olduğu kadar,
olmadığı kader.
devamını gör...
131.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
132.
babam toprak oluyor
gece
yaşlanıp yağan suyla
toprak babam oluyor
sabah
o'nun çaresizliği bulut gözümde
böyle mi baba olunur anne
?
devamını gör...
133.
elde telefon tanim okuyup vakit öldürürken önüme gelen baba basligi ile aklima gelen ilk sey, ulan ben babami cep telefonuyka hic arayamadim ya. babam, peder vs gibi kayit etmedim telefona. hic cep telefonu olmadi adamin. cennete gitmeden kisa bi sure once yeni bi telefon almistim bu anlattigim 18 sene once tabi eline alip "ulan nasil yapmislar suncacik seyi kolayliga bak" demisti.
vay arkadas telefoni yere vurasim geldi su an. bugunlere geldiksey sayende be adam.
devamını gör...
134.
baba aslında modeldir çocuk için. iyi model mi kötü model mi olduğunu toyluk zamanlarında değil de olgunlaşma eşiğini geçince anlıyor insan. özgüvensiz babalar özgüvensiz çocuklar yetiştirir. kimi zaman da babanın hâl, hareket ve davranış biçiminden nasıl olmaman nasıl davranmaman gerektiğini öğrenirsin. her halükârda bir şey öğretir baba. iyisiyle kötüsüyle ya da kendinde biriktirdiğin hayat bardağında suyun ne kadarını teşkil ettiği kişinin hayata bakış açısına göre de değişir. baba her çocuğun yüreğinde değişik anlamlara gelir.
devamını gör...
135.
baba, bir güç kaynağıdır. ne zaman zorda kalır iseniz o sizi motive eder, herşeyin daha güzel olacağını diler ve sizide o moda sokar. anneler gibi kötü bir olay yaşandığında kabakuvvete danışır elbette, fakat anne gibi odaya kapanıp bir daha sizinle görüşmeme gibi bir durumu olmaz, yanınıza gelir olayı yatıştırır, yaşama sevincinizinin kildini aralar. ha anne ler bunu yapmıyor mu? evet yapıyorlar,fakat genelde sizi anlamaz ve ne yapılması gerektiğini söyler ve size öneriyle yatıştırır baba gibi empati yaparak karşılamazlar. babanız sizi bilir, ne açıklarsanız anlayışla karşılar, onun sizi terslediği tek durum sizin onu terslediğiniz durumdur. benim babamda dediklerinin hiçbiri yok diyebilirsiniz,normal. bu babanızın size karşı algıladığı bir tanımdır. her zaman sizin denginiz ne ise size öyle davranır.babanız size kendi isteğiyle küsme isteğinde bulunmaz.baba,her ne kadar kendinizi bağımsız ve tek başınıza yönetebilecek gibi hissetseniz bile, babanız buralardan göçtüğünde
onsuz kendinizi boşluk içinde bulacaksınız. babalarımızla sohbet edelim,hal hatır soralım,anılar canlandıralım,hobilerimizi doya doya gerçekleştirelim .ve en önemlisi babalarımızın değerini bilelim..
devamını gör...
136.
biliyorum. hatalar yaptım. aslına bakarsanız o beni boşluğa itmeden önce benim ciddi anlamda tek bir hatam bile olmamıştı. herkesten önce o koydu beni kapının önüne. o beni kimsesiz bıraktı. bir babam var evet ama yok. başın sıkıştığında öyle gidip dert yanamadım yukarıda anlatıldığı gibi. anlattığım şeylerin çoğu yüzüme vurulmak için hali hazırda bekledi hep. vuruldu da. saçım taranmadı. başım okşanmadı. biz hep korktuk ondan. annem ve ben. o gelmeden sarhoş kafasıyla kavga çıkarmasın diye erkenden uyumaya çalıştık. hatalarının sebebi de biziz ona göre. veya kendinden başka herkes.
anlatamadım yani. baba ben çok üzgünüm çünkü böyle oldu dediğim zamanlarda bile suçlu ben çıkıyordum her ne anlatsam. ilkokulda çok fazla dışlandığım dönemde bunu ağlayarak anlattığımda bile suçlusu bendim. kızmıştı. en başarılı olmak gerekiyor, hatasız olmak gerek onun evladı olabilmek için. kadın olduğum için bütün problem belki de. belki de erkek olamadığım için. hep küs. hep küs. neden peki. neden? neden küser ki insan ortaokuldaki çocuğuna. ortaokuldan beri barışık olduğumuz zamanlar çok azdı zaten. şimdi ipler tümden koptu. bu olduğu içinde mutluyum aslında.
bir adamla yuva kurup huzursuz olduğum evden çıkıp gitmek istemekte benim suçumdu. bir insanı tanımak istemekte benim - küfür edemem ama siz anladınız- olmamdan kaynaklıydı.
o evde oturup televizyon karşısında pineklerken tarlada annemle çalıştık. fatura ödedik. ya da gecenin bir körü ben götürdüm kardeşimi hastaneye. her şey sorun. her şey. nasıl anlatsam ki. şimdi salmam diyor. gidemez. gözüm kara demiştim. gözüm kara . giderim. veya ölürüz. sindiremeyecek beni göreceksiniz. bazen aynı olmuyor işte. olmuyor. şayet yukarıda anlatıldığı gibi bir babanız varsa babalarınızın değerini bilin...

