41.
içimde hep kanayan bir yaradır. şairin de dediği gibi "bu memlekette belki de insanlar en çok baba sancısıyla inliyor."
devamını gör...
42.
çok çeşidi var;
aile babası, iskele babası, şam babası, cici baba, ağa baba, müslüm baba, orhan baba vs....
biz erkekler zaman içinde illaki bu babalardan biri oluruz. hangisi olduğumuz (olacağımız) biraz bize kalmış. sıfatlar zift gibi, kolay kolay silemezsin. dikkatli ve sabırlı olmak lazım.
aile babası, iskele babası, şam babası, cici baba, ağa baba, müslüm baba, orhan baba vs....
biz erkekler zaman içinde illaki bu babalardan biri oluruz. hangisi olduğumuz (olacağımız) biraz bize kalmış. sıfatlar zift gibi, kolay kolay silemezsin. dikkatli ve sabırlı olmak lazım.
devamını gör...
43.
tüm nefretleri unuttum. onun acısını unutamadım. olmaz. dünyanın ölümcül boykotu ve aynı zamanda ihaneti ve ihlali! soğuk ameliyat odalarına nereden düştüğümü anlamadan ölüm çıkageldi. asıl tanrı babam o oldu: ölüm! bunlar üzerine suçlu oluverdim. acıya battım. ve bunlar üzerine büyük nedamet duymaktan, boşluktan ileri gelen bedenle bunu üstlendim. bedbinlerden alıntı yapmadan, kimsesiz kaldım. aslında bunu
caraco'un dediği gibi; "çaresizlik gerçektir"
'i sinir hücrelerime kadar sindirdim. mezarına gitmem gerek: gidip kafatasını çıkarıp kan kusasıya kadar ağlayıp sonra neden beni bu kazurat dünyaya bıraktın demeliyim. ama nafile. olsa olsa, ancak kakalak gibi hiçliğe ağlanır. bunları deyip, gömütüne gidip kafatasını parçalamak var. safkan deli artaud'un çocukça yakarış diyeceği bir şey olurdu bu.
embesil bir doçent kadın doktor vardı. 150 çeşit türü olan bir kanser türünden birine yakalandığından söz ediyordu. bir de yanında kalmak isterdim, bu konular dahilinde hastalıkları neticesinde, güya korumacı yaklaşıp, bir de 13 yaşındaki çocuğa bunu kaldırabilecek misin(!) sorunu yöneltmişti bana. sonrasında aptallığı bir kenara çekildi doktorun. ve ölüm diyaliz odasına günler fazla geçmeden girip son soluğu verdirmiş. 3 ameliyat ile kadavraya dönen bedenle oynayan müthiş tıp. kurtasaydılar bile kahramanım olamayacak kokuşmuş yapay tıp. tıbbın terminolojisinden iğrençlik sızıyor.
gençliğin kötülcül alışkanlıklarıyla caka satılan bana bir şey olmazcı tavrından, yani gençliğinde kendine dikkat etmesinden yakınırdı. sigara vb. akla gelecek en pislerini gençken deneyimleyip, çok geç akıllanmasıyla ve en sonunda geldiği noktada kendi ölümüne hastanede ve ameliyat masalarında organları deşilerek geçip gitti. bedenin cevabı ne mi oldu: babam kan işerdi. 3 ameliyat sonrasında; en nihayetinde organlarıyla ödeşti. sesi kısılarak, organları iflas ederek, tahayyül derecesini zorlayan, inim inim tarifsiz acılar çekti. bedeni eriyip gitti. vücudu küçüldü. virütik kanser yayılımcılığıyla yedi bitirdi bedenini. sözde yaşamda soluk alıp verirken çürüyerek öldü.
babam yok. uzun vakittir ki artık o yokluk oldu.
travma mı? baba figürü evren açmazı gibi bitmeyen bir konudur bitmez. ama anaçlık ve baskın hiçlik yaratan bugünlerin maskaraları beni anlayamazlar. kanserli uyuyan bedenleri belki anlar. onlar, babalıklar erken ölür. baba erken ölmeli!
aziz john'un ''her şey olabilirsin: hiç olmaya çalış''
sözüyle baba her daim silikleşir. ölümün hiçliğine bürüneni odur. hiçbir şeyliğe salık verdim. analıktan bahsetmiyorum bile yok saydım. babasız büyüyen, (ona büyümek denilirse), artık yitmiştir ve mutlak olarak kimsesizdir. eğer özkıyımına cesareti varsa, oraya ölümde kalmaya geldiği yere tez gitmelidir.
kim miyim? bu leşleşmiş karşılamayı yaparken; artık kendimin babasıyım ve hiçim!
caraco'un dediği gibi; "çaresizlik gerçektir"
embesil bir doçent kadın doktor vardı. 150 çeşit türü olan bir kanser türünden birine yakalandığından söz ediyordu. bir de yanında kalmak isterdim, bu konular dahilinde hastalıkları neticesinde, güya korumacı yaklaşıp, bir de 13 yaşındaki çocuğa bunu kaldırabilecek misin(!) sorunu yöneltmişti bana. sonrasında aptallığı bir kenara çekildi doktorun. ve ölüm diyaliz odasına günler fazla geçmeden girip son soluğu verdirmiş. 3 ameliyat ile kadavraya dönen bedenle oynayan müthiş tıp. kurtasaydılar bile kahramanım olamayacak kokuşmuş yapay tıp. tıbbın terminolojisinden iğrençlik sızıyor.
gençliğin kötülcül alışkanlıklarıyla caka satılan bana bir şey olmazcı tavrından, yani gençliğinde kendine dikkat etmesinden yakınırdı. sigara vb. akla gelecek en pislerini gençken deneyimleyip, çok geç akıllanmasıyla ve en sonunda geldiği noktada kendi ölümüne hastanede ve ameliyat masalarında organları deşilerek geçip gitti. bedenin cevabı ne mi oldu: babam kan işerdi. 3 ameliyat sonrasında; en nihayetinde organlarıyla ödeşti. sesi kısılarak, organları iflas ederek, tahayyül derecesini zorlayan, inim inim tarifsiz acılar çekti. bedeni eriyip gitti. vücudu küçüldü. virütik kanser yayılımcılığıyla yedi bitirdi bedenini. sözde yaşamda soluk alıp verirken çürüyerek öldü.
babam yok. uzun vakittir ki artık o yokluk oldu.
travma mı? baba figürü evren açmazı gibi bitmeyen bir konudur bitmez. ama anaçlık ve baskın hiçlik yaratan bugünlerin maskaraları beni anlayamazlar. kanserli uyuyan bedenleri belki anlar. onlar, babalıklar erken ölür. baba erken ölmeli!
aziz john'un ''her şey olabilirsin: hiç olmaya çalış''
kim miyim? bu leşleşmiş karşılamayı yaparken; artık kendimin babasıyım ve hiçim!
devamını gör...
44.
kırmızı odada delikanlı sadi doktora:
-bir çocuğa hayat veren kimdir?
+önce bir çocuğa annesi hayat verir.
-bu sefer yanlış bildin hocam anne nefes,baba hayat verir. eğer baban yoksa sadece nefes alıp serseri mayın gibi dolaşırsın etrafta.
velhasılı kelam bir evladın kaderini babaları çizer.
-bir çocuğa hayat veren kimdir?
+önce bir çocuğa annesi hayat verir.
-bu sefer yanlış bildin hocam anne nefes,baba hayat verir. eğer baban yoksa sadece nefes alıp serseri mayın gibi dolaşırsın etrafta.
velhasılı kelam bir evladın kaderini babaları çizer.
devamını gör...
45.
mileva marićin babası. mileva’nın ayağı aksamaktadır. annesi bunun için evliliğinin olup olamayacağı hakkında dertlidir. babası kızının zeki bir kadın olduğunu eşine anlatmaya çalışsa da eşi, zeki bir kadının asla evlilik için tercih edilemeyeceğine emin olduğu için onu ev işlerine yönetir. tüm bunlara karşı kızının bilime olan ilgisini besleyen ve ona her koşulda destek olan baba gibi baba kızının hayatına yön verir.
mileva marić babasının desteği ile erkek okuluna kabul edilen ilk kızdır. daha sonra zürih federal teknoloji enstitüsü'nde, albert einstein'ın sınıfındaki tek kız öğrenci olarak hep ilklerde olmuştur. albert einstein’in eşidir.
annenin evlenmeyi bile çok gördüğü kızını dönemin en güzel okullarından en seçkin zekalarının arasına koyan babasını anımsamadan geçemedim.
baba insana hayat verir.
mileva marić babasının desteği ile erkek okuluna kabul edilen ilk kızdır. daha sonra zürih federal teknoloji enstitüsü'nde, albert einstein'ın sınıfındaki tek kız öğrenci olarak hep ilklerde olmuştur. albert einstein’in eşidir.
annenin evlenmeyi bile çok gördüğü kızını dönemin en güzel okullarından en seçkin zekalarının arasına koyan babasını anımsamadan geçemedim.
baba insana hayat verir.
devamını gör...
46.
kimi zaman yar, kimi zaman yara olan kişi.
devamını gör...
47.
ben sana küsüm aslında, haberin yok
koyup gittiğin yerde kötülük çok
kime kızayım, nazım senden başka kime geçer?
benim sensiz kolum, bacağım, ocağım yok
koyup gittiğin yerde kötülük çok
kime kızayım, nazım senden başka kime geçer?
benim sensiz kolum, bacağım, ocağım yok
devamını gör...
48.
bir söz var ya hani, bir kız çocuğunun kaderini babası çizer diye. o sözdeki kişidir. vezir de eder, rezil de eder.
devamını gör...
49.
insanın karakterini büyük ölçüde şekillendiren arketiplerden birisi. tarot'ta imparator kartına karşılık gelir. imparator joker'e toplumsal statükoyu ve burada kendisine nasıl yer edineceğini öğretir. aşağı yukarı bir babanın da çocuğuna gerek istemli gerek istemdışı şekilde öğrettiği şey de zaten budur. babanız iyi bir imparatorsa sizin için bir kahramandır, mesela atatürk'de tipik bir imparator arketipi örneğidir çünkü türk halkını büyütüp geliştiren ve özgürleştiren kahraman rolünü taşır. ya da narsist bir tiran rolünü de taşıyabilir ki bu da ters imparator olarak karşımıza çıkar. babalık sıfatını ayaklar altına alan kişilerin tarolojik karşışığı budur, en sevdiğim örneği tevratın ve incilin kanasusamış tanrısı yahvedir.
devamını gör...
50.
"babalar alnımıza yazılmış yalnızlıklarımızdır." (bir kitaptan alıntıdır)
devamını gör...
51.
ev demektir. sobada yanan odun, sofraya getirilen ekmek, üstünüzdeki yorgan, cebinizdeki para, geleceğiniz geçmişiniz demek.
devamını gör...
52.
seni hak etmedim babam. beni affet.
devamını gör...
53.
o kadar karmaşık ki;
kimisi için çok şey ifade ederken, kimisi için boş küme.
kendi adıma:
küçükken; heybetli, yıkılmaz, sağlam..
ergenken; bir boktan haberi yok, yaşlandı artık, dünyayı takip edemiyor..
gençken; aman yaaa babam da tamam zamanında yaşamış ama neden bu tedbirli haller, nedir bu ketumluk?
gençliğin sonları; babam da amma taktı buna, tamam haklı ama çok abartıyor, sonuçta zaman değişmeye başladı..
orta yaş; babama kızıyoruz ama bu evrakların kaşeli imzalı olanı lazım yoksa kabul etmiyorlar, dosyalamak lazım bunları..
şimdi;
babam olsaydı da sorsaydım ona, anlatsaydım neyi nasıl yaptığımı, fikirlerini dinleseydim, ufaktan biraderi çekiştirseydim, 30 yıllık doktoruna saydırsaydım, mahallede eski kimse kalmadığını konuşsaydık...
pazar günü gelseydi oturup trt 2'de john wayne'li kovboy filmi seyretseydik, akşam olsaydı oturup karşılıklı birer kadeh rakı içseydik. yıllardır anlattığı artık ezberlediğim ama her seferinde sanki ilk defa duyuyormuşum gibi dinlediğim hikayelerini dinleseydim.
"eğilmez başın gibi gökler bulutlu efem" diye başladığı yanık sesini duysaydım.
ezcümle, " hadi bana eyvallah" dedi gitti.
tanım: nefesi yeter...
kimisi için çok şey ifade ederken, kimisi için boş küme.
kendi adıma:
küçükken; heybetli, yıkılmaz, sağlam..
ergenken; bir boktan haberi yok, yaşlandı artık, dünyayı takip edemiyor..
gençken; aman yaaa babam da tamam zamanında yaşamış ama neden bu tedbirli haller, nedir bu ketumluk?
gençliğin sonları; babam da amma taktı buna, tamam haklı ama çok abartıyor, sonuçta zaman değişmeye başladı..
orta yaş; babama kızıyoruz ama bu evrakların kaşeli imzalı olanı lazım yoksa kabul etmiyorlar, dosyalamak lazım bunları..
şimdi;
babam olsaydı da sorsaydım ona, anlatsaydım neyi nasıl yaptığımı, fikirlerini dinleseydim, ufaktan biraderi çekiştirseydim, 30 yıllık doktoruna saydırsaydım, mahallede eski kimse kalmadığını konuşsaydık...
pazar günü gelseydi oturup trt 2'de john wayne'li kovboy filmi seyretseydik, akşam olsaydı oturup karşılıklı birer kadeh rakı içseydik. yıllardır anlattığı artık ezberlediğim ama her seferinde sanki ilk defa duyuyormuşum gibi dinlediğim hikayelerini dinleseydim.
"eğilmez başın gibi gökler bulutlu efem" diye başladığı yanık sesini duysaydım.
ezcümle, " hadi bana eyvallah" dedi gitti.
tanım: nefesi yeter...
devamını gör...
54.
çocuğu olmuş erkek
devamını gör...
55.
neredesin babam?
bırak geleyim
biliyorum oraları babam
kaybolursan
birlikte kaybolalım
bırak geleyim
biliyorum oraları babam
kaybolursan
birlikte kaybolalım
devamını gör...
56.
insan baba olunca babasının kıymetini anlar. insanın babası ölünce de büyür. özledim be babam.
devamını gör...
57.
saygın olan baba değil, babalıktır.
devamını gör...
58.
yakınında olsa da aslında hep uzakta olandır. ama çocukları onu kalbinde yaşatmayı tercih eder.
devamını gör...
59.
kimisine varlığı kimisine yokluğu dert olan birey.
devamını gör...
60.
çok özledim. çok. kelimelerle tarif edemem. o yüzden uğraşmayacağım boşuna.
nereye gitti bilmiyorum. bir yere gitti mi onu da bilmiyorum. bu dünyada olmadığını, bir daha onunla olamayacağımı artık alıyor aklım. ne kadar zamanım kaldıysa geriye, yanımda, yöremde olmayacağını artık, biliyorum. onu bir daha göremeyeceğimi, ne kadar özlersem özleyeyim ona bir daha sarılamayacağımı, bir daha onunla tartışamayacağımı, her defasında yemek arasında almak zorunda olduğu ilacı unutması yüzünden ona yarı şaka yarı ciddi takılamayacağımı, şarkı söylemesini, kuran okumasını dinleyemeyeceğimi, spor müsabakalarında çocuk gibi heyecanlanmasını izleyemeyeceğimi, kokusunu duyamayacağımı kabul ettim. ettim etmesine ama içimdeki boşluğu neyle dolduracağımı hala bilmiyorum. bu boşlukla yaşamıma devam etmek zorundaysam buna nasıl alışacağımın, bunun alışılabilir bir şey olup olmadığının cevabını hala arıyorum.
fotoğraflarına baktım bugün. moralim bozuktu, modum düşüktü. bir iki video var. son zamanlarından. onlara bakmadım bilerek. eski fotoğraflarına, kocaman gülümsemesine, herkese neşe saçan, herkesi yükselten hallerine baktım. iyi gelmedi. yokluk, hiçlik, bir daha asla durumu öyle anılarla, fotoğraflarla falan hafifleyen bir şey değil. değilmiş. zamanla zaten anılar da silinecek kafamdan biliyorum. sesini, kokusunu, mimiklerini, teninin dokusunu unutacağım. belki zorlayacak buna rağmen hatırlayamayacak kadar uzun süre yaşayacağım.
ya boşluk? boşluğunu da unutabilecek miyim? bu boşlukla barışabilecek miyim?
nereye gitti bilmiyorum. bir yere gitti mi onu da bilmiyorum. bu dünyada olmadığını, bir daha onunla olamayacağımı artık alıyor aklım. ne kadar zamanım kaldıysa geriye, yanımda, yöremde olmayacağını artık, biliyorum. onu bir daha göremeyeceğimi, ne kadar özlersem özleyeyim ona bir daha sarılamayacağımı, bir daha onunla tartışamayacağımı, her defasında yemek arasında almak zorunda olduğu ilacı unutması yüzünden ona yarı şaka yarı ciddi takılamayacağımı, şarkı söylemesini, kuran okumasını dinleyemeyeceğimi, spor müsabakalarında çocuk gibi heyecanlanmasını izleyemeyeceğimi, kokusunu duyamayacağımı kabul ettim. ettim etmesine ama içimdeki boşluğu neyle dolduracağımı hala bilmiyorum. bu boşlukla yaşamıma devam etmek zorundaysam buna nasıl alışacağımın, bunun alışılabilir bir şey olup olmadığının cevabını hala arıyorum.
fotoğraflarına baktım bugün. moralim bozuktu, modum düşüktü. bir iki video var. son zamanlarından. onlara bakmadım bilerek. eski fotoğraflarına, kocaman gülümsemesine, herkese neşe saçan, herkesi yükselten hallerine baktım. iyi gelmedi. yokluk, hiçlik, bir daha asla durumu öyle anılarla, fotoğraflarla falan hafifleyen bir şey değil. değilmiş. zamanla zaten anılar da silinecek kafamdan biliyorum. sesini, kokusunu, mimiklerini, teninin dokusunu unutacağım. belki zorlayacak buna rağmen hatırlayamayacak kadar uzun süre yaşayacağım.
ya boşluk? boşluğunu da unutabilecek miyim? bu boşlukla barışabilecek miyim?
devamını gör...