bu da ben ve benim gibilere gelsin
devamını gör...
137.
ilter kurcala, yavrum evladım niye böyle kısacık kısacık? 1:17 nedir ya hu. bal çalmak bu ağzımıza.

baba
devamını gör...
138.
evdeki saatin pili bitmiş. kaç gündür aynı şekilde duruyor. bugün telefonda babamla ne zaman geleceğini konuşurken pillerin yerini sordum. sen bekle ben gelince değiştiririm dedi.

işte bir evde babanın olması böyle mühim bir şey. en ufak görevi bile üstlenir babalar.
devamını gör...
139.
babalar yıkılmaz koca bir çınardır. allah başımızdan eksik etmesin.
devamını gör...
140.
babam

bugün fıtık ameliyatı için hastaneye gittik. artık bana yetişemiyor normal yürüyüşümde bile. bir zamanlar benim ona yetişemediğim gibi...
doktor ameliyat için birkaç test istedi. karnında ağrı olduğu ve yaşlı olduğu için önce karın boşluğuyla ilgili birkaç test istedi. öğle arasında zaman geçirmek için merkeze indik. çorba içelim dedim, bağırsak sorunu için daha uygun olur. arabayı çektim bir yere. indik, ben nereye gidersem babam peşimden oraya geliyor. yemek yenecek mekanı benim seçmemi bekliyor. bulduk bir yer, oturduk. iki kelle paça söyledim. masada otururken babamın beni üniversite sınavına için il merkezine getirdiğinde bir lokantada pilav döner yedirdiğini hatırladım. o zaman babam beni yemeğe götürmüştü. yemek siparişini babam vermişti, hesabı babam ödemişti. bugün bunların hepsini ben yaptım. ama yüreğim beni yemeğe götüren, sipariş veren, hesabı ödeyen babamı aradı. eskisi gibi genç, güçlü, yöneten ve yönlendiren babamı.
oradan çıkıp bir çay bahçesine gittik. çay söyledik. babamla hiç konuşamadım. konuşmadık. sadece etrafına, etrafındaki kişilere baktı. belki tanıdık birileri vardır diye. eskiden buraların daha sakin olduğunu söyledi sadece.
hastaneden eve gelirken de konuşmadı, biraz uyukladı. morali de bozuk görünüyordu. doktor testlerden bir şey tespit edemeyince başka bir şehire sevk etti endoskopi ve kolonoskopi için. yaşı da olduğu için ameliyata almayı riskli buldu galiba. mide ve karın rahatsızlığı varken ameliyat riskli olurmuş. önce oraların sorunsuzluğundan emin olunması gerekiyormuş. belki de bunlara sıkıldı canı.
eve geldiğimizde yaşlı annem parkinsondan kaynaklanan ağır hareketlerine rağmen yemek pişirmişti. gerçi her zaman pişirir zaten, mecbuyetten. çünkü iki katlı evde yalnız yaşıyor bu yedi çocuk sahibi çift. yetiştirdikleri yedi evlattan hiçbiri yanlarında değil. bunlardan birisi de benim. neyse babamı yemeğe çağırmaya gittim, alt katta kanepenin üzerinde yatıyordu. akşam yiyeceğini söyledi. orada merak ettim acaba neler düşünüyordu? üzülüyor muydu? hayatıyla ilgili kaygıları, korkuları var mıydı?
aşağı yukarı bir ay sonra gideceğim. bu iki ihtiyarı bir başına bırakıp gideceğim. yine annem ağır hareketleriyle yemek yapmaya çalışacak. babam kızacak annemin düzensizliğine.
gidişim yine çok zor olacak. hem benim için hem de annem için. babam mı, o pek belli etmez hislerini. buraya gelişimin sevinci iki derece ise buradan ayrılışımın hüznü dört derece oluyor. pek kârlı bir ticarete benzemiyor değil mi? yine de o iki derecelik sevinç için dört derecelik hüzne katlanmaya değer diyorum.
ha, diyeceksiniz ki madem o kadar üzülüyorsun, düşünüyorsun o zaman niçin bırakıp gittin ya da neden geri dönmüyorsun?
o da benim riyakârlığım kardeşlerim, o da benim vefasızlığım, o da benim samimiyetsizliğim. ne derseniz razıyım.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"baba" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim